Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Trump, Demokrat Partili liderlerle yaptığı görüşmeyi terk etti

BOLD- ABD Başkanı Donald Trump, Meksika sınırına duvar inşaa edilmesi konusunda Demokrat Parti liderleri ile yaptığı görüşmeyi terk etti. Dün gece ulusa seslenerek duvarın ödeneğini onaylamayan Demokratları suçlayan Başkan Trump, bugün de liderlerle yaptığı görüşmeden ayrıldı.

Temsilciler Meclis Başkanı Nancy Pelosi ve Demokratların Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer ile yaptığı görüşmeyi “tamamen zaman kaybı” olarak niteleyen Başkan Trump, muhataplarına “hoşçakalın” diyerek ayrıldı.

“DUVARI ONAYLAMIYORSANIZ KONUŞACAK BİR ŞEYİMİZ YOK”

Senatör Schumer’in gazetecilere aktardığına göre toplantıda Başkan Trump, Pelosi’ye dönerek “Benim duvarıma onay veriyor musun? O da yok dedi. Başkan da ayağa kalkarak o zaman konuşacak bir şeyimiz yok diyerek odadan ayrıldı.”

Schumer, Trump’tan bir an önce hükümeti tekrar açmasını istediklerini belirterek “Önce hükümeti aç sonra görüşmelerimize devam edebiliriz. O da bize yok, hükümeti açarsam  istediğimi yapmazsınız şeklinde cevap verdi.”açıklamasında bulundu.

Başkan Trump, görüşmeyi terk etmesinden sonra yaptığı Twitter paylaşımında “Onlara duvarı sordum, onlarda yok diyince bay bay yaptım onlara.”ifadelerini kullandı.

Duvar inşaatı konusunda yaşanan anlaşmazsızlık nedeniyle 800 binden fazla federal çalışan 22 Aralık’tan beri ücretsiz çalışmak zorunda kalıyor. Trump geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada hükümetin günlerce hatta aylarca kapalı olabileceğini söylemişti.

Trump ulusa seslendi, Meksika sınırına duvar için 5,7 milyar dolar istedi

 

Dünya

Türkiye AB savunma projesinde yer almak için başvurdu

Türkiye‘nin, AB ülkelerinin savunma alanında ortak çalışmalarına çerçeve oluşturan Yapılandırılmış Daimi İşbirliği (PESCO) projesinde yer almak üzere başvurduğu ileri sürüldü. Türkiye ile ilgili kararda Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ın tepkisi belirleyici olacak.

BOLD – Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin savunma alanında yoğun işbirliğine çerçeve oluşturan Yapılandırılmış Daimi İşbirliği’nin (PESCO) bir projesinde yer almak üzere resmen başvurdu.

Alman Welt am Sonntag gazetesinin diplomatik kaynaklara dayandırdığı habere göre Türkiye, yer almak istediği PESCO projesinin koordinasyonundan sorumlu olan AB ülkesi Hollanda’ya bu konuda geçen hafta resmi başvuru yaptı.

Türkiye’nin yer almak istediği milyarlık projenin ‘askeri hareket kabiliyetinin iyileştirilmesini’ içerdiği bildiriliyor. Hollanda, askeri birliklerin ve askeri araç ile teçhizatın Avrupa içinde naklinin iyileştirilmesine dair projeninin koordinasyonunu yürüten üye ülke.

Kasım 2020’den bu yana AB üyesi olmayan ülkeler de PESCO projelerine katılabiliyor. PESCO 24 AB üyesi ülkesi müşterekliğinde yürütülüyor.

AB ÜYESİ OLMAYAN ÜLKELER HANGİ ŞARTLARLA KATILABİLİYOR?

Avrupa Birliği dönem başkanlığını Almanya’nın yönettiği 2020’nin ikinci yarısında, AB üyesi olmayan ülkelerin de PESCO projelerinde yer alabilmesinin önü açılmıştı.

AB üyesi olmayan ülkelerin belli siyasi, yasal ve maddi kriterleri yerine getirmesi şartıyla projelere dahil olması mümkün. Bu kriterlerin başında da söz konusu ülkenin AB’nin değerlerini paylaşması, ayrıca AB ülkeleri ile iyi komşuluk ilişkileri ilkeleri çerçevesinde davranması, ortak güvenlik ve savunma çıkarlarıyla çelişecek adımlar atmaması şartı bulunuyor.

Mayıs ayı başında Brüksel’de düzenlenen AB ülkeleri savunma bakanları toplantısında Türkiye’nin dahil olmak istediği projeye ABD, Kanada ve Norveç’in de katılabilmesi yönünde izin çıkmıştı. PESCO projeleri, katılımcı ülkelerin tamamı veya bir kısmının iştiraki ile yürütülebiliyor. AB Konseyi de projeye dahil olmak isteyen AB üyesi olmayan ülkelerin gerekli şartları yerine getirip getirmediğini denetlemekle yükümlü.

2017 yılında kurulan PESCO, proje üyesi ülkelere savunma kabiliyetlerini işbirliği içinde geliştirme, operasyonel hazırlık yürütme ve askeri kuvvetlerin katkılarını artırma imkanı tanıyor. PESCO kapsamında şu ana kadar eğitim, kara formasyon sistemleri, deniz ve hava sistemleri, siber güvenlik gibi alanlarda biri tamamlanmış, 46 da süren proje bulunuyor.

GÜNEY KIBRIS VE YUNANİSTAN’IN TAVRI BELİRLEYİCİ OLACAK

Geçen yıl Doğu Akdeniz’deki gerilimlerin yaşandığı göz önünde bulundurulduğunda Türkiye’nin AB’nin ortak savunma projesine iştirak için başvuruda bulunmasına Yunanistan ile Güney Kıbrıs’ın tepkisinin ne olacağı merak konusu. Welt am Sonntag gazetesine konuşan, adını vermek istemeyen diplomatlar, “Türkiye ile PESCO çerçevesinde yapılacak bir işbirliğinin AB ile NATO arasındaki işbirliğini iyileştirimesi dışında Türkiye ile Güney Kıbrıs ve Yunanistan arasında da normalleşme sağlamasını umut ediyoruz” dedi.

PESCO, Avrupa Birliği’nin güvenlik ve savunma alanındaki hareket kabiliyetini iyileştirme ve söz konusu alanlardaki zaafiyetin kapatılması amacını hedefliyor. Avrupa’da askeri birliklerle araç ve teçhizatların nakliye ve hareketliliğini kapsayan ve Türkiye’nin de dahil olmak üzere başvurduğu iddia edilen proje 46 PESCO projesinden sadece biri.

Avrupalı yetkililere göre, birliğin koyduğu şartlar dolayısıyla Rusya ve Çin, PESCO projelerinde yer alamaz. Son dönemde Avrupa Birliği ile ilişkileri bozulan Türkiye’nin de yer almaması gerekiyor. Avrupalı diplomatlar Türkiye’nin projeleri alınması durumunda kapının bütün ülkelerin katılımına açılmış olacağını belirtiyor.

EURACTIV sitesi, Kasım ayında yaptığı haberde Türkiye’nin Güney Kıbrıs’la problemleri çözülmediği sürece, Doğu Akdeniz’de de Yunanistan ve Fransa ile yaşadığı gerilim dinmeden Türkiye’nin PESCO projelerine alınmamasının kararlaştırıldığını iddia etmişti.

Türkiye’nin projeye katılımını ‘Truva Atı’ gibi gören Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ın Ankara’nın başvurusuna karşı çıkması bekleniyor.

Arabistan Türkiye’nin verileri inandırıcı bulunmuyor

Okumaya devam et

Dünya

Greepeace açıkladı: İngiltere’deki plastik atıklar Türkiye’de yakıldı

Çevre örgütü Greenpeace, İngiltere’deki plastik atıkların yaklaşık yüzde 40’ının Türkiye’ye ihraç edildiğini ve yasa dışı yollarla toplanıp yakıldığını açıkladı.

BOLD – Uluslararası çevre örgütü Greenpeace (Yeşil Barış) tarafından yayımlanan yeni bir rapora göre, geçen yıl İngiltere’deki plastik atıkların yaklaşık yüzde 40’ı Türkiye’ye ihraç edildi ve yasa dışı yollarla toplanıp yakıldı.

Raporda İngiltere’nin 2020 yılında Türkiye’ye ihraç ettiği plastik atıkların 210 bin ton civarında olduğu söylenirken araştırmacılar, atıkların Türkiye’de geri dönüştürülmek yerine, bir kısmının yollara, tarlalara ve su kaynaklarına atıldığını ve buralarda yakıldığını tespit etti.

Araştırmacılar rapor için Adana’daki 10 çöp sahasını inceledi ve İngiltere’de faaliyet gösteren Tesco, Asda, Co-op, Aldi, Sainsbury’s, Lidl ve Marks & Spencer gibi süpermarketlere ait plastik poşetler ve yine bu şirketlerin ürünlerini buldu.

Rapora göre Akdeniz kıyılarında da, İngiliz markası tuvalet kağıdı ambalajları da dahil olmak üzere, sahil boyunca İngiltere’den ithal edilmiş plastik bulundu.

Atıkların bir yıldan daha eski olamayacağının bir göstergesi olarak çöp sahalarında İngiltere’de yapılmış bir koronavirüs antikor testi de bulundu.

Raporda Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük plastik atık çöp ithalatçısı olabileceği yönünde uyarılarda bulunuldu.

AVRUPA’NIN EN BÜYÜK PLASTİK ATIK ÇÖPLÜĞÜ TÜRKİYE

Rapor Türkiye’nin 2016 yılında İngiltere’den 12 bin tonluk plastik atık ithal ettiğini aktarırken 2020 yılına gelindiği ise bu miktarın 18 kat artarak, İngiltere’nin toplam plastik atığının yüzde 40’ına denk düştüğünü gösterdi.

Avrupa Birliği (AB) üye ülkeleri de geçtiğimiz yıl 2016’ya kıyasla Türkiye’ye 20 kat daha fazla plastik atık gönderdi.

Türkiye merkezli Greenpeace Akdeniz’in biyoçeşitlilik projesi sorumlusu Nihan Temiz, Avrupa’dan Türkiye’ye her gün 241 kamyon dolusu plastik atık geldiğini söyledi.

Temiz, “Verilerden ve sahadan görebildiğimiz kadarıyla, Avrupa’nın en büyük plastik atık çöplüğü olmaya devam ediyoruz.”

Türkiye, Malezya ve Polonya ile beraber 2020’de en yüksek plastik atık ithal eden ülkeler arasında.

İngiltere ABD’den sonra kişi başı plastik atık üretiminde dünyada ikinci sırada yer aldı. 2018 yılında İngiltere’de tahmini 5,2 milyon ton plastik atık üretildi.

AB ülkeleri çöplerini Türkiye’ye gönderiyor

Okumaya devam et

Dünya

İsrail saldırılarının en kanlı günü: 16’sı kadın 10’u çocuk 42 kişi öldü

İsrail ile Hamas arasında pazartesi sabaha karşı yeni hava saldırıları yaşanırken, İsrail’in Gazze Şeridi’ne Pazar günü düzenlediği saldırılarda ölenlerin sayısı 42’ye yükseldi. Pazar günü Gazze’ye yönelik İsrail saldırılarının en kanlı günü olarak kayıtlara geçti.

BOLD – Filistinli yetkililer, Pazar günü İsrail’in gerçekleştirdiği hava saldırılarında Gazze’de 16’sı kadın, 10’u çocuk toplam 42 kişinin öldüğünü duyurdu. Yetkililer, bunun çatışmanın başından beri bir günde kaydedilen en yüksek sayıdaki ölüm olduğunu söyledi.

İsrail Pazartesi sabaha karşı gerçekleştirdiği ağır hava saldırılarında, Gazze Şeridi’nde yönetimi elinde bulunduran Hamas’a ait dokuz yöneticinin evini hedef aldığını açıklarken, Gazze’deki yerel medya bölgedeki ana yollardan birisinin ve güvenlikle ilgili yerleşkelerin vurulduğunu belirtti. Hamas’ın da Pazartesi sabaha karşı İsrail’e yönelik gerçekleştirdiği saldırılarda bir roketin İsrail’in sahil kesiminde yer alan Aşkelon kentindeki bir sinagoga isabet ettiği belirtildi. Karşılıklı saldırılarda yaralılara dair bir bilgi paylaşılmadı.

Çatışmaların başlamasından bu yana Gazze’de aralarında 58 çocuğun bulunduğu en az 197 kişinin hayatını kaybettiği, bin 200 kadar Filistinlinin de yaralandığı açıklandı.

İsrailli yetkililer ise geçtiğimiz Pazartesi günü başlayan gerilimden bu yana Gazze’den atılan roketler sonucunda 2’si çocuk 10 kişinin öldüğünü ve hafta boyunca da 3 binden fazla roketin atıldığını açıkladı.

NETANYAHU: SALDIRILAR TÜM GÜCÜYLE DEVAM EDECEK

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze’ye yönelik süren harekatın ‘tüm gücüyle’ devam edeceğini söyledi.

Basın açıklamasında konuşan Netanyahu, “Sükuneti sağlamak için gerekli olduğu sürece devam edeceğiz. Bu biraz vakit alacak” dedi.

BM GENEL SEKRETERİNDEN UYARI

İsrail ile Hamas arasındaki çatışmalar devam ederken, bölgede yükselen gerilimi düşürmek için diplomatik girişimler de sürüyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, gerilimin devam etmesinin bölgede ‘kontrol edilemez bir krize’ yol açacağı konusunda uyarıda bulundu.

Guterres Pazar günü yaptığı açıklamada, “son derece korkunç” olarak nitelendirdiği şiddetin derhal son bulmasına yönelik çağrı yaptı.

BM, hastaneler dahil olmak üzere pek çok tesisi olumsuz etkileyebilecek yakıt sıkıntısı konusunda uyarıda bulundu.

BM Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatör Yardımcısı Lynn Hastings, BM’nin İsrailli yetkililerden bölgeye yakıt ve erzak yardımı yapmak için izin istediğini söyledi. Ancak Hastings, kendilerine bunun güvenli olmayacağının söylendiğini bildirdi.

ABD, BM GÜVENLİK KONSEYİ’Nİ TIKAMAYA DEVAM ETTİ

BM Güvenlik Konseyi toplantısından ortak bir açıklama çıkartma çabaları ise 3. kez ABD tarafından engellendi. ABD yönetimi tansiyonun düşürülmesi için her iki tarafla görüştüklerini ve BM Güvenlik Konseyi’nden çıkacak bir açıklamanın bu diplomatik girişimleri baltalayacağı görüşünü savunuyor.

ABD’nin BM nezdindeki Büyükelçisi Linda Thomas-Greenfield toplantıda yaptığı konuşmada ABD’nin çatışmaları durdurmak amacıyla ‘yorulmadan diplomatik yolları kullandığını’ söyledi. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken tarafından hafta sonunda bölgeye gönderilen Büyükelçi Hady Amr ise İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz ile görüştü.

ABD Dışişleri Bakanı Blinken ise Fransa, Suudi Arabistan, Mısır ve Katar dışişleri bakanları ile İsrail-Filistin sorununu görüştü. Blinken, Mısırlı mevkidaşı Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin ardından Twitter’dan yaptığı paylaşımda “Bütün taraflar gerilimi azaltmalı – şiddet derhal sona ermeli” dedi.

SİNAGOGDA AYİN SIRASINDA TRİBÜN ÇÖKTÜ

Öte yandan Kudüs’ün kuzeyinde yer alan ve inşaatı henüz tamamlanmamış bir sinagogda tribünün çökmesi sonucunda yaşanan kazada en az 2 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 100 kişi de yaralandı.

Güvenlik güçleri, ibadet için yaklaşık 650 Ortodoks Yahudi’nin İsrail tarafından işgal altında olan Batı Şeria’daki Givat Zeev Sinagogu’nda bir araya geldiğini söyledi.

Olay yerinden çekilen fotoğraflarda salonda bulunan bir tribün yıkılırken, insanların birbiri üstüne düştüğü görülüyor.

Sinagogun inşasının ise henüz tamamlanmadığı öğrenildi.

Polis ve yerel yetkililer, töreni organize edenlerin sinagogun güvenli olmadığı yönünde daha önce uyarıldığını söyledi.

Nisan ayı sonunda İsrail’in kuzeyindeki Meron yerleşiminde, Lag BaOmer bayramı kutlamalarında da yaşanan izdiham nedeniyle 45 kişi ölmüştü.

İzdiham, kutlamalar sırasında kullanılan bir platformun çökmesiyle yaşandığı belirtilmiş, olayla ilgili soruşturma başlatılmıştı.

Arabistan Türkiye’nin verileri inandırıcı bulunmuyor

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0