Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

ABD’de hükümetin resmen “kapanması” ne anlama geliyor?

ABD Kongresi'ndeki Demokratlar ile Trump arasında yaşanan ödenek tartışmaları ülkede federal hizmetlerin durdurulması riskini ortaya çıkardı.

ABD Kongresi’ndeki Demokratlar ile Başkan Donald Trump arasında yaşanan “Meksika duvarı ödeneği” tartışmaları, ülkede federal hizmetlerin durdurulması riskini ortaya çıkardı.

Trump, Meksika sınırına inşa etmek istediği duvar için Kongre’den 5 milyar dolarlık ek ödenek istiyor. Kongre’deki Demokratlar ise 1,3 milyar dolar seviyesinde bulunan ödeneğin artırılmasına karşı çıkıyor.

Geçen hafta Trump’ın Senato ve Temsilciler Meclisi’ndeki Demokrat parti liderleri ile bir araya geldiği toplantı sonrası yapılan basın toplantısı hararetli bir tartışmaya sahne olmuştu.

Trump’ın Meksika sınırına duvar yapılması için gerekirse “hükümeti kapatma” seçeneğini dile getirmesi, diğer tarafında Senato’daki Demokratların lideri Chuck Schumer ve Temsilciler Meclisi azınlık lideri Nancy Pelosi’nin olduğu tartışmanın fitilini ateşledi.

HÜKÜMET OCAK AYINDA DA KAPANMIŞTI

Ocak ayında ABD Senatosu’nun öngörülen süre içerisinde yeni bütçe üzerinde uzlaşmaya varamamasının ardından federal hükümet de “resmen kapanmıştı”.

Temsilciler Meclisi, federal hükümetin 16 Şubat’a kadar finanse edilmesini öngören tasarıyı onaylamıştı. Bu tasarının yürürlüğe girmesi için Senato’da 60 oy alarak onaylanması gerekiyordu. Ancak 60 oya ulaşılamadı.

Böylece ABD tarihinde ilk kez, hem Temsilciler Meclisi hem Senato hem de Beyaz Saray’da aynı partinin ağırlığı olduğu bir dönemde federal hükümet kapanmış oldu. ABD’de şu anda hükümetin bu üç önemli kolu da Cumhuriyetçilerin elinde bulunuyor.

Ancak kasım ayında yapılan ara seçimlerle birlikte Temsilciler Meclisi’nde çoğunluk Demokratlara geçti. Ocak ayında yeni Kongre üyelerinin göreve başlamasıyla Temsilciler Meclisi’nde Demokratlar daha fazla söz sahibi olacak.

Federal hükümetin “kapanması”, acil ve zaruri nitelikte olmayan kamu çalışanlarının zorunlu ücretsiz izne çıkarılması ve birçok devlet programının askıya alınması anlamına geliyor.

OBAMA DÖNEMİNDE 16 GÜN

Ülkede hükümet en son 2013 yılında Barack Obama yönetimi döneminde 16 gün ‘kapanmış’, hiçbir kamu dairesi çalışmamıştı.

ABD’deki düzenlemeye göre, Kongre kalıcı bütçe onaylanana kadar geçici ek bütçelerle arayı kapatamazsa “hükümet kapanıyor” ve acil ve temel hizmetler dışında tüm kamu faaliyetleri duruyor.

Bütçe görüşmeleri sırasında hükümetin kapanmanın eşiğine gelmesi sıkça rastlanan bir durum. Bununla birlikte bütçenin öngörülen tarihe kadar yetiştirilemeyip hükümetin kapanması ise oldukça ender durumlarda yaşanıyor.

1976 yılında Kongre’nin bütçe ve kamu harcamaları bütçesini geçirmekte kullandığı yasal çerçeve kabul edildiğinden bu yana hükümet resmen 18 kere “kapandı”.

Bunların ilk altısında pratikte kamu faaliyetleri hiçbir şekilde etkilenmedi. Çünkü 1980 yılına kadar hükümetin kapatılması gibi bir durum söz konusu değildi. O tarihe kadar Başkanların elinin altında bütçeden gelen bir fonlama yoksa kredi alarak işleri sürdürmesi mümkündü.

Ancak 1980-81 bütçe döneminde Başkan Jimmy Carter, Adalet Bakanı Benjamin Civiletti’den bütçe onaylanmaması halinde neler olabileceğine dair “bir hukuki görüş” hazırlamasını istedi.

Civiletti de bu talebin bütçenin onay sürecini mali ve siyasi bir mesele olmaktan çıkarıp ilk kez hukuki bir konuya dönüştürdüğü yorumunu yaptı.

Bu dönemin ardından Civiletti’nin hazırladığı görüş çerçevesinde, Kongre’nin hükümet faaliyetleri için fon sağlamayı onaylayamadığı dönemler “bütçesiz” kabul edilerek hükümetin kısmen ya da tamamen kapatılması uygulamasına geçildi.

Reagan yıllarından bu yana Kongre’nin bütçeyi geçiremediği dönemlerde hükümet faaliyetlerinin önemli bir bölümü durduruldu. Hangi kamu faaliyetlerinin durdurulduğu her kapatmada biraz değişti ancak genel olarak “insanların canını tehlikeye atacak” ya da “ekonomiyi felç edecek” temel faaliyetler kapatmadan muaf tutuluyor.

HANGİ HİZMETLER MUAF?

Kapatma dönemlerinde federal hükümetin çalışanları “temel hizmetler”, “temel olmayan hizmetler” olarak ikiye ayırılıyor. 1995 yılında bu kategorilerin isimlendirilmesi insanları incitici bulunduğu için “muaf” ve “muaf olmayan” olarak değiştirildi.

ABD Başkanı Donald Trump

Kapatmadan muaf olmayan personele kapatma dönemlerinde “izinli” olduklarını bildiren mektuplar gönderiliyor ve ücretleri bu süre içinde ödenmiyor.

2013 yılındaki son kapatmada yaklaşık 850 bin federal kamu çalışanına izin bildirimi yapıldı. Bu, toplam federal kamu çalışanlarının yüzde 40’ını oluşturuyor.

Kapatma sona erdiğinde zorunlu izne çıkarılan kamu çalışanlarının ödemeleri hemen her zaman geriye doğru yani kapatma dönemini de kapsayacak şekilde yapılmaya başlanıyor. İzne çıkarılmayan temel kamu hizmetlerinde çalışanların da maaşları kesiliyor ama onlar çalışmayı sürdürüyor.

Ordu mensupları ile hava trafik kontrolü, sağlık hizmetlerinin önemli bölümü, afet yardım çalışmaları, elektrik idaresi, cezaevleri, sosyal güvenlik ve diğer kamu yardımları alanında çalışanlar genellikle kapatma dönemlerinde çalışmaya devam ediyor. Fakat birçok diğer kamu faaliyeti sekteye uğruyor.

2013 yılındaki hükümet kapatma sırasında ulusal parkların kapanması, vize ve pasaport hizmetlerinin aksaması çok tepki almıştı.

KAYNAK: BBC

Dünya

BM uyardı: 235 milyon kişi yardıma muhtaç, ufukta birden fazla kıtlık belirdi

Birleşmiş Milletler’den yeni yıl için korkutan yoksulluk ve kıtlık uyarısı geldi. 2021’de dünyada 235 milyon kişinin insani yardıma ve korumaya ihtiyaç duyacağını bildiren BM, aşırı yoksulluğun son 22 yılda ilk kez arttığını ve ufukta birden fazla kıtlık belirdiğini ifade etti.

BOLD – Birleşmiş Milletler, 2021 için 56 ülkeyi kapsayan 34 insani yardım planı hazırladı. BM’den yapılan açıklamaya göre Kovid-19 salgınının da etkisiyle 2021’de dünyada 235 milyon kişinin insani yardıma ve korumaya ihtiyaç duyacağı bildirdi.

BM: KOVİD-19 YARDIMA MUHÇTAÇ SAYISINI YÜZDE 40 ARTIRDI

Birgün’de yer alan habere göre BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) dikkat çeken açıklamalar yaptı. Açıklamada “Covid-19’un şokunun” dünya çapında insani yardıma ihtiyaç duyan kişi sayısını rekor seviyeye yükselttiği ve bu alanda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 40 artış olduğu aktarıldı.

235 MİLYON KİŞİ YARDIMA MUHTAÇ

BM açıklamasında salgının da etkisiyle 2021’de dünyada 235 milyon kişinin insani yardıma ve korumaya ihtiyaç duyacağı belirtilerek “2021’de insani yardıma ihtiyaç duyan herkes tek bir ülkede yaşasaydı, burası 235 milyonluk nüfusuyla dünyanın en büyük beşinci ülkesi olurdu. BM ve ortakları, açlık, çatışma, yerinden edilme, iklim değişikliği ve Covid-19 salgınının etkileriyle karşı karşıya kalan en savunmasız 160 milyon kişiye yardım etmeyi amaçlıyor.” denildi.

BAĞIŞ ÇAĞRISI

Açıklamada, aşırı yoksulluğun son 22 yılda ilk kez arttığı ve ufukta birden fazla kıtlık belirdiği vurgulandı. Acil yardıma ihtiyaç duyan milyonlarca insan için uluslararası topluma gelecek yıl 35 milyar dolar bağış çağrısı yapıldı.

BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Mark Lowcock “Kovid-19 krizi milyonlarca insanı yoksulluğa sürükledi ve hızla artan insani ihtiyaçlara yol açtı. Önümüzdeki yıl kıtlığı önlemek, yoksullukla mücadele etmek, çocukları aşılamak ve okulda tutmak için 35 milyar dolara ihtiyacımız olacak” ifadelerini kullandı.

BM, 2019’da acil insani yardıma muhtaç 168 milyon kişiye ulaşabilmek için 29 milyar dolar yardıma ihtiyaç duyulduğunu bildirmişti. BM’ye göre, 2020’de uluslararası bağışçılar rekor bir artışla 17 milyar dolar bağışta bulunmasına rağmen, belirlenen miktarın yüzde 70’i karşılanabildi.

Okumaya devam et

Dünya

Dağlık Karabağ’da kurulacak Türk-Rus Ortak Merkezi’nin görev esaslarına ilişkin mutabakat imzalandı

Milli Savunma Bakanlığı, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki ateşkesin uygulanmasını denetleyecek Türk-Rus Ortak Merkezi’nin kuruluş ve görev esaslarına ilişkin teknik detaylara yönelik görüşmelerin tamamlandığını ve iki ülke arasında mutabakat imzalandığını açıkladı.

BOLD – Bakanlığın Twitter adresinden yapılan açıklamada, “Türk-Rus Ortak Merkezi’nin kuruluş ve görev esaslarına ilişkin teknik detaylara yönelik görüşmeler tamamlanmış, mutabakat imzalanmıştır. Merkezin en kısa sürede faaliyete geçirilmesi için gerekli çalışmalar sürdürülmektedir.” denildi.

Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki ateşkesin uygulanmasını gözetmek ve denetlemek amacıyla 11 Kasım’da Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu arasında video telekonferans yöntemiyle mutabakat zaptı imzalandığı anımsatıldı.

Türk-Rus Ortak Merkezi’nin kuruluş ve görev esaslarına ilişkin teknik detaylara yönelik görüşmeler tamamlanarak, mutabakat imzalandığı belirtilen açıklamada, “Merkezin en kısa sürede faaliyete geçirilmesi için gerekli çalışmalar sürdürülmektedir.” ifadesine yer verildi.

Azerbaycan ordusu 28 yıl sonra işgal altındaki Laçın’a girdi

Okumaya devam et

Dünya

AKP’nin ABD’de kayıt dışı lobicilik yapan bir ismi daha yargı önünde: Imaad Zuberi

ABD’de Michael Flynn, Bijan Rafiekian ve Ekim Alptekin’den sonra AKP adına kayıtsız lobicilik faaliyetinde bulunan bir ismi daha yargı önünde. Türkiye ve Katar adına kayıtsız şekilde lobicilik faaliyetinde bulunan İmaad Zuberi’nin AKP’li isimlerle temasta olduğu belirlendi.

BOLD – ABD’de kayıtdışı lobicilik yapmakla suçlanan bağışçı Imaad Zuberi’nin yabancı diplomatlara, siyasi partilerin kampanyalarına bağış karşılığında önemli isimlere erişim sağladığı ortaya çıktı. Associated Press’in haberine göre Türk yetkililerle de teması olduğu belirtilen Zuberi, AKP adına da lobi faaliyetinde bulundu.

Habere göre Imaad Zuberi, eski Başkan Yardımcısı Joe Biden’la özel toplantılardan Donald Trump’ın yemin törenine özel davetleri kapsayan geniş bir temas ağına sahip. Zuberi, hem Demokrat hem de Cumhuriyetçiler’in önemli isimlerinin dikkatini çeken, siyasi partiler için bağış toplayan seçkin bir isim olarak biliniyordu.

KAYITSIZ LOBİCİLİK FAALİYETLERİ MERCEK ALTINDA

Imaad Zuberi, 22 Ekim 2019’da California’daki federal savcılarca, Amerikan hükümeti yetkililerine yönelik lobi faaliyetlerini gizlemek amacıyla çalışmalarına ilişkin kayıtlar üzerinde oynama yapmakla suçlanmıştı.

ABD Adalet Bakanlığı’nın internet sayfasında davayla ilgili açıklamada, Zuberi’nin ABD’de yabancılar adına lobi faaliyetlerinde bulunanların sisteme kayıt yaptırmalarını gerektiren ve bu faaliyetleri düzenleyen Yabancı Ajan Kayıt Yasası’nı (FARA) ihlal ettiği, Zuberi’nin yasadışı kampanya bağışlarından 1 milyon dolar para kazandığı, ABD seçimlerini etkilemek isteyen yabancı şahıs ve kurumlardan para aldığı belirtiliyordu.

ZUBERİ DE İTİRAFÇI OLDU

Imaad Zuberi, aleyhinde açılan davada geçen yıl, kampanyaların finansmanı yasasını ihlal etme, yabancı ajan olarak kayıt yaptırmama ve vergi kaçırma suçlarını itiraf etmiş, savcılıkla işbirliği yoluna gitmişti.

Zuberi, yabancı ülke vatandaşlarının yasadışı olarak Trump’ın yemin töreni hazırlıkları komitesine bağış yapıp yapmadıklarına ilişkin New York’ta açılan federal soruşturmada adaleti engelleme suçunu da itiraf etmişti. Zuberi’nin 7 Ocak’taki karar duruşmasında cezasının belli olması bekleniyor.

Los Angeles’taki federal savcılar Zuberi için en az 10 yıl hapis cezası talep ediyor.

ÜST DÜZEY İSİMLERLE BAĞIŞ KARŞILIĞI TEMASLAR

Zuberi’nin yaptığı bağışlar ABD’de dış politika konularında aktif çalışan Senatör Bob Casey ve Lindsey Graham gibi üst düzey isimlerin de aralarında bulunduğu yetkililere ilk elden erişim imkanı verdi.

Savcılara göre Zuberi en az beş ülke ve yetkilileri için uzun yıllar kayıt dışı yabancı lobici olarak çalıştı.

Amerikan Associated Press (AP) ajansının haberine göre Zuberi, ABD’li siyasetçi ve yetkililerle bağlantılarını, yararlı olabilecek bazı bilgileri yabancı yetkililere iletmek için kullandı. Bu bilgiler arasında Joe Biden’la ilgili olanlar da vardı.

AKP’Lİ YETKİLİLERLE TEMASLARI

AP’nin haberinde Zuberi’nin Türk yetkililerle de yazışmaları yer aldı. Haberde, Trump’ın kişisel avukatı Rudy Giuliani’nin ve eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’in AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çıkarlarına yönelik hareket ettiği belirtildi.

Özel yazışmalar ve mahkeme belgelerine göre, Zuberi’nin de bu süreç içinde yer aldığı kaydedildi.

BÜYÜKELÇİ KILIÇ: GENEL SEÇİMLER ÖNCESİNDE TERS TEPER

AP’nin haberinde bu kapsamda, 2015 yılında Temsilciler Meclisi’nde 30’dan fazla Kongre üyesinin Türkiye’de ifade özgürlüğü ve insan haklarına saygı gösterilmesi çağrısında bulunan bir tasarısının sunulduğu, Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç’ın karar tasarısının taslağına ulaşarak Zuberi’den tasarının başarısız olmasına yardımcı olmasını istediği, yazdığı bir e-postada böyle bir tasarının geçmesinin Türkiye’deki genel seçimler öncesinde ters tepeceğini yazdığı belirtildi.

Zuberi’nin bu e-postaya cevap olarak, “Erdoğan’ın kahraman olduğunu düşündüğünü ve Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu’nun iki en güçlü üyesi olan Cumhuriyetçi Ed Royce ve Demokrat Eliot Engel’ın ikna edilmesi için Kılıç’a yardımcı olmaktan memnuniyet duyacağını” belirtti.

Zuberi’nin, söz konusu yazışmada, “Los Angeles’a gelip benim konuğum olsanıza? Sizi akşam yemeğinde özel olarak bir araya getirebilirim. Dışişleri Komisyonu’nda başka hangi isimler konusunda yardıma ihtiyacınız var? Her iki tarafta da çoğunu tanıyorum” dediği bildiriliyor.

AP’nin haberinde Zuberi’nin bahsi geçen her iki Kongre üyesiyle de güçlü ilişkileri olduğu, özellikle Demokrat Eliot Engel ile yakın ilişkisi olduğu kaydediliyor.

TASARIYA KARŞI LOBİCİLİK İDDİASI

Savcılık, Zuberi’nin Türkiye’yle ilgili karar tasarısının geçmemesi için aktif bir şekilde lobi yaptığını, tasarının sponsorlarından birini buna ikna ettiği, tasarının oylanmadan komisyonda başarısız olduğunu belirtiyor.

ÇAVUŞOĞLU, ZUBERİ’NİN VİP KONUĞU

Trump’ın yemin töreniyle ilgili Associated Press’in ele geçirdiği bir iç yazışmada, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Zuberi’nin VIP konuklarından biri olarak listede yer aldığı belirtiliyor.

Zuberi’nin yemin törenine yakın bir tarihte düzenlenen bir etkinlikte Çavuşoğlu ve Büyükelçi Serdar Kılıç’la poz verdiği fotoğrafları Facebook sayfasından sildiği de kaydediliyor.

Zuberi’nin 2016 seçimlerinde Demokrat Parti başkan adayı olan Hillary Clinton için büyük miktarlarda para topladığı, seçimden sonra da Trump’ın Başkanlık Yemin Töreni Komitesi’ne yüksek miktarda bağış yapan isimlerden olduğu belirtiliyor.

KATAR ADINA LOBİCİLİK FAALİYETLERİ

Savcılara göre Zuberi, Birleşik Arap Emirlikleri’ne karşı milyonlarca dolarlık nüfuz mücadelesine giren Katar adına da Trump döneminde Beyaz Saray ve Kongre’de lobi faaliyetlerinde bulundu.

Güvenlik yetkililerine göre, Zuberi’nin Katar adına lobi faaliyetleri hakkında soruşturma hala devam ediyor.

Zuberi’nin, 2016 yılı Aralık ayında yani Trump’ın seçimi kazanmasından iki ay sonra New York’taki Trump Tower ziyaretinde, Katar Dışişleri Bakanı’na eşlik ettiği belirtiliyor.

Köpeği ile oynarken düşen Joe Biden’ın ayağında çatlak oluştu

Okumaya devam et

Popular