Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Savcılık tebligatını kabul etmeyen Halkbank, redd-i hakim ve davanın düşmesini istedi

Halkbank aleyhine ABD’de açılan davanın duruşmasına devam edildi. Savcılığın posta yoluyla gönderdiği iddianame ve tebligatı kabul etmeyen Halkbank’ın avukatları, iddianamenin geri çekilmesi ve reddi hakim talebinde bulundu.

BOLD – New York’ta 22 Ekim’de yapılan duruşmaya hiçbir temsilci göndermeyen Halkbank, Salı günü yapılan mahkemeye 4 avukat gönderdi.

REDD-İ HAKİM VE DAVANIN DÜŞMESİ TALEBİ

Halkbank avukatı Andrew Hruska, ABD’nin Halkbank’ı yargılama yetkisi olmadığını ve reddi hakim talebini iletmek amacıyla duruşmaya katılmak istediğini ifade etti. Savcı Yardımcısı Michael Lockard, böylesi bir katılıma itiraz ederek bunun yasal olarak mümkün olmadığını dile getirdi.

Halkbank avukatı Hruska, reddi hakim talebinin gerekçesi olarak, Yargıç Berman’ın, Reza Zarrab ve Mehmet Hakan Atilla’nın yargılandığı davalara bakması ve 2014’te İstanbul’da katıldığı bir sempozyumda “Türk hükümetini eleştiren açıklamalar yapmasını” göstermişti. “ABD’nin Halkbank’ı yargılama yetkisi olmaması” gerekçesi ise bankanın ABD’de herhangi bir varlığı veya faaliyeti olmaması üzerine temellendiriliyor.

GÖZLEMCİ OLARAK KATIMA TALEBİNE TEPKİ

Halkbank’a ABD’de danışmanlık ve hukuk temsilciliği yapan King & Spalding hukuk firmasına bağlı avukatlar duruşmalara da “gözlemci” olarak katılma talebinde bulundu. Hakim Berman ise avukatların bu talebine tepki gösterdi. Hakim Berman, hukuk firması avukatlarının mahkemede gözlemci olarak bulunma talebinin kabul edilemez olduğunu belirterek, “Burada hem varsınız hem de yoksunuz” yorumunu yaptı. Halkbank’ın bir kurum olduğunu hatırlatan Hakim Berman, davayla ilgili herhangi bir tutuklanma olmayacağı için King&Spalding’in tebligatı reddedip duruşmaya neden katılmadıklarını anlayamadığını ifade etti.

SAVCILIK VE AVUKATLARDAN YAZILI AÇIKLAMA İSTEDİ

Avukatlar, mahkeme hakimine önceki gün yaptıkları davaya sınırlı ve özel katılım, redd-i hakim ve iddianamenin geri çekilmesi yönündeki yazılı başvuruyla ilgili taleplerini sözlü olarak aktardı. Hakim Berman, Halkbank’ın yapılacak yeni bir duruşmada sınırlı ve özel katılım şartıyla katılabileceğiyle talebiyle ilgili King & Spalding hukuk firmasından ayrıntılı yeni bir başvuru dilekçesi istedi. Berman, Halkbank’ın bir dönem temsilciliğini yürüten ancak yetkileri olmadığı için tebligatı almayan avukatlara, argümanlarını sunmaları için 19 Kasım’a kadar süre verdi. Halkbank’ın avukatlardan ayrıca iddianamenin geri çekilmesi ve reddi hakim taleplerini gerekçelerini de detaylarıyla sunmalarını istedi.

Hakim Berman, savcılığa da avukatların iddiaları ve savunmaları yanıtlamaları için 26 Kasım’a kadar süre verdi.

Savcılığın yazılı başvurusundan sonra King & Spalding hukuk firmasına da 2 Aralık’a kadar savcılık tarafından sunulan dilekçeye cevap vermesi için süre tanıdı.

HALKBANK, TEBLİGATI KABUL ETMEMİŞ

ABD’de davayı takip eden gazetecilerden Adam Klasfeld, duruşma öncesi savcılığın mahkemeye sunduğu yeni bir belgeyi paylaştı. Belgede savcılık mahkemeye, kargo şirketi FedEx aracılığıyla Halkbank’a mahkeme celbi gönderdiklerini fakat şirketin bu belgeyi almayı reddettiğini bildirdi.Savcılık 25 Ekim’de Halkbank’a ulaşan belgenin kabul edilmeme gerekçesi olarak el yazısıyla düşülen notu da paylaştı:

“FedEx aracılığıyla gönderilen belgeler, ABD ile Türkiye Cumhuriyeti arasında imzalanan sözleşmelerdeki hukuki tebligat şartlarına uygun olmayan şekilde gönderildiği için Bankamız tarafından kabul edilmeden iade edilmiştir.”

Belgede bir kişinin imzası bulunsa da adı yer almıyor ve Halk Bankası Hukuk İşleri Daire Başkanlığı ifadeleri yer alıyor. Savcılık, bu nedenle Halkbank’ın kendisine yöneltilen suçlamalardan haberdar olduğunu ve belgeyi kabul etmeyerek davadan kaçmaya çalıştığını savundu.

Erdoğan’ın ABD ziyareti: “Trump’la yapacağım telefon görüşmesine göre kararımı vereceğim”

Dünya

DSÖ, pandemi sonrası için uyardı: Daha zorlu sorunlar bekliyor

DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus, zengin ülkelerin aşı izdihamında fakir ülkelerin ezilmesine müsaade edemeyeceklerini belirterek, küresel bir kriz olan pandemide çözümün de adil ve küresel olması gerektiğini söyledi.

BOLD – Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, yeni tip koranavirüs (Kovid-19) salgını birinci yılına yaklaşırken dünyayı yoksulluk ve açlık gibi pandemiden sonra daha zorlu sorunların beklediği uyarısında bulundu.

DÜNYAYI ZORLU SORUNLAR BEKLİYOR

Ghebreyesus, BM Genel Kurulunda düzenlenen Kovid-19 Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, ”Zengin ve güçlü ülkelerin aşı izdihamında fakir ülkelerin ezilmesine müsaade edemeyiz” dedi. Salgının üzerinden neredeyse bir yıl geçtiğini ve ”tünelin sonundaki ışığın daha parlak hale geldiğini” belirten Ghebreyesus, pandemiden sonra ise dünyayı daha zorlu sorunların beklediği uyarısında bulundu.

“ÇÖZÜM DE KÜRESEL OLMALI” ÇAĞRISI

Ghebreyesus,”Yoksulluk ve açlığın aşısı yok, eşitsizliğin ve iklim değişikliğinin aşısı yok” diye konuştu. Pandeminin küresel bir kriz olduğuna dikkati çeken Ghebreyesus, çözümün de adil ve küresel olması çağrısı yaptı.

Koronavirüs salgını Türkiye’de yeni rekorlar kırarak yayılıyor

Okumaya devam et

Dünya

ABD’li en üst düzey istihbarat yetkilisi: Çin özgürlüğe karşı en büyük tehdit

ABD’nin en üst düzey istihbarat yetkilisi Ulusal İstihbarat Direktörü John Ratcliffe, Çin’in İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana demokrasi ve özgürlüğe en büyük tehdit olduğunu söyledi.

BOLD – Wall Street Journal gazetesinde bir makale kaleme alan Ratcliffe, Çin’in ABD’nin sırlarını çalarak ve piyasada ABD’li şirketlerin yerini alarak büyüdüğünü belirtti.

RUSYA VE TERÖRLE MÜCADELENİN ÖNÜNE GEÇTİ

Ratcliffe ayrıca Pekin’in ABD ile bir sürtüşmeye hazırlandığını ve ekonomik, askeri ve teknolojik açılardan dünyaya hükmetmeye niyetli olduğunu belirtti.

Daha önce Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve FBI Başkanı Christopher Wray de benzer açıklamalar yapmıştı.

Ulusal İstihbarat Direktörü Ratfcliffe Çin’in ABD istihbarat faaliyetlerinin başlıca odağı olma özelliğini Rusya ve terörle mücadeleden aldığını belirtti.

FİKRİ MÜLKİYET HIRSIZLIĞI

Ratcliffe Çin’in “çal, taklit et ve yerini al” diye tanımladığı bir tür ekonomik casusluğa giriştiğini söyledi ve Çinli bir rüzgar türbini şirketinin ABD’de, Amerikalı bir rakibinden çalmaktan suçlu bulunmasını ve daha sonra bu ürünü dünya çapında satarken, Amerikalı şirketin müşteri kaybedip, işçi çıkartmasını örnek gösterdi.

Ratfcliffe her yıl 500 milyar dolar tutarında fikri mülkiyetin çalındığını savundu.

Son dönemde FBI sık sık araştırmaları çaldıkları gerekçesiyle, Çin vatandaşlarını tutukluyor. Çin’in ayrıca, Harvard Üniversitesi Kimya Fakültesi’nin dekanına ayda 50 bin dolar ödediği ortaya çıkartılmış ve tutuklanmıştı.

Ratcliffe ayrıca, Çinli istihbarat servislerini Huawei gibi teknoloji şirketleri aracılığıyla teknolojik zayıflıklar oluşturmaya çalışmakla suçladı ve Çin teknolojisi kullanan müttefik ülkelerle Amerikan istihbaratının paylaşılmayacağını belirtti.

Ratcliffe ABD’nin elde ettiği istihbarata göre Çin’in “biyolojik olarak artırılmış kabiliyetlere sahip” askerler geliştirmek için askerleri üzerinde testler yaptığını da söyledi.

SİYASİ NÜFUZ EDİNME ÇABALARI

ABD’li yetkili, Çin’in büyük şirketlerdeki sendikaları, yerel politikacılara Çin’e karşı daha yumuşak bir tutum takınma, aksi takdirde sendika üyelerinin oylarını kaybedeceklerini söylemeye teşvik ederek, ABD Kongresi üyeleri ve danışmanları üzerinde “büyük bir nüfuz kampanyası yürüttüğünü” de ifade etti.

Ratcliffe, Çin’in Kongre üyelerini Rusya’ya kıyasla altı, İran’a kıyasla da 12 kez daha sıklıkla hedef aldığını vurguladı.

PEKİN İDDİALARI REDDETTİ

Pekin yönetimi ise Ratcliffe’ın iddialarını reddetti. Dışişleri Bakanı Hua Çunying, Ratcliffe’ın yazısını “yanlış bilgi, siyasi virüs ve yalan yayma girişimi” diye nitelendirerek, “Çin’i karalamak ve Çin tehdidini abartmak üzere tekrarlanan yalan ve dedikodular dışında yeni bir şey söylemiyor. ABD yönetiminin ilgili kurumlarının bir süredir ürettiği yalan manzumelerinden biri” olarak yorumladı.

İngiliz Times gazetesi: Pekin yönetimi Türkiye’deki Uygurları ajanlık yapmaya zorluyor

Okumaya devam et

Dünya

Pfizer 2020 aşı üretim hedefini 100 milyondan 50 milyona düşürdü

Almanya merkezli BioNTech ile koronavirüse karşı aşı geliştiren Amerikan ilaç devi Pfizer, 2020 aşı üretim hedefini 100 milyon dozdan 50 milyon doza düşürdü. 2021 için 1 milyar dozdan fazla aşının dağıtılması hedefinde ise değişiklik yapılmadı.

BOLD – Şirket sözcüsü yaptığı açıklamasında aşıların üretimi için gereken büyük ölçekli hammaddenin temin edilmesi süreci olmak üzere birçok etmenin üretimin yavaşlamasında etkili olduğunu belirtti.

Buna karşın sözcü şirketin üretim ölçeğinin artması sürecini tamamladığını ve şirketin hızlı bir tempoyla üretim yaptığını belirtti.

Pfizer’in Alman biyoteknoloji şirketi Biontech’le birlikte geliştirdiği aşı iki dozdan oluşuyor. Virüse karşı koruma sağlaması için aşılanacak kişiye belirli aralıklarla iki doz aşının verilmesi gerekiyor.

“Taşıyıcı RNA” isimli yeni bir teknolojiye dayandığı belirtilen aşının İngiltere’de kullanımı bu hafta onaylanmış, ABD Gıda ve İlaç İdaresi’ne (FDA) acil onay başvurusu yapılmıştı.

44 bin deneğin katıldığı klinik testlerde aşının Kovid-19 semptomlarını önlemede yüzde 95 başarı sağladığı ortaya çıkmıştı. Aşı 65 yaş üstündekilerde ise yüzde 94 koruma sağlıyor.

Ancak aşının enfeksiyona karşı ne kadar süre koruma sağladığı bilinmiyor.

Koronavirüs aşısının mucitleri Şahin ile Türeci: Henüz aşı olmadık

Okumaya devam et

Popular