Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

OHAL Komisyonu, karar kesinleşmeden Mehmet Altan’ın “göreve iade” talebini reddetti

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında Mehmet Altan'ın da bulunduğu 6 gazetecinin anayasayı ihlal suçundan yargılanamayacağını belirtmişti.

Olağanüstü Hal (OHAL) Komisyonu, “anayasayı ihlal” suçundan hakkında dava açıldıktan sonra Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile 30 yıldır çalıştığı İstanbul Üniversitesi’nden ihraç edilen Mehmet Altan’ın başvurusunu reddetti.

Komisyon, Altan hakkında Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) tutuklanmasının ve hakkındaki delillerin basın ve ifade özgürlüğüne aykırı olduğu, hak ihlali anlamı taşıdığı, gözaltına bile alınamayacağı yönündeki kararlarını dikkate almadı.

Yargıtay Başsavcılığı’nın hazırladığı tebliğnamede de Altan’ın anayasayı ihlal suçundan yargılanamayacağı belirtilmişti.

YARGILAMA SÜRECİ BİTMEDEN RET

T24’ten Gökçer Tahincioğlu’nun haberine göre, OHAL Komisyonu’nun hakkındaki yargılama süreci henüz bitmeden Mehmet Altan’ın başvurusunu reddettiği ortaya çıktı. Komisyon, AYM ve AİHM’in tutuklanmasını haksız bulduğu, aleyhinde olduğu belirtilen kanıtların basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını karar altına aldığı Altan’ın yargılanıyor olmasını, hakkında hazırlanan idari raporu kararına gerekçe gösterdi.

Altan, avukatı aracılığıyla dün komisyon başkan ve üyeleri, Salih Tanrıkulu, Mehmet Karagöz, Hakim Esat Işık, Murat Aytaç, Mustafa İkbal, Osman Çal, Mahmut Çuhadar hakkında suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusu, komisyon üyeleri hakkındaki ilk başvuru olma özelliği taşıyor. Dilekçede, üyelerin anayasaya aykırı hareket ederek görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri öne sürüldü.

“KOMİSYON ANAYASA’YA UYMAK ZORUNDA”

Altan’ın avukatı Figen Çalıkuşu tarafından hazırlanan ve savcılığa verilen suç duyurusu dilekçesinde, OHAL Komisyonu’nun idari bir yapı olduğu ve devlet kademesinde yer alan her organ, her kurul, her yapı gibi görevlerini önce anayasaya, sonra da yasa hükümleri çerçevesinde yürütmek zorunda olduğu belirtildi.

“Kanun ile kurulmuş idari bir komisyonun, kendisini anayasanın üzerinde görmesi mümkün olabilir mi?” diye sorulan dilekçede, “Olur ise bunun yaptırımı olacağında da hiçbir tereddüt yoktur. Devlet kademesinde görev yapan her kişinin, görevini icra ederken kendisini anayasanın üzerinde görmesi, anayasa hükümlerine aykırı hareket etmesi halinde bilerek ve isteyerek görevi kötüye kullanma suçunu işlediği açıktır.” denildi.

“NAZİ ALMANYASINI FAZLASIYLA ANIMSATAN HUKUK DIŞI ANLAYIŞ”

Komisyon kararının ve Mehmet Altan’la ilgili AYM, AİHM, Yargıtay kararlarının anlatıldığı dilekçenin sonunda şu ifadelere yer verildi:

“OHAL Komisyonu, AYM Genel Kurulu ve AİHM tarafından dosyasının son hali üzerinden ‘gözaltına bile alınamayacağının’ karara bağladığı bir akademisyeninin başvurusunu, Nazi Almanyası’nı fazlasıyla anımsatan bir hukuk dışı anlayışla ve suç işleyerek reddetmiştir.

Anayasayı yok sayan bir komisyondan da hukuksal, adil ve vicdani bir karar beklemenin yersizliği ortadadır. OHAL komisyon başkan ve üyeleri, TC Anayasası’na aykırı hareket ile görevi kötüye kullanma suçunu işlemişlerdir.

Bu nedenlerle her türlü başvuru ve tazminat hakları yönünden hukuksal mücadele verilmeye devam edileceği hatırlatılarak, OHAL Komisyonu başkan ve komisyon üyelerinin her biri için ayrı ayrı ceza davası açılmasına karar verilmesini dilerim.”

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 6 gazeteci hakkında verilen kararın bozulmasını istedi

Gündem

2,5 milyon yeni iflas dosyası açıldı: Tayyip Erdoğan’a hakkınızı helal eder misiniz?

AKP yönetimindeki Türkiye’de ekonomik kriz derinleşiyor. Bu yılın ilk 4 ayında 2,5 milyona yakın yeni icra ve iflas dosyası açıldı. Yeni dosya sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre 500 binden fazla arttı. Muhtarlar vatandaşa gelen icra ihbarnamelerine yetişmek için yeni personel alıyor.

BOLD –  Türkiye İstatistik Kurumu eliyle işsizlik ve enflasyon rakamlarını düşüren AKP Hükumeti, icra ve iflas dosyalarındaki artışı engelleyemiyor. 2021 yılının ilk 2 ayında tüketici kredisini ödeyemeyen 75 bin kişi ve kredi kartı borcunu ödeyemeyen 76 bin kişi bankalar tarafından icraya verildi.

SON 5 YILDA KREDİ BORCU ÖDEYEMEYENLER

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer de icra dosyalarındaki artışa yönelik Meclis Başkanlığı’na önerge sundu. Buna göre son 5 yılda bankalara 2 milyon 357 bin kişi tüketici kredisini,  2 milyon 475 bin kişi kredi kartı borcunu ödeyemedi. İcra dairelerindeki dosya sayısı da 22 milyona ulaştı

ÇİFTÇİDEN ESNAFA HERKES ZORDA

Üreticiler ve çiftçiler tarlasını, bağını, bahçesini ve traktörünü sattığı halde borçlarından kurtulamıyor. Esnaftan çiftçiye, işçiden sanayiciye toplumun tüm kesimleri pandemi döneminde iyice yoksullaştı. AKP lideri Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, esnaflardan helallik istemişti.

Okumaya devam et

Gündem

Müebbet verilen Harbiyeli Burak Cansever’in annesi öldü

Beş yıldır Silivri Cezaevinde tutuklu olan Harbiyeli Burak Cansever’in annesi Elmas Cansever, stres nedeniyle demans hastalığına yakalandı ve 55 yaşında hayata gözlerini yumdu.

BOLD – Müebbet hapis cezasına çarptırılan askeri öğrenci Burak Cansever’in annesi Elmas Cansever hayatını kaybetti. Doktorların ifadesine göre stres nedeniyle demans hastalığına yakalanan Cansever 55 yaşındaydı.

Elmas Cansever’in ölüm haberini Harbiyeli annesi Melek Çetinkaya sosyal medya hesabından duyurdu. Cansever’in oğluna çok üzüldüğünü belirten Çetinkaya, “Bir anne daha evladına hasret gitti.” dedi.

15 Temmuz Sultanbeyli Davası’nda yargılanan ve müebbet hapis cezasına çarptırılan Burak Cansever, 5 yıldır Silivri Cezaevinde tutuklu bulunuyor.

 

Okumaya devam et

Gündem

Eminağaoğlu: Mafya kanunları işliyor yargı oturmuş seyrediyor

Eski YARSAV Başkanı ve Savcı Ömer Faruk Eminağaoğlu, Sedat Peker’in iddialarıyla ilgili soruşturma başlatılmamasını yargının AKP’ye bağımlı olduğunu gösterdiğini söyledi. “Yargı oturmuş bunu seyrediyor. HSK, tarihinin en bağımlı dönemini yaşıyor. Ticaret Bakanı’nda görüldüğü gibi, AKP’den asla hesap sorulamıyor” dedi.

BOLD – Eski Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in videolarındaki ağır iddialarına henüz hiçbir savcı tarafından soruşturma açılmamasına tepki gösterdi.

Gazete Kolektif’ten Miray Mert’e konuşan, Eski Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, yaşananları adeta bir mafya dizisine benzeterek bu dizideki karakterlerin ve rollerin gerçek olduğunu belirtti. Anayasa’nın AKP iktidarı için bağlayıcılığının kalmadığını, hukuk ve yargının, AKP’yi denetleyemeyecek, hesap soramayacak hale getirildiğini belirten Eminağaoğlu, Peker’in videolarıyla ilgili şunları söyledi:

KİRLİ İLİŞKİLER ORTAYA KONULUYOR

“Türkiye’de televizyonlar yayınladıkları dizilerle halkı ekranlara bağlamıştı. Bu yetmezmiş gibi şimdi de adeta bayramda gösterime giren yeni bir dizi gibi, bu mafya dizisinin her seferinde yeni bir bölümü, her bölüm hakkında da dizi kahramanlarının beyanları gündemde. Diğer dizilerden farkı ise bu dizideki karakterler gerçek ve bu karakterler kendi gerçek rollerini oynuyor. Kirli ilişkiler ortaya konuluyor. İşin en ilginç yani özellikle yargı oturmuş bunu seyrediyor. Evet bu anlatım şaka değil gerçek ve de içler acısı, yaşanan gerçekler de keşke bu kadar olsa. Yaşananlar, izlenenler ve bir kısmı toplum önüne konulan ilişkiler, bu ilişkilerin iktidar dahil güç odakları ile bağlantıları.

YARGI, TARİHİNİN EN BAĞIMLI DÖNEMİNİ YAŞIYOR

Anayasa’nın AKP için neredeyse bağlayıcılığın kalmaması bir yana, hukuk sistemi ve yargı öyle bir hale sokulmuş durumdaki, AKP iktidarını sınırlandıramıyor ve denetleyemiyor. Türkiye’de mahkemelerin bağımsızlığı ve yargıç güvencesinden sorumlu ve görevli olan organ HSK. 13 üyesi olan bu Kurul’un 13 üyesinin 13’ü de partili Cumhurbaşkanı ve de Cumhur İttifakı’nın sayısal çoğunluğuyla TBMM tarafından belirlenmiş durumda. HSK, tarihinin en bağımlı dönemini yaşıyor. Yargı organlarının, başsavcılıkların bu yaşananlar karşısında doğrudan soruşturma açması gerekirken, tüm bu yaşananları seyreden iktidar gibi yargının da yaşananları seyretmesi demek, yargının bağımsız olmadığı, hatta iktidara ne kadar bağımlı olduğu ve iktidarın da yaşanan ilişkilerin ne kadar içinde olduğu demek. Aksi halde bu sürecin yargı tarafından seyredilmesi düşünülebilir mi? Bir hukuk devletinde bu süreci seyreden savcı ve başsavcıların görevde kalması veya böyle hareketsiz kalan o savcı veya başsavcılara HSK’nın soruşturma açmaması, soruşturma açmayan HSK üyelerine bile soruşturma açılmaması düşünülebilir mi? Yani yargı hele de 2017 Anayasa değişikliği sonrası HSK’dan alıp ilgili başsavcılıklardan çıkarsak tepeden tırnağa bağımsızlığı elinden alınmış durumda.

YARGI SUSTU MAFYA ÖNE ÇIKTI

Her sınırlandırılamayan, denetlenemeyen iktidar gibi AKP iktidarı da, mafya ile söz düellosuna girerek, onlara koruma bile tahsis ederek, süreci seyrederek, onlara alan ve ortam yaratarak, hatta açık davranmayıp, ilişkileri konusunda anayasal organlar önünde hesap vermeyip kaçarak olabildiğince kirlenmiş durumda. İddialar karşısında alnım ak, veremeyecek hesabım yok demeden, ancak çatışma ve sataşma dili ile gündemin değiştiriliyor. Bu arada Peker’in açıklamaları karşısında yargı susunca yine mafya öne çıkıyor ve mafyadan devlet yasalarıyla değil mafya hesap sorar; mafya, mafya kanunları ile hareket eder, mafya kendi ilişkilerini ortaya dökmez misali mafyadan mafyaya cevaplar bile söz konusu oluyor.

YARGI AKP’LİLER İLE İLGİLİ ADIM ATMIYOR

Geçmişteki ve şimdiki İçişleri Bakanları da iç işlerini, iç düzeni sağlayan değil aksine bozan açıklamalardan ve bu çerçevedeki ilişkilerden de geri durmayınca devlet kanunları işlemiyor o zaman da sanki mafya kanunları işliyor. Daha çok yakın bir zamanda Ticaret Bakanı konusunda da görüldüğü gibi, AKP’den asla hesap sorulamıyor. Hatta hukuk düzeni içinde söz konusu olamayacak bir iş AKP üzerinden gerçekleştirildiğinde, hatta bir şekilde AKP’ye bulaştığında, hesap sormak bir yana neredeyse adeta meşruiyet kazanıyor. Türkiye’de hukukun üstünlüğünün yerini gücün hukuku almış durumda. Tüm bu ilişkilere bakınca görülenin tek adama dayalı parti devleti yaratan AKP iktidarında devletin hukuk düzenin işlemez hale geldiği, hesap sorulamayan bir iktidarın ortaya çıkıyor. FETÖ ile ilgili yaşananlar, diğer yandan çıkar amaçlı suç örgütü konularında yani mafyatik ilişkilerde yaşananlar, işte Peker ve Çakıcı konularında yaşananlar, 128 milyar dolar konusunda yaşananlar, öne çıkan ihaleler ve daha birçok konularda yaşananlar… Tüm bunlarda yargı ya hiç adım atmıyor ya da hukukun dışında ve mağduriyet yaratacak biçimde, sonradan her şeyin boşa çıkmasına yol açacak biçimde adımlar atıyor. Diğer yandan ise iktidar gücü karşısında hukuk ve demokrasi içinde hareket eden herkes üzerinde yargı da kullanılarak baskılar yaratılıyor.”

Soylu’nun zengin danışmanı ‘yabancı servisler’e sığındı

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0