Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Adalet Bakanı’ndan “infaz indirimi olabilir” iması

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, “Asla toplumu rahatsız edici bir af çalışması olmayacak. Ancak infaz düzenlemesi konusunda olur mu olmaz mı çalışmalar devam ediyor. Elbette siyasetin vereceği bir karar.” dedi.

İNFAZ DÜZENLEMESİ NE OLABİLİR?

Türkiye’de şu an infaz düzenlemesinde normal suçlular ile terörden mahkumiyet alanlar arasında fark bulunuyor.

Adi suçlardan hüküm giyenler aldıkları cezanın üçte ikisini yatarken, terör suçluları infaz indiriminden faydalanamıyor. Terör suçlarından ceza alanlar sürenin dörtte üçü kadar hapis yatmak durumunda kalıyor.

1 Eylül 2018 tarihi itibarıyla 211 bin 274 kapasiteli 449 cezaevinde 246 bin 426 hükümlü ve tutuklu bulunuyor.

Kapasitesinin üzerinde tutuklu ve hükümlü bulunması sebebiyle infaz düzenlemesinde eşitliğe gidilebileceği konuşuluyor. Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, CNN Türk’te bu sabah katıldığı programda infaz indirimi üzerinde çalıştıklarını söyledi.

GÜL: ELBETTE SİYASETİN VERECEĞİ BİR KARAR

Gül, af tartışmasıyla ilgili soruya, “Asla toplumu rahatsız edici bir af çalışması olmayacak. Ancak infaz düzenlemesi konusunda olur mu olmaz mı çalışmalar devam ediyor. Elbette siyasetin vereceği bir karar.” cevabını verdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan af tartışmaları esnasında, “Biz şahıslara karşı işlenen suçları affedemeyiz. Devlete karşı işlenen suçları affedebiliriz.” ifadelerini kullanmıştı.

 

Gündem

Erdoğan, Koca ve 81 valiye koronadaki sorumlulukları nedeniyle suç duyurusu

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve 81 ilin valisini, korona salgınındaki ölümlerin artmasından sorumlu tutan Halkın Kurtuluş Partisi, suç duyurusunda bulundu.

BOLD – Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) Genel Sekreter Yardımcısı Av. Tacettin Çolak ve Avukat Fettah Ayhan Erkan’ın Çağlayan Adliyesinde yaptıkları suç duyurusunda, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sağlık Bakanı Koca ve 81 ilin valisinin ‘1593 Sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’na aykırı hakaret ederek görevi kötüye kullanma’ suçunu işledikleri iddia edildi.

HKP avukatları tarafından başsavcılığa verilen dilekçede, şu ifadelere yer verildi:

“Kovid-19 salgını nedeniyle ülkemizde ilk vaka görüldüğü günden bugüne vaka sayısı, vaka sayılarındaki artışa oranla vefat sayısı da hızla artmaktadır. Gelinen süreçte ise salgının artık kontrolden çıktığı, vaka ve vefat sayısının resmi açıklamalardan çok daha fazla olduğu namuslu bilim insanları ve sağlık çalışanlarımız tarafından dillendirilmekte, hatta bizzat tarafımızca görülmektedir.”

Dilekçede, “Yapılan son açıklamalar, başta AKP Genel Başkanı olmak üzere, Sağlık Bakanı ve diğer yetkililerin gerek vaka sayılarında gerekse ölüm sayılarında gerçekleri söylemediklerinin, kamuoyuna doğru bilgi vermediklerinin de itirafıdır” denildi.

Sağlık Bakanı Koca’nın 26 Kasım tarihinde yapmış olduğu konuşma hatırlatılarak, “Namuslu bilim insanlarımızın, sağlık çalışanlarımızın ve partimizin aylardır dillendirdiği üzere, yetkili ve sorumlu konumunda bulunanların hem vaka sayıları, hem ölüm sayıları noktasında doğruları söylemediklerinin, Kovid-19 pandemisi ile ilgili bilimin emrettiği önlemleri almadıklarının da itirafı niteliğindedir” ifadelerine yer verildi.

VİRÜSÜN YAYILMASINA HİZMET ETTİLER

Ulusal bayramlara ve baroların kongrelerine yasak getirildiği hatırlatılan dilekçede, şu değerlendirmeler yapıldı:

“23 Nisanlara, 19 Mayıslara, 30 Ağustoslara, 29 Ekimlere, 10 Kasımlara, baroların kongrelerine yasak koyan şüpheliler, AKP kongrelerine yasak getirmeyerek virüsün yayılmasına hizmet etmişlerdir. Ve tüm bunlar yetmezmiş gibi Kurban Bayramı öncesinde; ‘Bu salgından kurtuluyoruz inşallah, iki bayramı birlikte yapacağız’, diyerek insanlarımıza bu salgın bitiyor artık, tehlike geçmiş durumda diye düşündürterek, insanlarımızın salgını hafife almalarına neden olmuşlardır. Şüpheliler, 1 Mayıs’tan itibaren de ekonomik alandaki eksik gedik kısıtlamaları da kaldırarak artık her şeyin normale döndüğü mesajı vermişler, halkımızın bu açıklama ve uygulamalardan etkilenerek virüsün etkisinin geçtiği algısını uyandırmışlar, dolayısıyla virüsün rüzgâr hızıyla yayılmasına neden olmuşlardır.”

Hıfzıssıhha Kanunu’nun 83, 76 maddeleri hatırlatarak, “İşte bu madde Devletin sosyal devlet olma özelliğinin bir sonucudur. Ancak AKP iktidarı, Cumhuriyetin olmazsa olmaz birçok temel ilkelerinde olduğu gibi sosyal devlet ilkesini de ortadan kaldırmış, halk yararına olan temel hükümler yok sayılmıştır ve 276 madde sağlıklı istatistik verilerin kamuoyu ile paylaşılması gereğini, gerekçeleriyle birlikte sorumlularını da açıklamıştır. Ancak yukarıda da sunduğumuz gibi bu maddelere de tüm şüphelilerin aykırı hareket ettiği aşikârdır” denildi.

Erdoğan, Koca ve 81 İl Valisinin Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesine göre görevi ihmal suçu işlediklerini ifade eden HKP avukatları dilekçede, “Bu maddeye aykırı hareket ederek binlerce insanımızın hastalanmasına, vefat etmesine, açlık ve yoklukla baş başa kalmalarına sebep olan şüpheliler hakkında soruşturma başlatılmasını talep etmek zorunlu olmuştur” ifadelerine yer verildi.

Okumaya devam et

Gündem

Sürgün profesör Münih Teknik Üniversitesine kabul edildi

Türkiye’nin ilk aile hekimi profesörlerinden biriydi, işinden atıldı, 14 ay hapis yattı. 15 Temmuz’dan sonra hayatı alt üst edilen Prof. Dr. Zekeriya Aktürk’ü Münih Teknik Üniversitesi kısa sürede akademisyen kadrosuna aldı.

BOLD  Beş ay önce Almanya’ya göç etmek zorunda kalan sürgün profesör Zekeriya Aktürk, dünyanın en iyi 50 üniversitesi arasında gösterilen Münih Teknik Üniversitesi Aile Hekimliği Enstitüsüne kabul edildi. Türkiye’deyken kapatılan Şifa Üniversitesinde akademisyen olarak görev yapan Prof. Dr. Zekeriya Aktürk, Türkiye’de yaşadıklarını, yeni hayatını hem Youtube kanalında hem de TR724’ten Metin Yıkar’a anlattı.

Çocukluğunun bir kısmı Almanya’da geçen Aktürk, Türkiye’ye döndükten sonra Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. Aile hekimliği ihtisası yaptı. Hayatının büyük bir kısmını üniversitelerde akademisyen olarak geçirdi. Sırasıyla Trakya Üniversitesi, Erzurum Atatürk Üniversitesi ve Şifa Üniversitesinde görev yaptı.

Prof. Dr. Zekeriya Aktürk, Suudi Arabistan’da da 4 yıl çalıştı. 11 meslektaşıyla birlikte aile hekimliğiyle ilgili yenilenme projesinde görev almak üzere Suudi Arabistan’a tekrar giderken havaalanında gözaltına alındı.

İFTİRACILARININ İSİMLERİNİ AÇIKLADI

“Hayatımın altını üstüne getirdiler. İşimden, memleketimden, sevdiklerimden oldum. İşsiz kaldım. Çok sevdiğim babamdan ayrı düştüm. İş bulmak için vatanımı terk ettim. Hapse atıldım. Ailemden koparıldım. İşin kötüsü, güvendiğim, sevdiğim insanlar, akrabalarım, iş arkadaşlarım ya bu zulmün bir parçası oldular, iftiranın tarafı oldular, ya da alkışladılar veya sessiz kaldılar…” diyen Aktürk, hapis yatmasına vesile olan, kendisine iftira atan meslektaşlarının isimlerini kanalında açıkladı:

“Dedim ki bakayım bu iftiracıların hali nedir. Masum insanları harcayan zalimlerin durumu nedir diye bakayım dedim. Ne görsem iyi: Fatih Akdemir bıraktığım yerde otluyor hala. On küsür yıllık yardımcı doçent… Rezil olsun! Oğuz Tekin emekli olmuş, herhalde bahçe kazıyordur. Ama ben kendime yeni bir hayat kurmakla meşgulüm. Yusuf Kara’nın esamesi okunmuyor zaten, kaybolmuş. Yerin dibine batsın! Şimdi de kalkmış bir mayın eşeği diyor ki ‘Bizim haberimiz yoktu. Hakimler tutukluyormuş, Allah Allah! Nasıl yaparlar? Çok yanlış! Tutuklamamak lazım; niye tutukluyorlar ki?’ 14 ay hapis yattım sayın mayın eşeği! Çocuklarıma anlat, aileme anlat!”

“MAZLUMUN AHI YERDE KALMAYACAKTIR”

Kendisine haksızlık yapan herkesin Naziler gibi Nürnberg mahkemelerinde yargılanmasını isteyen Aktürk, “Mazlumun ahı yerde kalmayacaktır. Bu dünyada da hesabının sorulmasını dilerim. Ama esas öldükten sonra bir ebedi hayat var, onu kaybettiniz. Gidecek yeriniz yok. Yazık size! Vatan, millet, din deyip insanları kandıranlar ve onlara inanan diğer zavallılar, yazık size!” ifadelerini kullandı.

“GÖZALTINDA 40 AKADEMİSYEN VARDI”

Gözaltına alındıktan sonra Erzurum’daki polis okulunun spor salonunda 90 kişiyle birlikte ifade vermeyi beklediğini söyleyen Aktürk şöyle devam etti:

“O 90 kişinin 40’ı akademisyendi. Bir üniversite kuracak kadar akademisyen vardı. Ben Şifa Üniversitesi’nde çalışıyordum. Bank Asya’da hesabı vardı. Onların aradığı profile uyuyordum. İki ihbarcı da vardı. Üniversitede yardımcı doçent olarak görev yapan bir akademisyen ile Aziziye Koleji’nde okuyan kızımın öğretmenlerinden biri adımı vermişti. Bu nedenle tutuklandım. 11 ay sonra iddianame yazıldı. Ablama gönderdiğim paralarla burs diye beni suçladılar. Ablama ev aldığı için 50 bin TL vermiştim, o banka hareketleri suç sayılmıştı.

“AMELİYAT OLDUM, YATAĞA KELEPÇELENDİM”

14 ay sonra mahkeme sırası bana geldi. O arada ameliyat oldum. Yemek borumla ilgili bir sorun çıktı. 10 gün yoğun bakımda attım. Mahkeme günü geldiğinde ağır hastaydım. O halde yatağa kelepçelendim. Hastaneden çıktım mahkemeye gittim. Tahliye ettiler. İki sene sonra da beraat ettim. Serbest kaldıktan sonra İzmir’de 8 yere başvuru yaptım. Kabul edilmedim.”

Bir akademisyenin 15 Temmuz’u: Üniversitede sorgu, hapishane, ölüme yolculuk, dağılan bir aile…

Okumaya devam et

Gündem

AKP’nin 3 yıllık Wikipedia yasağına tazminat yolu açıldı

Yargı 3 yıl süren Wikipedia yasağında tazminat davasını kabul edilebilir buldu. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK) açılan davada bölge idare mahkemesi, bilgiye ulaşma hakkının ihlal edildiğine dikkat çekti.

BOLD – Yargıya taşınan Wikipedia yasağında dikkat çeken bir karar çıktı. Bölge idare mahkemesi “Bilgiye ulaşma hakkı ihlal edilirse zarar doğabilir ve Bilgi Teknolojileri Kurumu da bunun muhatabıdır” diyerek tazminat davasını kabul edilebilir buldu.

“ZARARIN MUHATABI BTK’DIR”

Yüksek lisans öğrencisi olan avukat Bilge Doğru, Wikipedia’ya 3 yıl boyunca uygulanan erişim yasağı nedeniyle “bilgi ve fikirlere ulaşma hakkının sınırlandırıldığını” gerekçe göstererek BTK hakkında dava açtı. Ancak Ankara 12. İdare Mahkemesi “menfaat bağının bulunmadığı” gerekçesiyle davayı reddetti.

Davanın taşındığı bölge idare mahkemesi ise bu kararı kaldırdı. “Bilgiye ulaşma hakkı” ihlal edilirse zarar doğabilir ve Bilgi Teknolojileri Kurumu da bunun muhatabıdır” dedi.

Bilge Doğru’nun avukatı Acun Papakçı ise BTK’nin, Wikipedia’ya erişimi engelleyerek Türkiye’de bilgiye ulaşmaya çalışan milyonlarca kişiyi üç yıl boyunca mağdur ettiğini söyledi. Papakçı “BTK hukuksuz bir erişime engelleme kararı verirken milyonlarca kişinin hakkına müdahale edileceğini ve kullanıcı olan milyonlarca kişinin zararını tazmin etmek zorunda kalabileceğini bilerek takdir yetkisini kullanacaktır. Bilgi Teknolojileri Kurumu’nun bu sınırlar içinde kalması bilgiye ulaşmanın mümkün olduğu özgür bir Türkiye için zorunludur. Bölge İdare Mahkemesi’nin kararı günümüzde bilgiye ulaşmada temel kaynak olan internetin özgür kalabilmesi için önemli bir dönüm noktasıdır” diye konuştu.

Diğer yanda geçtiğimiz ocak ayında Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) gerekçeli kararının açıklanmasının ardından Wikipedia kullanıma açılmıştı. AYM kararında, “İfade özgürlüğüne yapılan söz konusu müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır” denilmişti.

Okumaya devam et

Popular