Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Kral uygun görmedi, Tayland Prensesi başbakan olmaktan vazgeçti

Taylan’da, cunta liderine karşı Başbakanlığa aday olan Prenses Mahidol, Kral’ın uygun bulmaması üzerine bu kararından vazgeçti. (Fotoğraf: Reuters)

Taylan’da, cunta liderine karşı başbakanlığa aday olan Prenses Mahidol, Kral’ın uygun bulmaması üzerine kararından vazgeçti.

BOLD- Tayland’da, Prenses Ubolratana Mahidol’u başbakanlığa aday gösteren parti, Kral’ın uyarısı üzerine kararından vazgeçti.

Kral Vajiralongkorn, 67 yaşındaki ablasının adaylığının Tayland kültürüne aykırı olduğunu söyledi.

Saray’dan yapılan açıklamada, “(Ubolratana) unvanından yazılı olarak feragat etmiş olsa da statüsünü korumaktadır ve Çakri Hanedanı’nın bir üyesidir. Kraliyet ailesinin üst düzey bir üyesinin hangi yolla olursa olsun siyasete karışması, ülkenin gelenekleri, adetleri ve kültürüne terstir. Bu nedenle (adaylık) son derece uygunsuz olarak görülmektedir.” denildi.

CUNTA LİDERİNE KARŞI ADAY OLACAKTI

Prenses Ubolratana, 1972’de bir Amerikan vatandaşıyla evlendikten sonra unvanından feragat etmişti. Ubolratana boşandıktan sonra 2001’de Tayland’a geri dönmüştü.

Saray’ın açıklaması üzerine Prenses’i 24 Mart’ta yapılacak seçimlerde cunta lideri Prayut Chan-o-cha’ya karşı aday gösteren Thai Raksa Chart Partisi kararını geri aldı.

Emirdağlı gurbetçinin dev uçağı otoyoldan geçti

Dünya

AKP’li Türkiye’nin basın özgürlüğü karnesi: 19 yılda 54 sıra!

2021 Basın Özgürlüğü Endeksi açıklandı. AKP iktidarı döneminde Türkiye, basın özgürlüğünde tam 54 sıra geriledi. Bunda yargı bağımsızlığına dair ağır sorunlar ve gazetecilere yönelik keyfi tutuklamalar ana rol oynadı.

BOLD – Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Örgütü, 2021 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ni açıkladı. “Gazetecilik, Dezenformasyonun Aşısı” başlıklı endekste, gazeteciliğin dünyanın 130 ülkesinde kısmi veya ağır kısıtlamalar altında yapılabildiğini bildirdi. RSF Genel Sekreteri Christophe Deloire, “Gazetecilik dezenformasyona karşı en etkili aşı olsa da haber üretimi ve iletimi ne yazık ki çoğu kez politik, ekonomik, teknolojik ve bazen de kültürel aktörlerce engelleniyor. Gazetecilik, dezenformasyonun dijital platformlar ve sosyal ağlar üzerinden hızlı yayılımına karşı, kamuoyu tartışmasının doğrulanmış bilgi çeşitliliğine dayanması için başlıca güvencedir” açıklaması yaptı.

NEREDEN NEREYE TÜRKİYE!

180 ülkede medyada çoğulculuk, medya ortamı ve bağımsızlığı, oto-sansür ve habere yönelik müdahaleler, yasal çerçeve, şeffaflık, altyapı ve ihlaller gibi onlarca parametrenin katsayı temelinde sıralamaya dönüştürüldüğü çalışmanın ilk kez yapıldığı 2002 yılında Türkiye 99’uncu sıradaydı. Avrupa Birliği (AB) üyelik müzakereleri ilerledikçe çelişkili bir şekilde RSF Endeksi’nde gerileme gösteren Türkiye, 2016’da 151, 2017’de 155, 2018 ve 2019’da 157, 2020’de de 154. sırada gösterildi. Son iki yılda sıralamada gözlenen “ilerleme”, Türkiye’nin önünde yer alan ülkelerde basın özgürlüğü şartlarının daha da ağırlaşmasına karşılık, Türkiye’de reform düzenlemelerinin ardından gazetecilerin tahliye edilmesi ve geçmişe göre tutuklamaya değil adli kontrole ağırlık verilmesiyle açıklandı.

FELAKET TABLOSUNUN SEBEPLERİ

2021 endeksinde 153. sıraya yükselen Türkiye, Cumhurbaşkanı seçimleri sonuçlarına yönelik kitlesel eylemler sırasında gazetecilere yönelik uygulanan ağır baskılar nedeniyle beş basamak birden gerileyen Belarus’un (158) yerine yerleşti. Ancak, yargı bağımsızlığına dair ağır sorunlar, gazetecilere yönelik keyfi tutuklamalar, online haberciliğe yönelik ağır müdahaleler, eleştirel haberciliği hedef alan idari yaptırımlar ve gazetecilere karşı cezasız kalan şiddet, Türkiye’ye dair temel sorunlar olarak sıralamada etkili oldu.

AVRUPA’DA DA MANZARA İYİ DEĞİL

Sıralamanın ilk üçü Norveç, Finlandiya ve İsveç “Nordik iyi örnekleri” oluştururken, gazetecilere yönelik şiddet olayları iki katını aşan ve keyfi gözaltılara da sahne olan Avrupa Birliği ve Balkanlar gerileme gösterdi. Almanya (13) pandemi ortamında aşı karşıtı veya komplocu grupların eylemleri sırasında onlarca gazetecinin saldırıya uğraması nedeniyle iki sıra geriledi. Fransa 34, İtalya 41, Polonya 64 (-2), Yunanistan 70 (-5), Sırbistan 93, Bulgaristan 112. sırada (-1) yer aldı.

RSF açıklamasında, “Avrupa, gazetecilere yönelik şiddette artış yaşanmasına karşın basın özgürlüğüyle en uyumlu kıta olarak kaldı. Diğer yandan, Avrupa Birliği’nin temel haklar için getirdiği koruma mekanizmaları, Viktor Orban rejiminin Macaristan’da medyaya el koymasına çözüm getirmede ve diğer bazı Orta Avrupa ülkelerinin özgürlük karşısı müdahalelerini durdurmada gecikiyor” ifadelerine yer verildi.

TRUMP REKORU

Son yılda gerileme gösteren bir başka kıta da Amerika (Kuzey ve Güney) oldu. ABD’de (44) Başkan Donald Trump’un son bir yılı, gazetecilere yönelik şiddeti (RSF’nin partner örgütü US Press Freedom Tracker’e göre 400’ü aşkın gazeteci saldırıya uğradı, 130’u gözaltına alındı) rekor seviyelere taşıdı.

İhlaller bakımından Afrika kıtası, özellikle korana virüsü ortamında gazetecilere yönelik şiddetle öne çıktı. Tanzanya’da (124), koronavirüsü “Batılıların komplosu” olarak gösteren ve ondan “dua yoluyla kurtuldukları”nı iddia eden Cumhurbaşkanı John Magufuli, Mart’ta vefat edene kadar pandemi haberciliğini yasaklamıştı.

ÇİN BİLDİĞİNİZ GİBİ…

Doğu Avrupa ve Orta Asya (EEAC), bölgesel düzeyde sondan ikinci konumda yer alırken, Asya Pasifik bölgesinde “sansür” virüsü Çin’in (177) ötesine yayılma gösterdi. Pekin’in dayattığı ulusal güvenlik yasası Hong Kong’da (80), gazetecilik üzerinde ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bölgesel sıralamada son sırada yer alan ve pandemi şartlarının haberciliği boğmak için fırsata dönüştürüldüğü Ortadoğu ve Kuzey Afrika (MENA) Bölgesi’nde Cezayir 146, Fas 136, Suudi Arabistan 170, Mısır 166 ve Suriye 173. sırada yer aldı.

Okumaya devam et

Dünya

Gri pasaportla Almanya’ya gidenler memnun: Çok şükür karnımız doydu

5 – 17 bin euro arasında ödeme yapıp hizmet damgalı pasaportla Almanya’ya gidenlerin büyük kısmı kaçak olarak inşaat işlerinde çalışıyor. “Türkiye’de aş yok, iş yok, kaçmayıp da ne yapalım?” diyen gri pasaportlular, “Çok şükür karnımız doydu” diyor.

BOLD – Türkiye hizmet pasaportları üzerinden yapılan ‘insan kaçakçılığı’ gündem olmaya devam ediyor. 60’a yakın belediye ile temasa geçip hizmet pasaportuyla Almanya’ya gidenlerin sayısının 10 bini aştığı ileri sürülüyor.

“SİYASİ BASKI GÖRDÜM” DEYİP İLTİCA EDİYORLAR

Kaçak olarak Almanya’da kalanlar, gri pasaportların süreleri bitinceye kadar sorun yaşamıyor. Alman polisi onları Türkiye Cumhuriyeti’nin çalışanı olarak görüyor. Frankfurt’taki polis kontrolünde gri pasaportunu gösteren bir Elazığlı, rahatlıkla geçtiğini, Alman polisin kendisine İngilizce teşekkür ettiğini anlatıyor. Pasaport süresi bitince kaçaklık başlıyor. Bir kısmı, “Siyasi baskı gördüm” deyip iltica başvurusunda bulunuyor. Bu sürede hemşerileri, çalıştığı yerdekiler, akrabaları sahip çıkıyor.

“PASAPORTUM ÜÇ HAFTA SONRA GELDİ”

Hangi yolla pasaporta ulaştıklarını söylemeyen gri pasaportlular, 5 bin euro ile 17 bin euro arasında ödeme yaptıklarını belirtiyor. Essen, Hannover, Bremen, Hamburg, Köln, Düsseldorf, Wiesbaden ve Berlin’e dağılmış vaziyette kaçak çalışan bu kişiler, “Türkiye’de aş yok, iş yok. Kaçmayıp da ne yapalım” dedi. Sözcü’den Ali Gülen’e konuşan Bingöl’den R.T, geleli iki yıldan fazla olduğunu belirterek “Pasaport alıp yasal olarak Almanya’ya gidebileceğimi söylediler. Pasaportum üç hafta sonra geldi. Bazılarımız uçakla gitti, biz karayoluyla. Hannover’de meyve-sebze halinde çalışıyorum” ifadelerini kullandı.

“ÇOK ŞÜKÜR KARNIMIZ DOYUYOR”

Muşlu Vakkas A. ise “Arkadaşlarım Bingöl’den duymuş, beni de listeye yazdılar. 8 bin euroya anlaştım. İnşaatlarda çalışıyorum” dedi. Bingöllü M.A. da Hannover’de meyve-sebze halinde çalıştığını belirterek, “Çok şükür karnımız doyuyor. Beni buradan atana kadar çalışırım. Sonrası Allah kerim” dedi. Bingöl’ü P.S. ise “Hamburg’da inşaatta çalışıyorum. Köyüme para göndermeye de başladım. Kaçmayıp ne yapacaktık! Böyle bir hizmet varsa, tabii değerlendireceğiz” dedi.

Damadın 17/25 Aralık sanığıyla yolu nerde kesişti

Okumaya devam et

Dünya

Kuzey Kıbrıslı avukatlar Erdoğan’ı Kur’an Kursu kararını çarpıtmakla suçladı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde avukatlar AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ve diğer yetkilileri Anayasa Mahkemesinin Kur’an kursu kararının içeriğini bilmeden veya kasten çarpıtarak açıklama yapmakla suçladı.

BOLD – Kıbrıs Türk Türk Cumhuriyeti (KKTC) Barolar Birliği Konseyi, Lefkoşa Mahalli Barosu, Güzelyurt Mahalli Barosu, Girne Mahalli Barosu ve Mağusa Mahalli Barosu, Lefkoşa’da Mahkemeler önünde eylem düzenledi.

Lefkoşa’da “Yargı bağımsızlığına sahip çıkıyoruz” pankartı açan eylemcilere, mahkemeler binası balkonuna çıkan Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik ile bazı yargıçlar da selamlayarak destek verdi.

Eyleme ayrıca 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bazı milletvekilleri, sendikalar, kurum kuruluş ve vatandaşlar da katıldı.

“AÇIKLAMALAR, YARGI ORGANINA YÖNELİK SALDIRIYA DÖNÜŞTÜ”

Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı’nın cüppeleriyle eyleme katılan avukatların alkışları eşliğinde yaptığı açıklamada, “Anayasa Mahkemesi tarafından 15.4.2021 tarihinde verilen kararın ardından, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere birçok yetkilinin, kararın içeriğini bilmeden ya da kasten çarpıtarak yaptığı açıklamalar, yargı organımıza yönelik ağır bir saldırıya dönüşmüştür.” dedi.

KKTC’deki yetkilileri de eleştiren Eseddağlı, “Anayasaya göre yürütme erkini kullanan KKTC’deki yetkililerin, yargının bağımsızlığına yönelik tek bir açıklama dahi yapmamaları kabul edilebilir değildir” diye konuştu.

KKTC Anayasa Mahkemesi geçen hafta Din İşleri Komisyonu’nun Kur’an kursu düzenlemek ve hafızlık belgesi vermek gibi yetkilerini Anayasa’ya aykırı bulmuştu. Türkiye karara sert tepki göstermiş, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “KKTC Anayasa Mahkemesi Başkanı süratle bu yanlışından dönmelidir, yoksa bizim atacağımız adımlar da farklı olacaktır” demişti.

Yargıtay’dan 37 askeri öğrenciyle ilgili bozma kararı

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0