Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Erdoğan, ‘Mavi Vatan’cıların tabutuna son çiviyi de çaktı

15 Temmuz sonrası AKP ile ulusalcı çevrelerin işbirliğinin simgesi haline gelen ‘Mavi Vatan’ tezi gündemden düştü. AKP’nin siyasi rant devşirdiği; ulusalcıların da kendi reklamlarını yaptığı doktrin, Türkiye ve Yunanistan’ı geçen yıl savaşın eşiğine getirdi. Ancak AB’nin yaptırım sopasını göstermesi, içerde de 2 grup arasındaki ittifakın bozulması sonrası Mavi Vatan bir kenara atıldı.

BOLD ANALİZ – Türk Deniz Kuvvetleri’nde ‘ulusalcı marjinal bir grubun’ köpürttüğü ve 15 Temmuz sonrası ulusalcı-milliyetçi çevrelerle AKP’nin kurduğu rejimin resmi bir tezi haline geldi ‘Mavi Vatan’.

‘Mavi Vatan’ uğruna tatbikatlar yapıldı, Türkiye ile Yunanistan defalarca Akdeniz’de savaşın eşiğine geldi. Ancak ‘Mavi Vatan’ söylemi de ‘Çözüm Süreci’ gibi AKP tarafından bir süre siyasi olarak kullanıldı ve ardından buruşturulup çöpe atıldı. Kamuoyu 2020 yılında Türkiye neden Akdeniz’de Yunanistan’la defalarca savaşın eşiğine geldiğini bile unuttu.

Dışarıda Avrupa Birliği ‘yaptırım’ sopasını gösterince; içeride ise Erdoğan’ın bir dönem kullandığı Mavi Vatan’cıların kullanım süresi dolunca ‘Mavi Vatan’ unutulup gitti.

‘Montrö Bildirisi’ sonrası gözaltına alınan Mavi Vatan tezinin savunucularına önce ekranlar yasaklandı. Son olarak da bildiriye imzalayanlara bu hafta başında açılan dava ile Erdoğan, Mavi Vatan’cıların tabutuna son çiviyi çaktı.

‘MAVİ VATAN’ DOKTİRİNİ

Ramazan Cem Gürdeniz

Mavi Vatan ismi, ilk defa 2006 yılında Balyoz’dan yargılanan emekli tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz tarafından ortaya atıldı. Kavram, 15 Temmuz’un tartışmalı ismi Cihat Yaycı tarafından geliştirildi.

‘Mavi Vatan’ Doktirini, 15 Temmuz sonrası ulusalcı marjinal çevrelerce bir anda köpürtülmeye başladı ve 2017 yılında Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı görevine getirilen Cihat Yaycı’nın gayretleri ile bir anda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin resmi doktrini haline geldi.

Mavi Vatan, Türkiye Cumhuriyeti’nin Karadeniz, Akdeniz ve Ege’nin ihtilaflı sularında tek taraflı ilan ettiği deniz yetki alanlarını (karasuları, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge) Yunanistan ve diğer ülkelere karşı askeri gücünü azami ölçüde kullanarak kontrol etmesini öngörüyordu.

‘Mavi Vatan’ haritası

Bu ise sıcak çatışma veya savaş demekti. Öyle de oldu. Türkiye birçok kez Akdeniz’de Yunanistan’la savaşın eşiğine geldi.

‘MAVİ VATAN’ TATBİKATLARI

Türk Deniz Kuvvetleri, 2019 yılı Mart ayında 103 gemiyle eş zamanlı olarak Karadeniz, Ege ve Akdeniz’de dev bir “Mavi Vatan’ tatbikatı düzenledi.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 31 Ağustos 2019’da Tuzla’daki Milli Savunma Üniversitesi Harp Okulları diploma alma ve sancak devir teslim töreninde ziyaret defterini imzalarken ‘Mavi Vatan Haritası’ önünde çekilmiş fotoğrafı doktirini savunanlar için büyük bir zaferdi.

Artık Mavi Vatan tezi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yanı sıra AKP hükumetinin ve bir anlamda Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi tezi haline gelmişti.

2020 yılı Mart ayında yapılacak Mavi Vatan tatbikatı koronavirüs pandemisi nedeniyle yapılamazken, 2021 yılı Mart ayında yapılan tatbikata AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Vahdettin Köşkü’nden canlı bağlantıyla katıldı.

Erdoğan, canlı bağlantıda tatbikatı yöneten ve Saroz Körfezi’nden Oruç Fırkateryni’nde bulunan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve Kuvvet komutanları ile görüştü.

SONDAJ GEMİLERİ AKDENİZ VE EGE’DEKİ TARTIŞMALI SULARDA

Mavi Vatan’cıların en güçlü olduğu 2020 yılında Türkiye, bir anda Ege’ye ve Akdeniz’e sismik araştırma ve sondaj gemileri göndermeye başladı.

Yavuz ve Fatih sondaj gemileri ile Oruç Reis sismik araştırma gemisi Türkiye’nin Ege ve Akdeniz’deki iddialarının sembolü oldu. Bu gemiler Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile ihtilaflı olduğumuz sulara donanma gemileri eşliğinde gönderildi.

Avrupa Birliği, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin bütün protestolarına rağmen AKP hükumeti Akdeniz’de ve Ege’de petrol ve doğalgaz bulmakta kararlılık görüntüsü veriyordu.

Esas kıyamet ise Yunanistan’ın kırmızı çizgi ilan ettiği Meis adası çevresinde koptu.

TÜRK VE YUNAN FIRKATEYNLERİ ÇARPIŞTI

Türkiye, Ağustos ayı başında Oruç Reis sismik araştırma gemisini fırkateynler eşliğinde Meis adası çevresine gönderdi. Yunanistan da Donanması’nın neredeyse 3’te birini bölgeye sevk etti.

Yunan Fırkateyni Limnos ile çarpışan Türk Fırkateyni Kemal Reis’in olay sonrası fotoğrafı Yunan medyası tarafından yayınlandı

12 Ağustos’ta Doğu Akdeniz’de Meis adası çevresinde Türk donanması ile Yunan donanması birbirine o kadar yaklaştı ki Türkiye’ye ait Kemal Reis fırkateyni ile ile Yunanistan’a ait Limnos fırkateyni arasındaki çarpışma yaşandı.

Türk Fırkateyni Kemal Reis ile çarpışan Yunan Fırkateyni Limnos

O gece Almanya Başbakanı Angela Merkel’in devreye girdiği ve iki ülke arasındaki savaşı önlediği ifade edildi.

“TANRIM! TÜRKLERLE DEFALARCA SAVAŞIN EŞİĞİNE GELDİK”

Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Panagiotopoulos, 2021 yılı Şubat ayında Yunan gazetecilere yaptığı açıklamada, Ağustos ayında Meis adası çevresinde Türkiye ile 3 kez savaşın eşiğine gelindiğini açıklayacak ve o günleri şöyle anlatacaktı: “Silahlı Kuvvetler üç kez genel seferberlik ilan etti. Tanrım!”

AB, YAPTIRIM SOPASINI GÖSTERDİ

Türkiye’nin Yunanistan ve Güney Kıbrıs’la ihtilaflı sularda gerçekleştirdiği faaliyetler bu 2 ülkenin üyesi olduğu Avrupa Birliği’nin büyük tepkisini çekti.

AB, 1 Ekim 2020’de yapılan zirvede ilk kez Türkiye’ye yaptırım sopasını gösterdi. 10 Aralık 2020’de yapılan zirvede ise AB, AKP hükumetine hem yaptırım sopasını gösterdi hem de havuç…

Aralık zirvesinde Türkiye ile diyalog ve iş birliği mesajları veren AB, yaptırım kartını masada tuttu. Türkiye’nin Ege ve Akdeniz’de geri adım atması durumunda ‘pozitif gündem’ adı altında bir süreci başlatacağını duyurdu. AKP hükumeti, havucu tercih etti.

VE GEMİLER SESSİZ SEDASIZ ‘MAVİ VATAN’DAN ÇEKİLİYOR

AB’nin yaptırım sopasını göstermesi sonrası AKP hükumeti sonbaharla birlikte Fatih ve Yavuz sondaj gemileri ile birlikte Oruç Reis sismik araştırma gemisini yavaş yavaş alandan çekmeye başladı.

Önce gemiler Yunanistan ve Güney Kıbrıs’la ‘la ihtilaf olmayan bölgelere gönderildi ve ortam soğutuldu. İç kamuoyuna ‘pes etmedik, hala alandayız’ mesajı verilirken; dış kamuoyuna ılımlı mesajlar gönderildi.

Törenlerle, canlı yayınlarla, savaş gemileri eşliğinde Ege ve Akdeniz’deki ihtilaflı bölgelere gönderilen araştırma gemileri; 2020 yılı sonuna gelinirken sessiz sedasız ‘Mavi Vatan’dan çekildi ve ‘siyasi rant devşirmek için’ kullanılacakları güne kadar limanlarda çürümeye bırakıldı.

MAVİ VATAN’CILARDAN İLK FİRE

Cihat Yaycı

Aslında içeride Mavi Vatan’cılar için ilk fire, tezin hararetli savunucularından Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı’nın görevden alınması oldu.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la arasının kötü olduğu bilinen Tümamiral Cihat Yaycı, 7 Mayıs 2020’de, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Resmi Gazetede yayımlanan kararıyla Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevinden alınarak Genelkurmay Başkanlığı’nın emrine verildi. Bunun üzerine Yaycı, 18 Mayıs 2020’de görevinden istifa etti.

Cihat Yaycı, görevinden istifa etse de televizyon ekranlarından düşmedi ve Mavi Vatan tezini medya aracılığıyla savunmaya devam etti.

Yaycı, aslında ulusalcı grupların sevmediği bir isim. Hatta Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarında ulusalcıların üstünü çizdiği isimlerden birisi olarak biliniyor.

MONTRÖ BİLDİRİSİ VE MAVİ VATAN İTTİFAKI PARÇALANIYOR

AKP ile ulusalcı çevreler arasındaki Mavi Vatan İttifakı’nı bitiren ise 100’den fazla emekli amiralin yayınladığı ‘Montrö Bildirisi’ oldu.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un “Bir Cumhurbaşkanı Montrö’yü feshedebilir mi?” sorusuna “Teknik olarak evet” yanıtını vermesi ve Deniz İkmal Komutanı Tuğamiral Mehmet Sarı’nın gittiği bir tarikat evinde sarık ve cüppe ile fotoğraflarının ortaya çıkması üzerine başlayan tartışmalarla ilgili içinde Mavi Vatan tezini savunan çok sayıda ismin de bulunduğu 100’den fazla emekli amiral 4 Nisan’da bir bildiri yayımladı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Milli Savunma Bakanlığı, olayla ilgili soruşturma başlattı. Aralarında ‘Mavi Vatan’ tezini ilk ortaya atan Ramazan Cem Gürdeniz’in de bulunduğu 14 emeli amiral gözaltına alındı. Daha sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Milli Savunma Bakanlığı, bildiriye imza atan emekli askerlerin lojman ve koruma haklarını iptal ederken, bir dönem ekranların vazgeçilmezi olan bu isimlere AKP hükumeti tarafından ekran yasağı da getiriliyordu.

Bildiriyi yayımlayan isimler yandaş medya tarafından lanetlenmeye ve darbe heveslisi olarak lanse edilmeye başlandı.

VE ERDOĞAN MAVİ VATAN’CILARIN TABUTUNA SON ÇİVİYİ ÇAKTI

Ve Erdoğan, bir dönem işbirliği yaptığı Mavi Vatan’cıların tabutuna son çiviyi Pazartesi günü çaktı.

Kamuoyunda “Amiraller Bildirisi” ya da “Montrö bildirisi” olarak bilinen soruşturmayı tamalayan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, hazırladığı iddianameyi Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi.

Hazırlanan iddianamede, emekli amiraller Türk Ceza Kanunu’nun 316. maddesinde yer alan “Devletin Güvenliğine veya Anayasal Düzene Karşı Suç İşlemek için Anlaşma” suçundan 3 ile 12 yıl arasında hapisle cezalandırılmaları talep edildi.

Amiraller Bildirisi’ne dava: 103 amirale 316. maddeden ceza istendi

Analiz

Dini tartışmalardan AKP istediğini alıyor mu?

Sokakta, TV’de, Meclis’te hemen her yerde, 2021’in son aylarında yaşanan kriz tartışmaları yerini dini tartışmalara bırakıyor. Oy oranını Kasım ayına göre yüzde 4 arttırarak yeni yıla toparlanarak giren AKP’nin dini tartışmalardan beklentisi büyük.

BOLD – Türkiye son 3 ayını yüksek enflasyon, kur ve faiz oranlarını tartışarak geçirdi. Yaşanan zam furyası iktidar partileri AKP ve MHP’yi derinden sarstı. İki partinin toplam oy oranı yüzde 30’un altını gördü.

Sokakta, TV’de, Meclis’te, meydanlarda, marketlerde herkesin tek gündemi ekonomi oldu. Uzun ekmek kuyruklarında gözyaşı döken emekliler AKP’nin korkulu rüyası haline geldi.

Dolar 18 TL’yi görmüş, akşam zamla yatan vatandaş sabaha zamla uyanıyordu. Geçen birkaç haftalık sürede ekonomide pek de bir şey değişmedi. Gıda, enerji ve akaryakıta gün aşırı zam geliyor.

ZAMLAR DURDURAK BİLMİYOR

Çarşamba günü motorine 40 kuruş zam gelmesi bekleniyor. Bu zamla birlikte motorinin litresi tüm zamanların rekorunu kırarak 14 TL 20 kuruşu aşacak.

Elektriğe geçen hafta yüzde 129 ile tarihin en büyük zam oranının uygulanacağı duyuruldu.

Ekonomide 1 ay öncesine göre pek bir şey değişmedi ama gündemdeki konularda farklılık var.

Türkiye’de birkaç gündür sanatçıların konser kıyafetleri ve şarkı sözleri üzerinden dini tartışmalar yaşanıyor.

ŞARKILAR ÜZERİNDEN DİNİ TARTIŞMALAR

Tartışmalara siyasileşmekle eleştirilen Diyanet’e bağlı kurumlar da katılıyor. Hatta cami minberlerinden sanatçılar direk gösteriliyor.

AKP’ye yakın dernekler ölüm tehditleri yağdırıyor.

Bu tartışmaların öncesinde muhalefet ve iktidar arasında faiz-nas ve sıbyan mektepleri tartışması vardı. AKP bu tartışmaların siyasi getirisi olacağını düşünüyor.

AKP UMUTLU

AKP Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, 4 yaşındaki çocuklar için açılacak Kuran kursları tartışmasına katılan muhalefetin halktan oy alamayacağını savunuyor.

Toplumsal Etki Araştırmaları Merkezi’nin (TEAM) dün açıklanan araştırmasına göre AKP’nin oylarının Kasım ayına göre 4.3 puan artırarak %32.1’e çıktığı görüldü.

Ekonomi tartışmalarından sonra yaşanan bu tür dini tartışmaların AKP’yi toparlama sürecine sokması bekleniyor.

A Haber’de Cemil Barlas faciası: Türkiye’deki enflasyonu bakın ne zannetti!

Okumaya devam et

Analiz

Bahadır Odabaşı olayı ilk değil: İhraç ve tutuklamalar KHK’lı ailelerin yuvasını yıktı

Babası tutuklu olduğu için girdiği bunalımdan çıkamayan Bahadır Odabaşı’nın (16) ölümü, aynı çaresizliği yaşamış, hala da yaşamaya devam eden birçok KHK’lı ailenin varlığını gündeme getirdi. 2016’dan beri süren haksız ihraç ve tutuklamalar hem ailelerini hem de çocukları bunalıma sürüklüyor.

BOLD ANALİZ – Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında anne-babası tutuklanan, okulda, toplumda ötekileştirilen gençler, yaşadıkları travmaları kaldıramıyor. Görüş günlerine gitmek için sürekli okuldan izin almak zorunda kalan ama neden izin aldığını saklayan öğrencilerin, dini sohbet yaptığı için tutuklanan babasını görüp kimlik ve inanç bunalımına giren çocukların sayısı az değil.

Dört yıldır Elazığ E Tipi Cezaevinde tutuklu olan KHK’lı Türkçe öğretmeni Nurettin Odabaşı’nın 13 Ocak 2021’de intihar eden oğlu 16 yaşındaki Bahadır Odabaşı gibi birçok genç intihar etti ya da intihar girişiminde bulundu.

“YEĞENİMİ BABASIZLIK ÖLDÜRDÜ”

Bahadır’ın intihar sebebini amcası şöyle açıkladı: “Babasının hapishanede olduğunu ilk etapta arkadaşlarına söyleyememiş. Zamanla babasının yokluğuna bir açıklama getirmek ve onun hem KHK’lı hem de hapishanede olduğunu söylemek zorunda kalmış ve arkadaşlarının bir çoğu yavaş yavaş ayrılmış etrafından. Bana babasına çok ihtiyacı olduğunu, kendisini yalnız hissettiğini söylüyordu. Hatta bu sömestr yanıma gelecekti, anlaşmıştık.. Yeğenimi babasızlık öldürdü.”

Sadece öğrenciler ya da gençler değil, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen 30’lu, 40’lı yaşlarda meslek sahibi birçok insan da hayatını kaybetti.

19 YAŞINDAKİ SÜEDA

Eskişehir’de okuyan 19 yaşındaki Süeda Çeliktürk, 16 Ocak 2020’de tıpkı Bahadır gibi apartman boşluğuna bıraktı kendini. Babası Kadir Çeliktürk Manisa Cezaevinde tutuklu olan Süeda, psikolojik tedavi görüyordu. İstanbul’da doktordan çıktıktan sonra kaldıkları akrabalarının evinde intihar etti. O gün doktor annesine, intihar eğiliminin olduğunu söylemiş ama evladı bir anda kayıp gitmişti.

Koç Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği son sınıfı öğrencisi 24 yaşındaki Ali Furkan Yabaneri, 16 Ocak 2018 günü, Kırşehir’de ailesinin evindeki odasında ölü bulundu. İlaç içmişti. Ali Furkan’ın babası KHK’lı öğretmen Mehmet Ali Yabaneri, Kırşehir Fen Lisesi’nde kimya öğretmeniyken ihraç edilmiş ve tutuklanmıştı. Ali Furkan 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılan babasının tutukluluğuna dayanamadı.

Ali Furkan Yabaneri

ANNE-BABA İHRAÇ

Denizli’de babası memuriyetten, annesi ise hemşirelikten KHK ile atılan Pamukkale Üniversite öğrencisi 18 yaşındaki Musa Enes Pekdemir arkadaşlarının gözü önünde  8 Aralık 2021’de kendini boşluğa bıraktı. Psikolojik tedavi gören 18 yaşındaki Pekdemir’in intihar etmeden önce babasıyla birlikte doktora gitmiş, dönüşte de okula uğramışlardı.

Uşak’ta babası KHK ile TSK’dan atılan 15 yaşındaki Ağaoğlu Lisesi öğrencisi M.K.S. 5 Aralık 2021’de evdeki tüfekle yaşamına son verdi.

YEMİN TÖRENİNDEN ÖNCE…

25 yaşındaki Ogün İkbal, terörist ithamını kaldıramadığı için 14 Nisan 2017’de Kara Harp Okulu’ndaki yemin töreninden bir gün önce Dumlupınar Taburu koğuşunun 5’inci katından kendini bıraktı. İkbal ve 4-5 arkadaşına o gün taburdan ayrılmaları ve bir saat içinde bulundukları yeri terk etmeleri söylenmişti.

Ogün İkbal

KAMİL İSMAİL DE ÖĞRENCİ YURDUNDA KALIYORDU

Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü Hazırlık sınıfı öğrencisi ve Yükseköğretime Geçiş Sınavında ilk 500’e giren 19 yaşındaki Kamil İsmail Aydın, 25 Mart 2017’de kaldığı öğrenci yurdunda intihar etti. Kamil İsmail, İnönü Üniversitesi Tıbbi Pataloji Bölüm Başkanı iken ihraç edilen babası Prof. Dr. Nasuhi Engin Aydın tutuklanınca bunalıma girmişti.

HAİN DAMGASI YEMEKTEN YORULDU

29 yaşındaki avukat Emir Said İnam, “hain” damgası yemekten yorgun düştüğü için 14 Nisan 2019’da Zonguldak Devrek’te av tüfeğiyle intihar etti. Babası KHK’lıydı. Bursa Barosu’nda gören yapan İnam, annesini yalnız bırakmamak için Bursa’dan Zonguldak Barosu’na geçiş yapmıştı. Bursa’dan neden ayrıldığını soran meslektaşlarına, “Ailemin bana ihtiyacı var. Gerekirse avukatlık da yapmam ama orada olmam lazım.” demişti.

Emir Said İnam.

ÇOCUKLARI İNTİHAR GİRİŞİMİNDE BULUNAN KHK’LI AİLELER ANLATIYOR:

HDP’li milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu öncülüğünde bir grup KHK’lı akademisyen tarafından “OHAL’in Getirdiği Toplumsal Maliyetler – 2018” raporunda çocuğu intihar girişiminde bulunan babalarının anlattıkları dehşet verici:

Kızı intihar girişiminde bulunan anne Z.T.: “Büyük kızım iki kere intihara kalkıştı, okulu bıraktı, psikiyatrik tedavi için bir ay hastanede yattı. Küçük kızımın okul başarısı düştü. Tamamen içine kapandı. Sosyal çevre edinemedi.”

BÜYÜK OĞLUM İKİ KEZ GİRİŞİMDE BULUNDU, KÜÇÜK SİNİR KRİZLERİ YAŞIYOR

Hapis yatan bir baba: “İki yıl hapiste kaldım. Çocuklarım çok ciddi psikolojik rahatsızlık geçirdi. Şu an 12 yaşında olan büyük oğlum iki defa intihar girişiminde bulundu. Altı yaşındaki küçük oğlum ise ciddi sinir krizleri yaşıyor. Ben sekiz ay önce tahliye oldum. Çocuklarımın durumunda düzelme vardı, beş gün önce anneleri tutuklandı. Aynı psikolojik sıkıntıları tekrar yaşamalarından endişe ediyorum.”

14 ve 8 yaşında iki kızı olan anne D.Ç.: “Kızım çok bunalıp okula gitmek istemedi. Kimseyi görmek istemiyordu. Sekizinci sınıftaydı ve bütün bir yıl doğru düzgün okula gönderemedim, gidip okulda hocalarıyla konuştum ve öğretmen kurul kararıyla kızımı geçirdiler. Doğal olarak liseye geçiş sınavına da hazırlanmadı. Sorunları için yardım aldık. Çocuk psikiyatrına götürdüm, iki buçuk yıldır ilaç kullanıyor. İlk zamanlar ilaç içerek intihar etmeye kalktı. Daha sonra konuşup yardım alarak biraz düzeldi. Çocuklarımın hepsinde ya işinizi sorarlarsa ne diyeceğiz korkusu vardı. Kızım bunları yaşamamak için okula gitmek istemedi. Okul vakti geldiğinde tuvalete giriyor karnının ağrıdığını ve rahatsız olduğunu söylüyordu. Hatta kusuyordu. Onun sağlığının daha önemli olduğuna karar verip çok önem verdiğim eğitimini arka plana ittim.”

“KIZIM DÖRT KEZ DENEDİ”

Kızı 13 yaşındayken işten atılan baba Ö.D.: “O tarihte 13 yaşında olan kızım anlamlandıramadığı olaylar zinciri içerisinde kaldı. Suç işlemediğini bildiği ve temiz bir hayat yaşadığına inandığı ebeveyni işten çıkarılmış, polislerin evimize gelme korkusuyla psikolojik sorunlar yaşamaya başladı. 15 yaşında ilaç alıp intihar etmeye kalktı. Neden sorusunu soruyor üç yıldır. Şu anda kızım ve annesi, annesinin ailesinin yanında; ben ise kendi ailemin yanında kalıyoruz.”

İhraç edildikten sonra garsonluk yapan öğretmen A.G.: “Kızım dört defa intihara teşebbüs etti. İyileştirmek için ciddi paralar ödemek zorunda kaldım. Ortanca hiçbir arkadaşına ihracı bile söylememeyi seçti. Küçük olan ise babam gitti sen de gidersin diye okula bile alışamadı.”

Bahadır’ın babasının kelepçelerini çözseydiniz devlet yıkılır mıydı?

Okumaya devam et

Analiz

AKP’lilerin yalan 15 Temmuz kahramanlıkları

15 Temmuz’un hemen ardından kamuoyu, AKP siyasilerin kahramanlık hikayelerini kendi ağızlarından dinlemeye başladı. “Darbeyi önleyen 2. kişiyim”, “Bir silahım 3 şarjörümle kapıda darbecileri bekledi”, “Oradaydım darbecilerle çatıştım” bu sözler AKP’li siyasilerin daha sonra görüntü kayıtları, kendi beyanları ve komisyon toplantılarında yalanlanan 15 Temmuz hikayelerinden bazıları.

BOLD – 15 Temmuz 2016 gecesi başlayan askeri hareketlilik gece bitmeden sona erdi. Tam bir kaosun olduğu geceye dair herkesin bir hikayesi var. O gece, “yaptım” dediği şeyler yüzünden tarihi şahsiyetlerle özleştirilen ve heykeli dikilenlerin yalancı olduğu bizzat olayların şahitlerinin itiraflarıyla sabit.

Otomobil kullanmayı bilmeyen Şerife Boz’un kamyonla meydanlara adam taşıdığı yalanı bunlardan biri.

Bu hikayelerden hangisinin gerçek hangisinin yalan olduğunu ise zamanla ortaya çıkıyor.

AKP’LİLERİN 15 TEMMUZ YALANLARI

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da 15 Temmuz’a ilişkin “Eniştemden öğrendim”, “Darbeciler uçağı girdi kimseyi göremedi” gibi tartışılan açıklamaları var.

AKP’li bazı siyasilerin o geceye dair kahramanlık anlatılarının çoğu belgeleriyle yalanlandı.

DARBEYİ ÖNLEYEN NAÇİZANE MELİH GÖKÇEK’TİR

TV 100’de “Pazar Siyaseti” adlı programa konuk olan Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin (ABB) görevden alınan eski Belediye Başkanı AKP’li Melih Gökçek, “Eğer Türkiye’de darbe olamadıysa, olamamasında birçok insanın emeği vardır. Elbette bu işin bir numaralı kahramanı Sayın Cumhurbaşkanı. Ama iki numaralı kahramanı naçizane Melih Gökçek’tir” dedi.

Melih Gökçek CNN Türk’te katıldığı bir programda 15 Temmuz gecesinde belediyede olduğunu belirterek “Saat 10 civarında ben de belediyeden ayrıldım. Yolda jetleri gördük. Ben de evime yakın mesafede bir gecekonduya gittim” demişti.

Gökçek, o günlerde gecekonduya saklanmasıyla ile ilgili şunları söyledi: “Lider konumunda, özellikle halka bir şey söylemek durumunda olan insanların mutlaka böyle zamanlarda olayı idare edebilmesi için gözden ırak bir yere gitmesi lazım. Ben de evime yakın mesafede bir gecekonduya gittim.”

CANLI TESLİM OLMAYACAĞIM

15 Temmuz sonrası kendisini kahraman ilan edenler arasında Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci de var. Üstün bir cesaret örneği gösterdiğini ifade eden Zeybekçi, “Meclis’e o bombalar yağarken oradaydık. Yanımda bir bakan kardeşimiz vardı ona ve arkadaşlarıma dedim ki ‘canlı teslim olmayacağım. Bu hainler buraya girerse, Meclis salonuna girerlerse beni canlı almayacaklar’ dedim. Ve o gün hazırlıklı da gitmiştik. Yanımızda ruhsatlı silahımız da vardı üç tane de şarjör ile beraber. Bunları konuşmayacaktım ama ilk defa konuşuyorum, bilmesi lazım bu milletin” dedi.

Gerçek Anadolu Ajansı’nın (AA) servis ettiği görüntülerle ortaya çıktı. O gece TBMM’de olan Zeybekci’nin korumaları tarafından korunduğu ve otoparka sığındığı görüldü. Görüntülerde Meclis’e ateş açılmasıyla korumalar Bakan Zeybekci’nin üzerine kapanarak bakanı kaçırıyor.

ÇATIŞTIM DEDİ ANTALYA’DA ÇIKTI

15 Temmuz’da Ankara’da askerlerle çatıştığını iddia eden dönemin Kahramankazan Belediye Başkanı Lokman Ertürk’ün o gün Antalya’da olduğu ortaya çıktı.

Gerçeğin ortaya çıktığı darbe komisyonu toplantısında “Konuşmanıza başlarken o gece Kazan’da olmadığınızı zaten söylediniz ama, anlatımınızı sanki oradaymış gibi yaptınız” sorusuna Ertürk, “Oradaydım, orada gibiydim yani” diyerek cevap verdi.

TÜGVA’nın tanıtım müziği Grup Yorum’dan çalıntı çıktı

 

Okumaya devam et

Popular

Shares