Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Göbeklitepe: Dünyanın en eski yerleşiminde bir vefasızlık öyküsü

Prof. Klaus Schmidt ve eşi Çiğdem Köksal Schmidt’in, Göbeklitepe’ye verdikleri 20 yıllık emeğin üzerine beton dökülürken, Erdoğan 2019’u Göbeklitepe yılı ilan etti. Dünyanın en eski yerleşiminde bir vefasızlık öyküsü.

Sevinç Özarslan /BOLD

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2019’un Göbeklitepe yılı ilan edildiğini açıkladı.

Erdoğan şöyle konuştu: “2019 yılını Şanlıurfa Göbeklitepe yılı olarak ilan ediyoruz. Gaziantep de bu işin içinde olacak, Mardin de aynı şekilde, Adıyaman da…. 5 ilimizi bu işin içerisine almak suretiyle bölgeyi Göbeklitepe yılında ayağa kaldıracağız. 2018’i de Truva yılı ilan etmiştik. Bölgede turizme yüzde 60 bir canlılık getirmiştik.”

Şanlıurfa’nın 18 km kuzeydoğusundaki Örencik Köyü yakınlarında keşfedilen Göbeklitepe, dünyanın en eski ve en büyük inanç merkezi olarak kabul ediliyor. 12 bin yıllık bir geçmişe sahip. Dünyanın ilk tapınaklarının burada inşa edildiği biliniyor. Yerleşik yaşama geçiş tarihinin yeniden yazılmasına gerektiği Göbeklitepe ile ortaya çıktı. Bölgede 21 adet gömülü ibadet yeri var. Bugüne kadar ancak biri ortaya çıkarılabildi. Göbeklitepe’deki arkeolojik kazılar, bu sene 24. yılını doldurdu. Bölge özellikle son yıllarda yerli ve yabancı ziyaretçi akınına uğradı. Şehre bir müze kazandırdı. Şanlıurfa Arkeoloji ve Mozaik Müzesi kazılardan çıkan eserler sergilenmek üzere yapıldı. UNESCO ise geçtiğimiz temmuz ayında Göbeklitepe’yi Dünya Miras Listesi’ne aldı.

20 Temmuz 2014’te kalp krizi geçirerek hayatı kaybeden Kazı Başkanı Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsü Orient Bölümü uzmanı ve Erlangen Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Klaus Schmidt ve eşi Çiğdem Köksal Schmidt, Göbeklitepe’ye 20 yıl emek verdiler. Bölgeyi tüm dünyaya tanıtan ve yabancı arkeologları bölgeye çeken T şeklindeki yapıların ortaya çıkarılması onların istikrarlı çalışması ve başarısının sonucu. 3 ve 6 metre arasında değişen boyları ve stilize edilmiş insan ve hayvan figürleri bulunan bu yapılar, hayranlıkla izlendi.

Schmidt ailesi, 2014’e kadar her yaz Göbeklitepe’de yaklaşık 80 kişilik ekiple görev yaptı. Her yıl bu ekibe Almanya, Belçika, Hollanda’dan gelen yeni bilim adamları katıldı. Ölümünden kısa bir süre önce konuştuğumuz Prof. Schmidt, Göbeklitepe’nin büyük ve zengin bir bölge olduğunu ve kazıların 50-60 yıl daha sürebileceğini söylemişti. Prof. Schmidt’in ani ölümünden sonra Çiğdem Köksal Schmidt, Şanlıurfa Belediyesi’yle yaşadıkları anlaşmazlık nedeniyle kazı çalışmalarında devre dışı bırakıldı.

BENDEN BAŞKA KİMSENİN CANI ACIMIYOR MU?

Fakat Çiğdem Köksal Schmidt, yıllarca emek verdiği bölgeyi terk etmedi. Her fırsatta oraya gitti, yapılanları gözlemledi. Yanlışları dile getirdi. En son geçtiğimiz mart ayında yaptığı ziyaretinde kazı alanına beton döküldüğünü sosyal medya hesabından duyurmuştu. Schmidt, “Burası Göbeklitepe. Taze beton dökülen alanın yanı başında görülen F yapısı (kaya tapınağı) adını verdiğimiz alan, üzerinde iş makinelerinin eze eze bitiremediği alanda hemen bu neolitik döneme ait mimari kalıntıların üç metre ilerisinde, orada yüzeyde bir şey görmeyince altında da bir şey yok sanıyorlar.” demişti.

 

Schmidt, orada 15 cm derinlikte anakaya üzerinde Neolitik döneme ait izler bulunduğunu belirtmiş ve 2013 yılında başlayan ahşap yürüme yolu projesinin bir kısmını söktüklerini başka bir güzergah saptadıklarını söylemişti. Oysa bu yeni alan Prof. Schmidt’in ziyaretçi yoğunluğu yönelmesin diye boş bıraktığı bir alandı.

Çiğdem Schmidt şöyle devam ediyor: “Eski tren yollarından kalma ahşaplarla yürüme yolunu aşağıdaki ziyaretçi merkezinin oraya kadar kesintisiz yapacağız, SİT alanına kesinlikle beton dökmeyiz, asfalt yapmayız demişlerdi Klaus hayatta iken. Onun yapılmasını istemediği, Göbeklitepe’yi tahrip edeceğini bildiği her şeyi koştura koştura yapıyorlar. Bu sabah Göbeklitepe’yi ziyaret ettiğimde nasıl hızlı bir tahribat vardı anlatamıyorum. Ben tahribat diyorum, onlar Doğuş yol yapıyor, proje böyle diyorlar. Bir tane arkeolog, bakanlık temsilcisi, müze görevlisi yok alanda… Bir arkeolog neredeyse çevre gezisi yaparken bile ancak bakanlık temsilcisi ile hareket edebilirken, ihale alan inşaat şirketlerine SİT alanlarında süresiz dolaşım ve ne istersen onu yap izni mi veriliyor?”

Çiğdem Köksal Schmidt’in sesini duyan olmadı. Eşinin anısına şehir merkezindeki evlerini müzeye dönüştürerek sahip çıkabildi. Geçtiğimiz yaz açılan Klaus Schmidt Anı Evi, hem kazı ekibinin yazları konakladığı hem de Schmidt ailesinin yaşadığı tipik bir Urfa konağıydı.

Göbeklitepe arkeoloji tarihinin en büyük keşiflerinden biri, dünyanın en eski yaşam alanı. Fakat tarihi eserlere ‘çanak çömlek’ muamelesi yapan, sanat eserlerine ucube diyen, sanatçıyı bozuntu ilan eden bir anlayış ile beton dökülen Göbeklitepe’ye nasıl sahip çıkalabileceği ya da 2019’u Göbeklitepe yılı ilan etmenin anlamsızlığı soru işareti…

 

BOLD ÖZEL

Cezaevinde koronavirüs kapan akademisyen Halil Şimşek hayatını kaybetti

BOLD ÖZEL – 5 yıldır Çanakkale Cezaevinde tutuklu Çanakale Onsekiz Mart Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğr. Üyesi Yrd. Dr. Halil Şimşek (53) bugün hayatını kaybetti. 15 gün önce virüs kapan Şimşek geçen hafta yoğun bakıma kaldırılmıştı. Cemaat soruşturmaları kapsamında 19 Temmuz 2016’da tutuklanan Şimşek 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

İçişleri Bakanlığının genelgesinin arkasında bu görüntüler mi var?

Tam kapanma sonrası pazar yeri kapanan pazarcı esnafı ellerindeki bozulma riski bulunan ürünleri yasağa rağmen caddelerde sergiliyor. İstanbul caddelerini pazara çeviren esnafın isyanına kayıtsız kalamayan bakanlık pazaryeri genelgesi yayınladı.

BOLD ÖZEL – Tam kapama sonrası, taze yaş sebze ve meyvenin satıldığı pazar yerleri de kapandı. Ürünlerinin ellerinde kaldığını belirten pazarcılar mallarını dökerek hükumetin kararını protesto etti. Pazarcılar Odasından yapılan açıklamada hem halkın hem de üreticinin kaybettiği vurgulandı.

İçişleri Bakanlığı, bugün yayınladığı genelgeyle tam kapanma dönemi içerisinde 8 ve 15 Mayıs 2021 tarihlerine denk gelen cumartesi günleri 10.00- 17.00 saatleri arasında sadece yaş sebze, meyve ile fide satışı yapan pazaryerlerinin açık olacağını duyurdu.

Genelgede, mevsimsel etkiler nedeniyle ürün arzında yaşanan artış, ürünlerin saklama zorluğu ve raf ömürlerindeki kısalık nedeniyle çiftçiler tarafından üretilen tarımsal ürünlerin (yaş sebze-meyve) zayi olabileceği yönünde tespitler bulunduğu belirtildi.

Öte yandan, bakanlığın genelgesi yayınlanmadan önce pazarcılar İstanbul’un çeşitli yerlerini yasağa rağmen pazar yerine çevirdi. İşlek caddelerde pazar kamyonlarını satış için hizmete açan pazarcılara halk da ilgi gösterdi. Pazarcılar polis ve zabıta ekiplerine aldırış etmeden satışa devam etti.

Çiftçi kazanamıyor halk alamıyor

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

NBA yıldızı Enes Kanter’e Atina’dan maç teklifi!

Yunanistan’ın başkenti Atina’daki bir basketbol kursu, geleceğin NBA yıldızlarını yetiştirmeye aday oldu. Kurs, şimdilik sadece Türkiye’yi terk edip Yunanistan’a sığınmak zorunda kalan mülteci çocukların yaşadığı travmayı silmeyi amaçlıyor. Çocukların en büyük hayali ise NBA yıldızı Enes Kanter ile maç yapmak.

BOLD ÖZEL – Olimpiyatların beşiği Yunanistan, farklı bir basketbol kursuna ev sahipliği yapıyor. Kursun katılımcıları, 15 Temmuz sonrası sıkıntılar yaşayan ve aileleriyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan çocuklar.

Çocukların yaşadığı zor günleri atlatmasına ve sosyalleşmesine yardımcı olabilmek amacıyla açılan kursun hocaları ise yine kursiyer çocuklar gibi Türkiye’den göç etmek zorunda bırakılan yargı mensupları…

BASKETBOL TERAPİ OLDU

Yaşadıkları baskı nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan yargı mensupları, Atina’da pandemi sürecinde basketbol oynamaya başladı. Bir açık hava sahasında amatörce başlayan basketbol merakı, kısa sürede basketbol severleri buluşturan bir aktivite oldu. Yetişkin mültecileri stresten uzaklaştıran basketbol, zamanla  çocuklar için bir terapiye dönüştü.

Basketbol eğitimi alan ve güvenlik gerekçesiyle adını açıklamayan bir yargı mensubu, gönüllü olarak çocukların koçu oldu ve haftada iki gün antrenmanla eğitime başladı. Kursun başlangıçta hedefi 15 öğrenciye ulaşmaktı. Ancak talep beklenenden çok daha fazla oldu. Bu mart ayı sonunda başlayan kursta, şu anda yaşları 5 ile 15 arasında değişen 44 öğrenci eğitim alıyor.  Hem erkek hem de kız çocuklarına eğitim verilen kursta yeni kayıtlar da devam ediyor.

GELECEK KAYGISI TAŞIYAN ÇOCUKLAR SOSYALLEŞTİ

Pandemi şartlarında eve kapanan çocuklar basketbol kursu ile yeniden sosyalleşmeye başladılar. Türkiye’de yaşadıkları sıkıntılar ve gelecek kaygıları sebebiyle büyük travmalar yaşayan çocuklar, basketbol sayesinde özgüvenlerine de yeniden kavuştu. Ailelerin de çocuklardaki hızlı değişimi hemen fark ettiğini vurgulayan basketbol koçu, “Ben, bana daha çok terapi olduğunu düşünüyorum. Moral olarak düştüğüm yerden, o çocukların enerjisini görünce moral bulup toparlandığım çok olmuştur” ifadelerini kullandı.

AMAÇ KURSU BASKETBOL OKULUNA DÖNÜŞTÜRMEK

Kursun adı Spor Akademi olarak belirlendi. Yunanistan’a teşekkür için de formaların rengi mavi ve beyaz olarak seçildi. Üzerine NBA’in sloganı ‘I love this game’  yazıldı. Ayrıca kursun yerini ve zamanını belirtmek için de Athens 2021 eklendi. Formalar hayırseverlerin destekleri ile alındı. Kursa katılan çocukların kardeşlerinin üzülmemesi için  onlara da ayrıca forma hazırlandı.

Kursu hayata geçiren ekibin amacı uzun vadede, ülkesini terk etmek zorunda kalıp Yunanistan’a sığınan mülteci çocuklarının tamamını kapsayacak bir basketbol okulu açmak. Bunun için BM, AB, UNICEF gibi pek çok uluslararası kuruluşlarla iletişime geçmeyi planlıyorlar.

ENES KANTER GİBİ OLMAK İSTİYORLAR

Çocukların kendilerine örnek aldıkları isim ise NBA’de Portland’ın yıldızı Enes Kanter…

Dünyaca ünlü oyuncu ile maç yapmak istediklerini belirten minikler, Kanter’in maçlarını yakından takip ediyor. Basketbol koçu, çocuklarla Enes Kanter’in maçları ve nasıl oynadığıyla ilgili sürekli konuştukları belirtiyor.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0