Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Koronadan ölümler açıklanandan çok mu? Bakanlık sadece gıda kaynaklı ölümleri açıkladı

Tartışmalı verileri ile eleştirilen TÜİK, haziran ayında açıklaması gereken ölüm istatistiklerini hâlâ kamuoyu ile paylaşmadı. Gıda kaynaklı ölümleri açıklayan hükumet ise Kovid-19 kaynaklı gerçek ölüm verilerini gizlemekle eleştiriliyor. Salgın kaynaklı ölümlerin açıklanan 52 bin sayısının en az üç katı olduğu öne sürülüyor.

BOLD – Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2020 yılına ait ölüm istatistiklerini hazır olmadığı gerekçesiyle yayımlamayı erteledi. TÜİK’in çalışma takvimine göre Haziran ayında yapılması gereken açıklamanın ertelenmesinde koronavirüs kaynaklı ölüm sayısının yüksekliğinni etkili olduğu öne sürülüyor. Ölüm istatistikleri açıklanmazken Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 2015-2020 arasında gıda kaynaklı hastalıklar nedeniyle 1714 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı.

5 YILDA GIDA KAYNAKLI ÖLÜM SAYISI 1714

Cumhuriyet’ten Erdem Sevgi’nin haberine göre CHP’li Burhanettin Bulut, Koca’nın yanıtlaması istemiyle TBMM’ye sunduğu soru önergesinde gıda kaynaklı ölümleri sordu. Koca, Bulut’un sorularına verdiği yanıtta “Bakanlığımıza veri gönderimi yapan sağlık tesislerinden elde edilen sonuçlara göre, 2015 – 2020 yılları arasında gıda kaynaklı alerjik hastalık tanı kodlarından herhangi birini alan 11 milyon 384 bin 479 kişi tarafından 18 milyon 314 bin 239 başvuru yapılmıştır. Aynı tarihler içerisinde, Ölüm Bildirim Sisteminde ölüm nedenleri arasında alerjik hastalık tanı kodlarından herhangi biri bulunan 1714 kişi bulunmaktadır” denildi.

KALP KRİZİ VERİLERİNİ AÇIKLAMADI

Gıda kaynaklı ölümleri açıklayan Bakan Koca, koronavirüsün neden olduğu kalp krizinden ölenlerin verilerini ise paylaşmadı. CHP Balıkesir Milletvekili Fikret Şahin’in “2020’de kaç kişi kalp krizinden öldü?” gibi sorular içeren önergesine Sağlık Bakanı Koca TÜİK’i işaret etti. Bu bilgileri açıklamakta sorumlu olan kurumun TÜİK olduğunu belirten Koca, “Söz konusu bilgilerin TÜİK’ten talep edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir” ifadelerini kullandı.

ERTELENEN SAĞLIK HİZMETLERİ NEDENİYLE YAŞANAN KAYIP DAHA BÜYÜK

Sağlık Bakanı Koca, 23 Haziran’da düzenlenen bilim kurulu toplantısında, salgın ve salgına bağlı nedenlerden dolayı ölümlerin 150 binin üzerinde olduğunu itiraf ederek, “Salgın süresince salgından yaklaşık 50 bin insanımızı kaybettik. Ertelenen sağlık hizmetleri sebebiyle yaşadığımız kayıp ise bundan çok daha büyük” ifadelerini kullandı.

TTB: ÖLÜMLER RESMİ SAYININ 3 KATINDAN FAZLA

24 Haziran’da ölüm ve ölüm nedeni verilerini açıklaması beklenen TÜİK’e çevrildi. Ancak TÜİK, ‘çalışmalar henüz tamamlanmadığı için’ bu açıklamayı ertelediğini duyurdu. TÜİK bu açıklaması ile verileri gizlediği eleştirilerinin hedefi oldu. Kovid-19 kaynaklı ölümlerin açıklanan resmi sayının 3 katından fazla olduğunu öne süren Türk Tabipleri Birliği (TTB), çeşitli illerdeki üyelerinden elde ettiği verileri paylaşarak salgın ölümlerinin manipüle edildiğini kanıtlamaya çalışıyor.

VAKA ÇOK ÖLÜM AZ

Türkiye’nin koronavirüs can kaybında dünyadaki konumu da dikkat çekici. 6 milyonu aşan toplam vaka sayısı ile en çok vakaya sahip 7. ülke olan Türkiye’nin, 52 bin ölüm sayısıyla 19. sırada olması eleştiriliyor. 6 milyon vakanın bulunduğu Rusya’da ölen sayısı 165 bin, İngiltere’de 131 bin, Fransa’da ise 112 bin.

2019’DA 435 BİN KİŞİ ÖLDÜ

TÜİK’in açıkladığı en son ölüm istatistikleri 2019 yılına ait. TÜİK verilerine göre 2018 yılında 426 bin 449 olan ölüm sayısı 2019 yılında 435 bin 941 kişiye çıktı. Türkiye’de ikamet eden nüfus, 31 Aralık 2020 tarihi itibarıyla bir önceki yıla göre 459 bin 365 kişi artarak 83 milyon 614 bin 362 kişiye ulaştı. 2019’da ise nüfus artışı 1 milyon 151 bin 115 kişi olarak gerçekleşti.

AKP’NİN VERİLERİNE GÜVEN YOK

AKP yönetiminin Kovid-19 ölümlerini de gizlediği yolunda ciddi eleştiriler bulunuyor. Bu bağlamda Kovid-19 ölümlerini salgın hastalık yerine ‘doğal ölüm’ şeklinde kayda geçirdiği belirtiliyor.

Dünyadaki Kovid-19 istatistiklerini tutan birkaç kurumdan biri olan John Hopkins Üniversitesi, Türkiye ve Çin’den gelen verilerin çelişkili olduğunu duyurmuş ve bilimsel çalışmalarda bu verileri kullanmayacağını açıklamıştı.

Koronavirüs salgınının ilk dönemlerinde Türkiye’nin açıkladığı vaka ve ölüm sayıları da tartışmaları beraberinde getirmişti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun tarafından açıklanan veriler incelendiğinde ölüm sayısı, vaka sayısına bölündüğünde sürekli olarak binde 21 oranı ortaya çıkmaktaydı. Basında ve sosyal medyada, açıklanan veriler ‘Fahretin Sabiti’ şeklinde isimlendirilmişti.

Koronavirüsten ölümlerde dünya ortalaması yüzde 2 civarında. Bu ölüm oranı neredeyse bütün gelişmiş ülkelerde de böyle. Türkiye’de ise bu oran AKP’nin açıkladığı verilere göre yüzde 0,86. Yani yüzde 1 bile değil.

Ankara’dan ürperten görüntüler: Kontrollü iç savaşın provası mı?

Analiz

“Her yerdeyiz” diyen TÜGVA’lılar haklı çıktı: Mahkemeden sonra TBMM de kalkan oldu

Kurumlara torpilli atamaları ifşa olan Türkiye Gençlik Vakfı ile ilgili skandalların ardı arkası kesilmiyor. TÜGVA’lı hakimin vakıf lehine erişim engeli kararı sonrası TÜGVA eğitimcisi olan TBMM Başkanı Şentop da muhalefetin TÜGVA önerisini reddetti.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın kurucusu ve yöneticilerinden olduğu Türkiye Gençlik Vakfı’nın (TÜGVA), MİT, ordu, emniyet ve yargı başta olmak üzere devlet kurumlarında kadrolaştığı ortaya çıktı.

Gazeteci Metin Cihan’ın sosyal medya hesabından vakıf çalışanlarının gönderdiği belgeleri ifşasıyla ortaya çıkan skandallara her gün bir yenisi ekleniyor.

TÜGVA’LI HAKİMDEN ERİŞİM KARARI

Basına da yansıyan haberlere de TÜGVA kadrolarından hakim yapılan kişiler tarafından yayın yasağı getiriliyor.

İlerihaber.org’da yer alan TÜGVA ile ilgili bir haber “kişilik hakları ihlali” gerekçesiyle, Osmaniye 1. Sulh Ceza Hakimliği‘nin 15 Ekim 2021 tarih ve 2021/4983 sayılı kararı ile erişime engellendi.

Akademisyen Ayşe Aydoğdu ve gazeteci Canan Kaya sosyal medyadan kararı alan mahkeme ile ilgili çarpıcı bir bilgi paylaştı. Erişim engeli kararı alan 2. Sulh ceza hakimi Muhsin Kadir Yılmaz’ın da TÜGVA listelerinde adı olduğu iddia edildi.

ÖNEGEYE ŞENTOP ENGELİ

Konuyu Meclis’e taşımaya çalışan muhalefete ise bir TÜGVA eğitimcisi olan TBMM Başkanı Mustafa Şentop’tan izin çıkmadı.

CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen’in TÜGVA’nın torpil listeleriyle ilgili verdiği önerge, TBMM Başkanı Mustafa Şentop tarafından kabul edilmedi.

KİŞİSEL BİR KONU VAR

Şentop, iade yazısında “Kişisel görüş belirtildiğini” öne sürünce CHP’li Antmen’den yanıt gecikmedi. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Antmen, “TBMM Başkanı Mustafa Şentop TÜGVA ile ilgili önergemi ‘Kişisel’ bularak iade etti. TÜGVA yeni bir paralel yapı mı? TÜGVA bugüne kadar hangi kamu kurumuna kaç kişiyi torpille soktu? sorularımın neresi kişisel? Ama kişisel bir konu var; o da Şentop’un TÜGVA Eğitimcisi olması!” ifadelerini kullandı.

Tarafsızlık adına Şentop’u TÜGVA’dan istifaya çağıran CHP’li Antmen, “TÜGVA’dan vazgeçemiyorsa Meclis Başkanlığından istifa etsin! Bir de TÜGVA’nın Mustafa Şentop ile ilgili sayfasında ‘şirket’ olarak TBMM gösterilmiş. Hem TÜGVA hem Şentop TBMM’yi şirketleri olarak görüyor!” dedi.

TÜGVA’LILAR: HER YERDEYİZ

Bilal Erdoğan’ın katıldığı bir toplantıda komando marşını değiştirerek TÜGVA’ya uyarlayan vakıf üyeleri “Her yerdeyiz” diyerek dün gövde gösterisi yaptı.  Üyeler ‘Başkomutan’ dedikleri Erdoğan’a da bağlılık yemini etti.

Olan Osman Kavala’ya oldu

 

Okumaya devam et

Analiz

TÜGVA’dan Hitler’in SS’lerini andıran yemin! Bilal Erdoğan’a böyle söz verdiler

TÜGVA’lılar bugün Bilal Erdoğan’ın karşısında ‘Komando Andı’nı değiştirerek yaptıkları ‘yemin’ ile gündemde. TÜGVA’lıların yemini dünyayı kana bulayan Nazilerin, Anayasa yerine Hitlere verdikleri kişisel sadakat sözünü hatırlattı. Birçok Nazi subayı bu yemini bahane ederek insanlığa karşı işlediği suçlardan affını istese de mahkemeler bunu kabul etmedi.

BOLD – Türkiye’nin gündemindeki Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) üyeleri, bugün Bilal Erdoğan’ın katıldığı bir toplantıda bir araya geldi. TÜGVA, ilk olarak İBB ile mahkemelik olduğu Büyükada İskelesi’ndeki kafeteryayı mahkeme kararına rağmen tahliye etmemesiyle gündeme geldi.

Vakıf, bu olaydan kısa bir süre sonra çalışanların sızdırdığı kadrolaşma belgeleriyle gündeme geldi. İki büyük skandalla Türkiye’nin gündemine oturan TÜGVA’nın bugün yaptığı toplantıya üyelerinin yaptığı yemin damga vurdu.

“TÜGVA’nın erleriz” diye başlayan yeminde skandal ifadeler yer alıyor. Bilal Erdoğan’ın da konuşma yapmak üzere kürsüye çıktığı sırada ayağa kalkan vakıf üyeleri, “TÜGVA’lıyım her yerde ben varım havada karada denizde. Allah, Kuran, Peygamber, Tekbir, Başkomutan Erdoğan” sözleriyle yemin etti. Yemin sırasında AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın kürsüde olduğu görüntülere yansıdı.

TÜGVA’lı gençlerin yemini, Almanya’da 1930-1940’lı yıllara damga vuran Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi lideri Adolf Hitleri destekleyen partililerin yaptığı yemini andırıyor.

HİTLER YEMİNİ

Hitler Yemini ve Askerin Yemini olarak anılan yeminde Alman Silahlı Kuvvetlerinin subay ve askerleri ile Nazi Almanyası memurlarının Hitlere bağlılıklarını bildiriyor.

Bu yeminle Almanlar ülkenin anayasasına bağlılık yerine Adolf Hitler’e kişisel sadakat sözü vermiş oldu. Tarihçiler bu kişisel yemini savaş suçları, zulüm ve soykırım işlemek için verilen emirlere uymak için önemli bir psikolojik unsur olarak görüyorlar. Nazilerin yargılandığı Nürnberg mahkemelerinde birçok Alman subay ettikleri yemini savaş suçları ve insanlığa karşı suçlara karşı savunma olarak kullanmaya çalıştı. Fakat çabaları başarısız oldu.

Bu gidişle seçim 2023’e kalmaz! İşte yeni seçim hesapları

 

Okumaya devam et

Analiz

Erdoğan’ın yeni ‘Papaz’ tuzağı

2018 yılında yaşanan Rahip Brunson krizinin büyümesine izin vererek doların 8,5 TL’ye tırmanmasına sebep olan Erdoğan, yüksek kur, faiz ve enflasyonla halkını zor durumda bıraktı. O günlerde Merkez Bankasının ihalesiz dolar satışları ve ucuzdan dolar alan şirketler çok tartışıldı. 10 büyükelçi tartışmasından da kötü kokular alan muhalefet, Erdoğan’ın niyetini sorguluyor.

BOLD – Eskişehir’de Millet Bahçesi açılışında konuşan Tayyip Erdoğan, Osman Kavala açıklaması yapan 10 Büyükelçi için istenmeyen adam ilan edilmesi talimatını verdiğini duyurdu. Erdoğan, “Ben Dışişleri Bakanıma talimatı verdim, ne yapması gerektiğini söyledim. Bunların bir an önce istenmeyen adam ilan edilmesini halledeceksiniz dedim. Bunlar Türkiye’yi anlayacak, bilecek. Anlamadıkları gün burayı terk edecekler” dedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Erdoğan’ın talimatını yerine getirmesi sonrası büyük bir diplomatik kriz yaşanacak. Dünyanın en önemli 10 ülkesinin büyükelçileri Türkiye’den ayrılmak zorunda kalacak. Zaten yükselen dolar ve eurodaki artışın hızlanmasından endişe ediliyor.

2018 yılında ABD ile yaşanan Rahip Brunson krizinde de döviz kurunda benzer bir kırılma noktası meydana geldi. ABD’den gelen yaptırım tehdidi sonrası dolar 8,50 TL’ye ulaştı. Kriz Erdoğan’ın geri adım atması sonrası bitti. Erdoğan’ın krizi tırmandırdıktan sonra geri adım atması ise Merkez Bankasının ihalesiz dolar satışını ve bu dolarları ucuzdan alan şirketleri gündeme getirdi.

BU BİR GÖREV İHMALİ

Merkez Bankasının kayıp 28 milyar dolar rezervi ile ilgili en hararetli tartışmaların yaşandığı geçen Mayıs ayında çarpıcı bir gerçek ortaya çıktı. Ekonomi yazarı Alaattin Aktaş, “Hazine ile 2017’de imzalandığı belirtilen protokol bu şekilde döviz satışına olanak veriyorduysa 2018’de Rahip Brunson krizi sırasında kur fırlayıp giderken bu protokol devreye sokularak niye satış yapılmadı da doların 8.50’yi aşmasına göz yumuldu? Bu bir görev ihmali, hatta görevi kötüye kullanma değil mi” diye sordu.

DIŞ GÜÇLER YÜKSELTİ DEME

Şimdi yaşanan büyükelçi krizinden de muhalefet kötü kokular alıyor. İyi Partili Ümit Dikbayır, “Sayın Erdoğan, senin yanlış ekonomi yönetimin ve iş bilmezliğin sonucu dolar bugün 10 TL. Baştan söyleyeyim; Büyükelçiler üzerinden uluslararası kriz çıkartıp, bunu siyaseten fırsata çevirmeye çalışıp; yarın, dövizi ben değil dış güçler yükseltti diye vatandaşın karşısına çıkma!” dedi.

Aynı fikirleri paylaşan ekonomi yazarı Uğur Gürse de, “Döviz kurunu 8.28’den 9.60’a getiren neden, Merkez Bankası’nda siyasi direktifle faiz indirim süreci ve oradaki görevden almalar oldu. Şimdi kimse çıkıp da “10 Büyükelçi krizi nedeniyle oldu” demesin. Henüz bunu görmedik, ama pazartesinden itibaren bunu da göreceğiz” diye konuştu.

Erdoğan 10 büyükelçiyi istenmeyen adam ilan etti, şimdi ne olacak?

Okumaya devam et

Popular

Shares