Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Alman FAZ gazetesi “Hizmet Hareketi’nin geleceği”ni yazdı

Hizmet Hareketi’nin geleceği ne olacak? Hizmet Hareketi nasıl dönüşüyor? Alman FAZ Gazetesi’nden çok kapsamlı bir dosya.

BOLD- Almanya’nın önde gelen gazetelerinden Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ), Hizmet Hareketi’nin geleceğiyle ilgili çok kapsamlı bir dosya hazırladı.

Dosya Hizmet Hareketi’nin Fethullah Gülen’in ölümü sonrası yaşayabileceklerine odaklandığı gibi yaşadığı bu çok büyük sarsıntının dönüşüm için oluşturduğu büyük fırsata da paradoksal olarak çarpıcı biçimde ele alıyor.

Hizmet Hareketi’nin belli yönlerinin de eleştirildiği, kritik edildiği makale, son dönemde en dikkate alınması gereken dosyalardan biri.

Michael Martens’ın makalesinin birebir tercümesi:

GÜLEN HAREKETİNİN GELECEĞİ: İhtiyaç üzre devlet düşmanı

Erdoğan Türkiyesi’nde Fethullah Gülen en tehlikeli terörist olarak kabul ediliyor, ancak sürgündeki bu şahɪs oldukça yaşlandɪ. Kurucu babası olmadan Gülen hareketi var olabilir mi?

Türkiye, kendisini tehlikeli bir terörist ilan etti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan iadesini istedi: Müphem özelliklere sahip kendi adıyla anɪlan dini bir hareketin lideri olan Fethullah Gülen, Ankara’da hükümetin bir numaralı devlet düşmanı durumunda.

Türkiye‘nin resmi versiyonuna göre, bu vaiz Temmuz 2016’da Türk ordusunun bazı kesimlerinin birkaç saat sonra çöken darbe girişiminin arkasɪndaki kişi.

O zamandan beri Türkiye’de onbinlerce kişi terör örgütü olarak ilan edilen Gülen hareketine üye olmaktan ya da bunlara sempati duymalarından dolayɪ tutuklandı, ancak Erdoğan gibi güçlü bir devlet başkanı için bile bu hareketin liderini yakalamak oldukça zor.

GÜLEN, 1999’DAN BERİ PENNSYLVANIA’DA İKAMET EDİYOR

1999’dan beri Gülen, Pennsylvania eyaletinde sürgünde yaşıyor. ABD’deki yargı, Türkiye’nin aksine, başkanlık çağrısı yapamadığı için, ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye’nin Gülen’i iade talebini Ankara’nın düşündüğü kadar kolay yerine getiremiyor.

Hukuk devleti standartlarɪna göre, Gülen’in Türkiye’ye iade edilmesi şimdilik mümkün değil. Türkiye, istihbarat servisi, Kosova, Azerbaycan veya Malezya gibi devletlerden Gülen sempatizanɪ olduğunu düşündükleri kişileri kaçırdı, ancak buna ABD’de pek de cesaret edilemez.

KARAR VERME SÜRECİNDE REFORM MU?

Ancak Gülen meselesi biyolojik nedenlerden ötürü Türkiye için kendiliğinden çözülecek. Gülen, kaynağa bağlı olarak, 1938 veya 1941 doğumlu, yani yetmişli yaşlarının sonunda veya seksenlerin başında. Sağlığı ile ilgili olumsuz bilgiler var.

Er ya da geç Gülen hareketi, lideri olmadan yoluna devam etmek zorunda kalacak. O zaman da bunu yapıp yapamayacağı ya da birleştirici bir unsur olarak Gülen’in karizmasınin eksikli en kısa sürede parçalanıp parçalanmayacağɪ anlaşılacaktır.

Tarihte, dini topluluklarının önderlerinin ölümünden sonra parçalandığı, bölündüğü, tanınmayacak şekilde değiştiği ya da önemini yitirdiği birçok örnek bulunmaktadɪr.

Bu durumda ne olacak? Gülen olmadan Gülen hareketi düşünülebilir mi? Öyleyse, Gülen sonrası bir hareket neye benzeyecek, lideri kim olacak, ne değişecek?

Siyaset bilimcisi İlnur Kalin uzun zamandır hareketleri izlemiş ve öngörüde bulunmuştu: “Gülen hala hayatta iken hareket kendini geliştirmeyi, kurumsallaşmayı, merkezsizleşmeyi ve şeffaf olmayı başarırsa, dönüşmüş bir biçimde devam edebilir. Bununla birlikte, eğer yeniden yapılanma ve kurum inşası başarısız olursa, o zaman hareketin canlılığını kaybedeceği ve Gülen’in ölümünden kısa bir süre sonra parçalanmasɪ çok muhtemeldir.”

İlnur Kalin aslında farklı bir isme sahip. Mülteci olarak yaşıyor ve bir Avrupa ülkesinde tanınmış bir siyaset bilimi enstitüsü için çalışıyor, ancak Türkiye’deki akrabalarınɪ göz önünde bulundurarak, isminin değiştirilmesini bildikleri hakkında konuşmak için şart koştu.

Gülen fenomeni ile önyargısız, bilimsel herhangi bir meşguliyetten dolayi, Türkiye’de araştırmacılar tutuklanabilir ve hatta Erdoğan devletinde akrabalik sebebiyle bile tutuklanmalar olabiliyor.

Kalin’ın ilk tezlerinden biri, Gülen’e halef olabilecek, onun yerine geçebilecek uygun bir doğal “iki numara” olmamasıdır. “Farklı zamanlarda insanlar daha etkili olabilirdi, ancak onlar da ünlerini yalnızca Gülen’den aldı.

Herhangi bir bağımsız, bireysel otoriteye sahip değillerdi. “Şimdiye kadar, Kalin, Gülen’in mirasını karizmatik bir dini lider olarak idareyi ele alabilecek birini bulamadɪ.

“Daha da önemlisi, son yıllarda yaşanan gelişmeler iç eleştiriye neden oldu. Tabanda, hareketin karar alma sürecinin derinden kusurlu olduğu ve reform yapılması gerektiğine dair yaygın bir fikir birliği var.”

Bu konuda yeni olan şey, bu tür eleştirilerin şimdi kamuya açık bir şekilde dile getirilmesidir. Örneğin, Twitter Gülencilerin gerekli reformları tartışması için önemli bir forum haline geldi.

DAHA ŞEFFAFLIK ARZUSU

Kalin, “Bu eleştiri Gülen’e kadar ulaştı” dedi. Elbette, eleştiride Gülen’in öğretileri ya da ahlaki bütünlükleri bulunmuyor, çünkü temelde şüphe eden üyeler hareketten çoktan ayrɪlmɪştɪ. “Fakat Gülenci olmaya devam eden, harekete ve liderine sadık olan, ancak bazı yönleri ve son kararları eleştiren kişiler de var.”

Gülenciler arasɪnda sɪkça duyulmaya başlanan varsayıma göre ,“hareketin yaşlıları” olan “Agabeyler”, idollerini hataya sürükledi. Ancak Gülen bu adamları tek başına seçtiğinden dolayı, eleştiri sonuçta kendisine geri dönmüş oluyor.

Gülen’in hareketin sapmalarında payɪ açıktı, “bu yüzden onu eleştiriden dışlamak mümkün değil” diye açıkladı Kalin. Bir görüşe göre hareket çok fazla politik hale geldi. Buna ek olarak, birçok üye hareketin Gülen’e aşırı derecede bağlı olduğuna ve böylece bir tür bireysel kült güttüğüne inanıyor.

Böyle bir şey şimdi açıkça ve halka açık bir şekilde sorgulanıyor. “Öyle görünüyor ki; lidere aşırı bağlɪlɪğɪn ve şeffaf olmayan bir karar alma sürecinin, hareketin demokrasi ve İslam’ın uyumlu olduğu iddiasıyla eşleşmediğine dair bir farkındalık oluşuyor. Hareketin destekçileri politikaları hakkında daha iyi bilgi sahibi olmak ve de etkin olmak istiyor. Aşağıdan yukarıya etkili olan daha şeffaf, sistematik ve merkezi olmayan bir organizasyon talebi var.”

Gülen’in kararları artık en dar çevrede değil, daha katılımcı bir çerçevede alınmalı – bu tüm eleştirilerin merkezinde bulunuyor.

Bu taleplerin ilk sonuçları zaten kamuya açık bir şekilde gözlemlenmiştir. Kalin’e göre, ABD’de Gülenciler tarafından kurulan “paylaşılan değerler için İttifak” daha fazla şeffaflık arzusu anlamına geliyor. Bu grup, hareketin temel ilkelerinin bir listesini yayınladı ve Gülen adına itiraz edilmeyen açıklamalar yaptı.

Almanya’da da hareketi daha şeffaf hale getirmek için girişimlerde bulunuluyor, dedi Kalin ve “Diyalog ve Eğitim Vakfı” nı, “grubun formalizasyonuna ve kurumsallaşmasına doğru atılan bir adım” örneği olarak belirterek şöyle devam etti:

“Web sitelerinde Almanya’daki hareketin ayrıntılı bir organizasyon şeması bile var.” Dışarıdan ne kadar doğru ve kapsamlı olduğunu yargılamak zor olsa da,” hareketin örgütsel yapısını açıkça ilan etmesi ve resmileştirmeye çalışıyor olması devrim niteliği taşɪyor”.

“DEĞİŞİM İÇİN GÜÇLÜ BİR KATALİZÖR”

Türkiye’de büyük oranda parçalandığından, Gülen hareketinin ağırlɪk merkezi Batı Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’ne geçti. Aktif olduğu çevre değiştikçe hareketin kendisi değişir Kalin’e göre.

Ancak Gülen hareketinin başındaki zihniyet, Türkiye’de ve oradaki standartlara göre şekillendiğinden reformlara karşı çıkıyor. “Türkiye bağlamında sosyalleşen hareketin liderlerinin ve çoğunluğunun böyle bir değişimi ne kadar gerçekleştirebileceği ve yönetebileceği konusu açık bir soru” dedi.

Buna ek olarak, hareket yurtdışında da Türk devletinin ve gizli servisinin baskısɪ altında. “Saf hayatta kalma, yeniden yapılanma için çok az enerji ve kaynak bırakan asıl iştir.”

Kalın, dünya çapında Gülencilerin kaçırılması ve işkencesi konusunda “Correctiv” araştırma ağının bir listesine işaret ediyor. (“Türkiye Kara Siteleri: Erdoğan rejimi, dünya çapında Gülen hareketi taraftarlarınɪ kaçırıyor”). Bu tür tehlikeler karşısında, daha fazla şeffaflık talepleri, Almanya’da bile her zaman güvenlik endişelerine takılıyor.

Kalin, “Türkiye’nin Almanya’dan ya da Birleşik Devletler’den de insan kaçırabileceği inandɪrɪcɪ olmasa bile, bu tamamen ihtimal dışɪnda tutulmuyor,” diyerek hareket içerisindeki korkularɪ dile getiriyor.

Fakat belki de Türk devletinin onlara bu zulmü, hareketin kurtuluşu bile olabilir, diye tahmin ediyor Kalin. “Paradoksal olarak, hareketi sonlandırmaya yönelik en son felaket, sıradan takipçiler arasında hayal kırıklığına yol açtɪğɪndan hareketin ömrünü uzatabilir.

Gülen’in rolü ve hareketin liderliği sorgulanɪrsa “değişim için güçlü bir katalizör”olabilir. Birçok dini hareket, kaçınılmaz olarak, Mesihlerinin ölümünden sonra güçlerini kaybeder ve kɪsa sürede dağılır., “Ancak son olaylar, olayların olağan seyrini değiştirebilecek kadar büyük bir dış faktördür” diye ekliyor Kalin.

RAHATSIZ EDİCİ ZOR SORULAR

Bununla birlikte, Gülen hareketi hayatta kalmak ve en azından Türkiye dışında kendini yeniden biçimlendirmek istiyorsa alɪnmasɪ gereken çok yol var.

Özellikle eğitim alanında hak ettiklerine tarafsız hiç bir gözlemci karşɪ çɪkmɪyor. Gülen hareketi Türkiye’de bir boşluğu doldurdu: Muhafazakar, dindar tabakaya daha önce reddedildikleri kaliteli bir eğitim sundu. Hareket, devletin başarısız olduğu yerde başladı.

Onların desteği olmasaydı, yardɪma muhtaç ailelerin yetenekli birçok insan okuyamazdı. Türk sosyolog Binnaz Toprak, eğitim sektöründeki Gülen hareketinin gücü “politikanın fırsat eşitliği tesis etmedeki başarısızlığının sonucudur”, diye tespitlerde bulunuyor.

Talep devam etmekte, ancak Türk iktidar partisi AKP’nin yeni kurulan İslami vakıflar, okullar veya öğrenci yurtları ile onları yeterince tatmin edebildiği görülmemektedir. Gülen hareketinin eksikliği hissediliyor.

Diğer yandan, hareket, en azından tepedekiler söylenildiği kadar zararsız değildi ya da değilleri. Sadece eğitime destek veren zararsız bir dernek hiç olmadɪlar. Türk yargısında hala “savcıları” varken, hareketi eleştirenler hakkında kovuşturma, tutuklama ve hapis cezası gibi işlemleri gerçekleştirdiler.

Hareketi eleştiren ve hatta yapɪlan eleştirileri aktaran, alıntı sosyolog Toprak gibi, Gülen medyası tarafından bir karalama kampanyasına maruz kaldı. Ünlü Türk gazeteci Mustafa Akyol, hareketin karanlık bir tarafının varlɪğɪndan bahsederek bunun “devletin bürokratik kontrolünü kazanması için” “gizli bir örgütlenme” olduğunu söyledi.

Polis organɪna Gülencilerin sızdığɪna dair kanıtlar var. 2016’daki başarısız darbeden sonra, ayaklanma organizasyonunun merkezi olan Ankara civarɪndaki Akıncɪlar Hava Üssü yakınındaki Türk jandarması, Gülen hareketiyle bağlantılı birkaç adamı tutukladı.

Ankara’daki Parlamentoyu bombalamak için havalanan F-16 bombardıman uçaklarının bulunduğ Hava Kuvvetleri Üssü’nde darbe gecesi ne işleri vardı? Bunların hepsi rahatsız edici, zor sorular. Gülen hareketi bu sorularɪ kendi kendisine sormazsa, başkalarɪ soracak.

Frankfurter Algemeine
Haber: Michael Martens FAZ Gatezesinden 02.01.2018

MAKALENİN ORJİNALİNİN LİNKİ

Gündem

Hüsnü Bayramoğlu koronavirüsten hayatını kaybetti

Süleyman Soylu’nun kendisine şemsiye tuttuğu fotoğrafla gündeme gelen Nur Cemaati Meşveret grubu lideri Hüsnü Bayramoğlu, bir süredir tedavi gördüğü koronavirüse yenik düştü.

BOLD – Said Nursi’nin son yıllarında yanında bulunan Nur Cemaati Meşveret Grubu lideri Hüsnü Bayramoğlu bir süredir koronavirüs tedavisi görüyordu.

Grup üyelerinin, sosyal medyada kendisi için dua istediği Bayramoğlu yaşamını yitirdi. Bayramoğlu’nun ismi, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun kendisine şemsiye tuttuğu fotoğrafın basına yansıması sonrası gündeme geldi.

Sabah’a verdiği son röportajda Bayramoğlu, Ayasofya’nın açılışıyla ilgili Erdoğan’a övgüler dizerken, Erdoğan’ın Said Nursi’nin 60 yıllık hayalini gerçekleştirdiğini söylemişti.

Bayramoğlu’nun Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler ile olan fotoğrafı da çok konuşulmuştu.

Devlet garantili insan kaçakçılığındaki kilit isim Ersin Kilit: Fatma Şahin’i niye kimse konuşmuyor

Okumaya devam et

Gündem

Afiş yasağı da koronavirüsü durduramadı: 26 kat patlama

Koronavirüsten bugün 318 kişi hayatını kaybetti, yapılan testler sonucunda 55 binin üzerinde yeni vaka tespit edildi. Çanakkale’de vaka sayısı geçen hafta göre 26 kat arttı. Hükumetten etkili adımlar beklenirken kaymakamlık ve valiliklerden gelen koronavirüse karşı afiş yasağı da vaka artışlarına çare olamadı.

BOLD – Sağlık Bakanlığının açıkladığı koronavirüs verilerine göre, son 24 saatte 318 kişi koronavirüsten yaşamını yitirdi. Yapılan test sonuçlarına göre, 3 bin 101’i semptomlu, 55 bin 802 yeni vaka tespit edildi. Son verilerle birlikte, toplam vaka sayısı 4 milyon 268 bin 447, toplam vefat sayısı 35 bin 926, toplam ağır hasta sayısı 3 bin 275 oldu.

Günlük vaka sayıları gibi haftalık vaka raporu da iç açıcı değil. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıkladığı haftalık koronavirüs vaka sayılarına göre, Çanakkale, İstanbul, Yalova, Kırklareli ve Tekirdağ 100 bin kişide en çok Kovid-19 vakası görülen iller oldu.

Aynı verilere göre Şırnak, Siirt, Van, Şanlıurfa ve Hakkari 100 bin kişide en az Kovid-19 vakası görülen iller oldu.

ÇANAKKALE DETAYI

Risk haritasında ‘kırmızı’ kategoride yer alan Çanakkale’de vaka sayısı bir haftada her yüz bin kişide 797, 34’ten 962,98’e yükseldi. Haftalık vaka sayısında Türkiye’de birinciliğe yükselen Çanakkale’de vaka sayıları, 8 Şubat’tan günümüze kadar 26 kat artış gösterdi. İllere göre Kovid-19 vaka sayısı her yüz bin kişide İstanbul’da 920,57, Ankara’da 534,14, İzmir’de 351,97 oldu.

Konuyla ilgili paylaşımda bulunan Fahrettin Koca: “İllerimizde bir haftada 100.000 nüfusa karşılık gelen vaka sayısını gösteren insidans haritasının güncel halini bulabilirsiniz. Kısıtlama ve tedbirler artış hızını düşürmeye başladı. Bu düşüşü hızlı ve kalıcı hale getirmek için birlik olalım” ifadelerini kullandı.

AFİŞ YASAĞI

Vaka artışlarının önlenmesi adına hükumetten etkili adımlar beklenirken Karaman Valiliğinden sonra dün de Edirne Valiliği ve Arnavutköy Kaymakamlığından koronavirüs önlemleri kapsamında afiş asma yasağı geldi. Edirne Valiliğinden konuya ilişkin gönderilen resmi yazıda “Valiliğimiz ve Kaymakamlıklarımızca düzenlenmesi uygun görülenler hariç olmak üzere siyasi parti, sendika. denek vb. sivil toplum kuruluşu binalarına, kendi bayrak, amblem ve logoları dışında her türlü afiş, pankart vb. malzemelerin asılması yasaklanmıştır” denildi.

Bu kapsamda SOL Parti’nin astığı “İstanbul Sözleşmesi” pankartı CHP’nin astığı “128 milyar dolar” pankartı polis tarafından indirildi.

AFİŞ POSTER STİCKER YASAK

Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre, İstanbul Arnavutköy’de bir ay eylem yasağı kararı alındı. Pandemi nedeniyle getirilen eylem yasakları arasında afiş ve poster asma ile sticker yapıştırma da yer aldı.

Arnavutköy Kaymakamlığı’nın 15 Nisan tarihinde, 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. Maddesi ve 5442 sayılı il İdaresi Kanunu’nun 32/Ç Maddesine istinaden salgını gerekçe göstererek aldığı kararında söz konusu yasakların, ilçede bulunan meydan, cadde, sokak, yol, park gibi tüm umuma açık alanlarda geçerli olduğu ifade edildi.

Afiş yasağı sosyal medya dalga konusu oldu.

Devlet garantili insan kaçakçılığındaki kilit isim Ersin Kilit: Fatma Şahin’i niye kimse konuşmuyor

Okumaya devam et

Gündem

Devlet garantili insan kaçakçılığındaki kilit isim Ersin Kilit: Fatma Şahin’i niye kimse konuşmuyor

Malatya’dan Almanya’ya giden ve dönmeyen 43’ye gri pasaport temin ettiği iddia edilen Ersin Kilit, AKP’li Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’i işaret etti.

BOLD – Devlet garantili insan kaçakçılığı skandalında kilit isim olduğu iddia edilen Ersin Kilit’in adı, Sözcü gazetesi yazarı İsmail Saymaz’ın köşe yazısından sonra merak konusu oldu. Kişisel yaşamı hakkında, Almanya’da yaşaması dışında veri bulunmayan Kilit’in 2019 yılından bu yana ‘insan kaçakçılığı’ yaptığı ve kişi başı 7 bin 250 Euro karşılığında insanları Almanya’ya yerleştirdiği iddia ediliyor

Mega Kilit GMBTH adına çevre, eğitim ve kültürel inceleme gezisine katılan ve geri dönmeyen 43 kişiye gri pasaport sağladığı iddia edilen Ersin Kilit, Artı TV’de yayınlanan Ahmet Nesin ile Ustura programında konuştu.

KİMSE FATMA ŞAHİN’İ ARAŞTIRALIM DEMİYOR?

AKP’li Bingöl’ün Servi ilçesi eski Belediye Başkanı Ali Ayrancı’nın adı insan kaçakçılığı skandallıyla anılır oldu. Ahmet Nesin’in “Ali Ayrancı ile nasıl bir ilişki kurdun, daha önceden tanıyor muydun?” sorusuna Ersin Kilit “Şu an sadece Ali Ayrancı konuşuluyor. Hiç kimse Fatma Şahin’i konuşmuyor” yanıtını verdi.

Konunun Ayrancı’dan ziyade Türkiye geneliyle alakalı olduğunu söyleyen Kilit: “Şu an sadece Ali Ayrancı konuşuluyor. Hiç kimse Fatma Şahin’i araştıralım demiyor, eski bakan. Şu an mevcut Antep Belediye Başkanı. Ben bir vatandaş olarak kendi araştırmalarımla bir şeyler öğreniyorsam devlet her türlü öğrenebilir. Bunu öğrenmek istemiyorlar diye düşünüyorum. Resmi kurumlarda bu işi yapan valiler ve belediyeler aynı işlerine devam ediyor. Ama onlar gündemde değil, söz konusu olan Ersin Kilit. Siz resmi iş yaptınız da, Ersin Kilit size davetiye gönderince mi resmiyetsiz oluyor? Sizin göreviniz devam ediyor, neden Ersin Kilit’in hakkında soruşturma açıldı? Kimse bunu sormuyor” dedi.

İki vali yardımcısının görevden alınmasının göz boyama ve olayın üstünün kapatma çabası olduğunu iddia eden kilit: “Belediye başkan yardımcısını veya vali yardımcısını görevden alıyorsunuz neden valiyi görevden almıyorsunuz? İmzayı atan vali ve belediye başkanı, Ersin Kilit değil. Gazeteciler hep aynı şeyi söylüyor. Neden Ersin Kilit’in üzerinde duruyorsunuz? Belediye başkanı dün ‘vatandaşları gönderdik, karşılığında kamyon aldık’ dedi. Urfa Ceylanpınar Belediye Başkanı’nın açıklaması var. Bütün evraklarda valinin, belediyenin, belediye meclis üyelerinin imzası var. Hadi diyelim Ceylanpınar’da öyle, Diyarbakır, Urfa niye böyle? Antep’e ne oldu Fatma Şahin’in üzerinde neden durmuyorlar” ifadelerini kullandı.

AKP’YE ZARAR GELMESİN ANLAYIŞI VAR

Kilit, AKP’li Ayrancı’yla ilişkisi için de şunları kaydetti: “Onların anlattıklarına göre bütün organizasyonu Ali Ayrancı yapmış. Ben Ali Ayrancı veya belediye ile arkadaşlar aracılığı ile tanıştım. Benden böyle bir istekleri oldu. Bizim kültürümüzde misafirperverlik var. Kimse kapımıza geldiği zaman biz sizi almıyoruz diyemeyiz. Benim yaptığım resmi işlemlerle ben gündemdeyim, ama onların yaptığı resmiyetlerle hiç biri gündemde değil. Belediye Başkanı Mehmet Çınar’ın imzası var ama neden onun adı geçmiyor? Çünkü AKP’ye zarar gelmesin, Ersin Kilit’e zarar gelsin anlayışı var.”

İNSANLARI KANDIRAMAZSINIZ

Kilit, konuşmasının devamında hakkında soruşturma ile ilgili: “Şu an elimize gelen resmi bir şey yok. Dün de gözaltına alındığım söylendi, diyecek bir şey bulamıyorum. Dün HaberTürk’te tartışma vardı Elazığ Belediye Başkanı’nın adı geçti hemen üzerini kapattılar. Konuyu değiştirdiler hemen. Neden Elazığ’ın, İzmir’in, Antalya’nın, Antep’in üzerinde durmuyorsunuz? Gelip gidip sürekli Ersin Kilit ve Yeşilyurt diyorsunuz, Ersin Kilit resmi boyutuyla bir davetiye gönderdi. Eğer onların yaptığı suçsa benimki de suç. Valilikler, belediye başkanları görevde olduğu sürece bana suç atılması göz boyamadır. Bu tür şeylerle insanları kandıramazsınız” diye konuştu.

Aileler yine iktidarın hedefinde

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0