Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

MİT, 184 kişinin katili IŞİD emiri İlhami Balı’yı Ankara’da bir otelde ağırlamış

Hakan Fidan’ın Anadolu Oteli’nde ağırladığı VİP misafirinin Diyarbakır, Suruç, Ankara Garı ve Atatürk Havaalanı saldırılarının planlayıcısı İlhami Balı olduğu ortaya çıktı.

BOLD ÖZEL – Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun gündeme getirdiği ve Türkiye’nin en kanlı dönemlerinden biri olarak kabul edilen 7 Haziran-1 Kasım 2015 tarihleri arasında yaşanan terör olayları ile ilgili olarak Türkiye’yi sarsacak skandal bir bilgi ortaya çıktı.

Türkiye kanlı olayların faillerini ararken saldırının planlayıcı olarak bilinen IŞİD militanı İlhami Balı, MİT’in misafiri olarak Ankara Anadolu Otel’de ağırlanmış.

IŞİD’in sınır emiri İlhami Balı, kırmızı bültenle aranıyor.

184 KİŞİNİN KATİLİ, MİT’İN MİSAFİRİ

İngilizce yayın yapan Nordic Monitor haber sitesi, 184 kişinin hayatını kaybettiği Cumhuriyet tarihinin en kanlı terör eylemi olan Ankara Gar katliamı başta olmak üzere bir çok kanlı eylemin planlayıcısı olan firari IŞİD militanı İlhami Balı’nın kırmızı bültenle arandığı dönemde Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından Ankara’da bir otelde misafir edildiğini ortaya çıkardı.

5 YILDIZLI OTELDE AĞIRLANDI

Abdullah Bozkurt imzalı haberde, IŞİD militanı İlhami Balı 27-29 Mart 2016 tarihleri arasında beş yıldızlı Ankara Söğütözü Anadolu Oteli’nde kaldı. Emniyet’in aynı yıl Mayıs ya da Haziran ayında hazırladığı ancak işleme konmamış bir istihbarat bilgi notunda bu bilginin yer aldığını belirten Bozkurt, Bold’a yaptığı açıklamada raporun güvenilir kaynaklar ve uzmanlar tarafından doğrulanmasından sonra araştırmalarını yoğunlaştırdığını vurguladı.

Skandal olaya ilişkin araştırmalarını derinleştirdiğini vurgulayan Bozkurt, İlhami Balı’nın otel de kaldığı ilk günlerde odadan çıkmasına izin verilmediğini ve kendisine MİT’in Suriye Masası’nda görevli kod adı Serhan Albayrak ve Irak Dairesi tercümanı Ahmet Özçelik’in refakat ettiği bilgisine ulaştığını söyledi.

Emniyet İstihbarat birimlerinin IŞİD militanı İlhami Balı hakkında düzenlediği istihbarat raporu.

Kırmızı bültenle aranan Balı’nın otelde kaldığı günlerde hâlihazırda MİT Özel Operasyonlar Daire Başkanlığını yöneten İlhan Kaya ile görüştüğü bilgisine ulaşıldı. Balı’nın dikkat çekmemek için uzun sakalını kestiği, kot pantolon ve tişört giydiği tespit edildi.

Haberde ayrıca Suriye sınırında faaliyet gösterirken sık sık telefon değiştiren Balı’nın kullandığı telefon numaraları da yer aldı. Balı’nın 2012 yılında 05334381040, 2013 yılında 05368868289 2014 yılında 05453408482, 05362400135 ve 5432235673 2015 yılında 05065555266, 05366877889 ve 05456580191 2016 yılında 05375471914 ve 905316082380 numaralı telefonları kullandığı güvenlik makamlarınca tespit edilmiş.

İlhami Balı’nın MİT tarafından yönlendirildiğinin ortaya çıkması, kaçırıldıktan sonra Suriye’de yakılarak öldürülen ve kamuoyunda büyük infiale sebep olan erlerin durumunu da gündeme getirdi. 22 Aralık 2016 tarihinde yakılarak şehit edilen Sefer Taş ve Fethi Şahin’in MİT tarafından neden kurtarılmadığı cevapsız kalmıştı. Balı ile Ankara’da görüşen İlhan Kaya ve Suriye Dairesi Başkanı Mutlu Tuka’nın erler ile ilgili WhatsApp üzerinden Balı ile görüştüğü daha önceden kamuoyuna yansımıştı.

İlhami Balı halen Emniyet Genel Müdürlüğü’nün arananlar listesinin kırmızı kategorisinde yer alıyor. Bulunması için konulan ödül 4 milyon lira.

21 Temmuz 2015 tarihinde Suruç ilçesinde gerçekleşen kanlı eylemde 33 kişi hayatını kaybetti.

BOZKURT: AMAÇ ERDOĞAN REJİMİNİ AYAKTA TUTMAK

Türkiye’nin kanlı bir döneminin önemli bir faili ile ilgili ortaya çıkan bilgiler hakkında konuşan Bozkurt, Emniyet’in hazırladığı bilgi notunda yer alan bilgilerin, MİT içerisinde dönen karanlık ve kanlı işlerden rahatsız olan çalışanlar tarafından sızdırıldığını tahmin ettiğini söyledi.

“Bugüne kadar bir düzine soruşturmada belgeler, tapeler ve sanık ifadelerinde cihatçı gruplar ile iş birliği yaptığı ve silahlandırdığı ortaya çıkan MİT’in Türkiye’deki en kanlı terör eylemlerinin arkasında olduğu mahkeme kayıtlarına geçen bir IŞİD militanı ile beraber çalıştığının ortaya çıkması hiç şaşırtıcı değil” diyen Bozkurt MİT başkanı Hakan Fidan’ın, Erdoğan rejimini ayakta tutmak ve yurt dışındaki radikal ve müzahir unsurlara destek vermek için her türlü kirli ve kanlı işin içine, Türk istihbarat teşkilatını bulaştırmaktan çekinmediğini açıkça ortaya koyduğunu kaydetti.

İLHAMİ BALI’NIN YARGILANDIĞI KANLI EYLEMLER

-5 Haziran 2015- HDP’nin Diyarbakır mitingine bombalı saldırı, 4 ölü

-20 Temmuz 2015-Suruç’ta Kobani’ye yardım götürmek üzere toplanan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu  üyelerinin basın açıklaması sırasında intihar saldırısı, 33 ölü

-10 Ekim 2016-Ankara Gar  binası önünde yapılmak istenen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne bombalı saldırı, 103 ölü

-28 Haziran 2016-İstanbul Atatürk Havalimanı’na bombalı saldırı, 44 ölü

7 Haziran – 1 Kasım arasındaki ‘karanlık dönemde’ 862 kişi hayatını kaybetti

BOLD ÖZEL

4 yıldır tutuklu olan esnaf Kenan Özcan hapiste hayatını kaybetti

Dört gün önce hastaneye kaldırılmasına rağmen ailesine haber verilmeyen esnaf Kenan Özcan önceki gün cezaevinde hayatını kaybetti. Ölüm nedeni ailesine hala söylenmeyen Özcan, 4.5 yıldır tutukluydu.

BOLD ÖZEL – Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında tutuklu olan Kenan Özcan önceki sabah hapiste vefat etti. İzmir Şakran Cezaevinde 4 yıl kaldıktan sonra bu yıl başında Afyonkarahisar Bolvadin Cezaevine sevk edilen Özcan 4 gün önce hastaneye kaldırılmıştı. Hastaneye kaldırıldığında ailesine bilgi verilmeyen Özcan’ın ölüm nedeni de otopsi yapılmasına rağmen açıklanmadı. Özcan’ın kalp krizi nedeniyle ya da beyninde kan pıhtısı oluştuğu için öldüğüne dair farklı görüşler belirtiliyor.

“YAPILAN HAKSIZLIK BİTMİYOR NE YAZIK Kİ”

Özcan’ın vefat haberini Twitter hesabından duyuran yeğeni Ayşe Özcan, “Amcam Kenan Özcan 4 gün önce hastaneye kaldırılmış ama haber verilmedi. Dün sabah vefat haberini aldık. Otopsi yapılmış olmasına rağmen ölüm sebebi de saati de hâlâ net değil. Bu yüzden İzmir’de hastaneler kabul etmiyor. Yapılan haksızlık bitmiyor ne yazık ki. Dualarınıza talibiz.” dedi. 

En son İzmir Tepecik Hastanesi’nin kabul ettiği 66 yaşındaki Özcan’ın cenazesinin bugün defnedileceği öğrenildi.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Yedi haftalık bebeğini hapiste kaybeden kanser hastası Gülden Aşık yine tutuklandı

Üç ay kaldığı Bandırma M Tipi Cezaevinde 7 haftalık bebeğini kaybeden Gülden Aşık, 15 Eylül’de tutuklandı. Cezaevindeyken ilk biyopsisi yapılan üç çocuk annesi Aşık, iki yıldır tiroid kanseriyle mücadele ediyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL 

İki yıl önce Bandırma M Tipi Cezaevinde 7 haftalık bebeğini kaybeden ve tahliye edildikten çok kısa bir süre sonra tiroid kanseri teşhisi konulan Gülden Aşık, 15 Eylül’de Edirne’de yine tutuklandı. Edirne Cezaevine konulan Aşık’ın kanser belirtileri daha önceki tutukluluk sürecinde ortaya çıkmış, ilk biyopsisi tahliye edilmeden 4 gün önce yapılmıştı.

Cezaevinde yaşadığı ağır travmanın etkisi henüz geçmemişken kanser olduğunu öğrenen Aşık, iki yıldır hastane hastane geziyordu. Doktor ameliyat olması gerektiğini söyledi. Ancak ses tellerini kaybedebileceği riskli bir ameliyattı. Aşık’ın tedavi çabaları tutuklanmasıyla birlikte yarım kaldı.

“BENİM YAVRUM KANIM CANIM, ONLAR İÇİN ÇÖPTÜ”

12, 11, 8 yaşlarında üç çocuk sahibi olan ev hanımı Gülden Aşık, Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 10 Nisan 2019’da Bandırma’da gözaltına alındı. 2 gün sonra tutuklanıp Bandırma M Tipi Cezaevine konuldu. Bylock kullandığı iddiasıyla ve tanık ifadelerine dayanılarak 26 Şubat 2020’de 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Aşık’ın dosyası İstinaf Mahkemesi’nde bulunuyor.

Hapse girdiğinde hamile olduğunu öğrenen Aşık, 1 Haziran 2019’da bebeği 10 haftalıkken düşük yaptı. Ancak otopsi sonucunda bebeğin 7 haftalık 5 günlükken kalbi durduğu ortaya çıktı. Karnında ölü bebekle hapiste 3 hafta yaşayan Gülden Aşık, kürtajdan 1 gün sonra taburcu edilip tekrar hapse gönderildi.

Bebeğini kaybettikten sonra eşine 19 sayfalık bir mektup yazan Aşık, gardiyanların doğmamış çocuğuna çöp muamelesi yaptığını kaleme almıştı. Bold Medya’nın yayınladığı mektupta geçen Aşık’ın “Benim yavrum canım kanım, onlar için çöptü” cümlesi ise akıllara kazınmıştı.

“BEN TERÖRİST DEĞİLİM, ELİMİ KELEPÇELEMEYİN”

Narkozun etkisiyle “Ben terörist değilim, elimi kelepçelemeyin… Bebeğimi öldürdüler” diye sayıklayan Aşık, bir gardiyan ve komutan arasında geçen konuşmayı şöyle yazmıştı: “Komutan nöbeti yeni aldığından ‘bayanın bebeği ölmüş vs’ diye beni soruyor. Memure hanım ‘abi küçük ya daha 7-8 haftalık çöp yani çöp işte…’ gibi bu minvalde cümleler kurdu. Az ileride ben duyuyorum. Benim kaybım başkasının dilinde çöp. İçim yandı, kalbim sızladı, ağlamamak için kendimi zor tuttum. Benim yavrum çöp, kanım canım çöp… Ve aynı memure birkaç dakika sonra hasta bakıcı gelmediği için evde çocuğum beni bekliyor diye isyan etti. Ben de içim boş, kalbim kırık, boynum bükük, yanımda bir çöp poşetinde eşyalarımla öylece oturdum ve yandım.”

10 Haziran 2019’da tahliye edilen Gülden Aşık’a birkaç gün sonra tiroid kanseri teşhisi konuldu. Gülden Aşık cezaevinde maruz kaldığı hak ihlallerini tahliye olduktan sonra Bold Medya‘ya verdiği özel röportajda anlatmıştı.

“Karnımda ölü bebekle cezaevinde 3 hafta yaşadım”

 

Bebeğini kaybeden tutuklu anne: “Benim yavrum, kanım, canım onlar için çöptü”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Organlarıyla 5 kişinin hayatını kurtaran hakim Nurfer Akgül’e ‘KHK’ sansürü

Beyin kanaması sonucu 2 Eylül’de hayatını kaybeden KHK’lı Yargıtay tetkik hakimi Nurfer Akgül, bağışladığı organlarla 5 kişiye hayat oldu. Akgül’ün ölümünü 1. sayfasından duyuran Hürriyet başta olmak üzere iktidar medyası ve internet siteleri KHK’lı hakim olduğunu yazmadı. “Hukukçu” demekle yetindiler.

BOLD ÖZEL – Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 15 Kasım 2016’da aldığı kararla Yargıtay tetkik hakimliğinden ihraç edilen Nurfer Akgül 2 Eylül’de geçirdiği beyin kanaması sonucunda 38 yaşında hayatını kaybetti. Üç yıl önce organlarını bağışlayan Akgül’ün kalbi, akciğeri, karaciğeri ve iki böbreği başka insanlara nakledildi.

İHRAÇTAN SONRA İKİ ÜNİVERSİTE OKUDU

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Nurfer Akgül, ihraç olduktan sonra bilişim hukuku alanında master yaptı, çocuk gelişimi okudu, bir süre de avukat olarak çalıştı. Akgül, olay günü, 30 Ağustos 2021’de iki oğlu, bir arkadaşı ve onun çocuklarıyla birlikte Kocaeli’nden Ankara Beypazarı’na tatile gidiyordu.

Mudurnu civarında rahatsızlanan Akgül, aracını yol kenarına çekerek 112’yi aradı. Çekmeseydi araba uçurumdan uçacaktı. Gelen sağlık ekiplerince Bolu İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Akgül’ün beyin kanaması geçirdiği tespit edildi. İki gün sonra Akgül’ün beyin ölümü gerçekleşti.

“BİR GÜN ÖLECEĞİZ, İNSANLAR BİZE DUA EDER”

Akgül ailesi, üç yıl önce organlarını bağışlayan Nurfer Akgül’ün 11 yaşındaki oğlu Adem Eymen’in okulun ilk günü yazdığı otobiyografiyle gündeme geldi. Baba Alper Akgül hem kendisini hem de herkesi çok duygulandıran oğlunun otobiyografisini sosyal medya hesabından paylaştı. Eymen, otobiyografisinde annesinin fren yaparak durması sayesinde araçtaki 5 kişinin ve organlarını bağışlayarak da 5 kişinin daha hayatını kurtararak toplamda 10 kişinin hayatını kurtarıp melek olduğunu yazmıştı.

Eymen’in otobiyografisi iktidar medyasında, internet sitelerinde birinci sayfadan haber oldu. Hürriyet haberi “Ağlattın bizi Eymen” başlığıyla duyurdu. Ancak hiçbiri gazeteci Nurfer Akgül’ün KHK’lı Yargıtay tetkik hakimi olduğunu yazmadı. Nurfen Akgül organlarını bağışladıktan sonra ailesine “Bir gün öleceğiz en azından arkamızda açık bir kapımız olsun, insanlar bize dua ederler.” demişti.

Nurfer Akgül’ün ihraç kararı 17 Kasım 2016’da Resmi Gazete’de yayınlandı.

Okumaya devam et

Popular

Shares