Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Rus trollerin Türkiye’ye yönelik paylaşımları 15 Temmuz sonrası zirveye ulaşmış

Twitter, Rusya'nın "troll fabrikası" olarak bilinen IRA'da üretilen 10 milyon tweet'in içeriğini paylaştı.

Twitter, Rusya’nın “troll fabrikası”nda üretilen 10 milyon tweetin içeriğini ilk kez paylaştı.

Arşivde, trollerin en çok kullandığı hashtag’ler arasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bulunması dikkati çekti.

Veriler, Moskova’nın nasıl kutuplaşmaları tetikleyerek sistemli provokasyon hazırladığını, bunu da stratejik amaçları için nasıl kullandığını çarpıcı örnekleriyle ortaya koydu.

Karar’da yer alan habere göre, ABD’den Avrupa’ya, Türkiye’den Afrika ve Arap coğrafyasına bütün sosyal hareketlerde ön plana çıkan sosyal medyada Rus etkisi, Twitter’ın açtığı arşivle ortaya çıktı.

Twitter sansüründe Türkiye açık ara birinci

15 TEMMUZ 2016 SONRASI PAYLAŞIMLAR ZİRVEYE ULAŞTI

ABD seçimleri ve Almanya’da Merkel karşıtı propagandada Rusya merkezli troll ordusunun yaydığı sahte hesapların büyüklüğü dikkati çekti. Arşive göre Rus trollerin paylaşımları Türkiye’de 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü sonrası, Almanya’da seçim öncesi, İngiltere’de ise Brexit esnasında zirveye ulaştı.

Twitter, çoğu Rusya kökenli trol arşivini kamuoyuna açtı. Troll hesapların yaptığı paylaşımlarda Türkiye, Erdoğan ve 15 Temmuz hakkında yapılan Almanca paylaşımlar da dikkati çekiyor.

Twitter, sosyal medyada propagandaların nasıl yapıldığını göstermek amacıyla, bilinçli olarak tartışmalı konuları paylaşan ve sistematik olarak kutuplaşmayı hedefleyen 5 bin troll profil ve 10 milyonu aşan Twitter paylaşımlarını araştırmacıların istifade etmesi amacıyla yayımladı.

5 BİN TROLL HESAPTAN 10 MİLYONUN ÜZERİNDE TWEET

Kamuoyuna açıklanan bu veriler yeni bir trol kampanyasını ifşa etmiyor; sadece bu zamana kadar bilinen yöntemleri bir arşiv olarak kamuoyuna sunuyor.

Twitter’in sunduğu troll arşivinde 5 bin troll hesaptan yayımlanan 10 milyonun üzerinde tweet bulunuyor. Bu troll hesapların 3 bin 841’inin Rusya’dan paylaşım yaptığı tahmin ediliyor. Bu hesaplar Rusya’nın resmi troll fabrikası olarak bilinen Internet Research Agency (IRA) tarafıdan organize ediliyor.

IRA, Rusya’nın ABD’de 2016’daki seçimleri manipüle etme girişimleri iddiası ile sık sık gündeme gelmişti.

770 TROLL HESAP İRAN İÇİN ÇALIŞIYOR

Twitter, propaganda amaçlı troll hesaplarının 770’inin de İran’a çalıştığını açıkladı.

Atlantic Council isimli bir ABD merkezli thinktank kuruluşu, Twitter’ın araştırmacıların hizmetine sunduğu propaganda tweetlerini inceledi. Yapılan araştırmalar, troll hesapların sadece hedef ülkede istikrarı bozmak amacıyla değil, kaynak ülkenin menfaatlerini korumak amacıyla da faaliyet gösterdiğini ortaya çıkardı.

ABD Ankara Elçiliği parasızlıktan Twitter hesabını güncellemeyi bıraktı

TROLLERİN ÖNCELİKLİ AMACI TOPLUMDAKİ KUTUPLAŞMAYI ARTIRMAK

Analizlere göre, sadece seçimler gibi etkinliklerde ortaya çıkan trollerin ana hedefi bir partinin kazanmasına yardımcı olmak değil, daha çok toplumdaki kutuplaşmayı artırmak.

Alman Der Spiegel dergisi, yayımlanan Twitter paylaşımlarından Almanca olanları inceledi. İran tarafından gelen Almanca tweetlerin sayısı bin 500 gibi az olduğu için Rusya tarafından yapılan 100 bin Almanca tweet mercek altına alındı.

ALMANCA TWEETLER, TOPLUMDA KUTUPLAŞMA OLDUĞU DÖNEMLERDE DAHA SIK PAYLAŞILDI

Almanca tweetlerin Almanya’da toplumda kutuplaşma olduğu dönemlerde daha sık paylaşıldığı tespit edildi. Rus troller tarafından yapılan Almanca paylaşımların en çok 2017’de yapılan genel seçimlerde, İngiltere’de yapılan Brexit referandumu esnasında ve Türkiye’deki 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yapıldığı ortaya çıktı.

Twitter’ın yayınladığı arşivde en fazla aktivite Rusya’nın troll fabrikası IRA tarafından yapılıyor.

Daha önce İngiltere ve Avrupa medyasına konuşan eski bir “fabrika çalışanı”, St. Petersburg’daki Rusya İnternet Araştırmaları Merkezi hakkında çarpıcı bilgiler açıklamıştı.

Eski troll, IRA’nın Kremlin Sarayı’nın ‘propaganda merkezi’ gibi çalıştığını anlattı. Merkezin eski çalışanlarından Marat Burkhard, merkezin işleyişine ilişkin, “Çalışanların hepsinin farklı rolleri var. Mesela biri Putin muhalifi rolünü oynuyor, diğeri ise Putin yandaşı. Amaç ise sosyal medya ve forumlarda yapılan propagandalara ‘orijinallik havası’ katmak” diyor.

Her troll’ün 12 saat içinde en az 135 yorum yazmak zorunda olduğunu belirten Burkhard, “Foruma yazılacak bir yorum en az 200 karakterden oluşmak zorunda. Yani oturup sürekli yazacaksınız” dedi.

Troll adaylarının yaratıcılık ve yazım gibi önemli sınavlardan geçirilerek seçildiğini anlatan eski troll, merkezin çalışanlarının yazdıklarını denetleyen başka üst düzey bir troll grubunun varlığına da dikkati çekmişti.

ABD’de, Donald Trump’ın başkanlık seçimini kazandığı 9 Kasım’dan bu yana Rusya’nın seçimlere müdahale ettiğine dair iddialar ortaya atıldı. CIA’in de aralarında olduğu istihbarat örgütleri, Rusya’nın siber saldırılar üzerinden Trump’ın başkan seçilmesine yardım ettiği konusunda “oldukça emin” olduklarını söylüyordu.

FBI, Trump’ın Rusya bağlantıları hakkında soruşturma başlattı. ABD’de özel yetkili savcı Robert Mueller’in 13 Rus vatandaşı ve 3 Rus şirketini Amerikan seçimlerine müdahale etmekle suçladığına dair haberler geldi dört gün önce.

“BAŞKA FABRİKALAR DA VAR”

Alman DW de Rusların troll fabrikasında çalışan Lyudmila Savschuk adlı bir Rus gazeteciyle konuşmuş, merkez hakkında önemli bilgiler elde etmişti.

Lyudmila, bu troll fabrikasındaki çalışanların her gün üzerinde çalışmaları gereken bir konu listesi aldıklarını söylüyor ve ekliyor:

“ABD hakkındaki kötü haberler, her zaman en önemli konulardı.”

Troll fabrikasında neler yapıldığına dair itiraflarını sıralamaya devam eden gazeteci, burada çalışanların ortalama Ruslardan çok daha fazla maaş aldıklarını belirtiyor. Anlattığına göre, troll fabrikasında 1000’den fazla insan çalışıyor ve burası Rusya’daki tek trol fabrikası da değil…

Trollerin sırasıyla en çok kullandıkları hashtaglar Merkel (2444), Mülteciler (1305), Erdoğan (1271),  Deutschland (1131), Stoppt Terror (1073), Türkei (957), IS (848), AfD (798), CDU (788) ve AB (724).

Bu troll hesapların en meşhuru ise @erdollum isimli hesap. 2016 yılında oluşturulan bu hesap 6550 takipçiye kadar ulaştı.

Troll hesaptan Merkel, Erdoğan, Türkiye, Burka yasağı, mülteciler ve göçmenler hakkında paylaşımlar yapıldı.

@Erdollum’un bir Rus hesabı olduğu 2017’den beri biliniyordu ve hesap kapatıldı.

Twitter’ın tespit ettiği trol hesaplar ve yaptıkları paylaşımlar “https://blog.twitter.com/official/en_us/topics/company/2018/enabling-further-research-of-information-operations-on-twitter.html” adresinden incelenebiliyor.

Dünya

Halkbank’ın temyiz başvurusu görüşüldü: Karar daha sonra açıklanacak

Halkbank’ın İran’a yönelik yaptırımları ihlal ettiği suçlamasıyla ABD’de yargılanamayacağına yönelik başvurusu New York’taki Temyiz Mahkemesinde görüşüldü. Mahkeme heyeti duruşma sonunda, ”Vereceğimiz nihai kararı bekleyin” dedi.

BOLD – Halkbank’ın ABD’de yargılanamayacağı iddiasıyla yaptığı başvuru, New York’ta İkinci Bölge İstinaf Mahkemesi’nde görüşüldü. Mahkeme heyeti duruşma sonunda, Halkbank’ın avukatları ve savcılıktan yeni belge ve bilgi istemeyeceklerini kaydederek, ‘‘Vereceğimiz nihai kararı bekleyin” dedi.

Mahkeme Halkbank’ı haklı bulursa, bir alt mahkeme olan New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde yargı süreci duracak. Eğer karar Halkbank aleyhine çıkarsa, dava alt mahkemede görülmeye devam edecek. Mahkemenin ne zaman karar vereceği bilinmiyor.

Üst mahkeme hakimleri, Amalya Kearse, Jose Cabranes ve Joseph Bianco, telekonferans aracılığıyla pazartesi günü düzenlenen duruşmada tarafları dinledi ve çeşitli sorular yöneltti.

Toplam 46 dakika süren duruşmada, Halkbank’ı Williams & Connolly LLP hukuk firması avukatlarından Simon A. Latcovich, iddia makamını da New York Güney Bölgesi Başsavcı Yardımcısı Sidhardha Kamaraju temsil etti.

AVUKATLAR: HALKBANK İLE TÜRKİYE EŞDEĞER

Duruşmada Halkbank’ın avukatı Simon Latcovich, bankanın ABD’de yargılanamayacağını, Halkbank’ın dokunulmazlık anlamında ‘Türkiye ile eşdeğer olduğunu’ savundu. Latcovich, bu savını ABD’deki Yabancı Egemen Devlet Dokunulmazlık Yasası’na dayandırdı.

Yargıcın, ‘Halkbank ile Türk devleti eş anlamlı mı” sorusuna, Halkbank avukatlarından ‘evet’ cevabı geldi.

Yargıç bu kez Halkbank çalışanlarının diplomatik dokunulmazlıktan yararlanıp, yararlanmadığını sordu. Halkbank’ın avukatı ise Halkbank çalışanlarının diplomatik dokunulmazlık sahibi olmadığını ifade etti.

Yargıç bu cevap üzerine, ‘Nasıl olur da o zaman bankanın Türk Devleti ile aynı şey olduğunu iddia edersiniz?” dedi.

Savcı Sidhardha Kamaraju ise bu kanunun sadece sivil davalarda geçerli olduğunu belirterek Temyiz Mahkemesi’nin bu başvuruyu reddetmesi gerektiğini söyledi.

ŞEKERCİ DÜKKANI YARGI DOKUNULMAZLIĞINA SAHİP OLABİLİR Mİ?

Mahkeme Heyeti Başkanı Jose Cabranes, Avukat Latovich’e, ‘‘Halkbank’ın ticari işler yapan bir kuruluş olduğu doğru mudur?’’ dedi, ayrıca bir kamu kuruluşuysa ticari faaliyetlerine ek olarak Türkiye’de ne tür çalışmalar yaptığını sordu. Avukat Latovich bu soruyu,” Evet ticari bir kuruluş. Türk vatandaşları Halkbank aracılığıyla tahakkuk eden vergilerini ödeyebiliyor” diye yanıtladı. Hakim Cabranes, “Her mahalledeki şekerci dükkanı bile hükümet adına vergi toplayabilir. Bunu herkes yapabilir. Vergi topluyor diye şekerci dükkanı yargı dokunulmazlığına sahip olabilir mi?’’ sorusu ile yanıt verdi.

“DEVLET MEMURU DEĞİLLER, DOKUNULMAZLIKLARI YOK”

Hakim, Avukat Latovich’e ayrıca devlet kuruluşu olarak ABD’de yargılanamayacağını iddia ettikleri Halkbank çalışanlarının devlet memuru olup olmadıklarını ve diplomatik bir dokunulmazlıktan yararlanıp yararlanmadıklarını sordu. Latovich, bu soruyu da “Devlet memuru değiller ve dokunulmazlıkları da yok” şeklinde yanıtladı.

Savcı Kamararaju da Halkbank’ın uluslararası bankacılıktan sorumlu başkan yardımcı Hakan Atilla’nın da federal mahkemede yargılandıktan sonra hüküm giydiğini, ayrıca hazırladıkları iddianamede Halkbank’ta çalışan yöneticilerin de suçlandıklarını hatırlatarak, “Bu kişilerin diplomatik dokunulmazlıkları yoktu. Burada yargılanmalarına engel bir durum yoktu” yanıtını verdi.

Sidhardha Kamaraju, Halkbank’ın Amerikan finans sistemini kullanarak bir milyar dolar tutarında kara para akladığını, bu suçun ABD mahkemelerinin yargılama yetkisi içinde olduğunu, Halkbank’ın ‘Yabancı Egemen Devlet Dokunulmazlık Yasası’ kapsamında olmadığını iddia etti.

Mahkeme heyeti Savcı Kamaraju’ya, Türkiye’nin daha önce Halkbank çalışanlarının ABD’de yargılanamayacakları konusunda müdahil olup olmadıklarını sordu. Savcı Kamaraju, şimdiye kadar Halkbank çalışanlarının bu ülkede yargılanması konusunda Türkiye’nin resmi bir müdahalesinin olmadığını kaydetti.

“DURUŞMALARA HAZIR MISINIZ?”

Mahkeme heyetinin Başsavcı Kamaraju’ya son sorusu da bir alt mahkemenin daha önce Halkbank’ın jürili seri duruşmaları için belirlediği 3 Mayıs’taki takvimin yeniden devreye girmesine hazır olup olmadıkları oldu. Başsavcı Yardımcısı Kamaraju hazır olduklarını, ancak salgın nedeniyle bazı ayarlamaların yapılabileceğini belirtti.

2019 yılının Ekim ayında açıklanan 45 sayfalık iddianame ile Halkbank’a, ‘dolandırıcılık’ ve ‘kara para aklama’ dahil altı farklı suçlama yöneltmişti. Eğer Temyiz Mahkemesi Halkbank’ın talebini kabul etmezse, jürili davaların 3 Mayıs tarihinde yapılması bekleniyor. Pandemi dolayısı ile bu sürecin bir süre daha ertelenmesi de mümkün.

Bu yaz da turist gelmeyecek: Rusya’dan Türkiye’ye 1,5 aylık yasak

Okumaya devam et

Dünya

Çavuşoğlu askıya alınan ihracat izinlerinin kaldırılmasını istedi: Kanada hepsini iptal etti

Kanada, Dağlık Karabağ’daki savaş nedeniyle Türkiye’ye insansız hava araçları alanındaki ihracat izinlerini askıya almıştı. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, dün Kanadalı mevkidaşını aradı ve ihracata izin verilmesini istedi. Saatler sonra Kanada askıya alınan izinlerin tamamen iptal edildiğini açıkladı.

BOLD – Kanada Dışişleri Bakanı Marc Garneau, daha önce askıya alınan Türkiye’ye İnsansız Hava Aracı (İHA) teknolojisi ihraç izinlerini tamamen iptal edildiğini açıkladı. Kanada, Türkiye’de üretilen İHA (insansız hava aracı) ve SİHA’ların (silahlı insansız hava aracı) Dağlık Karabağ’da kullanıldığının tespit edilmesi üzerine bu araçlarda kullanılan teknolojinin ihracat izinlerini Ekim ayında askıya almıştı.

BAKAN, KANADALI MEVKİDAŞINI ARADI

Bakan Çavuşoğlu’nun dün Kanadalı mevkidaşı Marc Garneau ile telefon görüşmesi yaptığı ve Garneau’ya, Türkiye’ye yönelik savunma alanındaki kısıtlamalardan Türk yetkililerin ‘rahatsızlık’ duyduğunu iletti. Diplomatik kaynakların verdiği bilgiye göre, Çavuşoğlu Kanadalı bakana bu kısıtlamaların tekrar gözden geçirilmesi talebini dile getirdi.

KANADA İHRACAT İZİNLERİNİ TAMAMEN İPTAL ETTİ

Bu görüşmeden saatler sonra Kanada’dan Türkiye’nin isteğinin tam aksi yönünde bir karar geldi. Kanada Dışişleri Bakanı Marc Garneau, askıya alınan izinlerin tamamen iptal edildiğini açıkladı. Garneau, “Teknolojinin bu şekilde kullanımı Kanada’nın dış politikasıyla da, Türkiye’nin verdiği son kullanıcı taahhütleriyle de uyuşmamaktadır” dedi. Garneau, bu endişelerini Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuoğlu’na ilettiğini de söyledi.

Garneau yeni askeri ürün ve teknoloji ihracatlarına izin vermeden önce son kullanıcı garantilerinde tutarlılık sağlamak için Türk yetkililerle karşılık güven oluşturma adına diyalog mekanizması kurmak istediklerini vurguladı. Özellikle savunma sanayi ürünlerinin ihracatında kullanılan son kullanıcı sözleşmeleri satılan teknolojilerin son kullanıcısının kimler olacağının açık bir şekilde bildirilmesini garanti altına alıyor. Savunma firmaları bu sözleşmelere dayanarak hükümetlerden ihracat izinleri alıyor. Kanada, NATO’nun savunma projeleri kapsamında Türkiye’ye ihracatın ise devam edeceğini açıkladı.

TÜRKİYE’DEN KARARA TEPKİ

Türkiye’nin Ottawa Büyükelçiliği’nden yapılan açıklamada, “NATO müttefiklerimizin yapıcı olmayan, ikili ilişkilerimizin kötü etkilenmesine ve ittifak dayanışmasının zarar görmesine yol açacak adımlardan kaçınmalarını bekleriz” dedi. Kanada’nın iptal ettiği ihracat izni, Türkiye’ye yönelik 29 farklı lisansı ilgilendiriyor. Kanada’nın Türkiye’ye savunma ihracatı 2019 yılında 150 milyon dolara ulaşmıştı. Dağlık Karabağ’da savaşın uzun süre sonra yeniden patlak verdiği geçen yıl Türkiye’nin Azerbaycan’a askeri ekipman satışları 6 kat artmıştı. Bu satışlarda en büyük kalemi AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar’ın sahibi olduğu Baykar Makine’nin ürettiği Bayraktar İHA ve SİHA’ları oluşturuyor.

BAYRAKTAR’LARIN KRİTİK PARÇALARI KANADA’DAN ALINIYORDU

Türkiye’ye sattığı askeri teknolojilerin Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki savaşta Dağlık Karabağ’da kullanıldığı yönündeki iddialar üzerine Kanada hükumeti, Ekim ayında Türkiye’ye silah ihracatı izinlerini askıya almıştı. Kanadalı şirketler, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar’ın sahibi olduğu Baykar Makine yapımı insansız hava aracı (İHA) ve silahsız insansız hava araçlarında (SİHA) kullanılan çok kritik parçaları üretiyor.

Kanadalı merkezli Bombardier Recreational Products (BRP) şirketi, Bayraktar TB2 silahlı insansız hava araçlarında kullanılan ‘Rotax’ motorlarını üretiyor. Yine Bayraktar TB2 silahlı insansız hava araçlarında kullanılan ‘WESCAM MX-15D’ optik sensör ve hedefleme sistemlerini de Kanada Ontario merkezli ‘L3 Harris WESCAM’ şirketi üretiyor.

Kanada hükumetinin, ihracat izinlerini askıya almasının ardından İHA ve SİHA’larda kullanılan bu kritik parçaların satışının durduğu biliniyor. Kanada daha önce de Türkiye’nin Suriye’deki operasyonları nedeniyle Ekim 2019’da ihracat izinlerini askıya almış, Mayıs 2020’de izinler tekrar verilmişti. Kanada, Türk SİHA’larının Libya’da da kullanıldığını ve bunun Birleşmiş Milletler’in ambargosunun ihlali olduğunu belirtmişti.

Bu yaz da turist gelmeyecek: Rusya’dan Türkiye’ye 1,5 aylık yasak

Okumaya devam et

Dünya

AB Komisyonu Başkanı Leyen: Koltuk krizinin tekrarlanmasına asla izin vermeyeceğim

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, geçen hafta Ankara’da yaşanan protokol krizinden sonra bir araya geldiği AB Konseyi Başkanı Michel’e “Bir daha asla böyle bir duruma izin vermeyeceğini” söyledi.

BOLD – Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel ile Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, geçen hafta Ankara’da yaşanan ‘koltuk krizinin’ ardından ilk kez bir araya geldiler. Ursula von der Leyen’in, böyle bir durumun bir kez daha tekrarlanmasına izin vermeyeceği konusunda Michel’i uyardığı belirtildi.

İki liderin, önümüzdeki dönemde benzer bir durumun yeniden yaşanmaması konusunda anlaşmaya vardıkları aktarıldı.

MİCHEL: GÜNLERDİR UYUYAMIYORUM

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapılan üçlü görüşme sırasında Michel ve Erdoğan’ın, liderler için ayrılan iki koltuğa oturması üzerine, Ursula von der Leyen ayakta kalmıştı.

Yoğun tartışmalara yol açan bu görüntünün ardından, ‘günlerdir uyuyamadığını’ söyleyen Michel, Perşembe akşamı von der Leyen ile bir görüşme yapacağını açıklamıştı.

Ancak Ursula von der Leyen’in aile ziyareti gerekçesiyle Almanya’da bulunması nedeniyle görüşmenin gerçekleşemediği belirtilmişti.

AB’nin iki üst düzey yetkilisi Pazartesi akşamı bir araya geldi. Yaklaşık iki saat süren görüşmede, Ankara’da yaşanan kriz kapsamlı biçimde değerlendirildi.

Brüksel’deki kaynaklara göre, Ursula von der Leyen, Ankara’daki gibi bir durumun tekrarlanmasına izin vermeyeceğini açıkça vurguladı.

Michel’in de yaşanan olaydan duyduğu üzüntüyü dile getirdiği ve “Kendi bakış açısından böyle bir olayın tekrarlanmaması gerektiği” konusunda von der Leyen’e güvence verdiği belirtildi.

MİCHEL’E TEPKİLER SÜRÜYOR

AB’nin kadın liderinin ayakta kalmasına göz yumduğu gerekçesiyle Charles Michel’e yönelik tepkiler ise sürüyor.

Avrupa Parlamentosu Başkanı David Sassoli ve parlamento grup başkanları, Charles Michel ve Ursula von der Leyen’e, ‘koltuk krizi’ konusunda kendilerine bilgi vermeleri çağrısında bulundu.

İki lider, bugün Ankara’daki olaya ilişkin AP’deki siyasi grup temsilcileri ve Sassoli ile istişarelerde bulunacak.

AB Konseyi Başkanı Michel’in AP’de, ‘koltuk krizi’ nedeniyle duyduğu ‘derin pişmanlığı’ ifade ederek benzer bir krizinin bir daha yaşanmaması gerektiğini vurgulayacağı belirtildi.

Bazı AB diplomatları, Ankara’da yaşanan protokol krizine, Michel ve von der Leyen arasında yaşanan gizli rekabetin yol açtığını söylemişti.

Brüksel’deki kaynaklar, Von der Leyen’in, koronavirüs salgını nedeniyle protokol ekibini Ankara’ya göndermemesi nedeniyle Erdoğan’la yapılan görüşmede oturma düzeninin Michel’in ekibi tarafından ayarlandığını bildirmişti.

AB Konseyi, Konsey Başkanının yurtdışındaki ziyaretlerde protokol önceliğine sahip olduğunu savunuyor. AB Komisyonu ise bu yaklaşıma katılmıyor ve her iki kurumun başkanlarının eşit protokol sıralamasına haiz olduklarını savunuyor.

NE OLMUŞTU?

6 Nisan’da Beştepe’de yapılan görüşmenin basına yansıyan kısmında AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB Konseyi Başkanı Michel ile ayrı koltuklarda yan yana oturmuş, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve AB Komisyonu Başkanı Von der Leyen ise, bu ikiliye mesafeli bir biçimde, karşılıklı olarak kanepelerde yer almışlardı.

Bu yaz da turist gelmeyecek: Rusya’dan Türkiye’ye 1,5 aylık yasak

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0