Bizimle iletişime geçiniz

Genel

Anne, baba ve 6 kardeşi gözünün önünde öldürülen Ermeni araştırmacının arşivi açıldı

100 yıldır devam eden Ermeni soykırımı iddialarını belgeleyen Sivaslı Krikor Gergeryan’ın özel arşivi dijital ortama aktarıldı. Arşivde yer alan yaklaşık 800 Osmanlıca telgraf ile 1915 yılında verilen ‘Ermenileri imha edin’ emirleri ortaya konuluyor.

BOLD- Ermeni soykırımı iddialarını belgeleyen Rahip Krikor Gergeryan’a ait özel arşiv internet ortamında araştırmacıların istifadesine sunuldu. Türk ve Ermeni akademisyenlerden oluşan 11 kişilik ekip tarafından Türkçe ve İngilizceye çevrilip, tasnif edilerek kataloglanan 700-800 Osmanlıca belge, 1915’te yaşandığı iddia edilen soykırımı belgeliyor.

Aralık 2018’de dijitale aktarılan arşivin sahibi Clark Üniversitesi’nden tarihçi-sosyolog Prof. Taner Akçam, arşivle ilgili Batı Alman Radyo ve Televizyon Kurumu (WDR) çatısı altında yayın yapan Almanca-Türkçe haber portalı Sansürsüz Türkiye’ye bir röportajda verdi. Akçam röportajda İstanbul Mahkemeleri yargılanmaları sırasında ele geçirilen, Ermenilerin doğrudan öldürülmesi emirlerini de içeren telgrafları, ifadeleri ve tutanakları anlatıyor. Röportajdan başlıklar şöyle:

SİVAS DOĞUMLU KRİKOR GERGERYAN KİMDİR?

Kendisi Sivaslı. Sivas’ın Gürün kazasından. 1911 yılında doğuyor. 12 kardeşler ve Krikor Gergeryan Ermeni tehciri sırasında anne babasının ve altı kardeşinin öldürülmesini kendi gözleriyle görüyor. Sonra, daha önce Kahire’ye gitmiş olan abisinin yanına gidiyor. Ve papaz olmaya karar verip Roma’da Katolik üniversitesinde okuyor. Ömrünü Ermeni din adamlarının soykırım sırasındaki imhalarını araştırmaya adıyor.

BELGELERİN ORİJİNALLERİ GENELKURMAY BAŞKANLIĞI ARŞİVLERİNDE GİZLİ TUTULUYOR

Gergeryan arşivinin bir kısmını anlatıyorum size. Bu anlattığım kısma Patrik Zevan Arşivi de diyoruz veya İstanbul Patrikliği Soykırım Arşivi de diyoruz. Bunların içinde şu belgeler var: Birincisi İstanbul yargılanmaları sırasında ele geçen hakiki telgraf örnekleri. Ölüm emirlerini de içeren şahit ifadeleri ve önemli Osmanlı bürokratlarının İttihatçı yöneticiler ve katiller arasında verdikleri ifadeler ve daha da önemlisi suçlanan kişilerle ilgili yapılan soruşturma tutanakları.

Bu belgelerin hepsi bugün muhtemel Genelkurmay Başkanlığı arşivinde veya mahzenlerinde bir yerde gizli ve saklı tutuluyor. Bugüne kadar kimsenin hizmetine sunulmadılar. İlk defa bu belgeler, bu şekilde açığa çıkmış oldu. İstanbul mahkemeleri yargılanmaları sırasında ele geçirilen Ermenilerin doğrudan imhası emirlerini de içeren telgraflardan, ifadelerden ve tutanaklardan bahsediyoruz.

İKİ ÖNEMLİ BELGENİN ORİJİNALİNİ YAYINLADIM

İki belgeyi örnek vermek isterim. Bu iki belgede zaten İstanbul yargılanmalarında, İttihatçı yöneticilere karşı yapılan yargılamalarda ana kaynak olarak kullanıldı ve dönemin Takvim-i Vekayesi’nde yayınlanmış olan iddianamede de yer aldı. Yani savcılık makamı benim sözünü ettiğim iki belgeden alıntı yaparak iddianamesinde sanıkları suçladı. Bugüne kadar Türk hükümeti ya da Türk hükümetinin tezlerini destekleyenler hep şu iddiayı ileri sürdüler, ‘savcının orijinal bir belgeden alıntı yaptığını nereden biliyoruz’. Bunlar sahtedir dediler. Ben bu iki belgenin orijinalini de bu arşivde gördüm ve yayınladım.

ORADAKİ ERMENİLERİ ÖLDÜRDÜNÜZ MÜ?

Birincisi Teşkilat-ı Mahsusa’nın yöneticisi olan Bahattin Şakir’e ait bir telgraf. Bahattin Şakir temmuz ayında Erzurum’dadır ve Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki ölümleri, imhaları koordine etmektedir. Ve Erzurum’dan o zamanki ismiyle Harput bugünkü ismiyle Elazığ şehrine oradaki öldürme işlerini yürüten katib-i mesule bir telgraf çekiyor ve diyor ki, ‘Oradaki Ermenileri öldürdünüz mü? Öldürme işlemi bitti mi? Yoksa öldürmek üzere başka bir yere mi gönderdiniz? Acele bana hemen cevap veriniz’. diyor bu telgrafta.

6 AY OSMANLI ARŞİVİ’NDE ÇALIŞTIM, ŞİFRELEME SİSTEMLERİ AYNI

Telgrafın özelliği şu: Birincisi telgraf resmi Osmanlı içişleri bakanlığı mektup başlığı ile kayda geçmiş mahkeme tarafından. İkincisi mektup zaten bir telgraf bu, beş rakamlı şifrelerden oluşuyor. Ben Osmanlı Arşivi’nde 6 ay çalıştım ve inanılmaz bir keşifte bulundum. O da şu: Şu anda İstanbul’da Osmanlı Arşivi’nde bulunan belgelerdeki şifre sistemi ile bu Şakir’in telgrafındaki şifre sistemi aynı. Yani dolayısıyla belgenin sahteliği konusunda söylenebilecek hiçbir şey yok. Bu belge sahte ise arşivimizdeki bütün belgeler de sahtedir. Dolayısıyla bu imhanın doğrudan hükümet tarafından yapıldığını gösterir en kuvvetli delillerden birisi.

ÜÇÜNCÜ ORDU’NUN TALİMATI: ERMENİLERİ SAKLAYAN MÜSLÜMANLAR İDAM EDİLECEKTİR

İkinci belgem, yine benim çok önem verdiğim bir belge. Üçüncü Ordu Komutanı Mahmut Kamil Paşa’ya ait. Doğu Anadolu Bölgesi’nde sevkiyat yapıldığı zaman bütün sevkiyat Üçüncü Ordu’nun yetki alanındaki şehirlerde oluyor. Bundan dolayı Üçüncü Ordu da bu olaydan sorumlu. Fakat Müslümanlar çok sayıda hükümetin kontrolü dışında Ermeni hayatı kurtarmaya başlıyorlar. Ermenileri evlerinde saklıyorlar. Bunun üzerine Üçüncü Ordu Komutanlığı ‘Her kim ki evinde Ermeni saklar evi yakılacaktır ve kapısının önünde de bu kişi idam edilecektir’ diye bir emir yayınlar bütün bölgelere. Bu belgenin orijinali de Osmanlı Arşivi’nde şu anda kayıp. Ben Kudüs Arşivi’nde buldum.

Bunun gibi Yozgat Davası var örneğin. Yozgat Davası’na ilişkin 70’in üzerinde telgraf var ve bunların içinde ‘Efendim sevkiyat imha anlamındadır, Yozgat Boğazlıyan kaymakamı şu kadar Ermeniyi şu tarihte şurada imha etmiştir.’ diyen ifadeleri ve emirleri de içeren telgraflar var. Yani son derece önemli belgeler.

24 NİSAN’DA TUTUKLANAN AYDIN ARAM ANDONYON BELGELERİ

İstanbul yargılanmalarından ayrı olarak bir de Aram Andonyon Belgeleri dediğimiz belgeleri buldum bu arşivde. O da şu… Aram Andonyon bir Ermeni aydınıdır ve 24 Nisan’da tutuklanan aydınlardan biridir ve tesadüfen kurtulur ve Halep’e ulaşır. Halep’te 1918’in Kasım ayında Halep Sevkiyat Müdürlüğü’nde çalışan Naim Efendi isimli bir Osmanlı bürokratından birtakım telgraf örnekleri alır.

TALAT PAŞA’NIN İMHA EMİRLERİ

Bu bizim literatürümüzde Naim Efendi Hatıratı diye bilinir. Naim Efendi Sevkiyat Müdürlüğü’nde oturmuş, aşağı yukarı 52 telgrafın el yazısı kopyasını çekmiştir ve kendi el yazısı kopyaları Aram Andonyon’a para karşılığında satmıştır. Bu telgrafların içerisinde 7-8 tane doğrudan öldürme emri var. Talat Paşa İstanbul’dan Halep Valiliği’ne diyor ki, ‘İttihat Terakki Merkezi Umumisi Ermenilerin toptan imhasını kararlaştırmıştır. Yaşlı çocuk demeden vicdanınızın sesinini dinlemeden bu milleti toptan imha edeceksiniz.’

Ve bunları Aram Andonyon 1921’de kitap olarak yayınlıyor. 1983 yılında Türk Tarih Kurumu ‘Talat Paşa’ya Ait Sahte Telgraflar’ diye bir kitap yayınlayarak Aram Andonyon’un kitabını yani Naim Efendi’nin el yazması belgelerinin, bu orijinal belgelerin sahte olduğunu iddia ettiler ve dediler ki, ‘Naim Efendi diye bir Osmanlı bürokratı yok. Böyle bir adam olduğunu Aram Andonyon uydurmuştur. Bu hatırat da uyduruktur. Olmayan bir adamın hatıratı olamaz. Hadi göstersinler bu hatıratı, nerede bu’.

GERGERYAN EL YAZMASI BELGELERİN FİLMİNİ ÇEKMİŞ

Artı telgrafların üzerindeki şifreleme sistemi sahtedir. Çok kuvvetli argümanlardı. Bundan dolayı 1983’ten sonra ben dahil hiçbir araştırmacı bu belgeleri kullanmadı. Fakat şimdi ben gördüm ki rahip Krikor Gergeryan 1951’de Paris’e gitmiş ve bütün bu el yazmalarının filmini çekmiş. Bu belgelerin de filmini çekmiş. Ve ben sonuçta hem bu belgelerdeki bilgilerin hem de şifreleme tekniklerinin şu anda Osmanlı Arşivi’ndeki şifreleme tekniğiyle aynın olduğunu gösterdim ve ispat ettim.

100 YILDIR İDDİA EDİLEN TEZ ÇÖKTÜ, DOĞRU DÜRÜST BİR TEPKİ OLACAĞINI SANMIYORUM

Dolayısıyla Türk hükümetinin 100 yıldır iddia ettiği Osmanlı hükümetinin merkezi olarak Ermenileri imha etme emri yoktur tezi büyük ölçüde çökmüş vaziyette. Henüz bir tepki yok, doğru dürüst bir tepki olacağını da zannetmiyorum. Çünkü bu 100 yıllık ezberlenmiş iddiaların kökten imhası anlamına geliyor. Elbette ki imhaya devam edilebilirler. Ama kendilerine yeni bir imha stratejisi bulmak zorundalar.”

İstanbul Mahkemeleri ve Naim Efendi el yazmalarına dair 700-800 civarında Osmanlıca belgenin yer aldığı Krikor Gergeryan arşivine wordpress.clarku.edu/guerguerianarchive/tr/arsiv-hakkinda-genel-bilgi adresinden ulaşılabilir. Türkçe transkripsiyonları da yapılan belgeler indirilip Osmanlıca, Türkçe ve İngilizce olmak üzere üç dilde okunabilir.

Prof. Taner Akçam

 

Genel

Ağzından kan gelen verem hastası Tenzile Acar hücrede tutuluyor

Cezaevinde verem teşhisi konulan 23 yaşındaki Tenzile Acar bir aydır hücrede tutuluyor. Acar’ın halası Nebiha Akay, yeğeninin ağzından kan geldiğini söyledi.

BOLD – Verem hastası bir insan hücrede tutuluyor. İstanbul’da 2017 yılında tutuklanıp Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’ne gönderilen 23 yaşındaki Tenzile Acar, cezaevine girdiği günden bu yana sağlık sorunları yaşıyor. Beş yıldır tedavi edilmeyi bekleyen Acar’a boğazından kan gelme şikayeti üzerine kaldırıldığı hastanede verem teşhisi konuldu.

Teşhis konulduktan sonra tek kişilik hücreye konulan Acar’ın en temel ihtiyacı olan suyun bile karşılanmadığını belirten halası Nebiha Akay, yeğeninin bir önce serbest bırakılmasını istedi.

“AĞZINDAN KAN GELİYOR VE YEMEK YİYEMİYOR”

Mezopotamya Ajansı’na konuşan Akay, yeğeninin bir aydır tek kişilik hücrede tutulduğunu belirterek şöyle dedi:

“Tenzile beş yıldır cezaevinde ve hasta. Tutuklandıktan sonra Tenzile’de hastalıklar baş gösterdi. Hastaneye elleri kelepçeli götürülüyor. Asker gözetiminde muayene edilmek isteniyor. Tenzile, bu uygulamaları reddettiği için tedavi edilmiyordu. Fakat bu duruma karşı doktorların cevabı ise, ‘Tedavi olmak istiyorsan bu uygulamaları kabul etmen gerekiyor’ oldu. Tenzile de o dönem bu uygulamaları kabul etmedi. Bu nedenle her geçen gün hastalığı da ağırlaştı. Şimdi de verem teşhisi konuldu. Ağzından kan geliyor ve yemek yiyemiyor. Bir aydır tek kişilik hücrede tutuluyor. İhtiyaçları hiçbir şekilde karşılanmıyor. Zaten hastalığı nedeniyle de tek başına ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Durumu çok ağır ve kritik.”

“DURUMU AĞIRLAŞIYOR, AYAKTA DURACAK HALİ YOK”

Akay, yeğeni için şu çağrıyı yaptı: “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve insan hakları örgütlerine hasta tutuklulara sahip çıkın çağrısı yapıyoruz. Ya bu hasta tutukluları serbest bıraksınlar ya da tedavi etsinler. Tenzile’nin durumu her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Ayakta duracak hali yok. Pandemiden kaynaklı annesi de görüşüne gidemiyor. Sadece Tenzile değil, şu anda cezaevlerinde onun gibi binlerce hasta tutuklu var. Hasta tutukluları serbest bırakın. Bu insanları tutarak elinize ne geçecek? Eğer birazcık vicdanları varsa hasta tutukluları bırakırlar. Cezaevinden bir cenaze daha çıkmadan Tenzile’yi bıraksınlar. Bu tecride son versinler. Tenzile’nin başına bir şey gelirse sorumlusu başta Erdoğan sonra da devlettir.”

Okumaya devam et

Genel

Anayasa Mahkemesi İletişim Başkanlığının yetkisini tırpanladı

Anayasa Mahkemesi (AYM) Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının Anadolu Ajansı’nın (AA) “örgütlenme ve insan kaynakları yönetimi” ile “faaliyet” üzerindeki denetim yetkisini anayasaya aykırı bularak iptal etti.

BOLD – CHP’nin yaptığı başvuruyu değerlendiren AYM, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının Anadolu Ajansı üzerindeki bazı yetkilerini anayasaya aykırı bularak oy çokluğu ile iptal etti. AYM üyeleri Rıdvan Güleç ve Recai Akyel ise iptal kararına katılmayarak karşı oy kullandılar.

CHP’NİN İPTAL BAŞVURUSU KABUL GÖRDÜ

Cumhurbaşkanlığı’nın 33 No’lu kararnamesi ile 18 Nisan 2019’da İletişim Başkanlığı Teşkilatı Hakkında değişiklik yapıldı. CHP, AYM’ye başvurarak, kamu yardımı almasına rağmen özel şirket niteliği bulunan Anadolu Ajansı Türk Anonim Şirketi’nin denetimine dair kanunlarda düzenlemelerin bulunduğunu anımsattı. CHP başvurusunda, “Harcamaların yıllık bütçelerle yapılması nedeniyle Ajans ile sözleşme yapılmasını öngören kuralın kanunla düzenlenmesi gerektiği, ayrıca kararname ile İletişim Başkanlığı’na verilen denetim yetkisinin kurumun özerkliği ve tarafsızlığıyla bağdaşmadığı” gerekçesiyle iptali talep edildi.

2’YE KARŞI 13 OYLA İPTAL

Cumhuriyet gazetesinin haberine göre Anayasa Mahkemesi, 30 Aralık 2020 tarihinde CHP’nin başvurusunu görüşerek iptal yönünde karar aldı. AYM kararının gerekçesi bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yayımlanan kararname ile İletişim Başkanlığı’nın yetkileri belirlendi. Kararnamenin 14. Maddesinde Anadolu Ajansı başlığı altında şu düzenleme getirildi:

“Bakanlık her yıl kendi bütçesinin Anadolu Ajansı bölümündeki ödeneği aşmamak üzere Anadolu Ajansı ile en çok 5 yıllık sözleşme yapmaya yetkili olup; Anadolu Ajansının faaliyet, bütçe, örgütlenme ve insan kaynakları yönetimi üzerinde denetime de sahiptir. Bu denetime ilişkin usul ve esaslar Başkanlıkça belirlenir. Yapılacak sözleşmede Anadolu Ajansı yöneticilerinin atanma yolları da belirlenir.”

İLETİŞİM BAŞKANLIĞI’NIN AA’YI DENETİM YETKİSİ ANAYASAYA AYKIRI BULUNDU

Yayımlanan gerekçeli kararla AYM, düzenlemedeki İletişim Başkanlığı’nın AA’nın “Faaliyet” ile “Örgütlenme ve insan kaynakları yönetimi” üzerinde “Denetim” yapma yetkisini anayasaya aykırı buldu. Kararda “CBK çıkarabilme yetkisinin bir sonucu olarak CBK ile düzenlenmesi gereken bir konuya ilişkin düzenleme yetkisinin Cumhurbaşkanı’nca CBK çıkarmak suretiyle kullanılması ve bu yetkinin idareye bırakılmaması gerekir.  Anayasa koyucu tarafından CBK’ya tanınan asli bir yetkinin, başka bir idari işleme bırakılması mümkün değildir” denildi.

“SÖZLEŞME İLE YÖNETİCİ ATAMAK ÖZERKLİĞİ ANLAMSIZ KILAR”

Anayasanın 133. Maddesinin 3. Fıkrasında düzenlenen haber ajanslarının özerkliğinin, Ajansın kendi yönetim ve örgütlenmesine ilişkin kararları alma ve uygulama konusunda gerekli yetkiyle donatılmış olmasını ve Ajansın dış etkilere karşı korunmasını güvence altına aldığına işaret edilen kararda, “Bu itibarla Ajansın yöneticilerinin atama yollarının her yıl yenilenen sözleşme ile belirlenmesi, Ajansın, Anayasa’nın anılan maddesi gereğince sahip olduğu özerkliği anlamsız kılmaktadır” denildi.

Okumaya devam et

Genel

Ahmet Taşgetiren’den Özlem Zengin analizi: Şimdi güçlüler safındalar, çok kötü yargılıyorlar

Yazar Ahmet Taşgetiren, TBMM’de yaptığı çıplak arama konuşmasıyla tekrar gündeme gelen Özlem Zengin’in şimdi güçlüler safında olduğunu ve insanları çok kötü yargılandığını yazdı.

BOLD – Karar gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren, HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun onaylanan hapis cezası üzerine yazdığı bugünkü yazısında AKP Grup Başkan Vekili Özlem Zengin’i hakkında tespitlerde bulundu. Türkiye’de insan hakları savunucusu olmanın zorluklarına değinen Taşgetiren, “Bir dönem Özlem Zengin olmak zordu, Leyla Şahin olmak zordu. Akın Birdal olmak zordu. Mustafa Yeneroğlu olmak zordur, Ömer Faruk Gergerlioğlu olmak zordur. Özlem Zengin, Leyla Şahin Usta bugün güçlüler safında, yargılayanlar safında. Çok da kötü yargılıyorlar.” dedi.

“BANA GELEN MEKTUPLAR MECLİS’E GELMİYOR OLABİLİR Mİ?”

Cezaevlerinde Cemaat mensubu birçok kadın bulunduğunu ve onlardan mektuplar aldığını belirten Taşgetiren, Özlem Zengin ve Leyla Şahin’in Meclis’te olacaklarsa, mesela insan haklarını araştırmak gibi bir yapının içinde olmalarını daha doğru bulduğunu ifade etti. Cezaevlerine gidip kadınları dinlemelerini ve hak ihlallerine çözüm bulmalarını önerdi.

Taşgetiren, “Acaba nasıl bir hayatları var cezaevinde? Bana veya başka gazetecilere gelen mektuplar Meclis’e gelmiyor olabilir mi? 15 kişinin kalması gereken yerde 30 kişinin kalıyor olmasından mesela Ak Parti grubu haberdar olmamış olabilir mi? Mesela Mustafa Yeneroğlu’nun duyduklarını Özlem Zengin duymamış olabilir mi? Hak ihlalleri ile karşılaşıp karşılaşmadıkları bir yana, sırf bunca kadın nasıl bir tecrübe yaşayarak cezaevine düşmüş oldular, bu merak etmeye değmez mi?” diye yazdı.

“HERKES HAKLI OLARAK CEZAEVİNE DÜŞMÜYOR”

Türkiye’de herkesin haklı olarak cezaevine düşmediğini vurgulayan Taşgetiren şöyle devam etti: “Siyasetin içindesiniz, gidip dinleseniz ya onları, cezaevlerindeler, Türkiye’de herkes haklı olarak cezaevine düşmüyor bir kere, idam hükmü verilenlerin beraat ettikleri çok oluyor, aylarca – bazen yıllarca tutuklu kalıp beraat edenler çok. Bir dinleseniz ya… Belki derdini anlatamayan birisine rastlarsınız, derdine derman olursunuz.”

“NE YAPTI BU ADAM? GİDİP ARAŞTIRSANIZ YA”

Taşgetiren, Gergerlioğlu’nun hapis kararıyla ilgili ise “Bakar mısınız şu işe? Ne yaptı adam? “Çıplak arama var” dedi. İşte onlarca tanıklık çıkıyor ortaya. Gidip araştırsanız ya. Gözaltında tutsanız ya cezaevlerinin girişlerini. Nezarethanelerde gözünüz olsa ya.” ifadelerini kullandı.

AHMET TAŞGETİREN’İN YAZISININ TAMAMI

 

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0