Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

İtalya’ya gitmeye çalışan 200’den fazla Afgan göçmen yakalandı

Ege Denizi’nde tekneyle İtalya’ya gitmeye çalışan çoğu Afgan 231 sığınmacı Türk Sahil Güvenlik ekipleri tarafından durduruldu. Operasyonda botu kullanan iki Türk vatandaşı da gözaltına alındı.

BOLD – Ege Denizi’nde 200’den fazla Afgan sığınmacının olduğu tekne Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından durduruldu ve teknede bulunanlar gözaltına alındı.

Sahil Güvenlik’ten yapılan açıklamada teknenin İtalya’ya gitmeye çalıştığı ve teknede bulunan 231 sığınmacının çoğunun Afgan vatandaşı olduğu belirtildi. Diğer sığınmacıların Suriye, İran, Eritre ve Pakistan uyruklu olduğu kaydedildi.

Tekneyi kullanan iki Türk vatandaşının da gözaltına alınanlar arasında olduğu ifade edildi.

Sığınmacıların Çanakkale’nin Ayvacık ilçesindeki Yabancılar Geri Gönderme Merkezi’ne götürüldüğü öğrenildi.

Türkiye, son haftalarda Afganistan’da artan şiddet sonrasında yeni bir göçmen akınıyla karşı karşıya.

Bu arada Van Valisi Mehmet Emin Bilmez, Türkiye-İran sınır güvenliğinin sağlanması, yasa dışı geçişler ile kaçakçılık faaliyetlerinin önlenmesi ve teröristlerin sızmasının engellenmesi amacıyla 295 kilometrelik sınır hattının tamamına duvar örüleceğini açıkladı.

Mültecilere suyu çok gören Bolu Belediye Başkanı Özcan’a soruşturma

Dünya

MİT’in kaçırdığı avukat Mustafa Özben: Beni bir seks aletiyle tehdit ettiler

Ankara’da kaçırılan ve işkence gördükten 92 gün sonra bırakılan avukat ve akademisyen Mustafa Özben, Turkey Tribunal’de yaşadıklarını anlattı. Ankara’daki işkence merkezinde bir seks aletiyle tehdit edildiğini söyledi.

BOLD – Hakan Fidan’ın başında olduğu Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından Siyah Transporter ile 9 Mayıs 2017’de kaçırılan akademisyen ve avukat Mustafa Özben, Cenevre’de düzenlenen Türkiye’deki işkence olaylarının yargılandığı Turkey Tribunal Mahkemesinde gördüğü işkenceleri anlattı.

06 GBL 56 marka gri Honda arabasına binmek üzereyken Ankara Yenimahalle’de Siyah Transporter ile kaçırılan Mustafa Özben, götürüldüğü işkence merkezinde birçok işkence gördüğünü, bir gün kendisine bir seks aleti gösterilerek “Konuşmazsan bunu sana sokacağız” diye tehdit edildiğini söyledi.

Özben şunları aktardı: “Şimdi eşini de buraya getireceğiz. Çocukların da camın arkasından izleyecek, dediler. Yumruklarken dişimi kırdılar.”

MİT tarafından kaçırılan avukat Mustafa Özben mahkemede yaşadıklarını ilk kez anlatıyor. Özben ilk olarak Ankara’da MİT tarafından kaçırıldığı anları anlatarak başladı. Hakkında yakalama kararı bulunduğunu düşünerek gizlendiğini anlattı. 1993 yılından beri Gülen Hareketi içinde yer aldığını belirten Özben 9 Mayıs 2017’de çocuğunu okula bıraktıktan sonra kaçırılma anını şöyle ifade etti:

“5 saniye içinde siyah bir transporter içine alınarak başıma da siyah poşet geçirildi. Bir süre direndim ancak başaramadım. Beni kaçıranlar bunu 34’e mi 06’ya mı götüreceğiz diye konuşuyorlardı. 34’e götüreceklerini söylediler. Şoförün ismi Haydar’dı. Ankara’yı iyi bilirim, gözüm bağlı olsa da ne tarafa götürdüklerini tahmin etmeye çalıştım.

Tahmini olarak 30 dakika sonra tümsekli bir yerden geçtik, kapıyı açtılar ve indirin talimatıyla indirildim. Üzerimdeki kıyafetleri çıkartıp demir kelepçe ile kelepçelendim. Hangar gibi bir yere getirildim. Bir hücreye konuldum. Hücrem ayakla ölçüldüğünde 6 ayağa 9 ayaklık bir yerdi. Sedye gibi yatak vardı ve duvarlarda ses yalıtımı vardı. İçerde projektör vardı ve 92 gün boyunca -bana işkence boyutunda gelen- havalandırma sesi dinletildi.

CENİN POZİSYONUNDA BEKLEMEM EMREDİLİRDİ, ETRAFI GÖRMEDEN SORGUYA GÖTÜRÜLÜRDÜM

İçeriye biri girdiğinde sert bir şekilde kapı vurulurdu, ben de cenin pozisyonuna geçerek beklemem emredilir, bu şekilde etrafı görmeden getirilir götürülürdüm. Orda iki tip çalışan vardı, birincisi getir götür işleri yapan alt düzey personel ve bunların amirleri “abiler” olarak tabir edilen yetkili kişilerdi. Sorguda yüzüm duvara dönük duruyordum. Gözlerim bağlı olsa da kendilerinin yüzlerini göstermemek için çok çaba sarf ediyorlardı. Bana ilk olarak neredesin sen diye soruldu. MİT’teyim herhalde dedim. O sırada titriyordum.

“İNSAN ANATOMİSİNİ BİLİRİZ, BENİ ÖLDÜRÜN DİYE YALVARIRSIN”

Cevap olarak “Burası ne var ne yok bir yer. Burada devlet biziz, artık devlet farklı idare ediliyor. Bize yardımcı olursan hakkındaki bütün suçlamaları sileriz, savcıya not göndeririz, sana yeni kimlik ve para veririz, imkanlara boğarız. Eğer yardımcı olmazsan biz insan anatomisini çok iyi biliyoruz. Burada bize yalvarırsın beni öldürürsün diye” şeklinde konuştular. İnsan anatomisini bildiklerini ve nereye kadar benim dayanabileceğimi ima ederek beni etki altına almaya çalıştılar…

DOSYALAR GETİRDİLER

Ben suçsuz olduğumu ifade ediyordum. Normal bir avukat ve akademisyen dışında hiçbir şey yapmadım, dedim bana darbe günü hangi generali aradın diye sordular. Kimseyi aramadım. Eğer bu kişiler istihbarat elemanı ise oldukça beceriksiz kişiler olduğunu söyleyebilirim. Bana sordukları sorulardan ileride neleri sorabileceklerini anlıyordum. İlk günlerde normal davrandılar ancak benim birkaç günlük bekleme süresinin ardından işlerin değişebileceğini hissettirdiler. Anladığım kadarıyla bu kişiler benden devlet le çalışmamı, onların vereceği isimleri suçlamamı ve delil oluşturmamı istiyorlardı. bana çeşitli dosyalar getirdiler, renk renk ayrılmış. Dosyalara bakmam için gözlerim açılıyor, kendileri arkamda saklanıyorlardı. Dosyada resimler vardı ve bu kişileri tanıyor musun diye soruyorlardı. Bu resimler doğal ortamlarda çekilmiş resimlerdi, bazıları pasaport kontrol noktasında bazen bir kafede çekilmiş güvenlik kamerası gibi görüntülerdi. Bu resimleri görünce bunların devlet görevlisi olduğuna ikna oldum.

NASIL BİR YERDE TUTULDUM?

Gözüm kapalı şekilde dışarı çıkarılıyor, çuval başıma geçiriliyordu. Ancak dışardaki hücreleri bir defa gördüm. Bir gece yüzüm açık olarak çıkarıldım. Kendileri kar maskeliydi ben etrafı bir şekilde gözledim. Sorgu odalarını ve binayı görebildim. Bulunduğum yerde 24 saat esasına göre çalışılıyor, sabah 8’de nöbet değişimi oluyordu. Bu benim biyolojik saatime göre tespit ettiğim bir şeydi. Bir bardak çay, bir dilim ekmek, bir dilim peynir, birkaç zeytin veriyorlardı. 80 kilo girdim, 60 kilo çıktım. Aç ve susuz da bırakıldım. Üç işkence sorgu odası vardı. Görebileceğim ne kadar çok şey varsa o kadar görmeye çalışıyordum. Hukukçu gözüyle delil topluyordum. Sorgulandığım yerde duvarda iki tane kelepçe halkası vardı, duvara insanları asmaya yarıyordu muhtemelen. Sopalar ve kan vardı etrafta, bunları gördüm.

İŞKENCE NASIL YAPILIYORDU?

İşkenceleri anlatmayı bir borç biliyorum. Sürekli Elektroşok, kaba dayak, bir sex aletini getirdiler. Beni eğip bununla kötü şeyler yapacaklarını söylediler. Benim hassas olabileceğim her şeyi denediler. Eşini de çocuklarını buraya getireceğiz dediler, yumruklama sırasında dişim kırıldı. Kendime göre günü ve saati tahmin edebileceğim şeyleri önüme koydum. 15 Temmuz yıldönümünde 24 saat marş, müzik gibi şeyler dinlettiler. Aklımı oynatayım diye radyo frekansı gibi bir sese maruz bıraktılar. Beni bırakacakları gün saat 5’te her şeyimi geri verdiler. 8 Ağustos günü beni sabah 9’da bıraktılar. Giderken yarım saat süren yolu 4 saat dolaştırıp bıraktılar. Ankara Yenimahalle’de bıraktılar.

SORU VE CEVAPLAR

Dr. Johann van der Westhuizen: Gülen Hareketi’ne üye olduğunuzu söylediniz. Üyelik kartınız mı var, aidat mı ödediniz, Gülen Hareketi terörist bir örgüt müdür? Nedir üyelik sizce?

Cevap: Hizmet hareketi bir iyilik hareketidir. İyilik hissimi bu harekette tatmin ettim. Bu insanlara iyilik de olabilir, çevreye, hayvanlara karşı da olabilir.

Dr. Johann van der Westhuizen: Şu an burada İsviçre mahkemesinde yemin ettiğinizi farz edilse, tanıklığınız sınanmak istese ifadelerinizde değişiklik yapmak istense daha az ciddiyetini yumuşatacağınız şeyler olsa neler olurdu?

Cevap: Her türlü söylediklerim aynen doğrudur, eksik bile söyledim. Çok daha fazlasını anlatabilirim

Prof. Em. Dr. Giorgio Malinverni: Eşinizi çocuklarınızı getireceklerini söylediğinizi belirttiniz. Geldiler mi? Sizi niye serbest bıraktılar?

Cevap: Eşimi ve çocuklarımı beni psikolojik olarak rahatsız etmek için getireceklerini söylediler. Eşime ve çocuklarıma sürekli küfürler ediyorlardı. Arkadaşlarımın ve eşimin dışarda benim bulunmam için çalıştığını anlıyordum buradan. Eşimi gece karakola çağırıp korkutuyorlardı zaten. Beni niye bıraktıklarını söylemediler. Benden faydalanamayacaklarını anladılar. Eşimin dışardaki faaliyetlerinden bunlar rahatsız oldular.

Erdoğan rejimi yargılanıyor: MİT’in kaçırdığı bir isim ilk kez dünya kamuoyuna yaşadıklarını anlatıyor

Okumaya devam et

Dünya

Erdoğan rejimi yargılanıyor: MİT’in kaçırdığı bir isim ilk kez dünya kamuoyuna yaşadıklarını anlatıyor

İsviçre’de Erdoğan rejiminin yargılandığı Turkey Tribunal Mahkemesinde bir ilk yaşanıyor. İlk kez MİT tarafından kaçırılan bir kişi dünya kamuoyu önünde yaşadığı işkenceleri anlatıyor. Gazeteci Cevheri Güven de basın özgürlüğü konusunda ifade verecek.

BOLD – Türkiye Tribunali Mahkemesi, dün İsviçre’nin Cenevre kentinde başladı. 24 Eylül 2021 Cuma günü saat 15’e kadar 5 gün boyunca duruşma devam edecek ve Cuma günü mahkeme heyeti saat 17.00’de kararını açıklayacak. Bugünkü oturumda ise çok önemli isimler konuşacak.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin eski başkanı başkanlığında 6 hakimden oluşan mahkeme heyeti yargılamayı gerçekleştiriyor. Duruşma öncesinde işkence, adam kaçırma, basın özgürlüğü, adalete erişim, suç işleyen kamu görevlilerinin ceza almaması ve insanlığa karşı suç başlığı altında toplam 6 raporu hazırlayan raportörler ile toplam 15 tanık mahkeme tarafından dinlenecek.

Bugün (21 Eylül 2021 Salı) ‘zorla kaçırılma’ kapsamında 3 ayrı tanık dinlenecek. Dinlenecek tanıklardan birisi Türkiye’de MİT tarafından kaçırılıp uzun süre işkenceye maruz bırakılanlardan. MİT tarafından kaçırılan Mustafa Özben ilk defa aleni olarak yaşadığı süreci tüm detaylarıyla anlatacak. Kaçırma olayının faillerinin kimler olduğunun anlatılacağı programda ayrıca işkence ve adalete erişim kapsamında önemli tanıklar yaşadıklarını anlatacaklar.

Gazeteci Cevheri Güven de basın özgürlüğü konusunda bugün ifade verecek. Güven, Türkiye saati ile 17.30’da halk mahkemesine konuk olacak.

TURKEY TRIBUNAL 21 EYLÜL 2021 SALI PROGRAMI
  • 10:00-10:30 Tanık 4’ün Duruşması (kaçırılmalar)
  • 10:30-11:00 Tanık 5’in Duruşması (kaçırılmalar)
  • 11:00-11:30 Kahve Molası
  • 11:30-12:00 Tanık 6’nın Duruşması (kaçırılmalar)
  • 12:00-12:30 Türk Hükümeti için müdahale olasılığı
  • 12:30-14:00 Öğlen arası
  • 14:00-15:30 Philippe Leruth tarafından “Türkiye’de Basın Özgürlüğü” raporunun sunumu
  • 15:30-16:00 Kahve Molası
  • 16:00-16:30 Tanık 7’nin Duruşması (basın özgürlüğü)
  • 16:30-17:00 Tanık 8’in Duruşması (basın özgürlüğü)
  • 17:00-17:30 Tanık 9’un Duruşması (basın özgürlüğü)
TURKEY TRIBUNAL NEDEN ÖNEMLİ?
  • Devletler, farklı sebeplerden dolayı 5 yılı aşkın zamandır Türkiye’de devam eden sistematik insan hakları ihlallerine karşı hiçbir somut adım atmadı. Bu sistematik insan hakları ihlalleri öyle bir boyut kazandı ki Birleşmiş Milletler ‘insanlığa karşı suç işlendiğine dair ipuçları var’ demeye başladı.
  • İşte tam bu noktada, devletlerin bu sessizliğine karşı, bağımsız ve cesur bir hukuk bürosu, ‘Madem devletler ve uluslararası kurumlar yapmaları gerekeni yapmıyor, sivil halk olarak biz ayağa kalkmalıyız’ diyerek bu sivil inisiyatifi başlattı.
  • Bir Halk Mahkemesi olan Turkey Tribunal’in hukuki bağlayıcılığı olmasa da ahlaki otoritesi tartışılmaz.
  • Bir hafta boyunca, alanında bağımsız uzmanların titiz araştırmaları sonucunda ortaya çıkan kanıtların dinlendiği, birçok tanığın canlı olarak ilk defa tanıklıkta bulunacağı, yetkinliği ve bağımsızlığı konusunda hiçbir soru işareti olmayan hakimlerin karar vereceği bir mahkeme ile karşı karşıyayız.

Okumaya devam et

Dünya

Yurtta israf cihanda israf!

Yurttaki müsrifliği tartışılan Erdoğan, yurtdışında da itibardan tasarruf etmiyor. CHP’den, New York sokaklarındaki kalabalık Erdoğan konvoyu için “Yurtta israf cihanda israf” eleştirisi geldi.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, kendisine ait “İtibardan tasarruf olmaz” sözünün hakkını veriyor. Ülkenin 4 bir yanını ve yavru vatan Kıbrıs’ı saraylarla süsleyen Erdoğan’ın bir düzine uçaktan oluşa filosu olduğu da muhalefet liderleri tarafından sıkça dile getiriliyor.

Erdoğan, devlet kurumlarının başına atadığı bürokratlara da oldukça cömert davranıyor. Ballı maaşlar alan bürokratlar devlet kasasından alınan ultra lüks araçlara binerken, sultanların saraylarını aratmayan makam odalarında mesai yapıyor.

Muhalefet ise Erdoğan’ın müsrifliğinin ülkeyi uçuruma sürüklediğini söylüyor.

ABD’DE GÖVDE GÖSTERİSİ

Birleşmiş Milletler Genel Kurul Toplantısı başta olmak üzere bir dizi ziyaret için, oldukça kalabalık bir heyetle ABD’nin New York kentine gitti.

Oysa, BM online olarak yapılacak genel kurula liderleri çağrılmadı. Ancak Erdoğan geniş bir heyetle ABD’ye gitti.

Erdoğan’ın şehirdeki konvoyunun görüntülerini paylaşan CHP Genel Başkan Başdanışmanı ve İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözüne atıf yaparak, “Erdoğan’ın ABD konvoyu… Yurtta israf, cihanda, israf” dedi.

İşte o görüntüler:

Online zirveye Erdoğan’ın kalabalık heyetle gidecek olması doları fırlattı

Okumaya devam et

Popular

Shares