Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

“Dün dövizdeki yükselişin önüne geçildi ama yaşananlar kur krizini çok fazla anımsattı”

Kriz Notları yazarı Ali Rıza Güngen, "Döviz piyasasında oynaklık devam etse de daha fazla yükselmesinin önüne geçildi. Ama yaşananlar ve bazı önlemler ağustos ayındaki kur krizini pek çok açıdan anımsattı" değerlendirmesinde bulundu.

Kriz Notları yazarı Ali Rıza Güngen, dün dövizin daha fazla yükselmesinin “önüne geçildiğini”, ancak yaşananların ve bazı önlemlerin Ağustos 2018’deki kur krizini pek çok açıdan anımsattığını ifade etti.

Güngen, “25 Mart’ta Ne Oldu?” başlıklı yazısında şunları kaydetti:

Türkiye ekonomisinde olanlar havsalaya sığmıyor.

25 Mart’ta döviz piyasasında oynaklık devam etse de, dövizin daha fazla yükselmesinin önüne geçildi. Ama yaşananlar ve bazı önlemler ağustostaki kur krizini pek çok açıdan anımsattı.

ÖNLEMLER NEYDİ?

Dövizde ani yükselişi engellemek için Asya piyasasının açılmasından itibaren devlet bankaları aracılığıyla döviz satışı yapıldığı düşünülüyor.

25 Mart’ta TCMB depo ihalesi açmadı ve ayrıca TCMB’nin rezervlerini koruduğu, hatta bu rezervlerin 2,5 milyar dolar artacağı haberi yaptırıldı.

Aynı zamanda haftalık repo ihalesinin yapılmaması vesilesiyle faiz örtük biçimde yükseltildi, beklenti faizde 150 baz puanlık bir artıştı ancak artış resmi verilerde şimdilik sınırlı kaldı. 25 Mart’ta ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti yüzde 24,31 olarak kaydedildi.

TCMB’nin ilan ettiği ve teknik bir ayarlama olarak sunulan önlem SWAP satış sınırını yükseltmekti. SWAP piyasasında vadesi gelmemiş toplam SWAP satışı sınırı yüzde 10’dan yüzde 20’ye çıktı.

Vadesi gelmemiş SWAP işlemlerinde satış limiti ayarlaması, kabaca 5 milyarlık takas limitinin 10 milyar dolara çıkması, bankaların vadesi gelmemiş SWAP işlemlerinde satışa yönelmesinin önünün açılmasıydı. Dolarları TCMB’ye vermek karşılığında TL almak bankalar açısından TL ihtiyacını gidermek anlamına gelirken, TCMB’nin elindeki döviz miktarını artırmayı da sağlayacaktı. Çünkü TCMB’nin net rezervi (Hazine mevduatı hariç ve altın hariç) en dar tanımıyla 10 milyar doların altına gerilemişti.

“TL’NİN DAHA FAZLA DEĞERSİZLEŞMESİNİN ÖNÜNE GEÇİLDİ”

Uluslararası piyasada elindeki SWAP’ı önceden çıkarmak isteyenlerin TL arayışı ise TL faizini fırlattı. Vadesi gelmemiş döviz takası işlemlerinde satış uluslararası piyasada TL’nin değer kaybına oynanması anlamına gelirken, TL’nin uluslararası piyasada değerlenmesini sağlayacak ve ağustos ayında getirilmiş sınırlamanın yardımıyla liranın daha fazla değersizleşmesinin önüne geçildi.

Vadesi gelmemiş SWAP işlemlerinde satış için TL arayışı uluslararası piyasada gecelik TL faizini yüzde 90’ın üzerine çıkardı.

Hatırlanacak olursa BDDK, 13 Ağustos’ta şöyle bir sınırlama getirmişti:

“Bankaların yurt dışı yerleşiklerle yaptıkları bir bacağı döviz diğer bacağı TL olan para SWAP’larından, işlemin başlangıç tarihinde spotta yurt içi bankaların TL verip döviz aldıkları SWAP işlemleri ile yine bu mahiyetteki SWAP benzeri (spot + vadeli döviz işlemi) işlemler toplamı bankaların en son hesapladıkları yasal özkaynaklarının yüzde 50’sini geçemeyecek olup, bu minvalde mevcut aşımlar giderilinceye kadar yeni bir işlem yapılamayacak ve bu mahiyetteki vadesi gelen işlemler yenilenemeyecektir. Söz konusu oran günlük olarak solo ve konsolide bazda hesaplanacaktır.”

Bu oran 15 Ağustos’ta yüzde 25’e indirildi. Uluslararası piyasada TL’nin kısıtlanması ile TL’nin faizi yükselmiş ve başka önlemler yanı sıra bu yaratılan “kıtlık” ile de kur geçici süreliğine kontrol altına alınmıştı.

17 Eylül’de yapılan düzenleme ile vadeye göre sınırların hesaplamasında değişikliğe gidildi: “… yüzde 25 sınırlamasına dahil edilen işlemlerin hesaplamasında 90 ilâ 360 gün vadeli işlemlerin yüzde 75, 360 gün ve üzeri vadeli işlemlerin ise yüzde 50 oranında dikkate alınması uygun bulunmuştur.”

Bu sınırlamalar takas işlemlerinin vadesine etkide bulundu ama hacim azalmadı. Ağustostaki kur krizi sonrasında bankalar daha ziyade TL kredi verirken, YP mevduat artışı deneyimliyor. Sonuç TCMB’nin Finansal istikrar raporunda belirttiği üzere bankaların “yurt dışı yerleşiklerden para takası işlemleri yoluyla sağladığı net TL fonlaması”nın artışı. Bu rakam “2018 yılı Ekim ayı itibarıyla 165 milyar TL seviyesine” yükselmiş.

BDDK takip edebildiğim kadarıyla daha sonra konuyla ilgili bir düzenleme yapmamıştı.

Dolayısıyla…

25 Mart’ta TCMB vadesi gelmemiş SWAP satışı limiti düzenlemesi ile elindeki Doları artırmaya çalışırken, BDDK’nın yurt dışı yerleşiklerden para takasına yönelik düzenlemeleri ve mevcut limiti sayesinde uluslararası piyasada doların daha fazla değer kazanmasına oynayanları kendince “cezalandırma” işlemi de devam etti.

Yeni bir kur krizi belki de engellendi. Sorunlar belki birkaç gün, belki birkaç saat daha yok sayıldı.

Ekonomi

Hükumet bütçe açığını 10 yılda ona katladı

Hazine ve Maliye Bakanlığı, 2020 yılına ait merkezi yönetim bütçesi verilerini açıkladı. 2011 yılında 17.4 milyar lira olan merkezi yönetim bütçesi açığı, geçen yıl yüzde 38,5 artarak 172 milyar 743 milyon liraya çıktı.

BOLD – Hükumetin bütçe açığı artmaya devam ediyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre merkezi yönetim bütçesi 2020’de 172,7 milyar lira açık verdi.

GİDERLER YÜZDE 20 ARTTI

Hazine ve Maliye Bakanlığı, 2020 yılı aralık ayı ve ocak-aralık dönemi bütçe uygulama sonuçlarını açıkladı. Bu kapsamda Türkiye’nin merkezi yönetim bütçesi gelirleri 2020’de bir önceki yıla göre yüzde 17,6 artarak 1 trilyon 29 milyar 493 milyon lira, giderleri de yüzde 20,2 yükselerek 1 trilyon 202 milyar 236 milyon lira oldu. Merkezi yönetim bütçesi açığı, geçen yıl yüzde 38,5 arttı ve 172 milyar 743 milyon lira olarak kayıtlara geçti. Bakanlık verilerine göre, Aralık 2020’de bütçe gelirleri, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 34 artarak 97 milyar 559 milyon liraya yükseldi. Bütçe giderleri de aynı dönemde yüzde 32,2 artışla 138 milyar 250 milyon liraya çıktı. Geçen ay bütçe açığı 40 milyar 691 milyon lira olarak hesaplandı.

AÇIK HER GEÇEN YIL ARTTI

2020 yılında 172 milyar 743 milyon lira açık veren merkezi yönetim bütçesinin açığı son 10 yılda ona katlandı. 2011 yılında 17.4 lira olan merkezi yönetim bütçesinin açığı, 2012’de 28.8, 2013’te 19.4, 2014’te 22.7, 2015’te 22.6, 2016’da 29.3 milyar liraya çıktı. Son yıllarda giderek artan açık 2017 yılında 47.4 milyar liraya, 2018’de 72.6 milyar liraya, 2019 yılında ise 123.7 milyar lira çıktı.

20 yıllık AKP iktidarının utancı: Yoksulluk intiharları!

Okumaya devam et

Ekonomi

Merkez Bankası’nın kara günleri: Son 7 yılda sadece 2 kere artıda kalabildi

2001 krizi ve 2008 küresel finans krizinin dışında hiç eksileri görmeyen Merkez Bankası rezervleri, son 7 yılın 5’inde artı bakiye göremedi.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın istifasına neden olduğu ileri sürülen Merkez Bankası (MB) rezervleri son 7 yılın 5’inde eksiden kurtulamadı. Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı yaptığı dönemde, sadece kur artışını dengede tutabilmek için MB’nin rezervlerindeki 128 milyar dolara yakın döviz satışına izin verdiği iddia ediliyor.

MB döviz rezerv varlıklarında tarihi düşüş 2020 yılında yaşandı. 2001 krizinde bile eksi 12,9 milyar Dolar olan Merkez Bankası rezervleri geçen yılın ilk 11 ayında eksi 38,6 milyar Dolara geriledi. Peki yıllara göre Merkez Bankası rezerv miktarı nasıl değişti?

AKP DÖNEMLERİNDE MERKEZ BANKASI REZERVLERİ

MB döviz rezervleri, AKP’nin ilk iktidara geldiği 2002 yılında eksi 200 milyon dolar seviyesindeydi. Bu tarihten 2007 yılına kadar hep artıda kalan rezervler, 2005 yılında 23,2 milyar dolar ile artı rezerv rekoru kırdı. Küresel finans krizinin yaşandığı 2008 yılında yine eksiye dönen rezervler eksi 2,7 milyar dolar oldu. Ardından 2014 yılına kadar yılık bazda hep artı rezerv girişi oldu.

SON 7 YILIN SADECE 2’Sİ ARTI

MB, son yedi yılın sadece 2’sinde artı döviz rezervi verdi. 2016 ve 2019 yıllarında artı rezerv girişi olurken, geriye kalan yıllarda hep eksiye düştü. En büyük düşüş ise eksi 38,6 milyar dolar ile 2020 yılının Ocak-Kasım döneminde yaşandı.

‘Sözde Cumhurbaşkanı’ tartışmasından sonra ‘Sembolik Cumhurbaşkanı’ önerisi

 

Okumaya devam et

Ekonomi

Konut satışlarına faiz darbesi: 5 ayda 10 kat azaldı

Merkez Bankasının faiz politikası sonucu yükselen banka kredisi maliyetleri yüzünden, geçen Temmuz 130 bin 721’e ulaşan konut satış rakamları Aralıkta 14 bine geriledi.

BOLD – Merkez Bankası’nın (MB) politika faizlerini son olarak 200 baz puan arttırıp yüzde 17’ye çıkarmasından sonra yükselen banka kredisi maliyetleri, konut satışlarını vurdu.

Konut kredisiyle alınan alınan ev sayısı yüzde 90 oranında azaldı. Geçen senenin Temmuz ayında banka kredisiyle 130 bin 721 adet konut satılırken, Aralık ayında ise yükselen faizler yüzünden bu rakam 14 bin 631’e düştü. 2019 yılı Aralık ayında ise bu rakam 50 bin 278’di.

KREDİYLE 573 BİN 337 EV SATILDI

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ipotekli konut satış verilerine göre 2020 yılında 573 bin 337 adet ipotekli konut satıldı. Bu satışların 183 bin 987 adedi yeni biten inşaat olurken, 389 bin 350 adedi ise ikinci el satış kayıtlarına girdi. 2019 yılında ise banka kredisiyle alınan ev sayısı 332 bin 508 adette kaldı.

DÜŞÜK FAİZ KONUT SATIŞINI ARTTIRDI

MB eski Başkanı Murat Uysal’ın faizleri yüzde 8,25’e düşürdüğü geçen yılın Haziran ayından itibaren ipotekli konut satışları patladı. Bankalarda yüzde 0,64 ile ev kredisi çeken 101 bin 504 kişi konut sahibi oldu. Temmuz ayında da 130 bin 721 kişi düşük faizle çektiği banka kredisini eve yatırarak bankaya borçlandı.

MERKEZ BANKASI BAŞKANI DEĞİŞTİ KONUT SATIŞI DÜŞTÜ

MB’nin geçen Eylül ayında yaptığı faiz artırımı konut satışlarını 35 bine düşürürken, asıl büyük düşüş ise yeni atanan MB Başkanı Naci Ağbal’ın faizi önce yüzde 15’e arkasında yüzde 17’ye çıkardığı Kasım-Aralık ayında gerçekleşti.

Erdoğan’ı aşılayan doktorun İmamoğlu’na benzerliği sosyal medyayı salladı

Okumaya devam et

Popular