Bizimle iletişime geçiniz

Genel

Mart ayında 7 gazeteci gözaltına alındı, 54 gazeteci hakim karşısına çıktı

CHP 26. Dönem Milletvekili Barış Yarkadaş, yayımladığı “Medya Raporu”nun Mart ayına ilişkin verilerini kamuoyu ile paylaştı. Yarkadaş, “Sadece bu ay 7 gazeteci gözaltına alındı; 54 gazeteci hakim karşısına çıktı. Bu gerçek, baskının ne denli ağırlaştığını gösteriyor” ifadesini kullandı. Yarkadaş, raporunu 273 gündür cezaevinde tutulan CHP PM Üyesi – Gazeteci Eren Erdem ile tutuklu tüm gazetecilere ithaf ettiğini de dile getirdi.

Barış Yarkadaş paylaştığı “Medya Raporu” kapsamında Mart ayında gazetecilere yönelik hak ihlallerini sıraladı. Rapor üzerine gerçeğin peşinde koşan gazetecilerin, iktidarın başlattığı suni beka tartışmasının değil, ülkenin gerçek sorunlarının peşine düştüğünü belirten Yarkadaş, “Bunun bedeli gözaltı, soruşturma ve tutuklama oluyor” diye konuştu.

Seçim çalışmaları kapsamında CHP Ataşehir – Esatpaşa Mahallesi Seçim İrtibat Bürosunu da ziyaret eden Yarkadaş Mart ayında yapılan hak ihlallerini şöyle sıraladı:

“2019 yılının Mart ayında, 7 gazeteci gözaltına alındı, 54 gazeteci hakim karşısına çıktı,
5 gazeteciye 14 yıl 10 ay hapis cezası cezası verildi.

21 matbaa çalışanı hakim karşısına çıktı, 11 matbaa çalışanına 56 yıl 2 ay hapis cezası verildi. 1 gazeteciye tazminat davası açıldı, 4 gazeteciye 98 bin lira para cezası verildi.

1 gazeteci hakkında soruşturma başlatıldı, 1 gazeteci ifade verdi. 1 gazetenin bir nüshası toplatıldı.

3 gazete, tutuklu gazeteciye verilmedi, 1 tutuklu gazetecinin mektubu sansürlendi.

1 gazeteci hakkında yakalama kararı çıkartıldı, 1 gazetecinin çekmiş olduğu görüntülere polis el koydu.”

Barış Yarkadaş’ın yayımladığı Medya Raporu’nun Mart ayı verileri şu şekilde:

1 Mart 2019: Karşı gazetesi davasından yargılanan Gazeteci- Yazar, CHP PM Üyesi Eren Erdem’e “üye olmamakla birlikte örgüte yardım etmek”ten 4 yıl 2 ay hapis cezası verildi.

1 Mart 2019: KHK ile kapatılan Özgür Gündem Gazetesi çalışanı Mustafa Göktaş’ın yargılandığı davada mütalaasını açıklayan savcı, ceza istedi.

1 Mart 2019: Sınır hattında takip ettiği haberler gerekçe gösterilerek yargılanan gazeteciler Erdoğan Alayumat ve Nuri Akman beraat etti. Ancak mahkeme heyeti, Alayumat ve Akman hakkında sosyal medya paylaşımlarını gerekçe göstererek savcılığa suç duyurusunda bulundu.

2 Mart 2019: Sözcü Gazetesi muhabiri Can Özçelik’e yaptığı bir haberden dolayı soruşturma başlatıldı.

2 Mart 2019: HDK Halklar ve İnançlar Komisyonunun 2’nci Anadil Buluşmasını takip eden PİRHA Muhabiri İsmet Sefer’in görüntülerine polis el koydu. Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Halklar ve İnançlar Komisyonunun 2’nci Anadili Buluşması’nı “Renkler dillere diller yaşama dönsün” şiarıyla gerçekleştirdiği etkinliğin ardından dışarıya çıkan PİRHA Muhabiri İsmet Sefer’in polislerce durdurulduğu belirtildi. Sefer’in görüntülerine bakan polise, meslektaşları tepki gösterdi. Bunun üzerine polisin, Sefer’in kendi isteğiyle yanlarına geldiğini söylediği ifade edildi. Diğer meslektaşlarıyla gitmek isteyen Sefer’e polis gidemeyeceğini söyledi. Herhangi bir yazılı karar olmamasına rağmen polisin, “Savcılık talimatı var. Görüntüler incelenecek” diyerek Sefer’i tutması tepki çekti. Gazeteci İsmet Sefer bir kaç saat bekletildikten sonra, savcılık kararıyla kamerasındaki görüntülere el konuldu. Görüntülerine el konulan Sefer, gece saatlerinde serbest bırakıldı.

4 Mart 2019: Gazeteci Çiğdem Toker’e yazdığı bir köşe yazısı sebebiyle T3 Vakfı, Toker hakkında 80 bin liralık tazminat davası açtı.

5 Mart 2019: Elazığ 1 No.lu Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda bir yılı aşkın süredir tutuklu bulunan Gazeteci İdris Yılmaz, gönderdiği mektupta cezaevindeki hak ihlallerini yazdı. Kendilerine verilen gazetelerde ciddi kısıtlamalar bulunduğunu belirten Yılmaz, Evrensel ile BirGün gazetelerinin birçok sayısına “Cezaevi güvenliğini tehdit ettiği” gerekçesiyle el konulduğunu belirtti. Yılmaz, “Yeni Yaşam gazetesi ise ‘İyileştirmeyi engelliyor’ yani yaptığı haber ve yazılarla ‘ehlileştirmeyi’ önlüyor gerekçesiyle yasaklandı. Bize gelen kargolar da hiçbir gerekçe gösterilmeden geri gönderiliyor” diye yazdı.

 

6 Mart 2019: Kapatılan Taraf gazetesinin yazarı Mehmet Baransu ile eski sorumlu yazı işleri müdürü Murat Şevki Çoban’ın, “Gülen’i bitirme kararı 2004’te MGK’da alındı” başlıklı haber nedeniyle “devletin gizli belgelerini ifşa ettikleri” iddiasıyla 30 yıl ikişer aydan 50 yıl altışar aya kadar hapis cezası talebiyle yargılanmalarına devam edildi.

6 Mart 2019: Gazeteci Semra Turan, bu sabah evine yapılan polis baskınıyla gözaltına alındı.

7 Mart 2019: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi doğrultusunda İstanbul 3’üncü Sulh Ceza Hakimliği, Yeni Yaşam gazetesinin 15 Şubat 2019 tarihli sayısı hakkında toplatma kararı çıkardı.

7 Mart 2019: Evrensel’de çeşitli tarihlerde yayımlanan haberler nedeniyle, “iftira ve hakaret” suçlamalarıyla açılan davalardan üçü bu hafta görüldü. Eski Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Cem Şimşek’in ve Muhabir Cansu Pişkin’in yargılandığı dava ertelendi. Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat ise beraat etti. Ayrıca gazeteye Bilal Erdoğan’ın “kişilik hakları ihlal edildiği” iddiasıyla açılan 50 bin TL’lik tazminat davası da ertelendi.

8 Mart 2019: Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek hakkında dava açılan gazeteci Yasin Kobulan’a 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası verildi.

9 Mart 2019: Komite Dergisi’nin yazı işleri müdürü Çayan Akbıyık gözaltına alındı.

11 Mart 2019: Evrensel gazetesi Tunceli muhabiri Kemal Özer’in “terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla yargılandığı davanın altıncı duruşması Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

11 Mart 2019: Kayyum atanan Gün Matbaacılık’ın 21 çalışanı hakkında açılan davanın beşinci duruşmasında karar açıklandı. Tutuklu yargılanan beş kişi ceza verilerek tahliye edilirken, iki çalışan hakkında 3 yıl 9 ay, bir çalışan hakkında da 1 yıl 10 ay hapis cezası verildi. Dava kapsamında yargılanan diğer sanıklar ise beraat etti. Gün Matbaacılık’ın İmtiyaz Sahibi Kasım Zengin ile çalışanlar Erdoğan Zamur, İrfan Karaca, Mahmut Abay ve İhsan Silmiş’e “örgüte üye olmak” iddiasıyla 7 buçuk yıl ceza vererek tahliye yönünde karar verdi.

İhsan Sinmiş’e “örgüte üye olmak” iddiasının yanı sıra ruhsatsız silah bulundurma gerekçesiyle 1 yıl 10 ay hapis cezası verildi.

Tutuksuz yargılanan Musa Kaya ve Mehmet Emin Sümeli’ye ise “örgüte yardım ve yataklık” iddiasıyla 3 yıl 9 ay hapis cezası verildi.

11 Mart 2019: Basın kartı başvurusu bu ay başında reddedilen Tagesspiegel gazetesinden Thomas Seibert, ZDF televizyonunudan Jörg Brase ve Kuzey Alman Radyo ve Televizyon Kurumu’ndan (NDR) Halil Gülbeyaz’ın basın kartı başvuruları reddedildi. Gülbeyaz, Türkiye’de oturum izni bulunduğu için kalmaya devam edebilecekken, Seibert ve Brase, dün Türkiye’den ayrıldı.

14 Mart 2019: Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürütmüş olduğu soruşturma kapsamında yapılan polis baskınlarında, Yeni Yaşam gazetesi çalışanları Murat Sekvan ve Tuba Salman gözaltına alındı.

14 Mart 2019: “Terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla 500 gündür tutuklu yargılanan Gazeteci-Yazar Mehmet Gündem’in tutukluluğuna devam kararı verildi.

15 Mart 2019: Darbe girişimi günü Erdoğan’ın nerede olduğuna ilişkin haberleri ve 17-25 Aralık soruşturmasına ilişkin haberleri nedeniyle Sözcü Gazetesi yönetici ve çalışanlarına açılan dava, 18 Ocak’ta gazetenin yazarları Emin Çölaşan ve Necati Doğru’ya, cemaate yardım suçlamasıyla açılan davayla birleştirilmişti. Birleştirilen davanın ikinci duruşması İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada, silahlı terör örgütü içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek yardım etme” suçlamasıyla yargılanan Metin Yılmaz, Mustafa Çetin, Necati Doğru, Yücel Arı, Bekir Gökmen Ulu, Mediha Olgun, Yonca Yücelkaleli ile avukatları hazır bulundu. Emin Çölaşan ise duruşmaya SEGBİS ile katıldı.

19 Mart 2019: “Paradise Papers” haberleri nedeniyle ‘hakaret ve iftira’ suçlamasıyla hakkında dava açılan Evrensel gazetesinin eski Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Çağrı Sarı’nın yargılandığı karar duruşması Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapıldı.

19 Mart 2019: Tunceli’de İl Emniyet Müdürlüğü’ne “fotoğraf makinanızı alın” diye çağrılan gazeteci Semra Turan gözaltına alındı.

19 Mart 2019: “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla yargılanan gazeteci-yazar Ahmet Altan, 7 bin TL adli para cezasına çarptırıldı.

19 Mart 2019: AKP’li Gülseren Işıklı’nın şikayeti üzerine gazeteci Barış Yarkadaş, Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı.

20 Mart 2019: ‘Devlete karşı gazetecilik’ yapmakla suçlanan gazeteci Esra Solin Dal, ‘örgüt üyesi olmak’ iddiasıyla yargılandığı davanın ilk duruşmasında beraat etti.

20 Mart 2019: Gazeteci Beritan Canözer hakkında “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

20 Mart 2019: Muş’ta 20 Aralık 2017 tarihinde “Hakkında ciddi ihbar var” denilerek gözaltına alınan ve serbest bırakıldıktan sonra savcılık itirazı üzerine 23 Ocak 2018’de tutuklanan, yaklaşık bir yıl tutuklu kaldıktan sonra İstinaf Mahkemesi’nin tensip ara kararıyla tahliye edilen Mezopotamya Ajansı muhabiri Seda Taşkın’ın duruşması Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi’nde görüldü.

21 Mart 2019: Yazar ve aktivist Temel Demirer, 2017 yılında Kadıköy’de gerçekleştirilen Suruç katliamı anmasında yaptığı konuşma nedeniyle “suçu ve suçluyu övmek” suçlamasıyla yargılandığı davanın ilk duruşmasında hâkim karşısına çıktı.

21 Mart 2019: Yazar Perihan Mağden ve gazeteci İnan Ketenciler’in “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla yargılandıkları davanın karar duruşması görüldü. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi Mağden’i 7 bin TL tutarında para cezasına çarptırırken, Ketenciler’in beraatine hükmetti.

21 Mart 2019: Yazar ve akademisyen Fikret Başkaya’nın Kasım 2016’da Özgür Üniversite sitesinde yayımlanan bir yazısı nedeniyle beş yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı davanın ilk duruşması Ankara’da görüldü.

21 Mart 2019: Gazeteci Cengiz Erdinç, ‘’Finansal Kara Delikler’’ haberinden dolayı, ZiraatBankası şikayetiyle Bankacılık Kanunu’na muhalefetten hakim karşısına çıktı.

21 Mart 2019: Cumhuriyet Gazetesi eski sorumlu müdürü Faruk Eren ve yetkilisi Bülent Özdoğan, Kayseri eski Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki’nin “Ne istedilerse almışlar” haberine gönderdiği tekzibi yayımlamalarına rağmen İstanbul 2. Asliye Ceza’da 84 bin TL adli para cezasına mahkum edildi.

22 Mart 2019: Kapatılan Taraf gazetesi yöneticileri ve muhabir Mehmet Baransu’nun yargılandığı davanın görülmesine bugün İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi.

22 Mart 2019: Gazeteci Ayşenur Arslan, hakkındaki davaya katılmadığı gerekçesi ile Eskişehir’de gözaltına alındı.

22 Mart 2019: KHK’yle kapatılan DİHA’nın tutuklu muhabiri Nedim Türfent’in, İranlı Yazar Daryush Shayegan’ın bir kitabından alıntıladığı diyalogu içeren mektubu, “sakıncalı” denilerek sansürlendi.

25 Mart 2019: Evrensel’de 5 Nisan 2018’de yayımlanan “Boğaziçililere Özel Savcı” başlıklı haber nedeniyle üç yıla kadar hapis istemiyle yargılanan gazeteci Cansu Pişkin’in ikinci duruşması görüldü.

26 Mart 2019: Gazeteci İshak Karakaş’a, sosyal medya paylaşımları nedeniyle yargılandığı davada “örgüt propagandası” suçundan 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası verildi.

26 Mart 2019: Yaklaşık üç yıldır tutuklu bulunan açlık grevindeki gazeteci Ziya Ataman’ın yargılandığı davada yine tahliye çıkmadı.

26 Mart 2019: Gazeteci ve foto muhabiri Çağdaş Erdoğan’ın “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” suçlamalarıyla yargılandığı davanın 4. duruşması İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

27 Mart 2019: Etkin Haber Ajansı (ETHA) editörü Semiha Şahin ve muhabiri Pınar Gayıp’ın yargılandığı davanın 4’üncü duruşması Çağlayan’daki İstanbul 23’ncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı.

27 Mart 2019: Gazeteci Kemal Özer’e “örgüt üyeliği” suçlamasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

27 Mart 2019: Hakkında 22 yıla kadar hapis cezası istenen gazeteci Lezgin Akdeniz’e, “örgüt propagandası” yaptığı gerekçesiyle ertelemeli 1 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

27 Mart 2019: Artı TV Ankara Temsilcisi Sibel Hürtaş, gazeteci Hayri Demir, yargılandığı davanın 4. duruşması Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

28 Mart 2019: Zaman gazetesi ekonomi editörlerinden Harun Çümen ikinci kez hakim karşısına çıktı.

28 Mart 2019: Araştırmacı gazeteci Pelin Ünker’in ParadisePapers haberi nedeniyle açılan davada hakim karşısına çıktı.

28 Mart 2019: Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem gazetesi Eş Genel Yayın Yönetmenleri Eren Keskin ile Hüseyin Aykol, gazetenin Yazıişleri Müdürü Reyhan Çapan, gazetede yazıları yayınlanan Züleyha Yılmaz, Nuran Özdoğan, Ruhat Kaya, Serbest Zan, Muzaffer Ayata, Emrullah Kurcan, Hüseyin Güçlü ve Reyhan Hacıoğlu hakkında açılan davanın 11. duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde yapıldı. Mahkeme, Züleyha Yılmaz hakkında savunmasının alınması için yakalama emri çıkarılmasına karar verdi.

29 Mart 2019: CHP’ye bugün bir sansür de kablolu TV yayınından geldi. 31 Mart yerel seçimlerine iki gün kala, FOX TV’de yayımlanan Çalar Saat programının konuğu, CHP Lideri Kemal Kılıçdaoğlu idi. Kablolu TV’de bütün kanallar sorunsuz çalışıyorken FOX TV’nin siyah ekran verdi.

Avrupa Konseyi: Türkiye gazeteciler için dünyanın en büyük hapishanesi

Genel

AYM cezaevinde işkenceye tazminat cezası verdi: Gardiyanlara yeni soruşturma açılacak

Kırıkkale F Tipi Cezaevinde gardiyanların tutuklu Gökhan Gündüz’ü darp edip kolunu kırdığı görüntüler ortaya çıktı. Anayasa Mahkemesi, Gündüz için 70 bin lira manevi tazminata hükmedip, gardiyanlar hakkında soruşturma açılmasını istedi. HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da konuyu Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e sordu.

BOLD – 27 Mayıs 2017’de yaşanan ve cezaevinin güvenlik kameralarına yansıyan olayda, cezaevindeki hak ihlallerini protesto etmek amacıyla kantin önünde oturma eylemi başlatan Gündüz, kafası betona vurularak darp edildi. Ardından kolu bükülerek sürüklendi. Hastaneye kaldırılan Gündüz’ün kolunun kırıldığı tespit edildi.

TUTANAK: TUTUKLU KENDİNİ YERE ATTI

Olayla ilgili olarak nöbetçi müdürün de arasında bulunduğu 5 infaz koruma memuru, hakkında tutanak tutuldu.  Tutanakta olay, “Tutuklu koğuş şebekesi girişine getirildiğinde kapının açılması beklenirken kasten kolunun üzerine gelecek şekilde kendisini sertçe yere attı” diye anlatıldı. Memurlar hakkında açılan idari soruşturmadan ceza çıkmadı.

CEZA GARDİYANLARA DEĞİL, TUTUKLUYA VERİLDİ

Koru kırılan Gündüz’e ise marş söylediği için, bir ay haberleşme veya iletişim (mektup) araçlarından yoksun bırakma, onunla eylem yapan 3 arkadaşına da hücreye koyma veya ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezaları verildi.

BAŞSAVCILIK TAKİPSİZLİK VERDİ

Gündüz’ün kolunun kırılmasıyla ilgili Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturmadan takipsizlik kararı çıktı. Gündüz’ün avukatı Engin Gökoğlu’nun itirazından sonuç çıkmayınca, olay AYM’ya taşındı.

AYM İŞKENCEYİ GÖRDÜ

Anayasa Mahkemesi, yaptığı değerlendirme sonucunda tutuklunun kolunun kırılmasını “eziyet” diye değerlendirerek, infaz koruma memurları hakkında yeniden soruşturma yapılmasına karar verdi. Bu nedenle kararın örneğini Kırıkkale Başsavcılığı’na gönderen AYM, Gökhan Gündüz’e ise 70 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Olayın görüntülerini ise ANKA servis etti.

İŞKENCE ADALET BAKANINA SORULDU

Evrensel’in haberine göre HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde gardiyanların tutuklu Gökhan Gündüz’ü darp etmesini ve kolunu kırmasını Meclis gündemine taşıdı. Soru önergesi veren Gergerlioğlu, olayla ilgili olarak Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e şu soruları yöneltti:

-Kolu kırılan Gündüz’e marş söylediği için, bir ay haberleşme veya iletişim (mektup) araçlarından yoksun bırakma, onunla eylem yapan 3 arkadaşına da hücreye koyma veya ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezaları verildiği ve memurlar hakkında açılan idari soruşturmadan ceza çıkmadığı iddiaları doğru mudur?

-Yüksek Mahkeme’nin belirttiği Gökhan Gündüz’e yönelik işkence iddiasına dair ‘kamera görüntülerinin içeriklerinin ortaya konulamamış’ olmasının nedeni nedir?

-Eğer bu iddialar doğruysa Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı etkili bir soruşturma yürütemediği iddiası doğru mudur?

-Anayasa Mahkemesi’nin tespitine göre, bu işkenceyi uygulayan memurlar hakkında açılmış yeni bir soruşturma var mıdır?

-Açılmış soruşturma varsa hangi aşamadadır? Bu işkenceyi uygulayan memurlar hakkında idari bir yaptırım uygulanmış mıdır?

-Geçmişte Gökhan Gündüz hakkındaki işkence soruşturmasının avukatlığını yapan Engin Gökoğlu’nun da tutuklu bulunduğu Tekirdağ Cezaevi’ndeki görevli memurlar tarafından kolunun kırıldığı iddiaları doğru mudur?

-Eğer bu iddialar doğruysa bu konuda açılmış soruşturma var mıdır? Açılmış soruşturma varsa hangi aşamadadır?

-Son 5 yıl içerisinde, işkence ve kötü muamele iddiasıyla hakkında soruşturma açılan memur sayısı kaçtır?

-Son 5 yıl içerisinde, maruz kaldığı kötü muameleler ve işkenceler sonucunda yaralanma ve sağlık problemleri oluşan kişi sayısı nedir?

Okumaya devam et

Genel

SMA’lı çocuk annesi Mürüvvet Aydar: Çocuğum gözümün önünde ölüyor yardım edin

2 buçuk yaşındaki SMA hastası Havin Ömür Aydar, yaşamak için yardım bekliyor. SGK’nın bazı ilaçları ödemediğini, çok pahalı oldukları için ilaçları alamadıklarını söyleyen anne Mürüvvet Aydar “Çocuğun başında ölmesin diye bekliyorum. Yardım çığlımızı duyun” dedi.

BOLD – SMA hastası kızı olan Mürüvvet Aydar, kızının tedavisi için yardım çağrısı yaptı. Hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçların çok pahalı olduğunu belirten anne Aydar, SGK’nın bazı ilaçları ödemediğini söyledi. Aydar ayrıca parası ödenen ilaçlar için de sayısız kriter arandığını bunun da ilaçlara ulaşmayı zorlaştırdığını belirtti.

SMA HASTASI ÇOCUĞUN AİLESİ YARDIM BEKLİYOR

Gazete Duvar’dan Ali Vefa Yurdal’ın haberine göre İstanbul’da yaşayan SMA hastası 2,5 yaşındaki Havin Ömür Aydar’ın annesi Mürüvvet Aydar, “Yardım çığlığımızı duysunlar. Kızım gözlerimizin önünde ölüyor” dedi.

YARDIM GECİKİRSE HAVİN’İN HAYATI RİSKE GİRECEK

Mehmet Şirin Aydar ve Mürüvvet Aydar çifti, Türkiye’deki Spinal Muskuler Atrofi (SMA) hastası binlerce çocuktan biri olan kızları 2,5 yaşındaki Havin Ömür Aydar için yardım bekliyor. Kızının 2 kilo daha alması halinde tedavisi için gerekli olan ilacın da önemini yitireceğini söyleyen anne Mürüvvet Aydar şunları anlattı: “Kızım 2,5 yaşında. Hastalığı 2 aylıkken fark edildi, tıbbı genetik testiyle 5 aylıkken SMA hastası olduğu tespit edildi. Biz de her aile gibi ilaç için mücadele ediyoruz. Kızım şimdi 11,5 kilo. Bu ilacı kullanması için 13,5 kilonun altında olması gerekiyor.”

“Kızım gözlerimizin önünde ölüyor” diyen anne Aydar ekonomik şartlardan ve ilaç fiyatlarından dert yandı. Kızının tedavisi için yardım isteyen Aydar “Kızımın şu an hayatta kalması için gereken ilaçlar bile çok pahalı. Öksürme cihazının parasını bile SGK ödemiyor. Bir çocuğum daha var, evin ihtiyaçları var, mutfak masrafları var… Çok zor günler geçiyoruz. Çocuğumuzun bir an önce tedavi olmasını istiyorum. Yardım çığlığımızı duysunlar. Kızım gözlerimizin önünde ölüyor. Bu hastalık ölümcül bir hastalık” ifadelerini kullandı.

İLAÇ BEKLERKEN KALBİ DURDU

Ülkede karşılanan ilaçlar için kriterlere girmenin çok zor olduğunu söyleyen Aydar şöyle devam etti: “SGK’nın karşıladığı ilaçlar için sayısız kriter var. O kriterlere girmek çok uzun sürüyor. Sıra beklerken çocuğun kalbi durdu. Yarın 7. dozunu almak için fizik ve solunum puanlamasına girecek ama büyük ihtimalle alınmayacak. Çocuk 6 cihaza bağlı yaşıyor. Solunumunu cihazla sağlıyor. Yutma yetisini kaybetmiş durumda, karnından tüple besleniyor. Sürekli nabzını kontrol eden cihazlara bağlı. Çocuğun başında ölmesin diye bekliyoruz. Kas sistemi çöktüğü için ağzında biriken tükürüğü bir makine yardımıyla ben çekiyorum.”

6 CİHAZA BAĞLI YAŞIYOR

Kızının vücuduna bağlı olan cihazlarla oyun oynamaya çalıştığını anlatan Aydar, “Bir yatakta sürekli gözetimimizde. Odasının yoğun bakım ünitesinden farkı yok. Odasındaki oyuncakları, kendisine bağlı olan sağlık üniteleri. Onlarla oyun oynamaya çalışıyor. Babası da ilaçları almak için sürekli rapor peşinde koşuyor. SGK ve hastane arasında sürekli mekik dokuyor. Çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak ve raporları toplamak için çalışıyor” dedi.

Okumaya devam et

Genel

Boğaz sıkma olayında adı geçen Nuray Mert: O tıynette biri olsam …

Boğaz sıkma olayını iddia edildiği gibi normal karşılayacak tıynette olmadığını belirten Nurat Mert, aksi durumda “Mevcut iktidarla hoş geçinir, başıma bunca sorun açmazdım” dedi.

BOLD – Gazeteci Serdar Akinan ‘Hayatımın Haberi’ başlıklı kitabında dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın “Aileme neden küfrettiriyorsun” diyerek boğazını sıktığını iddia etti.

Akinan, daha sonra bu olayı anlattığı gazeteci Nuray Mert’in kendisine “Bunlar senin kötü niyetli olduğunu düşünüyor olabilir” deyip Yeni Şafak gazetesi yazarları Akif Beki ve Mustafa Karaalioğlu ile görüşmesini tavsiye ettiğini ileri sürdü.

BAŞIMA BUNCA SORUN AÇMAZDIM

Nuray Mert bugünkü yazısında Akinan’ın iddialarına yanıt verdi. Mert, bir başbakanın bir gazetecinin boğazını sıkmasını, Akinan’ın iddia ettiği gibi normal karşılayacak tıynette olmadığını belirterek, “Böyle yadırgatıcı bir olayı, eş dost muhabbeti içinde geçiştirecek tıynette olsam, kendi adıma da böyle davranır, mevcut iktidar ile hoş geçinir, başıma bunca sorun açmazdım” ifadelerini kullandı.

Mert’in konuyla ilgili yazısı şöyle: “Gazeteci Aytunç Erkin, 5 Ocak tarihinde, Sözcü gazetesindeki köşesinde, ‘Erdoğan hangi gazetecinin boynunu sıktı?’ başlığı altında, benim de adımın geçtiği bir ‘hatıra’ya yer vermiş.

Söz konusu hatıra gazeteci Serdar Akinan’ın ‘Hayatımın Haberi’ başlıklı kitabından alınmış. Akinan, gerçekten de herkesin dikkatini çekecek bir olayı anlatmış, olay şuymuş; 6 Ocak 2005 tarihinde, o zaman Başbakan olan Tayyip Erdoğan, bir dış gezi esnasında, bir ara Akinan’ı köşeye çekip, tarizde bulunmuş ve ‘boğazını sıkmış’.

Sonra Serdar Akinan benimle dertleşmiş, ben ‘bir akşam’ ona, ‘bunlar senin kötü niyetli olduğunu düşünüyor olabilir’ deyip, ‘o zaman yakın olduğum’ Yeni Şafak gazetesi yazarları Akif Beki ve Mustafa Karaalioğlu ile görüşmesini tavsiye etmişim.

Serdar Akinan, eski bir arkadaşımdır, pek çok konuda sohbetimiz olmuştur. Diğer taraftan, Yeni Şafak yazarları arasında pek çok arkadaşım vardı, zaman içinde gazeteci arkadaşlar arasında pek çok buluşmaya vesile oldum, dahası siyasi olarak önemli olduğunu düşündüğüm konularda farklı çevreler arasında iletişim kurma çabası içinde oldum.

Bunlardan en önemlisi, 2005 Temmuz ayında Başbakan Erdoğan ile sol muhalif çevrelerden bir grubun Kürt meselesi konusunda gerçekleşen buluşmasıdır.

Gerekirse, o olayın detaylarını da izah ederim. Ancak asıl önemlisi, Yeni Şafak ve AK Parti’ye mensup pek çok arkadaşım olmasına rağmen hiçbir dönem, bu çevre ile siyasi fikir birliği içinde olmamış olduğumdur.

O dönem Radikal gazetesinde köşe yazarıydım ve siyasi görüşlerimi açıkça dile getiriyordum. Bu görüşler içinde, Kasım 2009 tarihinde ‘sivil dikta’ tehlikesine dikkat çekmiş olmam da vardır.

Farklı siyasi görüşte olanların dost ve arkadaşlığı imkansız hale getirdiği süreç içinde, doğal olarak benim de bu çevre ile kişisel arkadaşlık ilişkilerim son buldu.

Serdar’a hangi dönemde ne tavsiye ettiğimi gerçekten hatırlamıyorum, ancak ‘Başbakan’ın boğazını sıkmış olduğunu’ duyduğumda, bunu sıradan bir olay gibi görüp, aracılık edecek, ‘sen en iyisi bu arkadaşlarla konuş’ diyecek tıynette biri olmadığımı söylemeyi zul sayarım.

Kim olursa olsun, bir Başbakan’ın bir gazetecinin ‘boğazını sıkması’ zamanında normal karşılanacak, sonra da unutulacak bir mevzu olamaz. Akinan’ın başına böyle bir olay geldi ise, en azından benim haberim olmamıştır.

Böyle yadırgatıcı bir olayı, eş dost muhabbeti içinde geçiştirecek tıynette olsam, kendi adıma da böyle davranır, mevcut iktidar ile hoş geçinir, başıma bunca sorun açmazdım.

Bu vesile ile bir hatırlatma yapayım, ben, Başbakan Erdoğan’ın Konya mitinginde, ‘namert’ diye itham etmesi üzerine ana akım medyadan kovulmuş ilk insanım.

O zaman, medya özgürlüğü adına bir satır yazmayan, böyle bir olay olmamış gibi davranan, maaşlarından olmamak için sinip oturanları, dahası iktidardan talimat veya korku ile işime son verildiğini bir telefonla bana bildiren arkadaşı dahi şimdilerde muhalif iddialı TV kanallarında medya özgürlüğü üzerine ahkam keserken izliyorum.

Otoriter bir düzende, ‘muhalefet’ eleştirisi yapmayı siyasi ahlaka aykırı bulduğum için, pek çok konuda sessiz kalmayı tercih ediyorum.

Hal böyle iken, ima üzerinden de olsa, ismimin ‘iktidar çevresine yakınlık’, ‘arabuluculuk’ çerçevesinde zikredilmiş olması sessiz kalabileceğim bir konu değildir.”

Tayyip Erdoğan hangi gazetecinin boğazını sıktı?

Okumaya devam et

Popular