Bizimle iletişime geçiniz

Politika

CHP’li Erdoğdu: Erdoğan, mal varlığının araştırılması tehdidi geldiğinde 180 derece döndü

CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, ABD ile Türkiye arasında varılan Barış Pınarı Harekâtı anlaşmasıyla ilgili konuştu. Erdoğdu, “Erdoğan, kendisinin ve ailesinin mal varlığıyla ilgili yaptırım tehdidi geldiğinde ‘asla ateşkes yok’ açıklamasından 180 derece döndü” dedi.

BOLD – CHP’li Erdoğdu, ABD ile Türkiye arasında Barış Planı Harekatı anlaşmasıyla ilgili konuştu. Erdoğdu, Erdoğan’ın Türkiye Cumhuriyeti devletine yapılan yaptırım tehdidini Erdoğan’ın umursamadığını, fakat kendisinin ve ailesinin mal varlığıyla ilgili yaptırım tehdidi ve Halkbank’a yönelik dava geldiğinde ‘asla ateşkes yok’ açıklamasından 180 derece döndüğünü kaydetti.

ABD ile varılan anlaşmanın Washington’ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve ailesinin mal varlığının araştırılması tehdidinin hemen ardından geldiğine dikkat çeken Erdoğdu, “Erdoğan’ın yurtdışındaki mal varlığı meselesi artık bizim için bir ulusal güvenlik sorunudur” dedi.

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, 17 Ekim’de Ankara’ya gelerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ABD Başkanı Donald Trump’ın “ateşkes” teklifini iletmiş ve yapılan görüşmeler sonucunda Türkiye ile ABD, Barış Pınarı Harekâtı’na 120 saatliğine ara verilmesini de içeren mutabakata varmıştı.

Aynı gün ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, Türkiye’nin Barış Pınarı Harekâtı’na başlamasının ardından Demokrat Senatör Chris Van Hollen ile birlikte hazırladığı yaptırım tasarısını ABD Kongresi’ne sunmuştu. Kongreye sunulan yaptırım tasarısında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesinin ABD’deki mal varlığının tespitini içeren rapor hazırlanması öngörülmüştü.

Pence’in ziyaretinden bir gün önce de New York Federal Savcılığı, “ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının delinmesinde yardımcı olduğu” gerekçesiyle Halkbank hakkında iddianame hazırlamıştı.

ERDOĞAN KISA SÜREDE ÇARK ETTİ

Konuyla ilgili Cumhuriyet’e açıklama yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, “İki önemli yaptırım meselesi var. Bir Halkbank davası meselesi var, bir de bundan daha önemlisi ABD tarafından Erdoğan’ın kendisi ve ailesinin mal varlığının dondurulması tehdidi savruldu. Bu yaptırım tehditlerinden sonra Erdoğan’ın kısa süre içinde yaptığı bütün açıklamalardan çark ettiğini gördük” dedi.

MALVARLIĞI MESELESİ

ABD Başkanı Trump’ın Barış Pınarı Harekâtı’nın başlatılmasının ardından Türkiye’ye yönelik açıkladığı yaptırım paketinde ağır bir yaptırımın bulunmadığını, daha önce kaldırılan alüminyum ve çeliğe ek gümrük vergisinin yeniden getirildiğini kaydeden Erdoğdu, “Erdoğan başlangıçta büyük bir direnç gösteriyordu. Ama ne zaman ki Halkbank ile kendisinin ve ailesinin mal varlığı meselesi ortaya çıktı, ‘Ateşkes yok, güvenli bölgede ilerlemeyi devam ettireceğiz’ gibi açıklamalardan dönüldü” diye konuştu.

ERDOĞAN’IN MALVARLIĞI MİLLİ GÜVENLİK KONUSU

Erdoğdu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ne zaman ki Erdoğan ve çevresindekilerin şaibeli işlemleriyle ilgili uluslararası bir tehditle karşılaşsalar her şeyden vazgeçiyorlar. Bu kadar hayati konularda Erdoğan ve ailesinin mal varlığına tedbir konulması tehdidi masaya konuluyorsa ve bu tedbir tehdidiyle bir anda dış politikada 180 derece dönülüyorsa; bu artık Türkiye için bir milli güvenlik konusudur. Yarın öbür gün başka bir hayati konuda, başka bir stratejik durumda, başka bir ülke tekrar bu kozu ortaya atsa Türkiye Cumhuriyeti diplomatik olarak felç olmuş duruma düşüyor ki bunu Suriye’ye yapılan operasyonda gördük.”

MALİYETİ BÜYÜK

Erdoğdu, yaşanan sürecin Türkiye’ye büyük bir siyasi ve diplomatik maliyeti olduğunu belirterek “Bütün dünyada yalnız kaldık, itibarımız sarsıldı. Şu an itibarıyla bu harekâta niye başladık, niye bitirdik, ortada sorulacak onlarca soru var. Ayrıca bu anlaşma her ne kadar ABD ve Türkiye ile yapılmış gibi görünse de aslında ABD’nin zorlaması ve gözetimiyle YPG ve Türkiye arasında yapılmıştır. Bu, YPG’yi resmi tanıma anlamına gelir. Üstelik anlaşmaya uyulup uyulmayacağı belli değil, çünkü ABD’nin orada bir varlığı yok. Anlaşmaya Rusya ve Suriye hükümetinin ne diyeceğini henüz bilmiyoruz” değerlendirmesini yaptı.

Hazine’den 5 partiye 419 milyon TL

Politika

İçişleri Bakanlığından Uludere raporu: Terör örgütü mensubu olduğuna dair bilgi yok

CHP’li Levent Gök, Şırnak Uludere’de TSK bombardımanı sonucu öldürülen 34 vatandaşla ilgili İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin raporunu gündeme getirdi. Raporda, öldürülen 34 vatandaşla ilgili “terör örgütü mensubu olduğuna dair spesifik bilgi bulunmamaktadır” tespitinin yapıldığını belirten Gök, Süleyman Soylu’ya raporla ilgili soruşturma izni verip vermeyeceğini sordu.

BOLD – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili Levent Gök, İçişleri Bakanlığı bütçesinin görüşüldüğü Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 28 Aralık 2011’de TSK’ya ait uçakların bombardımanı sonucu 34 vatandaşın hayatını kaybettiği Roboski Katliamı’nı gündeme getirdi.

Mezopotamya Ajansının haberine göre, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a konuyla ilgili sorular sorduğunu ancak Akar’ın “kovuşturmaya yer olmadığı” yönünde herkesin bildiği bir cümlelik yanıt verdiğini belirten Levent Gök, “Adaleti konuştuğumuz bugünlerde, reform yapacağımızı ifade ettiğimiz bugünlerde, bir ay sonra dokuzuncu yılı dolacak olan Uludere olayında öldürülen 34 yurttaşımızın ve yaralanan 4 yurttaşımızın adalet arayışları hâlâ devam ediyor” ifadesini kullandı.

MÜLKİYE MÜFETTİŞLERİNİN RAPORU

Roboski Katliamı ile ilgili İçişleri Bakanlığı bünyesinde mülkiye müfettişlerinin olayı araştırmak üzere bir rapor hazırladığını kaydeden Gök, şunları söyledi: “O raporda ‘Tespit edilen grubun terör örgütü –yani vurulan kişilerin- mensubu olduğuna dair spesifik bilgi bulunmamaktadır’ diyor mülkiye müfettişlerinin raporunda. Yine, ‘grubun kaçakçı olarak değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu’ ve ‘Top atışlarına rağmen, grubun sınıra doğru ilerlemesi bölücü terör örgütü tavrı değildir’ gibi çok önemli tespitleri içeren bir mülkiye müfettişleri raporu Bakanlığa sunuldu. Şimdi, bu rapor bir araştırma raporu, ön inceleme raporu. Bunun sonuç doğurması için sizin bu raporun bir soruşturma izni raporuna dönüşmesine onay vermeniz gerekiyor.”

TELEFONLA ARAYAN MİT YETKİLİSİ KİM?

Soylu’ya Roboski olayıyla ilgili soruşturma izni verip vermeyeceğini soran Gök, şu soruları yöneltti: “Sayın Bakan, gelinen bu aşamada vicdanınızla baş başa kalarak ön inceleme raporuna yani sonuç doğurmayan bu rapora karşı sonuç doğurması adına bir soruşturma izni vermeyi uygun bulur musunuz ve verecek misiniz? İkinci sorum da: O zamanki İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim Şahin –ki Millî Güvenlik Kurulu toplantısında vardı- bu olaydan üç yıl sonra bir açıklama yaptı. Sınırdan geçmekte olduğu farz edilen terör örgütü mensubu Bahoz Erdal’ın ya da Fehman Hüseyin’in vurulacağına dair inançla bu olay yapılmıştı. Sayın İdris Naim Şahin şunu ifade etti: ‘O anda üst düzey MİT görevlisi tarafından Türk Silahlı Kuvvetleri telefonla aranarak Bahoz Erdal’ın hudut hattını geçmekte olduğu bildirilmiştir’ dedi ve bu olay oldu Sayın Bakan. Şimdi, İdris Naim Şahin’in, o günkü İçişleri Bakanı’nın söylediği bu sözden yola çıkarak söylüyorum: Bu üst düzey MİT yetkilisi kimdir? Bu MİT yetkilisi hakkında herhangi bir işlem yapılmış mıdır?”

“Kürt düşmanı Erdoğan” rencide edici değil

Okumaya devam et

Politika

Babacan: Erdoğan, Bahçeli’ye karşı kendi itibarını bile savunamaz halde

Partisinin Adıyaman Kongresinde konuşan Ali Babacan, Devlet Bahçeli’nin AKP ve Erdoğan üzerinden vesayet kurduğunu iddia ederek, “Büyük ortak itibarını savunamaz halde” dedi.

BOLD – DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, bugün partisinin 1. Olağan Adıyaman İl Kongresine katıldı. Kongrede partililere konuşan Babacan hükumeti ve ittifak ortağı MHP’yi eleştirdi.

HALKIN SAĞLIĞINI GÖZDEN ÇIKARDINIZ

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın dün ilk kez açıkladığı vaka sayılakrına ilişkin daha önce söylediklerinin doğru çıktığını vurgulayan Babacan: “Dün açıkladıkları rakam, ABD ve Hindistan’ın hemen peşinden üçüncü olduğumuzu gösteriyor. Tabii açıklanan sayılara inanıp inanmamak başka mesele. Açıklama yapmak demek, bir şeyi açıklığa kavuşturmak demektir. Bugüne kadar topluma tam olarak neyi açıkladıklarını bile anlayamadık. Bu sefer de hasta tanımı yeniden yapıldı. “Sadece hastanede yatanlar” denildi. Anlıyoruz ki günlük tablolarda açıkladıkları hasta sayıları da doğru değil” ifadelerini kullandı.

Hükumetin sırf propaganda yapmak için olur olmadık şeylere beka meselesi dediğini hatırlatan Babacan: “Gerçek beka bu milletin sağlığıdır. İnsanımızın sağlığını aylardır tehlikeye attınız. 1 Haziran’dan itibaren neredeyse tek bir önlem almadan hastalığın yayılmasını izlediniz. Ekonomiyi batırdığınız için, halkımızın sağlığını gözden çıkardınız” dedi.

KÜÇÜK ORTAĞIN VESAYETİ

Bahçeli’nin AKP’nin kurucularından Bülent Arınç için sarf ettiği hakarete varan sözleri hatırlatan Babacan konuşmasının devamında şunları söyledi: “Küçük ortak, büyük ortak üzerinde neredeyse vesayet oluşturmuş durumda. Büyük ortağın sorunlarının nasıl çözüleceğini küçük ortak belirliyor. Büyük ortağın kurucularına, büyük ortağın gözü önünde ağza alınmayacak, yakışıksız, seviyesiz ifadeler kullanılıyor. Büyük ortak kendi mensuplarının itibarını bile savunamaz halde. Türkiye siyaseti çok sayıda enteresan olaya şahit olmuştur ama bir siyasi partinin direksiyonuna başka bir partinin genel başkanının geçmesine herhalde ilk defa tanık oluyoruz.”

Başsavcıvekili Zülkarneyn Kısık koronavirüsten hayatını kaybetti

Okumaya devam et

Politika

Gökçek ve Arınç’ın ‘Parsel parsel’ kavgası sonrası AKP’de neler oldu

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Feramuz Üstün, Ahmet Davutoğlu’yla, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında ilk kavganın Arınç-Gökçek gerginliği nedeniyle yaşandığını ifade etti.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın tahliyeleri konusunda ters düşen TBMM eski Başkanı Bülent Arınç, geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulundaki görevinden istifa etmek zorunda kaldı.

Arınç’ın istifası sonrası, daha önce Ankara’daki arazi rantı suçlaması yüzünden kavgalı olduğu Melih Gökçek, Arınç hakkında bir paylaşımda bulundu. Arınç’ın istifasının yeterli olmadığını söyleyen Gökçek, Arınç’ın cezalandırılması için sosyal medyada da kampanya başlattı.

Son olanlar yıllar önce kameralar önünde yaşanan ‘Parsel Parsel’ kavgasını yeniden gündeme getirdi. Kavganın yaşandığı yıl AKP Genel Başkanı ve Başbakan olan Ahmet Davutoğlu’nun yeni partisinden bir açıklama geldi.

DAVUTOĞLU-ERDOĞAN KAVGASI

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Feramuz Üstün, dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında ilk kavganın bu olay nedeniyle yaşandığını ifade etti.

Konuk olduğu TV5 yayınındaki programda konuşan Üstün: “Melih Gökçek ile Bülent Arınç arasında yaşanan parsel parsel meselesi partiye çok zarar vermişti. Böyle bir atmosferin ortaya çıkmasından dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arınç’ın görevden alınmasını istiyordu. Ahmet Davutoğlu, ‘bu hükümetin Başbakanı benim’ diyerek Bülent Arınç’ı görevden almadı. Davutoğlu bu kadar vefalı biri işte” ifadelerini kullandı.

Borsa İstanbul’un yüzde 10’u artık Katar’ın

Okumaya devam et

Popular