Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Alman FAZ gazetesi “Hizmet Hareketi’nin geleceği”ni yazdı

Hizmet Hareketi’nin geleceği ne olacak? Hizmet Hareketi nasıl dönüşüyor? Alman FAZ Gazetesi’nden çok kapsamlı bir dosya.

BOLD- Almanya’nın önde gelen gazetelerinden Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ), Hizmet Hareketi’nin geleceğiyle ilgili çok kapsamlı bir dosya hazırladı.

Dosya Hizmet Hareketi’nin Fethullah Gülen’in ölümü sonrası yaşayabileceklerine odaklandığı gibi yaşadığı bu çok büyük sarsıntının dönüşüm için oluşturduğu büyük fırsata da paradoksal olarak çarpıcı biçimde ele alıyor.

Hizmet Hareketi’nin belli yönlerinin de eleştirildiği, kritik edildiği makale, son dönemde en dikkate alınması gereken dosyalardan biri.

Michael Martens’ın makalesinin birebir tercümesi:

GÜLEN HAREKETİNİN GELECEĞİ: İhtiyaç üzre devlet düşmanı

Erdoğan Türkiyesi’nde Fethullah Gülen en tehlikeli terörist olarak kabul ediliyor, ancak sürgündeki bu şahɪs oldukça yaşlandɪ. Kurucu babası olmadan Gülen hareketi var olabilir mi?

Türkiye, kendisini tehlikeli bir terörist ilan etti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan iadesini istedi: Müphem özelliklere sahip kendi adıyla anɪlan dini bir hareketin lideri olan Fethullah Gülen, Ankara’da hükümetin bir numaralı devlet düşmanı durumunda.

Türkiye‘nin resmi versiyonuna göre, bu vaiz Temmuz 2016’da Türk ordusunun bazı kesimlerinin birkaç saat sonra çöken darbe girişiminin arkasɪndaki kişi.

O zamandan beri Türkiye’de onbinlerce kişi terör örgütü olarak ilan edilen Gülen hareketine üye olmaktan ya da bunlara sempati duymalarından dolayɪ tutuklandı, ancak Erdoğan gibi güçlü bir devlet başkanı için bile bu hareketin liderini yakalamak oldukça zor.

GÜLEN, 1999’DAN BERİ PENNSYLVANIA’DA İKAMET EDİYOR

1999’dan beri Gülen, Pennsylvania eyaletinde sürgünde yaşıyor. ABD’deki yargı, Türkiye’nin aksine, başkanlık çağrısı yapamadığı için, ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye’nin Gülen’i iade talebini Ankara’nın düşündüğü kadar kolay yerine getiremiyor.

Hukuk devleti standartlarɪna göre, Gülen’in Türkiye’ye iade edilmesi şimdilik mümkün değil. Türkiye, istihbarat servisi, Kosova, Azerbaycan veya Malezya gibi devletlerden Gülen sempatizanɪ olduğunu düşündükleri kişileri kaçırdı, ancak buna ABD’de pek de cesaret edilemez.

KARAR VERME SÜRECİNDE REFORM MU?

Ancak Gülen meselesi biyolojik nedenlerden ötürü Türkiye için kendiliğinden çözülecek. Gülen, kaynağa bağlı olarak, 1938 veya 1941 doğumlu, yani yetmişli yaşlarının sonunda veya seksenlerin başında. Sağlığı ile ilgili olumsuz bilgiler var.

Er ya da geç Gülen hareketi, lideri olmadan yoluna devam etmek zorunda kalacak. O zaman da bunu yapıp yapamayacağı ya da birleştirici bir unsur olarak Gülen’in karizmasınin eksikli en kısa sürede parçalanıp parçalanmayacağɪ anlaşılacaktır.

Tarihte, dini topluluklarının önderlerinin ölümünden sonra parçalandığı, bölündüğü, tanınmayacak şekilde değiştiği ya da önemini yitirdiği birçok örnek bulunmaktadɪr.

Bu durumda ne olacak? Gülen olmadan Gülen hareketi düşünülebilir mi? Öyleyse, Gülen sonrası bir hareket neye benzeyecek, lideri kim olacak, ne değişecek?

Siyaset bilimcisi İlnur Kalin uzun zamandır hareketleri izlemiş ve öngörüde bulunmuştu: “Gülen hala hayatta iken hareket kendini geliştirmeyi, kurumsallaşmayı, merkezsizleşmeyi ve şeffaf olmayı başarırsa, dönüşmüş bir biçimde devam edebilir. Bununla birlikte, eğer yeniden yapılanma ve kurum inşası başarısız olursa, o zaman hareketin canlılığını kaybedeceği ve Gülen’in ölümünden kısa bir süre sonra parçalanmasɪ çok muhtemeldir.”

İlnur Kalin aslında farklı bir isme sahip. Mülteci olarak yaşıyor ve bir Avrupa ülkesinde tanınmış bir siyaset bilimi enstitüsü için çalışıyor, ancak Türkiye’deki akrabalarınɪ göz önünde bulundurarak, isminin değiştirilmesini bildikleri hakkında konuşmak için şart koştu.

Gülen fenomeni ile önyargısız, bilimsel herhangi bir meşguliyetten dolayi, Türkiye’de araştırmacılar tutuklanabilir ve hatta Erdoğan devletinde akrabalik sebebiyle bile tutuklanmalar olabiliyor.

Kalin’ın ilk tezlerinden biri, Gülen’e halef olabilecek, onun yerine geçebilecek uygun bir doğal “iki numara” olmamasıdır. “Farklı zamanlarda insanlar daha etkili olabilirdi, ancak onlar da ünlerini yalnızca Gülen’den aldı.

Herhangi bir bağımsız, bireysel otoriteye sahip değillerdi. “Şimdiye kadar, Kalin, Gülen’in mirasını karizmatik bir dini lider olarak idareyi ele alabilecek birini bulamadɪ.

“Daha da önemlisi, son yıllarda yaşanan gelişmeler iç eleştiriye neden oldu. Tabanda, hareketin karar alma sürecinin derinden kusurlu olduğu ve reform yapılması gerektiğine dair yaygın bir fikir birliği var.”

Bu konuda yeni olan şey, bu tür eleştirilerin şimdi kamuya açık bir şekilde dile getirilmesidir. Örneğin, Twitter Gülencilerin gerekli reformları tartışması için önemli bir forum haline geldi.

DAHA ŞEFFAFLIK ARZUSU

Kalin, “Bu eleştiri Gülen’e kadar ulaştı” dedi. Elbette, eleştiride Gülen’in öğretileri ya da ahlaki bütünlükleri bulunmuyor, çünkü temelde şüphe eden üyeler hareketten çoktan ayrɪlmɪştɪ. “Fakat Gülenci olmaya devam eden, harekete ve liderine sadık olan, ancak bazı yönleri ve son kararları eleştiren kişiler de var.”

Gülenciler arasɪnda sɪkça duyulmaya başlanan varsayıma göre ,“hareketin yaşlıları” olan “Agabeyler”, idollerini hataya sürükledi. Ancak Gülen bu adamları tek başına seçtiğinden dolayı, eleştiri sonuçta kendisine geri dönmüş oluyor.

Gülen’in hareketin sapmalarında payɪ açıktı, “bu yüzden onu eleştiriden dışlamak mümkün değil” diye açıkladı Kalin. Bir görüşe göre hareket çok fazla politik hale geldi. Buna ek olarak, birçok üye hareketin Gülen’e aşırı derecede bağlı olduğuna ve böylece bir tür bireysel kült güttüğüne inanıyor.

Böyle bir şey şimdi açıkça ve halka açık bir şekilde sorgulanıyor. “Öyle görünüyor ki; lidere aşırı bağlɪlɪğɪn ve şeffaf olmayan bir karar alma sürecinin, hareketin demokrasi ve İslam’ın uyumlu olduğu iddiasıyla eşleşmediğine dair bir farkındalık oluşuyor. Hareketin destekçileri politikaları hakkında daha iyi bilgi sahibi olmak ve de etkin olmak istiyor. Aşağıdan yukarıya etkili olan daha şeffaf, sistematik ve merkezi olmayan bir organizasyon talebi var.”

Gülen’in kararları artık en dar çevrede değil, daha katılımcı bir çerçevede alınmalı – bu tüm eleştirilerin merkezinde bulunuyor.

Bu taleplerin ilk sonuçları zaten kamuya açık bir şekilde gözlemlenmiştir. Kalin’e göre, ABD’de Gülenciler tarafından kurulan “paylaşılan değerler için İttifak” daha fazla şeffaflık arzusu anlamına geliyor. Bu grup, hareketin temel ilkelerinin bir listesini yayınladı ve Gülen adına itiraz edilmeyen açıklamalar yaptı.

Almanya’da da hareketi daha şeffaf hale getirmek için girişimlerde bulunuluyor, dedi Kalin ve “Diyalog ve Eğitim Vakfı” nı, “grubun formalizasyonuna ve kurumsallaşmasına doğru atılan bir adım” örneği olarak belirterek şöyle devam etti:

“Web sitelerinde Almanya’daki hareketin ayrıntılı bir organizasyon şeması bile var.” Dışarıdan ne kadar doğru ve kapsamlı olduğunu yargılamak zor olsa da,” hareketin örgütsel yapısını açıkça ilan etmesi ve resmileştirmeye çalışıyor olması devrim niteliği taşɪyor”.

“DEĞİŞİM İÇİN GÜÇLÜ BİR KATALİZÖR”

Türkiye’de büyük oranda parçalandığından, Gülen hareketinin ağırlɪk merkezi Batı Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’ne geçti. Aktif olduğu çevre değiştikçe hareketin kendisi değişir Kalin’e göre.

Ancak Gülen hareketinin başındaki zihniyet, Türkiye’de ve oradaki standartlara göre şekillendiğinden reformlara karşı çıkıyor. “Türkiye bağlamında sosyalleşen hareketin liderlerinin ve çoğunluğunun böyle bir değişimi ne kadar gerçekleştirebileceği ve yönetebileceği konusu açık bir soru” dedi.

Buna ek olarak, hareket yurtdışında da Türk devletinin ve gizli servisinin baskısɪ altında. “Saf hayatta kalma, yeniden yapılanma için çok az enerji ve kaynak bırakan asıl iştir.”

Kalın, dünya çapında Gülencilerin kaçırılması ve işkencesi konusunda “Correctiv” araştırma ağının bir listesine işaret ediyor. (“Türkiye Kara Siteleri: Erdoğan rejimi, dünya çapında Gülen hareketi taraftarlarınɪ kaçırıyor”). Bu tür tehlikeler karşısında, daha fazla şeffaflık talepleri, Almanya’da bile her zaman güvenlik endişelerine takılıyor.

Kalin, “Türkiye’nin Almanya’dan ya da Birleşik Devletler’den de insan kaçırabileceği inandɪrɪcɪ olmasa bile, bu tamamen ihtimal dışɪnda tutulmuyor,” diyerek hareket içerisindeki korkularɪ dile getiriyor.

Fakat belki de Türk devletinin onlara bu zulmü, hareketin kurtuluşu bile olabilir, diye tahmin ediyor Kalin. “Paradoksal olarak, hareketi sonlandırmaya yönelik en son felaket, sıradan takipçiler arasında hayal kırıklığına yol açtɪğɪndan hareketin ömrünü uzatabilir.

Gülen’in rolü ve hareketin liderliği sorgulanɪrsa “değişim için güçlü bir katalizör”olabilir. Birçok dini hareket, kaçınılmaz olarak, Mesihlerinin ölümünden sonra güçlerini kaybeder ve kɪsa sürede dağılır., “Ancak son olaylar, olayların olağan seyrini değiştirebilecek kadar büyük bir dış faktördür” diye ekliyor Kalin.

RAHATSIZ EDİCİ ZOR SORULAR

Bununla birlikte, Gülen hareketi hayatta kalmak ve en azından Türkiye dışında kendini yeniden biçimlendirmek istiyorsa alɪnmasɪ gereken çok yol var.

Özellikle eğitim alanında hak ettiklerine tarafsız hiç bir gözlemci karşɪ çɪkmɪyor. Gülen hareketi Türkiye’de bir boşluğu doldurdu: Muhafazakar, dindar tabakaya daha önce reddedildikleri kaliteli bir eğitim sundu. Hareket, devletin başarısız olduğu yerde başladı.

Onların desteği olmasaydı, yardɪma muhtaç ailelerin yetenekli birçok insan okuyamazdı. Türk sosyolog Binnaz Toprak, eğitim sektöründeki Gülen hareketinin gücü “politikanın fırsat eşitliği tesis etmedeki başarısızlığının sonucudur”, diye tespitlerde bulunuyor.

Talep devam etmekte, ancak Türk iktidar partisi AKP’nin yeni kurulan İslami vakıflar, okullar veya öğrenci yurtları ile onları yeterince tatmin edebildiği görülmemektedir. Gülen hareketinin eksikliği hissediliyor.

Diğer yandan, hareket, en azından tepedekiler söylenildiği kadar zararsız değildi ya da değilleri. Sadece eğitime destek veren zararsız bir dernek hiç olmadɪlar. Türk yargısında hala “savcıları” varken, hareketi eleştirenler hakkında kovuşturma, tutuklama ve hapis cezası gibi işlemleri gerçekleştirdiler.

Hareketi eleştiren ve hatta yapɪlan eleştirileri aktaran, alıntı sosyolog Toprak gibi, Gülen medyası tarafından bir karalama kampanyasına maruz kaldı. Ünlü Türk gazeteci Mustafa Akyol, hareketin karanlık bir tarafının varlɪğɪndan bahsederek bunun “devletin bürokratik kontrolünü kazanması için” “gizli bir örgütlenme” olduğunu söyledi.

Polis organɪna Gülencilerin sızdığɪna dair kanıtlar var. 2016’daki başarısız darbeden sonra, ayaklanma organizasyonunun merkezi olan Ankara civarɪndaki Akıncɪlar Hava Üssü yakınındaki Türk jandarması, Gülen hareketiyle bağlantılı birkaç adamı tutukladı.

Ankara’daki Parlamentoyu bombalamak için havalanan F-16 bombardıman uçaklarının bulunduğ Hava Kuvvetleri Üssü’nde darbe gecesi ne işleri vardı? Bunların hepsi rahatsız edici, zor sorular. Gülen hareketi bu sorularɪ kendi kendisine sormazsa, başkalarɪ soracak.

Frankfurter Algemeine
Haber: Michael Martens FAZ Gatezesinden 02.01.2018

MAKALENİN ORJİNALİNİN LİNKİ

Gündem

KHK’li istihbaratçı Şike Operasyonu ve Telekulak-VIP dinleme iddialarını anlattı

Eski İstanbul İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Mesut Yılmaz, 5 milyon kişinin dinlendiği iddiaları ve şike operasyonlarının nasıl başladığına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.

BOLD – Gazeteci Adem Yavuz Arslan, YouTube kanalında KHK ile kamu görevinden uzaklaştırılan ve Cemaat soruşturmaları kapsamında 2 yıl hapis yatan eski İstanbul İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Mesut Yılmaz’ı konuk etti. Arslan, Yılmaz ile çok konuşulan ‘Telekulak-VİP dinleme’ davalarını masaya yatırdı.

Yılmaz’ın, Erdoğan’ın ‘kumpas’ dediği davalara ilişkin önemli veriler paylaştığı konuşmasında, Havuz medyasının VIP dinleme diyerek manşetlere taşıdığı, 5 milyon kişinin dinlendiği iddialarına da cevap verdi.

Yılmaz ayrıca, uzun yıllar konuşulan şike operasyonları ile ilgili de önemli bilgileri izleyici ile paylaştı. Aziz Yıldırım’ın bir suç örgütü takibi sırasında telefonlara takıldığını anlatan Yılmaz, kendisini tutuklayan hakimle arasında geçen trajikomik diyaloğu ve savcının “dosya boş ama 2 yıl yatarsın” demesini anlatıyor.

Erdoğan’ın en pahalı oyuncağı

 

Okumaya devam et

Gündem

Semih Terzi’nin eşi Nazire Terzi’ye tahliye

Özel Kuvvetler Komutanlığında görevliyken 15 Temmuz gecesi öldürülen Tuğgeneral Semih Terzi’nin eşi Nazire Terzi, tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak tahliye edildi.

BOLD – Yargıtay’ın bozma kararının ardından yeniden yargılanan Nazire Terzi, “silahlı terör örgütüne üye olma” gerekçesiyle 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Terzi’nin tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak yurt dışı çıkış yasağıyla tahliyesine kara verildi.

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katılan Nazire Terzi’nin avukatı duruşmada hazır bulundu.

Yargıtay 16. Ceza Dairesinin bozma ilamının okunmasının ardından söz verilen Terzi, alt derece mahkemenin hakkındaki karara uymasını talep ettiğini, ancak bozma ilamındaki aleyhe hususları kabul etmediğini söyledi. İddia makamı ise mahkemeden kararında direnmesini istedi.

Mahkeme heyeti, Yargıtayın bozma ilamına uyulmasına oy birliğiyle karar verip yargılamayı sürdürdü. Cumhuriyet savcısının sanık hakkındaki mütalaasını tekrar ettiğini belirtmesi üzerine söz alan Nazire Terzi, “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçuna yardım” suçundan 18 yıl hapis cezasına çarptırıldığını fakat Yargıtay’ın eylemlerinin “silahlı terör örgütüne üyelik” yönünde değerlendirmesini istediğini belirtti.

DARBEDEN HABERİ OLMADIĞINI DELİLLENDİRDİ

Terzi, darbe girişiminden de haberdar olmadığını, bunun telefon kayıtları ve mesajlarla da delillendirdiğini belirtti.

Terzi’nin avukatı Ertuğrul Cem Cihan da mahkemede Semih Terzi’nin değil Nazire Terzi’nin yargılandığını, yargılamanın bu kapsamda yapılması gerektiğini belirtti.

Müvekkilinin ölen eşinin peşinden gitmesi, neden öldüğünü öğrenmeye çalışmasının son derece insani olduğunu anlatan Cihan, “Müvekkilimin eşinin öldürülmesine ilişin bilgi almak istemesi örgütsel bir faaliyeti göstermez” dedi. Avukat Cihan, müvekkilinin sözde terör örgütü üyesi de olmadığını da söyledi.

Avukat beyanının ardından Nezire Terzi’ye son sözleri soruldu. Terzi, 4 yıl 3 aydır tutuklu olduğunu ifade ederek tahliyesine ve beraatine karar verilmesini talep etti.

Yusuf Bilge Tunç’un kaçırılması AİHM gündeminde

Okumaya devam et

Gündem

Sağlık Bakanlığı bugün koronavirüsten 85 kişinin daha yaşamını yitirdiğini açıkladı

Sağlık Bakanlığının açıkladığı günlük koronavirüs verilerine göre, bugün hayatını kaybeden 85 kişiyle birlikte toplam can kaybı 10 bin 887 oldu.

BOLD – Sağlık Bakanlığı güncel koronavirüs verilerini ilgili siteden kamuoyu ile paylaştı. Son verilere göre, bugün hayatını kaybeden 85 kişiyle birlikte toplam can kaybı 10 bin 887 oldu. Son 24 saatte yapılan testlerin sonuçlarına göre 2 bin 576 yeni hasta tespit edildi. Böylece toplam hasta sayısı 396 bin 831’e yükseldi.

Ağır hasta sayısındaki artış da dikkat çekti. Sağlık Bakanlığının açıkladığı tabloda ağır hasta sayısı 2 bin 867 olduğu belirtildi.

Verileri sosyal medya hesabından değerlendiren Sağlık Bakanı Fahrettin Koca şu ifadeleri kullandı: “Bugün tespit edilen 2.576 yeni hastamız var. Ağır hasta sayımız dünden 127 fazla. Salgının yayılma hızının arttığı bu dönemde en etkili silahımız düzgün şekilde ağız ve burnunu kapayacak şekilde maske takmaktır. Maskenizi doğru takarak virüs yükünü azaltın.”

Yüzde 30’un altını gören AKP’nin rakipleri koronavirüs ve ekonomi

Okumaya devam et

Popular