Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Afganistan’da hükumet çöküyor, AKP Kabil Havalimanı derdine düştü

Afganistan’da merkezi hükumet hızla çöküş yaşarken, Taliban 2 hafta içerisinde 15 vilayet merkezini ele geçirdi. Batılı ülkeler, art arda vatandaşlarına Afganistan’ı terk etme çağrısı yapıyor. ABD ve İngiltere elçilik personelini tahliye etmek için ek asker gönderme kararı aldı. Afganistan’ın kaosa sürüklendiği bu ortamda AKP yönetiminin Kabil Havalimanı ısrarı ise devam ediyor. Ankara ile Taliban’ın ‘yüz yüze diyalog’ kurması için Pakistan devreye girdi.

BOLD ANALİZ – ABD öncülüğündeki NATO askerlerinin çekilmesinin ardından Afgan hükumet güçleri Taliban’a karşı ciddi bir direniş sergileyemiyor. Mayıs ile Temmuz arasında kırsalda birçok ilçe merkezini ele geçiren Taliban güçleri, Ağustos ayında vilayet merkezlerini hedef almaya başladı. İki hafta içerisinde 34 vilayet merkezinin 15’i Taliban’ın eline geçti.

ABD, İngiltere ve Almanya, vatandaşlarına ülkeyi derhal terk etme çağrısı yaparken, ABD diplomatik personelini minimuma indirme kararı aldı. ABD ve İngiltere, elçilik personeli ve vatandaşlarını tahliye etmek için Afganistan’a takviye birlik göndermeye başladı.

ABD istihbaratının Afganistan’daki hükumete 3 ay ömür biçtiği bu ortamda, hiçbir NATO ülkesinin talip olmadığı Kabil Havalimanı’nı koruma ve işletme konusundaki AKP yönetiminin ısrarı ise artarak devam ediyor. Erdoğan, Taliban liderini Türkiye’de ağırlayabileceğini açıklarken, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar örgüt üzerinde büyük etkisi olan Pakistan’da Taliban’la ‘yüz yüze diyalog’ için görüşmeler yürüttü.

15 VİLAYET MERKEZİ TALİBAN KONTROLÜNDE

Taliban, hazirandan itibaren onlarca ilçeyi ele geçirdikten sonra kuşatmaya aldığı vilayet merkezlerine yöneldi.

Afganistan-İran sınırındaki Nimruz vilayet merkezi Zaranc, Taliban’ın geçen hafta cuma günü ele geçirdiği ilk vilayet merkezi oldu.

Taliban, geçen hafta cuma gününden beri aralarında güney vilayetlerini Kabil’e bağlayan güzergah üzerinde bulunan tarihi kent Gazne’yi, ülkenin en büyük üçüncü kenti Herat’ı, stratejik öneme sahip Helmand vilayetinin merkezi Leşkergah’ı ve ülkenin en büyük ikinci kenti Kandahar vilayet merkezini ele geçirdi.

Örgüt, son olarak Afganistan’ın güneyi ve batısındaki Badgis, Gur ve Helmand vilayetlerinin merkezini ele geçirerek ülkedeki 34 vilayet merkezinin 15’ini kontrolü altına aldı. Kabil yönetimi halen 19 vilayet merkezinde hakim durumda.

Afganistan askerleri

Birçok bölgeden Afgan askerlerinin çatışmaya girmeden şehirleri Taliban’a terk ettiği haberleri geliyor. ABD istihbaratının daha önce 6 ay ile 12 ay arasında ömür biçtiği Kabil hükumeti konusunda yeni bir değerlendirmesi ortaya çıktı. Washington Post gazetesinde yer alan haberde Kabil’in 3 ay içerisinde Taliban’ın eline geçeceği öngörüsünde bulunuldu.

Çatışmaların son aylarda yoğunlaşması sivil kayıplarını ve göçleri de artırdı. Birlşemiş Milletler’e (BM) göre, 2021’in ilk yarısında 1659 sivil hayatını kaybederken, son bir ayda 1000’den fazla sivil hayatını kaybetti.

Afganistan Bağımsız İnsan Hakları Komisyonu, mayıs başından ağustosa kadar yaklaşık 1 milyon sivilin evlerinden olduğunu açıkladı. BM, 18 milyon Afgan’ın insani yardıma ihtiyaç duyduğunu bildiriyor.

ABD VE İNGİLTERE TAHLİYE İÇİN ASKER GÖNDERİYOR

Bu gelişmelerin ardından ABD, Kabil Büyükelçiliği’nden personelinin tahliyesi için ülkeye yaklaşık 3 bin, İngiltere de vatandaşlarının tahliyesi için 600 asker göndereceğini açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price gazetecilere verdiği demeçte, Büyükelçiliğin Afganistan’daki mevcudiyetinin güvenlik durumu nedeniyle azaltıldığını ve sadece bulunması zaruri kişilerin kalacağını söyledi. Fakat Kabil’deki Büyükelçiliğin mevcut konumunda açık kalacağını kaydetti.

Pentagon Sözcüsü John Kirby, ABD güçlerinin bir veya iki gün içinde Kabil’de olacağını ve havaalanında konuşlanacağını söyledi. Kirby, Kabil’de halen 650 civarında ABD askeri bulunduğunu, söz konusu 3 bin askerlik takviyenin, tamamen tahliye amacıyla ülkeye gittiğini vurguladı.

Ülkeye gönderilecek olan İngiliz askeri personelin de İngiltere vatandaşlarının yanı sıra Afgan personel ve tercümanların tahliye edilebilmesi için koruma ve lojistik destek sağlayacağı belirtiliyor.

AFGANİSTAN’I TERK EDİN ÇAĞRILARI

Ülkedeki güvenlik durumu gittikçe kötüleşirken ABD, İngiltere ve Almanya vatandaşlarına art arda ülkeyi derhal terk edin çağrıları yapıyor.

ABD’nin Kabil Büyükelçiliği dün Amerikan vatandaşlarına ülkeyi terk etmeleri çağrısını yineledi. Elçiliğin internet sitesinde yayımlanan açıklamada, ABD vatandaşlarının derhal, bulabilecekleri ticari uçuşlarla Afganistan’ı terk etmeleri istendi.

Cuma günü İngiltere Dışişleri Bakanlığı tüm İngiliz vatandaşlarına ülkeyi terk etmelerini tavsiye etmişti. Ülkede halen 4 bin İngiliz vatandaşının olduğu tahmin ediliyor.

Almanya da getiğimiz günlerde ülkedeki vatandaşlarına tarifeli seferlerle ülkeyi terk etme çağrısında bulunmuştu.

ABD, RUSYA VE ÇİN’NDEN ORTAK AÇIKLAMA

Bu arada ABD, Rusya, Çin ve diğer büyük güçler yaptıkları ortak açıklamada, Afganistan’da askeri güç kullanımı yoluyla dayatılan hiçbir hükümeti tanımayacaklarını duyurdular.

Katar’ın başkenti Doha’daki Taliban heyeti

Katar’ın başkenti Doha’da Taliban’la yapılan görüşmelerin ardından yayınlanan ortak açıklamada, Afganistan için acilen barış sürecinin hızlandırılması çağrısında bulunuldu.

Ayrı bir açıklama yayınlayan Avrupa Birliği (AB) Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de Taliban’ı, ülkenin askeri güçle ele geçirilmesi ve bir İslam Emirliği kurulması durumunda, uluslararası toplum tarafından yalnız bırakılacağı konusunda uyardı.

Alman hükümeti de daha önce yaptığı açıklamada, Taliban’ın ülkenin tamamında denetimi ele geçirmesi halinde, ülkeye yaptığı mali yardımı keseceği tehdidinde bulunmuştu.

AKP HÜKUMETİ KABİL HAVALİMANI ISRARINI SÜRDÜRÜYOR

Afgan hükumetinin adeta çöküş yaşadığı, askerlerin çatışmadan şehirleri Taliban’a terk ettiği ve batılı ülkelerin hızla çıkmaya çalıştığı Afganistan konusunda AKP hükumetinin Kabil Havalimanı’nın güvenliğini sağlama konusundaki ısrarı sürüyor.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hafta içinde yaptığı açıklamada, “Taliban’la bazı görüşmelere varıncaya kadar şu anda ilgili kurumlarımız çalışıyor. Hatta belki ben bile onların lideri durumunda olacak olanı kabul etme durumum olabilir” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Taliban lideriyle görüşebileceğini belirtirken; Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar hafta içerisinde Pakistan’ı ziyaret etti.

PAKİSTAN, ‘YÜZ YÜZE DİYALOG’ İÇİN DEVREDE

Pakistan Başbakanı İmran Han ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar

Taliban örgütünün, 1979-1989 arasındaki Sovyet işgali sırasında Pakistan’daki medreselerde okuyan Afgan mücahitleri örgütleyen Pakistan istihbaratı tarafından kurulduğu bilinmektedir. Ayrıca Pakistan istihbaratının örgüt üzerinde büyük bir etkisi olduğu değerlendirilmektedir.

Erdoğan’ın Taliban lideriyle görüşme isteği doğrultusunda Ankara ile Taliban arasında ‘yüz yüze’ diyalog kurulmasında arabuluculuk için Pakistan devreye girmiş durumda. İslamabad’da temaslarda bulunan Milli Savunma Bakanı Akar, “önümüzdeki günlerde konu şekillenecek” açıklamasını yaptı.

Akar ile görüşmesi sonrasında açıklama yapan Pakistan Başbakanı İmran Han, Taliban ile Ankara arasında doğrudan görüşmeyi kolaylaştırmak için çaba göstereceklerini duyurdu.

“Türkiye ve Taliban için en iyisi yüz yüze diyalog” diyen Han, böylelikle tarafların Kabil havalimanında güvenliğin neden sağlanması gerektiğini konuşabileceklerini kaydetti. Han, “Bu nedenle biz Taliban ile konuşacağız, Türkiye ile yüz yüze görüşme için onlar üzerindeki nüfuzumuzu kullanacağız” açıklamasını yaptı.

Bu arada İmran Han, Afganistan’da çatışmalara son verecek bir siyasi çözüm konusunda umutlu olmadığını da sözlerine ekledi. Taliban liderleri ile birkaç ay önce İslamabad’da yaptığı görüşme hakkında bilgi veren Han, kendisine ‘Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani görevde olduğu sürece bir siyasi çözüm olmayacağını’ ve ‘müzakere masasına oturmayacaklarını’ kesin bir dille aktardıklarını söyledi.

TALİBAN, İKNA OLUR MU?

Şimdi dikkatler Taliban’ın Ankara’nın doğrudan görüşme girişimlerine vereceği yanıta çevrildi.

NATO birliklerinin çekilmesiyle Afganistan’da gücünü artıran ve kontrolü altındaki bölgeleri genişleten Taliban, Türkiye’nin başkent Kabil’deki Hamid Karzai Havaalanı’nın güvenliğini üstlenme girişimine sert tepki göstermiş, Türk askerlerinin Afganistan’dan çekilmemesi durumunda onları “işgalci” sayacaklarını duyurmuştu.

ABD’de 27 Kongre üyesinden mektup: Ankara’ya SİHA için lisans vermeyin

Analiz

Muhalefetten Erdoğan’ın başını döndüren taktik

Anketlerde Erdoğan’ı geri bırakan muhalif siyasi figürler ve yeni parti kuran AKP’nin eski kurmayları Erdoğan’ı zor durumda bırakıyor. Her birinin farklı konularda yaptığı etkili muhalif çıkışa Erdoğan yetişemiyor. Gündem belirlemenin çok uzağında bulunan Erdoğan, yetişemediği liderlere karş2ı zaman zaman yargı kozunu oynuyor.

BOLD – İktidar kanadı zamlar, yolsuzluk, ekonomik kriz, devlette kadrolaşma ve kayıp rezervler gibi konularında muhalefetin ağır eleştiri bombardımanı altında.

Bir süredir Erdoğan’ın muhalefet liderlerine tek başına yetişmeye çalışmaktan yorgun düştüğü ve gündem belirlemekten çok uzak kaldığı haberleri basında yer alıyor.

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı henüz belli olmamasına rağmen, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, ABB Başkanı Mansur Yavaş ve CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’ı anketlere göre geride bıraktığı görülüyor.

AKŞENER ESNAFIN YANINDA

Dört liderin birbirinden farklı konularda muhalefeti Erdoğan’ı zorda bırakıyor. Birden fazla siyasi figürle uğraşmak Erdoğan’ı yıpratıyor.

Meral Akşener ülkeyi il-il, ilçe-ilçe geziyor. Dertli esnafı dinleyen Akşener’in her durağı AKP muhaliflerinin toplanma yeri haline geliyor. Bu gezileriyle ekonomik krizin etkilerinden bunalanları gündeme taşıyan Akşener, Erdoğan’ı oldukça zor durumda bırakıyor.

İBB VE ABB YOLSUZLUKLARI

Son yerel seçimlerde Ankara ve İstanbul’u kaybeden AKP kabusu yaşıyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu geldiği günden bu yana AKP döneminde İBB’de yapılan yolsuzluklara dikkat çekiyor. Anketlere göre Erdoğan’ın en güçlü rakibi olarak görülen İmamoğlu’na medyanın da ilgisi oldukça fazla. İmamoğlu, AKP’nin vakıflar üzerinden yaptığı yolsuzlukları ortaya dökerek Erdoğan’ı en çok zorlayan isimlerden biri oldu. Mansur Yavaş da açıkladığı AKP’nin ABB’deki yolsuzluklarıyla cepheyi daha da genişletti.

ERDOĞAN’A YARGI DESTEĞİ

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise bürokrasideki usulsüzlüklere değinerek AKP’ ve Erdoğan’ı köşeye sıkıştırıyor. Son olarak bürokratlara seslenen Kılıçdaroğlu’na Erdoğan sert bir dille cevap verdi. Hızını alamayan Erdoğan mahkemeye başvurdu. Erdoğan ile CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu arasında hafta sonu başlayan bürokrat kavgası sürüyor. Erdoğan tartışmayı siyaset alanının dışına çıkararak yargıya başvurdu. Erdoğan’ın avukatları, Kılıçdaroğlu’nun bürokratlarla ilgili açıklamasında Erdoğan’a hakaret içeren ifadelerin de yer aldığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

AKP’den ayrılarak yeni parti kuran Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu da Erdoğan’ı zorda bırakan çıkışlarla gündeme geliyor. Özellikle Babacan’ın KHK’lar için bakanların boş kağıda imza attıklarını açıklaması gündemi uzun süre meşgul etti.

Yargıtay, hukuku yok saydı: ‘Eşin KHK’lı’ diye işçisini çıkartan işvereni haklı buldu

Okumaya devam et

Analiz

Yargıtay, hukuku yok saydı: ‘Eşin KHK’lı’ diye işçisini çıkartan işvereni haklı buldu

AYM, MGK kararıyla hiçbir yapıya terör örgütü denemeyeceğine hükmetmesine rağmen Yargıtay, masumiyet karinesini ayaklar altına alan bir karar verdi. Yargıtay, eşi kamudan ihraç edilen çalışanını işten çıkaran işvereni haklı buldu.

BOLD ANALİZ – Anayasa Mahkemesi (AYM) 3 Haziran 2021 tarihli kararıyla bir yapıya, oluşuma ya da gruba salt Milli Güvenlik Kurulu’nun ‘tavsiye’ kararı dayanak yapılarak “terör örgütü” denilemeyeceği yönünde karar verdi. Yargıtay bu karar doğrultusunda düzeltme yapmak yerine yeni mağduriyetlerin oluşmasına devam ediyor.

YARGITAY ACİLEN YENİ İÇTİHAT OLUŞTURMALI

AYM’nin MGK kararı ile hiçbir yapıya terör örgütü denemeyeceği kararı sonrası gözler Yargıtay’a çevrildi. AYM’nin kararı sonrası, 15 Temmuz öncesinde MGK kararı dayanak yapılarak verilen ve bu doğrultuda Gülen Hareketi mensuplarına yönelik açılan 1 milyon 500 binden fazla soruşturmanın çöp hükmünde olduğu belirten hukukçular, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun acilen yeni bir içtihat oluşturması gerektiğine dikkat çekiyor.

MGK KARARLARI DAYANAK YAPILDI

Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından 2017 yılında verilen 2015/3 E. ve 2017/3 K. sayılı kararını da tartışmaya açtı. Yargıtay kararında 3 MGK kararı dayanak yapılırken, 30 Ekim 2014 tarihli MGK kararında Gülen Hareketi, ‘kamu düzenini bozan iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanmalar’ olarak nitelendiriliyor. 29 Nisan 2015 tarihli kararda ‘milli güvenliği tehdit eden paralel devlet yapılanması’ ifadesi kullanılırken, 26 Mayıs 2016 tarihli kararda ise ‘milli güvenliğimizi tehdit eden ve bir terör örgütü olan paralel devlet yapılanması’ şeklinde nitelendiriliyor.

İŞTEN ÇIKARMAK İÇİN EŞİNİN KHK İLE ATILMASI YETERLİ SEBEP SAYILDI

Yargıtay, AYM kararı sonrası yüzbinlerce kişiyi mağdur eden kararı ile ilgili yeni içtihat oluşturmak yerine yeni mağduriyetlere sebep olacak kararlara imza atıyor. Son olarak Yargıtay, eşi Gülen Hareketi mensubu olması nedeniyle kamudan ihraç edilmiş ve halen tutuklu bulunan çalışanını “şüphe feshi” ile işten çıkaran işvereni haklı buldu. Bir kişi, eşinin kamudan ihraç edilip tutuklandığını gizlediği gerekçesiyle çalıştığı işyerinden çıkarıldı. Mahkeme, işe iade davasını reddetti. Temyiz üzerine dosyaya bakan Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, mahkemenin somut ve objektif olguları araştırmadığı gerekçesiyle kararı bozdu. Ankara 10. İş Mahkemesi, bozma sonrası çalışanın işe iadesine hükmetti. Kararın işveren tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, davaya baktı. Daire, çalışan hakkında terör örgütü üyeliğinden soruşturma açıldığını ve takipsizlik kararı verildiğini, bu durumun şüpheye dayalı fesih için yeterli olduğuna karar verdi. Kararda, “Davacının çalıştığı kurumun konumu, stratejik yapısı ve davacının görevi, davacının eşinin terör örgütü ile bağlantısı sebebiyle mesleğinden ihraç edilmiş ve tutuklu olması da dikkate alındığında, davalı işverenin şüpheyi haklı kılan ciddi, önemli ve somut vakıaların varlığını ispat ettiği kabul edilmelidir.” denildi.

Siyasetin emrindeki HSK’da organize işler: Bahçeli istifa ettirdi, Şentop hakime kefil oldu

Okumaya devam et

Analiz

Siyasetin emrindeki HSK’da organize işler: Bahçeli istifa ettirdi, Şentop hakime kefil oldu

MHP kontenjanından Hakimler ve Savcılar Kurulu(HSK) üyesi olan Devlet Bahçeli’nin eski avukatı Hamit Kocabey’in istifa süreci yargıdaki çürümeyi gözler önüne serdi. Kocabey’in MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin “İstifa edin” isteğini “Başüstüne” diyerek yerine getirdiği, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un da sulh ceza hakiminin ihracını ‘bilgi verdiği’ gerekçesiyle önlediği anlaşıldı.

BOLD ANALİZ – AKP’nin başkanlık sistemiyle Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun yapısını değiştirmesi sonrası iktidarın emrine giren yargıdan pis kokular yükseliyor.

HSK üyesi avukat Hamit Kocabey’in geçtiğimiz hafta Kurul’dan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin isteğiyle istifa etmesi sonrası ortaya atılan iddialara bugün yenisi eklendi. Gazeteci İsmail Saymaz, HSK’ya MHP’nin kontenjanından atanan Kocabey, avukatı olduğu Devlet Bahçeli’nin talimatı üzerine “Başüstüne” diyerek 5’nci ayı dolmadan istifa ettiğini yazdı.

Saymaz, Kocabey’in avukat oğlu Nizamettin Kocabey’in Bataklık Operasyonu’nda Uğur Şener’in yakalama kararının kaldırılması için Ankara 8. Sulh Ceza Hakimi E.Ş. üzerinden devreye girdiğini, dönemin Ankara Başsavcısı Yüksel Kocaman’ın hakim E.Ş.’ye “Bu dosya için 300 bin dolar alınmış. Sakın ha!” uyarısında bulunduğunu yazdı. Avukat Kocabey’in, Başsavcı Kocaman’ın söylediklerine sinirlendiği ve “Bunu Kocaman’ın yanına bırakmam” dediğini aktaran gazeteci Saymaz, şüpheli Şener’e dava bile açılmadığını belirtti.

Bu gelişmelerin ardından HSK üyesi olmayı bekleyen Başsavcı Kocaman’ın Yargıtay’a üye atanmasında Hamit Kocabey’in etkisi olduğunu kaydeden Saymaz, Kocabey’in hakim E.Ş. hakkında Gülen Cemaati ile bağlantısı olduğu gerekçesiyle soruşturma başlatıldığını, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un Hakim E.Ş.’ye 2012’den itibaren cemaat ile ilgili ‘yararlı bilgiler vererek’ ihracına engel olduğunu kaydetti.

Saymaz’ın aktardığına göre, HSK’da şunlar yaşandı: “Son hafta, ihraç edilecek ve açığa alınacak olan hakim ve savcılar görüşülecekti. Hakim E.Ş. de listedeydi.

Şentop, ihraç çıkmaması için Bahçeli ile görüştü. Kocabey’e “Oylamaya katılma” önerisinde bulunuldu.

Kocabey, her hafta olduğu üzere pazartesi günü Bahçeli’nin makamına gitti. Sohbette “AK Parti gidiyor, bizi de beraberinde götürüyor, bir çare bulmak lazım” dedi.

Bahçeli yanıt vermedi.

Bahçeli: İstifa edin
Geçen perşembe sabahı Hamit Kocabey’in telefonu çaldı.

MHP’den aranıyordu.

Derhal genel merkeze gitti.

Bahçeli, baş başa görüştüğü Kocabey’e şöyle dedi:

“Bir karar verdim. Bu kararı çok zor verdim. 24 saat düşündüm. Hareketimizin selameti için sizden bir şey rica ediyorum. Çok büyük hizmetler ettiniz. Bir dik duruş daha bekliyorum sizden.”

Kocabey, “Emredin” dedi.

Bahçeli, “İstifa edin” diye ekledi.

Kocabey, “Başüstüne efendim” şeklinde karşılık verdi.

Dilekçesini yazdı ve aynı gün Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e verdi.”

Saymaz’ın yazısındaki iddialar yargının siyasetin emrine girdiğini, HSK üyesinin Devlet Bahçeli’den talimat aldığını, hakim ve savcıların ihracında da yine siyasetçilerin belirleyeci olduğunu gösteriyor.

PERİNÇEK’İN ‘SİYASETİN KÖPEĞİ’ DEDİĞİ YARGIDA PİS KOKULAR

Doğu Perinçek’in “siyasetin köpeği” diyerek aşağıladığı yargıda organize işler, pis kokular gelmeye devam ediyor. Yargının siyasetin kuklasına dönüşmesinin nedenlerinden bir tanesi de HSK’nın üyelerinin belirlenmesinden kaynaklanıyor. AKP ve MHP’nin 2017’de yaptığı anayasa değişikliğiyle HSK’nın üyelerinin Cumhurbaşkanı ve TBMM’deki siyasi partiler tarafından seçen sistem getirildi. Buna göre HSK’nın Adalet Bakanı ve müsteşarının dışında kalan 4 üyeyi Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 üyesini ise TBMM’nin belirliyor. TBMM’de seçilen üyeler ise iktidar ve muhalefet partileri arasında bölüşülerek yapıldı. Böylece bağımsız ve tarafsız olması gereken yargı tam anlamıyla siyasetin emrine girdi.

Erdoğan, 2001’de Kılıçdaroğlu gibi uyarmış: Ülkemizde kadınlar, çocuklar adeta rehin alınıyor, devletin bürokratlarına suç işlettiriliyor

Okumaya devam et

Popular

Shares