Connect with us

Analiz

17-25 Aralık yolsuzluğuna “Midem bulandı okurken, götürün tutuklansınlar” diyen savcı, nasıl terfi etti?

AKP iktidarının bakanları ve çocuklarının merkezinde olduğu 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonu 8. yılına girerken, yeni bilgiler ortaya çıkıyor. 17-25 Aralık soruşturmasında teknik takip, dinleme ve tutuklama kararı veren sulh ceza hakimleri, iktidarın emrine girip önce sanıkları tahliye ettiler. Daha sonra da dosyayı kapatıp terfi aldılar.

BOLD ANALİZ – AKP’li eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın “A’dan Z’ye her şey doğrudur” itirafıyla delilleri bir kez daha doğrulanan 17-25 Aralık yolsuzluğu 8’nci yıldönümüne girdi.

Muhalefet partisi milletvekilleri yıllardır soruşturmayı Meclis kürsülerinden anlatıyor ancak 17-25 soruşturmasını yürüten polis müdürleri Yakup Saygılı, Nazmi Ardıç, Kazım Aksoy, Yasin Topçu ve Mehmet Akif Üner’in de aralarında olduğu polislere ‘kumpas’ kurdukları iddiasıyla müebbet hapis cezası verildi. Mahkeme kararıyla yapılan teknik takip, dinleme ve ele geçirilen para sayma makineleri, onbinlerce dolar ve diğer deliller ortadayken, hakkında yolsuzluk fezlekesi düzenlenen Erdoğan Bayraktar’ın doğruladığı 17-25 dosyasını hazırlayan polislere kumpas iftirasıyla ceza verildi.

Reza Zarrab, Türkiye’de 17 Aralık 2013 yolsuzluk soruşturmasında tutuklanmış, iki ay sonra serbest kalmıştı.

MUHALEFET, YOLSUZLUĞU ORTAYA ÇIKARAN POLİSLERE SAHİP ÇIKMADI

Yolsuzlukların uzandığı isim olan AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve partisi var güçleriyle yolsuzluğun üzerini kapatmaya uğraştılar. Yargıya ve emniyete yaptıkları müdahalelerle yolsuzluğun üzerini örttüler. Hukuk ve etiğe aykırı bu durumdan dolayı AKP’nin duruşu anlaşılsa da 17-25 delillerini medyada ve Meclis kürsülerinde her daim kullanan muhalefet partilerinin 7.5 yıldır cezaevinde tutulan polis müdürlerine kurulan ‘kumpas’a sessiz kalması dikkat çekiyor. Bu durumun ahlakiliği kamuoyu ve tarih tarafından mutlaka yargılanacaktır.

17-25 ARALIK SÜRECİ NEDİR?

Evet 17 ve 25 Aralık 2013 tarihinde yapılan yolsuzluk soruşturmasının kısa bir özetiyle başlayalım. 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturması Zekeriya Öz’ün koordinesinde savcılar Celal Kara, Mehmet Yüzgeç ve Muammer Akkaş tarafından yürütülüyordu. Savcı Celal Kara’nın 17 Aralık 2013 günü verdiği talimatla İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele ile Mali Şube Müdürlüğü ekipleri dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler, dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın oğlu Kaan Çağlayan, dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın oğlu Oğuz Bayraktar, iş adamı Ali Ağaoğlu, dönemin Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan ve iş insanı Rıza Zarrab’ı gözaltına aldı.

Tayyip Erdoğan, 17 Aralık 2013’te oğlu Bilal Erdoğan’dan evdeki paraları sıfırlamasını istedi.

ERDOĞAN’IN BİLAL’LE SIFIRLAMA KONUŞMASI

Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın 17 Aralık günü oğlu Bilal Erdoğan’ı arayarak Üsküdar Kısıklı’daki milyonlarca euroyu sıfırlamasını istediği ortaya çıktı. Şüphelilerin ev ve işyerlerinde aramalar yapıldı, para sayma makinalarıyla büyük miktarda nakit para ele geçirildi. Rıza Zarrab’ın bürokraside dört bakan ile geliştirdiği ilişkiler ve rüşvet çarkı sayesinde kara para aklama, altın kaçakçılığı gibi birtakım yasadışı işleri yürüttüğü belirtiliyordu. Erdoğan hükumeti, yargıda ve emniyette peş peşe adımlar atarak soruşturmayı adeta kilitledi. Adli kolluk yönetmeliği değiştirilerek, savcıların Operasyonu yapan emniyet müdürleri ve polisler görevden alındı. İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın merkeze çekilirken, yerine Aksaray Valisi Selami Altınok atandı. Muammer Akkaş’ın yürüttüğü, aralarında Başbakan Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın da yer aldığı ihaleye fesat karıştırma ve suç örgütü kurma iddiasıyla yapılan soruşturma ise İstanbul Emniyetinin Akkaş’ın gözaltı talimatını yerine getirmeyi reddetmesi nedeniyle sonuçsuz kaldı. Soruşturma savcıları Zekeriya Öz, Celal Kara, Mehmet Yüzgeç ve Muammer Akkaş, AKP’nin HSYK’daki kontrolü ele geçirmesinin ardından görevden alındı. Ve 17 ve 25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarının üzerini kapatacak süreç başladı.

17-25 Aralık’ın sembolleri para sayma makinesi ve ayakkabı kutusuydu.

17-25’İ KAPATAN HAKİM VE SAVCILAR

Bold Medya, 8’nci yıldönümünde soruşturmayla ilgili çarpıcı bilgilere ulaştı. 17-25’in üzerini kapatan savcı ve hakimler, Erdoğan hükumeti tarafından ödüllendirildi. 17-25 Aralık dosyalarını kapatan savcılardan İrfan Fidan AYM üyeliğine, sanıkları 2 kez tutuklatan rüzgarın dönmesiyle de dosyayı takipsizlikle kapatan Ekrem Aydıner sicili temizlenerek Ankara Başsavcıvekilliğine atandı. Savcı Fuzuli Aydoğdu ile hakimler Hulusi Pur ve İslam Çiçek ise Yargıtay üyesi yapıldı. Yolsuzluk soruşturmasında Reza Zarrab ve diğer sanıkların tutukluluğunun devamına kararı veren hakim Ahmet Civelek ise 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasını yaptığı için tutuklanan polisleri yargılayan mahkemenin başkanlığına atandı.

17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmasını yürüten polisler önce görevden alındı sonra da tutuklandılar.

KARARLARINI UYGULAYAN POLİSLERİ TUTUKLADILAR

Terfi ettirilen hakim ve savcıların durumu ise dikkat çekici. Çünkü, terfi ettirilen isimlerden bazıları 17-25 henüz soruşturma aşamasındayken polislerin talep ettiği teknik takip ve dinleme kararlarına imza atıp, sanıklar hakkında tutuklama kararı verdiler. Örneğin Sulh Ceza Hakimi Bekir Altun, 5 Nisan 2013 tarihinde Rıza Zarrab ve Süleyman Aslan hakkında 2 kez dinleme ve teknik takip kararı verdi. Sulh Ceza Hakimi Hulusi Pur ise sanıklar Abdullah Happani, Ahmet Murat Öziş, Adem Gelgeç, İrfan Işıkgün hakkında 13 Şubat 2013’te dinleme kararı verdi. Sulh Ceza Hakimi Kürşad Serbes, 2 Eylül 2013’te teknik takip kararı verdi. Yargıtay üyeliğine atanarak ödüllendirilen İslam Çiçek ise, Sulh Ceza Hakimiyken Rıza Zarrab hakkında teknik takip kararı verdi. 17-25 Aralık soruşturmasıyla ilgili teknik takip ve dinleme kararlarını veren bu hakimlerden bazıları, AKP iktidarının istediği şekilde dosyanın kapatılmasında rol aldı. Kararlarını uygulayan polisleri ‘kumpas’ iddiasıyla tutukladılar.

TAKİP KARARI VERDİ, SONRA DA POLİSLERİ TUTUKLADI

Teknik takip kararı veren Hulusi Pur, eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın da aralarında bulunduğu 6 kişiyi tahliye etti. Pur, daha sonra da 17 Aralık operasyonunda görev alan 115 polis hakkında Selam Tevhid soruşturmasında arama ve gözaltı kararı verdi. Pur, bu kararlarının ardından İstanbul’da Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına, 2018’de de Yargıtay üyeliğine atanarak ödüllendirildi.

17 ARALIK’TA DİNLEME KARARI VERDİ, ADLİ YARGI KOMİSYONU BAŞKANI OLDU

17-25’te dinleme kararı veren Bekir Altun ise, TOKİ, Fatih Belediyesi ve Halk Bankası’na yönelik operasyonu dalgasında nöbete çağırılarak haklarında tutuklama talep edilen kişilerin salınmasını sağlamıştı. Selam-Tevhid dosyasında 150’ye yakın dinleme kararına imza atan Altun, 17 Aralık sonrası rüzgarın dönmesiyle talimatını uygulayan polisleri tutukladı. Altun, İstanbul Anadolu Adliyesi Adli Yargı Komisyon Başkanlığına atanarak terfi ettirildi.

Hakim İslam Çiçek.

FACEBOOK’TAN ERDOĞAN’A SEVGİSİNİ İLAN ETTİ, YARGITAY’A ATANDI

17 Aralık soruşturmasında Reza Zarrab ve diğer sanıklar hakkında teknik takip kararı veren İslam Çiçek, iktidarın yargıda kontrolü alması sonrası Reza Zarrab ile Zafer Çağlayan’ın oğlu Kaan Çağlayan, Muammer Güler’in oğlu Barış Güler’i tahliye etti. Facebook sayfasından Tayyip Erdoğan için “Allah UZUN ömür versin UZUN adam” paylaşımları yaparak sevgisini gösteren Çiçek, 2017’de Yargıtay üyeliğine seçildi.

Savcı Ekrem Aydıner.

‘DOSYAYI OKURKEN MİDEM BULANDI, GÖTÜRÜN BUNLARI’

17-25 Aralık soruşturmasında yer alıp daha sonra da takipsizlik kararı vererek yolsuzluk dosyasının kapatılmasını sağlayan Savcı Ekrem Aydıner’e özel bir parantez açmak gerekiyor. Aydıner, savcılar Celal Kara ve Mehmet Yüzgeç’in yürüttüğü 17 Aralık yolsuzluk soruşturması savcısına 3’ncü savcı olarak atandı. Kara ve Yüzgeç’in görevden alınmasının ardından dosyada tek savcı olarak kalan Aydıner, 17 Ekim 2014’te 17 Aralık soruşturmasında ‘Usulüne uygun delil toplanmadığı, suçun unsurlarının oluşmadığı ve herhangi bir örgüte rastlanmadığı’ gerekçesiyle takipsizlik kararı verdi. Aydıner’in bu kararı sonrası hakkında daha önce HSYK tarafından verilen ‘kınama’ cezası kaldırıldı. Aydıner, 2020 yılında önce İzmir Başsavcı Vekilliğine kısa süre sonra da Ankara Başsavcı Vekilliğine atandı. Aydıner, CHP’li milletvekilleri hakkında fezleke düzenlemesiyle gündeme geldi. Aydıner, Sanıkları tutuklamaya gönderen savcı Ekrem Aydıner, 17 Aralık sürecinde 2 defa sanıkların tutuklamasının uzatılmasını talep etti. Aydıner’in sanıkları tutuklamaya sevkederken “Dosyayı okurken midem bulandı, götürün bunları mahkemeye tutuklansınlar” dediği belirtildi.

İRFAN FİDAN: 25 ARALIK’I KAPATTI, POLİSLERİ TUTUKLATTI

25 Aralık soruşturmasının kapatılmasında bizzat rol alan isimlerden savcı İrfan Fidan ise, soruşturmada görev alan 115 polis hakkında Selam Tevhid iddiasıyla gözaltı kararı verdi. Fidan, Fidan, üstün gayretlerinin ardından önce İstanbul Başsavcı Vekilliği görevine ardından ise İstanbul Başsavcılığına atandı. Fidan, 27 Kasım 2020’de Yargıtay üyeliğine seçildi. Yargıtay’da bir gün dahi görev yapmadan Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday olan Fidan, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından AYM üyeliğine seçildi.

FUZULİ AYDOĞDU: SORUŞTURMAYI KAPATTI, KOLTUĞU KAPTI

17-25 Aralık soruşturmalarında takipsizlik kararı veren savcılardan bir diğeri olan Fuzuli Aydoğdu da, önce İstanbul Başsavcı Vekilliğine ardından HSK Genel Sekreterliğine oradan da Yargıtay üyeliğine terfi ettirildi. 25 Aralık dosyasını kapatan savcılardan İsmail Uçar ise İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na atanarak ödüllendirildi.

Yüz milyarlarca dolarlık çark deşifre oldu: Çark yayında

Analiz

Türkiye’de genç olmak

Türkiye genç olmak ateşten gömlek giymek demek. Paşaların kahraman ilan edildiği koca darbe gençlere yıkılıyor, bir twit attığı için gençlerin hayatları karartılıyor, Erdoğan aleyhine slogan atılan bir yerde bulundukları için okudukları lise gözaltına alınıyorlar. Ya da bir iftara katıldı diye final sınavları zamanı tutuklanıyorlar. AKP tarafından sistematik şekilde baskıya maruz kalan gençlerin ülkeyi terk edenler içerisindeki oranı da dikkat çekici.

BOLD – AKP iktidarının gençlerle yıldızı hiç barışmadı. Siyasi eleştirilerini sosyal medyadan paylaşan yüzbinlerce genç, nezarethane ve cezaeviyle tanıştı.

15 Temmuz’daki askeri kalkışma sonrası Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları kahraman ilan edilirken, koca darbede ihale çoğu çocuk yaştaki harbiyeli öğrencilere kaldı.

Birçok askeri öğrenci darbeye teşebbüsten müebbet hapisle cezalandırılırken, o yıl 13-14 yaşlarında olan askeri lise öğrencileri de 18’ine basar basmaz gözaltına alındı.

Önceki gün hakkında soruşturma başlatılan, 25 yaşındaki bir askeri öğrenci haksızlığa isyan ederek intihar etti. Bilgiyi paylaşan Askeri Öğrenci Komitesi platformu, intihar eden gencin ağabeyinin de tutuklu bir askeri öğrenci olduğunu belirtti.

HEDEFTE ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİ

Hizmet Hareketi mensubu oldukları gerekçesiyle ülkenin dört bir yanındaki üniversitelerde okuyan öğrenciler, final sınavları döneminde gözaltına alınmaya başladı.

15 Temmuz’dan bu yana 6 yıl geçmesine rağmen, iktidar güdümündeki yargı ülkenin gençlerini sudan sebeplerle cezalandırmaya deva ediyor.

Karabük’te gözaltına alınan 14 üniversite öğrencisinden 3’ü tutuklandı. Katıldıkları iftar yemekleri tutuklanan öğrencilerin aleyhinde delil olarak kullanıldı.

Karabük’te bir haftadır gözaltında tutulan 14 kız öğrenciden sonra, dün de aralarında Antalya Akdeniz Üniversitesi’nde okuyan öğrencilerin de yer aldığı 50 kişi gözaltına alındı.

LİSELİLERE OKULDA GÖZALTI

Dünya Kadınlar Gününde, Erdoğan aleyhine atılan sloganlar yüzünden dün 2 liseli okudukları okulda gözaltına alındı.

Son birkaç günde yaşananlar gençlere yönelik tahammülsüzlüğü gözler önüne sererken, sosyal medyada kullanıcılarının da dikkatini çeken durum “Türkiye’de genç olmak” etiketiyle gündeme yerleşti.

Türkiye’deki baskıya dayanamayan gençlerse çareyi ülkeyi terk etmekte buluyor. Türkiye’den göç edenler arasında gençlerin oranı dikkat çekiyor.

TÜİK’in verilerine göre, Türkiye’den yurtdışına göç eden nüfus içinde yüzde 15.2 ile en büyük dilimi ‘25-29 yaş grubu’ oluşturdu. Bu yaş grubunu yüzde 13 ile 30-34 ve yüzde 12.6 ile de 20-24 yaş grubu takip etti.

Antalya’da kız öğrenciler ve öğretmenler iki gündür gözaltında

Okumaya Devam Et

Analiz

Nebati ne dediyse tersi çıkıyor: Dolar 6 ay öncesine döndü

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati dolar 13,70 lira seviyesindeyken Londra’ya gitti. Yabancı yatırımcılara “Dolar artık buradan daha yukarı gitmez” dedi. Son haftalarda yükselişe geçen dolar, kur korumalı TL mevduat sisteminin açıklandığı 20 Aralık’tan bu yana ilk kez 15.66 liranın üzerini gördü.

BOLD ANALİZ – Geçen haftayı 15.48 liradan kapatan dolar mart ayında cari açığın beklentileri aşmasıyla 15.66 liranın üzerini gördü. Dolarda yeni hedef 15.80 ve 16 lira olarak belirlendi.

DOLAR TÜM DÜNYADA GÜÇLENİYOR

ABD’de nisan ayı enflasyonunun yıllık yüzde 8.3 ile yüzde 8.1’lik beklentiyi aşmasıyla dolarda küresel olarak güçlenme yaşanmıştı. Yükselen enflasyonun ABD Merkez Bankası FED’i daha sert sıkılaşma adımları atmaya zorlayacağına yönelik tahminlerin ağılık kazanmasıyla ABD tahvil getirilerinde yükseliş yaşandı. Doların ana para birimleri karşısındaki performansını gösteren dolar endeksi ise geçen hafta 20 yılın zirvesini gördü. Bu gelişmelerle dolar 15.45 lirayı aşmıştı.

TÜRK LİRASI İKİ HAFTADA YÜZDE 4,5 ERİDİ

Dolar yeni haftaya ise 15.50 liradan başladı. Mart ayında cari açığın beklentileri aşmasıyla 15.53 liranın üzerini gördü. TCMB verilerine göre mart ayında cari açık geçen yılın aynı ayına göre yüzde 67 yükselerek 5.5 milyar dolara çıktı. TL bugün dolar karşısında yüzde 0.4 değer kaybederken hareketin başladığı son iki hafta itibarıyla TL’nin değer kaybı yüzde 4.5’e ulaşmış oldu.

TARİHİ ZİRVE 18.41 LİRA

Son gelişmelerle beraber dolar kur korumalı TL mevduat sisteminin ilk olarak açıklandığı 20 Aralık’tan bu yana ilk kez 15.50 lirayı aştı. 17 Aralık Cuma günü dolar 18.41 lirayla tarihi zirvesini görmüştü. Ardından 20 Aralık’ta KKM açıklaması sonrası dolarda düşüş yaşandı. 24 Aralık’ta KKM resmen devreye alınırken dolar da 10.63 liraya geriledi. Ancak sonra yeniden yükselişe geçerek 13,70 seviyesine çıktı. Nisan ayına kadar 14 duvarını yıkamayan dolar önce 14 lirayı sonra 15 lirayı aştı.

DOLAR KURU AKP’NİN KONTROLÜNDEN ÇIKTI MI?

Dolarda yükseliş devam ederken Merkez Bankası’nın eli kolu bağlı durumda. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kontrolündeki TCBM, doları frenlemek için sadece rezerv satışı yapabiliyor. Faiz artışı enstrümanını ise kullanamıyor.  2021 yılı Eylül ayından Aralık ayına kadar 500 baz puan faiz indirerek politika faizini yüzde 14’e indiren TCMB Para Politikası Kurulu son 4 toplantıda faizi sabit bıraktı. Kuru kontrol eden AKP Hükumeti, son iki haftadır yükselişi seyrediyor. Reuters geçen hafta, AKP’nin doları 15.50 liraya kadar kontrollü yükselteceğine yönelik analiz yayımladı.

Erdoğan’ın yeni ekonomi modeli denemelerinin bedeli ağır oldu. Türkiye’de nisan ayında yıllık enflasyon yüzde 69.97’ye yükseldi. Halkın enflasyonunu ölçen ENAG’a göre ise enflasyon yüzde 150’yi aştı.

Ümit Özdağ Soylu’ya sordu: 15 Temmuz’da yarım kalan neydi?

Okumaya Devam Et

Analiz

Niinistö’nün kafası karışık Türklerin net: Erdoğan’ın “U” dönüşüne herkes hazır

Dış politikadaki hayrete düşüren “U” dönüşlerine bir yenisi daha mı geliyor. Erdoğan, ABD başta olmak üzere NATO üyesi ülkelerin desteklediği iki yeni üyelik başvurusuna olumlu bakmadığını açıkladı. Erdoğan’ın vetosunu gündem olduğu sosyal medyada, kullanıcılar yeni “U” dönüşünün tarihi ve nedenini tartıştı.

BOLD – AKP iktidarının dış politikadaki “U” dönüşlerini vatandaş hayretle izliyor. Önce Rusya daha sonra da sırasıyla darbeci Mısır, katil İsrail, 15 Temmuz’un finansörü Birleşik Arap Emirlikleri ve Cemal Kaşıkçı cinayeti faili Suudi Arabistan.

Bu yakıştırmaların sahibi AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, suçladığı ülkeler karşısında tek tek geri atım attı.

NATO’NUN ERDOĞAN İLE İMTİHANI

İkinci Dünya Savaşı sırasında “askeri tarafsızlık” ilan eden Finlandiya, Rusya-Ukrayna savaşının ardından tarihi bir karar aldı.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasının ardından NATO’ya üyelik mesajı veren Finlandiya, süreci resmen başlatacağı açıklaması yaptı. Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö, “NATO üyeliği için resmen başvuracağız” dedi.

Türkiye dışında, NATO üyelerinin tamamı başvuru konusunda net.

ABD Başkanı Joe Biden, İsveç Başbakanı Magdalena Andersson ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ile yaptığı görüşmede söz konusu iki ülkenin NATO üyelik sürecine destek vereceğini bildirdi.

İktidar Sözcüsü İbrahim Kalın, üyelik konusunda 2 ülkeye kapıları kapatmadıklarını söylese de AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan İsveç ve Finlandiya’nın ittifaka katılmasını destekleyemeyeceğini açıkladı. Erdoğan, iki kuzey Avrupa ülkesinin birçok terör örgütüne ev sahipliği yaptığını söyledi.

KAFAM KARIŞTI

Erdoğan’ın Kendisine daha önce farklı konuştuğunu söyleyen Niinisto, “Açık olmak gerekirse biraz kafam karıştı çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yaklaşık bir ay önce bir telefon görüşmesi gerçekleştirdim ve benden önce insiyatif aldı ve ‘NATO’ya başvuruyorsunuz ve biz bunu olumlu değerlendireceğiz’ dedi. Kendisine teşekkür ettim ve teşekkürün karşısında çok memnun oldu. Yani anlıyacağınız, kafam biraz karıştı. İki gün önce duyduklarımız farklıydı. Dün yeniden Türkiye’nin üyeliğimize açık olduğunu duyduk fakat hayıra dönüştü ya da olumsuza dönüştü diyelim. Sanırım şu anda net bir yanıta ihtiyacımız var. Erdoğan’la dile getirdiği problemlerle ilgili konuşmaya hazırım” dedi.

U DÖNÜŞÜ NE ZAMAN

Öte yandan Erdoğan’ın çelişkili açıklamaları Türkiye’de de tartışma konusu. En çok merak edilen konu ise Erdoğan’ın veto konusunda ne zaman geri adım atacağı.

Erdoğan’ın Suudi Konsolosluğunun bahçesine gömdüğü itibar ve Nebati skeci

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar