Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

Göçmen işçiliğinde artış: Çalışma izni verilenlerin sayısı katlandı

Türkiye, milyonlarca Afgan ve Suriyeli göçmene ev sahipliği yapıyor. Göçmenlerin büyük kısmı çalışma izni almadan kaçak çalışırken, izin alıp işgücüne katılanların sayısı ise katlanarak artıyor.

BOLD – Türkiye’ye göç edip çalışma izni alanların sayısı giderek artıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre, 2011 yılında 17 bin 466 yabancıya çalışma izni verilirken, bu rakam 2019 yılında yaklaşık 8,5 kat artarak 145 bin 232’ye yükseldi. 2011-2019 yılları arasında çalışma izni alan yabancıların toplam sayısı ise 634 bin 184.

İKTİDAR UMUDUNU GÖÇMEN İŞÇİLİĞİNE BAĞLADI

CHP Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak, yabancı işçiler sorununu TBMM gündemine taşıdı. AKP’li Yasin Aktay ve Mehmet Özhaseki’nin Suriyelilerin ülkeden gönderilmesi durumunda ülke ekonomisinin çökeceği iddialarını değerlendiren Budak, “Son yıllarda işsizlik, özellikle genç işsizliği hızla artarken, son 8 yılda yabancılara verilen yıllık çalışma izinleri 8,5 kat arttı. Bu açıklamalar iktidarın, bilinçli olarak kalkınma umudunu düşük nitelikli, ucuz göçmen işçiliğine bağladığını gösteriyor. Ülkemizi ucuz göçmen işçiliği cennetine çevirdiler” dedi.

634 BİN YABANCIYA ÇALIŞMA İZNİ VERİLDİ

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’in yanıtlaması talebiyle TBMM Başkanlığı’na bir soru önergesi veren Budak, “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre, 2011’de 17 bin 466 yabancıya çalışma izni verilirken, bu rakam 2019’da yaklaşık 8,5 kat artarak 145 bin 232’ye yükseldi. Bakanlık, 2020 yılı istatistiklerini henüz açıklamadı. 2011-2019 yılları arasında 634 bin 184 yabancıya çalışma izni verildi. 2019’da çalışma izni alan yabancıların yüzde 43’ü Suriye vatandaşı ve yüzde 70’i lise ve altı eğitim seviyesine sahip” dedi.

NİTELİKLİ İŞGÜCÜMÜZÜ TÜRKİYE’DE TUTAMAYIZ

Türkiye’de üniversite mezunu işsiz sayısının 1 milyondan fazla olduğunun altını çizen Budak, “AKP iktidarı 19 yılda öyle çarpık bir ekonomik yapı kurdu ki bu gençlerimizi istihdama dahil edemiyoruz ancak lise ve altı eğitim seviyesine sahip göçmenlere istihdam sağlayabiliyoruz. İktidar, Türkiye’yi bu çarpık yapı ile mi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına taşıyacak? Türkiye ekonomisinin en acil ihtiyacı, katma değerli istihdam, üretim ve yatırımı merkezine alan bir kalkınma programıdır. Bu yapılmadığı sürece ne iyi eğitimli, nitelikli işgücümüzü ülkemizde tutabiliriz ne de ülke ekonomimizin rekabetçiliğini artırabiliriz” dedi.

TÜRKİYE’DE KAYITLI KAÇ GÖÇMEN ÇALIŞIYOR?

Soru önergesinde 2021 yılı itibariyle Türkiye’de çalışma izni bulunan yabancı sayısının kaç olduğunu soran Budak, önergede şu soruların yanıtlanmasını istedi: “İzne sahip olan yabancıların tarım, sanayi, inşaat ve hizmetler sektörüne göre dağılımı nasıldır? Çalışma iznine sahip yabancılar hangi faaliyet kollarında çalışmaktadırlar? Çalışma izni bulunan yabancıların uyruklarına ve eğitimlerine göre dağılımı nasıldır? Son 10 yılda kaçak olarak çalışan kaç yabancı tespit edilmiştir? Kaçak yabancı işçi çalıştıran işletmelere hangi yaptırımlar ve cezalar uygulanmıştır?”

Aç olan ‘açım’ diye bağırmaz mı?

Ekonomi

“Herkesin durumu iyi” diyen gurbetçi cüzdanını çıkaramadı: Burada çok fakir var

Türkiye’nin cennet gibi olduğunu, herkesin durumunun iyi olduğunu savunan AKP’li gurbetçi, kendisinden cüzdanını gösterilmesini isteyince çıkaramadı. AKP’li gurbetçi,  “Burada çok fakir insanlar var” deyip cüzdanını göstermeyi reddetti. 

BOLD – Almanya’dan geldiğini söyleyen gurbetçi, sokak röportajında kendisine uzatılan mikrofona tepki çeken ifadelerde bulundu. Herkesin durumunun iyi olduğunu savunan AKP’li gurbetçi, çevredekilerin “cüzdanını göster” demesi üzerine “Burada çok fakir insanlar var” deyip bu isteği geri çevirdi.

Sokak röportajında Türkiye’de herkesin durumunun çok iyi olduğunu, herkesin cennet gibi bir vatanda yaşadığını öne süren AKP’li gurbetçi, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptıkları şeyler çok güzel” dedi. Yırtık terliklerini gösterip Türkiye’dekilerin durumunun kendisinden iyi olduğunu savunan gurbetçi, duruma çevredekilerin tepki göstermesi ve “gelin cüzdanlarımızı gösterelim” demesi üzerine ise önce cep telefonunu gösterdi. Çevredekilerin ısrarla cüzdanını göstermesini istemesi üzerine de “Burada çok fakir insanlar var” deyip cüzdanını göstermeyi reddetti.

Halka sefalet AKP’liye lüks hayat

Okumaya devam et

Ekonomi

Dünyadaki yeni kriz faiz kararı arifesindeki Türkiye’yi nasıl etkiler?

FED’in tahvil alım kararı ve Çinli gayrimenkul şirketi Evergrande’nin temerrüde sürüklenmesi dünyayı yeni bir ekonomik krizin eşiğine getirdi. Ekonomi uzmanı Turhan Bozkurt, büyük çöküşü anlattı.

BOLD – Amerikan Merkez Bankası FED’in tahvil alımlarını azaltmaya yönelik hamlesi ve Çinli gayrimenkul şirketi Evergrande’nin 300 milyar doları bulan borcu ve akıbetinin belirsizliği dünya piyasalarında tam bir çöküşü neden oldu. Dünya borsalarında hisse senetleri olağandışı değer kaybederken kripto para birimleri de büyük değer kaybetti. Morgan Stanley stratejistlerine göre, en kötü senaryoda New York Borsası’nda işlem gören hisse senetleri yüzde 20 değer kaybedebilir.

Dünyada yaşanan 2008 krizini andıran gelişmeleri ekonomi yazarı Turhan Bozkurt YouTube kanalında değerlendirdi. Doların güçlendiğini belirten Bozkurt, “Dolar 8,80 TL rekorunun eşiğinde. Euro 10,23 TL’ye kadar yükseldi. Borsa İstanbul’da (BİST) işlem gören hisseler çakıldı. BİST 100 endeksi, yüzde 2 değer kaybetti. Bankalardaki kayıplar daha dramatik. Bitcoin ve Ethereum başta olmak üzere kripto paralar da çöktü. Altının ons fiyatı 1.750 dolar kritik eşiğinin üzerinde Amerikan Merkez Bankası’nın kararını bekliyor” dedi.

AĞBAL’IN MESAJI

Naci Ağbal’ın faiz kararının hemen öncesi verdiği faiz mesajına değinen Turhan, “Görevden alınan Naci Ağbal, 6 ay sonra, faiz kararının verileceği toplantının arifesinde selefi Şahap Kavcıoğlu’na ‘Faizi indirme!’ mesajı verdi. ‘Zaman ayarlı’ manidar mesajın Saray ya da Merkez Bankası nezdinde bir hükmü yok. Faizi yüzde 19’a çıkardığı için 20 Mart’ta Erdoğan tarafından Merkez Bankası Başkanlığı’ndan azledilmişti. Naci Ağbal, 8 Kasım 2020’de Merkez Bankası Başkanlığı’na getirildiğinde ilk iş olarak Londra ile temasa geçti. ‘200-300 baz puan reel faiz vereceğiz’ sözü faiz lobisinden başka kimseye yaramadı. Net rezervlerin -50 milyar dolara gerilemesine ve güvenin tarumar edilmesine aldırış etmeden sadece yüksek reel faizle dolar/TL kurunu düşürebileceğin zannetti” diye konuştu.

Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na katılmak için ABD’de bulunduğunu hatırlatan Bozkurt, “ABD Başkanı Joe Biden ile Erdoğan arasında herhangi bir görüşme yok. ‘Amerika’dan dolar gelecek, Borsa İstanbul coşacak’ sözlerini kale almayın” dedi.

Afrika’daki açlığı 30 bin euroluk saatiyle anlattı

Okumaya devam et

Ekonomi

Marketlere açılan savaş da yetmedi: Gıda fiyatları daha da artacak

AKP Hükumeti son aylarda hızla artan gıda fiyatları ile ilgili marketleri suçluyor. Bu konuda marketlere yapılan denetimler artırılırken uzmanlar hasat döneminde bile düşmeyen gıda fiyatlarının daha da artacağı konusunda uyarıyor.

BOLD – Gıda fiyatlarındaki artış sürüyor. AKP Hükumeti ise fiyat artışlarıyla ilgili marketleri suçluyor. Uzmanlar ise gıda fiyatlarındaki artışın devam edeceği konusunda uyarılarda bulunuyor.

TARLA ÜRETİMİ BİTİNCE FİYATLAR DAHA DA ARTACAK

Gıda fiyatlarındaki artışın nedenlerine ve çözüm önerilerine ilişkin BirGün’den Namık Alkan’a konuşan Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım çiftçinin desteklenerek üretimin artırılması gerektiğini söyledi. Yıldırım, hasat döneminde dahi fiyatların artmaya devam ettiğine dikkat çekerek, “Bu dönemde fiyatlar düşmediyse önümüzdeki aylarda fiyatlar daha da artacak. Tarla üretimi bitecek ve ürün olmayınca fiyatlar daha da artacak” dedi.

ZARAR EDEN ÇİFTÇİ ARTIK ÜRETMİYOR

Enflasyon verileri açıklandığında en yüksek ürünlerin gıdalar olduğunun görüldüğüne dikkat çeken Yıldırım, “Son 1 yıllık enflasyon yüzde 19, gıda enflasyonu ise yüzde 29 civarında. Bunun belli nedenleri var. Birincisi üretimin pahalı hale gelmesi. Girdi fiyatlarının çok yükselmesi önemli bir neden. Üreticiyle konuştuğunuz zaman fiyatların aynı oranda artmadığını görüyorsunuz. Son bir yılda gübrede fiyatı yüzde 148 artmışken, tarımsal ürünlerin hiçbirinin fiyatı yüzde 100 artmadı. Böyle olunca üretici üretimden uzaklaşıyor. Çiftçi giderek sektörden uzaklaşıyor” dedi.

ALIM GARANTİLİ ÜRÜNLER YETİŞTİRİLİYOR

Kırsalda giderek yaşlanan bir nüfus olduğunu belirten Yıldırım, “Artık genç nüfus kalmadığı için üretim eskiden daha emeğe dayalıydı şimdi daha çok makineye döndü. Çiftçi kolay ekilip, kolay hasat edilen ürünleri tercih ediyor. En temel nedeni uygulanan tarım politikasının ithalattan yana olması. Böyle olunca çiftçi para kazanamadığı, rekabet edemediği için üretimi bırakıyor. Çiftçi hesapladığı zaman girdi masrafları satış fiyatını karşılamıyor. Alım garantisi olan ürünlerde çiftçinin daha çok üretime devam ettiği görülüyor” dedi.

ÜRETİM PLANLAMASI YOK

Çiftçiye yapılması gereken desteklerin halen ödenmediğini belirten Yıldırım, “Çiftçi 2022’nin ekimi için hazırlık yapıyor şu an ve tam olarak destek ödemelerine ihtiyacı var. Çiftçi destek ödemelerine göre ekim yapacak. Bunlar açıklanmayınca üretim yönlendirilmiyor ve planlanmamış oluyor. Kuraklık nedeniyle buğday, arpa fiyatları çok yükseldi. Çiftçiler tam bunları ekecekken bir kararname yayınlandı ve gümrük vergisi sıfırlandı, ithalat yapılacak. Çiftçinin kafası karıştı” dedi.

TMO İHRACAT MERKEZİNE DÖNÜŞTÜ

Birçok ilde kuraklık yaşandığına dikkat çeken Yıldırım, “Kuraklığın etkilerini görmeye başladık ve soframızda hissetmeye başladık. Güneydoğu’da ve İç Ege’de çok ciddi tarım alanları kayboldu. Bu rakamları açıklamıyorlar ama hepsi yaşanıyor. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) son dönemde tamamen ithalat merkezine dönüştü. Çiftçiyi korumak ve üretimi sürdürmek için kurulan kurum, tüketiciyi ve üreticiyi korumuyor. Çiftçiye karşı sürekli ithalat yapıyor” dedi.

HAYVAN ÇİFTLİKLERİ SATIŞA ÇIKARILDI

Hayvancılığın da zor durumda olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Hayvanları beslemek, insanları beslemekten daha zor bir hale geldi. Biz damızlık hayvanı ithal ediyoruz bu hayvanlar tamamen içeride yemle beslenen hayvanlar. Hayvana verdiğimiz yemin ham maddesinin de büyük kısmını ithal ediyoruz. Döviz arttıkça bunların fiyatı artıyor. Çiftçi hayvancılığa da bırakıyor. Çok sayıda çiftlikler sürekli satılıyor. Avrupa’ya süt ihraç eden çiftlikler bile satılığa çıkıyor. Genel sorun girdi maliyetleri ve ithalat. Bundan sonra artık daha zor olacak” dedi.

CUMHURBAŞKANI GİTTİĞİ HER ÜLKEDEN GIDA ÜRÜNÜ ALIYOR

Türkiye’nin uluslararası şirketlerden bağımsız bir tarım politikası üretmesi gerektiğini belirten Yıldırım, “Türkiye’nin tarımsal potansiyelini değerlendirecek politika üretmesi lazım. Yalnızca tarım politikasıyla olmaz, dış ticaret politikasıyla beraber yürütülmesi gereken bir süreç. Cumhurbaşkanı gittiği her ülkede ‘Biz sizden ürün alalım’ diyor. Böyle bir tarım politikası olmaz. İçerideki üreticiyi üretime küstürürsünüz. Hükumetin tarım politikası ve gıda politikası yanlış. Ürünlerin raf fiyatları yükselince de depo basılıyor” dedi.

FİYATLAR ÖNÜMÜZDEKİ AYLARDA DAHA DA ARTACAK

Fiyatların bu kadar yükseldiği dönemlerin az olduğunu ifade eden Yıldırım, “Bu dönem alım gücü çok düştü. Asıl olarak üreticiyle tüketici arasındaki fiyat farkı çok yüksek. Market sisteminin, dağıtım kanallarının çok fazla olması bunları etkiliyor. Daha önce 100 liraya pazara gidilirken artık aynı alışveriş 250 liraya yapılamıyor. Gelişmiş ülkelere baktığımızda gıdanın harcama kalemi içindeki payı yüzde 10’sa, Türkiye’de bu yüzde 30 hatta 40’lara kadar çıkıyor. Bu dönemde fiyatlar düşmediyse önümüzdeki aylarda fiyatlar daha da artacak. Tarla üretimi bitecek ve ürün olmayınca fiyatlar daha da artacak” dedi.

Türkiye Tribünali raporu: Gülen Hareketi ve Kürtlere sistematik işkence var, yapanlar korunuyor

Okumaya devam et

Popular

Shares