Bizimle iletişime geçiniz

Spor

“Tepeden tırnağa 3-3’ü hak eden bir maç oldu”

Spor yorumcusu Erman Toroğlu, 3-3 berabere sonuçlanan Beşiktaş-Fenerbahçe derbisinin her şeyiyle 3-3’lük skoru hak eden bir maç olduğunu söyledi.

Toroğlu, şöyle devam etti:

“İkinci yarıdaki F.Bahçe köküne kadar doğru. Çok mu iyi oynadılar, hayır. Ama mükemmel mücadele ettiler. Tekmeye kafa soktular, hiçbir ikili mücadeleden kaçmadılar, pozisyonların sonuna kadar adeta savaştılar. Uzun yıllardır böyle bir maç seyretmedik.

Peki, maçı iki taraf da alır mıydı? İlk yarıdaki Beşiktaş maçı kaybetseydi, onlara yazık olacaktı. Fakat ikinci yarıdaki Fenerbahçe kaybetseydi, bu sefer de onlara yazık olacaktı. Yani hak yerini buldu. Her şeyiyle, tepeden tırnağa 3-3’ü hak eden bir maç oldu.”

“FENERBAHÇE’NİN MOTİVASYONU MÜTHİŞ ŞEKİLDE YÜKSELECEKTİR”

Rıdvan Dilmen ise şu yorumu yaptı:

“İlk yarı puan durumuna uygun bir maç oldu. Ama sanki ikinci yarıda üstteki takım Fenerbahçe gibiydi. Ersun Yanal’ı kutluyorum. Kumar oynamak zorundaydı. Kendine ‘En fazla yarın istifamı veririm’ dedi ve o değişiklikleri yaptı. Fenerbahçe camiası için büyük bir yara olacaktı. Kendimden de biliyorum. Maçın 3-3’e gelmesi önemli. Fenerbahçe’nin motivasyonu sezonun geri kalanı için müthiş bir şekilde yükselecektir.

Ersun Yanal’ın bugüne kadar verimli olduğunu söyleyemem. İkinci yarının lideri olmak istiyordu. Ali Bey de ilk üçe razıyım diyordu. Ama 3-0’dan 3-3’e taşımak sezonun geri kalanında müthiş bir motivasyon olacaktır.”

“FENERBAHÇE 1 PUAN DEĞİL, SEZONU KAZANDI”

Ahmet Çakar da Fenerbahçe’nin kadrosunun çok iddialı olmadığını ve tarihinin en zor sezonlarından birini geçirmesine karşın “kelle aldığını” ifade etti.

Çakar, şu açıklamalarda bulundu:

“Galatasaray maçında 6-0’ın rövanşı düşünülürken, bir penaltı bir gol ile maç 2-2 bitti ve büyük kavgalar çıktı. Çıkarken Ali Koç’un gözlerini gördünüz mü? Fenerbahçe bu gece uçurumun dibinden döndü. Fenerbahçe 1 puan değil, sezonu kazandı.

İlk yarıda Beşiktaş’ın karşısına Fenerbahçe PAF takımı çıksa abilerinden daha iyi oynar, ikinci yarıda da Fenerbahçe’nin karşısına Beşiktaş’ın PAF takımı çıksa sonuç böyle olmazdı. Bence dün gecenin galibi Fenerbahçe oldu.”

“DEVRE ARASINA ÜSTLERİNE BUZLU SU MU DÖKTÜLER?”

Fatih Altaylı, Fenerbahçe’de garip bir derbi ruhu olduğunu kaydederek, “İçinden şeytan, cin çıkıyor. Devre arası üstlerine buzlu su mu döktüler ne yaptılar? Beşiktaş durdu, evet ama Fenerbahçe oynadığı için durdu bana göre.

Ben bu tarihi laflara karşıyım. Fenerbahçe’nin tarihinde çok böyle dönüş var. 1989’da ilk yarı 3-0 Galatasaray, 2. yarı 4-3 Fenerbahçe. Fenerbahçe bunları yapıyor. Rakipler tedirgin oluyor, bundan sonra daha da fazla olacaktır” değerlendirmesini yaptı.

“ERSUN YANAL’IN YAPTIĞI TEKNİK DİREKTÖRLÜK BAŞARISI”

Mehmet Demirkol, “Fenerbahçe tamamen oyunu kaybetmiş durumdaydı. Ersun Yanal’ın orta sahayı değiştirmeden oyunu değiştirmesi bir teknik direktörlük başarısı. İkinci yarı Ersun Yanal zafere imza atabilirdi. Maç 3-0 iken Beşiktaş için sadece derbi galibiyeti değildi, bambaşka bir yere gidiyordu. Buradan çevirebilmiş oldukları için Fenerbahçe’yi kutluyorum” dedi.

“FENERBAHÇE’NİN GENETİĞİNDE BÜYÜK MAÇLARDA SİNMEK YOK”

Serdar Ali Çelikler, şu yorumda bulundu:

“F.Bahçe galibiyeti kaçıran taraftı. Maçın berbat ismi Soldado’nun kafa vuruşu direkten dönmese inanılmaz bir tarih daha yazılacaktı.

Bu maç bir kez daha gösterdi ki derbi ve Fenerbahçe dedin mi ipleri bir an bile salmamak lazım. Bu takımın genetiğinde büyük maçlarda sinmek yok. Bu özelliği onu her daim büyük maçlarda etkili takım haline getiriyor.”

“İLK VE İKİNCİ DEVRESİ BU KADAR FARKLI ÇOK AZ MAÇ İZLEDİM”

İlker Yağcıoğlu, hayatında ilk devre ile ikinci devresi bu kadar farklı çok az maç izlediğini dile getirdi.

Yağcıoğlu, “İlk devre gezinen Fenerbahçeli oyuncular ikinci yarı resmen şahlandılar, olağanüstü çabayla da maçı 3-3’e getirdiler. Ersun hocanın yaptığı değişikliklere Şenol hocanın kayıtsız kalması ve cevap vermemesi dengelerin Fenerbahçe lehine gelişmesinde önemli rol oynadı. 3-3’ten sonra Fener oynadığı futbolla galibiyeti kaçıran taraf oldu” ifadelerini kullandı.

“BU LİGİNİ AĞABEYİ FENERBAHÇE’DİR”

Gürcan Bilgiç, “müthiş geri dönüşün kahramanları” olarak nitelediği Sadık ve Hasan Ali’nin aynı zamanda ilk yarıda yenen gollerin de sebepleri olduğunu vurguladı.

Bilgiç, “Onlar kendi rövanşlarını alırken Süper Lig, kendi tarihine ‘Fenerbahçe ile dalga geçilmez (2)’ yazıyordu. Ersun Yanal maçı iyi anladı ve anlamamak isteyenlere iyi ders verdi. Ve her şeyden önemlisi, kim şampiyon, kim düşmüş önemli değil. Bu ligin ‘ağabeyi’ Fenerbahçe’dir. Son sözü kimseye bırakmaz” şeklinde konuştu.

“KİMİN ŞAMPİYON OLAMAYACAĞINI BELİRLEDİ”

Emre Bol, Ersun Yanal’ın sahaya “Ya İstiklal ya Ölüm” kadrosuyla çıktığını belirterek, “İlk yarı ölüm oldu, ikinci yarı İstiklal! Deplasmanda bu kadar yumuşak bir orta sahayla maça başlayan Fenerbahçe, pozisyon vermeden 3 farklı mağlup duruma düştü. Yanal’ın tek doğrusu takımını ekonomik kullanmaktı aslında… Şimdi sorsanız yanlış kadroyla sahaya çıktığını söyleyeceğine eminim.

Zajc ve Dirar müthiş bir performans gösterdi. Özellikle Zajc bundan sonra kıymetlimdir. Deplasmanda 3 farktan maçı berabere getirmek çok ama çok önemliydi. Öyle ya da böyle ligin raconunu kesti sarı-lacivertliler… En azından kimin şampiyon olamayacağını belirledi. Bundan sonra sahaya çıkan her Fenerbahçe futbolcusu hangi formayı giydiğinin farkında olacak, olmalı. Neler yapabileceklerini gösterdiler. Artık hep daha fazlasını bekleyeceğiz. Hep daha fazlasını…” değerlendirmesinde bulundu.

Spor

GS’nin “solucan gibi” BJK’nin “tip yok” diyerek reddettiği Özil’e FB’den milyonlarca Euro

Gazeteci Hasan Cücük Fenerbahçe’nin milyonlarca Euro vererek transfer ettiği Mesut Özil’le ilgili dikkat çeken bir bilgi paylaştı. Cücük, Özil’i daha önce transfer için Türkiye’ye getirildiğinde Galatasaray’ın “Çok çelimsiz, solucana benziyor”, Beşiktaş’ın ise “Futbolcu tipi yok” diyerek reddettiğini yazdı.

BOLD – Futbol dünyası Mesut Özil’in Fenerbahçe’ye transferini konuşuyor. Basına yansıdığı haliyle Özil yıllık 4 milyon Euro garanti para ve maç başı 25 bin Euro para ile özel pirimler alacak. Mesut Özil’e ayrıca 5 milyon Euro da imza parası ödenecek.

Tr724’ten Hasan Cücük ise milyonlarca Euro ile transfer edilen Özil’in Real Madrid’e transferinden önce Türkiye’ye getirildiğini ancak Galatasaray’ın “Bu çok cılız. Solucan gibi.”, Beyiktaş’ın ise “Bunda futbolcu tipi yok” diyerek Özil’in transferine karşı çıktıklarını anlattı.

İşte Cücük’ün “Solucan(!) bu kez Türkiye’de” başlıklı yazısı:

Aksiyon dergisinin 820. sayısında “Solucan(!) Real Madrid’de” başlıklı bir habere imza atmıştım. Konumuz Mesut Özil’di. Werder Bremen formasıyla gösterdiği performansla dev kulübün transfer listesini girmeyi başarmıştı. İmza attığında ise Real Madrid formasını giyen ilk Türk futbolcu unvanını almıştı. Onun için ‘solucan’ lakabını kullanan ne Almanlar ne de İspanyollardı. Kimlerdi dersiniz?

BEĞENİLMEYEN YETENEK

Türk spor basınında daha önce defalarca Kaka, Hasselbaink, Sami Hyypia, Shevchenko, Eto’o ve İbrahimoviç gibi isimlerin yıldız olmadan önce Türk takımlarına teklif edildikleri, ancak beğenilmedikleri haber olmuştu. Benzer bir durumun Mesut Özil’de de yaşandığı ortaya çıktı. Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, Mesut’u Real Madrid’e imza atmadan 5 yıl önce İstanbul’a getirdiğini ama büyüklerin beğenmediğini açıkladı. Mesut’tan, yakın dostu olan ve o dönemde Schalke başkanlığını yürüten Gerhard Rehberg sayesinde haberinin olduğunu belirten Akgün, Galatasaray Başkanı Özhan Canaydın ile görüşüp gurbetçi futbolcuyu idmana götürmüş.

Galatasaraylı yöneticiler, “Bu çocuk çok cılız. Solucan gibi. Bundan futbolcu olmaz. Denemeye bile gerek yok,” demiş. Sonra Beşiktaş’ın kapısını çalmışlar ama onlar da “Futbolcu tipi yok” diyerek benzer bir tavır sergilemiş. Bu yaşananlardan sonra Fenerbahçe’nin yolunu tutmaya cesaret edememişler. Fenerbahçe’nin yolunu tutsalardı muhtemel “Bugün git 10 yıl sonra gel” cevabını alırlardı. Galatasaray ve Beşiktaş’ın dâhi yöneticileri, Mesut’un görünüşünden notunu verip, kulübün parasının boşa gitmesinin önüne geçmişler.

10 SENE SONRA…

Aksiyon’daki yazım şu cümlelerle bitiyordu: “Bu hikâye aslında, daha çok yaşlı yıldızlara para akıtan Türk kulüplerinin içinde bulunduğu durumu çok iyi anlatıyor. Mesut’un yaşı daha çok genç. Belki 10 sene sonra milyon avrolar karşılığında Türkiye’ye gelip Şükrü Saracoğlu, Seyrantepe ya da İnönü Stadı’nda imza şov yapar!” Yazı Aksiyon’da 23 Ağustos 2010’da yayınlanmıştı.

10 yıl tahminim 5 aylık bir sapma ile gerçekleşti. Pandemiden dolayı imza şov olmayacak. Mesut Özil’i getiren uçağın rotasını 200 binden fazla Fenerbahçe taraftarının canlı izlediğini dikkate aldığımızda daha ülkemize ayak basmadan şov başlamış oldu. Türk spor basının hastalığı olan “Biz yazmıştık” klişesinden yola çıkıp, kendimi bu kadar övmem yeter. Gelelim Mesut Özil transferine…

ALMANYA FAKTÖRÜ

Mesut Özil, “damarlarında asil kan taşıyan” Türkler’in içinden çıkan en kariyerli oyuncu. Bunu daha çok Almanlar’a borçluyuz. Tıpkı korona aşısını üreten Uğur Şahin ve Özlem Türeci gibi. Mesut Özil’e beğenmeyip ‘solucan’ diyen Beşiktaş ve Galatasaray yöneticilerini ayrıca tebrik etmek gerekiyor. Ya “Bu çocukta iş var!” deyip, transfer etselerdi? Muhtemelen gençlere forma vermekten korkan teknik adamlar sayesinde Mesut açmadan solan bir çiçek olacaktı. Zira benzer örneğini çok defa yaşadık. Avrupa’da doğup, futbol alt yapısını alan nice gurbetçi genç, Türkiye yolunun sonunda hüsran yaşıyor.

Mesut Özil 2005’te Türkiye’ye gelmiş olsaydı daha 17 yaşına basmamış olacaktı. Futbolu asla gelişmezdi. Elbette Allah vergisi bir futbol yeteneğine sahip ama Arsene Wenger ve Jose Mourinho kalitesinde Süper Lig’de hocalık yapan isim var mı? Wenger gibi bir ustanın sayesinde Mesut futbolunu geliştirdi. Şimdi “Ülkeme dönüyorum” yorumu yapınca kızanlar var. Sebebi, milli tercihini Almanlardan yana kullanması. Türkiye’yi tercih etmiş olsaydı forma giydiği 3 dünya kupasını 80 milyon gibi evinden seyrederdi. Dahası boynuna 2014’te Dünya Kupası altın madalyasını takamaz, kupayı sevinçle havaya kaldıramazdı. Nasıl Galatasaray ve Beşiktaş yöneticileri Mesut’u genç yaşta transfer etmeyerek isabetli karar verdiyse, Mesut da milli tercihinde o denli isabet etti.

YILDIZ YETİŞTİREMİYORUZ

Türk futbolu yıldız oyuncu yetiştiremiyor. Alt yapıdan yetişip de Avrupa’ya gönderdiğimiz oyuncu sayısı son yıllarda biraz arttı ama öncesinden sadece Arda Turan vardı. Şimdilerde Melih Demiral, Çağlar Söyüncü, Ozan Kabak, Cengiz Ünder ve Yusuf Yazıcı var. Temennimiz bu isimlerin Arda Turan’ın yanlışına düşmemesi.

Kaliteli ayakların yokluğu ligimizin de vasat altı kalmasına yol açıyor. Çare? Elbette kaliteli yabancıları getirmek. Kulüplerin ekonomik durumu ortada. Geriye sonbaharını yaşayan ancak kalitesi hâlâ standartların üstünde oyuncuları transfer etmek kalıyor. Kariyerlerinin son demlerinde yolu Türkiye’ye uğrayan Hagi, Popescu, Anelka, Pierre van Hooijdonk, Mario Gomez, Dirk Kuyt, Wesley Sneijder, Milan Baros, Didier Drogba örnekleri gibi. Bu isimlere Radamel Falcao’yu da eklemek mümkün. Ancak Kolombiyalı’nın müzmin sakat çıkması onu liste dışı bırakıyor.

Fenerbahçe Mesut Özil transferiyle yeni bir akım başlatır diye umuyorum. Galatasaray ve Beşiktaş’ın da bütçelerini dikkate alarak benzer yoldan gitmesi lazım. Zira sezon sonunda çok sayıda ünlü ismin sözleşmeleri sona eriyor. Bedavaya getirmek mümkün. Kaliteli ayaklar, kaliteli lig demek. Şu An ne ligimizin ne de oyuncuların kalitesi Edirne dışına çıkabiliyor. Bırakın lig kalitesini saha zeminleri bile patates tarlası olma yolunda ilerliyor!

Okumaya devam et

Spor

Türkiye’nin kurduğu korsan federasyona Avrupa’dan veto

Türkiye’nin Avrupa’daki skandallarına bir yenisi daha eklendi. Türkiye Wushu Federasyonu Başkanvekili Abdurrahman Akyüz’ün Avrupa’da korsan federasyon kurduğu belirlendi. Avrupa Wushu Federasyonu bu oluşumdan dolayı Türkiye’nin üyeliğini feshetti.

BOLD – Türkiye Wushu Federasyonu’nun (TWF) yeni bir skandalı daha ortaya çıktı. TWF Başkanvekili Abdurrahman Akyüz’ün önderliğinde Avrupa’da ‘EUWUF’ adlı bir Avrupa Federasyonu kuruldu. Avrupa Wushu Federasyonu (EWUF), korsan federasyon kuran Türkiye’nin üyeliğini feshetti.

AVRUPA’NIN TEPKİSİNİ ÇEKTİ

BirGün’den Eren Tutel’in haberine göre 4 Ocak 2020’de kurulan EUWUF’la ilgili açıklama yapan EWUF Kurucu Başkanı Raymond William Smith, Andorra, Ermenistan, Belçika, Bosna Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Güney Kıbrıs, Karadağ, Kuzey Makedonya, Slovenya, Sırbistan ve Türkiye’nin üyeliğiyle kurulan bu federasyonun yasal olmadığını ve korsan olduğunu ifade etti.

UYARI SONRASI ÜYE SAYISI 6’YA İNDİ

Avrupa Wushu Federasyonu daha sonra ilgili ülkelerin spor bakanlıklarına uyarı bildirgesi yollayarak üyeliklerini askıya aldığını açıkladı. Üyeliklerin askıya alınmasının ardından birçok ülke Akyüz’ün kurulumunda önemli rol oynadığı EUWUF’tan ayrıldı ve EWUF’a geri döndü. Gelişme sonrası, Abdurrahman Akyüz’ün başkanvekili olduğu federasyonun üye sayısı beşe indi. EUWUF’ta üye olarak Türkiye, Belçika, Hırvatistan, Slovenya, Sırbistan ve Güney Kıbrıs kaldı.

KORSAN FEDERASYON İÇİN TOPLANACAKLAR

Avrupa Wushu Federasyonu ve Dünya Wushu Federasyonu’nun (IWUF) Başkanvekili Gleb Muzrukov, ‘korsan’ federasyonun dağıtılmasıyla ilgili başvuruda bulundu. Ancak 4 Mart 2020’de gerçekleştirilmesi beklenen IWUF toplantısı salgın nedeniyle ileri bir tarihe ertelendi. Yapılacak olan toplantıda Akyüz’ün başını çektiği federasyonun askıya alınmasına kesin gözüyle bakılıyor.

TÜRKİYE ETKİNLİKLERE KATILAMAYACAK

EWUF’un konuyla ilgili yaptığı açıklamada ise Abdurrahman Akyüz’ün kurucularından olduğu federasyona üye olan ülkelerin resmi turnuvalara katılamayacağı belirtilerek, “Türkiye Wushu Federasyonu herhangi bir EWUF etkinliğine katılamaz. Bu ülkeden gelen sporcuların EWUF bayrağı altında bağımsız sporcular olarak yarışmasına izin vereceğiz. Amacımız her zaman sporcuyu korumak” denildi.

Sedat Peker Makedonya’dan sınır dışı edildi: Beni Türkiye’ye göndermeyin!

Okumaya devam et

Spor

Enes Kanter takımını zafere taşıdı: Nurkiç’in eli kırıldı

Portland, yıldız oyuncusu Yusuf Nurkiç’in elinin kırılmasının ardından çıktığı ilk karşılaşmada Atlanta Hawks’ı 112-109 mağlup ederken double-double yapan Enes Kanter maçın oyuncusu seçildi.

MUHAMMET ALİ TOKSOY | BOLD NBA

NBA’de Batı Konferansı ekiplerinden Portland, üç gün önce karşılaştığı Indiana maçında yıldız pivotu Yusuf Nurkiç’in elini kırmasıyla büyük şok yaşamıştı. NBA kamuoyunda, Portland bu mevkiye kimi alabilir tartışmaları yapılırken, Koç Stotts’un, benchden gelerek süre alan oyuncusu Enes Kanter ile özel olarak konuştuğu ve ona “Ben sana güveniyorum. Parkeye çık ve iki sene önce yaptığının aynısı tekrar yap” dediği kulislere yansımıştı. Enes Kanter, başta Koç Stotts olmak üzere kendisine güvenenleri mahcup etmedi ve double-double yaparak maçın kazanılmasında başrol oynadı.

NURKIÇ’IN DAHA ÖNCEDE AYAĞI KIRILMIŞTI

2019’da neler olduğunu birlikte hatırlayalım. Enes Kanter, iki sene önce, sezon arasında New York Knicks’ten ayrılıp Portland Trail Blazers’a gelmişti. Oyuna bu sezon olduğu gibi benchden gelerek katkıda bulunuyordu. Yusuf Nurkiç’in sezon sonuna yakın talihsiz bir pozisyonda ayağını kırılmasıyla, NBA otoriteleri Portland’ın play-off’lara kalma şansının azaldığını, bunu başarsa bile ilk turu geçmesinin mümkün olmadığında fikir birliğine varmışlardı. Yusuf Nurkiç’in yokluğunda maçlara ilk beşte çıkan Enes Kanter, mükemmel bir performans sergileyerek herkesi şaşırtmıştı. Enes Kanter’li, Damien Lillard’lı Portland, Play Off’lara kalmayı başarmış ilk turda Oklohoma’yı, 4-1 ile geçmiş, Yarı Finalde ise Nikola Jokic’li, Jamal Murry’li Denver Nugget’sı 4-3 ile eleyerek finale kalmışlardı. Bu turda Enes Kanter hem oruçlu hem de ciddi bir omuz sakatlığına rağmen takımını yalnız bırakmamış ve Portland’lı taraftarların kalbinde taht kurmuştu. Batı Konferansı Finalinde ise tarihinin altın dönemlerini yaşayan Golden State Warriors’a elenmişlerdi. Uzun yıllar final görmeyen Portland’ın başarısında Enes Kanter’in rolü de çok büyüktü.

Geçen sezon Boston Celtics forması giyen ve Doğu Konferansında Final oynayan yıldız oyuncu, bu sezon başında tekrar Portland ‘a geri dönmüştü. İki yıl önce olduğu gibi Yusuf Nurkiç’in ardından oyuna giren Enes Kanter, Boşnak yıldızın bu kez de elinin kırılmasıyla, dün geceki Atlanta maçına ilk beşte çıktı. Maçta mükemmel bir performans sergileyen Enes Kanter karşılaşmayı 12 sayı, 15 ribaund, 5 blok, 3 asist, 2 top çalmayla tamamladı. Maçın oyuncusu seçilen Enes Kanter, maç sonrasında verdiği röportajda takım arkadaşlarına övgülerde bulunurken, yaptığı esprilerle stüdyodaki spikerleri kahkahaya boğdu.

Okumaya devam et

Popular