Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

“Türkiye’de insan hakları ihlalleri yaşanıyor, AB müzakereleri askıya alınsın”

BOLD- Avrupa Parlamentosu (AP) Dış İlişkiler Komitesi’nde Türkiye raporuna verilen değişiklik önerileri oylamaya sunuldu. 7 olumsuz oya karşı 47 evet oyu ile kabul edildi. Raporda Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki üyelik müzakerelerinin askıya alınması da önerildi.

Oy çokluğuyla kabul edilen rapor 13 Mart’ta oylanacak.

Peki Türkiye ile ilgili kabul edilen kritik rapor neleri içeriyor ?

YOLSUZLUK, BASKI HAL İHLALLERİ ELEŞTİRİLİYOR

Euronews’in haberine göre raporda Türkiye’de “yolsuzluğun önüne geçilemediği”, insan hakları ihlalleri, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nı muhaliflere baskı uygulamak için kullanması yer alıyor.

Yine raporda 160 basın kuruluşunun kapatılması, LGBT grupları dahil insan hakları savunucularının haklarının ihlal edilmesi, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın “sebepsiz yere hapiste tutulması” ve Avrupa Birliği ülkelerine yapılan iltica başvurularının tavan yapması gibi başlıklar da olacak.

Ayrıca 2015 yılından bu yana devam eden yeni İstanbul Havalimanı çalışmalarında 38 kişinin hayatını kaybettiğine işaret edilerek bu kapsamda kötü çalışma şartlarını protesto eden kişilerin cezaevine gönderilmesi sert bir dille eleştiriliyor.

Türkiye’nin Güneydoğusunda yaşanan insan hakları ihlallerine barışçıl çözüm üretilmesi gerektiği ifade ediliyor.

DEMOKRATİK REFORM TALEP EDİLİYOR

Hollandalı AP Milletvekili Kati Piri’nin kaleme aldığı raporda AB-Türkiye üyelik müzakerelerinin resmen askıya alınması datalep ediliyor.

Gümrük Birliği’nin yenilenmesine kapıların açık bırakılması gerektiği, zira demokratik reformlara yol açabileceği ifade ediliyor. Kıbrıs konusunda Türkiye’nin tehditlerden uzak olumlu ve barışçıl adımlar atması talep ediliyor.

Raporda ayrıca vize serbestisi konusunun Türkiye vatandaşları için büyük önem taşıdığı, bu yüzden Ankara’nın AB tarafından belirlenen 72 kritere uyması talep ediliyor.

AP’NİN TÜRKİYE RAPORU’NDAN SATIR BAŞLARI:
  • OHAL’in fiili olarak devam ettiği, OHAL prosedürlerinin halen yerel idare ve makamlarca devam ettirildiği yer alıyor. İfade özgürlüğü, toplanma özgürlüğü ve mal edinme özgürlüğü konusunda çok ciddi geriye gidişin olduğu ve bundan endişe duyulduğu belirtiliyor.
  • Terör iddiaları sebebiyle 150 bin kişinin göz altına alınması ve 78 bin kişinin tutuklanmasından çok derin endişe duyulduğu ve bu davaların çoğunda kesin kanıt olmadan işlem yapıldığı belirtiliyor.
  • Raporda Gülen Hareketi ve muhaliflere baskı uygulamak için Diyanet İşleri Başkanlığı’nın MİT tarafından kullanılmasının büyük endişeye sebep olduğu ifade ediliyor.
  • Bu durumun Avrupa ülkelerinin egemenlik haklarını ve sosyal düzenini tehdit ettiği belirtilerek bu konuda Avrupa ve üye ülkelerin güvenlik birimleri göreve davet ediliyor.
  • Pasaportların tutuklu veya şüpheli yakınlarını da kapsayacak biçimde iptallerinden ciddi endişe duyulduğu ifade ediliyor, bu sürecin idari olarak denetlenmesi ve adli olarak desteklenemeyen iptallerin kaldırılması talebinde bulunuluyor.
  • Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komiseri’nin raporuna dayanarak, terörle mücadele yasasının insan hakları ihlallerini meşrulaştırmak için kötüye kullanılması konusunda Türkiye uyarılıyor.
  • Terörle Mücadele Kanunu’nun uluslararası insan hakları standartlarına uygun hale getirilmesi talep ediliyor.
  • Türk Hükümetini’nin 3’üncü ülkelerde Türk vatandaşlarını rahatsız etme, kaçırma, gizli takip ve ihbar hatları açma gibi yöntemleri sert bir dille kınanıyor.
  • İllegal kaçırma operasyonlarından ve 18 ülkeden 101 Türk vatandaşının iadesinden derin endişe duyulduğu ifade ediliyor.
  • Interpol’ün hiçbir şekilde Türk muhaliflerini, insan hakları savunucularını ve gazetecileri hedeflemek için kullanılamayacağı hatırlatılıyor.
  • OHAL Komisyonu’nun sadece yüzde 7 olumlu sonuç verdiği ve 81 bin dosyanın hala işlem beklediği hatırlatılıyor.
  • İşten atılan kişinin ve ailesinin üzerinde başta ekonomik olmak üzere çok sert sonuçlar doğurduğu ve adeta sosyal ve profesyonel hayatta damgalandıkları belirtiliyor.
  • Türk hükümetinden bu kişilerin uluslararası hukuk standartlarına uygun şekilde maddi ve manevi kayıplarının tazmin edilebileceği şekilde bir mekanizmanın kurulması talep ediliyor.
  • 4 binden fazla hâkim ve savcının işten atılmasının hukukun bağımsızlığı ve tarafsızlığına tehdit oluşturduğu belirtiliyor.
  • 570 avukatın da tutuklanmasının savunma ve adil yargılanma hakkına engel olduğu ifade ediliyor.
  • Sendika üyeliğinin suç delili olarak ele alınmasından derin bir endişe duyuluyor ve bunun ülkede sendikal hakların gelişmesine yönelik ciddi bir engel teşkil ettiği belirtiliyor.
  • OHAL’in başlatılmasından bu yana Türk vatandaşlarından gelen sığınma başvurularının çarpıcı biçimde arttığı vurgulanıyor.
  • Avrupa Sığınma Destek Ofisi’ne göre, Türkiye’nin vatandaşları Avrupa Birliği ülkelerine sığınma talebinde bulunan beşinci ülke konumuna yükselmesi endişeye neden olduğu belirtiliyor. Eylül 2018 rakamlarına göre 16 binden fazla iltica başvurusunun hala karara bağlanması gerektiği ifade ediliyor.
  • Türkiye’de yolsuzluğun birçok alanda yaygın olduğu vurgulanıyor ve bir önceki raporda yer alan uyarılar hatırlatılıyor.
  • Yolsuzluk davalarında soruşturma, kovuşturma ve mahkumiyet sicil kaydının, özellikle üst düzey yolsuzluk davalarıyla ilgili olarak zayıf kalmasından endişe duyulduğu belirtiliyor.
  • Rapor üye ülkelerin, Türkiye’de risk altında bulunan insan hakları savunucularına desteklerini artırmaları gerektiğini belirtiyor. Türkiye’ye İnsan hakları savunucularına yönelik AB kurallarının tam olarak uygulanması için çağrıda bulunuluyor.

Yıllık Türkiye İlerleme Raporu’nun 14 Mart’ta Strasbourg’da bulunan Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda yapılacak oylamada kabul edilmesi bekleniyor.

Yasin Ugan ve Özgür Kaya için polis tutanak tutmuş, dosya numarası vermiş: 2017/69394

Dünya

Koronavirüsün hızla bulaşan yeni mutasyonu daha ölümcül çıktı

Aralık ayında İngiltere’de görülen ve en az 60 ülkeye yayılan koronavirüsün yeni mutasyonunun yüzde 30 daha ölümcül olduğu açıklandı. İngiltere Başbakanı Johnson, mutasyona uğramış koronavirüs türünün sağlık sistemi üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi.

BOLD – İngiltere Başbakanı Boris Johnson, koronavirüsün (Kovid-19) yeni mutasyonunun bir öncekinden daha ölümcül olduğunu açıkladı. Yeni mutasyonun yüzde 30 daha ölümcül olduğu değerlendiriliyor.

HIZLA YAYILAN VİRÜS DAHA DA ÖLÜMCÜL

İngiltere’de Aralık ayında ortaya çıkan ve daha bulaşıcı olduğu ifade edilen koronavirüsün yeni mutasyonunun daha da ölümcül olduğu ifade edildi. İngiltere Başbakanı Boris Johnson, yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, “Bugün, yeni varyantın yayılma hızının daha fazla olduğunun yanı sıra, daha ölümcül olduğunun da bilgisini aldık. Büyük ölçüde bu yeni varyantın etkisi, NHS’nin yoğun baskı altında olduğu anlamına geliyor” dedi.

SAĞLIK SİSTEMİNİ TIKADI

BBC Türkçe’de yer alan habere göre, Johnson ülkenin sağlık sisteminin yaşadığı büyük baskının nedeninin yeni mutasyon yüzünden olduğunu söyledi. Yeni virüs tehditlerine karşı hükumete danışmanlık yapan bir kurum tarafından yapılan sunumda, ortaya konulan verilerin farklı bilim insanları tarafından değerlendirmeye alındığı da kaydedildi. Yeni mutasyon ile öncesindeki verilerin matematiksel olarak karşılaştırılması ile elde edilen verilere göre, yeni mutasyonun yüzde 30 daha ölümcül olduğu değerlendirildi.

EN AZ 60 ÜLKEYE YAYILDI

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), İngiltere’de ortaya çıkan ve daha bulaşıcı olduğu düşünülen koronavirüs varyantının en az 60 ülkeye yayıldığını, Güney Afrika’da ortaya çıkan ve yine daha hızlı bulaştığı düşünülen mutasyonun ise şimdiye kadar 23 ülkede tespit edildiğini açıkladı.

 

Berat Albayrak’ın ipini hangisi çekti?

Okumaya devam et

Dünya

Twitter’dan Trump’ın ardından Hamaney’e de yasak

Daha önce ABD eski Başkanı Donald Trump’ın hesabını “daha fazla şiddet olayını kışkırtma riski” nedeniyle kapatan Twitter, intikam çağrısı yapan İran’ın dini lideri Hamaney’in hesabını askıya aldı.

BOLD – İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in Twitter hesaplarından biri, eski ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik intikam saldırısı çağrısı yapan bir görsel paylaşmasının ardından askıya alındı. 800 bini aşkın takipçisi bulunan Hamaney’in hesabından paylaşılan tasvirde Trump, bir bombardıman uçağının gölgesinde golf oynarken resmediliyor.

“İNTİKAM HER AN GERÇEKLEŞEBİLİR”

İran dini liderinin hesabında bu görselle birlikte, Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin intikamının alınacağı belirtilerek, “İntikam kaçınılmazdır. Süleymani’nin katili ve emri veren adam intikamı tatmalıdır. İntikam her an gerçekleşebilir” ifadeleri yer alıyor.

TRUMP’UN HESABI DA KAPATILMIŞTI

Kasım Süleymani, ABD’nin 3 Ocak 2020’de Irak’ın başkenti Bağdat’ta düzenlediği saldırıda öldürülmüştü. Paylaşılan gönderinin ardından Twitter, sosyal ağın belirlediği kuralların ihlal edildiği gerekçesiyle Hamaney’e ait hesabı askıya aldı. Twitter daha önce Trump’ın hesabını “Daha fazla şiddet olayını kışkırtma riski” nedeniyle kapatmıştı.

Gezi Davası’nda Osman Kavala ve 8 kişi hakkında beraat kararı bozuldu

Okumaya devam et

Dünya

Uluslararası Kriz Grubu’ndan Türkiye’de yükselen milliyetçilik uyarısı

Dünya çapında çatışmalı ihtilafların olduğu bölgeler üzerine saha araştırmaları yapan ve bunları raporlaştıran Uluslararası Kriz Grubu, Türkiye ve bölgedeki PKK bağlantılı çatışmalara ilişkin yeni bir rapor yayınladı. Raporda Türkiye’de yükselen milliyetçiliğe dikkat çekildi.

BOLD – Uluslararası Kriz Grubu (ICG), Türkiye ve bölgedeki PKK terör örgütü bağlantılı çatışmalara ilişkin yayınladığı yeni raporda, “Türkiye’de milliyetçi yaklaşımlar ağır basarken çatışmasızlık rotasına girilme ihtimali düşük görünmektedir” görüşüne yer verdi.

“Grafik ve Haritalarla Türkiye’deki PKK Çatışması” başlıklı raporda, Türkiye ve PKK arasındaki çatışmaların ülkenin güneydoğusu ve Kuzey Irak’ta sürdüğü belirtildi.

Suriye’nin kuzeyinde ise Ankara, PKK, YPG arasındaki gerilimin devam ettiği vurgulanan raporda şu görüşlere yer verildi: “Suriye ve Kuzey Irak’ta belirsizlik devam ederken ve Türkiye’de milliyetçi yaklaşımlar ağır basarken çatışmasızlık rotasına girilme ihtimali düşük görünmektedir.”

Türkiye ile PKK arasında 40 yıla yakın zamandır süren çatışmaların en kanlı safhasının çatışmasızlık sürecinin 2015 yılının Temmuz ayında sona ermesiyle başladığına dikkat çekilen raporda, “2016’nın ilk yarısında benzeri görülmemiş şekilde Güneydoğu’daki bazı kentsel merkezlere ve batıdaki metropollere sıçrayan çatışma daha sonra kademeli olarak tekrar kırsal alanlara kaymıştır” denildi.

EN AZ CAN KAYBI ÇÖZÜM SÜRECİ DÖNEMİNDE

Verilerin de yer aldığı raporda Temmuz 2015’ten 20 Ocak 2021’e kadar çatışmalarda en az 5.229 kişinin hayatını kaybettiği vurgulandı. Rapordaki verilere göre ölenlerin 539’u sivil.

Olaylarda 1.266 güvenlik görevlisi hayatını kaybettiği belirtilirken PKK terör örgütünün kayıpları 3.198 olarak ifade edildi.

ICG verilerine göre Türkiye’nin Kürt sorununa çözüm aradığı 2013-2015 yılları arasına can kaybı en düşük düzeydeydi.

AB sınır teşkilatı Frontex’te mültecilere yönelik ‘geri itmelerle’ ilgili soruşturma derinleştirilecek

Okumaya devam et

Popular