Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Duhok’ta Türkiye’ye ait askeri üssü basan kalabalık, barakaları ve araçları ateşe verdi

Irak’ın Duhok şehrinde yer alan Türkiye’ye ait askeri üssüne giren kalabalık, çadırları ve askeri araçları ateşe verdi. Görüntüler sosyal medyaya düştü.

Irak Federal Kürdistan Bölgesi’nin Duhok şehrine bağlı Şeladizê kasabasında Türkiye’ye ait Sirê Askeri Üssü’ne bugün bir saldırı gerçekleşti.

ÜSSÜN İÇİNE GİRDİLER

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) bölgeye yönelik düzenlediği hava akınlarına karşı gerçekleşen protesto sırasında yüzlerce kişi, aniden askeri üsse doğru yürüyüşe başladı ve üssün içine girdi.

Askeri üssün etrafındaki telleri aşan kalabalık, bazı seyyar çadırlar ile askeri araçları ateşe verdi.

Fotoğraflarda da askeri üssü içinde giren kişilerin askeri araçları ateşe verdiği ve tankların üzerine çıktıkları görülüyor.

Üsse giren göstericiler baraka ve askeri araçları ateşe verdi. (Fotoğraflar: ROJ News)

Rojnews’te yer alan habere göre ise, karargâhtaki 2 asker kalabalık tarafından alıkonuldu ve ardından Peşmerge’ye teslim edildi.

1 KİŞİ ÖLDÜ

Rojnews, olaylardan sonra Türk askerlerinin açtığı ateş sonucu 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 6 kişinin de yaralandığını iddia etti.

Ankara saldırıyı teyit eden bir açıklama yaptı ve tedbirlerin alındığını kaydetti.

MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI KISMEN DOĞRULADI

Milli Savunma Bakanlığı’ndan üs bölgesine yönelik saldırıyı teyit etti.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, “Irak kuzeyinde yer alan bir üs bölgemize PKK terör örgütünün provokasyonu neticesinde bir saldırı gerçekleşmiştir. Saldırıda kısmi araç ve malzeme hasarı oluşmuştur. Olayla ilgili gerekli tedbirler alınmaktadır.” denildi.

Gündem

Bin 14 gündür adalet arayan Oğuz Arda’nın annesi yoğun bakımda

Çorlu tren kazasında 9 yaşındaki oğlu Oğuz Arda Sel’i kaybeden ve o günden bu yana adalet mücadelesi veren Mısra Öz, koronavirüs nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı.

BOLD – Çorlu tren katliamında hayatını kaybeden Arda’nın annesi Mısra Öz entübe edildi. Mısra Öz, üç yıldır Çorlu tren kazasında yaşamını yitiren 9 yaşındaki oğlu Oğuz Arda Sel için adalet mücadelesi veriyordu. Kızının sağlık durumunun iyi olmadığını Twitter hesabından duyuran Mısra Öz’ün babası Mehmet Öz “Kızım Mısra Öz Kovit-19’dan dolayı an itibarı ile yoğun bakımda.” dedi.

Baba Mehmet Öz, kızı Mısra Öz’ü 5 gün önce hastaneye getirdiklerini, nefes alıp vermesini sağlayan cihaza bağlandığını ve tedavinin ne kadar süreceğini bilmediklerini ancak ciğerlerinden alınacak numune ile durumu belli olacağını ifade etti.

Mısra Öz Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 8 Temmuz 2018 tarihinde meydana gelen 25 kişinin hayatını kaybettiği, 318 kişinin de yaralandığı tren kazasıyla gündeme gelmişti. Mısra Öz, aynı kazada yaşamını yitiren 9 yaşındaki oğlu Oğuz Arda Sel için adalet mücadelesi veriyordu.

Yoğun bakımdaki Mısra Öz’e sanatçılar, siyasetçiler ve insan hakları savunucuları büyük destek vererek adalet arayışını aynı paylaşımı yaparak sürdürdü: “Mısra Öz yoğun bakımda. Oğlunu kaybettiğinden beri istisnasız her gün yazdı, konuştu, haykırdı. Şimdi yaşam mücadelesi verirken yazamadığı için biz yazalım. 1014 gün oldu. Çorlu Tren Kazasında adalet yerini bulmadı. #CorluTrenKatliamı #OğuzArdaSel”

 

Okumaya devam et

Gündem

Gergerlioğlu cezaevinden yazdı: Vicdan eksenli bir toplum kuramadığımız müddetçe…

Milletvekilliği düşürüldükten sonra hapse gönderilen Ömer Faruk Gergerlioğlu, hapisteki ilk yazısını anne-babası tutuklu, lösemi Hakan Dağdeviren için kalem aldı.

BOLD – 3 Nisan’da tutuklanıp Sincan 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’ne konulan HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu, cezaevinde de masum ve mağdurları unutmadı. Anne-babası tutuklandıktan sonra lösemi teşhisi konulan 11 yaşındaki Hakan Dağdeviren’in durumunu kaleme alan Gergerlioğlu, “Vicdan eksenli bir toplum kuramadığımız müddetçe daha yüzyıllarca kimlikler üzerinden birbiriyle çatışan bir toplum oluruz.” dedi.

Gergerlioğlu’nun Gazete Davul’da yayınlanan yazısı:

Sanatçı Suavi, “Bir annemin ölümüne ağladım, bir de Hakan’ın yataktaki fotoğrafını görünce ağladım” demiş.

Hakan, anne babası hükümlü bir ailenin kanser olmuş çocuğu. Annesinin cezaevinden bana göndermiş olduğu mektubu mecliste gündem ettiğim ailenin çocuğu. Daha çocuk hasta değilken bana gönderilen içli mektubun zarfına çizilmiş resimde bir aile hasreti tablosu vardı. Hapisteki anne babanın rüyaları çocukları ile birleşiyor ve bu hülyalar masum bir aile yuvasında buluşuyordu.

Hepsinin rüyası bir çatı altında birlikte yaşamaktı.

Ama olmadı… Ailenin her biri ferdi ayrı bir yerde yaşadı ve anne-baba hüküm giydi.

Dedeleri ve akrabalarının yanında ayrı illerde kalan çocuklara ne mi oldu?

Hakan, kanser oldu. Büyük ihtimal anne ve babasının hasreti ile bağışıklık sistemi zayıflayan küçük çocuk bundan dolayı kanser oldu.

Dedesinin, ninesinin yanındaki çocuk hastaneye kaldırıldı, ama tedaviye cevap iyi değildi. Annesinden kemik iliği uysa şansı dönecekti.

Hakan’ın iyiye gitmediği haberleri üzerine dedesi ve anneannesi ile ÖFG TV programında bir araya gelmiştim. Eskişehir Tıp Fakültesi’ndeki dede, nine hastanenin mescidine inerek canlı yayına bağlanmıştı.

Dede ile konuşmaya başladığımda, çok zorlu bir konuşma olacağı ortaya çıkmıştı. Karşımda derin bir hüzün, acı, hasret ve çaresizlik yaşayan bir insan vardı.

Ağlamaktan kendisini tutamıyor, beni de ağlatıyordu. Kendimi tutmaya çalışıyordum, ama karşımda o denli içi yanan bir insan vardı ki empati yapmamam, ona eşlik etmemem mümkün değildi. Konuşamayan dede telefonu eşine veriyor nine ile konuşuyorduk.

Biraz toparladıktan sonra dede ile yine konuşmaya başladık. Kızı ve damadı KHK ile ihraç edilmiş. Dede “biz ne yaptık da bize bu acıyı yaşatıyorlar” diyordu.

Önemli bir soruydu. Bu değişmez devlet geleneği devreye girmiş ve acımasızlık hakim olmuştu. İşte onun kurbanlarından bir çocuk, dede ve nine vardı karşımda.

Aileleri yıkan anne-baba tutukluluk gerçeğini defalarca gündem etmiş, ama iktidar cephesinden vicdanlı bir cevap alamamıştım. Sonuçta yatağında perişan, bitkin bir şekilde yatan bir çocuk, gözyaşlarını tutamayan bir dede. ‘Tepelerine acımasızca binin” buyruğunun olduğu bir yerde böyle vicdan sızlatan görüntülerin ortaya çıkmaması mümkün mü?

Küçük Ahmet Burhan, küçük Salman, küçük Hakan, bilemediğimiz daha nicesi.

İşte Suavi bu tabloya ağlıyordu. Sol camiadan vicdanlı bir insan olarak buna dayanması mümkün değildi. Haklıydı, kimliğine göre bakmayan vicdanlı bir insandan beklenen doğal sonucu sergiliyordu.

Çocuğun anne babasının kimliğine takılmıyor, vicdan sızlatan görüntünün yürek sızlatan haline odaklanıyordu. Doğru yapıyordu. Tersi olsa kaç dindar fotoya, tabloya bakıp içi sızlardı? Fazla olamazdı sanırım. Çünkü vicdani bakış açısı olması gerekiyordu ve maalesef inanç çoğunlukla vicdanın önüne geçiyordu. İnancın vicdanı besleyen bir değer olması gerekirken niye bu hal?

Sorulması gereken bir soru. Maalesef çağlar boyu inançlar, siyasi görüşler, vicdanı destekleyeceğine fanatik taraftar olmayı seçmişti.

Suavi’nin bu hali toplumumuzun kurtuluş reçetesidir. Vicdan eksenli bir toplum kuramadığımız müddetçe daha yüzyıllarca kimlikler üzerinden birbiriyle çatışan bir toplum oluruz.

Okumaya devam et

Gündem

Koronavirüse yakalanan Mısra Öz Sel yoğun bakıma kaldırıldı

Çorlu’da 2018 yılında meydana gelen tren faciasında oğlu Oğuz Arda’yı kaybeden Mısra Öz Sel, koronavirüs nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı. Mısra Öz Sel, 5 gün önce hastaneye yatırılmıştı.

BOLD – Çorlu’da meydana gelen tren faciasında oğlu Oğuz Arda Sel’i kaybeden Mısra Öz Sel, koronavirüse yakalandı.

Mısra Öz’ün babası Mehmet Öz, sosyal medya hesabından, “Kızım Mısra Öz, Kovid-19’dan dolayı an itibarı ile yoğun bakımda” paylaşımı yaptı.

Mısra Öz Sel, 5 gün önce solunum sıkıntısı sebebiyle hastaneye yatırılmıştı. Mısra Öz Sel, sosyal medya hesabından ‘“Oksijen desteği olmadan nefes alamıyorum” ifadelerini kullanmıştı.

Kamu Denetçiliği Kurumu: KHK ile kapatılan okula ödenen ücretin iadesi yapılmalı

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0