Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

15 Temmuz’da Akıncı Üssü’nde “emekli pilotlar” görüldüğü mahkeme kayıtlarına girdi

Akıncı Üssü’nde o gece görülen emekli pilotlar, kayıt dışı kalkan uçaklar ve bombardıman yapıp yapmadığı incelenmeyen 11 uçak. İlk kez okuyacağınız bilgiler.

CEVHERİ GÜVEN
BOLD/ÖZEL

15 Temmuz’un komuta merkezi olarak kabul edilen Akıncı Üssü’nde o gece neler olduğu henüz aydınlanabilmiş değil. ‘Rehin alındım’ diyen Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar’ın eşini defalarca arayabilmesi, çerez istemesi; rehin alındığı söylenen Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Abidin Ünal’ın elleri cebinde koridorlarda dolaşırken çekilmiş görüntüleri kafa karıştırıcı unsurlar oldu.

Komuta kademesinin o gece oraya hangi şartlarda geldiği ve o gece 15 Temmuz’un neresinde durduklarına dair iki taraftan farklı iddialar var. Komuta kademesi ile şu an darbeden yargılananların yüzleştirilmemesi soru işaretlerinin çözülmesindeki en büyük engel.

Akıncı Üssü Dosyası’nın tamamına, özellikle ek klasörlere sanıkların da avukatların da konuyla ilgilenen gazetecilerin de ulaşması engelleniyor. Ulaşılabilen dosyalar ise yepyeni çarpıcı bilgiler ortaya çıkartıyor.

Akıncı Üssü’nden kalkan uçakların yaptığı belirtilen bombardımanları ele alacağımız iki bölümlük haberin ilk bölümünde, şahitlerle mahkeme tutanaklarına geçen “O gece Akıncı Üssü’nde görülen emekli pilotlar” konusunu ele alacağım. İlk bölüm Akıncı Üssü’nde görülen sivillere de ışık tutuyor.

O GECEYİ SIR YAPAN “ARAMAMA” KARARI

Akıncı Üssü’nde olduğu iddia edilen en gizemli isim Adil Öksüz. Ancak bugüne dek Adil Öksüz’ün üste olduğuna ilişkin bir kamera kaydı ya da delil mahkemelere sunulamadı.

Adil Öksüz’ün ve bu haberde okuyacağınız çok farklı gizemli kişilerin Akıncı Üssü’nde olduğuna ilişkin iddiaları kanıtlayabilecek en önemli delil; kamera kayıtları yanında, parmak izi ve DNA izleriydi.

16 Temmuz’da polislerin üssü almasından bir süre sonra bu kamera kayıtlarına el konuldu ve parmak izi, DNA izi tespiti başladı. Ancak pas geçilen kritik bir tek yer vardı.

Akıncı İddianamesi’ne göre üsteki 143. Filo Komutanlığı darbenin yönetim merkeziydi. Bu binada bulunan ve “öğretmen gazinosu” olarak bilinen odada ise tüm darbe yönetildi.

170607 numaralı evrak, 143 Filo’da yapılan tüm arama ve el koyma işlemlerinin yer aldığı tek evrak. Savcı eşliğinde polisin yaptığı arama ve el koymalar, Yarbay Nihal Altuntop nezaretinde gerçekleştirilmiş ve imza altına alınmış. (Nihal Altuntop’un 15 Temmuz gecesi sabaha kadar Akıncı Üssü’nden MİT’e telefonla bilgi veren kişi olduğunu hatırlatalım.)

Ancak üste, parmak izi ve DNA izi araması yapılmayan tek yer, darbenin yönetildiği belirtilen “öğretmen gazinosu”. Yani 15 Temmuz’un yönetildiği iddia edilen odada o gece kimlerin bulunduğuna ilişkin gerçek delilleri verecek asıl noktada, en kritik işlemin yapılmadığı görülüyor.

Ağırlaştırılmış müebbetle yargılanan Akıncı Üssü Komutanı Tuğgeneral Hakan Evrim, savunmasında bu duruma ısrarla dikkat çekip, üste ertesi gün arama yapan ekibe vurgu yapıyor:

“Bu ekip bir tek öğretmen gazinosunu araştırmamıştır. O odadan ne bir parmak izi ne DNA örneği alınmamıştır. Yani o odaya bakmadıktan sonra aslında 143 Filoya girip araştırma yapmanın anlamı yok ki. Sanırım amaç delil bulmak değil, başka şeymiş. Oradaki birilerinin ortaya çıkması istenmemiş olsa gerek.”

TSK’DAN EMEKLİ PİLOTLAR AKINCI ÜSSÜ’NDEYDİ

Tuğgeneral Hakan Evrim’in, ortaya çıkmasının istenmediği kişilerle ilgili çeşitli iddiaları var. Ancak Akıncı Davası dosyasında, bu kişilerle ilgili farklı tanık ve sanık beyanlarında izler bulmak mümkün.
142 Hat Bakım Subayı Üsteğmen Caner Fidancı’nın ifadesine göre o gece üste “TSK’dan emekli olmuş pilotlar” vardı.

Üsteğmen Fidancı verdiği ifadesinde şöyle diyor: “Sabaha karşı 142 Aviyonik Atölyesinde görevli Üsçavuş Yunus Özen bakım karargahına geldi. Sabahleyin Üs nizamiyesinden girdikten sonra Bakım Karargahı’na gelmek için araç beklerken kendisini içinde 142 Filo amblemi olan 09(Aydın ili) plakalı bordo bir Ford Fiesta marka aracın aldığını, aracı bir pilotun kullandığını ve yapılan konuşmalardan araç içindeki diğer kişilerin daha önce emekli olmuş pilotlar olduğunu öğrendiğini söyledi.”

15 Temmuz gecesi üste emekli pilotların bulunmuş olması oldukça çarpıcı bir bilgi. Bu kişilerin kimler olduğu, bu ifadenin doğru olup olmadığı, o kişilerin Ergenekon davaları nedeniyle TSK’dan erken emekli olmuş savaş pilotları olup olmadıkları soruları karanlıkta kaldı. Çünkü mahkeme dava dosyasına geçen bu ifadede ismi geçen kişileri sorgulamadığı gibi, Üs kayıtlarını bu yönde de inceletmedi ve davayı bu yönde genişletmedi.

Oysa bu oldukça önemli bir bilgi. Çünkü o gece üsten kalkan uçak sayısı ve uçak grubuyla ilgili başka ifadeler büyük bir çelişkiyi ortaya çıkartıyordu.

AKINCI’DAN KALKAN HAYALET UÇAKLAR

Akıncı Davası’nda “müşteki” sıfatıyla bulunan Yarbay Nihat Altıntop (Sabaha dek MİT’e bilgi veren yarbay) ifadesinde Akıncı Üssü’nden 15 Temmuz gecesi kalkan “ışıkları sönük ve telsiz irtibatı kurmayan uçaklar”dan sözediyor:

“Uçaklara telsizden inin diye çağrı yaptık. Zaten radarlar da aynı çağrıyı yapıyordu. Hatta hiç izinsiz, telsiz teması kurmadan uçakların bazıları hareket ediyordu. Hatta pistten bir şey geçiyor diye düşündük biz. Çünkü ışıklar teker teker kayboluyordu sırayla. Tamamen karanlık bir ortam… İlk kalkan uçak bizimle hiç temas kurmadan kalktı ve indi. Biz kendimizin tuttuğu kayıtlarda da 23.50’de kalkan o uçağı telsiz teması kurmadan inen kalkan uçak şeklinde belirttik ve savcılık heyeti de o tutanakları dosyaya koydu.”

Akıncı Davası’nda “tanık” sıfatıyla ifade veren kulede görevli astsubay Emre Özcan ise şunları söylüyor ifadesinde:

“O ara bütün uçaklar sırayla kalkıyorlardı F-16’lar. Hatta bazıları bütün ışıklarını kapatıp inişe geldiler. Biz sadece pistteki ışıkların hüzmesinden uçağın indiğini takip edebildik. Bizimle ne telsiz teması kurmuşlardı ne de herhangi bir ışıkları yanıyordu.”

Biri “müşteki” yani şikayetçi diğeri “tanık” olarak dinlenen bu iki muvazzaf Hava Kuvvetleri personelinin verdiği ifadeler birbirini teyid ediyor ve o gece Akıncı Üssü’nden “ışıkları kapalı, kuleyle telsiz teması kurmayan uçakların” kalkıp indiğini belirtiyor.

Bu nokta çok önemli. Çünkü, şu an Akıncı Davası dosyasında; Akıncı Üssü’nden kalkış yaparak darbeye katılmakla ve bombardıman yapmakla yargılanan pilotların tamamının Kule’yle telsiz dikta kayıtları mevcut.

İNCELENMEYEN 11 UÇAK

Bu durumda akla şu soru geliyor: Kuleyle telsiz dikta kaydı olmayan ama ışıkları kapalı kalkış yapan bu uçakları kullanan pilotlar kimdi? Ve bu gizemli uçaklar neden yargılama konusu değil?

Burada dönüp Akıncı Üssü’ndeki uçak sayısına bakmak gerekiyor.

Kayıtlara göre Akıncı Üssü’nde 71 uçak var. Ayrıca Diyarbakır’dan gelen 6 uçak daha o gece üste mevcut. Yani 15 Temmuz gecesi Akıncı Üssü’nde toplam 77 uçak bulunuyor.

Savcılık emriyle, 15 Temmuz’da hangi uçakların bombardıman yaptığının belirlenmesi için TUSAŞ görevlendiriliyor. TUSAŞ, Akıncı Üssü’nde 66 uçağı inceliyor ve rapor tutuyor. 11 uçağı ise incelemiyor. Bu noktada akla bomba atıp atmadığı incelenmeyen 11 uçağın o gece “telsiz irtibatı kurmadan kalkan, ışıkları kapalı uçaklar” olup olmadıkları ve o uçakları, 15 Temmuz gecesi Akıncı Üssü’nde görülen emekli pilotların kullanıp kullanmadıkları sorusu geliyor.

Tuğgeneral Hakan Evrim’in de aklına bu soru geliyor savunmasında şöyle diyor:

“Şimdi o gece Akıncı’da emekli pilotlar var, ışıklarını kapatıp kule ile temas kurmadan uçan uçaklar var. Sanık olan pilotların uçtukları uçakların mühimmat atmadığı bakım personeli tarafından belirtilmiştir. Tüm bunları bizler ek klasörleri aldıktan sonra öğreniyoruz. Şimdi bize ek klasörlerin verilmeme nedenini daha iyi anlıyorum. O izinsiz ve ışıkları kapalı uçuş yapan uçakları uçuranlar emekli pilotlar olabilir mi? Araştırmaya değmez miydi? Bu bilgileri duyup,bilip araştırmayan savcılara ne demek lazım bilemiyorum.”

KİLİT NOKTA NİZAMİYELERDEKİ GÖREVLİLER

Savcılığın bu konunun üzerine gitmesi için yapması gereken ilk adım, Akıncılar Üssü Nizamiye görevlilerinin ifadelerini almak olmalıydı.

Ancak bu yapılmadı. Üstelik Tuğgeneral Hakan Evrim’in yargılama sırasında bu talebi dile getirmesine rağmen:

“O gece Akıncı nizamiyesinde nöbetçi olup şu anda sanık veya tanık olan kimse yoktur. Bunların çağrılıp o kadar kişinin nasıl içeri alındığının, benim tarafımdan veya benim adıma bu kişilerin içeri alınmasına dair bir talep olup olmadığının sorulmasını…”

15 Temmuz’un yönetildiği iddia edilen 143 Filo Öğretmen Gazinosu’nda parmak izi ve DNA tespitinin yapılmaması gibi, nizamiye görevlilerinin sanık ya da tanık yapılmaması da oldukça çarpıcı bir durum.

O gece Akıncı Üssü’nde olmamaları gerekirken orada olan “siviller” ve “emekli pilotların”, Akıncı Üssü’ne girişleriyle ilgili iddiaların netleşmesi için nizamiye nöbetçilerinin ifadelerinin alınması gerekiyor. Aynı şekilde Akıncı Üssü’nde olduğu iddia edilen Adil Öksüz’ün o gece orada olup olmadığının netleşmesi açısından da bu durum önemli.

Ancak Öğretmen Gazinosu’nda parmak izi ve DNA tespiti yapmayan polis, asker ve savcılar yargılama konusu yapılmadığı gibi, nizamiye görevlileri de yargılama konusu yapılmış değiller.

YARIN: ANKARA’DAKİ BOMBARDIMANLARI KİM YAPTI?

BOLD ÖZEL

Brezilyalıların gözünden Çin aşısı: Umut mu rant mı?

Fatih Akalan, Türkiye’de Çin aşısına karşı insanların güvenini kazanmaya yönelik kampanyalar yürütülürken, etki alanı yüzde 50 açıklanmasına rağmen aşıya kullanım onayı veren Brezilya’daki son durumu ülkede yaşayanlarla Türklerle konuştu.

BOLD  – Türkiye’de de kullanım onayı alan Çinli aşı firması Sinovac’ın adı Brezilya’da skandallarla anılıyor. Firma CoronaVac aşısına kullanım onayı alabilmek için rüşvet vermekle suçlanıyor. Son yapılan deneylere göre de aşının etki alanı sadece yüzde 50,38 olarak açıklandı.

Gazeteci Fatih Akalan, Endonezya, Türkiye ve Brezilya’da kullanılmaya başlanan, tartışmaların odağındaki Çinli Sinovac’ın ürettiği CoronaVac’ı Brezilya’da yaşayan Türklere sordu.

7 yıldır Latin Amerika ülkesinde bulunan Fatih Sarıbaş buradaki son durumu ve Brezilyalıların aşıya olan ilgisini anlattı.

Yaklaşık 200 milyon nüfusa sahip Brezilya’da koronavirüs vakalarının dünyanın geri kalanından bir tık ileride olduğunu söyleyen Sarıbaş, aşının artık evde kalmak istemeyen Brezilyalıların son umut olarak görüldüğünü anlattı.

Aşı olayının Brezilya’da politikleştiğini vurgulayan Sarıbaş, muhalefet ile iktidar arasındaki, adı rüşvet skandallarına da karışan Sinovac polemiklerine de değindi.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

1.5 ve 4 yaşındaki iki kardeş anneleriyle birlikte karantina hücresinde!

Sütten kesilmemiş Mehmet Ekrem ve ablası Zülal, dün geceyi anneleriyle birlikte cezaevinin karantina hücresinde geçirdi. Babaları da cezaevinde olan çocukların annelerinin tutuklanmasına siyasilerden tepki geldi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Dün tutuklanıp Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevine konulan matematik öğretmeni İlayda Tekgöz, 1,5 yaşındaki oğlu Mehmet Ekrem ve 4 yaşındaki kızı Zülal ile karantina hücresinde kalıyor. Koronavirüs salgını nedeniyle karantinaya alınan anne ve çocuklar, 14 gün tek başlarına bir hücrede yaşamak zorunda. Aile yakınlarının verdiği bilgiye göre mahkeme bitene kadar Çağlayan Adliyesi’nin koridorunda annesini bekleyen Zülal ve Mehmet Ekrem, tutuklama kararından sonra anneleriyle birlikte cezaevine gitti.

SİYASİLERDEN TEPKİ

İlayda Tekgöz’ün biri kucağında diğeri elinde iki çocuğu ve polisler eşliğinde adliye koridorunda çekilen fotoğrafına farkı partilerden siyasetçiler tepki gösterdi. HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, “2 çocuk daha annesiz kaldı bugün! Nedir bu hal? 1.5 yıl önce doğumhane kapısında gözaltına alınan İlayda Tekgöz bugün tutuklanıp Bakırköy Kadın Cezaevine gönderildi. 1,5 yaş bebek, 4 yaş çocuk annesi böyle tutuklandı. Eşi Hasan Tekgöz de 11 aydır Silivri’de” dedi.

İnsan hakları aktivisti ve CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, “Bugün bebekli bir anne daha tutuklandı. Eşi de tutuklu olduğu için çocukları ya cezaevinde ya da anne-baba olmadan büyüyecek. Anne-baba tutukluluğu geride kalan çocuklar için yaşatılacak zulümden başka bir şey değildir” ifadelerini kullandı.

Eski milletvekili Mehmet Ali Aslan ise “Bir elinde bebek bir elinde çocuk. Tutuklandı! Eşi de Silivri’de tutuklu olan iki çocuk annesi İlayda Tekgöz az önce tutuklandı. 1.5 yaşındaki Muhammed Ekrem ilkin doğumhane kapısında polisle tanışmıştı. Ablası Zülal ise 4 yaşında.” diye yazdı.

DOĞUMDAN 2 SAAT SONRA GÖZALTINA ALINMIŞTI

Bir buçuk yıl önce doğumhane kapısında gözaltına alınan İlayda Tekgöz dün Çağlayan 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada tutuklandı. 19 Temmuz 2019’da Gaziosmanpaşa Şafak Hastanesi’nde doğum yaptıktan iki saat sonra Cemaat soruşturmaları kapsamında gözaltına alınan İlayda Tekgöz o gün adli kontrolle serbest bırakılmıştı.

EŞİ DE 11 AYDIR TUTUKLU

Kapatılan dershanelerde matematik öğretmeni olarak görev yapan 32 yaşındaki İlayda Tekgöz’ün eşi Hasan Tekgöz de 11 aydır Silivri Cezaevinde tutuklu bulunuyor. 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan makine mühendisi Hasan Tekgöz Şubat 2020’de tutuklanmıştı.

Serbest bırakıldığı günden beri İstanbul’da yaşayan ve eşini ziyaret eden İlayda Tekgöz’ün ‘kaçma şüphesi var’ denilerek tutuklandığı öğrenildi. Mesajlaşma programı Bylock, Bank Asya hesabı, mahkemeye geldiği halde dinlenmeyen bir tanığa dayanılarak hakkında dava açılan İlayda Tekgöz’ün oğlu Ekrem bebek anne sütüyle besleniyor.

Mehmet Ekrem ve Zülal, dün mahkeme devam ederken annelerini koridorda böyle bekledi.

Ekrem bebeğin annesi tutuklandı

 

Ekrem bebeğin annesi tutuklandı

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Reis Sedat Peker’in hikayesi: Balkanlarda Türk mafyasına ‘kokain’ izni çıkmadı

Tanınmış mafya lideri, nüfus cüzdanındaki ismiyle Reis Sedat Peker, 18 Aralık’ta Makedonya’da gözaltına alındı ve sınır dışı edildi. Bu gelişmenin arkasında Güney Amerika’dan Türkiye’ye uzanan kokain rotası mı var?

BOLD – Makedonya İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Peker, Kamu Güvenliği Bürosu tarafından “ikametini kötüye kullandığı için” gözaltına alındı. Makedon medyasına yansıyan habere göre ise Peker, Makedonya’daki yeraltı dünyasından isimlerle ve suç örgütleriyle ilişki kurduğu için sınır dışı edildi. Haberde Peker “tanınmış uyuşturucu baronu” olarak nitelendi. Makedonya medyasından Lokalno’nun haberine göre Peker, ülkeye girdikten sonra yerel suç çeteleriyle temas kurmaya çalıştığı için gözaltına alındı. Haberde Peker’e uyuşturucu ticaretiyle ilgili suçlamalar da yöneltildi.

Peker, Türkiye’de bir dönem azınlıklar ve Erdoğan muhaliflerine yönelik şiddet eylem ve söylemleriyle öne çıkmıştı. Ancak Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’la yaşadığı çatışma sonrası Türkiye’yi terk etmek zorunda kalmıştı. Türk mafyasının son dönemde Balkanlar’da faaliyetlerini artırması dikkat çekiyor.

TÜRKİYE’YE DEPORT EDİLMEK İSTEMEDİ

Makedonya polisi, 49 yaşındaki Türk vatandaşı RSP’nin gözaltına alınarak sınır dışı edildiğini duyurduktan kısa süre sonra haber Türkiye’de gündemin ilk sıralarına tırmandı. Polisin açık ismini vermediği RSP, Reis Sedat Peker isimli Türkiye’nin ünlü mafya liderleriydi. Peker, gözaltına alındıktan sonra Kamu Güvenliği Bürosu’na götürüldü ve deport işlemleri başlatıldı.

turkishminute.com’dan Cevheri Güven’in haberine göre Peker, Türkiye’ye deport edilmek istemediğini belirtti ve pasaportuyla vizesiz olarak gidebileceği bir ülke olarak Kosova’yı tercih etti. İşlemlerinin tamamlanmasının ardından Peker, Kosova’ya deport edildi.

TÜRKİYE’Yİ TERK ETMEK ZORUNDA KALDI

Sedat Peker, geçmişte Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın resmi davetlerine katılan bir isimdi. Peker ve Erdoğan’ın aynı kareye girdiği fotoğraflar ülkede tartışma konusu olmuştu. Peker, Erdoğan’ı eleştiren kesimlere yönelik tehditler içeren videolar yayınlıyordu ve hükümetin izniyle milliyetçilerin yoğun yaşadığı Rize, Trabzon gibi şehirlerde mitingler düzenliyordu.

Peker, Gülen Hareketi mensuplarını meydanlarda asmak, elektrik direklerinde idam etmekle tehdit etmiş, Kürt sorununun barışçı yollarla çözümü için imza kampanyası düzenleyen ve “Barış Akademisyenleri” olarak adlandırılan akademisyenlerin de kanlarıyla banyo yapacağını söylemişti.

Peker’in bu tehditleriyle öne çıktığı 2014-2019 arası dönemde, bazı gazeteciler de saldırıya uğrayıp dövüldü ve bu saldırılardan Peker’in adamları sorumlu tutuldu. Ancak Peker ne tehdit içeren sözleri ne de bu saldırılar nedeniyle yasal takibe uğramadı.

Peker’in ismi daha sonra Suriye’ye insani yardım sevkiyatı adı altında silah ticaretiyle anıldı. Bu tartışmanın hemen ardından Peker, 2020’nin ilk günlerinde Türkiye’den ayrılarak Karadağ’a yerleşti. Peker, Karadağ’dan yaptığı açıklamada, Tayyip Erdoğan’ın damadı ve dönemin Hazine Bakanı Berat Albayrak’ın kendisini tutuklatmak istediği, bu sebeple ülkeyi terk ettiğini söyledi. Erdoğan’ın sıkı destekçisi olan Peker’in aniden Erdoğan ailesi ile kavgalı hale gelmesinin altında Suriye’ye yapılan silah sevkiyatında para konusunda anlaşmazlık olduğu iddia edildi.

BALKANLARDA FAALİYETE BAŞLADI

Peker, Karadağ’a yerleştikten sonra Romanya, Ukrayna, Makedonya gibi ülkelerde faaliyet göstermeye başladı. Buradaki mafya gruplarıyla bağlar kurmaya çalışan Peker, ardından Makedonya’ya yerleşti. Makedon polisinin yaptığı operasyonun ardından Peker’in yeni durağı Kosova oldu.

Türkiye son dönemde Güney Amerika üzerinden Avrupa’ya sevk edilen kokain rotasına girdi. Geçtiğimiz yıl Haziran ayında, Kolombiya polisi Türkiye’ye tek seferde sevk edilmek için gemiye yüklenmiş 5 ton kokain ele geçirdi. Türkiye’den Avrupa’ya giden taze meyve yüklü tırlarda da Bulgaristan sınırında kokain yakalandı.

Türkiye geçmişten beri Afganistan’da üretilen eroin ve İran’dan gelen esrar gibi maddelerin rotasında bulunuyor. Ancak Türkiye’nin kokain rotasına girmesi yeni bir durum. Muhalefet partileri, Erdoğan hükumetinin mafya gruplarını desteklediğini ve koruduğunu iddia ediyorlar.

Kolombiya’da yakalanan 5 ton kokainin Türkiye’de hangi limanda, hangi firmaya sevk edildiği belli olmasına rağmen Türkiye’de bu kişilere yönelik operasyon yapılmadı. Türk mafyasının Balkanlarda yerleşmesinin kokain rotasının oturtulmaya çalışılmasıyla ilgili olduğu da iddialar arasında. Yine mafya grupları tarafından Türkiye’den bazı ailelerin Kolombiya başta olmak üzere Güney Amerika ülkelerine trafiği organize etmek için gönderildiği şeklinde de doğrulanmamış bilgiler söz konusu.

Okumaya devam et

Popular