Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

CHP’li Kuşoğlu: 783 şirket kayyımla yönetiliyor, paranızı böyle bir ülkede tutar mısınız?

Afrasia Bank New World Wealth’in araştırmasına göre, 2016-2019’da en az 300 milyar dolar Türkiye’den yurtdışına kaçtı. Araştırmayı yorumlayan CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, “Bir kişinin terörist olduğu kanaati oluşunca mal varlığına el konularak TMSF kayyım atıyor. Şu anda TMSF’nin kayyım atadığı 783 şirket var. Sizin 1 milyar dolarınız olsa böyle bir ülkede tutar mısınız?” dedi.

BOLD – CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, TMSF’nin şirketlere kayyım atamasını öngören OHAL uygulamasının 3 yıl daha uzatılmasına tepki gösterdi.

Türkiye’nin nüfusuna oranla dışarıya servet çıkarılan ilk ülke olduğunu belirten Kuşoğlu, şunları söyledi: “Afrasia Bank New World Wealth’in araştırmasına göre, 2016-2019 arasında Türkiye nüfusuna oranla dışarıya servet çıkan birinci ekonomi. Araştırmaya göre, 1 milyon dolar ve üstü 17 bin 100 hesap dışarı kaçmış. Ortalama 10 milyondan baz alsak 170 milyar dolar yapar. İlave çıkışlar söz konusu. Yani en az yurtdışında en az 300 milyar dolar var. Bir iş insanına göre bu rakam en az 500 milyar dolar. Türkler hem servetlerini yurtdışına götürüyor hem de yatırımlarını İspanya, İngiltere, Romanya hatta  Mısır’a yapıyor.”

TÜRKİYE’DE KARA PARA AKLANIYOR

Ekonomide son dönemde ortaya çıkan ‘çökmenin’ oluştuğunu vurgulayan Kuşoğlu, “6 servet affı yaptık. Vergi alınmayan bu aflarla bu servetler bankacılık sisteminde kayda giriyor, sonra tekrar geri yurtdışına çıkıyor. Bu da Türkiye’yi para aklayan ülke konumuna düşürüyor. Türk Lirası’nın düşmesi ile servet avcıları da türedi. Değeri 10 milyar dolar olan bir bankamızı 5 milyar dolara alabiliyorlar. Ekonomide yamukluk, çarpıklık var. Oysa yatırımcı, hukuka, demokrasiye ve ekonomiye güvenebilmeli” dedi.

AKP, KAYYIM UYGULAMASINI 3 YIL UZATTI

Sözcü gazetesinin haberine göre Kuşoğlu, yaşanan servet kaçırma işinin TBMM’den çıkan son torba yasayla artacağını savundu. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) 3 yıl daha kayyımlık yapabilmesini öngördüğünü vurgulayan Kuşoğlu,  “Yani bir kişinin terörist olduğu kanaati oluşunca mal varlığına el konularak TMSF kayyım atıyor. Şu anda TMSF’nin kayyım olarak atandığı 783 şirket var. Devlet bakkallık yapmaz diye 61 milyar dolarlık özelleştirme yapan iktidar, terörist diye yargıladığı 783 şirketin kayyumu. 3 yıl uzatılan bu kanun Türkiye’ye sıkıntı getirecek. Sizin 1 milyar dolarınız olsa böyle bir ülkede tutar mısınız?” diye sordu.

‘Kimsenin malında gözümüz yok’ diyen Erdoğan dünyayı ikna edemiyor

Ekonomi

Dünyadaki yeni kriz faiz kararı arifesindeki Türkiye’yi nasıl etkiler?

FED’in tahvil alım kararı ve Çinli gayrimenkul şirketi Evergrande’nin temerrüde sürüklenmesi dünyayı yeni bir ekonomik krizin eşiğine getirdi. Ekonomi uzmanı Turhan Bozkurt, büyük çöküşü anlattı.

BOLD – Amerikan Merkez Bankası FED’in tahvil alımlarını azaltmaya yönelik hamlesi ve Çinli gayrimenkul şirketi Evergrande’nin 300 milyar doları bulan borcu ve akıbetinin belirsizliği dünya piyasalarında tam bir çöküşü neden oldu. Dünya borsalarında hisse senetleri olağandışı değer kaybederken kripto para birimleri de büyük değer kaybetti. Morgan Stanley stratejistlerine göre, en kötü senaryoda New York Borsası’nda işlem gören hisse senetleri yüzde 20 değer kaybedebilir.

Dünyada yaşanan 2008 krizini andıran gelişmeleri ekonomi yazarı Turhan Bozkurt YouTube kanalında değerlendirdi. Doların güçlendiğini belirten Bozkurt, “Dolar 8,80 TL rekorunun eşiğinde. Euro 10,23 TL’ye kadar yükseldi. Borsa İstanbul’da (BİST) işlem gören hisseler çakıldı. BİST 100 endeksi, yüzde 2 değer kaybetti. Bankalardaki kayıplar daha dramatik. Bitcoin ve Ethereum başta olmak üzere kripto paralar da çöktü. Altının ons fiyatı 1.750 dolar kritik eşiğinin üzerinde Amerikan Merkez Bankası’nın kararını bekliyor” dedi.

AĞBAL’IN MESAJI

Naci Ağbal’ın faiz kararının hemen öncesi verdiği faiz mesajına değinen Turhan, “Görevden alınan Naci Ağbal, 6 ay sonra, faiz kararının verileceği toplantının arifesinde selefi Şahap Kavcıoğlu’na ‘Faizi indirme!’ mesajı verdi. ‘Zaman ayarlı’ manidar mesajın Saray ya da Merkez Bankası nezdinde bir hükmü yok. Faizi yüzde 19’a çıkardığı için 20 Mart’ta Erdoğan tarafından Merkez Bankası Başkanlığı’ndan azledilmişti. Naci Ağbal, 8 Kasım 2020’de Merkez Bankası Başkanlığı’na getirildiğinde ilk iş olarak Londra ile temasa geçti. ‘200-300 baz puan reel faiz vereceğiz’ sözü faiz lobisinden başka kimseye yaramadı. Net rezervlerin -50 milyar dolara gerilemesine ve güvenin tarumar edilmesine aldırış etmeden sadece yüksek reel faizle dolar/TL kurunu düşürebileceğin zannetti” diye konuştu.

Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na katılmak için ABD’de bulunduğunu hatırlatan Bozkurt, “ABD Başkanı Joe Biden ile Erdoğan arasında herhangi bir görüşme yok. ‘Amerika’dan dolar gelecek, Borsa İstanbul coşacak’ sözlerini kale almayın” dedi.

Afrika’daki açlığı 30 bin euroluk saatiyle anlattı

Okumaya devam et

Ekonomi

Marketlere açılan savaş da yetmedi: Gıda fiyatları daha da artacak

AKP Hükumeti son aylarda hızla artan gıda fiyatları ile ilgili marketleri suçluyor. Bu konuda marketlere yapılan denetimler artırılırken uzmanlar hasat döneminde bile düşmeyen gıda fiyatlarının daha da artacağı konusunda uyarıyor.

BOLD – Gıda fiyatlarındaki artış sürüyor. AKP Hükumeti ise fiyat artışlarıyla ilgili marketleri suçluyor. Uzmanlar ise gıda fiyatlarındaki artışın devam edeceği konusunda uyarılarda bulunuyor.

TARLA ÜRETİMİ BİTİNCE FİYATLAR DAHA DA ARTACAK

Gıda fiyatlarındaki artışın nedenlerine ve çözüm önerilerine ilişkin BirGün’den Namık Alkan’a konuşan Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım çiftçinin desteklenerek üretimin artırılması gerektiğini söyledi. Yıldırım, hasat döneminde dahi fiyatların artmaya devam ettiğine dikkat çekerek, “Bu dönemde fiyatlar düşmediyse önümüzdeki aylarda fiyatlar daha da artacak. Tarla üretimi bitecek ve ürün olmayınca fiyatlar daha da artacak” dedi.

ZARAR EDEN ÇİFTÇİ ARTIK ÜRETMİYOR

Enflasyon verileri açıklandığında en yüksek ürünlerin gıdalar olduğunun görüldüğüne dikkat çeken Yıldırım, “Son 1 yıllık enflasyon yüzde 19, gıda enflasyonu ise yüzde 29 civarında. Bunun belli nedenleri var. Birincisi üretimin pahalı hale gelmesi. Girdi fiyatlarının çok yükselmesi önemli bir neden. Üreticiyle konuştuğunuz zaman fiyatların aynı oranda artmadığını görüyorsunuz. Son bir yılda gübrede fiyatı yüzde 148 artmışken, tarımsal ürünlerin hiçbirinin fiyatı yüzde 100 artmadı. Böyle olunca üretici üretimden uzaklaşıyor. Çiftçi giderek sektörden uzaklaşıyor” dedi.

ALIM GARANTİLİ ÜRÜNLER YETİŞTİRİLİYOR

Kırsalda giderek yaşlanan bir nüfus olduğunu belirten Yıldırım, “Artık genç nüfus kalmadığı için üretim eskiden daha emeğe dayalıydı şimdi daha çok makineye döndü. Çiftçi kolay ekilip, kolay hasat edilen ürünleri tercih ediyor. En temel nedeni uygulanan tarım politikasının ithalattan yana olması. Böyle olunca çiftçi para kazanamadığı, rekabet edemediği için üretimi bırakıyor. Çiftçi hesapladığı zaman girdi masrafları satış fiyatını karşılamıyor. Alım garantisi olan ürünlerde çiftçinin daha çok üretime devam ettiği görülüyor” dedi.

ÜRETİM PLANLAMASI YOK

Çiftçiye yapılması gereken desteklerin halen ödenmediğini belirten Yıldırım, “Çiftçi 2022’nin ekimi için hazırlık yapıyor şu an ve tam olarak destek ödemelerine ihtiyacı var. Çiftçi destek ödemelerine göre ekim yapacak. Bunlar açıklanmayınca üretim yönlendirilmiyor ve planlanmamış oluyor. Kuraklık nedeniyle buğday, arpa fiyatları çok yükseldi. Çiftçiler tam bunları ekecekken bir kararname yayınlandı ve gümrük vergisi sıfırlandı, ithalat yapılacak. Çiftçinin kafası karıştı” dedi.

TMO İHRACAT MERKEZİNE DÖNÜŞTÜ

Birçok ilde kuraklık yaşandığına dikkat çeken Yıldırım, “Kuraklığın etkilerini görmeye başladık ve soframızda hissetmeye başladık. Güneydoğu’da ve İç Ege’de çok ciddi tarım alanları kayboldu. Bu rakamları açıklamıyorlar ama hepsi yaşanıyor. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) son dönemde tamamen ithalat merkezine dönüştü. Çiftçiyi korumak ve üretimi sürdürmek için kurulan kurum, tüketiciyi ve üreticiyi korumuyor. Çiftçiye karşı sürekli ithalat yapıyor” dedi.

HAYVAN ÇİFTLİKLERİ SATIŞA ÇIKARILDI

Hayvancılığın da zor durumda olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Hayvanları beslemek, insanları beslemekten daha zor bir hale geldi. Biz damızlık hayvanı ithal ediyoruz bu hayvanlar tamamen içeride yemle beslenen hayvanlar. Hayvana verdiğimiz yemin ham maddesinin de büyük kısmını ithal ediyoruz. Döviz arttıkça bunların fiyatı artıyor. Çiftçi hayvancılığa da bırakıyor. Çok sayıda çiftlikler sürekli satılıyor. Avrupa’ya süt ihraç eden çiftlikler bile satılığa çıkıyor. Genel sorun girdi maliyetleri ve ithalat. Bundan sonra artık daha zor olacak” dedi.

CUMHURBAŞKANI GİTTİĞİ HER ÜLKEDEN GIDA ÜRÜNÜ ALIYOR

Türkiye’nin uluslararası şirketlerden bağımsız bir tarım politikası üretmesi gerektiğini belirten Yıldırım, “Türkiye’nin tarımsal potansiyelini değerlendirecek politika üretmesi lazım. Yalnızca tarım politikasıyla olmaz, dış ticaret politikasıyla beraber yürütülmesi gereken bir süreç. Cumhurbaşkanı gittiği her ülkede ‘Biz sizden ürün alalım’ diyor. Böyle bir tarım politikası olmaz. İçerideki üreticiyi üretime küstürürsünüz. Hükumetin tarım politikası ve gıda politikası yanlış. Ürünlerin raf fiyatları yükselince de depo basılıyor” dedi.

FİYATLAR ÖNÜMÜZDEKİ AYLARDA DAHA DA ARTACAK

Fiyatların bu kadar yükseldiği dönemlerin az olduğunu ifade eden Yıldırım, “Bu dönem alım gücü çok düştü. Asıl olarak üreticiyle tüketici arasındaki fiyat farkı çok yüksek. Market sisteminin, dağıtım kanallarının çok fazla olması bunları etkiliyor. Daha önce 100 liraya pazara gidilirken artık aynı alışveriş 250 liraya yapılamıyor. Gelişmiş ülkelere baktığımızda gıdanın harcama kalemi içindeki payı yüzde 10’sa, Türkiye’de bu yüzde 30 hatta 40’lara kadar çıkıyor. Bu dönemde fiyatlar düşmediyse önümüzdeki aylarda fiyatlar daha da artacak. Tarla üretimi bitecek ve ürün olmayınca fiyatlar daha da artacak” dedi.

Türkiye Tribünali raporu: Gülen Hareketi ve Kürtlere sistematik işkence var, yapanlar korunuyor

Okumaya devam et

Ekonomi

Elektrik dağıtım şirketleri batmasın diye halka 10 milyar liralık fatura çıkarıldı

Son aylarda vatandaşlara gelen yüksek elektrik faturalarının sebebi anlaşıldı. Elektrik faturalarının kabarmasında 10 milyar lirayı bulan başta kayıp kayıp kaçak bedeli olmak üzere dağıtım firmalarının batmasını önlemeye yönelik maliyetlerin etkili olduğu ortaya çıktı.

BOLD – Elektrikte pahalılık artarak devam ediyor. Devletin dağıtım şirketlerine kilovatsaat başına 23.76 kuruştan sattığı elektriği halk 47.43 kuruşa tüketiyor. Sadece geçen yıl özel şirketlerin hizmet verdiği dağıtım sektörüne halk üzerinden aktarılan kaynak 10 milyar TL’yi buldu.

GEÇEN YIL HALKIN CEBİNDEN ŞİRKETLERE DESTEK İÇİN 10 MİLYAR ÇIKTI

Özelleştirilen üretim, dağıtım ve perakende elektrik satışta şirketlerin zarar etmesi nedeniyle, bunlara ek destekler sağlanıyor. Bu destekler nedeniyle halkın faturası daha da kabarıyor. Sözcü’den Taylan Büyükşahin’e konuşan Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Özdağ, dağıtım ve tedarik şirketlerine Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ) üzerinden devletin ucuz elektrik verdiğini söyleyerek, “1 Ocak 2016-1 Temmuz 2021 arasındaki dönemde EÜAŞ toptan elektrik fiyatları yüzde 34 artarken, mesken abone grubunda dağıtım bedeli artışı yüzde 124 olmuştur. Böylece 2020’de dağıtım şirketlerine aktarılan kaynak 10 milyar TL oldu” dedi.

GEÇEN YIL YAPILAN DEĞİŞİKLE DAĞITIM FİRMALARI KORUNDU

Dağıtım şirketlerinin kamu tarafından sürekli desteklendiğini vurgulayan Özdağ, “25 Kasım 2020’de Elektrik Piyasası Kanunu değişikliği ile dağıtım şirketlerine avantajlar sağlandı. Değişiklik yapılırken kayıp- kaçak bedeli adı altında abonelerden para tahsil edilmesinin önlenmesini, mesken abonelerinden KDV ve TRT fonunun kaldırılmasını istedik. Ancak bunlar yapılmadı. Sonuçta EPDK’nın elektrik zamlarını yapabilmesi ve dağıtım şirketlerinin çıkarlarını koruyabilmesinin yasal altyapısı TBMM’de hazırlanmış oldu” dedi.

DAĞITIMDAN KAYNAKLANAN KAYIPLARI DA HALK ÖDÜYOR

Kayıp ve kaçak oranlarında OECD ülkeleri ortalamasının yüzde 7, TEİAŞ verilerine göre ise Türkiye’de bu oranın 2019 itibarıyla yüzde 10.7 olduğunu söyleyen Özdağ, ülke kaynaklarının israf edildiğini belirtti. Özdağ, “Ancak dağıtım şirketlerinden iletim seviyesinden elektrik alan OSB’ler, fabrikalar gibi büyük müşteriler hariç tutulduğunda dağıtım şebekesi kayıplarının daha yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Görüldüğü gibi dağıtım şirketlerinin önlemeleri gereken kayıp-kaçak bedelini hâlâ bizler ödüyoruz” dedi.

 

15 Temmuz’un şahidi Tenkil Müzesi için bir araya geliyorlar

Okumaya devam et

Popular

Shares