Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

MHP yine ‘gereğini’ yaptı: Bu sefer tören izlemeye gelen vatandaş nasibini aldı

İzmir’in kurtuluşu dolayısıyla düzenlenen Zafer Yürüyüşü’nde, MHP İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu’nun korumaları ile töreni izlemek isteyen vatandaşlar arasında yer kavgası çıktı. Birçok siyasetçinin ortasında kaldığı arbede MHP’lilerin yürüyüşe devam etmesiyle son buldu. Türkiye’de Cumhur İttifakını eleştiren birçok siyasetçi ve gazeteci saldırıya uğradı. MHP, son yıllarda saldırıya uğrayan siyasetçi ve gazetecileri hedef göstermekle eleştiriliyor. MHP’li isimler en son şarkıcı Nihat Doğan’ı Twitter da ‘Gereğini yaparız’ diyerek tehdit etmişti.

BOLD – İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşunun 99’uncu yıldönümü nedeniyle düzenlenen Zafer Yürüyüşü’nde, MHP İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu’nun korumaları ile bir vatandaş arasında ön sıra tartışması yaşandı.

İddiaya göre; MHP’li korumalar, Osmanağaoğlu’nu protokolün de olduğu ön sıraya geçirmek için bir yurttaşı omzundan çekti. Yurttaşın “Ne çekiyorsunuz kardeşim” diyerek karşılık vermesi üzerine gerginlik tırmandı.

Konak Belediye Başkanı Abdül Batur, Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal ve AKP İzmir Milletvekili Hamza Dağ’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi birkaç dakika süren arbedenin içinde kaldı. Arbede, çok sinirlendiği objektiflere yansıyan MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin’in teşkilat mensupları ve korumalara “Yürüyün lan, yürüyün” diye bağırıp ilerlemeye devam etmesiyle sona erdi.

CHP’Lİ VEKİL ÖN SIRAYA GETİRDİ

Kısa süre sonra ise CHP İzmir Milletvekili Bedri Serter, arka sıralarda kalan MHP İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu’nun yanına giderek onu ön sıraya getirdi. CHP’li Serter, MHP’li Osmanağaoğlu ile birlikte “İzmir’in Yeniden Doğuşu Vatanın Kurtuluşu, 9 Eylül Kutlu Olsun” yazılı pankartı tutup ön sırada yürüdü.

BENİ BOĞMAKLA TEHDİT EDİYOR

Show TV’deki programında Kürtçe konuşan kişiyi yayından alan Didem Arslan Yılmaz’ı 28 Ağustosta sosyal medya hesabından eleştiren Nihat Doğan, MHP’li yöneticiler tarafından tehdit aldığını açıkladı.

MHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Yaşar Kaba, Nihat Doğan’ı “Türk düşmanı Nihat, fazla açılma boğarlar” sözüyle tehdit etti.

Nihat Doğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi etiketlediği paylaşımında, “İstanbul il başkan yardımcınız beni boğmakla ölümle tehdit ediyor. Her daim boğmak öldürmek tehdit etmekten başka hiç bir vasfı olmayan bu adam partinize yakışıyor mu ? Sayın Devlet Bahçeli” dedi.

Doğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin özel kalem müdür yardımcısı tarafından da tehdit mesajı aldığını açıkladı.

TEHDİT ETMEZ GEREĞİNİ YAPAR

Nihat Doğan’a hakaret dolu bir tehdit mesajı da MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin özel kalem müdür yardımcısı M. Bilal Aydın’dan geldi: “Ülkücü tehdit etmez, gerekirse eğer gereğini yapar embesil Nihat! Düğmene kim bastı bilmiyorum ama sürekli ‘Kürt’ kimliğini kullanıp ayrıştırıyorsun. ‘Bin yılda karıldı bu ülkenin harcı, ayrıştırmak kimin harcı!’ diyen liderin evlatlarının kesip attığı tırnak bile olamazsın.”

Türkiye’de gazeteci ve siyasilere yönelik saldırılar artarak devam ediyor. Gazeteci Levent Gültekin, 20-25 kişinin saldırısına uğramasının yankıları sürüyor. Özdağ, Uğuroğlu ve Hatipoğlu saldırıların arka planını Independent Türkçe’ye yorumladı

CUMHUR İTTİFAKI ELEŞTİRENLER SALDIRIYA UĞRADI

Son yıllarda Cumhur İttifakı ve özellikle MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yönelik eleştiriler yapan gazeteci ve siyasetçilere yönelik onlarca saldırı gerçekleşti.

Levent Gültekin, Yavuz Selim Demirağ, Sabahattin Önkibar, Murat İde ve daha birçok kişi saldırıya uğradı. Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Barış Atay, ‘vatan haini’ diye bağıran 4 kişinin saldırısına uğradı. Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün’ün Sakarya’daki evi kurşunlandı.

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, evinin önünde birileri tarafından dövülerek hastanelik edildi. Özdağ ile aynı gün Yeniçağ Ankara Temsilcisi Orhan Uğuroğlu ve KRT TV programcısı avukat Afşin Hatipoğlu saldırıların hedefi oldu.

Devlet Bahçeli ise sosyal medya hesabından eleştirilere verdiği cevapta şu ifadeleri kullandı: “Kıytırık bir yer edinmek için muhalefet edenler, mıymıntı bir çıkar için yalan söyleyenler MHP’yi suçlamak, suçlu göstermek gayesiyle diktikleri nifak fidesinin boy atmasını bekliyorlar. Ancak dün başaramadılar, bugün de yapamayacaklar. Tarihi kervanımızı durduramayacaklar.”

KHK’lı öğretmen: Afyon TEM’de işkence gördüm, beni tahliye ettiler, eşimi tutukladılar

Analiz

Muhalefetten Erdoğan’ın başını döndüren taktik

Anketlerde Erdoğan’ı geri bırakan muhalif siyasi figürler ve yeni parti kuran AKP’nin eski kurmayları Erdoğan’ı zor durumda bırakıyor. Her birinin farklı konularda yaptığı etkili muhalif çıkışa Erdoğan yetişemiyor. Gündem belirlemenin çok uzağında bulunan Erdoğan, yetişemediği liderlere karş2ı zaman zaman yargı kozunu oynuyor.

BOLD – İktidar kanadı zamlar, yolsuzluk, ekonomik kriz, devlette kadrolaşma ve kayıp rezervler gibi konularında muhalefetin ağır eleştiri bombardımanı altında.

Bir süredir Erdoğan’ın muhalefet liderlerine tek başına yetişmeye çalışmaktan yorgun düştüğü ve gündem belirlemekten çok uzak kaldığı haberleri basında yer alıyor.

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı henüz belli olmamasına rağmen, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, ABB Başkanı Mansur Yavaş ve CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’ı anketlere göre geride bıraktığı görülüyor.

AKŞENER ESNAFIN YANINDA

Dört liderin birbirinden farklı konularda muhalefeti Erdoğan’ı zorda bırakıyor. Birden fazla siyasi figürle uğraşmak Erdoğan’ı yıpratıyor.

Meral Akşener ülkeyi il-il, ilçe-ilçe geziyor. Dertli esnafı dinleyen Akşener’in her durağı AKP muhaliflerinin toplanma yeri haline geliyor. Bu gezileriyle ekonomik krizin etkilerinden bunalanları gündeme taşıyan Akşener, Erdoğan’ı oldukça zor durumda bırakıyor.

İBB VE ABB YOLSUZLUKLARI

Son yerel seçimlerde Ankara ve İstanbul’u kaybeden AKP kabusu yaşıyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu geldiği günden bu yana AKP döneminde İBB’de yapılan yolsuzluklara dikkat çekiyor. Anketlere göre Erdoğan’ın en güçlü rakibi olarak görülen İmamoğlu’na medyanın da ilgisi oldukça fazla. İmamoğlu, AKP’nin vakıflar üzerinden yaptığı yolsuzlukları ortaya dökerek Erdoğan’ı en çok zorlayan isimlerden biri oldu. Mansur Yavaş da açıkladığı AKP’nin ABB’deki yolsuzluklarıyla cepheyi daha da genişletti.

ERDOĞAN’A YARGI DESTEĞİ

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise bürokrasideki usulsüzlüklere değinerek AKP’ ve Erdoğan’ı köşeye sıkıştırıyor. Son olarak bürokratlara seslenen Kılıçdaroğlu’na Erdoğan sert bir dille cevap verdi. Hızını alamayan Erdoğan mahkemeye başvurdu. Erdoğan ile CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu arasında hafta sonu başlayan bürokrat kavgası sürüyor. Erdoğan tartışmayı siyaset alanının dışına çıkararak yargıya başvurdu. Erdoğan’ın avukatları, Kılıçdaroğlu’nun bürokratlarla ilgili açıklamasında Erdoğan’a hakaret içeren ifadelerin de yer aldığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

AKP’den ayrılarak yeni parti kuran Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu da Erdoğan’ı zorda bırakan çıkışlarla gündeme geliyor. Özellikle Babacan’ın KHK’lar için bakanların boş kağıda imza attıklarını açıklaması gündemi uzun süre meşgul etti.

Yargıtay, hukuku yok saydı: ‘Eşin KHK’lı’ diye işçisini çıkartan işvereni haklı buldu

Okumaya devam et

Analiz

Yargıtay, hukuku yok saydı: ‘Eşin KHK’lı’ diye işçisini çıkartan işvereni haklı buldu

AYM, MGK kararıyla hiçbir yapıya terör örgütü denemeyeceğine hükmetmesine rağmen Yargıtay, masumiyet karinesini ayaklar altına alan bir karar verdi. Yargıtay, eşi kamudan ihraç edilen çalışanını işten çıkaran işvereni haklı buldu.

BOLD ANALİZ – Anayasa Mahkemesi (AYM) 3 Haziran 2021 tarihli kararıyla bir yapıya, oluşuma ya da gruba salt Milli Güvenlik Kurulu’nun ‘tavsiye’ kararı dayanak yapılarak “terör örgütü” denilemeyeceği yönünde karar verdi. Yargıtay bu karar doğrultusunda düzeltme yapmak yerine yeni mağduriyetlerin oluşmasına devam ediyor.

YARGITAY ACİLEN YENİ İÇTİHAT OLUŞTURMALI

AYM’nin MGK kararı ile hiçbir yapıya terör örgütü denemeyeceği kararı sonrası gözler Yargıtay’a çevrildi. AYM’nin kararı sonrası, 15 Temmuz öncesinde MGK kararı dayanak yapılarak verilen ve bu doğrultuda Gülen Hareketi mensuplarına yönelik açılan 1 milyon 500 binden fazla soruşturmanın çöp hükmünde olduğu belirten hukukçular, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun acilen yeni bir içtihat oluşturması gerektiğine dikkat çekiyor.

MGK KARARLARI DAYANAK YAPILDI

Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından 2017 yılında verilen 2015/3 E. ve 2017/3 K. sayılı kararını da tartışmaya açtı. Yargıtay kararında 3 MGK kararı dayanak yapılırken, 30 Ekim 2014 tarihli MGK kararında Gülen Hareketi, ‘kamu düzenini bozan iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanmalar’ olarak nitelendiriliyor. 29 Nisan 2015 tarihli kararda ‘milli güvenliği tehdit eden paralel devlet yapılanması’ ifadesi kullanılırken, 26 Mayıs 2016 tarihli kararda ise ‘milli güvenliğimizi tehdit eden ve bir terör örgütü olan paralel devlet yapılanması’ şeklinde nitelendiriliyor.

İŞTEN ÇIKARMAK İÇİN EŞİNİN KHK İLE ATILMASI YETERLİ SEBEP SAYILDI

Yargıtay, AYM kararı sonrası yüzbinlerce kişiyi mağdur eden kararı ile ilgili yeni içtihat oluşturmak yerine yeni mağduriyetlere sebep olacak kararlara imza atıyor. Son olarak Yargıtay, eşi Gülen Hareketi mensubu olması nedeniyle kamudan ihraç edilmiş ve halen tutuklu bulunan çalışanını “şüphe feshi” ile işten çıkaran işvereni haklı buldu. Bir kişi, eşinin kamudan ihraç edilip tutuklandığını gizlediği gerekçesiyle çalıştığı işyerinden çıkarıldı. Mahkeme, işe iade davasını reddetti. Temyiz üzerine dosyaya bakan Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, mahkemenin somut ve objektif olguları araştırmadığı gerekçesiyle kararı bozdu. Ankara 10. İş Mahkemesi, bozma sonrası çalışanın işe iadesine hükmetti. Kararın işveren tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, davaya baktı. Daire, çalışan hakkında terör örgütü üyeliğinden soruşturma açıldığını ve takipsizlik kararı verildiğini, bu durumun şüpheye dayalı fesih için yeterli olduğuna karar verdi. Kararda, “Davacının çalıştığı kurumun konumu, stratejik yapısı ve davacının görevi, davacının eşinin terör örgütü ile bağlantısı sebebiyle mesleğinden ihraç edilmiş ve tutuklu olması da dikkate alındığında, davalı işverenin şüpheyi haklı kılan ciddi, önemli ve somut vakıaların varlığını ispat ettiği kabul edilmelidir.” denildi.

Siyasetin emrindeki HSK’da organize işler: Bahçeli istifa ettirdi, Şentop hakime kefil oldu

Okumaya devam et

Analiz

Siyasetin emrindeki HSK’da organize işler: Bahçeli istifa ettirdi, Şentop hakime kefil oldu

MHP kontenjanından Hakimler ve Savcılar Kurulu(HSK) üyesi olan Devlet Bahçeli’nin eski avukatı Hamit Kocabey’in istifa süreci yargıdaki çürümeyi gözler önüne serdi. Kocabey’in MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin “İstifa edin” isteğini “Başüstüne” diyerek yerine getirdiği, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un da sulh ceza hakiminin ihracını ‘bilgi verdiği’ gerekçesiyle önlediği anlaşıldı.

BOLD ANALİZ – AKP’nin başkanlık sistemiyle Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun yapısını değiştirmesi sonrası iktidarın emrine giren yargıdan pis kokular yükseliyor.

HSK üyesi avukat Hamit Kocabey’in geçtiğimiz hafta Kurul’dan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin isteğiyle istifa etmesi sonrası ortaya atılan iddialara bugün yenisi eklendi. Gazeteci İsmail Saymaz, HSK’ya MHP’nin kontenjanından atanan Kocabey, avukatı olduğu Devlet Bahçeli’nin talimatı üzerine “Başüstüne” diyerek 5’nci ayı dolmadan istifa ettiğini yazdı.

Saymaz, Kocabey’in avukat oğlu Nizamettin Kocabey’in Bataklık Operasyonu’nda Uğur Şener’in yakalama kararının kaldırılması için Ankara 8. Sulh Ceza Hakimi E.Ş. üzerinden devreye girdiğini, dönemin Ankara Başsavcısı Yüksel Kocaman’ın hakim E.Ş.’ye “Bu dosya için 300 bin dolar alınmış. Sakın ha!” uyarısında bulunduğunu yazdı. Avukat Kocabey’in, Başsavcı Kocaman’ın söylediklerine sinirlendiği ve “Bunu Kocaman’ın yanına bırakmam” dediğini aktaran gazeteci Saymaz, şüpheli Şener’e dava bile açılmadığını belirtti.

Bu gelişmelerin ardından HSK üyesi olmayı bekleyen Başsavcı Kocaman’ın Yargıtay’a üye atanmasında Hamit Kocabey’in etkisi olduğunu kaydeden Saymaz, Kocabey’in hakim E.Ş. hakkında Gülen Cemaati ile bağlantısı olduğu gerekçesiyle soruşturma başlatıldığını, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un Hakim E.Ş.’ye 2012’den itibaren cemaat ile ilgili ‘yararlı bilgiler vererek’ ihracına engel olduğunu kaydetti.

Saymaz’ın aktardığına göre, HSK’da şunlar yaşandı: “Son hafta, ihraç edilecek ve açığa alınacak olan hakim ve savcılar görüşülecekti. Hakim E.Ş. de listedeydi.

Şentop, ihraç çıkmaması için Bahçeli ile görüştü. Kocabey’e “Oylamaya katılma” önerisinde bulunuldu.

Kocabey, her hafta olduğu üzere pazartesi günü Bahçeli’nin makamına gitti. Sohbette “AK Parti gidiyor, bizi de beraberinde götürüyor, bir çare bulmak lazım” dedi.

Bahçeli yanıt vermedi.

Bahçeli: İstifa edin
Geçen perşembe sabahı Hamit Kocabey’in telefonu çaldı.

MHP’den aranıyordu.

Derhal genel merkeze gitti.

Bahçeli, baş başa görüştüğü Kocabey’e şöyle dedi:

“Bir karar verdim. Bu kararı çok zor verdim. 24 saat düşündüm. Hareketimizin selameti için sizden bir şey rica ediyorum. Çok büyük hizmetler ettiniz. Bir dik duruş daha bekliyorum sizden.”

Kocabey, “Emredin” dedi.

Bahçeli, “İstifa edin” diye ekledi.

Kocabey, “Başüstüne efendim” şeklinde karşılık verdi.

Dilekçesini yazdı ve aynı gün Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e verdi.”

Saymaz’ın yazısındaki iddialar yargının siyasetin emrine girdiğini, HSK üyesinin Devlet Bahçeli’den talimat aldığını, hakim ve savcıların ihracında da yine siyasetçilerin belirleyeci olduğunu gösteriyor.

PERİNÇEK’İN ‘SİYASETİN KÖPEĞİ’ DEDİĞİ YARGIDA PİS KOKULAR

Doğu Perinçek’in “siyasetin köpeği” diyerek aşağıladığı yargıda organize işler, pis kokular gelmeye devam ediyor. Yargının siyasetin kuklasına dönüşmesinin nedenlerinden bir tanesi de HSK’nın üyelerinin belirlenmesinden kaynaklanıyor. AKP ve MHP’nin 2017’de yaptığı anayasa değişikliğiyle HSK’nın üyelerinin Cumhurbaşkanı ve TBMM’deki siyasi partiler tarafından seçen sistem getirildi. Buna göre HSK’nın Adalet Bakanı ve müsteşarının dışında kalan 4 üyeyi Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 üyesini ise TBMM’nin belirliyor. TBMM’de seçilen üyeler ise iktidar ve muhalefet partileri arasında bölüşülerek yapıldı. Böylece bağımsız ve tarafsız olması gereken yargı tam anlamıyla siyasetin emrine girdi.

Erdoğan, 2001’de Kılıçdaroğlu gibi uyarmış: Ülkemizde kadınlar, çocuklar adeta rehin alınıyor, devletin bürokratlarına suç işlettiriliyor

Okumaya devam et

Popular

Shares