Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Demirtaş’tan Türkiye’nin her kesimden liyakatli kadrolarına çağrı

Selahattin Demirtaş, AKP ve Erdoğan’ın demokrasiye yönelme gibi bir niyetinin olmadığına dikkat çekti. Buna karşı HDP’nin bir ‘tutum belgesi’ açıklamaya hazırlandığını vurguladı. Demokrasi için muhalefete çağrı yaptı.

BOLD – Tutuklu muhalif lider Selahattin Demirtaş, t24 için kaleme aldığı “İlle de demokrasi” başlıklı yazısında Türkiye’de demokrasinin kalıcı hale gelebilmesi için gerekenleri anlattı. “Kürtler, Aleviler, muhafazakârlar, sosyalistler, Atatürkçüler, demokratik milliyetçiler dâhil her kesimden liyakatli kadrolar, demokrasi ortak paydasında birlikte hareket etmeyi başarabilmelidir. Demokrasinin kalıcı hale gelmesinin biricik yolu budur. Önce ilkeler, sonra ilkesel ittifaklar” dedi.

İşte Demirtaş’ın yazısının tamamı…

Kürtler, Aleviler, muhafazakârlar, sosyalistler, Atatürkçüler, demokratik milliyetçiler dâhil her kesimden liyakatli kadrolar, demokrasi ortak paydasında birlikte hareket etmeyi başarabilmelidir. Demokrasinin kalıcı hale gelmesinin biricik yolu budur. Önce ilkeler, sonra ilkesel ittifaklar.

Türkiye, tarihinin en önemli seçimine doğru adım adım yaklaşırken, siyaset arenası da doğal olarak giderek hareketleniyor. Seçimleri bu denli önemli kılan birçok neden var. Bunların başında da Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminin bir sistem değişikliğinden öte, bir rejim değişikliğini hedefliyor, daha doğrusu dayatıyor olmasıdır.

AKP iktidarı, eski vesayetçi rejimin artıklarından da yararlanarak yeni bir otoriter rejimi kalıcı ve kurumsal hale getirmeye çalışıyor. Milliyetçi ve dinci referansları esas alan bu yeni otoriterizm, toplumsal direniş karşısında henüz kendini kurumsallaştırmayı başaramadı. Ancak bir seçim daha kazanır ve halk desteğiyle kendisine meşruiyet sağlamayı başarırsa otoriter rejimin kurumsallaşması tehlikesi güçlenmiş olur. Bu durumda Türkiye, önümüzdeki onlarca yılı daha karanlık bir mecraya sürüklenerek geçirir.

Öte yandan, seçimi demokrasi güçleri kazanırsa demokrasiyi kurumsallaştırma ve Cumhuriyet’in yüz yıllık birikmiş sorunlarını demokrasi içerisinde çözme imkânı ortaya çıkabilir. Sanırım tarihimizdeki hiçbir seçim, bağrında bunca ciddi tehlikeyi ve fırsatı bir arada taşımamıştır.

Tam bir yıkım ve çöküş yaşayan devlet, baskıcı karakterini güçlendirip sorunların üstünü din ve milliyetçilikle örterek orta vadede dağılmaya doğru mu gidecek yoksa tüm sorunlarla hakiki bir yüzleşme sağlanarak demokratik cumhuriyetin inşası mı gerçekleşecek? İşte önümüzdeki seçim, bu önemli soruya yanıt verecek tarihi bir seçim olacaktır.

Peki seçimler sadece bu iki sonuçtan birini mi doğuracak? Başka bir sonuç olasılığı yok mu? Var elbette. O da, sırf seçim kazanmak için yapılacak ilkesiz ittifaklar sonucunda ortaya çıkacak “kazanarak kaybetme” olasılığıdır. Bu ifadeyle kast ettiğim, özetle, AKP ve Erdoğan gitsin de yerine kim gelirse gelsin anlayışıyla oluşacak vizyonsuz, ilkesiz, programsız bir siyasetin seçimi kazanmasıdır. İşte bu olasılık, yüz yıldır ilk kez ortaya çıkan, seçim yoluyla demokrasiyi kazanma fırsatının heba edilmesi anlamına gelir.

AKP ve Erdoğan’ın demokrasiye yönelme gibi bir niyetinin, kapasitesinin ve isteğinin olmadığı anlaşılıyor. Peki muhalefetin bu kapasitesi ve niyeti var mı? Muhalefetin tamamını ele aldığımızda, bu soruya gönül rahatlığıyla “evet” diyemiyoruz. Bunun da bizce haklı nedenleri var. Çünkü muhalefet demokrasiyi, demokratikleşmeyi halen taktiksel bir yaklaşımla ele alıyor, stratejik bir hedefe dönüştürebilmiş değil.

Görebildiğim kadarıyla, HDP bu açığı kapatabilmek ve tartışmayı ana eksene, demokratikleşmeye oturtabilmek için bir tutum belgesi açıklamaya hazırlanıyor. HDP’nin bu siyasi hamlesini yakından ve ciddiyetle takip etmek gerekir. İktidar ve muhalefet dâhil tüm siyasi güçlerin, HDP’yi ve açıklayacağı ilkeleri ciddiye almasında, Türkiye’nin geleceği için büyük yarar var. Çünkü demokratikleşme konusunda HDP’nin şakası yok, HDP blöf yapmıyor, taktik yapmıyor. HDP’nin demokrasi ilkelerini ciddiyetle ele alıp tartışmaya yanaşmayacakları, HDP de asla ciddiye almayacaktır.

Bunun ne anlama geldiğini görmek için seçim gününü beklemeye gerek yok. Peşinen söyleyelim, HDP’yi ciddiye almayanlar, demokrasiyi stratejik bir hedefe ve programa dönüştürmeyenler kaybeder. Bizler demokrasi ve özgürlük mücadelesi için direnmeye, çabalamaya devam ederiz. Ama başkaları ne yapar, bilemeyiz.

Son olarak şunu da belirteyim, seçimler tüm sorunlarımızı sihirli bir değnekmiş gibi çözmeyecek, sadece güçlü bir çözüm zemini yaratacak. O zemin de demokrasidir. Eğer demokrasiyi kuramayacaksak sorunlarımızı çözme fırsatını da yakalayamayız.

Yapılacak asıl işler seçim sonrasına ilişkindir. İşte muhalefetin topluma bu konuda güven vermesi çok önemlidir. Yani seçilecek yönetim, bir süre sonra devleti ele geçirip kendisinden başka tüm kesimleri yok saymayacağını, ezmeyeceğini kesin olarak güvence altına alan bir program açıklamalı, gerekirse kamuoyu huzurunda ilkesel protokol imzalamalıdır. Ayrıca iktidar asla tek bir siyasi çizgiye veya kişiye dayalı olmamalı, Cumhuriyet ve devlet yeniden inşa edilirken yüz yıl önceki hatalar tekrarlanmamalı; Kürtler, Aleviler, muhafazakârlar, sosyalistler, Atatürkçüler, demokratik milliyetçiler dâhil her kesimden liyakatli kadrolar, demokrasi ortak paydasında yan yana durarak, el ele vererek birlikte hareket etmeyi başarabilmelidir. Demokrasinin kurumsal ve kalıcı hale gelmesinin biricik yolu budur. Önce ilkeler, sonra ilkesel ittifaklar.

Bunun için kişisel kariyer hesapları, partizan faydacılık gibi yaklaşımlar bir kenara bırakılmalı ve kolektif akıl, ortak yönetim, birlikte inşa anlayışı hâkim kılınmalıdır. Biz halen bunun başarılabileceğine inanıyor ve bu doğrultuda çalışmaya devam ediyoruz.

Umutla kalın…

Politika

Erdoğan, 2001’de Kılıçdaroğlu gibi uyarmış: Ülkemizde kadınlar, çocuklar adeta rehin alınıyor, devletin bürokratlarına suç işlettiriliyor

Bürokratları AKP’nin değil, devletin memurları olmaları konusunda uyaran CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na tepki gösteren AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın benzer uyarıyı iktidara gelmeden kendisinin de yaptığı ortaya çıktı. Erdoğan, 2001’deki konuşmasında “Bazı kamu görevlileri operasyon yaparken insan haklarını çiğniyorlar. Evde bulunamayan kişilerin ele geçirilmesi için evde bulunan kadınlar, küçük yaştaki çocuklar adeta rehin alınıyorlar” diyor. 

BOLD – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bürokratları kanunlara uymaya çağırmasını tepki gösterip, “suç” olarak niteleyen AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, bürokratlar için benzer bir çağrıyı iktidara gelmeden yaptığı ortaya çıktı. Erdoğan, 2001’de AKP’nin kurulması sonrası yaptığı çağrıda, “Devletin bürokratlarına suç işlettiriliyor. Bu işleri yapanlar, yaptıkları hukuksuz ve ahlaksız her türlü faaliyetin altında ezilecekler” ifadelerini kullanıyor.

BU İŞLERİ YAPARLAR, YAPTIKLARININ ALTINDA EZİLECEKLER

AKP’nin kurulduğu 2001 yılında bir grup toplantısında Erdoğan, bürokratlara çağrı yaparak, “Bazı kamu görevlileri operasyon yaparken tüm insan hakları hukukunu çiğneyen davranışlar yapıyor. Evde bulunamayan kişilerin ele geçirilmesi için evde bulunan kadınlar, küçük yaştaki 5 yaşındaki 11 yaşındaki çocuklar hürriyetleri kısıtlanarak adeta rehin alınıyorlar. Bu çağda insanlar bu güzel ülkemizde rehin alınıyor. Gözaltındaki vatandaşlarımıza kötü muamele yapılıyor. Devletin imkanları, belli bir siyasi parti veyahut da siyasi maksatlı operasyonlar için kullanılıyor. Devletin bürokratlarına suç işlettiriliyor. Bütün bunlardan sorumlu olan hükumet üyeleri, kendileriyle görüşen arkadaşlarımıza, olaylara el koyacaklarını söylemelerine rağmen, gözaltında bulunan vatandaşlarımıza kötü muamele günlerce sürmüştür. Buradan açıkça ilan ediyorum, bu işleri yapanlar, yaptıkları hukuksuz ve ahlaksız her türlü faaliyetin altında ezilecekler” ifadelerini kullanıyor.

KILIÇDAROĞLU: MAFYATİK DÜZENE HİZMET EDEMEZSİNİZ

CHP lideri Kılıçdaroğlu ise , sosyal medya hesabından yaptığı videolu çağrıda iktidarın değişmesine az kaldığını vurgulayarak, “İktidar değiştiğinde soruşturmalar başlayacak ve eminim ki bu bürokratların bir kısmı, ‘Efenim emir aldık, uygulamak zorunda kaldık’ diyeceklerdir. İşte, ‘Bunu diyerek sıyrılırım’ diye düşünen, Saray’ın baskısına boyun eğerek kanun dışına çıkmış o devlet memurlarına buradan seslenmek istiyorum. Açıkça söylüyorum, vazife namına mafyatik düzene hizmet edemezsiniz. Kanun dışı işleri emir olarak telakki edemezsiniz. Siz Erdoğan ailesinin değil, bu devletin şerefli memurlarısınız. Kamil akla gelmeniz için Kılıçdaroğlu abinizin, amcanızın bu size son çağrısıdır. 18 Ekim Pazartesi itibariyle bu düzenin illegal isteklerine verdiğiniz tüm desteğin sorumluluğu size de ait olmaya başlayacaktır. ‘Emir almıştım’ diyerek bu kirli işlerden sıyrılamazsınız” demişti.

 

Mehmetçiklerin katledildiği Boğaziçi Köprüsündeki TÜGVA’lıları korku saldı

Okumaya devam et

Politika

Erdoğan’ın inanmadığı anket: ‘Cumhurbaşkanlığını kazanamaz’ diyenlerde büyük artış

Metropoll Araştırma Şirketi’nin, “Bu pazar Cumhurbaşkanlığı seçimi olsa ve Erdoğan yeniden aday olsa kazanabilir mi?” sorusuna yüzde 49.8 kazanamaz cevabı verdi. Erdoğan aday olursa kazanır diyenlerin oranı ise 2020’ye göre yüzde 55.1’den yüzde 44’e geriledi.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bugünkü basın toplantısında AKP’nin ve kendisinin oylarındaki düşüşü gösteren anket sonuçlarını hedef aldı. Erdoğan, anket sonuçlarını, “Bu tür anketlerle manipülasyonlardan ciddi anlamda bıktık.” diyerek eleştirdi.

Erdoğan’ın sonuçlarından memnun olmadığı yeni bir anketi Metropoll Araştırma şirketi açıkladı. Metropoll’ün anketinde katılımcılara “Bu pazar Cumhurbaşkanlığı seçimi olsa ve Erdoğan yeniden aday olsa kazanabilir mi?” sorusu yöneltildi.

Ankete katılanlardan yüzde 44,1’i “Erdoğan aday olursa seçimi kazanır” derken, yüzde 49,8’i “Erdoğan aday olursa seçimi kazanamaz” şeklinde cevap verdi.

BİR YILDA YÜZDE 11’LİK DÜŞÜŞ

Metropoll’ün Haziran ayında yaptığı ankette ise Erdoğan’ın kazanacağını söyleyenlerin oranı yüzde 49.8, kazanamaz diyenlerin oranı yüzde 41.8 olarak ölçülmüştü. Aynı şirketin geçtiğimiz yıl Ağustos ayında yaptığı ankette ise Erdoğan’ın kazanacağını söyleyenlerin sayısı yüzde 55.1, kazanamaz diyenlerin oranı 39.1 olarak belirlenmişti. Metropoll’ün araştırmasına göre 1 yıl içerisinde Erdoğan’ın kazanacağına inananların oranında yüzde 11’lik bir düşüş yaşanması dikkat çekti.

Prompter ve sufleden sonra yeni evre: Erdoğan, Kılıçdaroğlu sorusuna kağıdı okuyarak cevap verdi

Okumaya devam et

Politika

Prompter ve sufleden sonra yeni evre: Erdoğan, Kılıçdaroğlu sorusuna kağıdı okuyarak cevap verdi

Katıldığı canlı yayınlarda prompter olmadan konuşamayan ve CNN Türk’te canlı yayın sırasında kendisine sufle verilen AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bu kez de basın toplantısında Kılıçdaroğlu’yla ilgili soruyu yazılı kağıttan okuyarak cevapladı.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Atatürk Havalimanı’nda Angola’nın başkenti Luanda’ya hareketi öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun AKP’li bürokratlara yönelik sözleriyle ilgili soru üzerine “Türkiye kabile devleti değil” dedi. Hitabetiyle ünlü Erdoğan, gazetecinin Kılıçdaroğlu sorusunu ise önceden hazırlanıp önüne konulan kağıttan okudu.

Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun “İktidarın değişmesine az kaldı. İktidar değiştiğinde soruşturmalar başlayacak ve eminim ki bu bürokratların bir kısmı ‘efendim emir aldık uygulamak zorunda kaldık’ diyeceklerdir. Siz Erdoğan ailesinin değil, bu devletin şerefli memurlarısınız. ‘Emir almıştım’ diyerek bu kirli işlerden sıyrılamazsınız. Size kanun dışı her ne yaptırılıyorsa, pazartesi itibariyle durun. Bu illegal, paralel sistemlerden elinizi eteğinizi çekin” sözlerine cevap verdi.

Erdoğan, Global TV muhabirinin Kılıçdaroğlu’nun sözleriyle ilgili anlık sorusunu yazılı kağıdı okuyarak yanıtladı. Erdoğan, şunları söyledi: “Öncelikle bu açıklama CHP zihiyetinin vesayet zihniyeti olduğunun açık bir itirafıdır. CHP zihniyetinin ilk böyle bir çılgınlığı değildir. Hukuk dışı çağrı kamu düzenine ciddi bir tehdittir. Ne devlet yönetiminin, ne de milli iradenin ne olduğunu biliyorlar. Bunlardan uzak bir yapının tezahürü. Milletimiz de bunlardan bıktığı içindir ki başkanlık sistemini tercih etti. Yeni sistem bürokrasinin siyaset yapmasının önüne geçti. Yeni sistem bürokrasiyi gerçek anlamda idari bürokrasi haline getirdi. CHP’nin özlemini çektiği vesayet zihninin defterini çoktan dürdük. Türkiye bir hukuk devletidir. Bunu Bay Kemal’e hatırlatıyorum, kabile devleti değildir. Bay Kemal’in oyun oynadığı alan da değildir. Heves ettiğiniz günler geride kaldı. Cumhurbaşkanı’ndan en alt düzeydeki memura kadar herkes görevini hukuka göre yapmak zorundadır. Sen nasıl olur da bu ülkenin memurlarını tehdit edersin.”

ANKETLERİ HEDEF ALDI

Erdoğan, AKP oylarının düştüğünü gösteren anket sonuçlarını manipülasyon olarak niteledi. Erdoğan, “Özellikle son dönemde ortaya atılan anketlerin kimler tarafından ne amaçla yapıldığı ortadadır. Bu tür anketlerle manipülasyonlardan ciddi anlamda bıktık. Gerçekçi anketler, bunların manipülasyonlarını ayaklar altına alacak anketlerdir. Biz bunlardan bıktık, bunlara da alışığız” dedi.

Erdoğan, Ağostos ayında yandaş gazetecilerin olduğu Kanal D-CNN TÜRK ortak yayınındaki konuşmasında sorulara prompter ile cevap vermişti. Erdoğan’ın konuşurken bir noktaya bakarak konuşması dikkat çekmişti. Aynı yayında Erdoğan’a birinin fısıldayarak sufle verdiği duyulmuştu. Erdoğan’ın zorlandığı anda devreye giren kişinin gazeteci Abdülkadir Selvi’nin sufle verdiği ortaya çıkmıştı.

Erdoğan’a ‘prompter’ yetmedi ‘sufle’ verdiler

Okumaya devam et

Popular

Shares