Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Binlerce masuma yapılan zulmün destekçisi Diyanet’ten ‘kadına şiddet’ hutbesi

Çıplak arama, hapis ve mallara el koyma gibi hak ihlallerine sessiz kalan Diyanet, AKP iktidarı döneminde artan cinayetler üzerine ‘kadın yönelik şiddet’ hutbesi yayımladı.  Hutbede, bir başkasının canına, malına ve kişilik haklarına kast edilemeyeceği vurgulandı. Bu hutbenin verilirken, 4. evre kanser hastası Ayşe Özdoğan cezaevinde haksız yere tutuluyor. 

BOLD – Diyanet İşleri Başkanlığı bugünki cuma hutbesini kadın yönelik şiddete ayırdı. Şiddetin insan onuruyla asla bağdaşmayacağı belirtilen hutbede hiçbir kimsenin bir başkasının canına, malına ve kişilik haklarına kast edemeyeceğine dikkat çekildi.

MÜSLÜMAN ELİNDEN, DİLİNDEN İNSANLARA ZARAR GELMEYENDİR

Peygamberimizin (s.a.s) Veda Hutbesi’ne “Ey insanlar! Bu Zilhicce ayınız, bu Mekke şehriniz, bu gününüz nasıl mukaddes ise kanlarınız, mallarınız, ırzlarınız, şeref ve namusunuz da aynı şekilde mukaddestir” sözleriyle başladığı hatırlatılan hutbede, “Sevgili Peygamberimiz, bu uyarısından sonra sözlerine şöyle devam etti: “Dikkat edin, size mümini tanıtıyorum: O, insanların canı ve malı hususunda güvendiği kişidir. Müslüman ise elinden ve dilinden insanlara zarar gelmeyendir.” denildi.

ALLAH’IN GAZABI ZALİMLERİN ÜZERİNEDİR

Hiçbir kimsenin bir başkasının canına, malına ve kişilik haklarına kast edemeyeceği belirtilen hutbede her geçen gün artan kadınlara yönelik şiddetin vicdanları yaraladığı kaydedildi. Şiddetin İslam inancında yeri olmadığı vurgulanan hutbede, “Şiddet, acizliktir, merhametsizliktir, zulümdür. Şiddet, can dokunulmazlığı ihlalidir ve insan onuruyla bağdaşmaz. Hiçbir gerekçe, şiddet için mazeret olamaz. Kimden gelirse gelsin şiddetin hiçbir şekli kabul edilemez. Rabbimizin gazabı, meleklerin, gök ve yer ehlinin laneti, şiddete yeltenen, Allah’ın dokunulmaz kıldığı canları katleden zalimlerin üzerinedir”

KİM BİR CANI ÖLDÜRÜRSE BÜTÜN İNSANLARI ÖLDÜRMÜŞ GİBİ OLUR

İslam’a göre asıl olanın şefkat, merhamet ve yaşatmak olduğu vurgulanan hutbede, şu ifadelere yer verildi: “Allah’ın masum kıldığı cana kıymamak, zarar vermemektir. Nitekim Yüce Kitabımız Kur’an’da şöyle buyrulmaktadır: “…Bir cana kıymaya veya yeryüzünde fesat çıkarmaya karşılık olması dışında, kim bir kimseyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir can kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.”

DİYANET GÜLEN HAREKETİ’NE YAPILANLARA SESSİZ KALDI

Diyanet, 15 Temmuz sonrasında Gülen hareketi mensupların yönelik başlatılan tenkil sürecindeki zulümlere sessiz kalması dikkat çekti. Erdoğan rejimi 15 Temmuz sonrasında Gülen Hareketi mensuplarına yönelik yaptığı insan hakkı ihlali ve işkence resmi kayıtlara geçti. Elektrik ve cinsel istismar işkenceleri de rapor edilirken yaşlı, hastaların yanı sıra binlerce çocuk ve bebek anneleriyle birlikte cezaevlerinde kaldı ve kalmaya devam ediyor. Bu süreçten 1.5 milyondan fazla kişi etkilendi.

YÜZBİNLERCE KİŞİ SOSYAL ÖLÜME MAHKUM EDİLDİ

OHAL döneminde 126 bin kişi görevinden ihraç edildi. 500 binden fazla kişi gözaltına alındı. 100 bine yakın kişi tutuklandı. 234 bin kişinin pasaportları iptal edilip yurtdışına çıkışları yasaklandı. İşlerinden edilen, özgürlükleri tehdit altına alınan ve sosyal ölüme mahkum edilen binlerce kişiden birçoğu kaçak yollarla yurt dışına çıkmayı denerken Ege ve Meriç kıyılarında can verdi.

HASTA TUTUKLULAR CEZAEVİNDE YAŞAMINI YİTİRDİ

90’lı yıllardaki insan kaçırmalar yeniden başladı. Siyah transporterla kaçırılan insanlardan bazıları kayboldu, bazıları ise aylar sonra işkence edilmiş biçimde ortaya çıktı. Cezaevlerindeki ağır hak ihlalleri nedeniyle çok sayıda tutuklu hayatını kaybetti. KHK’lı Komiser Mustafa Kabakçıoğlu, tüm tedavi taleplerine rağmen hücresinde hayatını kaybetti. Çok sayıda tutuklu da koronavirüse yakalandı. Akademisyen Halil Şimşek, cezaevinde koronavirüse yakalanarak vefat etti. Ağır hasta olan tutuklular tedavi ettirilmedi. Kız yurdu müdürlüğü yaptığı için 9 yıl 4 ay hapis cezası verilen 4. evre kanser hastası Ayşe Özdoğan’ın infaz ertelemesi reddedilerek cezaevine konuldu.

2 BİN 300 EĞİTİM KURUMU KAPATILDI

Tenkil sürecinde 187 basın organı kapatıldı, 2 bin 500’den fazla medya emekçisi işsiz kaldı, 200’e yakın gazeteci tutuklandı. Darbe girişimi bahane edilerek bugüne kadar 2 bin 300 eğitim kurumu kapatıldı. 33 bin 500’den fazla öğretmen, 8 binden fazla akademisyen mesleklerinden ihraç edildi. 23 bin asker 30 binden fazla polis mesleğinden oldu. 69 bin 301 öğrenci bu süreçte demir parmaklıklar ardına atıldı.

İNSANLARIN MALLARA EL KONULDU

Yürütülen soruşturma kapsamında, bugüne kadar aralarında Boydak, Koza İpek, Aydınlı Giyim ve Uğur Soğutma’nın da bulunduğu 885 şirket TMSF’ye devredildi. Söz konusu 885 şirketin aktif büyüklüğü 40 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Bu şirketlerden bazıları ise bedelinin çok altında bir fiyata satıldı.

Ekonomistler Erdoğan ve AKP’yi artık beka sorunu görüyor

Gündem

Erdoğan Gül’ü affetti, ya hakkına girdiği masumlar?

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan affını talep eden Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ü affetti. Gül, kendi döneminde yapılan skandal uygulamalar ve hukuksuzluklarla adını tarihe yazdırdı.

BOLD – Abdulhamit Gül, Adalet Bakanlığı görevinden alındı. Yerine eski Adalet Bakanı Bekir Bozdağ atandı. Erdoğan Gül’ü affettiğini açıkladı ancak Gül’ün uygulamalarının mağduru olan yüzbinlerce kişi ile bu hukuksuzluklar sonrası yaşamını yitirenler eski Adalet Bakanı’nı affedecek mi? İşte Gül’ün bakan olduğu dönemin mağdurlarından bir kaçı…

GÜLEN HAREKETİ MENSUPLARINA SOYKIRIM UYGULANDI

15 Temmuz’dan yaklaşık 1 yıl sonra Adalet Bakanlığı koltuğuna oturan Gül, 15 Tammuz sonrasında Gülen Hareketi mensuplarına yönelik yürütülen hukuksuz uygulamaları sürdürdü. Bu süreçte yüzbinlerce kamu görevlisi ve akademisyen savunma hakkı verilmeden ihraç edildi. Yüzbinlerce asker, polis ve sivil tutuklandı. Yargılamalar skandala dönüşürken, emniyet ve cezaevlerinde işkence iddiaları hiç eksik olmadı.

CEZAEVİNDE PLASTİK SANDALYEDE ÖLDÜ

Gül’ün bakanlığı döneminde yaşanan çok sayıda ölümlerden hafızalara kazınanlardan biri de 29 Ağustos 2020’de Şebinkarahisar K2 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan nakledildiği Gümüşhane Cezaevi’nde hayatını kaybeden KHK’lı Komiser Yardımcısı Mustafa Kabakçıoğlu’nun plastik sandalyede ölümü. Kabakçıoğlu’nun cesedi, cezaevi infaz memurları tarafından, hücrede bir plastik sandalyede oturur vaziyette bulundu. Kabakçıoğlu’nun ölüm hakkında sorumlular adalet önüne çıkarılmadı.

İLAÇLARI VERİLMEDİ HAYATINI KAYBETTİ

Gül’ün bakanlığı döneminde cezaevinde yaşanan ölümlerden biri de Ordu Cezaevinde hayatını kaybeden Kuran-ı Kerim öğretmeni Nesrin Gençosman. 1 Haziran 2018’de tutuklanıp Ordu Efirli Cezaevine gönderilen Kur’an-ı Kerim öğretmeni Nesrin Gençosman, tedavisi geciktirildiği ve dilekçeleri zamanında dikkate alınmadığı için 3 Temmuz 2018 salı gecesi zatürreye bağlı kalp krizi sebebiyle cezaevinden Ordu Devlet Hastanesine kaldırıldı. İlaçları sevk edildiği gün verildi. 8 gün yoğun bakımda kalan Gençosman 11 Temmuz 2018’de hayatını kaybetti.

TEDAVİSİ GECİKTİRİLDİ, YAŞAMINI YİTİRDİ

Gençosman gibi yine cezaevinde ilaçları verilmediği için ölenlerden biri de İngilizce öğretmeni Halime Gülsu. İlaçları verilmediği ve tedavisi geciktirildiği için tutuklu bulunduğu Tarsus Cezaevinde 28 Nisan 2018’de hayatını kaybeden İngilizce öğretmeni Halime Gülsu’nun ölümüne dair Mersin TEM’deki görevliler ve Tarsus Devlet Hastanesi doktoru hakkında başlatılan soruşturmayı Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı 16 Mayıs 2019’da ‘kovuşturmaya gerek yoktur’ diyerek takipsizlik kararıyla kapattı. Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı ise cezaevi görevlileriyle ilgili açılan soruşturmayı 18 Mart 2019’da kapattı.

Adalet Bakanı istifa etti, yerine yeniden Bekir Bozdağ atandı

Okumaya devam et

Gündem

Adalet Bakanı istifa etti, yerine yeniden Bekir Bozdağ atandı

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül istifa etti. İstifası AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından kabul edilirken, Gül’ün yerine eski Adalet Bakanlarından Bekir Bozdağ atandı.

BOLD – Adalet Bakanı Abdülhamit Gül görevden affını istedi. Gül’den boşalan koltuğa Bekir Bozdağ atandı.

ABDULHAMİT GÜL AFFINI İSTEDİ

Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre; görevinden affını isteyen ve görevden af talebi kabul edilen Abdulhamit Gül’den boşalan Adalet Bakanlığına 15 Temmuz döneminin Adalet Bakanı olan Bekir Bozdağ atandı.

ARABULUCU OLAMADI ANCAK BAKAN YAPILDI

Bozdağ, Adalet Bakanlığının düzenlediği Arabuluculuk Sınavı’nda düşük puan alıp başarılı olamamıştı. 24 Kasım 2019 tarihinde yapılan arabulucu sınavında 91 ve üstünde puan alan 6 bin 271 aday başarılı olurken, Bekir Bozdağ sınavdan 72 puan alıp ‘başarısız’ olmuştu.

15 TEMMUZ DÖNEMİNİN ADALET BAKANI

1965 yılında Yozgat’ta dünyaya gelen Bekir Bozdağ, Kürt asıllı siyasetçilerden birisi. İlahiyat ve hukuk mezunu olan Bozdağ, 2013-2015 ve 2015-2017 yılları arasında Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu ve Binali Yıldırım tarafından kurulan hükûmetlerde Adalet Bakanlığı görevini sürdürdü. 2011-2013 ve 2017-2018 yılları arasında Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu tarafından kurulan hükûmetlerde Başbakan Yardımcılığı görevini yürüttü. 15 Temmuz döneminin Adalet Bakanı olan Bozdağ, 29 Ocak 2022 tarihinde Erdoğan tarafından yeniden Adalet Bakanlığı’na atandı.

 

Prof. Özgenç’ten AYM’ye iltisak eleştirisi: Hukuk literatüründe böyle bir kavram yok

Okumaya devam et

Gündem

Prof. Özgenç’ten AYM’ye iltisak eleştirisi: Hukuk literatüründe böyle bir kavram yok

Türk Ceza Kanunu’nun mimarlarından Prof. Dr. İzzet Özgenç, Anayasa Mahkemesi’nin irtibat ve iltisak nedeniyle yapılan ihraçları hukuka uygun bulmasını eleştirerek, hukuk literatüründe iltisak diye bir kavramın olmadığını altını çizdi.

BOLD – Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve mevcut Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) mimarlarından Prof. Dr. İzzet Özgenç, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) “irtibat” ve “iltisak” eleştirisinde bulunarak, bu iki kavrama dayanarak kişilerin hak mahrumiyetine maruz bırakılamayacağına dikkat çekti.

İRTİBAT – İLTİSAK DEĞERLENDİRMELERİ SORUNLU

Anayasa Mahkemesi “irtibat” ve “iltisak”a dayalı ihraçların “hukuka uygun” olduğu kararını eleştiren Prof. Dr. Özgenç, “Anayasa Mahkemesinin Hukuka geri dönüş bakımından bir kapı aralamış olan 24.6.2021 tarihli ve E. 2018/81, K. 2021/45 sayılı Kararında masumiyet karinesiyle ilgili olarak yer verilen kitabi bilgilere aynen katılmakla birlikte, bir örgütsel yapıya üyelik dışında irtibat ve özellikle iltisak kavramı ile ilgili değerlendirmeleri sorunlu gördüğümüzü belirtmek gerekir” dedi.

HUKUK LİTERATÜRÜNDE İLTİSAK DİYE KAVRAM YOK

Bu iki kavrama dayanılarak kişilerin herhangi bir hak yoksunluğuna maruz bırakılamayacağını kaydeden Özgenç, “Bu iki kavramın belirlilik ilkesiyle bağdaşmadığını, bu iki kavrama izafeten kişilerin herhangi bir hak yoksunluğuna maruz bırakılamayacağını ve özellikle nevzuhur ‘iltisak’ diye hukuk literatürümüzde bir kavram bulunmadığını belirtmek isterim” ifadelerini kullandı.

 

Yoğun bakımdaki hastanın tahliye edilmemesi yasal değil

Okumaya devam et

Popular

Shares