Connect with us

Analiz

Afganistan’da efsanevi komutanın oğlu Taliban’a karşı direniş başlattı: Yeni bir iç savaş mı başlıyor?

Sovyetlere karşı direnişin efsanevi komutanlarından Ahmed Şah Mesud’un oğlu Ahmed Mesud, Pençşir Vadisi’ndeki direnişe önderlik ediyor.15 Ağustos’ta Kabil’e giren Taliban, Afganistan’da sadece Pençşir Vadisi’ne saldırmamıştı. Pençşir Vadisi’ndeki Taliban karşıtı güçlerin örgüte karşı uzun süre direnmesi beklenmiyor. Ancak batılı ülkeler 2001 öncesinde olduğu gibi Taliban karşıtı güçlere ciddi anlamda destek verirse ülkedeki iç savaş ortamı uzun yıllar sürebilir.

BOLD ANALİZ – 1979 yılında Afganistan’ı işgal eden Sovyetler Birliği 1989 yılında ülkeden çekilmiş ve ülke 1996 yılına kadar kanlı bir iç savaş yaşamıştı. 1996 yılında Taliban, Kabil’e girmiş ancak Pençşir Vadisi’ndeki Kuzey İttifakı 2001 yılındaki ABD işgaline kadar Taliban’a direnmiş ve bölgede kontrolü elinde tutmuştu.

ABD ve NATO askerlerinin Mayıs ayında çekilmeye başlamasının ardından Taliban, önce kırsalda ilerlemiş ve ardından 6 Ağustos’ta ilk vilayet merkezini almıştı. Afgan Ordusu’nun hiçbir direniş göstermemesi sonucu Taliban, 15 Ağustos’ta da Kabil’e girmişti.

Ancak Taliban, bugüne kadar bir bölgeye, 1996 -2001 yılları arasındaki dönemde de ele geçiremediği Kuzey’deki Pençşir Vadisi’ne saldırmadı.

Taliban, Afganistan eski Devlet Başkanı Hamid Karzai ve ülkeden kaçan Devlet Başkanı Eşref Gani’in yardımcılarından Abdullah Abdullah’ı bölgeye göndererek bölgedeki güçlerin direnmeden Taliban’a teslim olmasını istedi. Ancak red cevabı alınca Taliban, bölgeye saldırmaya başladı.

EFSANEVİ KOMUTAN’IN OĞLU ÖNDERLİK EDİYOR

‘Pençşir Aslanı’ lakaplı efsanevi komutan Ahmed Şah Mesud

Pençşir Vadisi’ndeki Taliban karşıtı güçlere Sovyetlere karşı direnişin efsanevi komutanlarından Ahmed Şah Mesud’un oğlu Ahmed Mesud önderlik ediyor.

‘Pençşir Aslanı’ lakaplı Ahmed Şah Mesud, 1996-2001 yılları arasında da Taliban’a karşı direnen Kuzey İttifakı’nın en önemli komutanlarından biri idi.

Pencşir, Taliban karşıtlarının önemli kalesi olarak biliniyor.

Taliban, ülkedeki 34 vilayet merkezinin 33’ünü kontrolüne alırken Kabil’in kuzeyindeki Pencşir, tüm ilçeleriyle beraber henüz Taliban hakimiyetine girmeyen tek Afganistan vilayeti durumunda.

Ayrıca yerel grupların Kabil, Parvan, Kapisa, Maydan Wardak gibi vilayetlerdeki az sayıda ilçeyi kontrol ettiği biliniyor.

Pencşir’in, dağlık ve engebeli arazi koşulları nedeniyle ele geçirilmesinin zor olduğu belirtiliyor.

Ahmed Mesud, Pencşir vilayetinde oluşturulan yerel grupların başında bulunduğunu açıklayarak halka ‘Taliban’a karşı savaşma’ çağrısı yapmıştı.

TALİBAN, SAVAŞÇILARINI PAZAR GÜNÜ BÖLGEYE GÖNDERDİ

Bölgedeki güçlerin komutanı Ahmed Mesud, Pazar günü yaptığı açıklamada Taliban’la masaya oturarak barış için uzlaşmayı umduğunu; ancak bunun için “Taliban’ın aşırılıkçı uygulamalarından vazgeçmesi” gerektiğini, vazgeçmemesi halinde Afgan ordusunun eski üyelerinin ve milislerin de dahil olduğu kendisine bağlı özel birliklerin savaşmaya hazır olduğunu söyledi:

“Taliban’ın bundan sonra ilerlenecek tek yolun müzakere olduğunu anlaması için çabalıyoruz. Bir savaş çıkmasını istemiyoruz.”

Ancak görüşmeler bir sonuca ulaşmayınca Taliban, Pazar günü yüzlerce savaşçısının Pençşir’e doğru yola çıktığını duyurdu.

Taliban’ın Twitter hesabından Arapça yapılan açıklamada, “İslam Emirliği’nin yüzlerce mücahidi yerel yönetim barışçıl bir şekilde teslim olmayı reddettiği için Pencşir vilayetine doğru yola çıktı.” denildi.

TALİBAN KARŞITI GÜÇLER, 3 KASABAYI ELE GEÇİRDİ

Kuzeyde Pençşir Vadisi’ne yakın bir başka bölgedeki yerel milis güçler, Taliban’a karşı savaşarak Bağlan vilayetindeki üç kasabada kontrolü ele geçirdi.

Afganistan’ın ‘Tolo News’ kanalının yerel kaynaklarına dayandırdığı haberinde, yerel gruplar ile Taliban güçleri arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı ve her iki tarafın da ağır kayıplar verdiği belirtildi.

Çatışmalar sonucu başkent Kabil’in kuzeyindeki Bağlan vilayetine bağlı Pule Hisar, Deh Salah ve Andarab ilçelerinin kontrolünün eski yönetime bağlı güçler ve yerel gruplara geçtiği bildirildi.

Üç ilçede ağırlıklı Tacikler olmak üzere yaklaşık 100 bin kişi yaşıyor.

Büyük ölçüde Peştun etnik tabanına dayanan Taliban’ın Kabil’i kontrolüne almasının ardından bunun taraflar arasında yaşanan ilk çatışma olduğu belirtildi.

TALİBAN’A KARŞI DİRENEBİLİR Mİ?

Efsanevi komutan Ahmed Şah Mesud’un oğlu Ahmed Mesud

Ahmed Mesud, merkezi olmayan ve kapsayıcı bir hükümete açık olduğunu; Taliban tarafından dayatılan her türlü rejimle savaşacağını duyurmuştu.

Taliban’ın kontrolü büyük oranda ele geçirdiği son birkaç hafta içinde dağılan Afgan ordusunun bazı askerleri, silahlarıyla birlikte Pençşir’e giderek Mesud’un birliklerine katıldı.

Ancak uzmanlar, Pençşir’in topyekün bir Taliban saldırısına karşı duramayacağını düşünüyor.

İsveç’te yaşayan bağımsız araştırmacı Abdul Sayed, Fransız haber ajansı AFP’ye yaptığı açıklamada “Taliban Penşçir’i her yandan kuşattı ve Mesud’un oğlunun birkaç aydan fazla direnebileceğini sanmıyorum. Şu anda gerçekten güçlü bir desteği yok” diye konuştu.

YENİ BİR İÇ SAVAŞ MI YOLDA?

Uzmanlar Ahmed Mesud’a çok şans vermese de Taliban’a karşı olduğu bilinen Batılı ülkeler 1996-2001 yılları arasında olduğu gibi Pençşir’deki güçlere destek verirse ülke uzun yıllar sürecek yeni bir iç savaş sarmalına girebilir.

Afganistan’ın Devlet Başkanı Eşref Gani, Taliban Kabil’e girdiği gün yurt dışına kaçmıştı. Yardımcılarından Emrullah Salih de Taliban’a teslim olmamış durumda.

Kabil düşmeden önceki hafta eski Kuzey İttifakı’nın önemli isimlerinden Özbek General Raşid Dostum da Afganistan’a gitmiş ancak Mezar-ı Şerif’in düşmesi sonrası Özbekistan’a kaçmıştı.

Pençşir’de oluşan yapı eğer bu önemli isimleri de bünyesine katabilirse Taliban’a karşı önemli bir direniş noktası doğabilir.

Ancak bu kez batılı ülkeler 1996’daki dönemine göre Taliban yönetimini kabullenme konusunda daha ılımlı görünüyor. Taliban da kendini uluslararası kamuoyu ve iç kamuoyunda kabullendirmek için ılımlı mesajlar veriyor.

Afganistan’da uzun yıllar sürecek yeni bir iç savaşı kimse istemiyor gibi görünüyor. Ahmed Mesud’a şu ana kadar destek çıkan da olmadı.

Ancak Taliban’a karşı içeride ve dışarıda hoşnutsuzluk artarsa ve Ahmed Mesud önemli bir güç olarak kendini ispatlayabilirse uluslararası kamuoyunun fikri de değişebilir.

Afganistan’ın 1 trilyon dolarlık değerli madenlerini Çin mi işletecek?

Analiz

Türkiye’de genç olmak

Türkiye genç olmak ateşten gömlek giymek demek. Paşaların kahraman ilan edildiği koca darbe gençlere yıkılıyor, bir twit attığı için gençlerin hayatları karartılıyor, Erdoğan aleyhine slogan atılan bir yerde bulundukları için okudukları lise gözaltına alınıyorlar. Ya da bir iftara katıldı diye final sınavları zamanı tutuklanıyorlar. AKP tarafından sistematik şekilde baskıya maruz kalan gençlerin ülkeyi terk edenler içerisindeki oranı da dikkat çekici.

BOLD – AKP iktidarının gençlerle yıldızı hiç barışmadı. Siyasi eleştirilerini sosyal medyadan paylaşan yüzbinlerce genç, nezarethane ve cezaeviyle tanıştı.

15 Temmuz’daki askeri kalkışma sonrası Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları kahraman ilan edilirken, koca darbede ihale çoğu çocuk yaştaki harbiyeli öğrencilere kaldı.

Birçok askeri öğrenci darbeye teşebbüsten müebbet hapisle cezalandırılırken, o yıl 13-14 yaşlarında olan askeri lise öğrencileri de 18’ine basar basmaz gözaltına alındı.

Önceki gün hakkında soruşturma başlatılan, 25 yaşındaki bir askeri öğrenci haksızlığa isyan ederek intihar etti. Bilgiyi paylaşan Askeri Öğrenci Komitesi platformu, intihar eden gencin ağabeyinin de tutuklu bir askeri öğrenci olduğunu belirtti.

HEDEFTE ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİ

Hizmet Hareketi mensubu oldukları gerekçesiyle ülkenin dört bir yanındaki üniversitelerde okuyan öğrenciler, final sınavları döneminde gözaltına alınmaya başladı.

15 Temmuz’dan bu yana 6 yıl geçmesine rağmen, iktidar güdümündeki yargı ülkenin gençlerini sudan sebeplerle cezalandırmaya deva ediyor.

Karabük’te gözaltına alınan 14 üniversite öğrencisinden 3’ü tutuklandı. Katıldıkları iftar yemekleri tutuklanan öğrencilerin aleyhinde delil olarak kullanıldı.

Karabük’te bir haftadır gözaltında tutulan 14 kız öğrenciden sonra, dün de aralarında Antalya Akdeniz Üniversitesi’nde okuyan öğrencilerin de yer aldığı 50 kişi gözaltına alındı.

LİSELİLERE OKULDA GÖZALTI

Dünya Kadınlar Gününde, Erdoğan aleyhine atılan sloganlar yüzünden dün 2 liseli okudukları okulda gözaltına alındı.

Son birkaç günde yaşananlar gençlere yönelik tahammülsüzlüğü gözler önüne sererken, sosyal medyada kullanıcılarının da dikkatini çeken durum “Türkiye’de genç olmak” etiketiyle gündeme yerleşti.

Türkiye’deki baskıya dayanamayan gençlerse çareyi ülkeyi terk etmekte buluyor. Türkiye’den göç edenler arasında gençlerin oranı dikkat çekiyor.

TÜİK’in verilerine göre, Türkiye’den yurtdışına göç eden nüfus içinde yüzde 15.2 ile en büyük dilimi ‘25-29 yaş grubu’ oluşturdu. Bu yaş grubunu yüzde 13 ile 30-34 ve yüzde 12.6 ile de 20-24 yaş grubu takip etti.

Antalya’da kız öğrenciler ve öğretmenler iki gündür gözaltında

Okumaya Devam Et

Analiz

Nebati ne dediyse tersi çıkıyor: Dolar 6 ay öncesine döndü

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati dolar 13,70 lira seviyesindeyken Londra’ya gitti. Yabancı yatırımcılara “Dolar artık buradan daha yukarı gitmez” dedi. Son haftalarda yükselişe geçen dolar, kur korumalı TL mevduat sisteminin açıklandığı 20 Aralık’tan bu yana ilk kez 15.66 liranın üzerini gördü.

BOLD ANALİZ – Geçen haftayı 15.48 liradan kapatan dolar mart ayında cari açığın beklentileri aşmasıyla 15.66 liranın üzerini gördü. Dolarda yeni hedef 15.80 ve 16 lira olarak belirlendi.

DOLAR TÜM DÜNYADA GÜÇLENİYOR

ABD’de nisan ayı enflasyonunun yıllık yüzde 8.3 ile yüzde 8.1’lik beklentiyi aşmasıyla dolarda küresel olarak güçlenme yaşanmıştı. Yükselen enflasyonun ABD Merkez Bankası FED’i daha sert sıkılaşma adımları atmaya zorlayacağına yönelik tahminlerin ağılık kazanmasıyla ABD tahvil getirilerinde yükseliş yaşandı. Doların ana para birimleri karşısındaki performansını gösteren dolar endeksi ise geçen hafta 20 yılın zirvesini gördü. Bu gelişmelerle dolar 15.45 lirayı aşmıştı.

TÜRK LİRASI İKİ HAFTADA YÜZDE 4,5 ERİDİ

Dolar yeni haftaya ise 15.50 liradan başladı. Mart ayında cari açığın beklentileri aşmasıyla 15.53 liranın üzerini gördü. TCMB verilerine göre mart ayında cari açık geçen yılın aynı ayına göre yüzde 67 yükselerek 5.5 milyar dolara çıktı. TL bugün dolar karşısında yüzde 0.4 değer kaybederken hareketin başladığı son iki hafta itibarıyla TL’nin değer kaybı yüzde 4.5’e ulaşmış oldu.

TARİHİ ZİRVE 18.41 LİRA

Son gelişmelerle beraber dolar kur korumalı TL mevduat sisteminin ilk olarak açıklandığı 20 Aralık’tan bu yana ilk kez 15.50 lirayı aştı. 17 Aralık Cuma günü dolar 18.41 lirayla tarihi zirvesini görmüştü. Ardından 20 Aralık’ta KKM açıklaması sonrası dolarda düşüş yaşandı. 24 Aralık’ta KKM resmen devreye alınırken dolar da 10.63 liraya geriledi. Ancak sonra yeniden yükselişe geçerek 13,70 seviyesine çıktı. Nisan ayına kadar 14 duvarını yıkamayan dolar önce 14 lirayı sonra 15 lirayı aştı.

DOLAR KURU AKP’NİN KONTROLÜNDEN ÇIKTI MI?

Dolarda yükseliş devam ederken Merkez Bankası’nın eli kolu bağlı durumda. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kontrolündeki TCBM, doları frenlemek için sadece rezerv satışı yapabiliyor. Faiz artışı enstrümanını ise kullanamıyor.  2021 yılı Eylül ayından Aralık ayına kadar 500 baz puan faiz indirerek politika faizini yüzde 14’e indiren TCMB Para Politikası Kurulu son 4 toplantıda faizi sabit bıraktı. Kuru kontrol eden AKP Hükumeti, son iki haftadır yükselişi seyrediyor. Reuters geçen hafta, AKP’nin doları 15.50 liraya kadar kontrollü yükselteceğine yönelik analiz yayımladı.

Erdoğan’ın yeni ekonomi modeli denemelerinin bedeli ağır oldu. Türkiye’de nisan ayında yıllık enflasyon yüzde 69.97’ye yükseldi. Halkın enflasyonunu ölçen ENAG’a göre ise enflasyon yüzde 150’yi aştı.

Ümit Özdağ Soylu’ya sordu: 15 Temmuz’da yarım kalan neydi?

Okumaya Devam Et

Analiz

Niinistö’nün kafası karışık Türklerin net: Erdoğan’ın “U” dönüşüne herkes hazır

Dış politikadaki hayrete düşüren “U” dönüşlerine bir yenisi daha mı geliyor. Erdoğan, ABD başta olmak üzere NATO üyesi ülkelerin desteklediği iki yeni üyelik başvurusuna olumlu bakmadığını açıkladı. Erdoğan’ın vetosunu gündem olduğu sosyal medyada, kullanıcılar yeni “U” dönüşünün tarihi ve nedenini tartıştı.

BOLD – AKP iktidarının dış politikadaki “U” dönüşlerini vatandaş hayretle izliyor. Önce Rusya daha sonra da sırasıyla darbeci Mısır, katil İsrail, 15 Temmuz’un finansörü Birleşik Arap Emirlikleri ve Cemal Kaşıkçı cinayeti faili Suudi Arabistan.

Bu yakıştırmaların sahibi AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, suçladığı ülkeler karşısında tek tek geri atım attı.

NATO’NUN ERDOĞAN İLE İMTİHANI

İkinci Dünya Savaşı sırasında “askeri tarafsızlık” ilan eden Finlandiya, Rusya-Ukrayna savaşının ardından tarihi bir karar aldı.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasının ardından NATO’ya üyelik mesajı veren Finlandiya, süreci resmen başlatacağı açıklaması yaptı. Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö, “NATO üyeliği için resmen başvuracağız” dedi.

Türkiye dışında, NATO üyelerinin tamamı başvuru konusunda net.

ABD Başkanı Joe Biden, İsveç Başbakanı Magdalena Andersson ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ile yaptığı görüşmede söz konusu iki ülkenin NATO üyelik sürecine destek vereceğini bildirdi.

İktidar Sözcüsü İbrahim Kalın, üyelik konusunda 2 ülkeye kapıları kapatmadıklarını söylese de AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan İsveç ve Finlandiya’nın ittifaka katılmasını destekleyemeyeceğini açıkladı. Erdoğan, iki kuzey Avrupa ülkesinin birçok terör örgütüne ev sahipliği yaptığını söyledi.

KAFAM KARIŞTI

Erdoğan’ın Kendisine daha önce farklı konuştuğunu söyleyen Niinisto, “Açık olmak gerekirse biraz kafam karıştı çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yaklaşık bir ay önce bir telefon görüşmesi gerçekleştirdim ve benden önce insiyatif aldı ve ‘NATO’ya başvuruyorsunuz ve biz bunu olumlu değerlendireceğiz’ dedi. Kendisine teşekkür ettim ve teşekkürün karşısında çok memnun oldu. Yani anlıyacağınız, kafam biraz karıştı. İki gün önce duyduklarımız farklıydı. Dün yeniden Türkiye’nin üyeliğimize açık olduğunu duyduk fakat hayıra dönüştü ya da olumsuza dönüştü diyelim. Sanırım şu anda net bir yanıta ihtiyacımız var. Erdoğan’la dile getirdiği problemlerle ilgili konuşmaya hazırım” dedi.

U DÖNÜŞÜ NE ZAMAN

Öte yandan Erdoğan’ın çelişkili açıklamaları Türkiye’de de tartışma konusu. En çok merak edilen konu ise Erdoğan’ın veto konusunda ne zaman geri adım atacağı.

Erdoğan’ın Suudi Konsolosluğunun bahçesine gömdüğü itibar ve Nebati skeci

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar