Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Kazım öğretmenin hikayesi: İhraç edildi, terörist ilan edildi, iş cinayetine kurban gitti

Yaklaşık 10 yıldır coğrafya öğretmeni olarak görev yapan Kazım Kurnaz, öğrencileri tarafından çok seviliyordu.

Kazım Kurnaz, 1 Şubat’ta Düzce’de çalıştığı inşaatın asansör boşluğuna düşerek hayatını kaybetti. O da binlercesi gibi KHK’lı bir öğretmendi. 14 Temmuz 2016’da inşaatta çalışan bir eğitimciyken, bir gecede terörist ilan edildi. Yitip giden hayatların arkasında kimsenin bilmek istemediği yaşam mücadeleleri var.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

Kazım Kurnaz’ın vefatının üzerinden bir ay geçti. Cenazesi kaldırıldı, sosyal medyada konuşuldu, bazı işçi sendikaları ona sahip çıkmak için açıklamalar yaptı. Ardından unutulup gitti. Oysa Kurnaz ailesini derinden sarsan ani vefatın acısı devam ediyor.

10 yıllık coğrafya öğretmeni olmasına rağmen hayatını inşaatlarda çalışarak geçiren Kazım Kurnaz, 15 Temmuz’da babasının borçlarını ödemek için Aksaray Devlet Hastanesi inşaatında çalışıyordu. Bir gözü görmeyen, bir ayağı tutmayan annesine, doğuştan yüzde 99 engelli olan kız kardeşine bakıyordu. Diğer iki kız kardeşini ise üniversitede okutuyordu…

BABALARI KÜÇÜKKEN TERK ETMİŞ

Samsun Vezirköprü’de yaşayan Recep ve Havva Kurnaz’ın beş çocukları vardı. En büyükleri Kazım 34, Tarık 32, yüzde 99 doğuştan engelli olan Özlem 25, Ebru 22, Şefika da 20 yaşında. 4 yıl önce hayatını kaybeden kanser hastası Recep Kurnaz, eşini ve beş çocuğunu küçükken bırakıp kendine ayrı bir yuva kurmuş. Çocuklar, anne ve dedelerinin yanında büyüyor. Bu yüzden evin iki büyük oğlu erken yaşlarda çalışmak zorunda kalıyor.

Tarık Kurnaz, “Biz inşaatta çalışarak geçimini sağlayan kardeşleriz. Babamız yok gibiydi. Dedemizle büyüdük. Annemiz başımızda ama köy yerinde, hiç şehre çıkmamış, bir şey görmemiş. Okur yazarlığı yok zaten, ne bilsin kadıncağız… Mecburduk böyle yaşamaya.” diyor.

LİSEDEYKEN DE İNŞAATTA ÇALIŞIYORDU

Tarık Kurnaz, abisinin, üniversiteyi kazandığını hastanede yoğun bakımdayken öğrendiğini söylüyor:

“2004’te dedeme bir tebligat geliyor. Abim üniversiteyi kazanmış. Dedem çok seviniyor. Çalıştığı inşaattaki komşularımızı arayıp hemen abimi göndermelerini söylüyor. Yarın, öbür gün derken bir türlü gelmiyor. Meğer inşaattan düşmüş, yoğun bakımda yatıyor. 10 gün sonra yaralı bir şekilde köye geldi abim. Biraz kaldı, iyileşti. Sonra okumaya gitti.”

Afyon Kocatepe Üniversitesi Coğrafya Bölümünü kazanan Kazım Kurnaz, dört yıl boyunca yine yaz aylarında inşaat işçiliğine devam ediyor. Bir yandan eğitim masraflarını çıkarıyor, diğer yandan ailesinin ihtiyaçlarına yetişmeye çalışıyor. Okulunu bitirmesine bitiriyor ama bir türlü ataması yapılmıyor: “Torpil var diyorlar ya… Biz öyle bir şey görmedik. ‘Atanamıyorum, bari inşaatta çalışayım, bir yıl daha okuyayım’ diye planlar yaptı abim. Bir yıl sonra ataması geldi.” diyor kardeşi.

İki yıl Siirt’te, üç yıl Sinop’ta görev yaptıktan sonra memleketine; Vezirköprü Ahmet Faik Edis Kız Anadolu Lisesine atanıyor Kazım Kurnaz. Nişanlanıyor, evlilik hazırlığı yapıyor, evinin eşyalarını alıyor yavaş yavaş. Derken bir gün babası çıkageliyor.

Tarık Kurnaz, babaları geri döndüğü için sevindiklerini, fakat sevinçlerinin kursaklarında kaldığını anlatıyor:

“Kredi borcu varmış ve meğer onları ödeyememiş ve yardım istemek için gelmiş bize. Daha sonra kanser oldu ve bir yıl içinde vefat etti. Fakat her yere bizi kefil gösterdiği için uçan kuşa borçlanmıştık. 15 Temmuz’dan önce 7 Temmuz 2016’da abimle beraber Aksaray Devlet Hastanesi’nin inşaatında çalışmaya gittik.”

‘EMNİYETTE PSİKOLOJİSİNİ BOZDULAR’

Kazım Kurnaz da KHK ile ihraç edilen diğer öğretmenler gibi darbeyi televizyondan öğreniyor. Üç gün sonra ise okul müdürü arayıp görevden alındığını bildiriyor. AKTİF-SEN üyeliği ve Bank Asya hesabı bulunduğu için Vezirköprü Emniyet Müdürlüğü’ne ifadeye çağrılıyor. Tarık Kurnaz abisinin emniyette yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

“Oradaki polisler kendisine, hainsin, teröristsin, insanların ölümünden sen sorumlusun, diyerek psikolojisini alt üst ediyorlar. Beni aradılar, gel abini al dediler. Gittim, perişan bir haldeydi, kafasını duvara vuruyordu. Öyle bir psikolojisini bozmuşlar ki, zannedersiniz darbeyi o yapmış. ‘Bank Asya’da hesabım var, gerçekten ben mi sebep oldum insanların ölümüne’ diye kendisini sorgulayacak kadar saf ve temiz biriydi. Abimi teröre destek vermekten, finansman sağlamaya kadar suçladılar. Oradan PYD’ye, PKK’ya kadar uzandı iş. Biz inşaatta çalışan insanlarız. Ne terörü? Polis evimize geldi. Annemi ve engelli kardeşimi görünce geri döndüler.”

YALAN İFADELER YÜZÜNDEN NİŞANLISI DA BIRAKTI

Kazım öğretmen, üst üste gelen olaylarla baş etmekte zorlanıyor: “Yeni nişanlanmıştı, evlenecekti, babamın borçlarından dolayı düğün yapacak durumumuz yoktu. Darbe olunca her şey ters gitti. Nişanlısını da aldılar. Hapis yattı. Daha sonra telefon kayıtlarında abimle görüşenleri ifadeye çağırdılar. Doğru olmayan o ifadelere dayanarak eniştesini, kayınçosunu görevden aldılar. Böyle olunca nişanlısı abimi terk etti, her şey üst üste geldi. Akşama kadar beton atıyoruz. Abim gece uyuyamıyor, acaba başına bir şey geldi mi diye ikide bir kalkıp kontrol ediyorum. Nihayetinde abime bir düzen kurduk. Geçen mart ayında bir ev satın aldık. Nişanlıyken aldığı eşyalar vardı, onları eve yerleştirdik, iyi kötü yeni bir hayat kurmuştuk.”

ÖĞRENCİLERİ İÇİN AMELİYAT OLDU

Öğrencileri tarafından çok sevilen Kazım Kurnaz, onlara daha iyi ders anlatabilmek için çene ameliyatı olmuş: “Abimin dişinde bir problemi vardı. Ders anlatırken öğrencileri kendisini anlamayabilir diye çene ameliyatı oldu. Mesleğini çok seviyordu. Terörist hain diyorlar ya, abimin cenazesi öyle kalabalıktı ki, bir milletvekilinin cenazesi bile öyle olmaz. Abime herkes sahip çıktı. Bizim kimseyle bir sorunumuz olmadı.”

Okumaya devam et
Reklamlar

BOLD ÖZEL

ABD’den Saray’a uzanan bir yolsuzluk ve kara para hikayesi

Bold Medya, Reza Zarrab olayına benzerliğiyle dikkat çeken, Saray’a yakın iş insanı SBK Holding’in sahibi Sezgin Baran Korkmaz olayının gerçek hikayesini işledi.

BOLD – Bold Medya, ana akım medya ve havuz medyasında Saray ve Erdoğan ile ilişkileri örtülerek verilen, SBK Holding’in sahibi Sezgin Baran Korkmaz olayının gerçek hikayesini ele aldı.

Geçen aralık ayında terörün finansmanının önünü kesmek amaçlı hazırlanan yasanın Meclis’ten geçmesinin ardından 4 ilde eş zamanlı ‘kara para’ operasyonu düzenlendi. ABD’yi 132 milyon dolar dolandırdığı iddia edilen Sezgin Baran Korkmaz dahil 19 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. Adreslerinde bulunan 10 kişi gözaltın alınırken Korkmaz’ın kısa bir süre önce yurtdışına çıktığı ortaya çıktı.

17/25 HAFTASINDA OPERASYON

Polise 17/25 Aralık Yolsuzluk Haftasında, Saray’a yakın bir iş adamına yolsuzluk operasyonu yaptırılması meydana okuma olarak nitelendirildi.

İlk kez geçen Ekim ayında malvarlığına tedbir konan Korkmaz’ın kaçması için ise karanlık eller devreye girdiği ileri sürülüyor. Kaçış öncesi ilk olarak Korkmaz’ın malvarlığına konan tedbir kararı kaldırıldı. Kararda imzası bulunan İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekili Hasan Yılmaz da kısa bir süre sonra Adalet Bakanı Yardımcılığına getirildi.

İşte Saray’ın başını ağrıtacak ikinci Reza Zarrab olayı olarak da anılan Sezgin Baran Korkmaz olayının gerçek hikayesi:

90’lardan bugüne sadece arabanın markası ve rengi değişti

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

İlayda Tekgöz’ü iki çocuğuyla hücreye attılar: “Bizi çıkarın!”

Biri elinde, diğeri kucağında iki çocuğuyla tutuklanan ve polisler eşliğinde adliyeden çıkarılırken çekilen fotoğrafla gündeme gelen İlayda Tekgöz, ailesiyle görüştü: “Elinizden geleni yapın, bizi buradan çıkartın!”

BOLD ÖZEL Geçen hafta pazartesi günü tutuklanıp iki çocuğuyla birlikte Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi karantina hücresine konulan İlayda Tekgöz, bugün ailesiyle ilk telefon görüşmesini yaptı. “Biz iyiyiz ama elinizden geleni yapın, bizi buradan çıkartın. Burası bildiğiniz hücre” diyen Tekgöz bir haftadır 1,5 yaşındaki oğlu Ekrem ve 4 yaşındaki kızı Zülal ile bu hücrede kalıyor. İlayda Tekgöz 4 Şubat’ta tekrar hakim karşısına çıkacak.

Bir buçuk yıl önce doğumhane kapısında gözaltına alınan İlayda Tekgöz 18 Ocak 2021’de Çağlayan 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada tutuklandı. 19 Temmuz 2019’da Gaziosmanpaşa Şafak Hastanesinde doğum yaptıktan iki saat sonra Cemaat soruşturmaları kapsamında gözaltına alınan İlayda Tekgöz o gün adli kontrolle serbest bırakılmıştı.

Kapatılan dershanelerde matematik öğretmeni olarak görev yapan 32 yaşındaki İlayda Tekgöz’ün eşi Hasan Tekgöz de 11 aydır Silivri Cezaevinde tutuklu bulunuyor. 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan makine mühendisi Hasan Tekgöz Şubat 2020’de tutuklanmıştı.

Serbest bırakıldığı günden beri İstanbul’da yaşayan ve eşini ziyaret eden İlayda Tekgöz’ün ‘kaçma şüphesi var’ denilerek tutuklandığı öğrenildi. Mesajlaşma programı Bylock, Bank Asya hesabı, mahkemeye geldiği halde dinlenmeyen bir tanığa dayanılarak hakkında dava açılan İlayda Tekgöz’ün oğlu Ekrem bebek anne sütüyle besleniyor.

Ekrem bebek ve ablası Zülal, annelerinin mahkemesini adliye koridorunda böyle beklemişti. 18 Ocak 2021, Çağlayan Adliyesi.

 

Ekrem bebeğin annesi tutuklandı

1.5 ve 4 yaşındaki iki kardeş anneleriyle birlikte karantina hücresinde!

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

4 yılda tam 41 insan Türkiye cezaevlerinde kanser olup öldü

Temmuz 2016 ile Ocak 2021 arasında Türkiye cezaevlerinde tam 41 insan kanser nedeniyle hayata veda etti. 9 kanser hastası ise hala tutsak.

BOLD ÖZEL | SEVİNÇ ÖZARSLAN 

KURGU: BARBAROS KAYA

Cezaevlerindeki hak ihlalleri birçok insanın hayatını kaybetmesine neden oldu. Özellikle son 4 yılda pek çok insan kanser olup ya cezaevinde öldü ya da tahliye edildikten kısa bir süre sonra sevdiklerine veda etti.

Hasta tutuklular için bugün en büyük sorun sağlık hizmetlerine zamanında ulaşamamak. Koronavirüs salgını nedeniyle bu zorluk ikiye, üçe katlandı. Cezaevinde sadece kanser olup ölenler yok elbette. Kalp krizi, beyin kanaması, beyin tümörü, koronavirüs nedeniyle de hayatını kaybeden çok fazla insan var. Hazırladığımız haber “Temmuz 2016 ile Ocak 2021 arasında cezaevinde kanser olup ölenleri” kapsıyor. Ortaya çıkan ve bilinen vaka sayısı 41. Bu sayı daha da fazla olabilir. Bazı aileler gördükleri baskı ve yaşadıkları hukuksuzluklar nedeniyle yaşadıklarını saklıyor, susmayı tercih ediyor.

Cezaevinde kanser olduktan sonra ilk hayatını kaybeden kişi öğretmen Fatih Korkmaz. Bartın Cezaevinde tutukluyken beyin kanserine yakalanan Korkmaz 25 Ekim 2016’da hayatını kaybetti. Son kişi ise çok genç bir öğrenci. Sincan Cezaevinde lenf kanserine yakalanan kursiyer teğmen Ercan Dağhan 4 Ocak 2021’de vefat etti.

“KEŞKE EŞİM ÖLMEDEN KONUŞSAYDIM”

Akademisyen Ahmet Turan Özcerit, tıbbı mümessil Deniz Hakan Şen, polis memuru Kadir Eyce, öğretmen Engin Erol, işadamı Medeni Arifoğlu, yönetmen Fatih Terzioğlu, gazeteci Mevlüt Öztaş, komiser Ümit Gökhasan, öğretmen Tacettin Toprak, askeri öğrenci Yusuf Kurt sosyal medyada en çok gündeme gelen isimler olduğu için ölüme giden süreçte neler yaşadıkları biliniyor. Bold Medya olarak bu hastaların maruz kaldığı haksızlıkları belgeleriyle ortaya koyduk.

Ancak ne yaşadığı bilinmeyen birçok kanserli var. Bazıları hakkında çok az bilgiye ulaştık. Özellikle ilk dönemlerde vefat edenler hakkında bilgi, belge ve fotoğraf yok denebilir. Son 2-2,5 yıldır ölenlerle ilgili nispeten daha çok bilgi vardı. Aile yakınlarının da zaman geçtikte maruz kaldıkları hukuksuzlukları ortaya çıkarmada daha bilinçlendikleri görülüyor.

Malatya ve Bingöl cezaevlerinde kaldıktan sonra böbrek kanserine yakalanan Bingöllü işadamı Medeni Arifoğlu 25 Ocak 2020’de hayatını kaybetti. Nuran Arifoğlu eşinin neler çektiğini, bir hasta yakını olarak resmi süreçlerde kendisinin neler yaşadığını ancak eşinin vefatından sonra anlatabilmiş ve bir pişmanlığını da şöyle dile getirmişti: “Keşke eşim ölmeden önce konuşsaydım.”

ŞU ANDA CEZAEVLERİNDE KAÇ KANSERLİ VAR?

Şu anda Türkiye cezaevlerinde tespit edebildiğimiz 9 kanserli hasta bulunuyor. Lenf kanseri Ali Kaya Rize Kalkandere Cezaevinde, testis kanseri Ahmet Karakuş Manisa T Tipi Cezaevinde tutuklu. Tiroid kanseri Abdülaziz Örpek ile bağırsak kanseri Ali Osman Ünal Kırşehir Cezaevinde. Cilt kanseri Ahmet Polat Önel 4 yıldır Kandıra Cezaevinde kalıyor. Lösemi Rıdvan Yıldız Silivri, lösemi Yasin Akaslan ise Sincan Cezaevinde tutuklu. Adının açıklanmasını istemeyen iki kanser hastası daha var. E. K. Antalya L Tipi Cezaevinde, 1 kişi de Amasya’da.

İŞTE 4 YILDA BİLE BİLE ÖLÜME GÖNDERİLEN 41 CAN 

1- Fatih Korkmaz (30), öğretmen, beyin kanseri, Bartın Cezaevi,25 Ekim 2016.

2- Ahmet Kemal Kaya (71), iş adamı, kanser, Isparta Cezaevi, 19 Kasım 2016.

3- Hüseyin Penbe (62), din kültürü öğretmeni, kanser, Samsun, Erzurum ve Sincan cezaevleri, 29 Mayıs 2017.

4 – Selman Aşçı (32), Kimse Yok mu Derneği gönüllüsü, bağırsak kanseri, İzmir Şakran Cezaevi, 27 Aralık 2017.

5- Lokman Ersoy (48), öğretmen, kolon kanseri, Balıkesir Kepsut Cezaevi, 8 Ocak 2018.

6- Naim Çıtır, iş adamı, Konya Aktif Sanayici ve İşadamları Derneği Kurucu Başkan, kanser, Konya Cezaevi, 21 Ocak 2018.

7- Ahmet Turan Özcerit (49), akademisyen, bağırsak kanseri, Balıkesir ve Sakarya cezaevleri, 12 Şubat 2018.

8- Nihat Baymiş, kan kanseri, İzmir Şakran Cezaevi, 26 Şubat 2018.

9- Deniz Hakan Şen (42), tıbbi mümessil, mide kanseri, Silivri Cezaevi, 6 Mart 2018.

10- Kadir Eyce (33), polis, mide kanseri, Sivas Cezaevi, 11 Nisan 2018.

11- Cemal Gürer, öğretmen, kanser, Elazığ Cezaevi, 25 Nisan 2018.

12- Yıldırım Sarp, emniyet müdürü, kanser, Diyarbakır Cezaevi, 27 Nisan 2018.

13- Ali Hocaoğlu, esnaf, mide kanseri, İzmir Şakran Cezaevi, 6 Mayıs 2018.

14- İsmail Ülker (42), emniyet müdürü, kolon kanseri, 17 Haziran 2018.

15- Bayezıt Yıldırım, işadamı, kanser, 2 Temmuz 2018, Bursa Cezaevi.

16- Bahri Demirulus (78), emekli öğretmen, kanser, 30 Temmuz 2018.

17- Mehmet Ali Başar, muhasebeci, lenfoma kanseri, Silivri Cezaevi, 23 Eylül 2018.

18- Elmas Cankurt (63), gazeteci, kanser, Kırklareli Cezaevi, 5 Ekim 2018.

19- İsmail Aygün (56), esnaf, kolon kanseri, Bursa Cezaevi, 20 Kasım 2018.

20- Recep Türk, postacı, pankreas kanseri, Samsun Bafra Cezaevi, 25 Kasım 2018.

21- Vasıf Bayram (65), mali müşavir, mide kanseri, Sakarya Ferizli Cezaevi, 13 Aralık 2018.

22- Ramazan Üzer, başçavuş, kanser, 30 Aralık 2018.

23- Mehmet Ali Tokel, öğretmen, akciğer kanseri, Antalya Cezaevi, 6 Ocak 2019.

24- Saim Uyanık, okul müdürü, beyin kanseri, Adana Cezaevi, 15 Mart 2019.

25- Mustafa Çelikbilek (35), yazılım uzmanı-mühendis, beyin kanseri, Sincan Cezaevi, 22 Nisan 2019.

26- Yavuz Bölek (52), emniyet müdürü, kolon kanseri, İzmir Şakran Cezaevi, 16 Haziran 2019.

27- Tacettin Toprak (36), fen bilgisi öğretmeni, mesane kanseri, Manisa T Tipi Cezaevi, 24 Ağustos 2019.

28- Bilal Gülfidan (27), kursiyer subay, testis kanseri, Ankara Sincan Cezaevi, 15 Ekim 2019.

29- Mustafa Ali Mutlu (34), uzman çavuş, mide kanseri, 18 Ekim 2019.

30- Engin Erol (41), öğretmen, lenfoma kanseri, Erzurum H Tipi Cezaevi, 19 Aralık 2019.

31- Medeni Arifoğlu (51), iş adamı, böbrek kanseri, Malatya-Bingöl cezaevleri, 25 Ocak 2020.

32- Özgür Doğan, edebiyat öğretmeni, Manisa Salihli ve İzmir Kırklar cezaevleri, akciğer kanseri, 7 Nisan 2020.

33- Caner Durukan (42), sağlık memuru, bağırsak kanseri, Nevşehir Cezaevi, 3 Haziran 2020.

34- Yusuf Uzun (36), muhasebe öğretmeni, kanser, Kandıra Cezaevi, 7 Ağustos 2020.

35- Mevlüt Öztaş (49), gazeteci, pankreas kanseri, Afyon Cezaevi, 19 Ağustos 2020.

36- Fatih Terzioğlu (40), yönetmen, mide kanseri, Silivri Cezaevi, 23 Ağustos 2020.

37- Ahmet Kaplan (48), emekli trafik polisi, akciğer kanseri, İskenderun Cezaevi, 10 Kasım 2020.

38- Yusuf Kurt (25), askeri öğrenci, kemik kanseri, Silivri Cezaevi, 21 Kasım 2020.

39- Ümit Gökhasan (46), komiser, mide kanseri, Afyon Cezaevi, 23 Kasım 2020.

40- Mustafa Kılıç, kanser.

41- Ercan Dağhan (31) kursiyer teğmen, lenf kanseri, Sincan Cezaevi, 4 Ocak 2021.

Okumaya devam et

Popular