Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Frankfurt Havaalanı’nda tutulan öğretmenler Jülide Çetin ve Şeyma Demirel yarın deport edilecek

39 gündür Frankurt Havaalanı’nda tutulan ve haklarında deport kararı çıkan İngilizce öğretmenleri Jülide Çetin ve Şeyma Demirel, yarın sabah 10.00’daki Sofya uçağıyla Bulgaristan’a gönderilecek.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

18 Haziran’dan bu yana Frankfurt Havalaanı’nda tutulan İngilizce öğretmenleri Jülide Çetin ve Şeyma Demirel, yarın sabah saat 10.00’da Bulgaristan’a deport edilecek. Bold Medya’ya konuşan Çetin ve Demirel, kendileri için Sofya uçağına bilet alındığını ve sabahtan koronavirüs testi yapılacağını bugün öğrendiklerini söyledi. İlk başta buna inanmak istemediklerini söyleyen öğretmenler, görevlilerden biletlerini istediklerini, onların da getirip gösterdiğini belirtti.

Öte yandan Çetin ve Demirel’in avukatının, deport kararının durdurulması için Frankfurt’un da içinde bulunduğu Hessen eyaletinin başkenti Wiesbaden Parlamentosu’na bugün başvuru yapacağı öğrenildi.

39 gün önce Almanya’ya sığınma talep eden Jülide Çetin ve Şeyma Demirel, Vietnam’dan Almanya’ya Bulgaristan vizesiyle geldikleri için haklarında deport kararı çıktı.

Koronavirüs tedbirleri kapsamında Almanya’dan vize alamadıkları için Bulgaristan’a başvurduklarını söyleyen genç öğretmenler Bulgaristan’a gitmek istemediklerini, Türkiye’ye iade edilip tutuklanan öğretmenlerle aynı kaderi yaşamaktan endişe ettiklerini belirtiyor.

Çetin ve Demirel, 15 Temmuz’dan sonra Vietnam’a komşu olan Tayland, Malezya, Mynmar, Endonezya gibi ülkelerden birçok Gülen Hareketi mensubunun yasa dışı yollarla kaçırılıp Türkiye’ye iade edildiği için Almanya’ya sığınmak istiyor.

VİETNAM’DA OKUDULAR

8 yıl önce Vietnam’a üniversite okumaya giden 27 yaşındaki Jülide Çetin, Ho Chi Minh şehrindeki Vietnam Nationel Üniversitesi’nde İngilizce öğretmenliği bölümünde okudu. Şeyma Demirel ise 2018’de Hanoi Üniversitesi’nden mezun oldu. Vietnam’da İngilizce öğretmeni olarak çalışan Çetin ve Demirel mesleklerine Almanya’da devam etmek istiyor.

İki kadın öğretmen Türkiye’ye iade riskiyle karşı karşıya

BOLD ÖZEL

Yedi haftalık bebeğini hapiste kaybeden kanser hastası Gülden Aşık yine tutuklandı

Üç ay kaldığı Bandırma M Tipi Cezaevinde 7 haftalık bebeğini kaybeden Gülden Aşık, 15 Eylül’de tutuklandı. Cezaevindeyken ilk biyopsisi yapılan üç çocuk annesi Aşık, iki yıldır tiroid kanseriyle mücadele ediyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL 

İki yıl önce Bandırma M Tipi Cezaevinde 7 haftalık bebeğini kaybeden ve tahliye edildikten çok kısa bir süre sonra tiroid kanseri teşhisi konulan Gülden Aşık, 15 Eylül’de Edirne’de yine tutuklandı. Edirne Cezaevine konulan Aşık’ın kanser belirtileri daha önceki tutukluluk sürecinde ortaya çıkmış, ilk biyopsisi tahliye edilmeden 4 gün önce yapılmıştı.

Cezaevinde yaşadığı ağır travmanın etkisi henüz geçmemişken kanser olduğunu öğrenen Aşık, iki yıldır hastane hastane geziyordu. Doktor ameliyat olması gerektiğini söyledi. Ancak ses tellerini kaybedebileceği riskli bir ameliyattı. Aşık’ın tedavi çabaları tutuklanmasıyla birlikte yarım kaldı.

“BENİM YAVRUM KANIM CANIM, ONLAR İÇİN ÇÖPTÜ”

12, 11, 8 yaşlarında üç çocuk sahibi olan ev hanımı Gülden Aşık, Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 10 Nisan 2019’da Bandırma’da gözaltına alındı. 2 gün sonra tutuklanıp Bandırma M Tipi Cezaevine konuldu. Bylock kullandığı iddiasıyla ve tanık ifadelerine dayanılarak 26 Şubat 2020’de 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Aşık’ın dosyası İstinaf Mahkemesi’nde bulunuyor.

Hapse girdiğinde hamile olduğunu öğrenen Aşık, 1 Haziran 2019’da bebeği 10 haftalıkken düşük yaptı. Ancak otopsi sonucunda bebeğin 7 haftalık 5 günlükken kalbi durduğu ortaya çıktı. Karnında ölü bebekle hapiste 3 hafta yaşayan Gülden Aşık, kürtajdan 1 gün sonra taburcu edilip tekrar hapse gönderildi.

Bebeğini kaybettikten sonra eşine 19 sayfalık bir mektup yazan Aşık, gardiyanların doğmamış çocuğuna çöp muamelesi yaptığını kaleme almıştı. Bold Medya’nın yayınladığı mektupta geçen Aşık’ın “Benim yavrum canım kanım, onlar için çöptü” cümlesi ise akıllara kazınmıştı.

“BEN TERÖRİST DEĞİLİM, ELİMİ KELEPÇELEMEYİN”

Narkozun etkisiyle “Ben terörist değilim, elimi kelepçelemeyin… Bebeğimi öldürdüler” diye sayıklayan Aşık, bir gardiyan ve komutan arasında geçen konuşmayı şöyle yazmıştı: “Komutan nöbeti yeni aldığından ‘bayanın bebeği ölmüş vs’ diye beni soruyor. Memure hanım ‘abi küçük ya daha 7-8 haftalık çöp yani çöp işte…’ gibi bu minvalde cümleler kurdu. Az ileride ben duyuyorum. Benim kaybım başkasının dilinde çöp. İçim yandı, kalbim sızladı, ağlamamak için kendimi zor tuttum. Benim yavrum çöp, kanım canım çöp… Ve aynı memure birkaç dakika sonra hasta bakıcı gelmediği için evde çocuğum beni bekliyor diye isyan etti. Ben de içim boş, kalbim kırık, boynum bükük, yanımda bir çöp poşetinde eşyalarımla öylece oturdum ve yandım.”

10 Haziran 2019’da tahliye edilen Gülden Aşık’a birkaç gün sonra tiroid kanseri teşhisi konuldu. Gülden Aşık cezaevinde maruz kaldığı hak ihlallerini tahliye olduktan sonra Bold Medya‘ya verdiği özel röportajda anlatmıştı.

“Karnımda ölü bebekle cezaevinde 3 hafta yaşadım”

 

Bebeğini kaybeden tutuklu anne: “Benim yavrum, kanım, canım onlar için çöptü”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Organlarıyla 5 kişinin hayatını kurtaran hakim Nurfer Akgül’e ‘KHK’ sansürü

Beyin kanaması sonucu 2 Eylül’de hayatını kaybeden KHK’lı Yargıtay tetkik hakimi Nurfer Akgül, bağışladığı organlarla 5 kişiye hayat oldu. Akgül’ün ölümünü 1. sayfasından duyuran Hürriyet başta olmak üzere iktidar medyası ve internet siteleri KHK’lı hakim olduğunu yazmadı. “Hukukçu” demekle yetindiler.

BOLD ÖZEL – Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 15 Kasım 2016’da aldığı kararla Yargıtay tetkik hakimliğinden ihraç edilen Nurfer Akgül 2 Eylül’de geçirdiği beyin kanaması sonucunda 38 yaşında hayatını kaybetti. Üç yıl önce organlarını bağışlayan Akgül’ün kalbi, akciğeri, karaciğeri ve iki böbreği başka insanlara nakledildi.

İHRAÇTAN SONRA İKİ ÜNİVERSİTE OKUDU

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Nurfer Akgül, ihraç olduktan sonra bilişim hukuku alanında master yaptı, çocuk gelişimi okudu, bir süre de avukat olarak çalıştı. Akgül, olay günü, 30 Ağustos 2021’de iki oğlu, bir arkadaşı ve onun çocuklarıyla birlikte Kocaeli’nden Ankara Beypazarı’na tatile gidiyordu.

Mudurnu civarında rahatsızlanan Akgül, aracını yol kenarına çekerek 112’yi aradı. Çekmeseydi araba uçurumdan uçacaktı. Gelen sağlık ekiplerince Bolu İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Akgül’ün beyin kanaması geçirdiği tespit edildi. İki gün sonra Akgül’ün beyin ölümü gerçekleşti.

“BİR GÜN ÖLECEĞİZ, İNSANLAR BİZE DUA EDER”

Akgül ailesi, üç yıl önce organlarını bağışlayan Nurfer Akgül’ün 11 yaşındaki oğlu Adem Eymen’in okulun ilk günü yazdığı otobiyografiyle gündeme geldi. Baba Alper Akgül hem kendisini hem de herkesi çok duygulandıran oğlunun otobiyografisini sosyal medya hesabından paylaştı. Eymen, otobiyografisinde annesinin fren yaparak durması sayesinde araçtaki 5 kişinin ve organlarını bağışlayarak da 5 kişinin daha hayatını kurtararak toplamda 10 kişinin hayatını kurtarıp melek olduğunu yazmıştı.

Eymen’in otobiyografisi iktidar medyasında, internet sitelerinde birinci sayfadan haber oldu. Hürriyet haberi “Ağlattın bizi Eymen” başlığıyla duyurdu. Ancak hiçbiri gazeteci Nurfer Akgül’ün KHK’lı Yargıtay tetkik hakimi olduğunu yazmadı. Nurfen Akgül organlarını bağışladıktan sonra ailesine “Bir gün öleceğiz en azından arkamızda açık bir kapımız olsun, insanlar bize dua ederler.” demişti.

Nurfer Akgül’ün ihraç kararı 17 Kasım 2016’da Resmi Gazete’de yayınlandı.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Çorbayı bile tek başına içemeyen Parkinson hastası İbrahim Karakoç gözaltına alındı

Elleri kolları titreyen bakıma muhtaç Parkinson hastası İbrahim Karakoç gözaltına alındı. Isparta Emniyeti’nde tutulan tansiyonu yükseldiği öğrenilen Karakoç bugün mahkemeye çıkarılacak.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Parkinson başta olmak üzere birçok hastalığı bulunan 59 yaşındaki İbrahim Karakoç dün akşam üzeri Isparta’da gözaltına alındı. Bugün mahkemeye çıkarılması beklenen Karakoç’un eşinin yardımıyla hayatını idame ettirebiliyordu.

TEK BAŞINA ÇORAP GİYEMİYOR, KULAĞI DUYMUYOR

İki yıl önce Parkinson teşhisi konulan ve 118 kilo olan İbrahim Karakoç bakıma muhtaç. Elleri, kolları titriyor. Ne çorbasını tek başına içebiliyor ne çorabını giyebiliyor.

5-6 ay önce katarak ameliyatı geçiren Karakoç’un bir kulağı da hiç duymuyor. Diğer kulağında ise işitme cihazı var. Rahatsızlıkları nedeniyle geceleri uyuyamayan Karakoç’un Parkinson nedeniyle 3 ilaç kullanıyor.

Kooperatif müdürlüğünden emekli olduktan sonra Afyon’da kapatılan derneklerde çalışan Karakoç’un, tanık ifadelerine dayanılarak gözaltına alındığı öğrenildi.

Okumaya devam et

Popular

Shares