Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Ankara’daki casusları ortaya çıkaran eski MİT mensubu Altaylı’ya 23 yıl hapis cezası

Eski Milli İstihbarat Teşkilatı(MİT) mensubu Enver Altaylı’ya siyasi ve askeri casusluk iddiasıyla 13 yıl 4 ay, silahlı terör örgütü üyeliğinden ise 10 yıl hapis cezası verildi. Altaylı’nın Ankara’da Rus istihbaratına ait gizli belgeye ilişkin dönemin AKP iktidarını uyardığı mahkeme dosyasındaki bir evrakta yer aldı. 

BOLD – Ankara’da Rus istihbaratına ait gizli belgeyi ele geçiren ve bu konuda dönemin AKP iktidarını uyaran bir rapor hazırlayan eski MİT’çi Enver Altaylı’ya casusluktan hapis cezası verildi.

SİYASİ VE ASKERİ CASUSLUKTAN 13 YIL 4 AY HAPİS CEZASI VERİLDİ

Gülen Hareketi üyeliğiyle suçlanan eski istihbaratçı Enver Altaylı’nın yargılanması sonuçlandı. Ankara 16’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar Enver Altaylı ile Mehmet Barıner, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile cezaevinden katıldı. Enver Altaylı’ya ‘siyasi ve askeri casusluk’ suçundan 13 yıl 4 ay, ‘örgüt üyeliği’nden ise 10 yıl hapis cezası verildi. Mehmet Barıner ise ‘siyasi ve askeri casusluk’ suçundan 12 yıl 6 ay, ‘örgüt üyeliği’ suçundan da 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.

ANKARA’DAKİ CASUSLARI ORTAYA ÇIKARDI

Yargılama sırasında Eski MİT’çi Enver Altaylı’nın telefonundaki “Rusya istihbaratına ait” denilen ve gizli kalması gereken belge, mahkeme dosyasına konulması sonucu yayınlandı. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a en yakın isim olan ve 15 Temmuz’da şüpheli şekilde vurularak hayatını kaybeden Erol Olçok ile dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’na verilen belgede TSK ve MİT’te üst düzey Rus casusları bulunduğu bilgisi yer alıyor.

ERDOĞAN’I YANLIŞ İSTİHBARATLA BESLESİNLER

Milli İstihbarat Teşkilatı içindeki Rusya Federasyonu ajanlarından bahsedilen raporda şu ifadeler kullanılıyor: “İstihbaratın üst düzey yönetimindeki sızdırılmış ajanlarımız, önümüzdeki yakın zamanda, devletin ve devletin başındakileri yanlış bilgiler ve yanlış istihbaratla beslesinler. Genelkurmay Başkanlığı’ndaki bizimle irtibatta olan kişi de aynı yönde çalışmalarına devam etsinler.”

15 TEMMUZ’LA İLGİLİ DİKKAT ÇEKEN İSTİHBARAT NOTU

15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden önce hazırlanan bu raporda, “TC Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu ve devletin yönetiminde görevli bazı önemli şahısların mükemmelce ve akıllıca hazırlanan bir planın kurbanları oldukları ortaya çıkıyor. Amaç ise yakın zamanda devletin içinde bir ani darbe ve şimdiki yönetimin devre dışı bırakılmasına doğru gidiyor. Böyle bir darbenin yapılmasında eski Gladio, CIA ve NSA’nın taktikleri kendisini belli ediyor” ifadelere yer veriliyor. Dava dosyasında yer alan raporda, atılacak adımlarla ilgili, “TC’nin Cumhurbaşkanı’nı, ‘Her şeyi gücümle kontrol edebilirim’ yönünde ittirmek ve diktatörlük gücünü çoğaltmak.” değerlendirmesi yapılıyordu.

RUSYA’DA 350 KİŞİLİK KÜRT GRUP EĞİTİLDİ

Raporda, Rusya’nın Primorskiy Kray bölgesinde özel kamplarda eğitim gören 350 kişilik bir Kürt grubundan söz ediliyor ve bu grupların Dağıstan-Azerbaycan üzerinden İstanbul’a sevk edilmesi planlanıyor. Bu gruplara, Rus Sberbank tarafından yönetilen Denizbank üzerinden mali destek verileceği ifade ediliyor.

Cezaevindeki mahpuslara görüntülü telefon ayrımcılığı: KHK’lıların görüşmesi yasak

Gündem

Erdoğan Gül’ü affetti, ya hakkına girdiği masumlar?

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan affını talep eden Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ü affetti. Gül, kendi döneminde yapılan skandal uygulamalar ve hukuksuzluklarla adını tarihe yazdırdı.

BOLD – Abdulhamit Gül, Adalet Bakanlığı görevinden alındı. Yerine eski Adalet Bakanı Bekir Bozdağ atandı. Erdoğan Gül’ü affettiğini açıkladı ancak Gül’ün uygulamalarının mağduru olan yüzbinlerce kişi ile bu hukuksuzluklar sonrası yaşamını yitirenler eski Adalet Bakanı’nı affedecek mi? İşte Gül’ün bakan olduğu dönemin mağdurlarından bir kaçı…

GÜLEN HAREKETİ MENSUPLARINA SOYKIRIM UYGULANDI

15 Temmuz’dan yaklaşık 1 yıl sonra Adalet Bakanlığı koltuğuna oturan Gül, 15 Tammuz sonrasında Gülen Hareketi mensuplarına yönelik yürütülen hukuksuz uygulamaları sürdürdü. Bu süreçte yüzbinlerce kamu görevlisi ve akademisyen savunma hakkı verilmeden ihraç edildi. Yüzbinlerce asker, polis ve sivil tutuklandı. Yargılamalar skandala dönüşürken, emniyet ve cezaevlerinde işkence iddiaları hiç eksik olmadı.

CEZAEVİNDE PLASTİK SANDALYEDE ÖLDÜ

Gül’ün bakanlığı döneminde yaşanan çok sayıda ölümlerden hafızalara kazınanlardan biri de 29 Ağustos 2020’de Şebinkarahisar K2 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan nakledildiği Gümüşhane Cezaevi’nde hayatını kaybeden KHK’lı Komiser Yardımcısı Mustafa Kabakçıoğlu’nun plastik sandalyede ölümü. Kabakçıoğlu’nun cesedi, cezaevi infaz memurları tarafından, hücrede bir plastik sandalyede oturur vaziyette bulundu. Kabakçıoğlu’nun ölüm hakkında sorumlular adalet önüne çıkarılmadı.

İLAÇLARI VERİLMEDİ HAYATINI KAYBETTİ

Gül’ün bakanlığı döneminde cezaevinde yaşanan ölümlerden biri de Ordu Cezaevinde hayatını kaybeden Kuran-ı Kerim öğretmeni Nesrin Gençosman. 1 Haziran 2018’de tutuklanıp Ordu Efirli Cezaevine gönderilen Kur’an-ı Kerim öğretmeni Nesrin Gençosman, tedavisi geciktirildiği ve dilekçeleri zamanında dikkate alınmadığı için 3 Temmuz 2018 salı gecesi zatürreye bağlı kalp krizi sebebiyle cezaevinden Ordu Devlet Hastanesine kaldırıldı. İlaçları sevk edildiği gün verildi. 8 gün yoğun bakımda kalan Gençosman 11 Temmuz 2018’de hayatını kaybetti.

TEDAVİSİ GECİKTİRİLDİ, YAŞAMINI YİTİRDİ

Gençosman gibi yine cezaevinde ilaçları verilmediği için ölenlerden biri de İngilizce öğretmeni Halime Gülsu. İlaçları verilmediği ve tedavisi geciktirildiği için tutuklu bulunduğu Tarsus Cezaevinde 28 Nisan 2018’de hayatını kaybeden İngilizce öğretmeni Halime Gülsu’nun ölümüne dair Mersin TEM’deki görevliler ve Tarsus Devlet Hastanesi doktoru hakkında başlatılan soruşturmayı Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı 16 Mayıs 2019’da ‘kovuşturmaya gerek yoktur’ diyerek takipsizlik kararıyla kapattı. Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı ise cezaevi görevlileriyle ilgili açılan soruşturmayı 18 Mart 2019’da kapattı.

Adalet Bakanı istifa etti, yerine yeniden Bekir Bozdağ atandı

Okumaya devam et

Gündem

Adalet Bakanı istifa etti, yerine yeniden Bekir Bozdağ atandı

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül istifa etti. İstifası AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından kabul edilirken, Gül’ün yerine eski Adalet Bakanlarından Bekir Bozdağ atandı.

BOLD – Adalet Bakanı Abdülhamit Gül görevden affını istedi. Gül’den boşalan koltuğa Bekir Bozdağ atandı.

ABDULHAMİT GÜL AFFINI İSTEDİ

Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre; görevinden affını isteyen ve görevden af talebi kabul edilen Abdulhamit Gül’den boşalan Adalet Bakanlığına 15 Temmuz döneminin Adalet Bakanı olan Bekir Bozdağ atandı.

ARABULUCU OLAMADI ANCAK BAKAN YAPILDI

Bozdağ, Adalet Bakanlığının düzenlediği Arabuluculuk Sınavı’nda düşük puan alıp başarılı olamamıştı. 24 Kasım 2019 tarihinde yapılan arabulucu sınavında 91 ve üstünde puan alan 6 bin 271 aday başarılı olurken, Bekir Bozdağ sınavdan 72 puan alıp ‘başarısız’ olmuştu.

15 TEMMUZ DÖNEMİNİN ADALET BAKANI

1965 yılında Yozgat’ta dünyaya gelen Bekir Bozdağ, Kürt asıllı siyasetçilerden birisi. İlahiyat ve hukuk mezunu olan Bozdağ, 2013-2015 ve 2015-2017 yılları arasında Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu ve Binali Yıldırım tarafından kurulan hükûmetlerde Adalet Bakanlığı görevini sürdürdü. 2011-2013 ve 2017-2018 yılları arasında Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu tarafından kurulan hükûmetlerde Başbakan Yardımcılığı görevini yürüttü. 15 Temmuz döneminin Adalet Bakanı olan Bozdağ, 29 Ocak 2022 tarihinde Erdoğan tarafından yeniden Adalet Bakanlığı’na atandı.

 

Prof. Özgenç’ten AYM’ye iltisak eleştirisi: Hukuk literatüründe böyle bir kavram yok

Okumaya devam et

Gündem

Prof. Özgenç’ten AYM’ye iltisak eleştirisi: Hukuk literatüründe böyle bir kavram yok

Türk Ceza Kanunu’nun mimarlarından Prof. Dr. İzzet Özgenç, Anayasa Mahkemesi’nin irtibat ve iltisak nedeniyle yapılan ihraçları hukuka uygun bulmasını eleştirerek, hukuk literatüründe iltisak diye bir kavramın olmadığını altını çizdi.

BOLD – Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve mevcut Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) mimarlarından Prof. Dr. İzzet Özgenç, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) “irtibat” ve “iltisak” eleştirisinde bulunarak, bu iki kavrama dayanarak kişilerin hak mahrumiyetine maruz bırakılamayacağına dikkat çekti.

İRTİBAT – İLTİSAK DEĞERLENDİRMELERİ SORUNLU

Anayasa Mahkemesi “irtibat” ve “iltisak”a dayalı ihraçların “hukuka uygun” olduğu kararını eleştiren Prof. Dr. Özgenç, “Anayasa Mahkemesinin Hukuka geri dönüş bakımından bir kapı aralamış olan 24.6.2021 tarihli ve E. 2018/81, K. 2021/45 sayılı Kararında masumiyet karinesiyle ilgili olarak yer verilen kitabi bilgilere aynen katılmakla birlikte, bir örgütsel yapıya üyelik dışında irtibat ve özellikle iltisak kavramı ile ilgili değerlendirmeleri sorunlu gördüğümüzü belirtmek gerekir” dedi.

HUKUK LİTERATÜRÜNDE İLTİSAK DİYE KAVRAM YOK

Bu iki kavrama dayanılarak kişilerin herhangi bir hak yoksunluğuna maruz bırakılamayacağını kaydeden Özgenç, “Bu iki kavramın belirlilik ilkesiyle bağdaşmadığını, bu iki kavrama izafeten kişilerin herhangi bir hak yoksunluğuna maruz bırakılamayacağını ve özellikle nevzuhur ‘iltisak’ diye hukuk literatürümüzde bir kavram bulunmadığını belirtmek isterim” ifadelerini kullandı.

 

Yoğun bakımdaki hastanın tahliye edilmemesi yasal değil

Okumaya devam et

Popular

Shares