Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Almanya’da asgari ücretin saati 12 Euro’ya çıkıyor

Almanya’da hükumet görüşmelerini sürdüren SPD, Yeşiller ve Liberaller koalisyon konusunda anlaştı. Önümüzdeki dönem Almanya’yı yönetecek koalisyon hükumeti, Kanada gibi nitelikli, uzman ve eğitilmiş yabancı göçmene kapılar açılacak. Asgari ücretin saati 12 Euro’ya çıkacak.

BOLD – Almanya’da seçimleri kazanan SPD lideri Olaf Scholz’un hükumet kurma görüşmeleri sona yaklaştı. Almanya’nın göçmen politikası, asgari ücret ve vergi gibi konularında değişiklikler olacak.

GÖÇMENLERE KANADA MODELİ

İltica statüsünden, daimi ikamet statüsüne geçiş kolaylaştırılacak. Nitelikli ve uzman personel puan sistemi ile ülkeye rahat giriş vizesi alabilecek. Burada, “eğitim ve diplomaların tanınması, vatandaşlığa almada kolaylıklar ve işgücü piyasasındaki ihtiyaçlar” göz önüne alınarak “Kanada modeli” uygulanacak.

ALMAN VATANDAŞLIĞINA GEÇİŞ

Ülkeye uyum gösteren ve geçimini kendi sağlayan, devlet yardımı almayan göçmenler, daha kolay ikamet sahibi olabilecek. Dil de öğrenmeleri halinde bu grubun vatandaşlığa geçişi kolaylaşacak.

ASGARİ ÜCRETİN SAATİ 12 EURO OLACAK

Almanya’da asgari ücretin saati şua anda 9,60 Euro olarak uygulanıyor. 1 Ocak 2022 tarihinde 9,82 Euro ve 1 Temmuz 2022 tarihinde 10,45 Euro’ya yükselmesi kararlaştırılmıştı. Ancak seçim öncesi SPD’nin talep ettiği gibi, asgari ücretin saati 12 Euro’ya çıkarılacak. Bundan sonraki artışlara ise Asgari Ücret Komisyonları karar verecek. Hükümet karışmayacak.

MİNİ İŞLER VE MUAFİYET

Aylık olarak “mini job” denilen işlerdeki vergiden muaf kazanç miktarı 520 Euro’ya çıkarıldı. Önceki miktar 450 Euro idi. Yani kişi, 520 Euro kazanıyorsa bunu vergilendirmeyecek. Düşük sosyal güvenlik primlerinin ödendiği, “orta ölçekli” işlerdeki muafiyet sınırı da 1300 Euro’dan 1600 Euro’ya yükseltildi.

KÖMÜR SANTRALLERİ KAPATILACAK

SPD’nin sol kanadının talep ettiği “Kira artışının kısıtlanması” reddedildi. Servet vergisi, emlak vergisi artışları rafa kalktı. Asgari ücret artıyor, emekli kasasına ek destek geliyor. İklim değişikliği ile mücadele için 2030 yılına kadar kömür santralleri durdurulacak. Aşama aşama kapanma gerçekleşecek.

 

Okumaya devam et
Reklamlar

Analiz

Erdoğan, ‘Mavi Vatan’cıların tabutuna son çiviyi de çaktı

15 Temmuz sonrası AKP ile ulusalcı çevrelerin işbirliğinin simgesi haline gelen ‘Mavi Vatan’ tezi gündemden düştü. AKP’nin siyasi rant devşirdiği; ulusalcıların da kendi reklamlarını yaptığı doktrin, Türkiye ve Yunanistan’ı geçen yıl savaşın eşiğine getirdi. Ancak AB’nin yaptırım sopasını göstermesi, içerde de 2 grup arasındaki ittifakın bozulması sonrası Mavi Vatan bir kenara atıldı.

BOLD ANALİZ – Türk Deniz Kuvvetleri’nde ‘ulusalcı marjinal bir grubun’ köpürttüğü ve 15 Temmuz sonrası ulusalcı-milliyetçi çevrelerle AKP’nin kurduğu rejimin resmi bir tezi haline geldi ‘Mavi Vatan’.

‘Mavi Vatan’ uğruna tatbikatlar yapıldı, Türkiye ile Yunanistan defalarca Akdeniz’de savaşın eşiğine geldi. Ancak ‘Mavi Vatan’ söylemi de ‘Çözüm Süreci’ gibi AKP tarafından bir süre siyasi olarak kullanıldı ve ardından buruşturulup çöpe atıldı. Kamuoyu 2020 yılında Türkiye neden Akdeniz’de Yunanistan’la defalarca savaşın eşiğine geldiğini bile unuttu.

Dışarıda Avrupa Birliği ‘yaptırım’ sopasını gösterince; içeride ise Erdoğan’ın bir dönem kullandığı Mavi Vatan’cıların kullanım süresi dolunca ‘Mavi Vatan’ unutulup gitti.

‘Montrö Bildirisi’ sonrası gözaltına alınan Mavi Vatan tezinin savunucularına önce ekranlar yasaklandı. Son olarak da bildiriye imzalayanlara bu hafta başında açılan dava ile Erdoğan, Mavi Vatan’cıların tabutuna son çiviyi çaktı.

‘MAVİ VATAN’ DOKTİRİNİ

Ramazan Cem Gürdeniz

Mavi Vatan ismi, ilk defa 2006 yılında Balyoz’dan yargılanan emekli tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz tarafından ortaya atıldı. Kavram, 15 Temmuz’un tartışmalı ismi Cihat Yaycı tarafından geliştirildi.

‘Mavi Vatan’ Doktirini, 15 Temmuz sonrası ulusalcı marjinal çevrelerce bir anda köpürtülmeye başladı ve 2017 yılında Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı görevine getirilen Cihat Yaycı’nın gayretleri ile bir anda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin resmi doktrini haline geldi.

Mavi Vatan, Türkiye Cumhuriyeti’nin Karadeniz, Akdeniz ve Ege’nin ihtilaflı sularında tek taraflı ilan ettiği deniz yetki alanlarını (karasuları, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge) Yunanistan ve diğer ülkelere karşı askeri gücünü azami ölçüde kullanarak kontrol etmesini öngörüyordu.

‘Mavi Vatan’ haritası

Bu ise sıcak çatışma veya savaş demekti. Öyle de oldu. Türkiye birçok kez Akdeniz’de Yunanistan’la savaşın eşiğine geldi.

‘MAVİ VATAN’ TATBİKATLARI

Türk Deniz Kuvvetleri, 2019 yılı Mart ayında 103 gemiyle eş zamanlı olarak Karadeniz, Ege ve Akdeniz’de dev bir “Mavi Vatan’ tatbikatı düzenledi.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 31 Ağustos 2019’da Tuzla’daki Milli Savunma Üniversitesi Harp Okulları diploma alma ve sancak devir teslim töreninde ziyaret defterini imzalarken ‘Mavi Vatan Haritası’ önünde çekilmiş fotoğrafı doktirini savunanlar için büyük bir zaferdi.

Artık Mavi Vatan tezi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yanı sıra AKP hükumetinin ve bir anlamda Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi tezi haline gelmişti.

2020 yılı Mart ayında yapılacak Mavi Vatan tatbikatı koronavirüs pandemisi nedeniyle yapılamazken, 2021 yılı Mart ayında yapılan tatbikata AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Vahdettin Köşkü’nden canlı bağlantıyla katıldı.

Erdoğan, canlı bağlantıda tatbikatı yöneten ve Saroz Körfezi’nden Oruç Fırkateryni’nde bulunan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve Kuvvet komutanları ile görüştü.

SONDAJ GEMİLERİ AKDENİZ VE EGE’DEKİ TARTIŞMALI SULARDA

Mavi Vatan’cıların en güçlü olduğu 2020 yılında Türkiye, bir anda Ege’ye ve Akdeniz’e sismik araştırma ve sondaj gemileri göndermeye başladı.

Yavuz ve Fatih sondaj gemileri ile Oruç Reis sismik araştırma gemisi Türkiye’nin Ege ve Akdeniz’deki iddialarının sembolü oldu. Bu gemiler Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile ihtilaflı olduğumuz sulara donanma gemileri eşliğinde gönderildi.

Avrupa Birliği, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin bütün protestolarına rağmen AKP hükumeti Akdeniz’de ve Ege’de petrol ve doğalgaz bulmakta kararlılık görüntüsü veriyordu.

Esas kıyamet ise Yunanistan’ın kırmızı çizgi ilan ettiği Meis adası çevresinde koptu.

TÜRK VE YUNAN FIRKATEYNLERİ ÇARPIŞTI

Türkiye, Ağustos ayı başında Oruç Reis sismik araştırma gemisini fırkateynler eşliğinde Meis adası çevresine gönderdi. Yunanistan da Donanması’nın neredeyse 3’te birini bölgeye sevk etti.

Yunan Fırkateyni Limnos ile çarpışan Türk Fırkateyni Kemal Reis’in olay sonrası fotoğrafı Yunan medyası tarafından yayınlandı

12 Ağustos’ta Doğu Akdeniz’de Meis adası çevresinde Türk donanması ile Yunan donanması birbirine o kadar yaklaştı ki Türkiye’ye ait Kemal Reis fırkateyni ile ile Yunanistan’a ait Limnos fırkateyni arasındaki çarpışma yaşandı.

Türk Fırkateyni Kemal Reis ile çarpışan Yunan Fırkateyni Limnos

O gece Almanya Başbakanı Angela Merkel’in devreye girdiği ve iki ülke arasındaki savaşı önlediği ifade edildi.

“TANRIM! TÜRKLERLE DEFALARCA SAVAŞIN EŞİĞİNE GELDİK”

Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Panagiotopoulos, 2021 yılı Şubat ayında Yunan gazetecilere yaptığı açıklamada, Ağustos ayında Meis adası çevresinde Türkiye ile 3 kez savaşın eşiğine gelindiğini açıklayacak ve o günleri şöyle anlatacaktı: “Silahlı Kuvvetler üç kez genel seferberlik ilan etti. Tanrım!”

AB, YAPTIRIM SOPASINI GÖSTERDİ

Türkiye’nin Yunanistan ve Güney Kıbrıs’la ihtilaflı sularda gerçekleştirdiği faaliyetler bu 2 ülkenin üyesi olduğu Avrupa Birliği’nin büyük tepkisini çekti.

AB, 1 Ekim 2020’de yapılan zirvede ilk kez Türkiye’ye yaptırım sopasını gösterdi. 10 Aralık 2020’de yapılan zirvede ise AB, AKP hükumetine hem yaptırım sopasını gösterdi hem de havuç…

Aralık zirvesinde Türkiye ile diyalog ve iş birliği mesajları veren AB, yaptırım kartını masada tuttu. Türkiye’nin Ege ve Akdeniz’de geri adım atması durumunda ‘pozitif gündem’ adı altında bir süreci başlatacağını duyurdu. AKP hükumeti, havucu tercih etti.

VE GEMİLER SESSİZ SEDASIZ ‘MAVİ VATAN’DAN ÇEKİLİYOR

AB’nin yaptırım sopasını göstermesi sonrası AKP hükumeti sonbaharla birlikte Fatih ve Yavuz sondaj gemileri ile birlikte Oruç Reis sismik araştırma gemisini yavaş yavaş alandan çekmeye başladı.

Önce gemiler Yunanistan ve Güney Kıbrıs’la ‘la ihtilaf olmayan bölgelere gönderildi ve ortam soğutuldu. İç kamuoyuna ‘pes etmedik, hala alandayız’ mesajı verilirken; dış kamuoyuna ılımlı mesajlar gönderildi.

Törenlerle, canlı yayınlarla, savaş gemileri eşliğinde Ege ve Akdeniz’deki ihtilaflı bölgelere gönderilen araştırma gemileri; 2020 yılı sonuna gelinirken sessiz sedasız ‘Mavi Vatan’dan çekildi ve ‘siyasi rant devşirmek için’ kullanılacakları güne kadar limanlarda çürümeye bırakıldı.

MAVİ VATAN’CILARDAN İLK FİRE

Cihat Yaycı

Aslında içeride Mavi Vatan’cılar için ilk fire, tezin hararetli savunucularından Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı’nın görevden alınması oldu.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la arasının kötü olduğu bilinen Tümamiral Cihat Yaycı, 7 Mayıs 2020’de, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Resmi Gazetede yayımlanan kararıyla Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevinden alınarak Genelkurmay Başkanlığı’nın emrine verildi. Bunun üzerine Yaycı, 18 Mayıs 2020’de görevinden istifa etti.

Cihat Yaycı, görevinden istifa etse de televizyon ekranlarından düşmedi ve Mavi Vatan tezini medya aracılığıyla savunmaya devam etti.

Yaycı, aslında ulusalcı grupların sevmediği bir isim. Hatta Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarında ulusalcıların üstünü çizdiği isimlerden birisi olarak biliniyor.

MONTRÖ BİLDİRİSİ VE MAVİ VATAN İTTİFAKI PARÇALANIYOR

AKP ile ulusalcı çevreler arasındaki Mavi Vatan İttifakı’nı bitiren ise 100’den fazla emekli amiralin yayınladığı ‘Montrö Bildirisi’ oldu.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un “Bir Cumhurbaşkanı Montrö’yü feshedebilir mi?” sorusuna “Teknik olarak evet” yanıtını vermesi ve Deniz İkmal Komutanı Tuğamiral Mehmet Sarı’nın gittiği bir tarikat evinde sarık ve cüppe ile fotoğraflarının ortaya çıkması üzerine başlayan tartışmalarla ilgili içinde Mavi Vatan tezini savunan çok sayıda ismin de bulunduğu 100’den fazla emekli amiral 4 Nisan’da bir bildiri yayımladı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Milli Savunma Bakanlığı, olayla ilgili soruşturma başlattı. Aralarında ‘Mavi Vatan’ tezini ilk ortaya atan Ramazan Cem Gürdeniz’in de bulunduğu 14 emeli amiral gözaltına alındı. Daha sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Milli Savunma Bakanlığı, bildiriye imza atan emekli askerlerin lojman ve koruma haklarını iptal ederken, bir dönem ekranların vazgeçilmezi olan bu isimlere AKP hükumeti tarafından ekran yasağı da getiriliyordu.

Bildiriyi yayımlayan isimler yandaş medya tarafından lanetlenmeye ve darbe heveslisi olarak lanse edilmeye başlandı.

VE ERDOĞAN MAVİ VATAN’CILARIN TABUTUNA SON ÇİVİYİ ÇAKTI

Ve Erdoğan, bir dönem işbirliği yaptığı Mavi Vatan’cıların tabutuna son çiviyi Pazartesi günü çaktı.

Kamuoyunda “Amiraller Bildirisi” ya da “Montrö bildirisi” olarak bilinen soruşturmayı tamalayan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, hazırladığı iddianameyi Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi.

Hazırlanan iddianamede, emekli amiraller Türk Ceza Kanunu’nun 316. maddesinde yer alan “Devletin Güvenliğine veya Anayasal Düzene Karşı Suç İşlemek için Anlaşma” suçundan 3 ile 12 yıl arasında hapisle cezalandırılmaları talep edildi.

Amiraller Bildirisi’ne dava: 103 amirale 316. maddeden ceza istendi

Okumaya devam et

Dünya

ABD’de yaşayan Zarrab’ın yargılandığı davaya bir gizli dosya daha eklendi

ABD’de devam eden Reza Zarrab davasına yeni bir gizli dosya eklendi. Davadaki gizli dosya sayısı 50’ye yaklaşırken, 4 yıldır kayıp olan ve gazeteci Adem Yavuz Arslan tarafından ortaya çıkarılan Zarrab’ın yeniden isim değiştirdiği öğrenildi. Aaron Goldsmith ismi deşifre olan Zarrab, adını John Kaplan yaptı.

BOLD – New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde devam eden Reza Zarrab davasının kayıtlarına yeni bir gizli dosya daha eklendi.

GİZLİ DOSYA SAYISI 50’YE YAKLAŞTI

New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde 2016 yılının mart ayından bu yana devam eden Reza Zarrab davasının kayıtlarına 712 sıra numarasıyla geçen gün yeni bir gizli dosya daha eklendi. Davanın görülmeye başlamasından bu yana kayıtlara geçen gizli dosya sayısı 50’ye yaklaştı.

SON 3 YILDA 17 YENİ DOSYA EKLENDİ

Amerika’nın Sesi’nden Can Kamiloğlu’nun haberine göre davada, gizlilik kaydıyla dava dosyasında yer alan ilk iddianame gizlilik kaydı kaldırılarak açılmıştı. Zarrab’ın tutuksuz yargılanmak üzere kefaletle serbest bırakıldığı 2018 yılında ise dava dosyasının kayıtlarına 17 yeni gizli dosya daha eklendi.

GİZLİ DOSYALARDA NELER VAR?

VOA Türkçe’ye konuşan hukukçular, Zarrab davasındaki gizli dosyaların arasında yeni iddianameleri, yeni deliller, yeni tanık ifadeleri, üçüncü şahısların mahkemeye sunduğu dilekçeler, savunma ve savcılığın yazışmaları ve içeriğinin henüz kamuyla paylaşılması uygun görülmeyen belgeler olarak ifade ediyor.

BAZI BELGELERİN GİZLİLİK KARARI KALDIRILIYOR

Hâkim Richard Berman, geçen ay savunma ve savcılığa gönderdiği mektupta, dava dosyasındaki bazı gizli belgeler için gizlilik kararının kaldırılmasına itirazlarının olup olmadığını sormuş, New York Güney Bölgesi Başsavcısı Damian Williams de savcılığın, hâkimin gerekli gördüğü şekilde son gelişmelerle ilgili dosyada üzerinde gizlilik kararı bulunan bazı belgelerin kamuya açılmasına bir itirazı olmadığı belirtmişti.

ADINI YİNE DEĞİŞTİRDİ

Sürgün gazeteci Adem Yavuz Arslan tarafından Miami’deki lüks hayatı ortaya çıkarılan ve Aaron Goldsmith adını alarak bir binicilik merkezi kurduğu belirtilen Zarrab, deşifre olmasının ardından adını “John Kaplan” olarak değiştirdi.

KARA PARA AKLAMA İŞLERİNİ SÜRDÜRÜYOR

ABD Organize Suç ve Yolsuzluk Raporlama Projesi, Law&Crime ve Miami Herald’ın ortaklaşa yürüttüğü araştırma kapsamında, Zarrab’ın eski suç ağıyla bağlantısının devam ettiği ve Türkiye’den çok sayıda olağandışı banka havalesi aldığı ortaya çıktı. Zarrab’ın sahte kimlik kullanarak safkan atlara ve binicilik tesisine yatırım yaptığı, dolandırıcılık ve kara para aklama işlerini sürdürdüğü öne sürüldü.

Bahçeli-Erdoğan hikayesinde son perde

Okumaya devam et

Dünya

ABD’den Rusya’ya Ukrayna uyarısı: Hazırız

Biden-Putin görüşmesi sonrası ABD’den çok sert Ukrayna açıklaması geldi. ABD Başkanı Biden’in Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, 2014 yılında Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesini hatırlatarak, “O zaman yapmadıklarımızı şimdi yapmaya hazırız” dedi. 

BOLD – Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Joe Biden arasında video konferans yoluyla gerçekleştirilen görüşmenin ardından Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan tarafından açıklama yapıldı. Açıklamada Rusya’nın açıkça tehdit edilmesi dikkat çekti.

BİDEN’DAN PUTİN’E NATO UYARISI

Beyaz Saray’ın günlük basın toplantısı öncesinde görüşmeye ilişkin bilgi veren Jake Sullivan, Biden’ın Putin’e Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi halinde, “ABD ve Avrupalı müttefiklerinin güçlü ekonomik adımlarla karşılık vereceğini; Ukrayna’ya halihazırda sağlanan savunma malzemelerinin daha fazlasının verileceğini ve NATO’nun doğu kanadının güçlendirileceğini söylediğini” belirtti.

GERİLİMİN AZALTILMASI İÇİN DİPLOMASİ ÖNERİSİ

Sullivan, Başkan Biden’ın Putin’e bunların dışında bir diğer seçeneğin de gerilimin azaltılması ve diplomasi olduğu mesajını verdiğini kaydetti. Ulusal Güvenlik Danışmanı Sullivan, Soğuk Savaş’ın zirve yaptığı dönemde bunu iki ülkenin başardığını, bu kez de gerilimin azaltılması bağlamında hareket edilirse bunun yapılmaması için bir sebep olmadığını söyledi.

‘O ZAMAN YAPMADIKLARIMIZI ŞİMDİ YAPMAYA HAZIRIZ’

Jake Sullivan, Biden-Putin görüşmesinin tehditkar bir tavır içinde geçmediğini ancak Başkan Biden’ın ABD’nin nerede durduğu konusunda net konuştuğunu belirtti. Sullivan, Rusya’nın Kırım’ı 2014’te ilhak etmesinin hatırlatıldığı bir soru üzerine, “O zaman yapmadıklarımızı şimdi yapmaya hazırız” dedi.

KREMLİN’DEN “DİYALOG SÜRDÜRÜLECEK” MESAJI

Biden – Putin görüşmesi sonrası Kremlin’den yapılan açıklamada ise iki ülke liderinin, uluslararası güvenlik ve istikrarın korunması konusunda özel sorumluluğa sahip “Rusya ve ABD’nin diyaloğu ve gerekli temasları sürdürecekleri” görüşü dile getirildi.

PUTİN: SAVAŞ POTANSİYELİNİ GİDEREK ARTIRAN NATO

Görüşmenin büyük kısmını Ukrayna’daki krizinin ele alındığı vurgulanan açıklamada Putin’in Ukrayna topraklarında tehlikeli hareketlerde bulunan ve Rusya sınırlarında savaş potansiyelini giderek artıran tarafın NATO olduğunu söylediği kaydedildi.

 

Ülkeyi bit pazarına çeviren Erdoğan Araplar’a ASELSAN sözü mü verdi?

Okumaya devam et

Popular

Shares