Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Erdoğan’ın ‘şahsımın devleti’ anlayışı: Benim başbakan olduğum yerde senin sesin çıkabilir mi?

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya yönelik kameralar önündeki tavrıyla yeniden tartışmaya açılan Erdoğan’ın bakanlarına yönelik tavrı ve ‘şahsımın devleti’ anlayışında AKP lideri, bir adım daha ileri gitti. Paradan altı sıfır atılması ile ilgili polemikte Erdoğan, Babacan’a “Benim başbakan olduğum yerde senin sesin çıkabilir mi? ” diye konuştu.

BOLD ANALİZ –  Erdoğan’ın herkesi ve herşeyi ‘yönetme aşkı’ sözlerine ve davranışlarına aksediyor. Şehirlerdeki valiler ve kaymakamlar için konuşurken ‘benim valim, benim kaymakamım’ diye konuşan Erdoğan’ın sözleri ve tavırları en yakınındaki bakanları dahi zor duruma düşüyor.

Erdoğan’ın tavrı nedeniyle Sağlık Bakanı Fahrettin Koca geçtiğimiz hafta kendi bakanlığına ilişkin bir düzenleme ile ilgili konuşmaktan korkmuş ve kameralar önünde, “Siz izin vermeden ben söyler miyim?” demek zorunda kalmıştı. Erdoğan, bu kez eski bakanı Babacan’a “Benim başbakan olduğum yerde senin sesin çıkabilir mi?” diye seslendi.

İşte Erdoğan’ın ‘şahsımın devleti’ ifadesiyle adlandırılan ve ‘yönetme anlayışı’nı ortaya koyan kendi ağzından sözleri.

“İNGİLTERE, ALMANYA, FRANSA VE ŞAHSIM”

2019 yılı Aralık ayında Suriye ve Suriyeli göçmenlerin durumu konusunda İstanbul’da bir zirve gerçekleştirildi. Zirveye Almanya Başbakanı Angela Merkel, İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan katıldı.

Erdoğan, yaptığı açıklamada, “Ve bunun dışında bir dörtlü zirve yaptık. Ve bu dörtlü zirvede de İngiltere, Almanya, Fransa ve şahsım bu dörtlü zirvede çok açık net ne söylediysem her zaman bunu orada da dile getirdim.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın zirve sonrası yaptığı açıkalamada kullandığı “İngiltere, Almanya, Fransa ve şahsım” cümlesi günlerce konuşuldu. Bu sözlerden sonra Erdoğan’ın yönetim anlayışı ‘şahsımın devleti’ şeklinde özetlenir oldu.

“SİZ İZİN VERMEDEN SÖYLER MİYİM EFENDİM?”

Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminden beri bakanlara kendi alanları ile ilgili müjdeleri bile açıklama izni vermediği ve her önemli açıklamayı kendisinin yaptığı biliniyor.

Erdoğan’ın geçtiğimiz hafta kameralar önünde Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı zor duruma düşüren sözleri de bu durumu bir kez daha ortaya koydu.

AKP’nin son grup toplantısı sonrası habercilerle TBMM’de görüşülen sağlık düzenlemesi ile ilgili sohbet eden Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, gazetecilerin düzenlemeye ilişkin sorularını cevaplandırıyordu. Koca, düzenleme ile sağlık çalışanlarına yapılacak zamların maaşlarına da emeklilerine de yansıyacağını söyledi.

Ancak bu sırada Koca’nın açıklamalarını tam olarak duyamayan Erdoğan, Koca ile gazetecilerin bulunduğu topluluğun yanına geldi ve “Ne söyledi. Ne söyledin sen şimdi?” diye Sağlık Bakanına çıkıştı.

Gazetecilerin hekimlerle ilgili düzenlemenin konuşulduğunu söylemesi üzerine Erdoğan, “Ne söyledi? Ne söyledi bana bir onu söyleyin? … Ama ne söyledi? … Bırak sen şimdi… Ne söyledi ya?… Para pul söylemedi mi?” şeklinde sorularla gazetecileri ve Koca’yı sıkıştırdı.

Gazeteciler önünde zor duruma düşen Fahrettin Koca, “Hiç söylemedim efendim. Söyler miyim efendim? Siz izin vermeden ben söyler miyim?” ifadelerini kullanmak zorunda kaldı. .

BENİM BAŞBAKAN OLDUĞUM YERDE SENİN SESİN ÇIKABİLİR Mİ?

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ile eski bakanı Ali Babacan arasında son zamanlarda Türk lirasından altı sıfır atılması ile ilgili tartışma da ‘şahsımın devleti’ anlayışını gözler önüne serdi.

Eski AKP üyesi ve 2002-2007 yılları arasında ekonomiden sorumlu devlet bakanı olan Ali Babacan, partisinin toplantılarında ve röportajlarında, Türk lirasından altı sıfırın atılmasının kendi bakanlığı döneminde gerçekleştiğini dile getiriyordu.

Erdoğan, 30 Kasım’da TRT’ye verdiği röportajda isim vermeden Babacan’ın bu açıklamalarını eleştirdi. “Biz 6 sıfırı atıyoruz dediğimizde, ‘Taksim Meydanı’nda anırırım’ diyenler vardı. En yakınımda olanlardan bile, şu anda o da siyasette, ‘kurmayacağım’ dediği halde parti de kurdu. Şimdi 6 sıfır attık diye övünmeye başladı. Ne sen attın ya? Dönemin başbakanı olarak ben attım” dedi.

Ali Babacan da Erdoğan’a “Altı sıfırın atılması benim sorumluluğum altında, o gün bağımsız olan Merkez Bankası ile Hazine Müsteşarlığı’nın ortak çalışması sonucu gerçekleştirilen bir reformdur. Parada altı sıfır atılacağını Türkiye benden duydu.” diye karşılık verdi.

Cumartesi günü Siirt’te yaptığı konuşmada bir kez daha Babacan’ı gündemine alan Erdoğan’ın eski bakanına yönelik sözleri AKP liderinin bakanları ile arasındaki ilişkiyi özetliyordu.

Erdoğan, “Bu CHP yanına taktığı o bazı tiplerle.. Adeta arkasında boş teneke… Ne diyorlar? ‘İşte biz şuraya çıkarmıştık.’ Şunu bir defa bilmeniz lazım. Benim başbakan olduğum yerde senin sesin çıkabilir mi?” diye konuştu.

Erdoğan’a bakan olacağına simit sat onurunla yaşa!

Analiz

İktidara gelseler ne değişecek? İşkence çığlıklarına AKP sessiz muhalefetse sağır

Ankara TEM şubede işlenen insanlık suçuna işkencenin sorumlusu AKP’den daha duyarsız kalan muhalefet, geleceğe yönelik umutları da baltalıyor. Özellikle CHP’li Eren Erdem’in son günlerde viral olan 2016 yılına ait KHK’larla ilgili konuşması iktidar değiştiğinde fazla bir şeyin değişmeyeceğini gösteriyor.

BOLD – Avukat Ömer Turanlı’nın gündeme getirdiği Ankara Emniyeti Terörle Mücadele (TEM) Şubesindeki işkence iddiaları bir süredir konuşuluyor.

İddialar vahim. İşkence ile itirafçı yapılan O.C adlı kişiden alınan 300 kişiden bazıları TEM şubeye getirilerek işkenceden geçirtildi.

İşkenceciler arasından Meclis’te milletvekilini yüzlerce gazetecinin önünde tartaklayarak gözaltına alan polisin de olduğu belirtiliyor.

MUHALİF BARO İŞKENCE RAPORUNU AÇIKLAYAMIYOR

Bazı mağdur yakınları da işkencenin daha gözaltı yapılırken evlerinde başladığını anlattı.

İddiaların peşine düşen insan hakları savunucusu Salih Gergerlioğlu, mağdur avukatlarından iddiaların doğru olduğunu öğrendi.

HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da işkenceyi raporlaştıran muhalif tarafıyla tanınan Ankara Barosu’nun raporu açıklamaya çekindiğini söyledi.

MUHALEFET İKTİDARA GELİRSE NE OLACAK

Kanıtlanan işkence basında çok az yer alırken, muhalefet ise sessizliğini korudu.

Vatandaş sosyal medyada ‘Evrensel Hukuka Uyun’ çağrısı yaparken, işkence iddialarını görmezden gelen iktidar ve muhalefetin balıkçı kavgasına düşmesi geleceğe yönelik umutları da azaltıyor.

Bir sosyal medya kullanıcısı şu soruyu sordu: “Bir ülkede işkence iddiaları varsa ve muhalif kimlikli bir baro bile buna dair bir raporu açıklayamayacak durumdaysa bunun sorumlusu iktidar değildir. Yarın bu muhalif zihniyet iktidara gelirse mesela, o zaman ne olacak?”

KHK’LARA MUHALEFETTEN DESTEK

Sosyal medyada son günlerde bir video çok konuşuldu. 2016 yılına ait videoda CHP’li Eren Erdem KHK’lar konusunda AKP hükumetine tam destek vereceklerini söylüyor.

KHK’lılar arasında da tartışmaya neden olan videoda Erdem ayrıca, “15 Temmuz sonrası tüm süreci hükümetle beraber yürütüyoruz. Kesinlikle bu cadı avı değil. Yurt dışında bu böyle anlatılmalı” diye konuştu.

Erdoğan yalana doymuyor: Bari bizi katma!

Okumaya devam et

Analiz

JP Morgan, kur sistemiyle ilgili uyardı: Enflasyonu artıracak, Hazine’ye yük getirecek

Uluslararası Yatırım Bankası JP Morgan, Erdoğan’ın kurtuluş reçetesi olarak sunduğu kur korumalı TL mevduat sisteminin risklerine dikkat çekti. Sistemin enflasyonu arttıracağını, kur farkını ödeyecek Hazine’nin de büyük bir yük altına gireceği uyarısı yaptı. Doları 10 liraya kadar düşüren sistem bir ay geçmeden etkisini yitirdi. Kur 13,60 liraya yükseldi. Peki bundan sonra ne olacak?

BOLD ANALİZ – JP Morgan’ın son Türkiye raporunda geçen yılın sonunda yaşanan döviz krizi ele alındı. Rapora göre geçtiğimiz haftalarda Türkiye’de yerleşiklerin döviz talebinin normalleştiğine işaret edildi.

Bunun arkasında kur korumalı TL mevduat uygulaması ve mevduat faizlerindeki yüksek para getirisinin olduğuna vurgu yapıldı. Merkez Bankası’nın rezervlerinin de istikrar kazandığı vurgulandı.

MERKEZ BANKASI FAİZ İNDİRİRSE

Merkez Bankası’nın politika faizinde indirimlere gitmesi halinde kur korumalı TL mevduat sisteminin büyük hasar göreceğine işaret eden JP Morgan, enflasyonda yeni sürpriz yaşanması halinde de vatandaşların yeniden dolar ve Euro’ya yöneleceğinin altını çizdi. Banka, “Enflasyonda yükseliş olmazsa ve Merkez Bankası yeni indirimler yapmazsa, siyasette olmadık olaylar yaşanmazsa yurtiçi yerleşiklerin döviz talebinin istikrarlı seyretmesini bekleriz.” değerlendirmesi yaptı.

KUR KORUMALI TL MEVDUAT SİSTEMİNE NEGATİF BAKIYORUZ

Raporunda “Kur korumalı TL Mevduat Sistemi konusunda negatifiz” yazan JP Morgan, kur korumalı TL mevduat sisteminde karşılaşılabilecek krizleri sıraladı: “Çünkü maliyet ve enflasyon riski içiriyor. Kur korumalı TL mevduat uygulaması Hazine ve Maliye’nin sırtında bir risk. Enflasyonu arttırabilecek yeni bir faktör. Bu sisteme şirketlerin ne kadar ilgi göstereceği bilinmiyor.”

SİSTEM ÇÖKERSE BANKALARDA 1 DOLAR KALMAYACAK

Aralık ayında döviz krizi yaşanırken vatandaşların bankacılık sisteminden çektikleri dövizi yastık altına taşıdıklarına vurgu yapan JP Morgan, kur korumalı TL mevduat sisteminin tutmaması halinde yastık altına kaçışların hızlanacağı uyarısı yaptı. Uluslararası yatırım bankasının raporunun satır aralarındaki gerçek ise büyük krizin habercisi. Erdoğan’ın yeni ekonomi modeli olarak sunduğu sistemin çatırdaması halinde Cumhuriyet tarihindeki krizlerin hepsinden büyük mali çöküş yaşanacak. Hazine garantisinin bile dövizdeki artışı durduramadığını gören vatandaşlar bankalardaki paralarını çekecek. Türk Lirasını dövize yatırma iştahı iyice katlanacak. Halk 1 dolarını bile bankada tutmaktan vazgeçecek.

DAHA BÜYÜK KRİZLER KAPIDA

Bu durumda ise bankacılık krizi kaçınılmaz olacak. Fatura yine Türkiye’de yaşayan 84 milyon insana kesilecek. Türk tipi başkanlık sisteminin geldiği 2018 yılından bu yana değersiz para, yüksek enflasyon her gün gelen zamlarla karşı karşıya kalan halk, daha büyük krizlerle boğuşmak zorunda kalacak.

Bu kez Minik Serçe avladı: Erdoğan’ın çarklarına kimse yetişemiyor

Okumaya devam et

Analiz

Bu kez Minik Serçe avladı: Erdoğan’ın çarklarına kimse yetişemiyor

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinden yaptığı geri dönüşlere ünlü sanatçı Sezen Aksu’yu da ekledi. Cami kürsüsünden Sezen Aksu’yu hedef alarak ‘Dillerini kopartırız’ diyen Erdoğan, kamuoyunun tepkisi üzerine geri vitese attı. Erdoğan, daha önce de ‘One minute’, çözüm süreci ve Mavi Marmara açıklamalarından çark etmişti.

BOLD ANALİZ – Erdoğan, Minik Serçe lakabıyla ünlenen ünlü şarkıcı Sezen Aksu’yu hedef alan sözlerinden geri adım attı. AKP içinden gelen tepkiler sonrası Aksu’yu kastetmediğini söyleyen Erdoğan, NTV yayınında “Benim oradaki hitabımın muhatabı Sezen Aksu değildir. Aksu, Türk müziğinin önemli bir ismidir, insanımızın duygularına tercüman olmuş bir sanatçımızdır.” dedi.

Erdoğan’ın 2002 yılında iktidara geldiği günden bu yana yaptığı birbirini yalanlayan çok sayıda açıklaması bulunuyor. İsrail, Mavi Marmara, PKK ile yürütülen çözüm süreci, ABD ile Brunson tartışması, Rusya ile uçak krizi konularında yaptığı tarihi çarklar arşivlerde duruyor.

İşte Erdoğan’ın tarihi geri viteslerinden bazıları:

PKK İLE GÖRÜŞEN ŞEREFSİZDİR

23 Ağustos 2010 tarihinde “PKK ile görüşen şerefsizdir bunu herkes bilsin” diyen Erdoğan, Oslo görüşmelerinin sızması sonrası geri vites yaptı. 27 Eylül 2012 tarihinde “PKK ile görüşme talimatını ben verdim” dedi.

HDP İLE YAPILAN DOLMABAHÇE MUTABAKATI

PKK ile yürütülen Çözüm Süreci’nde bakanlarına Dolmabahçe görüşmesi talimatı veren Erdoğan, kamuoyunun tepkisi üzerine U dönüşü yaptı. HDP’li milletvekilleri ile AKP’li bakanların ortak mutabakat açıklamasının üzerinden 20 gün geçince Erdoğan, “Dolmabahçe mutabakatını doğru bulmuyorum” dedi.

MAVİ MARMARAYI BANA MI SORDUNUZ

Erdoğan, İsrail’e insani yardım götüren Mavi Marmara gemisinin İsrail askerleri tarafından baskına uğraması üzerine İsrail’e tepki gösterdi. Önce Mavi Marmara gemisi organizasyonunu düzenleyenlere sahip çıkan ve “Otorite biziz ve bizden izin aldılar” diyen Erdoğan, İsrail ile yakınlaşmak için geri U dönüşü yaptı. “O gemiyi götürürken bana mı sordunuz?” açıklamasıyla önceki sözlerini yalanlayan Erdoğan, Mavi Marmara mağdurlarının açtığı davaları kapattı.

RUS UÇAĞINI DÜŞÜRDÜK

27 Ekim 2015 tarihindeki mitingde Suriye’de düşürülen Rus savaş uçağının sınır ihlali yaptığı için düşürüldüğünü söyledi. Aradan bir yıl geçmeden Rusya Devlet Başkanı Putin’in ayağına giderek özür diledi.

BU FAKİR BRUNSON’U VERMEZ

“Kusura bakma bu fakir görevde olduğu sürece Brunson’u alamazsın” diyen Erdoğan, ABD Başkanı Trump’un “Aptal olma” başlıklı mektubunun ardından geri adım attı. Erdoğan’ın talimatıyla Rahip Brunson serbest bırakılıp ABD’ye döndü.

DENİZ YÜCEL ÖZEL UÇAKLA GÖNDERİLDİ

Alman vatandaşı tutuklu gazeteci Deniz Yücel’i “Bu can bu bedende olduğu müddetçe vermeyeceğiz” açıklaması yapan Erdoğan, Almanya Başbakanı Merkel’in bastırmasıyla geri adım attı. Deniz Yücel tahliye edildi ve aynı gece özel uçakla Almanya’ya döndü.

IMF BİZDEN BORÇ İSTEDİ SONRA VAZGEÇTİ

“IMF bizden borç istedi” diyen Erdoğan, dünya basınının konuyu gündeme getirmesi üzerine “IMF bizden borç almaktan vazgeçti” açıklaması yaptı.

ERMENİ SOYKIRIMINI BİDEN’E SORACAĞIM

13 Haziran 2021 tarihinde ABD Başkanı Biden ile görüşmede ABD’nin 1915 olaylarını Ermeni soykırımı olarak tanıması meselesini gündeme getireceğini söyleyen Erdoğan, 1 gün sonra çark etti. Görüşme sonrası yapılan basın toplantısında “Hamdolsun Ermeni soykırımı meselesi gündeme gelmedi” dedi.

Erdoğan bir imzayla çetesine 6 milyar TL daha kazandırdı

Okumaya devam et

Popular

Shares