Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Varlık Fonu’ndaki KİT’lerin kasası boşaldı: TCDD 19.7 milyar, Çaykur 919 milyon lira borç alacak

Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) 2022 yılı mali hedefleri Resmi Gazetede yayımlandı. 22 kuruluşun 18’inin borç batağında olduğu, kasalarının boşaldığı tablolara yansıdı. Gelecek yıl TCDD’ye 19.7 milyar lira, BOTAŞ’a 16 milyar, Türkiye Petrolleri’ne 11 milyar lira para bulunması gerekiyor.

BOLD ÖZEL – Kamu İktisadi Teşebbüsleri ve bağlı ortaklıklarının 2022 yılına ait genel yatırım ve finansman programının tespit edilmesi hakkında Cumhurbaşkanı kararı Resmi Gazetede yayımlandı.

VARLIK FONU’NDAKİ TÜRKİYE PETROLLERİ DE BATIK

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından Varlık Fonu’na devredilen BOTAŞ ve Türkiye Petrolleri’nin de 2022 mali tabloları batığı ortaya koydu. Karadeniz’de doğalgaz müjdesiyle gündeme gelen Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) yeni yılda 22,1 milyar lira yatırım hedefledi. Ancak bu yatırımın 11,3 milyar lirası için borç para bulmak zorunda olduğu Cumhurbaşkanı kararına yazıldı.

BOTAŞ’A 16,3 MİLYAR LİRA PARA LAZIM

Vatandaşın kullandığı doğalgazı ithal eden BOTAŞ ise 8.5 milyar lira yatırım yapmayı planlıyor. Varlık Fonu’ndaki BOTAŞ’ın gelecek yıl bulmak zorunda olduğu finansman miktarı ise 16,3 milyar lira olacak.

VATANDAŞA ÇAY FIRLATMAK İÇİN 919 MİLYON LİRA GEREKECEK

Erdoğan’ın mitinglerde ve açılış programlarında vatandaşa çay fırlatabilmesi için de ÇAYKUR’a para gerekiyor. Varlık Fonu bünyesindeki Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü, 9 milyon 500 bin liralık yatırım planlıyor. Ancak ÇAYKUR’un 919 milyon 511 bin lira borç para bulması gerektiği Resmi Gazeteye not edildi.

SATILMASI PLANLANAN TCDD’YE 19,7 MİLYAR GEREKİYOR

AKP tarafından özelleştirilmesi planlanan TCDD ise 14,6 milyar lira yatırım hedefliyor. Yıllardır zarar eden TCDD’nin 2022 yılında bulması gereken borç miktarı ise 19,7 milyar lira olarak belirlendi.

BORÇ ARAMAYACAK 4 KURUM

Yatırım yapmasına rağmen borç aramayacak KİT sayısı ise 4’te kaldı. Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü, Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü ve Türkiye Elektrik İletim A.Ş para aramayacak.

–– Kamu İktisadi Teşebbüsleri ve Bağlı Ortaklıklarının 2022 Yılına Ait Genel Yatırım ve Finansman Programının Tespit Edilmesi Hakkında Karar (Karar Sayısı: 4620)

Türkiye adalet ve hukukta dip yaptı: Mali ve Sudan’ın da gerisine düştü

Okumaya devam et
Reklamlar

BOLD ÖZEL

4 yıldır tutuklu hasta mahpus Bekir Bayram’a ikinci stent takılacak

Kalp yetmezliği, yüksek tansiyon ve şeker hastası olduğu halde tutuklu bulunan 72 yaşındaki Bekir Bayram, dün diş doktoruna götürüldü. Hastane girişinde fotoğrafı çekilen Bayram, telefon görüşünde ailesine “Beni tıp fakültesine sevk ettiler. Kalbime ikinci stenti takacaklar” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Dört yıldır Isparta E Tipi Cezaevinde tutuklu olan ve kalp yetmezliği nedeniyle kalbine üç yıl önce stent takılan 72 yaşındaki Bekir Bayram’a ikinci stent takılacak. Dün eşiyle telefonda görüşen Bekir Bayram, Süleyman Demirel Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildiğini ve önümüzdeki günlerde anjiyo olacağını söyledi.

“ÖLEBİLİRİZ DE BURADA”

Kalbi yüzde 40 çalışan Bayram’a hapse girdiği ilk dönemde stent takılmıştı. Bold Medya’ya konuşan Bekir Bayram’ın oğlu Doğan Bayram, “Babam ayda bir kez hastane kuruluna giriyor. Normalde Şehir Hastanesi’nde tedavi görüyordu. Bu kez tıp fakültesine sevk etmişler.” dedi.

Babasının kişisel ihtiyaçlarını tek başına göremediğini belirten Doğan Bayram, “Babam her şeye hazır hazır vaziyette. Burada ölebiliriz, elim kolum bağlı, ne yapabilirim, bol bol dua ediyorum, diyor.” ifadelerini kullandı.

SIK SIK BAYILIYOR

Aynı zamanda yüksek tansiyon ve şeker hastası olan Bekir Bayram, dün hastaneye diş tedavisi için götürüldü. Yanında üç jandarmanın bulunduğu Bayram’ın hastane girişindeki görüntüsü bir vatandaş tarafından böyle görüntülendi. Cezaevinde 40 kilo kaybeden Bayram, hastalıkları nedeniyle koğuşta sık sık bayıldığı belirtildi.

Isparta’da babasının butik otelinde çalışarak SSK’dan emekli olan Bekir Bayram, gençliğinde boya badana ve inşaat işleri yaparak geçimini sağladı. Bir dönem de Libya’da işçi olarak çalıştı.

Gülen Hareketi’ne yönelik soruşturmalar kapsamında 2 Kasım 2017’de tutuklanan Bekir Bayram, Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Amerika’ya yaptığı iki ziyaret nedeniyle ve tanık ifadelerine dayanılarak 9 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay tarafından onaylandı.

4 yılda 40 kilo kaybeden 72 yaşındaki tutsak Bekir Bayram ağlayarak yardım istedi

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Yüzde 97 engelli eşine bakan KHK’lı öğretmen Şükrü İpek tutuklandı

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan öğretmen Şükrü İpek, Yargıtay’ın cezasını onamasının ardından tutuklandı. Dört yıldır yatalak olan hasta eşine bakan Şükrü İpek, en son “Yaklaşık 4 yıldır eşime, çocuklarıma evime bakıyordum. Yargıtay bana verilen 6 yıl 3 aylık cezayı onayladı. Şu an tekrar içeri girme durumum var.” demişti.

BOLD ÖZEL – Dört yıl önce Amiyotrofik Lateral Skleroz (ALS) hastalığına yakalanan Ayşe İpek’in eşi Şükrü İpek ikinci kez tutuklandı. Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında, kapatılan özel okullarda görev yaptığı için 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan ve cezası onaylanan öğretmen Şükrü İpek, dün gece Eskişehir Cezaevine gönderildi.

Geçirdiği kısmi felç nedeniyle yüzde 97 engelli olan ve yatalak hale gelen Ayşe İpek, kişisel ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Tek başına su bile içemiyor.

İKİSİ DE ÖĞRETMENDİ

Şükrü-Ayşe İpek Eskişehir’de özel bir okulda öğretmendi. Görev yaptıkları okul KHK ile kapatıldıktan sonra öğretmenlik lisansları iptal edildi. Çok sevdikleri mesleği yapamaz oldular. Hiçbir özel kurumda çalışmalarına izin verilmedi.

Şükrü İpek, bu süre içerisinde bulabilirse özel ders, boya badana, eşya taşıma gibi günübirlik işler yaparak hem evine eşine, çocuklarına baktı.
Daha sonra çalıştıkları kurumdan dolayı Şükrü İpek hakkında tutuklama kararı çıkardılar.

HASTALIK EŞİ İLK TUTUKLANDIĞINDA ORTAYA ÇIKTI

Cezaevine girdikten sonra eşi çok üzüldü. Ayşe İpek’in kimsesi yoktu hayatta. Annesi 18 yaşındayken vefat etmiş. Babası da 2 yıl önce kendilerinde kalırken bu süreçte çok üzülmüş ve vefat etmişti. Başka bir kardeşi de yoktu.

Ayşe İpek, beş yıl önce eşini ziyaret için cezaevine gidip gelirken çok zorlanıyordu. Hastaydı ve nasıl bir hastalık olduğu 8 ay sonra uzun uğraşlar sonucunda öğrenildi Şükrü İpek, o dönemde tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi.

Ancak bu kez Ayşe İpek kendisinin tutuklanacağı endişesiyle panik atak belirtileri göstermeye başladı. “Çocuklara kim bakacak kimsemiz yok” diyerek üzüntü ve ağır bir travma sonucun amansız hastalığa yakalandı.
Bu hastalık beyin kaynaklı ALS hastalığı idi ve Şükrü İpek çıktıktan 4 ay sonra polisler Ayşe İpek’i almaya geldiler.

Zaten üzülüyordu korkuyordu ve hastaydı. Evi aradıktan sonra Ayşe İpek’i da kollarına girip gözaltına aldılar. Hastalığı göz önünde bulundurularak bir süre sonra sonra serbest bıraktılar ama bu arada hastalık ilerledi.

TEDAVİSİ OLMAYAN, ÖLÜMCÜL BİR HASTALIK

Doktorların ifadesine göre ALS hastalığı, tedavisi olmayan, öldürücü bir hastalık. ALS hastalığına yakalanan insanlar, yürüyemiyor, konuşamıyor, yutamıyor, nefes alamıyorlar. Ortalama 3-5 yıl içinde hayatlarını kaybediyorlar. Çaresizlik hem hastayı hem de aileyi tarifsiz acılar içinde bırakıyor.

Üç çocuk sahibi, 42 yaşındaki Ayşe İpek, dört yıl içinde yüzde 97 ağır engelli oldu, kısmi felç geçirdi, hareket edemez hale geldi. Kişisel ihtiyaçlarını karşılamıyor. Dört yıldır eşine, çocuklarına, evine bakan Şükrü İpek, dostlarına en son “Yargıtay bana verilen cezayı 6 yıl 3 aylık cezayı onayladı. Şu an tekrar içeri girme durumum var. Yatılı kalacak bir bakıcı bulmam gerekiyor. Hem eşime bakacak en çocuklara bakacak yatılı kalacak merhametli bir bakıcı arıyorum. Bunun için bize dua edin lütfen.” demişti.

Gergerlioğlu: “Eşi hapse girerse bu kadın ölür, vicdansızlığa geçit vermeyelim”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Öfke nöbetleri geçiren otizmli Tarık’ın annesi: Babasının tutuklanması oğlumu mahvetti

Çok sevdiği babasından 22 ay önce ayrılmak zorunda kalan otizmli ve zihinsel engelli Hamza Tarık, öfke nöbetleri geçiriyor. Oğlunu artık kontrol etmekte zorlandığını söyleyen Hülya Durmuş, “Babasının yanında olmaması oğlumu mahvetti.” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL 

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında iki yıldan fazla Buca Kırıklar F Tipi Cezaevinde tutuklu olan İbrahim Durmuş’un otizmli oğlu Hamza Tarık Durmuş, babası tutuklandığı günden beri öfke nöbetleri geçiriyor. Oğlunun hastalığının gün geçtikte ilerlediğini söyleyen anne Hülya Durmuş, “Babasının yanında olmaması onu mahvetti. Yıllarca bir sürü paralar harcayarak bir yere getirmeye çalıştığımız Tarık en dibi gördü. Çünkü babasını çok seviyor. Yanından hiç ayrılmıyordu. Her gün saatlerce babasıyla yürüyüş yapardı. Rutini bozulmuştu.” dedi.

İÇ KANAMA GEÇİRDİ

Elleriyle kulak kepçesine şiddetli bir şekilde vurduğu için iç kanama geçiren ve 9 Eylül Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırılan Tarık’a 6 doktor narkoz vermekte zorlandı. Annesi de ameliyathaneye girmek zorunda kaldı. “O geceyi asla unutmam” diyen Hülya Durmuş, “Ameliyathane kapılarında tek başıma olan çaresizliğim. Yalnızlığım. Hem ağlıyor hem de İbrahim neredesin neredesin diyordum. Tarık ameliyattan çıktı. Bana ameliyathane kıyafetleri giydirip içeri aldılar. Ayılırken siz başında olun krize girmesin dediler. Odaya çıkana kadar damar yolu vs çıkarıp atmıştı. Öfke nöbeti bir türlü geçmediği için yatağa bile bağladılar.” ifadelerini kullandı.

BABA TUTUKLU, ANNE KANSER

16 yaşındaki zihinsel engelli Hamza Tarık Durmuş’la doğduğundan beri babası yakından ilgileniyordu. Birlikte vakit geçiriyor ve uzun yürüyüşler yapıyorlardı. Annesinin ifadesiyle Tarık’ın eğitimi için yıllarca maddi-manevi çok uğraştılar. Ancak tüm çabaları İbrahim Durmuş‘un 24 Ağustos 2019’da tutuklanmasıyla çöpe gitti. Babasını çok seven Tarık, birdenbire ondan ayrıldığı için öfke nöbetleri geçirmeye başladı. Üstüne bir de annesinin 2018 yılında kanser olup yatağa düşmesi onu daha da agresifleştirdi.

Sosyal hayatta yaşadıkları ise daha zordu. Kendisine, kardeşine, etrafına zarar veren Tarık’ı annesi kayıt yaptırdığı spor okulundan krizleri arttığı için almak zorunda kaldı. Rehabilitasyon merkezi eğitim vermek istemedi. Kiralık ev bulmaları bile zorlaştı. Otizmli oğlu olduğunu öğrenen ev sahipleri Hülya Durmuş’a ev vermekten vazgeçti. Akrabaları ise “Karı-koca tutuklanırsa Tarık’ı yanınıza alın, biz bakamayız” dediler.

İki yıldır yaşadığı eziyeti dün yazdığı mektupta dile getiren ve Bold Medya’ya gönderen Hülya Durmuş, “Sonuç olarak ben kanser kontrol hastasıyım. Tarık’ta sıkıntılar aynı şekilde devam ediyor. Pandemiden dolayı 22 aydır babasını göremiyor. Burak görüşlere gitmek istemiyor. Ben çaresizce bu günlerin bir an önce bitmesi için dua ediyorum.” diye yazdı.

SUÇU: YAMANLAR KOLEJİ’NDE ÖĞRETMEN OLMAK!

İbrahim Durmuş, Körfez Dershanelerinde görev yaptığı için 7 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Eşi tutuklandıktan sonra lenf kanserine yakalanan Hülya Durmuş kanseri atlattığı dönemde 23 Ekim 2018’de gözaltına alındı. Bir gün nezarette kaldıktan sonra serbest bırakılan Durmuş mektubunda ifade verirken polislere “Benim suçum ne, ben bu millete, devlete ne yaptım?” diye sorduğunu, kendisine “Yamanlar Koleji’nde öğretmen olman” diye cevap verildiğini aktardı.

HÜLYA DURMUŞ’UN 6 ARALIK 2021 TARİHLİ MEKTUBU

Merhabalar
Ben Hülya Durmuş. 41 yaşında 2 çocuk annesiyim ve Biyoloji öğretmeniyim. Eşim İbrahim Durmuş 23 Temmuz 2019 yılında gözaltına alındı. Ve tutuklandı. 2 yıldan fazladır Buca Kırıklar F Tipi Cezaevinde. Körfez dershanesinde öğretmen olduğu için tutuklandı.

Eşim gittiğinden beri çok çok zor günler geçiriyoruz. Aslında Eşim ve benim için hayat zaten zordu. Büyük oğlum Hamza Tarık Durmuş (16) otizmli olarak dünyaya geldi. Maalesef % 98 ağır otizmli ve zihinsel engelli. Tarık daha iyi bir eğitim alsın istedik ve İzmir’e taşındık. Eşim Körfez dershanesinde ben Yamanlar Kolejinde çalışıyorduk. Otizmli bir çocuğun derdini anlamak, onu sakinleştirmek, isteklerini yerine getirmek çok çok zor. Yaşayan bilir. Biz bu dünyada zaten rahat yaşamıyorduk. Oğlum bir şey öğrensin, bir davranış problemini bıraksın diye canımızı verdik. Maalesef zalimler bizde can da bırakmadı.

İşimizi kaybetmiş ne yapacağımızı şaşırmış bir şekilde günlerimiz geçmeye başladı. Bu arada 2015 yılında 2. oğlum Burak dünyaya gelmişti. Hem küçük bebek, hem otizmli bir çocuk, hem de eşime ya da bana bir şey olursa Tarık ne olur diye kaygı yaşarken 2018 yılında 4. Evre lenf kanseri olduğumu öğrendim. O günler benim için daha zor bir hale gelmişti. 8 kemoterapi aldım. Kanser tüm vücuduma yayılmıştı. Annem ve kız kardeşim bana ve çocuklarıma bakmak için İzmir’e taşındılar. Tarık benim sürekli yatmamdan bile rahatsız oluyordu. O zamana kadar bana hiç vurmayan oğlum artık bana el kaldırmaya başladı. Bu durum onu çok kaygılandırıyordu sanırım. Yataktan kalkamaz haldeyken bile Tarık’ın ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyordum. Çünkü annemi ve kız kardeşimi dinlemiyordu. En çok da beni üzen 2 yaşındaki küçük oğlumun Tarık krize girdiğinde masanın altına saklanmasıydı. Sağlıklı çocuğumu kaybetmek istemiyordum çünkü.

Pandemiden önce birkaç rehabilitasyon merkezi ile görüştük. Maalesek Tarık’ı almak, eğitim vermek istemediler. 1,5 yıl önce spor okuluna kayıt yaptırdım. Orda da 1 yılın sonunsa krizler daha da arttı. Okuldan almak zorunda kaldım.

Burak abisinden çok korkuyordu. Aylarca süren tedavi sürecimde sona geldik derken 23 Ekim 2018 yılında gözaltına alındım. Yani kanserden kurtulduğumu bilmiyorduk. Allah’ım dertleri bile sıraya koyuyor sanırım. 1 gün göz altında kaldım ve tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldım. Emniyette polislere direk şunu sormuştum. Benim suçum ne, ben ne yaptım bu millete, devlete. Bana verilen cevap “Yamanlarda öğretmen olman” Yani suçum öğretmen olmak. Sadece ÖĞRETMEN.

2 yıldan fazla süren dava sürecinde beraat ettim. Yaklaşık 9 ay sonra eşim gözaltına alındı ve tutuklandı. Tarık’la bir başıma kalmıştım. Öfke nöbetleri git gide artarak devam etti. Arabanın camını, evin camını kırdı. 3 ayrı TV’yi kırdı. (Evde, sokakta, okulda yarı çıplak dolaşmaya başladı. Ayakkabı giydiremiyorduk) Artık zapt edemiyordum. Okuldaki öfke nöbetlerinde sürekli sakinleştirme odasına alıyorlardı. Hele bir gün almaya gittiğimde o odada yarı çıplak kakasını yapmış tek başına bekliyordu. Ağlaya ağlaya oğlumu temizlemiştim. Tarık artık kakasını eline yüzüne sürmeye başlamıştı. Hatta ağzına bile götürüyordu.

Babasının yanında olmaması onu mahvetmişti. Yıllarca bir sürü paralar harcayarak bir yere getirmeye çalıştığımız Tarık en dibi görmüştü. Çünkü babasını çok seviyor. Yanından hiç ayrılmıyordu. Her gün saatlerce babasıyla yürüyüş yapardı. Rutini bozulmuştu. Elleriyle sürekli suratına vuruyordu. Kulak kepçesi şiddetli vurmaktan iç kanama oldu. 9 Eylül Üniversitesi Hastanesine sevk ettiler. (28 Temmuz 2021) Acil ameliyata alındı. 6 doktor bir narkozu vermekte bile zorlandılar.

Ameliyathaneye beni de aldılar. O geceyi asla unutamam. Ameliyathane kapılarında tek başıma olan çaresizliğim. Yalnızlığım. Hem ağlıyor hem de İbrahim neredesin neredesin diyordum. Tarık ameliyattan çıktı. Bana ameliyathane kıyafetleri giydirip içeri aldılar. Ayılırken siz başında olun krize girmesin dediler. Odaya çıkana kadar damar yolu vs çıkarıp atmıştı. Öfke nöbeti bir türlü geçmediği için yatağa bile bağladılar.

Tarık aylarca evde kaldı. Ben her gün hasta halimle 2 saat yürüyüş yaptırdım. Şu an yeni bir spor okuluna kayıt yaptırdık. Bu arada özel odada da kalmıyorduk. Tarık erkek diye 4 gün boyunca erkeklerin olduğu odada kaldık. Özel oda yok dediler. Tarık’ın ilaçlarını ben veriyor, ateşini ben ölçüyor, tansiyonuna ben bakıyordum. Çünkü kimseyi yanına yaklaştırmıyordu. 4 günün sonunda dayanamayıp imza atarak hastaneden ayrıldık. Yaklaşık 2 aydır da cilt hastalığı ile uğraşıyoruz. Tarık’ın vücudu sürekli tepki veriyor. Bunların hepsini babasının yanında olmamasına bağlıyorum.

Ben Tarık’la  uğraşırken küçük oğlum 1. sınıfa başladı. Kendi kendine büyüyor. Çünkü Tarık’la ilgilenmekten Burak’la tam anlamıyla ilgilenemiyorum. Bu durum beni çok üzüyor. Burak’a babasının resmini gösteremiyorum. Gördüğü anda ağlama krizine giriyor. “Baba baba” diye bağıra bağıra ağlıyor. Yavrularımı bu hala koyanlar Allah’a havale…

Eşim gittikten sonra durduğumuz ev satıldı. Taşınırken çok zorlandım. Maalesef şu an durduğum ev de satıldı. Bu kış gününde buradan da çıkmak zorundayım. Bu işlerin hepsini 3 kadın (Annem, ben ve kız kardeşim) halletmeye çalışıyoruz. Maalesef eşimin ailesi hiç destek olmadığı gibi çok kötü sözler bile söylediler. En acısı da eşimin babası “Karı-koca sizi tutuklarlarsa Tarık’ı da yanınıza alın biz bakamayız” dedi.

Eşim tutuklandıktan sonra da çok eziyet ettiler. Eşime 4 duvar arasında çok acı sözler söylediler. Aylarca kendine gelemedi. “Allah büyüktür” deyip sustuk. Yapacak bir şey yok çünkü. Zaten dipsiz bir kuyunun içinde debeleniyoruz. Maddi-manevi bir imtihan içindeyiz. Sağlığımızla ayrı uğraşıyoruz. En yakınımız da böyle yapınca imtihanımız bir kat daha arttı.

Eşim cezaevinde bir ameliyat geçirdi. 1 gece hastanede yatmadan cezaevine geri getirdiler. Öyle bir ortamda iyileşme süreci de gecikti. (Prostat ameliyatı). Sonuç olarak ben kanser kontrol hastasıyım. Tarık’ta sıkıntılar aynı şekilde devam ediyor. Pandemiden dolayı 22 aydır babasını göremiyor. Burak görüşlere gitmek istemiyor. Ben çaresizce bu günlerin bir an önce bitmesi için dua ediyorum.

Vesselam…

Otizmli Hamza Tarık’ın annesinden feryat: Çok çaresizim, eşimi serbest bırakın!

Okumaya devam et

Popular

Shares