Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Gazetecilere yine ceza yağdı

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında yargılanan 10 gazeteci hakkında açılan davada karar çıktı. 3 gazeteciye örgüt üyesi oldukları iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezası, 2 gazeteciye örgüte yardım ettikleri gerekçesiyle 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi. 5 gazeteci ise beraat etti.

BOLD – KHK ile kapatılan Cihan Haber Ajansı ve Zaman gazetesinin Antalya bölgesinde görev yapan eski çalışanları ile yerel gazetecilerin örgüt üyeliği ve örgüte yardım suçlamalarıyla tutuksuz yargılandığı davada karar çıktı.

Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi, gazeteciler Cihat Ünal, Ömer Özdemir ve Serhat Şeftali’nin “örgüt üyeliği” suçundan 6 yıl 3 ay; Olgun Matur ve Osman Yakut’un “örgüte üye olmamakla birlikte yardım” suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapisle cezalandırılmalarına hükmetti.

Gazeteciler Ali Orhan, Hasan Yavaşlar, Özkan Mayda, Kenan Baş ve Onur Fazıl Soydal ise üzerlerine atılı tüm suçlamalardan beraat etti. Aynı dava kapsamında Antalya’da yargılanan bir başka gazeteci Tuncer Çetinkaya’nın tutuklu yargılandığı için dosyası ayrılmış, 7,5 yıl hapis cezasına çarptırılarak 2018 yılında adli kontrol şartıyla tahliye edilmişti.

MAHKEME 5 YIL SÜRDÜ

Jailed Journos.com’un haberine göre 15 Temmuz’dan sonra Antalya’da çalışan Zaman gazetesi, Cihan Haber Ajansı, bazı yerel gazete ve internet siteleri çalışanlarına operasyon düzenlenerek 19 kişi Gülen Hareketi’nin medya yapılanması iddiasıyla gözaltına alınmıştı. Zaman Gazetesi’nin eski Antalya Bölge Temsilcisi Tuncer Çetinkaya, Cihan Haber Ajansı’nın muhabirleri Ömer Özdemir, Cihat Ünal, Özkan Mayda; Cihan Haber Ajansı ile birlikte Zaman Gazetesi’nin muhabiri Kenan Baş, Zaman Gazetesi muhabiri Osman Yakut, “Bizim Antalya” internet haber sitesinin sahibi ve yazarı Olgun Matur, Cihan Haber Ajansı’nın Antalya Bölge Temsilcisi Serhat Şeftali tutuklandı. 8 gazeteci, Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi’nde konuldu.

Gazeteciler hakkında iddianame, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından, 22 Mart 2017 tarihinde tamamlandı. İddianamenin kabul edilmesiyle birlikte Tuncer Çetinkaya hariç diğer gazeteciler tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

YAZILAR SUÇ SAYILDI

İddianamede, gazetecilerin; Zaman ce Cihan Haber Ajansı’nda kaydının olduğu ve örgüt adına basın yayın faaliyeti yürüttüğü iddia edildi. Kapatılan Cihan Haber Ajansı ve Zaman Gazetesi’nin muhabiri Kenan Baş’ın, 2000 ve 2005 yılları arasında uluslararası haber ajansı Reuters’te çalışmış olması da kendisi hakkında, iddianameye eklenen bilgilerden biriydi.

İddianamede sadece “Bizim Antalya” internet haber sitesinin sahibi ve yazarı Olgun Matur ve kapatılan Zaman Gazetesi’nin eski Antalya Bölge Temsilcisi Tuncer Çetinkaya hakkındaki suçlamalar, yayımlanan köşe yazısı ve haberlerle delillendirildi!

Matur’un, “Bizim Antalya” adlı internet haber sitesinde Mart 2014, Kasım 2015 ve Nisan 2016 tarihlerinde yayımlanan yazılarına tam metin olarak yer verildi. Matur’un, Gülen Hareketi lehine yazılar yazdığı ve haberler yayınladığı iddia edildi. Çetinkaya’nın ise “Bizim Antalya” internet haber sitesinde haberler ve yazılar yazdığı belirtildi.

ÇETİNKAYA’YA 7,6 YIL HAPİS CEZASI

2018 yılında tutuklu yargılanan gazeteci Tuncer Çetinkaya’ya 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Çetinkaya sağlık sorunları gerekçesiyle adli kontrolle tahliye edildi.

Bugün Antalya’da görülen davada savcı, bir önceki duruşmada yaptığı mütalaasını tekrar ederek tutuksuz yargılanan gazeteciler Olgun Matur, Özkan Mayda, Osman Yakut, Cihat Ünal, Kenan Baş, Ömer Özdemir ve Serhat Şeftali’nin örgüt üyeliği suçundan cezalandırılmalarını; Ali Orhan ve Hasan Yavaşlar’ın ise beraatlarını talep etti.

“DÜNYADA TUTUKLANAN TEK SPOR MUHABİRİYİM”

Savcının mütaalasına karşı son savunmasını yapan gazeteciler şunları söyledi:

Eski Cihan muhabiri Özkan Mayda, “Dünyada yargılanan ve tutuklanan tek spor muhabiriyim. Benimle aynı şekilde spor muhabirliği yapan ve aynı şirkette çalışan birçok insan yorumcu veya müdür olarak farklı kanallarda çalışmaya devam ediyor” dedi.

“HABERLERİME ÖDÜLLER VERİLDİ”

Eski Cihan çalışanı Cihat Ünal, “Yaklaşık 15 yıldır gazetecilik yapıyorum. Yaptığım haberlerden dolayı ödüller aldım. Yaptığım telefon görüşmeleri suçlama konusu yapılıyor. Ben muhabirim ve kaynaklarımla telefonda görüşüyorum. Tüm gazeteciler de bunu yapıyor.” dedi.

Eski Zaman çalışanı Ömer Özdemir, “2012 yılında Zaman gazetesinde çalıştım ve bir yıl sonra askere gittim. Ondan sonra da cemaatle ilişkili hiçbir kurumu ile ilişkim olmadı. Beraatimi talep ediyorum.” dedi.

“BU BİR SİYASİ DAVADIR”

“Bizim Antalya” haber sitesinin sahibi Olgun Matur, “Hiçbir somut delil olmadığı halde 4 köşe yazım gerekçe gösterilerek cezalandırılmam isteniyor. Bizim yanımızda 50’ye yakın kişi çalıştı, kimse hakkında dava açılmadı. Bu dava siyasi bir davadır. Beraatımı talep ediyorum” dedi.

Zaman Antalya Bölge Temsilcisi Serhat Şeftali’nin avukatı Halil Istıl, “Müvekkilimin örgütle herhangi bir bağlantısı yoktur. Gazetecilik faaliyeti dışında örgütsel sayılabilecek herhangi bir faaliyette bulunmamıştır. Beraatını talep ediyoruz” dedi.

3 gazetecinin avukatı Münip Ermiş, “Bu aceleye getirilmiş bir dava. Zaman yöneticilerinin yargılandığı 1 dava yok. Bu dava açıldığında hukuksal olarak kime sirayet edeceği kestirilemedi. Gazeteciler beraat ettirilmeli.” dedi.

Kararını açıklayan Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi, gazeteciler Cihat Ünal, Ömer Özdemir ve Serhat Şeftali’nin “örgüt üyeliği” suçundan 6 yıl 3 ay; Olgun Matur ve Osman Yakut’un “örgüte üye olmamakla birlikte yardım” suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapisle cezalandırılmalarına hükmetti.

Gazeteciler Ali Orhan, Hasan Yavaşlar, Özkan Mayda, Kenan Baş ve Onur Fazıl Soydal ise üzerlerine atılı tüm suçlamalardan beraat etti.

Analiz

Siyasetin emrindeki HSK’da organize işler: Bahçeli istifa ettirdi, Şentop hakime kefil oldu

MHP kontenjanından Hakimler ve Savcılar Kurulu(HSK) üyesi olan Devlet Bahçeli’nin eski avukatı Hamit Kocabey’in istifa süreci yargıdaki çürümeyi gözler önüne serdi. Kocabey’in MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin “İstifa edin” isteğini “Başüstüne” diyerek yerine getirdiği, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un da sulh ceza hakiminin ihracını ‘bilgi verdiği’ gerekçesiyle önlediği anlaşıldı.

BOLD ANALİZ – AKP’nin başkanlık sistemiyle Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun yapısını değiştirmesi sonrası iktidarın emrine giren yargıdan pis kokular yükseliyor.

HSK üyesi avukat Hamit Kocabey’in geçtiğimiz hafta Kurul’dan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin isteğiyle istifa etmesi sonrası ortaya atılan iddialara bugün yenisi eklendi. Gazeteci İsmail Saymaz, HSK’ya MHP’nin kontenjanından atanan Kocabey, avukatı olduğu Devlet Bahçeli’nin talimatı üzerine “Başüstüne” diyerek 5’nci ayı dolmadan istifa ettiğini yazdı.

Saymaz, Kocabey’in avukat oğlu Nizamettin Kocabey’in Bataklık Operasyonu’nda Uğur Şener’in yakalama kararının kaldırılması için Ankara 8. Sulh Ceza Hakimi E.Ş. üzerinden devreye girdiğini, dönemin Ankara Başsavcısı Yüksel Kocaman’ın hakim E.Ş.’ye “Bu dosya için 300 bin dolar alınmış. Sakın ha!” uyarısında bulunduğunu yazdı. Avukat Kocabey’in, Başsavcı Kocaman’ın söylediklerine sinirlendiği ve “Bunu Kocaman’ın yanına bırakmam” dediğini aktaran gazeteci Saymaz, şüpheli Şener’e dava bile açılmadığını belirtti.

Bu gelişmelerin ardından HSK üyesi olmayı bekleyen Başsavcı Kocaman’ın Yargıtay’a üye atanmasında Hamit Kocabey’in etkisi olduğunu kaydeden Saymaz, Kocabey’in hakim E.Ş. hakkında Gülen Cemaati ile bağlantısı olduğu gerekçesiyle soruşturma başlatıldığını, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un Hakim E.Ş.’ye 2012’den itibaren cemaat ile ilgili ‘yararlı bilgiler vererek’ ihracına engel olduğunu kaydetti.

Saymaz’ın aktardığına göre, HSK’da şunlar yaşandı: “Son hafta, ihraç edilecek ve açığa alınacak olan hakim ve savcılar görüşülecekti. Hakim E.Ş. de listedeydi.

Şentop, ihraç çıkmaması için Bahçeli ile görüştü. Kocabey’e “Oylamaya katılma” önerisinde bulunuldu.

Kocabey, her hafta olduğu üzere pazartesi günü Bahçeli’nin makamına gitti. Sohbette “AK Parti gidiyor, bizi de beraberinde götürüyor, bir çare bulmak lazım” dedi.

Bahçeli yanıt vermedi.

Bahçeli: İstifa edin
Geçen perşembe sabahı Hamit Kocabey’in telefonu çaldı.

MHP’den aranıyordu.

Derhal genel merkeze gitti.

Bahçeli, baş başa görüştüğü Kocabey’e şöyle dedi:

“Bir karar verdim. Bu kararı çok zor verdim. 24 saat düşündüm. Hareketimizin selameti için sizden bir şey rica ediyorum. Çok büyük hizmetler ettiniz. Bir dik duruş daha bekliyorum sizden.”

Kocabey, “Emredin” dedi.

Bahçeli, “İstifa edin” diye ekledi.

Kocabey, “Başüstüne efendim” şeklinde karşılık verdi.

Dilekçesini yazdı ve aynı gün Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e verdi.”

Saymaz’ın yazısındaki iddialar yargının siyasetin emrine girdiğini, HSK üyesinin Devlet Bahçeli’den talimat aldığını, hakim ve savcıların ihracında da yine siyasetçilerin belirleyeci olduğunu gösteriyor.

PERİNÇEK’İN ‘SİYASETİN KÖPEĞİ’ DEDİĞİ YARGIDA PİS KOKULAR

Doğu Perinçek’in “siyasetin köpeği” diyerek aşağıladığı yargıda organize işler, pis kokular gelmeye devam ediyor. Yargının siyasetin kuklasına dönüşmesinin nedenlerinden bir tanesi de HSK’nın üyelerinin belirlenmesinden kaynaklanıyor. AKP ve MHP’nin 2017’de yaptığı anayasa değişikliğiyle HSK’nın üyelerinin Cumhurbaşkanı ve TBMM’deki siyasi partiler tarafından seçen sistem getirildi. Buna göre HSK’nın Adalet Bakanı ve müsteşarının dışında kalan 4 üyeyi Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 üyesini ise TBMM’nin belirliyor. TBMM’de seçilen üyeler ise iktidar ve muhalefet partileri arasında bölüşülerek yapıldı. Böylece bağımsız ve tarafsız olması gereken yargı tam anlamıyla siyasetin emrine girdi.

Erdoğan, 2001’de Kılıçdaroğlu gibi uyarmış: Ülkemizde kadınlar, çocuklar adeta rehin alınıyor, devletin bürokratlarına suç işlettiriliyor

Okumaya devam et

Gündem

İstanbul Barosu Başkanlığı’na 3’ncü kez Mehmet Durakoğlu seçildi

İstanbul Barosu başkanlığı için 7 adayın yarıştığı seçimde mevcut baro başkanı Mehmet Durakoğlu yeniden seçildi. Durakoğlu, “İstanbul Barosu’nda yönetimde olabilmek için omurga gerekir. Bu omurgaya sahip olduğumuz için kazandık. Bu kaleyi asla ama asla teslim etmeyeceğiz” dedi.

BOLD – Dünyanın en büyük barosu sayılan İstanbul Barosu’nda pandemi nedeniyle ertelenen seçimler dün Haliç Kongre Merkezi’nde yapıldı.

Seçimi, Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu’nun adayı olan Mehmet Durakoğlu kazandı. Resmi sonuçlara göre Durakoğlu, 26 bin 30 geçerli oyun yüzde 8 bin 503’ünü alarak seçimi kazandı. Diğer adayların aldıkları oy şöyle: Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu Yükseliş Hareketi’nden Hasan Kılıç 6 bin 155, Avukat Hakları Grubu’ndan Gökhan Ahi 6 bin 13,  Çağdaş Avukatlar Grubu’ndan Ata Yazıcıoğlu 1687, Özgürlükçü Demokrat Avukatlar Grubu’ndan Sezin Uçar 1674, İstanbul Milliyetçi Avukatlar Grubu’ndan Kaptan Yılmaz 1109, Bağımsız Avukatlar Grubu’ndan İshak Şadi Çarsancaklı 956.

OMURGA SAHİBİ OLDUĞUMUZ İÇİN KAZANDIK

Seçim sonuçlarının belli olmasının ardından Mehmet Durakoğlu, “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” sloganlarıyla alkışlandı. Durakoğlu, yaptığı konuşmada şunları söyledi: “İstanbul Barosu’nda yönetimde olabilmek için omurga gerekir. Bu omurgaya sahip olduğumuz için kazandık. Onun için biz şimdi burada Mustafa Kemal’den bahsediyoruz. Onun için kalenin hala burada dimdik durduğundan bahsediyoruz. Bu kaleyi asla ama asla teslim etmeyeceğiz.

Mehmetçiklerin katledildiği Boğaziçi Köprüsündeki TÜGVA’lıları korku saldı

Okumaya devam et

Gündem

Demet Akalın’ın eşi Okan Kurt’tan “Erdoğan’ın berberi sokağı sahiplendi” iddiası

Restoranının yan komşusuyla kavga edip karakolluk olan şarkıcı Demet Akalın’ın eşi Okan Kurt, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın berberi, ‘ben bu sokağın sahibiyim’ diyor” ifadelerini kullandı.

BOLD – Sahibi olduğu Hirahan Restoran’da yan komşusuyla kavga edip karakolluk olan şarkıcı Demet Akalın’ın eşi Okan Kurt, ilginç bir iddiada bulundu.

Kavganın çıkma nedeninin AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın berberi olduğunu belirten Kurt, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın berberi, ‘ben bu sokağın sahibiyim’ diyor” dedi.

Eşi komşusuyla kavga eden Demet Akalın ise duruma sosyal medya hesabından tepki gösterdi.

Eşinin hayatı için endişe ettiğini belirten Akalın “Okan’ı dışarı çıkartmıyorlarmış, polisi de içeri sokmuyorlarmış. Beykoz Emniyeti nerede! Okan’ın can güvenliği yok” diyerek isyan etti.

Mehmetçiklerin katledildiği Boğaziçi Köprüsündeki TÜGVA’lıları korku saldı

Okumaya devam et

Popular

Shares