Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

Ekonomi “depresyona” girdi

Eski Hazine Müsteşarı ve ekonomi yazarı Mahfi Eğilmez’e göre Türkiye ekonomisi resesyonun da ötesinde ağır bir depresyona sürükleniyor.

Eski Hazine Müsteşarı ve ekonomi yazarı Mahfi Eğilmez’e göre Türkiye ekonomisi resesyonun da ötesinde, depresyona sürükleniyor. Ekonomide “depresyon” terimi, resesyona (iki çeyreklik küçülme) göre çok daha uzun süreli bir çöküşü ifade ediyor.

BOLD- Ekonomi yazarı ve eski Hazine Müsteşarı Mahfi Eğilmez, Türkiye ekonomisinin durumunu geniş kapsamlı bir analizle değerlendirdi. Eğilmez, kendi sitesinde yayımladığı analizinde ekonominin, resesyonun da ötesinde “depresyona” sürüklendiği uyarısı yaptı.

Mahfi Eğilmez’in, bu hafta açıklanan ekonomik göstergeler üzerinden yaptığı analizi şöyle:

Sanayi üretiminde hızlı bir çöküş söz konusu. 2018 yılının son aylarında sanayi üretimi neredeyse çökmüş durumda. Bunu TÜİK sitesinden aldığımız grafikle gösterelim. 2018 yılının sanayi üretim grafiği sanayi üretimindeki çöküşü açıkça ortaya koyuyor.

 

Perakende satışlarda düşüş hızlanıyor. Bunu da TÜİK sitesinden aldığımız grafikle gösterelim.

BÜTÇE FAZLASI NEREDEN KAYNAKLANIYOR?

Ekonominin üretim ve tüketim ya da arz ve talep yönlerinin görünümü böyle. Şimdi de gelelim işin kamu kesimi yönüne.

Bütçe fazlası nereden kaynaklanıyor?

Ocak ayında yapılan bir yasa değişikliğiyle, her yıl Nisan ayında Hazineye devredilen Merkez Bankası kârı bu yıl Ocak ayında avans olarak devredildi. Tutarı 33 milyar TL olarak açıklandı.

Ocak ayında bütçenin görünümü de şöyle (Kaynak: Hazine ve Maliye Bakanlığı, https://www.hmb.gov.tr/duyuru/2019-ocak-ayi-butce-gerceklesme-raporu)

MERKEZ KÂRI OLMASA 29,3 MİLYAR TL AÇIK VERECEKTİ

Tablodan görüleceği gibi 2019 Ocak ayında bütçe giderleri geçen yılın Ocak ayına göre yüzde 63 oranında artmış. Bu artışın asıl ağırlığı da faiz dışı giderlerden kaynaklanmış.

Buna karşılık devletin temel geliri olan vergi gelirleri yüzde 7 artmış. Asıl artış diğer gelirler içinde yer alan teşebbüs ve mülkiyet gelirlerinde olmuş. Ne oldu da devletin teşebbüs ve mülkiyet gelirleri bir yılda yüzde 3.410 arttı derseniz yanıtı Merkez Bankası’nın 33 milyar TL tutarında kârının erken tahsil edilmesidir.

Eğer 33 milyar TL öne çekilip de Ocak ayında tahsil edilmeseydi bütçe 29,3 milyar TL açık verecekti.

Bütçenin gidişi sanal olarak iyiymiş gibi görünse de vergi gelirlerinin yüzde 7 arttığı bir ortamda faiz dışı giderlerdeki yüzde 68 oranındaki artış bu gidişin çok tehlikeli olduğunu ve kalan tek çıpanın da elden gittiğini gösteriyor.

CARİ AÇIKLA BİRLİKTE BÜYÜME DE DÜŞÜYOR

Cari açık düşüyor. Sanayi üretiminin ve perakende satışların hızla düştüğü bir ortamda büyüme de hızla düşüyor demektir. Büyüme düşerse dışticaret açığı ve cari açık da düşer.

Türkiye’de üretimin önemli bir bölümü ithal girdiyle yapıldığı için bu düşüşlerin ithalat düşüşü ve dolayısıyla cari açık düşüşü getirmesinden normal bir şey olamaz. Dolayısıyla cari açığın büyümenin düşmesi dolayısıyla ortaya çıkması olumlu görünümü olumsuz kılmaktadır.

GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK YÜZDE 17,8

İşsizlik hızla artıyor. Açıklanan 2018 Kasım ayı verilerine göre işsizlik yüzde 12,3’e yükselmiş bulunuyor.

Aşağıdaki tablo 2017 yılı Kasım ayı istihdam ve işgücü verileriyle 2018 Kasım ayı verilerini karşılaştırmalı olarak gösteriyor (Kaynak: TÜİK İşgücü İstatistikleri, Kasım 2018.)

Tabloya göre son bir yılda işgücü yüzde 1,6 artarken istihdam yüzde 0,7 azalmış ve işsiz sayısı yüzde 21,6 artmış. Anketin yapıldığı son 4 hafta içinde işsiz olarak başvuranların oranı (resmi işsizlik oranı) yüzde 12,3, başvurmayanlarla birlikte işsizlerin oranı (geniş işsizlik oranı) yüzde 17,8 olmuş bulunuyor.

GELECEĞE İLİŞKİN BEKLENTİLERDEKİ OLUMSUZLUK YÜKSELİYOR

Geleceğe ilişkin beklentilerdeki olumsuzluk yükseliyor. TÜİK’in yayınladığı Ocak ayı ekonomik güven endeksi geleceğe ilişkin beklentilerin bozulmaya devam ettiğini gösteriyor.

2018 yılı Ocak ayında ekonomiye duyulan güveni gösteren endeks sayısı 105,2 iken 2019 Ocak ayından 78,5’e düşmüştür. Düşüş bir önceki ayın 81,9’luk endeks sayısına göre bile ciddi orandadır.

SONUÇ: EKONOMİ RESESYONDA

Türkiye’de yüksek enflasyon ve ekonomik küçülmeye yüksek işsizlik ve cari açığın yerini alacak olan bütçe açığı eşlik edeceği ekonominin “depresyona” sürüklenmesi olasılığı oldukça yüksektir.

Her ne kadar ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşında bir yumuşama eğilimi ortaya çıkmış olsa da Çin ekonomisinde yaşanan ciddi ivme kaybı, İngiltere ile Avrupa Birliği arasında yaşanan Brexit sorunu, Fransa’daki sosyal gerginlikler, İtalya’daki siyasal ve ekonomik sıkıntıların yarattığı olumsuz bekleyişler, Japonya’nın bir türlü durgunluktan çıkamaması, Güney Amerika’da Arjantin ve Venezuela kökenli ekonomik kargaşa küresel sistemi resesyon beklentisine sokmuş bulunuyor.

Küresel sistemde beklentilerin bozulduğu bir ortamda Türkiye’de de beklentilerin bozulmaya devam etmesi sorunu daha da büyütüyor.

RESESYON İLE DEPRESYON ARASINDAKİ FARK NEDİR?

Depresyon; bir ekonomide ekonomik faaliyetlerin uzun süreli olarak aşağı yönlü olması halini ifade eder. Depresyon ile resesyonu birbirinden ayıran üç önemli nokta vardır:

  • Resesyon ekonomik faaliyetlerde daha kısa süreli bir küçülme halidir. Genellikle iki çeyrek ile birkaç yıl arasında sürer. Depresyon daha uzun süreli bir çöküşü ifade eder.
  • Resesyonda GSYH küçülmesi daha düşük düzeydedir.
  • Resesyonda ekonomi küçülürken işsizlik, enflasyon (deflasyon), paranın dış değerinde kayıp gibi diğer ekonomik göstergelerin buna eşlik etmesi pek görülmez. Oysa depresyonda ekonomik küçülmeyle birlikte bütün göstergelerde bozulma ortaya çıkar.

İşte ekonomik krizin bilançosu

Ekonomi

Yoksul sayısı 2 yılda yüzde 8.4 artarak yüzde 21.3’e yükseldi

AKP’nin aşırı yoksulluğu problem olmaktan çıkardığını açıklamasına karşın rakamlar Türkiye’de yoksulluğun arttığını ortaya koydu. DİSK’in raporuna göre sadece son iki yılda yüzde 8.4 oranında artan yoksul sayısı 17 milyon 207 bin kişiye çıktı.

BOLD – DİSK’in hazırladığı rapor Türkiye’de yoksulluğun tırmanışa geçtiğini ortaya koydu. Son iki yılda pandeminin de etkisiyle yükselen yoksulluk yüzde 8.4 artarak yüzde 21.3 oldu. Aile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk Meclisteki bütçe görüşmeleri sırasında aşırı yoksulluğun problem olmaktan çıktığını ileri sürmüştü. Ancak rakamlara göre 2017’de 15 milyon 864 bin kişi olan yoksul sayısı ise 2019’da 1 milyon 343 bin artarak 17 milyon 207 bin kişiye çıktı.

Kronos’ta yer alan habere göre yoksulluk riski Türkiye’de diğer ülkelere göre yüksek durumda. Dünyada ‘çalışan yoksulluğu’ yüzde 9, Türkiye’de yüzde 14.4’ü buldu. Kadınların yoksulluk riski, erkeklerden fazlayken, her iki çocuktan biri de yoksulluk riski altında.

DİSK Genel-İş Sendikası, “Türkiye’de Gelir Eşitsizliği ve Yoksulluk” raporu hazırladı. Rapora göre, Avrupa ülkeleri içinde gelir eşitsizliğinin en çok olduğu ülke Türkiye oldu. Halk bir yılda 1500 dolar fakirleşti. Her 10 kişiden 7’si borçlu.

“Covid-19 Döneminde Gelir Eşitsizliği ve Yoksulluk” başlıklı raporda yer alan bilgiler şöyle:

– Türkiye, Avrupa’da en yoksul yüzde 20’lik kesim ile en zengin yüzde 20’lik kesim arasındaki gelir farkının en fazla olduğu ülke. Eurostat verilerine göre 2019’da Türkiye’de en zengin kesim en yoksul kesimden 8.3 kat daha fazla kazandı. Araştırmaya göre halk 1 yılda neredeyse 1500 dolar fakirleşti. Türkiye’de kişi başına Gayrisafi Milli Hasıla (GSMH) son bir yılda 1434 dolar azaldı.

– Kişi başına düşen milli gelir 2019’da 9 bin 150 dolar iken, 2020’de 7 bin 715 dolara indi. Bu rakam AB’de ortalama 43 bin 615 dolar. Gelişen ekonomiler ve gelişmekte olan Avrupa ülkeleri ortalaması ise 26 bin 25 dolar.

– Yoksul sayısı 2 yılda yüzde 8.4 arttı. 2017’de 15 milyon 864 bin kişi olan sayı, 2019’da 1 milyon 343 bin artarak 17 milyon 207 bin kişiye çıktı. Yoksulluk oranıysa yüzde 21.3’ü buldu.

– Dünyada çalışan yoksulluğu yüzde 9, Türkiye’de ise yüzde 14.4. Bu sayı 2019’da yarım milyon artarak 3 milyon 999 bin kişiye çıktı. Oran yüzde 14.4’ü buldu. Salgın nedeniyle kısa çalışma ve ücretsiz izin ödeneği alanlar da eklendiğinde sayı 7.7 milyonu aşıyor.

-Yoksul sayısı iki yılda yüzde 8.4 arttı, nüfusun yüzde 71’i borçlandı

– Sosyal korumanın yetersizliği salgın döneminde borçlanmayı artırdı. Her 10 kişiden 7’si borçlu. Gelir eşitsizliği ve yoksulluk nüfusun yüzde 71’ini borçlu hale getirdi. TÜİK verilerine göre Türkiye nüfusunun yalnızca yüzde 28.9’unun borcu yok.

– 2019’da nüfusun yüzde 33.6’sı iki günde bir et, tavuk veya balık içeren yemek ihtiyacını karşılayamadı. Nüfusun yüzde 29.7’si beklenmedik harcamaları için kaynak ayıramadı. Yüzde 19.2’si de ev içinde ısınma ihtiyaçlarını gideremedi.

Okumaya devam et

Ekonomi

Memur-Sen gerçeği gördü: Hayalleri değil gerçekleri konuşalım

AKP hükumetine yakınlığı ile bilinen Memur-Sen Konfederasyonu’nun Genel Başkanı Ali Yalçın, seyyanen zam talebini yineledi. Hükumetin enflasyon hedefinin 10 yıl boyunca tutmadığını hatırlatan Yalçın, “Hayalleri değil, gerçekleri konuşalım” dedi. 

BOLD – Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ali Yalçın, memurlara seyyanen zam yapılması çağrısını yineleyerek bu iyileştirmenin Ağustos ayındaki Toplu Sözleşme’den önce yapılması gerektiğini ifade etti. Yalçın, son toplu sözleşmeden bu yana döviz kuru ve gıda fiyatlarındaki artışlara dikkat çekerek memurların alım gücünün düştüğünü kaydetti.

ENFLASYON HEDEFLERİ TUTMADI

Medyascope kanalında Okan Yücel’in sorularını yanıtlayan Yalçın, hedeflenen enflasyon rakamları ile gerçekleşen rakamlar arasındaki farka dikkat çekerek, bu farkın da memurları mağdur ettiğini ve maaşlarda kayba neden olduğunu söyledi. Yalçın, “Hem birinci altı aylık dönemde hem ikinci altı aylık dönemde hükumetin enflasyon tahminleri tutmadı. Aslında biz bunu daha önce de çok net olarak ifade ettik. Merkez Bankası enflasyon hedefleri üzerinden gidiyorsunuz ama bizi o hedefler üzerinden değerlendiriyorsunuz ama Merkez Bankasının hedefleri tutmuyor. En azından beklenti anketi rakamları üzerinden konuşalım demiştik” ifadelerini kullandı.

HAYALLERİ DEĞİL, GERÇEKLERİ KONUŞALIM

Enflasyon hedeflerinin uzun süreden beri gerçeklerden uzak olduğunun altını çizen Yalçın, “Enflasyon hedefi diye ifade ettiği şeyler 10 yıl boyunca tutmadı. Onun için biz de hayalleri değil gerçekleri konuşalım, enflasyonu ezen bir rakam olsun dedik. Geldiğimiz noktada neden itiraz ettiğimiz neden imzalamadığımız görülmüş oldu” dedi.

YÜZDE 10 İYİLEŞTİRME YAPILMALI

2 yıl önce gerçekleştirilen Toplu Sözleşme’den bu yana ekonomideki dengelerin değiştiğine işaret eden Yalçın, “Memurun alım gücünün düşmesi söz konusu, bunu görmek gerekiyor. Toplu sözleşmeden bu yana dolar kuru artışı yüzde 40’tan fazla. Gıda enflasyonunda açıklanan rakamlar yüzde 19-20 arası. Bu noktada en düşük memur maaşı olan rakamın yüzde 10’u kadar bir seyyanen iyileştirmenin yapılmasını istiyoruz. Enflasyon rakamları arasında fark var. Hedef enflasyon ile gerçek enflasyon tutmuyor bunun faturasını emekçi kesim ödememeli. Memur maaşlarının açlık ve yoksulluk rakamlarının üzerine çıkması gerekiyor” dedi.

Bir kaçırılma vakası daha: Devlet var diyorlar hani ya devlet

Okumaya devam et

Ekonomi

Borçlu belediyelerin bütçeden alacakları pay tırpanlandı

Belediyelerin borçları için bütçelerinden kesinti oranı yüzde 40’tan yüzde 50’ye çıkarıldı. Artık maliye, SGK ve İller Bankası’na borcu olan belediyeler, genel bütçeden ödenen paylarının yüzde 50’sini kullanabilecek. Bu durumun hizmetlerde aksamalara da yol açması bekleniyor. 

BOLD – Cumhurbaşkanlığı kararıyla yapılan düzenleme uyarınca borçlu belediyelerin genel bütçe paylarından yapılacak kesinti oranı yüzde 40’tan yüzde 50’ye çıkarıldı. Geçmişten kalan borçları olan belediyelerin bütçe paylarından yapılan yüzde 25’lik kesintiye de ilave yüzde 25 kesinti eklendi. Düzenleme ile gelirleri azalacak belediyelerin hizmetlerinde aksamalar olması bekleniyor.

DAHA ÖNCE KESİNTİ YÜZDE 40’TI

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre daha önce ilgili vergi, SGK primi, elektrik, doğalgaz, iç ve dış kredi gibi borçlarını zamanında ödeyemeyen ya da bu borçları için yapılandırma yasalarından yararlanan belediyelerin genel bütçeden aldıkları vergi payı en fazla yüzde 40 kesilebiliyordu. Belediyeler bu kesintiden arta kalan yüzde 60’lık vergi payını Maliye’den alıyordu.

VERGİ GELİR PAYLARI DA AZALDI

Yeni düzenlemeyle borçlarla ilgili yüzde 10’luk bir kesinti daha yapılması hükme bağlandı. Borçlu belediyelerin Maliye’den alabilecekleri vergi payının üst sınırı yüzde 60’tan yüzde 50’ye düşmüş oldu. Aynı şekilde 2010’dan kalan borçları nedeniyle gelirlerinde yüzde 25 kesinti yapılan belediyeler için de yüzde 25 ek kesinti getirildi. Bu belediyelerin vergi gelir payı da yüzde 75’ten yüzde 50’ye düşmüş oldu.

BELEDİYELERİN VERGİ VE KREDİ BORÇLARI BULUNUYOR

Belediyelerin borçlarının en büyük ağırlığını vergi, SGK primi, İller Bankası ve Hazine’ye kredi borçları oluşturuyor. Belediyelerin Hazine’ye 10.6 milyar lira kredi borcu var. Bunun yarısı Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nde görünürken, Adana, Muğla, Ankara, Bursa ve Antalya da en borçlu belediyeler arasında yer alıyor.

Bir kaçırılma vakası daha: Devlet var diyorlar hani ya devlet

Okumaya devam et

Popular