Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Erdoğan’ın en yakın dostu Afganistan’da Türkiye’yi istemiyor

Türkiye ve Katar, sıkı müttefik gibi görünseler de uzun süredir Afganistan üzerinde bir etkinlik mücadelesi veriyorlar. Türkiye’nin Afganistan konusunda uluslararası bir konferans düzenleme girişimini baltaladığı ortaya çıkan Doha yönetimi, şimdi de Kabil Havalimanı konusunda Ankara’yı geri plana itti.

BOLD ANALİZ – Eski ABD Başkanı Barack Obama, Afganistan’daki savaşı son verme girişimlerini başlattığında Katar, 2011 yılından itibaren görüşmeleri mümkün kılmak için Taliban liderlerini ülkesinde misafir etmeye başladı. Taliban, 2013 yılında da Katar’da bir temsilcilik açtı.

Katar, ABD ile Taliban’ın 2018 yılından itibaren yürüttüğü barış görüşmelerine ev sahipliği yaptı. Bu görüşmeler sonucunda 29 Şubat 2020’de ABD ve Taliban arasında barış anlaşması imzalandı ve ülkedeki Amerikan askerlerinin çekilmesi bir takvime bağlandı.

ABD Başkanı Joe Biden, bu yılın Şubat ayında Afganistan’daki Amerikan askerlerinin 11 Eylül saldırılarının 20. yıldönümü olan 11 Eylül 2021 tarihine kadar çekileceğini açıkladı.

ABD ve NATO askerlerinin çekilmesinin ardından Kabil Havalimanı’nın güvenliği ve Afganistan’da hangi ülkenin etkin olacağı konusu ön plana çıktı.

AKP yönetimi, Afganistan’da daha fazla etkin olmak için iki girişim başlattı. Bunlardan birincisi İstanbul’da bahar aylarında uluslararası bir Afganistan konferansı düzenlenmesi idi.

AKP, Haziran ayında ise NATO’ya ve ABD’ye Kabil Uluslararası Havalimanı’nın güvenliğini sağlamak istediğini iletti.

Ancak zaman içinde görülecekti ki Afganistan ve Taliban üzerinde en etkili aktör olma yolunda ilerleyen Katar, en yakın müttefiki Türkiye’nin bu rolüne ortak olmasını istemeyecekti.

KATAR, İSTANBUL’DAKİ AFGAN KONFERANSINDAN RAHATSIZ OLDU

Türkiye, 16 Nisan’da İstanbul’da uluslararası bir Afganistan konferansı düzenleyeceğini duyurdu. Konferans sırasında Afgan hükumeti ile Taliban’ın masaya oturması planlanıyordu. Ancak Taliban’ın katılmayacağını açıklaması nedeniyle konferans 2 kez ertelendi ve ardından tamamen rafa kalktı.

Türk Dışişleri kaynakları, Ağustos ayında BBC Türkçe’ye yaptıkları açıklamada İstanbul’daki konferans planlanırken Katar’ın bundan rahatsız olduğunu açıkça ifade etti. Dışişleri yetkilileri, kendi ülkelerinde görüşmelerin devam edebileceğini belirten Katar’ın Taliban’ı da bu şekilde yönlendirmiş olabileceğini kaydetti.

İstanbul görüşmelerine katılmayarak haftalar sonra tamamen iptal edilmesine yol açan Taliban, Temmuz ayında Afgan hükümetiyle Katar’ın başkenti Doha’da masaya oturdu.

KATAR, DÜZENLEYECEĞİ ALTERNATİF KONFERANSA TÜRKİYE’Yİ DAVET ETMEDİ

Ardından Doha, Ağustos ayının başında Afganistan için alternatif uluslararası bir toplantıya ev sahipliğini yapacağını açıkladı. Afganistan’ın altı sınır komşusu (İran, Pakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, Çin) ile ABD, Rusya, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’nden de temsilcilerin çağrıldığı toplantıya Türkiye davet edilmedi. Bu da Ankara’da tepkiyle karşılandı. Tepkinin iletilmesine rağmen Doha, Ankara’yı katılımcılar arasına eklemedi.

KATAR, AFGANİSTAN’DAN TAHLİYELERDE KİLİT ÜLKE KONUMUNA GELDİ

ABD ve NATO askerlerinin büyük oranda çekilmesinin ardından Taliban, Haziran ayında Afganistan’da saldırılarını arttırmaya başladı.

Önce kırsalda ilerleyen Taliban, 6 Ağustos’ta vilayet merkezlerini ele geçirmeye başladı ve 15 Ağustos’ta da başkent Kabil’e girdi.

Taliban’ın sürpriz ilerleyişi, Afganistan’a ilişkin bütün planları altüst etti. Türkiye’nin Kabil Uluslararası Havalimanı’nı işletme ve güvenliğini sağlama önerisi de havada kaldı.

Bu yeni durum karşısında Afganistan’dan tahliyeler ve zarar gören Kabil Uluslararası Havalimanı’nın yeniden uçuşlara açılması konusu ön plana çıktı.

Afganistan’da Taliban’ın yönetimi ele geçirmesinin ardından ABD’nin vatandaşlarını ve kendisi için çalışan Afganları tahliye sürecinde Katar önemli bir rol oynadı.

ABD Başkanı Joe Biden, geçtiğimiz günlerde Katar Emiri Şeyh Tamim Bin Hamad el Tani ile yaptığı telefon görüşmesinde Katar’ın Afganistan’daki tahliye sürecine cömert desteği nedeniyle teşekkür etti. Biden’in teşekkürü bununla sınırlı kalmadı. Biden, her ne kadar Taliban’ın Afganistan’daki yönetimi ele geçirmesiyle birlikte başarısızlığa uğramış olsa da Katar’a Afgan hükümeti ile Taliban arasında görüşmelere vesile olması nedeniyle de teşekkürlerini iletti.

ABD VE BATILI ÜLKELER AFGANİSTAN TEMSİLCİLİKLERİNİ DOHA’YA TAŞIYOR

Taliban’ın ülkenin tamamını ele geçirmesi üzerine Kabil’deki büyükelçiliklerini kapatan batılı ülkeler, Afganistan temsilciliklerini Katar’ın başkenti Doha’ya taşımaya başladı.

İlk olarak ABD ve İngiltere, Afganistan temsilciliklerini Katar’ın başkenti Doha’ya taşıdı. Ardından Hollanda Dışişleri Bakanı Sigrid Kaag, ülkesinin Kabil’deki diplomatik temsilciliğinin Katar’ın başkenti Doha’ya taşınacağını açıkladı.

TALİBAN, KATAR VE TÜRKİYE’YE İŞARET ETTİ ANCAK…

Taliban, Kabil Havalimanı’nın açılması konusunda Türkiye ve Katar’a işaret etti.

Taliban Sözcüsü Zabihullah Mücahid, geçen hafta yaptığı açıklamada “Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı ciddi şekilde hasar almış durumda. Şu anda büyük teknik sorunlar var, ama nihayet güvenlik bizim İslami güvenlik güçlerimizin elinde. Fakat büyük lojistik sorunlar devam ediyor. Katar ve Türkiye, havalimanını yeniden işler hale getirmek için çalışıyor. 3 gün içinde her şey temizlenmiş olacak ve kısa sürede de yeniden inşa edilecek. Eylül ayı içinde havalimanının tekrar faaliyete geçmesini umuyorum” ifadelerini kullandı.

Taliban Sözcüsü’nün Kabil Havalimanı konusunda Katar ve Türkiye’yi işaret etmesine rağmen Katar yine tek başına inisiyatif almaya başlayacaktı.

KATAR, KABİL HAVALİMANI KONUSUNDA TEK BAŞINA HAREKET ETMEYE BAŞLADI

Afganistan ve Taliban üzerinde Türkiye’nin etkisinin artmasından rahatsız olduğu zaman içinde ortaya çıkan Katar yönetimi, Kabil Uluslararası Havalimanı’nın yeniden uçuşlara açılması konusunda da tek başına hareket etti.

Kabil’deki havalimanının yeniden hizmete açılması konusunu görüşmek üzere Katar’dan teknik bir ekip geçen hafta çarşamba günü Afganistan’a gitti.

Katarlı teknik ekibin çalışmaları sonrası hafta sonu Kabil Havalimanı’ndan uçuşlar yeniden başladı. Katar’ın Afganistan Büyükelçisi yaptığı açıklamada, pistin yenilendiği ve iki şehre iç hat uçuşu yapıldığını duyurdu.

Afgan yetkililerle birlikte yapılan çalışma sonucu pistin yenilendiği belirtilirken, ilk uçuşların Kabil’den Mezar-ı Şerif ve Kandahar şehirlerine yapıldığı öğrenildi.

Katar’ın Afganistan Büyükelçisi Saeed bin Mubarek Al Khayareen, Taliban’ın kontrolü ele geçirdiği Afganistan’ın başkenti Kabil’e insani yardım ulaştırdıklarını da duyurdu. Katar’dan yapılan açıklamada gelecek günlerde Afganistan’a günlük insani yardım ulaştırma uçuşları gerçekleştirileceği belirtildi.

Reuters’tan yer alan habere göre, ilaç ve gıda ürünleri taşıyan bir Katar yardım uçağı cumartesi günü Kabil’e ulaştı. Katar Dışişleri Bakanlığı, Büyükelçi Saeed bin Mubarek Al Khayareen’in Kabil havalimanında uçağı karşıladığını duyurdu.

ABD’Lİ BAKANLARIN AFGANİSTAN TURUNDAKİ DURAKLARI ALMANYA VE KATAR

Afganistan’da yaşanan kaosun Amerika’nın Ortadoğu ve Avrupa’yla ilişkilerini nasıl etkilediğini görmek için ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Savunma Bakanı Llyod Austin bu hafta bölge turuna çıktı.

Blinken önce Katar’a gidecek ardından Almanya’ya geçerek Ramstein Üssü’nde Afganistan’dan tahliye edilenleri görecek. Daha sonra da 20 ülkenin dışişleri bakanları ile bir araya gelecek.

Austin de Katar’da Kabil’deki tahliyeler sırasındaki katkılarından dolayı yetkililere teşekkür ederek bölge ziyaretine başlayacak. Austin, daha sonra Bahreyn’e geçerek Kabil’de haftalar geçiren askerlere teşekkür edecek. Ayrıca Kuveyt ve Suudi Arabistan’da temaslarda bulunacak.

Sonuç olarak, geçtiğimiz aylarda Kabil Havalimanı’nın güvenliği konusunda Washington’un sürekli görüşmeler yürüttüğü Türkiye’nin ABD’li bakanların ziyaret noktaları arasında yer almaması Ankara’nın Afganistan konusunda geri plana düştüğünün; Doha ziyaretleri ise Katar’ın Afganistan konusunda en önemli aktör olarak ortaya çıktığının bir işareti olarak düşünülebilir.

Erdoğan’ın yakın müttefikleri Katar ve Pakistan, Afganistan konusunda Türkiye’yi safdışı bıraktı

Analiz

Siyasetin emrindeki HSK’da organize işler: Bahçeli istifa ettirdi, Şentop hakime kefil oldu

MHP kontenjanından Hakimler ve Savcılar Kurulu(HSK) üyesi olan Devlet Bahçeli’nin eski avukatı Hamit Kocabey’in istifa süreci yargıdaki çürümeyi gözler önüne serdi. Kocabey’in MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin “İstifa edin” isteğini “Başüstüne” diyerek yerine getirdiği, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un da sulh ceza hakiminin ihracını ‘bilgi verdiği’ gerekçesiyle önlediği anlaşıldı.

BOLD ANALİZ – AKP’nin başkanlık sistemiyle Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun yapısını değiştirmesi sonrası iktidarın emrine giren yargıdan pis kokular yükseliyor.

HSK üyesi avukat Hamit Kocabey’in geçtiğimiz hafta Kurul’dan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin isteğiyle istifa etmesi sonrası ortaya atılan iddialara bugün yenisi eklendi. Gazeteci İsmail Saymaz, HSK’ya MHP’nin kontenjanından atanan Kocabey, avukatı olduğu Devlet Bahçeli’nin talimatı üzerine “Başüstüne” diyerek 5’nci ayı dolmadan istifa ettiğini yazdı.

Saymaz, Kocabey’in avukat oğlu Nizamettin Kocabey’in Bataklık Operasyonu’nda Uğur Şener’in yakalama kararının kaldırılması için Ankara 8. Sulh Ceza Hakimi E.Ş. üzerinden devreye girdiğini, dönemin Ankara Başsavcısı Yüksel Kocaman’ın hakim E.Ş.’ye “Bu dosya için 300 bin dolar alınmış. Sakın ha!” uyarısında bulunduğunu yazdı. Avukat Kocabey’in, Başsavcı Kocaman’ın söylediklerine sinirlendiği ve “Bunu Kocaman’ın yanına bırakmam” dediğini aktaran gazeteci Saymaz, şüpheli Şener’e dava bile açılmadığını belirtti.

Bu gelişmelerin ardından HSK üyesi olmayı bekleyen Başsavcı Kocaman’ın Yargıtay’a üye atanmasında Hamit Kocabey’in etkisi olduğunu kaydeden Saymaz, Kocabey’in hakim E.Ş. hakkında Gülen Cemaati ile bağlantısı olduğu gerekçesiyle soruşturma başlatıldığını, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un Hakim E.Ş.’ye 2012’den itibaren cemaat ile ilgili ‘yararlı bilgiler vererek’ ihracına engel olduğunu kaydetti.

Saymaz’ın aktardığına göre, HSK’da şunlar yaşandı: “Son hafta, ihraç edilecek ve açığa alınacak olan hakim ve savcılar görüşülecekti. Hakim E.Ş. de listedeydi.

Şentop, ihraç çıkmaması için Bahçeli ile görüştü. Kocabey’e “Oylamaya katılma” önerisinde bulunuldu.

Kocabey, her hafta olduğu üzere pazartesi günü Bahçeli’nin makamına gitti. Sohbette “AK Parti gidiyor, bizi de beraberinde götürüyor, bir çare bulmak lazım” dedi.

Bahçeli yanıt vermedi.

Bahçeli: İstifa edin
Geçen perşembe sabahı Hamit Kocabey’in telefonu çaldı.

MHP’den aranıyordu.

Derhal genel merkeze gitti.

Bahçeli, baş başa görüştüğü Kocabey’e şöyle dedi:

“Bir karar verdim. Bu kararı çok zor verdim. 24 saat düşündüm. Hareketimizin selameti için sizden bir şey rica ediyorum. Çok büyük hizmetler ettiniz. Bir dik duruş daha bekliyorum sizden.”

Kocabey, “Emredin” dedi.

Bahçeli, “İstifa edin” diye ekledi.

Kocabey, “Başüstüne efendim” şeklinde karşılık verdi.

Dilekçesini yazdı ve aynı gün Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e verdi.”

Saymaz’ın yazısındaki iddialar yargının siyasetin emrine girdiğini, HSK üyesinin Devlet Bahçeli’den talimat aldığını, hakim ve savcıların ihracında da yine siyasetçilerin belirleyeci olduğunu gösteriyor.

PERİNÇEK’İN ‘SİYASETİN KÖPEĞİ’ DEDİĞİ YARGIDA PİS KOKULAR

Doğu Perinçek’in “siyasetin köpeği” diyerek aşağıladığı yargıda organize işler, pis kokular gelmeye devam ediyor. Yargının siyasetin kuklasına dönüşmesinin nedenlerinden bir tanesi de HSK’nın üyelerinin belirlenmesinden kaynaklanıyor. AKP ve MHP’nin 2017’de yaptığı anayasa değişikliğiyle HSK’nın üyelerinin Cumhurbaşkanı ve TBMM’deki siyasi partiler tarafından seçen sistem getirildi. Buna göre HSK’nın Adalet Bakanı ve müsteşarının dışında kalan 4 üyeyi Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 üyesini ise TBMM’nin belirliyor. TBMM’de seçilen üyeler ise iktidar ve muhalefet partileri arasında bölüşülerek yapıldı. Böylece bağımsız ve tarafsız olması gereken yargı tam anlamıyla siyasetin emrine girdi.

Erdoğan, 2001’de Kılıçdaroğlu gibi uyarmış: Ülkemizde kadınlar, çocuklar adeta rehin alınıyor, devletin bürokratlarına suç işlettiriliyor

Okumaya devam et

Analiz

Türkiye adalet ve hukukta dip yaptı: Mali ve Sudan’ın da gerisine düştü

AKP Hükumetinin yönettiği Türkiye hukuk ve adalet konularında adeta çakıldı. Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 2020’de 128 ülke arasından 107’inci olan Türkiye, 2021 endeksinde ise 139 ülke arasından 117’inci sıraya geriledi.

BOLD ANALİZ –Bebekli kadın, yaşlı ve hastaları bile cezaevlerine atan AKP rejimi, her gün yeni bir cezaevi ihalesi yapıyor. Türkiye’nin dört bir yanına açılan cezaevi kampüsleri dünya basınında haber oluyor. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise bütün bu gerçekleri örtmek için yoğun çaba sarf ediyor.

“ÖZGÜRLÜKLER NOKTASINDA TÜRKİYE ABD’DEN İYİ” DEMİŞTİ

ABD’de CBS kanalına röportaj veren Erdoğan, gazeteci Margaret Brennan’ın insan hakları ihlalleri ile ilgili sorusuna, “Özgürlükler noktasında Türkiye buralarla mukayese edilemeyecek kadar, çok daha özgürdür” cevabını verdi.

BÜTÜN KATEGORİLERDE KÖTÜ DURUMDA

Son yayınlanan uluslar arası raporlar ise Erdoğan’ın gerçekleri çarpıttığını ortaya koyuyor. 2021 Dünya Hukukun Üstünlüğü Endeksi’ne (World Justice Project) göre 139 ülke Hukukun Üstünlüğü, Hükümetin Gücünün Sınırlandırılması, Yolsuzlukla Mücadele, Şeffaflık, Temel Haklar, Kişilerin Can ve Mal Güvenliği, Hukuki ve İdari Düzenlemelerin Uygulanması ve Vatandaşların Adalete Erişebilirliği gibi kriterlere göre sıralandı.

AB ÜLKELERİNİN ÇOK UZAĞINDA, AFRİKA ÜLKELERİYLE AYNI SIRALARDA

Türkiye bütün kategorilerde Avrupa Birliği ülkeleri ve ABD’nin gerisinde kalırken, Afrika ülkeleriyle aynı gruplarda yer bulabildi. Hukukun üstünlüğü sıralamasında geçen yıla göre 10 basamak birden gerileyen Türkiye, 117. sıraya geriledi. Arkasında Kongo ve İran yer aldı. 12 basamak daha gerilemesi halinde Türkiye hukukun üstünlüğünün en kötü olduğu 10 ülke arasına girecek.

İSKANDİNAV ÜLKELERİ HEP BAŞTA, ALMANYA 5. SIRADA

Hukuk üstünlüğü sıralamasında ilk 10’daki ülkeler şu şekilde sıralandı. Danimarka, Norveç, Finlandiya, İsveç, Almanya, Hollanda, Yeni Zelanda, Lüksemburg, Avusturya, İrlanda.

PAKİSTAN AFGANİSTAN, MISIR SONLARDA

Hukukun üstünlüğü sıralamasında son 10’da yer alan ülkeler ise şöyle: Bolivya, Pakistan, Nikaragua, Haiti, Moritanya, Afganistan, Kamerun, Mısır, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Kamboçya ve Venezuela.

ADALETE ERİŞEBİLİRLİKTE 113. SIRADA

Türkiye, endeksin Yolsuzlukla Mücadele başlığında, Özbekistan ve Etiyopya’nın hemen önünde 69’uncu sırada  yer bulabildi. Şeffaflık sıralamasında Afganistan’ın önünde 107’nci sırada yer alan Türkiye, Adalete Erişebilirlik başlığında ise Angola’nın ardından 113’üncü sıraya yerleşti.

Diğer kategorilerde de Türkiye’nin içinde bulunduğu vahim tablo şöyle:

Ülkelerin bulundukları coğrafi bölgelere göre değerlendirildiği endekste ise Türkiye, geçen yıl olduğu gibi yine son sırada yer aldı.

Hükümet Gücünün Sınırlandırılması: Zimbabve ve Çin’in gerisinde 134’üncü sırada

Gelir grubuna göre ülke sınıflandırmalarına bakıldığında ise Türkiye, orta üst gelir grubundaki 40 ülke arasında 38’inci sırada kendisine yer bulabildi

 

Oyları eriyen AKP, masada kazanacak sistem peşinde: Çipli kartla elektronik oy

Okumaya devam et

Analiz

Erdoğan, faizi indirmek için MB’de muhalifleri görevden aldı: Dolar 10 TL yolunda

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Merkez Bankası’nda yaptığı gece yarısı operasyonu faiz indirimi döneminin kapısını sonuna kadar açtı. Merkez Bankası’nın önümüzdeki Para Politikası Kurulu toplantısında faizi 75 baz puan indirmesi bekleniyor. Bu hamle sonrası dolar, yıl sonuna kadar 10 lirayı aşabilir. Zam yağmuru yine vatandaşı vuracak.

BOLD ANALİZ – Türkiye Cumhuriyeti’nin en köklü kurumlarından Merkez tarihinin en karmaşık günlerini yaşıyor. Uluslararası gazeteler Erdoğan, Şahap Kavcıoğlu’nu görevden alacak, yerine yardımcısı Semih Tümen’i atayacak analizi yazdı. Analizin üzerinden iki gün geçmeden Erdoğan, gece yarısı operasyonu yaptı. Bu kez Merkez Bankası başkanı değişmedi. İkisi başkan yardımcısı olmak üzere üç Para Politikası Kurulu üyesi görevden alındı.

FAİZ İNDİRİMİ İSTEYEN ÜYELER KALDI

Böylece, faiz oranlarının belirlendiği kurulun yedi üyesinden üçü görevden alınmış oldu ve kurulda Mart 2021’de başlayan Şahap Kavcıoğlu dönemi öncesinden sadece Dr. Emrah Şener kalmış oldu. Diğer dört üye, Kavcıoğlu döneminde atanan üyeler olarak sıralandı.

3 KİŞİ YERİNE 2 KİŞİ ATANDI

Görevden alınan iki başkan yardımcısının yerine sadece bir kişi atandı bu isim ise Taha Çakmak oldu. Prof. Dr. Yusuf Tuna ise Para Politikası Kurulu üyeliğine getirildi. Taha Çakmak, Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu’nda Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyordu.

Geçmişte TMSF ve BDDK yönetim kurullarında bulunan Prof. Dr. Yusuf Tuna ise son olarak Şekerbank’ta yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıyordu.

İNDİRİME KARŞI OLANLAR GÖREVDEN ALINDI

Bloomberg’den Çağan Koç, konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberinde, “Görevden alınan Uğur Namık Küçük, son PPK toplantısında 100 baz puanlık faiz indirimine karşı çıkmıştı. Abdullah Yavaş ise Kovid-19’a yakalandığı için oy kullanmamıştı. Kaynaklara göre Erdoğan’ın faiz indirim çağrılarıyla aynı fikirde olmayan isimler görevden alındı” ifadelerine yer verdi.

SABAH GAZETESİ: AVA GİDEN AVLANIR

AKP Hükumetine yakın Sabah gazetesi yazarı Dilek Güngör ise Merkez Bankası’nda yaşanan kavgayı gözler önüne serdi. Güngör, “Merkez Bankası’nda ‘birilerinin’ ince hesabı tutmadı. Öyle olur bu işler ava giden avlanır” diyerek, Mayıs 2021’de Merkez Bankası Başkan Yardımcısı olarak atanan Prof. Dr. Semih Tümen ve ekibinin mevcut başkan Şahap Kavcıoğlu’nun yerini alabileceğine dair söylentileri hatırlattı.

DOLAR 10 LİRA YOLCULUĞUNDA

Erdoğan eliyle Merkez Bankası’nda yaşanan kaos döviz kurlarındaki yükselişi ateşlemeye devam ediyor. Dolar 9,13 liraya, Euro ise 10,60 liraya fırlarken, önümüzdeki dönemde gelecek faiz indirimleri yükselişi hızlandıracak. Doların ilk olarak 9,35 lira, ardından 9,50 lira direnç noktalarını geçeceği tahmin ediliyor. Ardından yıl sonuna kadar 10 lira sınırının test edileceği öngörülüyor.

Erdoğan’ın Merkez Bankası hamlesi 59 milyar liraya mal oldu

Okumaya devam et

Popular

Shares