Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Hükümet kaşıkla verdiğini seçimden sonra kepçeyle geri alacak

Yerel seçim için 135 milyar liralık paket açıklayan hükümet, hazineye binen yükü seçimden sonra yine vatandaşa ödetmeye hazırlanıyor.

Seçim rüşvetleri havada uçuşuyor. Vatandaş, yeni bir zam furyasına yani kendisine kaşıkla verilenin kepçeyle geri alınmasına hazırlıklı olmalı. Fatura nisan-mayıs aylarında ortaya çıkacak.

BOLD- Yerel seçimler yaklaşırken, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak sürekli yeni paketler açıklıyor. 31 Mart Pazar günü yapılacak yerel seçimleri kazanmak için kesenin ağzını açan hükümet, kamunun bütün kaynaklarını seçim için seferber etmiş durumda.

Ekonomide ve özel sektörde derin kriz yaşanırken, atılan bu adımların yıl sonunda bütçe açığını patlatacağı öngörülüyor. 2019 için tahmin edilen bütçe açığı 80 milyar TL’nin üstünde. Peki, bu değirmenin suyu nereden gelecek?

YÜK HAZİNE VE KAMU BANKALARINDA

Erdoğan ve Albayrak’ın açıkladığı “seçim paketlerine” tekrar bakacak olursak…

  • Küçük ve orta büyüklükte işletmelere (KOBİ) toplam 20 milyar TL’lik kredi sağlanacak. 13 bankanın katıldığı KOBİ değer kredisi kapsamında, imalat ve ihracatçı firmalara 1 milyon lira, diğer sektörlere ise 500 bin lira kredi verilecek. 6 ay geri ödemesiz 36 ay vadeli kredi için faiz oranı aylık yüzde 1,54 olarak uygulanacak. Paketten 40 bin işletme faydalanacak.
  • 2,5 milyon kredi kartı borçlusunun borçları yeniden yapılandırılacak. Bunun için Ziraat Bankası’nı devreye sokan hükümet, yapılandıracağı kredi kartı borç miktarı 102 milyar TL. Borçlar bir kamu bankası olan Ziraat Bankası, 2 yıllık vade için aylık yüzde 1,1 faizden, 5 yıllık vade için de aylık yüzde 1,2 faizden kredi kullandıracak.
  • Ziraat Bankası ayrıca futbol kulüplerinin 11 milyar liraya ulaşan borçlarını da yeniden yapılandıracak.
  • Devletten düzenli yardım alan 2,5 milyon hanenin elektrik faturalarının 80 liralık kısmı devlet tarafından ödenecek. Bunun bütçeye maliyeti aylık 200 milyon lira. Bir yılda ise 2,4 milyar TL.
SEÇİM PAKETLERİ 135 MİLYARI GEÇTİ

Bütün bu açıklamalardan sonra, hükümetin seçim için açıkladığı paketlerin toplam büyüklüğünün 135,4 milyar lirayı bulduğu görülüyor.

Bunlara ilaveten, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı ve Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın, kasım ayı itibarıyla bankaların yapılandırdığı kredilerin miktarının 118 milyar lira olduğunu açıkladı.

Bu da aslında bankacılık sektörü için 118 milyar liralık bir “özel sektör kurtarma maliyeti” anlamına geliyor.

Bütün bu maliyetlerin altına girense, hazine ve elbette kamu bankaları. Hükümet seçim öncesi bol keseden dağıtırken, seçim bittikten sonra kamu için devasa yüklerle yüzleşeceğiz. Bu durumda devleti kurtarmak yine vatandaşa düşecek.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu da işin bu kısmına işaret ederek, “Seçimden önce kaşıkla verdiklerini, seçim sonrası kepçeyle geri alacaklar.” açıklamasını yaptı.

Bir çok ekonomiste göre şimdi “seçim müjdeleriyle” başı dönen vatandaş, seçim sonrası limon gibi sıkılmaya hazır olmalı.

HAZİNE TARUMAR OLACAK

Altınbaş Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, seçim öncesinde açıklanan ve piyasadaki nakit akışını hızlandırmaya dönük söz konusu paketlerin bileşik etkisinin 2019’da bütçeyi tarumar edeceğine dikkat çekti.

Düşük faizli ve 6 ay geri ödemesiz kredilerle yeniden yapılandırmaların, banka bilançolarına da zarar vereceğine işaret eden Kozanoğlu, banka bilançolarındaki bazı kalemlerin dondurulmakta olduğunu söyledi.

Atılan her adımın krizin itirafı olduğunu belirten Kozanoğlu, ekonominin kördüğüme sürüklendiğini vurguladı.

“Tam anlamıyla Saray’dan bir kumanda ekonomisi oluştu.” diyen Kozanoğlu, Ziraat Bankası’na yüklenen yükün kamuya ciddi zararı olacağına da değindi.

GÜNDOĞDU: İŞİN ASLINI MAYISTA GÖRECEĞİZ

Medipol Üniversitesi öğretim üyesi Doç.Dr. Aysel Gündoğdu ise atılan adımların ekonominin genel gidişatı için kalıcı çözümler sunmadığını kaydetti.

Gündoğdu, “Ekonomi şu anda 31 Mart’a kadar dondurulmuş durumda. Yapılan bu düzenlemelerin gerçek etkisi seçimden sonra ortaya çıkabilir. Şu an elde bulunan tüm imkanlar ile ekonomik daralma önlenmeye çalışılıyor. Ancak bu sadece daralmayı geciktirir. Kısa vadeli planların etkisi ülke ekonomisini yoluna koymak için yeterli değildir. İşin aslını mayıs gibi göreceğiz.” yorumunu yaptı.

Bankalardan kriz ayarı: Şirketler ödeyemedi, 118 milyar TL borç yeniden taksitlendirildi

BOLD ÖZEL

İdare Mahkemesinden delilsiz ‘şifahi’ adalet

15 Temmuz’un ardından KHK’larla ihraç edilenlere yönelik hukuksuz kararlara bir yenisi daha eklendi. Bir ihbar üzerine açılan ceza davasından beraat eden KHK’lı, ihracının iptali için Ankara 24. İdare Mahkemesine dava açtı. Mahkeme, dosyada delil bulamayınca MİT’in şifahi(sözlü) olarak verdiği bilgiye dayanarak davayı reddetti.

BOLD – Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi, ceza davasından beraat eden KHK’lının ihracına karşı açtığı davayı reddetti. Mahkeme herhangi bir delile yer vermediği gerekçeli kararında emniyet ve MİT Bölge Başkanlığının şifahi(sözlü) bilgilendirmesini ihraç için yeterli buldu.

KHK’yla ihraç edilen bir kişi, hakkındaki ihbar üzerine gözaltına alınıp tutuklanması talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevkedildi. Sulh Ceza Hakimliği, tutuklama talebini reddetti. Hakkında açılan davadan da tanığın beyanlarını reddetmesi üzerine beraat etti. Ancak OHAL Komisyonu memuriyete iadesine dair başvuruyu reddedince KHK’lı Ankara 24. İdare Mahkemesine dava açtı.

İSTİHBARATIN ŞİFAHI BİLGİSİYLE KARAR VERDİ

Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi, Emniyet ve MİT Bölge Başkanlığının KHK’lı kişinin cemaat ile irtibatının bulunduğu yönündeki ‘şifahi’ bilgilendirmesini yeterli bularak davayı reddetti. Mahkemenin gerekçeli kararında, “…emniyet istihbaratında ve MİT Bölge Başkanlığından verilen şifahi bilgide kişinin yoğun olarak FETÖ mensupları ile ilişki içerisinde olduğu ve onlarla yoğun bir şekilde irtibat ve ilişkisinin bulunduğu bildirilmiştir” denildi.

Ankara 24. İdare Mahkemesinin hukuksuz ‘şifahi’ kararı.

Sedat Peker’in son videosu Hizmet Hareketine kurulan tuzağı deşifre etti

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Mikrofonu açık unutan Prof. Dr. Ahmet Özmen online derste nasıl torpil yaptığını anlattı

Sakarya Üniversitesi’nde online canlı ders sırasında mikrofonunu açık unutan Yazılım Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özmen, staj alımlarında nasıl torpil yaptığını detaylarıyla anlattı.

BOLD – Sakarya Üniversitesi Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi Yazılım Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özmen’in online dersi sırasında bir öğretim görevlisi arkadaşı yanına geliyor. Özmen, arkadaşıyla konuşabilmek için bilgisayar başındaki öğrencilerine “Derse 5 dakika ara veriyorum” diyerek kamerasını kapatıyor ancak mikrofonunu açık unutuyor.

KİMSEYE YAYMAMALI!

Özmen, öğretim görevlisi arkadaşına, kendisine bir başvuru geldiğini, BAUM (Bilgisayar Araştırma ve Uygulama Merkezi) müdürü ve bölüm başkanı olduğunu söylediğini aktarıyor. Başvuru sahibinin gelip staj yapabileceğini ama kimseye yaymaması gerektiğini ise özellikle vurguluyor.

“DAYISI BİZDE PROFESÖR”

Özmen’in bu ifadelerinin ardından arkadaşı da “Bizde profesör dayısı, ben tanımıyorum” diyerek torpil rezaletini deşifre ediyor. Daha sonra Ahmet Özmen, kendi yeğeninin de geleceğini anlatıyor.

Ardından derse döndüğünde mikrofonun açık olduğunu fark eden Prof. Dr. Özmen, öğrencilere “Sorun yok siz de duymuş oldunuz biz böyle arada konuşuyoruz zaten mesele değil” diyor.

EKŞİ SÖZLÜK VE TWITTER TAKİPTE

Torpil skandalıyla ilgili Ekşi Sözlük’te “06.05.2021 saü’de torpil rezaleti” başlığı açıldı. Twitter’da de #meseledeğil etiketi altında rezalete tepki yağdı.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Cezaevlerinde kaç insan koronavirüsten öldü?

Türkiye’yi Mart 2020’de etkilemeye başlayan koronavirüs salgınının üzerinden 14 ay geçti. Bu süre içinde cezaevlerinde Kovid-19 nedeniyle resmi açıklamaya göre 9, İHD’nin araştırmasına göre 17 insan hayatını kaybetti. Bold Medya olarak ise koronavirüs nedeniyle ölen; adını, yaşını, ölüm tarihini, kaldığı cezaevini tespit ettiğimiz mahpus sayısı 14.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ANALİZ 

Bir hafta içinde Türkiye cezaevlerinde 3 insan koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. Afyon Bolvadin Cezaevinde virüs kapan makine mühendisi Ali Orhan 4 Mayıs’ta, Çanakkale E Tipi Cezaevinde hastalanan Yrd. Doç. Halil Şimşek 5 Mayıs’ta, Silivri 5 Nolu Cezaevinde korona olan eski yarbay Erdal Kılınç ise 12 Mayıs’ta öldü.

Türkiye’yi 14 Mart 2020’de etkisi altına alan salgın nedeniyle bugüne kadar cezaevlerinde kaç kişi öldü? Ceza ve Tevkifleri Genel Müdürlüğü’nün açıkladığı 9 rakamı doğru mu? İnsan hakları dernekleri bu konuda ne diyor?

DOKUZ MAHPUS MU, YOKSA 17 MAHPUS MU?

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 18 Şubat’ta yaptığı resmi açıklamaya göre 14 Mart 2020’den itibaren cezaevlerinde 240 Kovid-19 vakası görüldü. Bu vakalar arasında bulunan 9 hükümlü virüse bağlı olarak yaşamını yitirdi. 18 Şubat’tan sonra medyaya yansıyan ölüm sayısı 4.

İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 1 Nisan’da açıkladığı 2020 Cezaevleri Hak İhlalleri raporuna göre ise 14 Mart 2020’den itibaren Türkiye cezaevlerinde 17 mahpus koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. Raporda ayrıca 20 farklı hapishaneden 489 tutuklunun Kovid-19’a yakalandığına dair İHD’ye başvuru yapıldığı bilgisi yer aldı.

TEADAVİ VE MUAYENE TALEPLERİNE GEÇ CEVAP VERİLİYOR

Resmi rakamlara göre cezaevlerinde şu anda 276 bin tutuklu var. İHD’nin raporuna göre Türkiye hapishaneleri mahpus sayısı bakımından tarihinin en yoğun dönemini yaşıyor ve bu durum yoğun hak ihlâllerini de beraberinde getiriyor. İHD raporunda, koronavirüs belirtisi gösterenlerin “muayene ve tedavi taleplerinin karşılanmadığı ya da geç cevap verildiğine” ilişkin çok sayıda başvuru aldıklarını belirtiyor.

Bold Medya olarak bizim yaptığımız araştırmaya göre ise 14 Mart 2020’den itibaren cezaevlerinde koronavirüs nedeniyle ölen; adını, yaşını, mesleğini, ölüm tarihini ve kaldığı cezaevini tespit edebildiğimiz kişi sayısı 14. Arif Yıldırım ve İsmet Nice adlı iki mahpus dışında hepsinin de fotoğrafına ulaştık. İşte o isimler…

1- Mehmet Yeter (70), 3 Nisan 2020, Bafra T Tipi Cezaevi ve Samsun Cezaevi.

2- İsmet Nice (60), 4 Nisan 2020, Şakran Cezaevi (fotoğrafına ulaşamadık).

3- Arif Yıldırım (70), 14 Nisan 2020, Ankara Sincan Cezaevi (fotoğrafına ulaşamadık).

4- Veysel Atasoy, polis, 12 Eylül 2020, Kütahya Tavşanlı Cezaevi.

5- Yunus Gökgöz (30), memur, 10 Ekim 2020, İzmir Buca Cezaevi.

6- Hüseyin Özen (49), Bursa Telekom Bölge Müdür Yardımcısı, 14 Kasım 2020, Bursa H Tipi Cezaevi.

7- Kemal Polat (68), emekli şoför, 6 Aralık 2020, Kahramanmaraş Türkoğlu.

8- Metin Yücel (51), Avukat, 18 Ocak 2021, Düzce Cezaevi.

9- Kahraman Sezer, Diyarbakır Çevik Kuvvet eski Şube Müdürü, 30 Ocak 2021, İskenderun T Tipi Cezaevi.

10- Ersoy Karamustafa (44), Din Kültürü Öğretmeni, 13 Şubat 2021, Manisa T Tipi.

11- Önder Ateş (45), İngilizce öğretmeni, 3 Mart 2021, Samsun T Tipi Cezaevi.

12- Ali Orhan (56), makine mühendisi, 4 Mayıs 2021, Afyon Bolvadin Cezaevi (12 Nisan’da tahliye edilmişti).

13- Yrd. Doç. Halil Şimşek (53), 5 Mayıs 2021, Çanakkale E Tipi Cezaevi.

14- Yarbay Erdal Kılınç (48), 12 Mayıs 2021, Silivri 5 Nolu Cezaevi.

VAKALAR SAKLANIYOR MU?

Salgın başladığından bu yana cezaevlerindeki koronavirüs vakalarının saklandığı bilinen bir gerçek. Sincan Cezaevinde virüs kaptıktan sonra 14 Nisan 2020’de hayatını kaybeden 70 yaşındaki Arif Yıldırım’ın ölüm nedenini ortaya çıkardığı için insan hakları savunucusu HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkında soruşturma başlatıldı. Gergerlioğlu ayrıca geçen yıl haziran ayında “Dalaman Açık Cezaevi’nden tahliye olduktan sonra vefat eden başka bir mahpus da var. Tahliye sonrası aileyle konuştum. Nusaybin’de yaşıyorlar. Bu mahpus da koronadan öldü.” demişti.

ÇELİŞKİLİ RESMİ AÇIKLAMALAR

Cezaevlerindeki vakaların saklandığına dair en kuvvetli delil, 3 Nisan 2020’de Samsun Cezaevinde koronavirüse yakalanıp ölen Mehmet Yeter ile ilgili iki ayrı resmi kurumdan yapılan çelişkili açıklamaydı. Samsun Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü’nün 3 Nisan 2020’de yaptığı, Cumhuriyet Savcısı Serhan Güven imzalı açıklamaya göre Mehmet Yeter, Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybetti ve cenazenin bekletilmesi riskli olduğu için ailesine ulaşılmadan hemen defnedildi. Yeter’in ailesi ölümden ancak 5 gün sonra haberdar edildi ve oğlu Ferhat Yeter bu olaya isyan etti.

Sosyal medyada çok tepki çeken bu ölüm sonrasında 8 Nisan 2020’de Bafra Cumhuriyet Başsavcılığı ikinci bir açıklama yapmak zorunda kaldı ve Mehmet Yeter’in koronavirüs nedeniyle değil, bacağındaki kangrene bağlı olarak hayatını kaybettiği ve ailesine de haber verildiği açıklandı.

Samsun ve Bafra olmak üzere iki cumhuriyet savcılığından açıklama yapılmasını nedeni; seker hastası Mehmet Yeter, 3 yıl Bafra Cezaevinde kaldıktan sonra sağlık sorunları nedeniyle 16 Mart’ta Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Hastanesi’ne yatırıldı. Bir hafta sonra sol bacağı kangren nedeniyle kesildi. 26 Mart’ta taburcu edilen Yeter, Samsun Cezaevine gönderildi. Burada tekrar fenalaşan Yeter, 3 Nisan 2020’de öldü. Hangi açıklama doğru ve akla daha yatkın? Hemen defnedilmesini talimat veren 3 Nisan’daki mi, yoksa ölümünden 5 gün sonra yapılan açıklama mı?

 

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0