Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Cezaevlerinden son 6 yılda 103 cenaze çıktı: Ailelerine bile veda edemediler

Cezaevlerindeki hasta tutuklular, ağır hastalıklarına rağmen ancak ölüm döşeğinde tahliye ediliyorlar. Siyasi soruşturmaların arttığı son 6 yılda, aileleriyle görüştürülmesine imkan verilmeyen bine yakın tutukludan en az 103’ü hayatını kaybetti. Mustafa Kabakçıoğlu, Mehmet Ali Çelebi, Halime Gülsu bunlardan sadece birkaçı.

BOLD – Adalet Bakanlığı, hasta yakınlılarının feryatlarına rağmen cezaevlerindeki ağır hasta tutukluların durumuna kulaklarını tıkıyor. İnsan Hakları Derneği’nin 2020 raporuna göre cezaevlerinde 604’ü ağır toplam 1605 hasta tutuklu bulunuyor.

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre ağır hasta tutuklularının durumu koronavirüs pandemisi sürecinde daha da ağırlaştı. Hasta tutukluların kimi görmüyor, kimi yürüyemiyor, kimi duymuyor, kimi eksik bir uzuvla yaşıyor, kimi ise dört duvar içindeki pencerenin diğer tarafında kendisine bakan yakınlarını dahi tanıyamıyor. Her geçen gün sağlık durumları ağırlaşmasına rağmen hasta tutuklular ya ölüm eşiğinde tahliye ediliyor ya da cezaevinden tabutla ailelerine teslim ediliyor.

İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 2020 raporuna göre, şu an cezaevlerinde 604’ü ağır toplam bin 605 hasta tutuklu var. Hasta tutukluların 249’u kadın. İHD’ye yapılmayan başvurular ve Kovid-19 nedeniyle sayının daha da arttığı tahmin ediliyor.

Çok sayıda düşünce suçlusunun da bulunduğu tutuklular, cezaevi ortamında tedavi hakkından da yeteri kadar yararlanamıyor. Tutuklu hastaların çoğunun, kalp, tansiyon, kanser, kronik rahatsızlıklar, böbrek yetmezliği, şeker, unutkanlık, görme, yürüme, duyma, felç, psikolojik sorunları bulunuyor. Tutuklular bir yandan bu hastalıklarla, diğer yandan cezaevlerinin kötü koşullarına karşı mücadele veriyor.

Koronavirüs nedeniyle tutuklu ve hükümlülerin cezaevlerindeki tüm sosyal aktivite hakları askıya alındı. Tutuklular sağlığa erişim konusunda da problem yaşıyor. Revire ya da hastaneye götürülen tutuklar, çoğu zaman kelepçeli bir şekilde tedavi ediliyor. Tutuklular 5 dakika dahi sürmeyen muayenenin ardından “turp gibisin”, “kalbin saatli bomba gibi” ve “soğuk su iyi gelir” denilerek cezaevine geri gönderiliyor. Hastaneden dönenler iki hafta boyunca hücrede karantina altında tutuluyor.

‘VEDA’ HAKKI ENGELLENİYOR

Türkiye’nin de imzacısı olduğu uluslararası sözleşmelere rağmen sağlığa erişimde sorun yaşayan ağır hasta tutukluların tahliyeleri sağlanmıyor. Tutukluların tahliyesi hastane, Adli Tıp Kurumu ya da savcılık engeline takılıyor. İki eli olmayan, görme yetisini yitiren, yürüyemez halde olan hasta tutuklular dahi birçok kez “cezaevinde kalamaz” raporlarına rağmen savcılıkların “toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmak” ya da “devlet güvenliğine tehdit” oluşturduğu gerekçesiyle özgürlüklerine kavuşamıyor. İki eli olmayan ve KOAH hastası Ergin Aktaş ile 26 yıldır cezaevinde olan, yürüyemeyen, duymayan ve görmeyen 83 yaşındaki Mehmet Emin Özkan bu tutuklardan sadece bir kaçı. AKP hükumetinin kontrolündeki yargı, insan hakları örgütleri ve ailelerin “en azından veda hakkı tanınsın” talebi karşısında kör, sağır ve dilsiz rolüne bürünüyor.

TABLO GÜN GEÇTİKÇE AĞIRLAŞIYOR

Kamuoyu ve insan hakları örgütlerinin baskısı üzerine tahliye edilen tutuklular ise tahliyelerinden kısa bir süre sonra vefat ediyor. Bunun son örneğini kanser hastası 70 yaşındaki Mehmet Ali Çelebi yaşadı. Tutuklu bulunduğu Sincan Cezaevi’nden 25 Ağustos’ta tahliye edilen Çelebi, 10 gün sonra tedavi gördüğü hastanede öldü. İHD’nin 2020 yılı raporuna göre, 16 ağır hasta tutuklu cezaevinde, 5’i de tahliyelerinden kısa bir süre sonra hayatını kaybetti. Bu yılın ilk 3 ayında ise 2 ağır hasta tutuklu cezaevinde, 1’i de tahliye edildikten kısa bir süre sonra öldü. Yine İHD’nin 2018 Mart ayı raporuna göre son 17 yılda 3 bin 500 hasta tutuklu vefat etti. Ancak özellikle siyasal atmosferin sertleştiği 2015-2016 yılları sonrasında cezaevlerinde vefat eden hasta tutukla sayısında artış gözleniyor.  Ajansın 2016’dan bugüne kadar derlediği verilere göre, son 6 yılda en az 103 hasta tutuklu yaşamını yitirdi.

Cezaevlerinde ağır hasta olduktan sonra tahliye edilmeyen ya da koğuşunda vefat eden tutuklular:

MUSTAFA KABAKÇIOĞLU

Mustafa Kabakçıoğlu, hükümlü bulunduğu Gümüşhane Cezaevi’ndeki tek kişilik hücresinde 29 Ağustos 2020 tarihinde sabah saatlerinde cesedi bulunan KHK’lı bir komiser yardımcısıydı. Kabakçıoğlu hakkında tutulan savcılık dosyasına giren belgelere göre; tek başına bulunduğu 50 metrekarelik karantina hücresinde, plastik beyaz bir sandalyeye oturur vaziyette ölmüş bedeni bulundu. Gümüşhane Başsavcılığı’nın açıklamasına göre Mustafa Kabakçıoğlu, 27 Ağustos 2020 tarihinde durumunun kötü olması üzerine hastaneye sevk edilmiş ancak kendisi ‘gitmek istememişti’. Ancak Kabakçıoğlu’nun tuttuğu günlüklerde cezaevi idaresine hastaneye sevk için defalarca dilekçe verdiği ortaya çıktı.

MEHMET ALİ ÇELEBİ

Mehmet Ali Çelebi (70): 28 yıl cezaevinde tutuklu kaldı. Tedavisi için önce Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nden Sincan Cezaevi’ne sevk edildi. Çenesinden felç geçiren Çelebi, 25 ağustos 2021’de hastalıklarının ağırlaşması üzerine tahliye edildi. Kan kanseri ve böbrek yetmezliğinin yanı sıra çok sayıda hastalığı bulunan Çelebi, Başakşehir Çam Sakura Şehir Hastanesi’nde 4 Eylül’de yaşamını yitirdi.

İSA GÜLTEKİN

İsa Gültekin (67): Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) yargılandı ve siyasi gerekçelerle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. 28 yıllık tutukluğu süresince birçok farklı cezaevinde kaldı. Mersin Üniversitesi Hastanesi, Gültekin için “cezaevinde kalabilir” raporu düzenledi. Sağlık durumu kritik noktaya gelen Gültekin’in serbest bırakılması için hem aile bireyleri hem de insan hakları örgütleri birçok kez çağrı yaptı. Çağrılardan bir hafta sonra Gültekin, pankreas ve safra kesesinde bulunan tümörlerin bütün vücuduna yayılması sonucu sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine kaldırıldığı Tarsus Devlet Hastanesi’nde 22 Nisan’da yaşamını yitirdi.

HADİ YALÇIN

Hadi Yalçın: Silopi ilçesinde 2016 yılında ilan edilen sokağa çıkma yasakları döneminde “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklandı. 2 yıl Şırnak T Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan Yalçın, ardından Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edildi. 15 yıla kadar hapsi istenen Yalçın’a mide kanseri teşhisi konuldu. Hastalığı nedeniyle mama ile beslenen Yalçın, “Cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen tahliye edilmedi. Yalçın, tahliye edildikten 3 gün sonra, 8 Ocak 2021 tarihinde yaşamını yitirdi.

HAYRETTİN YILMAZ

Hayrettin Yılmaz (65): Afyonkarahisar 1 No’lu T Tipi Cezaevi’nde tutulan Yılmaz, 14 Mart 2021’de cezaevinde yaşamını yitirdi. Yılmaz’ın, akciğer kanserinin yanı sıra, ülser, gastrit ve reflü gibi mide hastalıkları, tiroid bezinde nodül ve önemli diş sorunları bulunuyordu. Yılmaz, cezasının bir yılın altına düşmesine rağmen tahliye edilmediği ortaya çıkmıştı.

NEBİ İLHAN

Nebi İlhan (74): Siyasi faaliyetleri nedeniyle 2018 yılında tutuklandı ve 6 yıl ceza aldı. Cezaevine girmeden önce 2 kez baypas ameliyatı geçirmiş ve hem şeker hem de tansiyon hastalığı bulunuyordu. Siirt Devlet Hastanesi’nde bir ay tedavi gördükten sonra 11 Ocak 2020’de yaşamını yitirdi.

SABRİ KAYA

Sabri Kaya: Adana’nın Ceyhan ilçesinde 1998’de yaşanan bir olaya ilişkin 2000 yılında gözaltına alındı. Takipsizlik kararına rağmen bir itirafçının beyanları üzerine tekrar 2010’da gözaltına alındı ve müebbet hapis cezasına çarptırıldı. 2 kez geçirdiği kalp ameliyatında kalp kapakçıkları değiştirildi. Kalp yetmezliği, ritim bozukluğu, şeker, midede gastritten ve ülserden kaynaklanan yaralar, astım, bronşit, kolesterol, tansiyon, kemik erimesi ve alzheimer gibi kronik rahatsızlıkları mevcuttu. 2013’te sağlık durumu nedeniyle infazı 3 ay durduruldu. İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından verilen “kronik hastalığı yoktur” raporuyla tekrardan tutuklanarak, cezaevine gönderildi. 11 Mayıs 2020’de kaldığı koğuşta bağırsak kanaması geçirdi. “Cezaevinde kalamaz” raporu verildikten sonra tahliye kararı verildi. Tahliye edildiği 21 Mayıs 2020’de yaşamını yitirdi.

TAKİYETTİN ÖZKAHRAMAN

Takiyettin Özkahraman (75): Muş’un Malazgirt ilçesinde 2017 yılında tutuklanan emekli öğretmen Özkahraman, 18 Eylül 2020’de tutuklu bulunduğu Patnos L Tipi Cezaevi’nde fenalaşması üzerine ambulansla Patnos İlçe Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı, daha sonra Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaşı Hastanesi’ne sevk edilerek, tedavi altına alındı. Özkahraman, solunum ve akciğer yetersizliği nedeniyle tedavi gördüğü hastanenin yoğun bakım servisinde bir gün sonra 19 Eylül 2020’de yaşamını yitirdi. Yaşamını yitiren Özkahraman’ın kardeşi Sadullah Özkahraman, ağabeyinin tutuklanmadan önce herhangi bir rahatsızlığının bulunmadığını belirtti. Kardeş Özkahraman, ağabeyinin tahliye edilmesi için Adalet Bakanlığı’na 2 kez verdiği, ancak dilekçelerin yanıtsız kaldığını söyledi.

ALİ BOÇNAK

Ali Boçnak (76): Kars’ta 2009 yılında “KCK” adı altında yapılan operasyonlarda gözaltına alındı. Kürtçe mevlit okuduğu gerekçesiyle “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla tutuksuz yargılandı. Yargılama sonucunda 7 yıl 8 ay hapis cezası verilen ve 2013 yılında Yargıtay tarafından onanan Boçnak, 2017 yılında tutuklanarak Patnos L Tipi Cezaevi’ne konuldu. 3 yıl tutuklu kalan Boçnak, 24 Eylül 2020’de yaşamını yitirdi. Böbrek yetmezliği ve birçok hastalığı bulunan Boçnak’ın tahliye edilmesi için ATK’ye başvuru yapıldı. Ancak ATK, “Cezaevinde kalabilir” raporu verdi.

ALİ HAYDAR YILDIZ

Ali Haydar Yıldız: Metris R Tipi Cezaevi’nde yatağa bağımlı tutuklu bulunuyordu. ATK’nin 2012 yılında “Sakatlık nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyeceği, başkasının desteği ile bakımına muhtaç” olduğu yönünde raporuna rağmen “tahliyesi mümkün değildir” yönünde karar verildi. Ataş, Şubat 2019’da yaşamını yitirdi.

MEHMET GÖK

Mehmet Gök (62): Tarsus T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Gök, Şubat 2019’da geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi.

TAHİR ÇETİNKAYA

Tahir Çetinkaya (67): 2019 yılının başlarında tutuklandı. Van F Tipi Cezaevi’nde 2 ay kaldıktan sonra Sincan Cezaevi’ne gönderilen Çetinkaya’nın beyninde tümör vardı. Geçirdiği felç sonrası bir bacağını kullanamadığı için bakıma muhtaç hale gelen Çetinkaya’nın infazının ertelenmesi için yapılan başvuru reddedildi. Çetinkaya, 2 Ağustos 2019’da tedavi gördüğü Ankara Şehir Hastanesi’nde yaşamını yitirdi.

MUHSİN KIZILKAN

Muhsin Kızılkan: Hatay İskenderun T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Kızılkan, 24 Temmuz 2019’da kolon kanserinden kaynaklı yaşamını yitirdi. Kanser hastalığı nedeniyle 3 kez ameliyat geçirdi. Müebbet hapis cezası bulunan Kızılkan, Mart 2017’de tahliye edilmiş ancak 6 ay sonra yeniden cezaevine konulmuştu.

MUSTAFA AKYOL

Mustafa Akyol: Ağrı’da 2011 yılında tutuklanan ve “örgüt üyesi” suçlamasıyla 13 yıl 6 ay hapis cezası verilen ve Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu olan eski Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Ağrı İl Başkanı Akyol, 16 Eylül 2019 tarihinde yaşamını yitirdi. Akyol, tutuklu bulunduğu Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşamını yitirmeden bir hafta önce, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Parkinson ve kalp rahatsızlığı bulunan Akyol ile ilgili ATK ve AYM’ye yapılan başvurulara dönüş yapılmadı ve yaşamını yitirdi.

KİNYAS GÜLCAN

Kinyas Gülcan (59): 1993 yılında tutuklanarak, cezaevine konuldu. 10 yıl tutukluluk sürecinin ardından tahliye edilen Gülcan, 1 Eylül 2018’de bir kez daha “örgüte yardım etmek” iddiasıyla tutuklanarak cezaevine konuldu. Yargılama sonucunda 6 yıl 3 ay hapis cezası verilen Gülcan, 30 Eylül 2019 tarihinde enfeksiyon kaparak fenalaşması üzerine Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Dursun Odabaşı Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. 6 gün boyunca yaşam mücadelesi veren Gülcan, 6 Ekim 2019 tarihinde yaşamını yitirdi. Gülcan’ın tahliye edilmesi için defalarca savcılığa başvuru yapıldı ancak tahliye edilmedi.

EMİNE ASLAN AYDOĞAN

Emine Aslan Aydoğan (64): Halkların Demokratik Partisi (HDP) Viranşehir ilçe yöneticiliği yaptığı 2018 yılında, üzerinde gizli tanık ifadesi olduğu gerekçesi ile yargılandığı davadan “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 8 yıl 7 ay hapis cezası aldı. Safra kesesi rahatsızlığı ve böbrek tümörü hastalıklarını bulunuyordu. Tahliye başvuruları reddedilirken, kaldırıldığı hastanede 3 Aralık 2019’da yaşamını yitirdi.

CELAL ŞEKER

Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan yüzde 96 ağır özür raporu bulunan Şeker, 3 Şubat 2018’de kaldırıldığı Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. 19 Ocak günü cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonrasında hastaneye sevk edilen Şeker, “Cezaevinde kalamaz” ve “yüzde 96 ağır özür” raporlarına rağmen tahliye edilmiyordu.

İSMAİL ARSLAN

66 yaşındaki İsmail Arslan, 1993 yılında tutuklandı. 2016 yılında durumu ağırlaştığı için kısa bir süreliğine tahliye edildi. Sonrasında tekrardan cezaevine konuldu. 7 Nisan 2018’de Bandırma 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşamını yitirdi. Yıllardır solunum ve beslenme rahatsızlığı bulunan Arslan, İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) ağır hasta tutuklular listesinde bulunuyordu. Arslan’ın tahliye talepleri reddedilmişti.

HALİME GÜLSU

32 yaşındaki Halime Gülsu 8 yaşında yakalandığı sistemik Lupus hastalığıyla yıllardır mücadele ediyordu. Cezaevine girmeden önce son kontrollerini yaptırmış, doktoru iyi durumda olduğunu söylemişti. Fakat cezaevinde ilaçları verilmediği ve tedavisi ihmal edildiği için hayatını kaybetti. Tarsus Cezaevi yönetimine defalarca dilekçe vermesine, vefatından 4 gün önce Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER)’e mektup yazmasına rağmen kimseye sesini duyuramadı ve 27 Nisan 2018’de cezaevinde hayatını kaybetti.

SELAHATTİN AYTEK

Selahattin Aytek: 2005 yılında “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanarak Diyarbakır D Tip Cezaevi’ne konuldu. Bir yıl sonra tahliye edildi. 2008’de cezasının kesinleşmesi üzerine yeniden tutuklandı. 2010 yılında Muş E Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edildi. Burada bel ve boyun fıtığı teşhisi konulup, bir süre ilaç tedavisi uygulandı. Kendi ihtiyaçlarını dahi tek başına karşılayamayacak duruma geldi. Yatalak hamlesine rağmen ceza ertelenmesiyle yapılan başvurular sonucu ancak 2015 yılında tahliye edildi. Aytek, 6 Ağustos 2018’de tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

HÜSEYİN İDİĞ

Hüseyin İdiğ (60): 26 yıl tutuklu kaldı. Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nden 2018’de yaşadıkları sağlık sorunları nedeniyle infazı ertelenerek tahliye edildi. 12 Temmuz 2021’de yaşamını yitirdi.

KOÇER ÖZDAL

Koçer Özdal: 2014 yılında tutuklandı. 2018 yılının Temmuz ayında Ankara Numune Hastanesi’nde tedavi görmeye başladı. Özdal, yatağa kelepçeli halde tedavi gördüğü 27 Ağustos 2018’de yaşamını yitirdi.

BURHAN KARATAY

Burhan Karatay (67): 2014 yılında “örgüt üyesi olmak iddiasıyla tutuklandı. 7 Kasım 2018’de tutuklu bulunduğu Giresun E Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi. Yüksek tansiyon hastası ve dört kez anjiyo olmasına rağmen tahliye edilmedi.

İBRAHİM AKBABA

İbrahim Akbaba (70): 2017 yıllında sonuna doğru tutuklandı. Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Akbaba’nın yüzde 90 engelli raporu bulunuyordu. İleri derecede diyabet hastası olan Akbaba, daha önce açık kalp ameliyatı geçirmiş ve yine hastalığı nedeniyle bir bacağı kesilmişti. Yüzde 90 engelli raporu bulunan Akbaba, 28 Aralık 2018’de Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile ifade verdiği sırada kalp krizi geçirdi. Mardin 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada kalp krizi geçiren Akbaba, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. ayı olan geçtiğimiz Mart ayında ilk kez hakim karşısına çıkan Akbaba ve sonrasında görülen diğer iki duruşmada da ilerlemiş yaşına, hastalıkları ve engelli raporuna rağmen tahliye edilmedi. Akbaba hakkında kalp krizi geçirdiği duruşmada tahliye kararı verildi.

MEHMET YILDIZBAKAN

Mehmet Yıldızbakan (65): İskenderun M Tipi Cezaevi’nde tahliye edileceği gün, 27 Mart 2017’de yaşamını yitirdi. Yıldızbakan’ın cezaevinde tutulan eşi ve çocukları ile yakınlarının cenaze törenine katılmasına izin verilmedi.

AHMET BAYAR

Ahmet Bayar (52): Diyarbakır’da 15 Şubat 2011 tarihinde bir protesto gösterisine katıldığı için “Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” iddiasıyla hakkında açılan davada cezası onaylanan akciğer kanseri hastası Bayar, 31 Mart’ta tutuklanarak cezaevine konuldu. 5 ay boyunca Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Bayar, şuurunu kaybedince ailesinin 22 Ağustos 2017’de cezaevi önünde oturma ve açlık grevi eylemi başlatması üzerine tahliye edildi. Bayar, tedavisi geciktiği için 24 Ekim 2017’de yaşamını yitirdi.

ABDURRAHMAN ŞEN

Abrurrahman Şen (62): Antalya’nın Alanya ilçesinde 2017’de gözaltına alınan ve “örgüte yardım ve yataklık etmek” iddiasıyla tutuklanarak Alanya L Tipi Kapalı Cezaevi’ne konulan şeker hastası Şen, aynı yılın 1 Aralık’ın da yaşamını yitirdi. 23 Kasım’da cezaevindeyken durumu fenalaşan Şen, Alanya Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Burada yaklaşık bir hafta elleri kelepçeli bir şekilde tedavi gören Şen, tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi.

KEMAL AVCI

Kemal Avcı: Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nden 2013 yılında tahliye edildikten sonra Nisan 2016 tarihinde “Örgüt propagandası yapma” ve “Örgüt üyesi olma” iddialarıyla verilen 12 yıllık hapis cezasının Yargıtay tarafından onanması ile tekrar tutuklanarak Silivri 2 No’lu L Tipi Cezaevi’ne gönderildi. Mide kanseri olan Avcı, başvuru üzerine savcılık tarafından cezası ertelenerek 11 Temmuz 2016 tarihinde tahliye edildi. Avcı, 7 Temmuz 2017’de tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

15 yaşından küçük askeri öğrencilere gözaltı TCK ve Anayasa’ya aykırı

Gündem

Yolsuzluk-torpil-kadrolaşma skandalı patlak veren TÜGVA’dan cami içinde basın açıklaması

TÜGVA dosyasıyla dikkatleri üzerine çeken gazeteci Metin Cihan, TÜGVA’daki kadrolaşma ve yolsuzluk işleyişini anlattı. İddialara cevap için toplanan TÜGVA’lılar cami içinde basın açıklaması yaptı.

BOLD – Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın kontrolünde olan Türkiye Gençlik Vakfı’ndan (TÜGVA) çıkan kadrolaşma ve yolsuzluk belgeleri bir süredir gündemin en önemli konusu.

Eski yöneticilerinin gazeteci Metin Cihan’a gönderdiği belgelerde, vakfın MİT, TSK, Emniyet ve devlettin diğer önemli kurumlarında kadrolaştığı ortaya çıktı.

Belgeleri önce yalanlayan vakfın başkanı Enes Eminoğlu, eski yöneticilerin belgeleri doğrulaması üzerine ‘sızdırılmış’ dedi.

TÜGVA dosyasıyla son günlerin en çok konuşulan gazetecisi Metin Cihan Artı TV’de gazeteci Erk Acarer’e konuk oldu.

TÜGVA’daki işleyişi anlatan Cihan, “TÜGVA’nın bütün yöneticileri bir belediyede ya da bir kamu kuruluşunda işe gitmeden para alacağı şekilde yerleştirilmiş durumda. Hepsinin bilgisi geliyor!” dedi.

CAMİDE AÇIKLAMA

Cihan’a yanıt camide toplanan TÜGVA üyelerinden geldi. TÜGVA Hakkari İl Temsilciliği’nin sosyal medya hesabından yapılan bir paylaşım tepki çekti. Paylaşımda, TÜGVA üyelerinin cami içinde basın açıklaması yaptığı görülüyor.

Paylaşımda ise şu ifadeler kullanıldı:

“Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz
Düşer mi tek taşı sandın harim-i namusun,
Meğer ki harbe giden son nefer şehit olsun.
Şu karşımızdaki mahşer kudursa çıldırsa,
Denizler ordu bulutlar donanma yağdırsa…”

Çöpçüler Kralı Erdoğan: Çöpteki ranta kadar düştü!

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

“Oğlum annesinin yanından ayrılınca bir hafta konuşmadı”

Tutuklu anaokulu öğretmeni Elif Yalçın’ın 22 aylık oğlu Salih Enes, 5 aydır annesiz. Eşi hapse girince çok zorlandıklarını söyleyen Ahmet Yalçın, “Oğlum annesinden ayrılınca eve gelene kadar yolda hiç konuşmuyordu. Bir hafta sonra kendine geliyordu. Etkilenmesin diye uğraşıyoruz ama anne gibi olmuyor.” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL 

Küçük bebekleri olduğu halde tutuklanan annelerin ve çocukların maruz kaldığı hak ihlalleri her gün artıyor. Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan anaokulu öğretmeni Elif Yalçın, cezası Yargıtay tarafından onaylandığı için 5 Mayıs 2021’de tutuklanıp Gebze Kadın Kapalı Cezaevine gönderildi. Bank Asya hesabı ve ByLock kullandığı iddiasıyla hapse konulan Elif Yalçın’ın 22 aylık oğlu Salih Enes, 5 aydır annesinden ayrı.

“ANNE SÜTÜ VE EK GIDAYLA BESLENİYOR”

Bold Medya’ya konuşan Ahmet Yalçın, “Eşimi almaya gelmeden önce aradılar. ‘Koronavirüs filyasyon ekibindeniz’ dediler. Oysa biz evdeydik, bir yere gittiğimiz yoktu. Oğlum anne sütü ve ek gıdayla besleniyor. İlk zamanlar oğlumu yanına götürdük. Bir ay yanında kaldı. Cezaevinin şartları çok zor. Eşim oğlumuzdan ayrılmaya dayanamadı ama kendi nefsim için bunu yapamam deyip mecburen bize verdi. Salih Enes normalde uysal bir çocuktu. Şimdi hırçınlaştı.” dedi.

İlk dönemler çok zorlandıklarını belirten Yalçın, “Enes’i annesinin yanından alıyorduk. Gebze’den eve gelene kadar yolda hiç konuşmuyordu. Bir hafta sonra kendine geliyordu. Etkilenmesin diye biz ilgileniyoruz ama anne gibi olmuyor, içimiz parçalanıyor.” ifadelerini kullandı.

10 KİŞİLİK KOĞUŞTA 23 KİŞİ KALIYOR

Elif Yalçın, HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu‘na geçtiğimiz günlerde mektup yazarak cezaevi koşullarını ve tutuksuz yargılanma talebini dile getirmişti: “20 aylık bebekli emziren mahpusum. 10 kişilik yerde 23 kişi kalınca sürekli yanımda kalamıyor. Yanıma alınca da oyun alanı bulamıyor. Bebeğim yemekteyken bir köfte daha istedi. Yoktu. Birlikte ağladık. Ev hapsi bile olsa tutukluluğum bitmeli.” demişti.

“SUÇ İŞLEMESELERDİ DİYENLERİ ANLAMIYORUM”

Kendisi de 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan ve dosyası Yargıtay’da bulunan Ahmet Yalçın, yetkililere ve kendilerine “terörist” muamelesi yapanlara seslendi: “Suç işlemeselerdi diyenleri anlamıyorum. Dosyalarda suç yok. Hırsızlık, gasp, adam öldürme, yolsuzluk, ihaleye fesat… Hiçbiri yok. Olan varsa yargılansın ama dosyalarda yok bunlar. Bunlar şucu, delil bu. O yüzden bunlar terörist deniliyor özetle. Hak mı bu?

“BİZE TERÖRİST DİYENLER GELSİN EVİMİZE MİSAFİR OLSUN”

Terörist olup olmadığını merak ettiğiniz insanlarla vakit geçirin, evine misafir olun, sohbet edin. Ettiğiniz laflardan utanacaksınız garanti veriyorum. Oğlum 1.5 yaşında annesiz kaldı. Eşim okul öncesi öğretmeni ve hiç devlet memuru olmadı benim gibi. Yazık günah değil mi bu çocuk 5 aydır annesiz? Elektronik kelepçe ile evde dursun çocuğuna baksın dedik onu da kabul etmediler.

“HER GÜN ANNESİNİN FOTOĞRAFINI ÖPÜYOR”

Ben yavruma her gün annesinin fotoğraflarını öptürüyorum unutmasın diye. İnsan insana bunu yapar mı? Merhametiniz varsa kendinizi sigaya çekip bir düşünün. Salih Enes gibi kaç çocuk çok daha kötülerini yaşıyor. Yetmedi mi bunlar?”

 

“20 aylık bebekli, emziren bir mahpusum”

Okumaya devam et

Gündem

Bugün Mevlid Kandili: Ümit Nağmeleri’nden özel klip

mevlid kandil

Ümit Nağmeleri, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa(s.a.v) doğduğu gün olan Mevlid Kandili münasebetiyle özel ve nostaljik bir klip hazırladı. Rebiülevvel ayının 12’nci gecesi olan bu gece kutlanacak olan kandil münasebetiyle hazırlanan kilpte salavat-ı şerifeler ve dualar okunuyor.

BOLD – Arapçada doğmak ya da doğum zamanı manasına gelen mevlid, Peygamber Efendimiz’in (asm) doğum zamanına dendiği gibi; onu tasvir etmeye, anlatmaya çalışan manzum eserlerin adı olarak da biliniyor.

“Mevlid Kandili” ise, İslâmî gelenekte, Resûl-i Ekrem Nebiyyi Muhterem Efendimiz’in (asm) âlemi şereflendirdiği, nura gark ettiği gecenin kamerî sene-i devriyesi olarak kutlandığı gecenin adıdır.

Okumaya devam et

Popular

Shares