Bizimle iletişime geçiniz

Genel

Rabia Naz’ın babası Giresun Savcılığı’na videolu cevap verdi: Neden video kayıtları incelenmedi?

Rabia Naz Vatan’ın ölümüyle ilgili açıklamalar devam ediyor. Giresun Cumhuriyet Başsavcılı’ğının dün yaptığı açıklamadan sonra baba Şaban Vatan bugün tekrar bir videolu açıklama yayınladı. Ayrıca Leman dergisi de Rabi Naz’ı kapağına taşıdı.

BOLD

Giresun Eynesil’de evinin önünde şüpheli şekilde yaşamını yitiren 11 yaşındaki Rabia Naz Vatan’ın ölümüne ilişkin dün akşam açıklama yapan başsavcılık, olay yerinde trafik kazası bulgularının olmadığını öne sürmüştü. Rabia Naz’ın babası ise “Olay yeri inceleme 4 ayrı yerde yaptığı incelemeden asla video kaydı kullanmamış bu suç değil mi?” diyerek tepki göstermişti.

Şaban Vatan bugün tekrar savcılığın açıklamasını protesto eden videolu bir açıklama yayınladı. Şaban açıklamasında, “Giresun Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yapmış olduğu açıklamalar karşısında bir açıklama yapma ihtiyacı duydum. Birinci maddede ‘somut olmayan, olayla ilgisi olmayan iddialar üzerine’ deniyor. Tüm kanıt, tanık ve raporlara rağmen nasıl somut olmadığı değerlendirilir. İkinci maddede olay yeri inceleme ekibinin video kaydı neden yok, hızla dediğiniz bu durum nasıl oluyor. Kızımın geldiği yol güzergahında delil olabilecek durumlar nasıl incelenmez ve kamera kaydı altına alınmaz. Bunlar önemli durumlardır. Otopsi raporu beş ayda geldi. Bu sürede savcılık herhangi bir işlem yapmadı. Neredeyse şoklanmış bir halde dosyası bekledi. Soruşturmanın titizlikle yapıldığı beyan ediliyor. Nasıl olur da olay yeri incelemede hiçbir video kaydı kullanılmaz. Bu bir suçtur. Olay yeri inceleme dört ayrı yer incelemiştir. Kızımın bulunduğu yer, evimizin içi, teras ve en son veranda. Buraların hiçbirinde video kaydı yoktur, bu suçtur… Kan, doku izi olmadığı söylenmiş. Olay yerinde hiçbir iz bulamadıklarını söylerken nasıl olur da kızımın orada öldüğü yönünde ısrar edilir. Kazanın biz orada olduğunu iddia etmiyoruz. Kızımın geldiği  yol güzergahında olduğunu beyan etmeye çalışıyoruz. O güzergahta bir metruk binada araştırma yapıldı. Orada bir bayan vücut sıvısı DNA tespit edildi. Defalarca söylememize rağmen kızımın DNA’sı ile bu neden eşleştirilmiyor. Savcılık kızımın çatıdan düştüğünü iddia ediyor. O saatte evde bulunan abisi, babaannesi, kuzeni, yengesi hiçbiri ses duymuyor. Bu nasıl olur. Olay olduktan 8 ay sonra yapılan keşifte üç polis memurunun havadan attığı, kızımın ağırlığı kadar çuval 4,30 verandayı aşamıyor, bunlar kanıttır. Aynı zamanda Hacettepe Üniversitesi Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından sunulan rapor yok sayılıyor. Giresun’daki mütealayı veren uzman doktor keşif günü bilir kişi olarak bulunmuştu ve keşif mahkemesi görülürken kendileri savcı hanımla beraber ikisi mahkemeyi terk ettiler. Bu şüpheli bir durumdur. ” dedi.

Giresun’un Eynesil ilçesinde 11 yaşındaki Rabia Naz Vatan, 13 Nisan 2018 tarihinde evinin önünde yaralı halde bulunmuştu.

Hastaneye kaldırılan çocuk yaşamını yitirirken, ölüm sebebinin intihar ya da yüksekten düşme olduğu öne sürülmüştü.

Ancak hazırlanan adli tıp raporunda ölümün yüksekten düşme değil, ‘bedensel travma’ sonucu gerçekleştiğine yer verilmişti.

Aile de çocuklarına otomobil çarptığını, yaralı halde evin önüne bırakıldığını söylemişti. Rabia Naz’ın babası Şaban Vatan, “Kızım trafik kazası geçirmiş. Ama geçirdiği trafik kazası ölümü ile sonuçlanacak kaza değil. Çarpanlar evimin yanına bırakarak teras kattan atlayıp intihar etmiş gibi bir hava vermeye çalıştılar. Kızım kan kaybından öldü” demişti.

Giresun Cumhuriyet Başsavcılığı, Rabia Naz’ın ölümüne ilişkin dün akşam yaptığı açıklamada “12/04/2018 günü saat 17.35 sıralarında küçük Rabia ikametinin önünde yaralı şekilde bulunmuş; tedavi için kaldırıldığı hastanede vefat etmiştir. Olayla ilgili soruşturmaya derhal başlanmış, olay yeri incelemesi ve otopsi işlemleri hızla yerine getirilmiştir. Soruşturma halen devam etmektedir. Soruşturma kapsamında bütün iddia ve ihtimaller titizlikle değerlendirilmektedir.” deniliyor.

Olayın bir trafik kazası olabileceği yönündeki görgüye dayanmayan iddiaların bulunduğu belirtilen açıklamada “Bu kapsamda değerlendirilmiş ancak bu iddialar elde edilen bulgularla doğrulanamamıştır. Olay yerinde yapılan incelemelerde kan izi, fren izi ve araç çarpmasına ilişkin herhangi bir delil ve emare bulunamamıştır. Olay yerinde bulunan Rabia’ya ait ayakkabıların altında beyaz çimento veya alçıya benzer izler bulunmuştur. Olay yerinde yapılan incelemede, ölenin ikametinin bulunduğu binanın çatı kapısının açık olduğu, kapının arkasında bir beyaz çimento torbasının bulunduğu, zeminin farklı yerlerinde de beyaz çimento kalıntılarının yer aldığı görülmüştür.

Ölenin okul çantası, çatı kapısının sol tarafında bulunmuştur. Adli Tıp Kurumundan alınan iki ayrı raporla, ölümün genel beden travmasına bağlı kırık ve iç organ yaralanması sonucu meydana geldiği ve yüksekten düşme olgusuyla uyumlu olduğu tespit edilmiştir. İkametin çatısı ile küçük Rabia’nın yaralı olarak bulunduğu yer arasında binanın altındaki işyerine ait bir sundurma bulunmaktadır. Ölenin bu sundurmaya çarpmadan yere düşmesinin doğurduğu tereddütler karşısında olay yerinde keşif yapılmış ve teknik bilirkişiden rapor alınmıştır. Teknik bilirkişi, hızlanarak atlaması halinde küçük Rabia’nın bulunduğu yere düşebileceğini mütalaa etmiştir. Olayla ilgili doğrudan görgü sahibi herhangi bir tanık tespit edilememiştir” ifadelerine yer verildi.

Olayın bir trafik kazası sonucu meydana geldiği ve siyah renkli Doblo marka bir aracın kazaya karıştığı yönünde sosyal medyada dolaşıma sokulan iddiaların titizlikle araştırıldığı vurgulanan açıklamada şu bilgilere yer verildi:

“Bu aracın olay günü hiç kullanılmadığı tespit edilmiş, bunun üzerine araç renginin beyaz olduğu yönünde yeni iddialar ortaya atılmıştır. Baba Şaban Vatan, dosyadaki bazı belgeleri sunarak Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından mütalaa talebinde bulunmuş ve bu mütalaayı soruşturma dosyasına sunmuştur. Anılan kurumdan soruşturma savcısının resmi bir rapor talebi bulunmadığı gibi, bir ihtimal değerlendirmesi içeren söz konusu raporun hangi bilgi ve belgelere dayalı olarak düzenlendiği de bilinmemektedir. Dosyada resmi olarak, mevcut bütün bilgi ve belgeler incelenmek suretiyle Trabzon Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığı ve Giresun Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen raporlar bulunmaktadır.

İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet Bürosu’nda oluşturulan 5 kişilik özel bir ekip olay üzerinde çalışmaktadır. Soruşturmada her türlü ihtimal değerlendirilmekte olup, baba Şaban Vatan’ın iddialarıyla ilgili bütün araştırmalar yapılmaktadır. Bu araştırmalar neticesinde alınan bilirkişi raporları ve diğer incelemeler de dosya kapsamındadır. Soruşturmaya bakan savcının resen değiştirildiği iddiası gerçek dışıdır. Soruşturmayı yürüten ilk savcı 2018 yılının Mayıs ayında dünya evine girmiş, kendi talebiyle eş birleştirmesi usulüyle tayin olmuştur.”

Adli tıp raporu ve çelişkiler

Baba Vatan bu konuya ilgili olarak ise ilk anda okul çantasının bulunamadığını, olaydan yaklaşık beş saat sonra çatı katında bir sandalyenin altına bırakılmış şekilde bulunduğunu belirtmişti. Çantayı bulan görgü tanıklarının ise dinlenmediğini aktarmıştı.

Ayrıca babanın paylaştığı adil tıp raporlarında ise Ağustos 2018 tarihli Trabzon Adli Tıp Raporu’nda bedensel travma, Eylül 2018 tarihli Hacettepe Adli Tıp Raporu’nda ise araç çarpması sonucu yer alıyor.

Giresun Adliyesi Adli Tıp Uzmanı Ocak 2019’da yüksekten düşme değerlendirmesi yapıyor.”

LEMAN kapak yaptı

Mizah dergisi Leman da son sayısında Rabia Naz Vatan’ı kapağına taşıdı ve ‘Rabia Naz’ı kim öldürdü!’ başlığını kullandı.

 

 

 

Genel

AKP’li Belediye Meclisi Üyesi Kovid-19 aşısını hangi sıfatla yaptırdı?

AKP’li Belediye Meclis üyesi ve eski Eskişehir Gençlik Kolları Başkanı avukat Fatih Özata, Kovid-19 aşısı olduğunu açıkladı. Sağlık çalışanları ve riskli gruptaki 65 yaş üstü vatandaşlar bile henüz aşı olamamışken Özata’nın hangi unvanıyla aşı yaptırdığı tartışma konusu oldu.

BOLD –  AKP Eskişehir eski Gençlik Kolları Başkanı ve şimdiki dönemde Belediye Meclis Üyesi olan avukat Fatih Özata, instagram hesabında Kovid-19 aşısı olduğunu duyurdu. Özata’nın bu paylaşımı aşıyı hangi sıfatla yaptırdığı tartışmasını ve torpil iddialarını gündeme getirdi.

Türkiye’de aşılama çalışmaları Avrupa ülkelerinden oldukça geç başladı. Henüz sağlık çalışanları ve riskli olan gruplar aşılanmadı. Buna karşın bazı AKP’li isimlerin aşı olduğu iddiası tartışılırken AKP eski Eskişehir Gençlik Kolları Başkanı ve Belediye Meclisi üyesi Fatih Özata sosyal medya hesabından aşı olduğunu açıkladı.

İddiayı sosyal medya hesabından gündeme getiren CHP’li Barış Yarkadaş, “Özata aynı zamanda sağlıkçı değilse; aşıyı nasıl yaptırdı? Gerçekten merak ettiğim için soruyorum. Umarım mantıklı bir cevabı vardır” ifadelerini kullandı.

 

Yarkadaş’ın paylaşımları üzerine, Özata özel hastanelerin avukatı olduğunu ve bu sıfatla aşı olduğunu açıkladı. Yarkadaş ise “Özata gerçek bir sağlık neferiymiş de haberimiz yokmuş! Veterinerler bile aşı olamazken hastane avukatı oluyor. Fatih Bey’i nöbete de bekliyoruz!” sözleriyle tepki gösterdi.

Okumaya devam et

Genel

AYM cezaevinde işkenceye tazminat cezası verdi: Gardiyanlara yeni soruşturma açılacak

Kırıkkale F Tipi Cezaevinde gardiyanların tutuklu Gökhan Gündüz’ü darp edip kolunu kırdığı görüntüler ortaya çıktı. Anayasa Mahkemesi, Gündüz için 70 bin lira manevi tazminata hükmedip, gardiyanlar hakkında soruşturma açılmasını istedi. HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da konuyu Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e sordu.

BOLD – 27 Mayıs 2017’de yaşanan ve cezaevinin güvenlik kameralarına yansıyan olayda, cezaevindeki hak ihlallerini protesto etmek amacıyla kantin önünde oturma eylemi başlatan Gündüz, kafası betona vurularak darp edildi. Ardından kolu bükülerek sürüklendi. Hastaneye kaldırılan Gündüz’ün kolunun kırıldığı tespit edildi.

TUTANAK: TUTUKLU KENDİNİ YERE ATTI

Olayla ilgili olarak nöbetçi müdürün de arasında bulunduğu 5 infaz koruma memuru, hakkında tutanak tutuldu.  Tutanakta olay, “Tutuklu koğuş şebekesi girişine getirildiğinde kapının açılması beklenirken kasten kolunun üzerine gelecek şekilde kendisini sertçe yere attı” diye anlatıldı. Memurlar hakkında açılan idari soruşturmadan ceza çıkmadı.

CEZA GARDİYANLARA DEĞİL, TUTUKLUYA VERİLDİ

Koru kırılan Gündüz’e ise marş söylediği için, bir ay haberleşme veya iletişim (mektup) araçlarından yoksun bırakma, onunla eylem yapan 3 arkadaşına da hücreye koyma veya ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezaları verildi.

BAŞSAVCILIK TAKİPSİZLİK VERDİ

Gündüz’ün kolunun kırılmasıyla ilgili Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturmadan takipsizlik kararı çıktı. Gündüz’ün avukatı Engin Gökoğlu’nun itirazından sonuç çıkmayınca, olay AYM’ya taşındı.

AYM İŞKENCEYİ GÖRDÜ

Anayasa Mahkemesi, yaptığı değerlendirme sonucunda tutuklunun kolunun kırılmasını “eziyet” diye değerlendirerek, infaz koruma memurları hakkında yeniden soruşturma yapılmasına karar verdi. Bu nedenle kararın örneğini Kırıkkale Başsavcılığı’na gönderen AYM, Gökhan Gündüz’e ise 70 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Olayın görüntülerini ise ANKA servis etti.

İŞKENCE ADALET BAKANINA SORULDU

Evrensel’in haberine göre HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde gardiyanların tutuklu Gökhan Gündüz’ü darp etmesini ve kolunu kırmasını Meclis gündemine taşıdı. Soru önergesi veren Gergerlioğlu, olayla ilgili olarak Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e şu soruları yöneltti:

-Kolu kırılan Gündüz’e marş söylediği için, bir ay haberleşme veya iletişim (mektup) araçlarından yoksun bırakma, onunla eylem yapan 3 arkadaşına da hücreye koyma veya ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezaları verildiği ve memurlar hakkında açılan idari soruşturmadan ceza çıkmadığı iddiaları doğru mudur?

-Yüksek Mahkeme’nin belirttiği Gökhan Gündüz’e yönelik işkence iddiasına dair ‘kamera görüntülerinin içeriklerinin ortaya konulamamış’ olmasının nedeni nedir?

-Eğer bu iddialar doğruysa Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı etkili bir soruşturma yürütemediği iddiası doğru mudur?

-Anayasa Mahkemesi’nin tespitine göre, bu işkenceyi uygulayan memurlar hakkında açılmış yeni bir soruşturma var mıdır?

-Açılmış soruşturma varsa hangi aşamadadır? Bu işkenceyi uygulayan memurlar hakkında idari bir yaptırım uygulanmış mıdır?

-Geçmişte Gökhan Gündüz hakkındaki işkence soruşturmasının avukatlığını yapan Engin Gökoğlu’nun da tutuklu bulunduğu Tekirdağ Cezaevi’ndeki görevli memurlar tarafından kolunun kırıldığı iddiaları doğru mudur?

-Eğer bu iddialar doğruysa bu konuda açılmış soruşturma var mıdır? Açılmış soruşturma varsa hangi aşamadadır?

-Son 5 yıl içerisinde, işkence ve kötü muamele iddiasıyla hakkında soruşturma açılan memur sayısı kaçtır?

-Son 5 yıl içerisinde, maruz kaldığı kötü muameleler ve işkenceler sonucunda yaralanma ve sağlık problemleri oluşan kişi sayısı nedir?

Okumaya devam et

Genel

SMA’lı çocuk annesi Mürüvvet Aydar: Çocuğum gözümün önünde ölüyor yardım edin

2 buçuk yaşındaki SMA hastası Havin Ömür Aydar, yaşamak için yardım bekliyor. SGK’nın bazı ilaçları ödemediğini, çok pahalı oldukları için ilaçları alamadıklarını söyleyen anne Mürüvvet Aydar “Çocuğun başında ölmesin diye bekliyorum. Yardım çığlımızı duyun” dedi.

BOLD – SMA hastası kızı olan Mürüvvet Aydar, kızının tedavisi için yardım çağrısı yaptı. Hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçların çok pahalı olduğunu belirten anne Aydar, SGK’nın bazı ilaçları ödemediğini söyledi. Aydar ayrıca parası ödenen ilaçlar için de sayısız kriter arandığını bunun da ilaçlara ulaşmayı zorlaştırdığını belirtti.

SMA HASTASI ÇOCUĞUN AİLESİ YARDIM BEKLİYOR

Gazete Duvar’dan Ali Vefa Yurdal’ın haberine göre İstanbul’da yaşayan SMA hastası 2,5 yaşındaki Havin Ömür Aydar’ın annesi Mürüvvet Aydar, “Yardım çığlığımızı duysunlar. Kızım gözlerimizin önünde ölüyor” dedi.

YARDIM GECİKİRSE HAVİN’İN HAYATI RİSKE GİRECEK

Mehmet Şirin Aydar ve Mürüvvet Aydar çifti, Türkiye’deki Spinal Muskuler Atrofi (SMA) hastası binlerce çocuktan biri olan kızları 2,5 yaşındaki Havin Ömür Aydar için yardım bekliyor. Kızının 2 kilo daha alması halinde tedavisi için gerekli olan ilacın da önemini yitireceğini söyleyen anne Mürüvvet Aydar şunları anlattı: “Kızım 2,5 yaşında. Hastalığı 2 aylıkken fark edildi, tıbbı genetik testiyle 5 aylıkken SMA hastası olduğu tespit edildi. Biz de her aile gibi ilaç için mücadele ediyoruz. Kızım şimdi 11,5 kilo. Bu ilacı kullanması için 13,5 kilonun altında olması gerekiyor.”

“Kızım gözlerimizin önünde ölüyor” diyen anne Aydar ekonomik şartlardan ve ilaç fiyatlarından dert yandı. Kızının tedavisi için yardım isteyen Aydar “Kızımın şu an hayatta kalması için gereken ilaçlar bile çok pahalı. Öksürme cihazının parasını bile SGK ödemiyor. Bir çocuğum daha var, evin ihtiyaçları var, mutfak masrafları var… Çok zor günler geçiyoruz. Çocuğumuzun bir an önce tedavi olmasını istiyorum. Yardım çığlığımızı duysunlar. Kızım gözlerimizin önünde ölüyor. Bu hastalık ölümcül bir hastalık” ifadelerini kullandı.

İLAÇ BEKLERKEN KALBİ DURDU

Ülkede karşılanan ilaçlar için kriterlere girmenin çok zor olduğunu söyleyen Aydar şöyle devam etti: “SGK’nın karşıladığı ilaçlar için sayısız kriter var. O kriterlere girmek çok uzun sürüyor. Sıra beklerken çocuğun kalbi durdu. Yarın 7. dozunu almak için fizik ve solunum puanlamasına girecek ama büyük ihtimalle alınmayacak. Çocuk 6 cihaza bağlı yaşıyor. Solunumunu cihazla sağlıyor. Yutma yetisini kaybetmiş durumda, karnından tüple besleniyor. Sürekli nabzını kontrol eden cihazlara bağlı. Çocuğun başında ölmesin diye bekliyoruz. Kas sistemi çöktüğü için ağzında biriken tükürüğü bir makine yardımıyla ben çekiyorum.”

6 CİHAZA BAĞLI YAŞIYOR

Kızının vücuduna bağlı olan cihazlarla oyun oynamaya çalıştığını anlatan Aydar, “Bir yatakta sürekli gözetimimizde. Odasının yoğun bakım ünitesinden farkı yok. Odasındaki oyuncakları, kendisine bağlı olan sağlık üniteleri. Onlarla oyun oynamaya çalışıyor. Babası da ilaçları almak için sürekli rapor peşinde koşuyor. SGK ve hastane arasında sürekli mekik dokuyor. Çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak ve raporları toplamak için çalışıyor” dedi.

Okumaya devam et

Popular