Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Harp okulları mülakatlarını 3 yıl SADAT’çılar yaptı

15 Temmuz’daki kanlı rolü ve Suriye’deki terör gruplarına silah gönderdiği iddiası gündemde olan SADAT’ın yıllarca MSB’nin subay adayı alımlarındaki mülakatlara katıldığı ortaya çıktı.

BOLD – 15 Temmuz sonrası orduya subay yetiştiren kökü Osmanlı’ya uzanan harp okulları kapatıldı. TSK’nın ihtiyacı için ise Milli Savunma Bakanlığı’na (MSB) bağlı Milli Savunma Üniversitesi kuruldu. Üniversitenin mülakatlarında, Hava Harp Okulu için 4, Kara Harp Okulu için 5 kişi yer almaya başladı. Mülakatlara giren 5 kişiden 4’ü sivildi.

Sivillerin arasında SADAT’çılar (Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.) katılmaya başladığı gündeme geldi.

Odatv, iddiaları Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği’nin (ASSAM) Başkan Yardımcısı ve SADAT kurucularından Gürcan Onat’a sordu.

Şuan SADAT ekibinde olmadığını belirten Onat, “SADAT kurulurken ben de cüzi bir miktar hisse verdim” dedi.

2020’YE KADAR DEVAM ETTİ

Harp Okulu mülakatlarında görev aldığını itiraf eden Onat “Mülakatlar 2020 yılının sonun kadardı. 15 Temmuz kalkışmasından sonra emekli subaylar çağırıldı. Bu uygulama 2020 yılına kadardı, üç yıl görev yaptım. 2021’de eskiye dönüş yapıldı. Milli Savunma Bakanlığı kendi bünyesinden oluşturduğu ekiple mülakatları yapıyor” dedi.

MSB İRADESİNDEDİR

SADAT’ın kurucusu ve bir dönem danışmanlığını da yaptığı Erdoğan’a yakınlığı ile bilinen emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi ise iddiaları, ‘tezvirat’ diyerek yalanladı.

SADAT’ın mülakatlarda görev almadığını ileri süren Tanrıverdi Subay adayı alımları için: “Milli Savunma Bakanlığı’nın iradesi içindedir” diye konuştu.

2016 yılından 2020 yılına kadar Erdoğan’ın Başdanışmanı ve Güvenlik ve Dış Politika Kurul üyesi görevinde bulunan Tanrıverdi’nin geçen Haziran ayında SADAT’a geri döndüğü ortaya çıkmıştı.

EL NUSRA’YA SİLAH İDDİASI

Kurucusu Adnan Tanrıverdi’nin ‘Mehdi’ çıkışı sonrası kamuoyunun adını sık duymaya başladığı SADAT hakkında birçok suç iddiası bulunuyor.

Sedat Peker, SADAT’ın Suriye’deki terör örgütlerine silah ve mühimmat gönderdiğini anlattı. Suriye’deki Türkmenler’e yardım etmek için kampanya düzenlediğinden bahseden Peker, Tanrıverdi’nin kurucusu olduğu SADAT’ın kendilerinden habersiz El-Nusra’ya silah gönderdiğini öne sürdü.

15 TEMMUZ VE SADAT

Adem Karaçoban’ın YouTube kanalında itiraflarda bulunan eski SADAT personeli Osman Görel, 15 Temmuz gecesi bazı kanlı eylemleri kendilerinin gerçekleştirdiğini anlatmıştı.

İzinli olduğu 13 Temmuz 2016 yılında göreve çağrıldığını anlatan Gürel, “15 Temmuz’u Gülen Grubu değil, SADAT’çılar yaptı. Başka bir şeyi bana düşündüremezsiniz. Hayatını kaybedenlerin katili SADAT’tır. Çünkü ben şahit oldum. Beni başka bir şeye inandıramazsınız. Ankara’da halkı ezen tankı kullanan ‘başçavuş’ SADAT’çıydı. 15 Temmuz benim işlediğim en büyük günahtır” diye konuştu.

AİHM’in cezaevinde kanserden ölen Gülay Çetin kararı ve Ayşe Özdoğan

Gündem

Beklenen istifa gerçekleşti, Lütfi Elvan görevi bıraktı

Geçen yıl kasım ayında sosyal medya hesabı üzerinden istifa eden, iki gün sonra Saray’dan “affını istediği” şeklinde açıklama yapılan eski Hazine ve Maliye Bakanı damat Berat Albayrak’ın yerine atanan Lütfi Elvan da bakanlıktan ayrıldı.

BOLD – Ankara kulislerinde uzun süredir istifa edeceği konuşulan Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan bakanlık görevinden ayrıldı. Elvan’ın görevden affını istediği ve bunun da kabul edildiğine dair karar Resmi Gazete’de yayımlandı.

DAMAT ALBAYRAK’A YAKINLIĞI İLE BİLİNİYOR

Bir süredir ekonomi politikalarından rahatsız olan Hazine ve Maliye Bakanı Elvan görevinden istifa etti. Yerine ise damat Albayrak’a yakınlığı ile bilinen yardımcısı Nureddin Nebati getirildi. Karar, Resmi Gazete’de yayımlandı. Resmi Gazete’deki Erdoğan imzalı atama kararında “Görevden affını isteyen ve görevden af talebi kabul edilen Lütfi Elvan’dan boşalan Hazine ve Maliye Bakanlığına Nureddit Nebati, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 104’üncü ve 106’ncı maddeleri gereğince atanmıştır” ifadelerine yer verildi. Nebati, Lütfi Elvan’ın TCMB’nin faiz indirme kararları karşısında sessizliğini koruduğu dönemde yaptığı yorumlarla ön plana çıkmıştı.

 

Meriç’i geçip mahsur kalan 17 kişi donmamak için acil yardım istedi

Okumaya devam et

Gündem

Son 10 yılda adli kontrollü çocuk sayısı 20 kat arttı

Yaklaşık 10 yıl öncesine kadar yüzlerle ifade edilen adli kontrolle serbest çocuk sayısı, 2019 yılında neredeyse 20 bin oldu.  Adli kontrolün tutuklamaya alternatif bir tedbirden çok yeni bir cezalandırma şekli olduğu konuşuluyor.

BOLD – Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığı’nın açıkladığı verilere göre, adli kontrol ile serbestlik kapsamındaki çocuk sayısında yaşanan artış dikkat çekiyor.

Bianet’ten Münker Odabaş’ın haberine göre, 2010 yılında adli kontrol ile serbestlik kapsamında bulunan çocuk sayısı sadece 946. 2019 yılına gelindiğinde bu sayı 20 bine yaklaştı. Pandemiyle birlikte bu sayı kısmen düşüş sağlasa da uzun vadede kalıcı ve sağlıklı çözümler gerekiyor.

Denetimli serbestlik türleri içerisinde yer alan ve belli gün ve saatlerde en yakın kolluk kuvvetine imza vermeyi içeren adli kontrol ile serbestlik son yıllarda giderek artıyor.

YENİ CEZALANDIRMA ŞEKLİ

Tutukluluğa alternatif tedbirlerin başında gelen denetimli serbestlik uygulaması, kimi zaman amacının dışında kullanılarak daha fazla kişinin ceza infaz sistemine dahil olmasına neden olabiliyor.

Yaşanan artışın adli kontrol ile serbestliğin alternatif bir tedbirden çok yeni bir cezalandırma şekli olduğu yorumları yapılıyor.

TUTUKLU ÇOCUK SAYISI

Öte yandan, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 31 Ekim 2021 tarihli verilerine göre, hapishanelerde 566’sı hükümlü olmak üzere toplamda bin 913 çocuk mahpus ve Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nin verilerine göre ise 345 bebek de anneleriyle birlikte hapishanede bulunuyor.

Adaylık çıkışı yapan Bülent Arınç Saray’a çağrıldı

Okumaya devam et

Gündem

Dedeağaç’ta mahsur kalanlardan sevindiren haber

Erdoğan rejiminin baskısından kurtulmak için umut yolculuğuna çıkan ve bugün Dedeağaç’ta mahsur kalan 17 kişi için sığınma işlemlerinin başladığı öğrenildi.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın insan hakları ihlallerinden kaçan 17 kişi bugün Yunanistan tarafında mahsur kaldı. Aralarında 5’i çocuk ve 4 kadının bulunduğu 17 kişi Meriç Nehri’nin kenarından dünyaya yardım çağrısında bulundu.

Çektikleri videoyla insani yardım çağrısında bulunan Türkiye’den gelen göçmenler, bebeklerin soğuktan donmak üzere olduklarını duyurdu. Susuzluk, zorlu arazi ile soğuk hava nedeniyle çocuklar ve bebeklerle hareket edemediklerini belirten göçmenler, “Sığınma başvurusunda bulunmak istiyoruz.” diyor.

SOĞUKTA BEBEKLERİN AĞLAMA SESLERİ

Videoya konuşan kadın bir göçmen, “Hayatımız büyük tehlikede. Küçük çocuklarımız da var yanımızda. Bu noktada biran evvel insani yardım istiyoruz” dedi. Konuşma sırasında etraftaki bebeklerin ağlama sesleri videoya girdi.

ERDOĞAN’DAN KAÇIYORUZ, SİYASİ SIĞINMA İSTİYORUZ

Yalçın Toker ismindeki bir göçmen ise İngilizce olarak çektiği videoda dünyaya yardım çağrısında bulundu. Yunanistan tarafından bulunduklarını belirten Toker, “Meriç Nehri’ni geçtik ve 01 Aralık itibariyle Yunanistan tarafında bekliyoruz. Toplam 17 kişi (5 çocuk ve bebek, 4 kadın ve 8 erkek). Ne yazık ki susuzluk, zorlu arazi ve soğuk hava nedeniyle çocuklar ve bebeklerle hareket edemiyoruz. Diktatör Erdoğan’dan umutsuzca kaçıyoruz. Siyasi sığınma başvurusunda bulunmak istiyoruz. Nazik ve umutsuzca acil yardıma ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı.

Akşam saatlerinde mahsur kalan hakkında olumlu haberler gelmeye başladı. Gazeteci Bedrettin Uğur, mahsur kalan 17 kişinin güvenli bir bölgeye alındığını duyurdu.

Uğur paylaşımında, “Mahsur kalan 17 mülteci Yunanistan Feres Karakolunda. İki avukat ve bir uluslararası raportör güvende olduklarını açıkladı. Deport edilmeyecekler. Sığınma için resmi işlemleri başladı” dedi.

Meriç’i geçip mahsur kalan 17 kişi donmamak için acil yardım istedi

Okumaya devam et

Popular

Shares