Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Erdoğan’ın açtığı davalar Evren’i bile 100’e katladı

12 Eylül darbesi sonrası Cumhurbaşkanlığına seçilen Kenan Evren döneminde Cumhurbaşkanına hakaret nedeniyle 340 soruşturma açıldı. Erdoğan döneminde ise bu rakam 30 bine yaklaştı.

BOLD – Yargı reformu kapsamında düzenlemeler içeren paket, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi. Komisyonda konuşan CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, yasa tekliflerinin sarayda hazırlandığına dikkat çekerek, Türkiye Cumhuriyeti’nin şu anda kararnameler ile yönetildiğine vurgu yaptı.

Cumhurbaşkanına hakaret gerekçesiyle, eski Cumhurbaşkanlarından Kenan Evren döneminde 340, Turgut Özal döneminde 207, Süleyman Demirel döneminde 158, Ahmet Necdet Sezer döneminde 168, Abdullah Gül döneminde 148 soruşturma yapıldığını belirten Bülbül, bu sayının AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan döneminde ise sadece 2018 yılında 26 bin 115 olduğunu kaydetti.

TÜRKKAN: İLTİSAK MUĞLAK BİR İFADE

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan da teklifte bazı maddelere yönelik itirazlarının olduğunu dile getirdi. Yargı paketi teklifinde kavram seçimine özen gösterilmediğini ifade eden Türkkan, “Yapılması öngörülen değişiklikte ‘terör örgütleri üyeliği ve iltisakı’ ifadesine yer verilmiş. Burada kullanılan iltisak kelimesi ceza hukuku terminolojisinde mevcut değil. Üstelik çok muğlak bir sözcük” dedi.

Görme engelli devlet memuru Zafer Taşkıran: “Körüm ama nankör değilim!”

Politika

Arınç da Erdoğan’dan helalleşme bekliyor: Bir kırgınlığım elbette vardır

AKP’li eski Meclis Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Erdoğan için “Kardeş diyebildiğim insan bana sahip çıkmazsa gücenirim. Bunun helallik olarak bana dönmesini isterim” dedi. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’a muhalefet etmemek gibi bir ‘içtihatta bulunduğunu’ da belirten Arınç, “Beni fazla zorlamasınlar. Çünkü içtihatlar zaman zaman değişebilir.” dedi.

BOLD – Bir süre önce aktif siyasetten çekilen ve Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyeliği’nden de istifa eden eski Meclis Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’tan Erdoğan’a helalleşme çıkışı geldi. Arınç, Erdoğan’a muhalefet etmemek gibi bir ‘içtihatta bulunduğunu’ ancak ekledi: “Beni fazla zorlamasınlar. Çünkü içtihatlar zaman zaman değişebilir.”

Erdoğan’la zaman zaman fikir ayrılıkları yaşasa da bir  zamanlar en yakınlarından biri olan Arınç, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde sorunlar olduğunu söyledi, “Yargı bağımsızlığı için iklim değişmeli” dedi. Cemaatlerin denetlenmesi gerektiğini belirtti.

Kasım 2020’de Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın uzun tutukluluk sürelerini eleştirmesinin ardından MHP lideri Devlet Bahçeli’nin sert eleştirilerine hedef olan ve Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu’ndan istifa eden Arınç, BBC Türkçe’den Ece Göksedef’e ilginç açıklamalarda bulundu.

“ÖZGÜL AĞIRLIĞI OLAN KİŞİ KALMADI”

‘Tek kişi’ üzerine kurulu Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’nin şu anda tıkır tıkır işlemediğini belirten Arınç, Erdoğan’ın da bunun farkında olduğunu söyledi.

Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ahmet Davutoğlu’ndan sonra çok konuşulan bir mesele, düşük profilli başbakan… Bu bizim yapımıza uygun değil. Düşük profil deyince, her şey iyisiyle doğrusuyla bir numaraya yönelince, özgül ağırlığı olan kişi kalmadı. Kala kala bir ben kaldım, onun da ne kadar azaltıldığını görüyoruz.”

“YARGIDA VE YARGI BAĞIMSIZLIĞI KONUSUNDA ÇOK BÜYÜK SIKINTI VAR”

Yargı bağımsızlığı konusuna değinen Bülent Arınç, “Sıkıntı var. Tam öyle bir tespit yapmayayım ama bütün olarak yargıda sıkıntı var mı derseniz, var. Hem de çok büyük sıkıntı var. Bu sıkıntıların giderilmesi için Türkiye’de belki bir iklim değişikliğine, anlayış değişikliğine ihtiyaç var. Sanıyorum bu da olacak çünkü herkesin adaletten beklentisi büyük. Beklenti büyük olunca, ihtiyaç büyük olunca bunun arkası gelir. Gecelerin en koyu zamanı, şafak vaktine en yakın olan zamanmış.” dedi.

“ERDOĞAN’A HİÇBİR ZAMAN RAKİP OLMAYACAĞIM DEDİM AMA…”

Aktif siyasete dönüş ile ilgili konuşan Arınç, “Ben AK Parti’nin kurucusuyum, evin sahibiyim. AK Parti’de benden daha kıdemli insan yok. Ben bu partinin sac ayaklarından, kurucularından, temel taşlarından birisiyim. Buna kızanlar, kıskananlar, beni kötülemek isteyenler çıkabilir. Güneş balçıkla sıvanmıyor. Başımı AK Parti’den başka bir partiye çevirmem. AK Parti’de olacağım, cumhurbaşkanımızın yanında, çevresinde olacağım. Ona karşı hiçbir zaman rakip olmayacağım diye bir içtihatta bulundum. Beni fazla zorlamasınlar. Çünkü içtihatlar zaman zaman değişebilir.” diye konuştu.

Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan gibi yeni bir parti kurma ihtimali sorulan Arınç, “Başka bir parti kurmak veya başka bir partiye katılmak düşüncesinde değilim şu anda.” dedi.

Ece Göksedef’in, “Sayın Erdoğan’a AK Parti içerisinde rakip olmak gibi bir düşünceniz olabilir mi?” sorusuna karşılık da Arınç, “Hayır, böyle bir düşüncem kesinlikle yok.” diye karşılık verdi.

ERDOĞAN’A KIRGINLIĞIM ELBETTE VARDIR

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’la ağabey-kardeş ilişkisi içinde olduklarını belirten Arınç sözlerini şöyle sürdürdü:

“Özelde bana ağabey diye hitap eder, biz Tayyip Bey diye ona hitap ederiz. Evet, eski samimi günler şu anda yok ama bu bizim özündeki beraberliğimizi değiştirmez. Elbette bana karşı söylenmiş sözlerden dolayı kendisinden bir helallik dilerim, beklerim. Bu çok önemli çünkü benim için.

Ben onu Bahçeli gibi görmüyorum, Bahçeli geçmişten beri bizim dışımızda bir insan. O ne söylerse onunla başka türlü hesaplaşırız zamanı, zemini geldiğinde.

Ama ağabey-kardeş ilişkisi içerisinde olan insanlar birbirlerini kırmamalı, birbirlerine sırt çevirmemeli. Bir adam eşkiyaya sahip çıkarken benim kardeş diyebildiğim bir insan bana sahip çıkmazsa ben bundan gücenirim. Bunun da helallik olarak bana dönmesini isterim. Biz bunları kendi aramızda halledeceğiz inşallah. Bundan dolayı bir kırgınlığım elbette vardır ama bunu reddedecek noktada değiliz.”

15 Temmuz’u aydınlatacak çok kritik fotoğraf

Okumaya devam et

Analiz

Türkiye raydan çıktı! Muhalefet ne yapacak?

Derinleşen krizle alım gücü düşen halk, artık derdini sokakta haykırıyor. Erdoğan ‘hayır’ dese de muhalefet erken seçimde ısrarlı. Erken, baskın yada normal yakın gelecekte seçim olacak. Uzmanların ‘helalleşme-hesaplaşma’ çıkışı yapan muhalefete, seçmenine ve partizan olmayan AKP-MHP seçmenine doğru mesajları verme konusunda uyarıları var.

BOLD – Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın görevden alınmasıyla derinleşen yüksek kur krizi, yeni yönetimin faiz indirme kararıyla ekonominin dengelerini alt üst etti. Temel gıda maddeleri, enerji ve akaryakıt ürünlerine zam yağdı. Dolardaki hızlı yükseliş, maliyet tutturmakta zorlanan bazı şirketlerin toplu satış sipariş alımlarını durdurdu. Bu yüzden yağ, şeker, un ve kahve gibi ürünlerde marketler kota uygulamaya başladı. Her gün gelen akaryakıt zamları yüzünden benzinliklerin önünde uzun kuyruklar var. Fırıncılar, un üreticilerinin satış yapmamasından şikayetçi.

Dünyanın da gözü Türkiye. Dış basında hemen her gün Türk ekonomisindeki verilere ilişkin yeni analizler yayınlanıyor. Bugün de İngiltere’nin önde gelen gazetelerinden Financial Times, Türk lirasındaki değer kaybı ve dövizdeki dalgalanmaya ilişkin bir analiz yayınladı. Analizde, Türkiye’nin döviz krizinde AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın etkili olduğunun altı çizildi. Erdoğan krizden kurtulmasının önündeki en büyük engel görülüyor.

AKP’li siyasiler dışında ekonomideki gelişmelerden herkes şikayetçi. Muhalefet her fırsatta erken seçim çağrıları yapıyor. Erdoğan ise seçimin zamanında yapılması gerektiğini söylüyor. Erken, baskın yada normal, Türkiye’nin yakın gelecekte sandığa gidecek. Anketler, Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı arasındaki uçurumun kapandığını gösteriyor.

MUHALEFETİN SÖYLEMLERİ NASIL OLMALI

Meral Akşener mitinglerde, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da ev ortamında çekilen görüntülerinde Erdoğan rejimini sandıkta devireceklerini ve ekonomiyi düzelteceklerinin vaadini veriyor. Geçtiğimiz haftalarda ‘helalleşme’ ve ‘hesaplaşma’ çıkışları yapan muhalefete uyarı var.

Helalleşme ve hesaplaşma çıkışlarının ardından başlayan devr-i sabık yaratma tartışmalarıyla ilgili görüşlerini Gazete Duvar’a paylaşan yazar Sedat Bozkurt, “Şimdi muhalefetin yapacağı, hesap sorma kolaycılığı yerine, kendilerinin de sürekli muhatap olacakları bağımsız yargı ve parlamento denetimi vadetmektir” dedi.

MUHALEFETE İKTİDAR SEÇMENİNİ NASIL ÇEKER

Muhalefetin üzerinden durması gereken en önemli konulardan biri de Cumhur İttifakı seçmenine nasıl ulaşacağı sorunu. Siyaset Bilimci Nezih Onur Kuru Gerçek Gündem’de yer alan yazısında, “Seçmenlerin yüzde 11’ini oluşturan parti bağlılığı düşük AK Parti ve MHP seçmeni, ekonomik şartlar giderek kötüleşirken partilerini terk etmeye en meyilli grubu oluşturuyor. Bu seçmenler arasında iktidara kızgınlığın yaygınlaşması, birçok kişinin sandığa gitmeyerek veya muhalefete oy vererek iktidarı cezalandırmasıyla sonuçlanabilir” dedi.

Bu denklemde muhalefete de iş düştüğünü belirten Kuru, “Muhalefetin rasyonel ve güvenilir bir hava yaratması gerekiyor. Aksi halde parti bağlılığı düşük seçmen, olumsuz şartlara rağmen güvenmediği muhalefet karşısında partisini korumaya güdülenebilir. Dolayısıyla bu seçmenin sosyo-ekonomik, demografik, ideolojik ve etnik dağılımını incelemek ve tercihlerinde etkili olabilecek parametreleri tahlil etmek önemli” ifadelerini kullandı.

AKP VE MHP SEÇMENİNE KÖPRÜ KURABİLİR

Millet İttifakı üyeleri olarak CHP’nin merkez siyasi figürleri ile İyi Partili siyasetçiler, CHP-DSP, ANAP-DYP ve MHP’li ailelerden gelen seçmenlere kolaylıkla hitap edebilecek politik söylem ve ajandalara sahip olduğunu belirten Kuru, “Bu yakınlık muhalefet partileri ile partizan olmayan AK Parti ve MHP seçmenleri arasında köprüler kurulmasını sağlayabilir” diye yazdı.

“AKP’li Savcı Sayan ve korumaları şantiyede işçileri dövdü”

Okumaya devam et

Politika

Kılıçdaroğlu’dan miting resti: Vali de Erdoğan da görecek

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 4 Aralık’ta Mersin’de yapılması planlanan ve valiliğin yasakladığı miting ile ilgili rest çekti. Kılıçdaroğlu, “Mitingimizi yapacağız. Vali de görecek, Erdoğan da görecek, herkes görecek” dedi.

BOLD – CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’da İkinci Yüzyılda Eğitim Hakkı Çalıştayı’na katıldıktan sonra gazetecilerin sorularını cevapladı.

Kılıçdaroğlu, 4 Aralık’taki Mersin mitingi için Mersin Valiliği’nin Cumhuriyet Meydanı talebini reddetmesi ile ilgili soruya, şu yanıtı verdi: “Mitingimizden niye rahatsız oluyor, anlamakta zorluk çekiyorum. Demek ki bir kusurları var. Sayın Vali, Cumhuriyet Meydanı’nı yasaklıyor, başka bir yer göstermiş, Mitingimizi yapacağız. Vali de görecek, Erdoğan da görecek, herkes görecek.”

 

Okumaya devam et

Popular

Shares