Bizimle iletişime geçiniz

Teknoloji

Apple’dan tüm zamanların satış rekoru

ABD’li teknoloji devi Apple, 2019’un son çeyreğinde 91,8 milyar dolarlık satış ile tüm zamanların en yüksek 3 aylık satış rakamına ulaştıklarını açıkladı.

BOLD – Apple, 2019’un Ekim-Aralık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre satışların yüzde 8 artarak 91,8 milyar dolara çıktığını açıkladı. Net karın da 22,2 milyar doları bulduğu belirtilen açıklamada, tüm zamanların en yüksek 3 aylık satış rakamlarına ulaşıldığı vurgulandı. iPod, iPad, iMac gibi bir çok elektronik ürün de satan şirketin, iPhone satışlarından elde ettiği gelir bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 8 artarak 55,9 milyar dolara ulaştı.

YENİ TELEFON MODELLERİ İLGİYİ ARTTIRDI

Akıllı telefonun öncüsü Apple’ın Yönetim Kurulu Başkanı Tim Cook, yeni telefon modellerinin ilgiyi arttırdığını belirterek, “iPhone 11 ve iPhone 11Pro modellerine olan güçlü talepten kaynaklanan, tüm zamanların en iyi çeyrek dönem gelirini açıklamaktan mutluluk duyuyoruz” dedi.

Manisa ve Elazığ depremleri bilen isimden Silivri uyarısı: “Birkaç gün içinde 5 veya 6 şiddetinde deprem olabilir”

Okumaya devam et
Reklamlar

Teknoloji

Hayat Eve Sığar uygulamasıyla veriler kolluk kuvvetlerine akıyor

Türkiye’de 5 milyon kişi Hayat Eve Sığar uygulamasını telefonuna indirdi. Kişisel veri güvenliği suistimale açık biçimde tek merkezde toplanıyor.

BOLD – Çin’in başlattığı koranaya karşı cep telefonu aplikasyonu diğer ülkelere de yayılıyor. Türkiye dahil birçok ülke, koronavirüsle mücadele için akıllı cep telefonlarına yüklenmek üzere temas takip uygulamaları geliştirdi.

Çin, Singapur, Güney Kore, Tayvan’ın öncülük ettiği Asya ülkelerinde başlayan uygulama artık Avrupa ülkelerinin de gündeminde. Ama burada kişi güvenliğini sağlayan ve tüm verileri devlete veren olmak üzere iki farklı yöntem var.

Siber Bülten’in yayınladığı analize göre;  Covid-19 cep telefonu uygulamaları, bireylerin özel verilerine erişim sağladığı için mahremiyet, kişisel veri güvenliği ve insan hakları açısından ihlallere yol açabilecek nitelikte.

Üstelik verilerin nerede toplanacağı, ne kadar süreyle tutulacağı ve amacından saptırılmadan kullanılması için alınacak güvenlik önlemlerine ilişkin küresel bir uzlaşı olmadığı için suiistimale de açık olabileceği ifade ediliyor.

MERKEZİ VE MERKEZİ OLMAYAN TAKİP UYGULAMALARI

Ülkelere göre bazı değişiklikler gösterse de genel olarak ortak özellikleri cep telefonundaki Bluetooth teknolojisini kullanıyor olmaları.

İki cihaz arasındaki veri aktarımıyla bireylerin verileri toplanıp eşleştiriliyor ve hastalık riski haritası ortaya çıkıyor. Risk tespit edilmesi durumunda da alınması gereken önlemler konusunda bireyler uyarılıyor.

Bu kaygılar da özellikle iki tip uygulamalar çerçevesinde tartışılıyor: Merkezi ve merkezi olmayan temas takip uygulamaları.

Mahremiyet ve kişisel veri güvenliği hakkı savunucuları merkezi olmayan sistemlerin kullanılması tavsiyesinde bulunuyor.

Merkezi sistemde veriler hükümet kurumlarının erişimine açılıyor ve risk ölçümü için bireylerden alınan veriler bu merkezde eşleştiriliyor. Merkezi olmayan sistemde ise hükümetlerin veriye erişimleri kısıtlı oluyor ve eşleştirmeler bireyin kendi cihazı içinde yapılıyor. Dolayısıyla bireyin verileri üzerinde kontrol hakkı daha fazla oluyor.

Merkezi olmayan bu yöntemi destekleyenler arasında ortak model geliştiren Google ve Apple ile DP3T adlı uluslararası konsorsiyum var.

TÜRKİYE’DEKİ UYGULAMA MERKEZİ

Türkiye’deki ‘Hayat Eve Sığar’ uygulaması verilerin hükümet kurumlarının doğrudan erişimine ve kontrolüne açan merkezi bir sistem kullanıyor. İngiltere’nin Wight Adası’nda test aşamasında olan uygulaması da merkezi. Ama İngiltere’nin veri mahremiyeti kaygıları nedeniyle, paralel olarak merkezi olmayan Google ve Apple ile uyumlu bir uygulama da geliştirdiği bildiriliyor. Norveç ve Fransa da şimdilik kendi üretimleri olan uygulamayı kullanıma açmaya hazırlanıyor.

Merkezi olmayan yöntemi benimseyeler arasında da Almanya, İtalya, İrlanda, Avusturya ve İsviçre var. İspanya ise şimdilik kararsız.

Mahremiyet hakkından dolayı merkezi olmayan yöntemleri savunan ve geliştiren DP3T grubu üyelerinden, Hollanda Delft Teknik Üniversitesi öğretim görevlisi Doç. Dr. Seda Gürses kişisel verilerin teknik olarak korunması konusunda uzman.

BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Dr. Gürses merkezi ve merkezi olmayan sistemler arasındaki farkı şöyle anlatıyor:

“Merkezi sistemde, Covid-19 testi pozitif çıkan bir kişinin verilerini telefon topluyor ve merkeze iletiyor. Bu merkez bireyin kiminle temasta olduğuna merkezi bir altyapıda bakabiliyor.

“Dolayısıyla veriler merkezi bir otoriteye görünür oluyor. Bunun getirdiği zararları karşılaştırınca, yapılmaması gerektiğini düşünüyoruz.

“O yüzden merkezi olmayan bu tasarımı oluşturduk. Ama birey, bu sistemle kiminle iletişimde olduğuna kendi cihazından bakabiliyor. Merkeze telefon rehberi gitmiyor.”

Merkezi olmayan yöntemleri destekleyen Google ve Apple da ortak teknoloji geliştirdi. Apple, iOS işletim sisteminin geliştiricisi, Google da Android. Bu iki şirket, API olarak bilinen uygulama programı ara yüzünü Mayıs sonundan önce ilan etmeyi planlıyor.

HAYAT EVE SIĞAR UYGULAMASI HANGİ VERİLERE ERİŞİYOR?

Benzer bir durum yine merkezi temas takip uygulaması benimseyen Türkiye’deki Hayat Eve Sığar uygulaması için de geçerli.

Her ne kadar bazı verilerin gizli tutulacağı söylense de, toplanan verinin miktarı çok olursa, bireylerin anonimleşmesinin de o kadar olacağı düşünülüyor.

Uluslararası insan hakları örgütleri ve dijital veri güvenliği savunucuları merkezi otoritelerin bireylerden toplayacağı verilerin kısıtlı ve yalnızca spesifik olarak amacına uygun toplanması tavsiyesinde bulunuyor.

Covid-19 takibi için de insanlar arası mesafe önemli olduğu için yalnızca Bluetooth özelliği yeterli görülüyor. Ama Türkiye’deki uygulama Küresel Konumlama Sistemi’den (GPS) kameraya kadar birçok veriye erişim sağlıyor.

Hayat Eve Sığar uygulamasını indirirken kullanıcıdan alınan izinler ve erişimler şöyle: GPS ve ağ tabanlı konum bilgilerine erişim, telefon rehberi, kamerada resim çekme ve görüntü kaydetme, kablosuz bağlantılar, tam ağ erişimi, Google hizmet yapılandırmasını okuma, Bluetooth ayarları, internetten veri alma.

Bunlara ek olarak hali hazırda kayıtlı olan e-devlet kimlik bilgileri, e-nabız sistemi ve Mernis (nüfus ve vatandaşlık işleri) verilerine de erişim sağlanıyor. Hayat Eve Sığar uygulaması Türkiye’de faaliyet gösteren üç GSM operatörüyle çalıştığı için cep telefonunun kayıtlı olduğu operatörle paylaşılan tüm veriler yine bu uygulama aracılığıyla devlet sistemlerine doğrudan erişim veriyor.

TÜRKİYE’DE BEŞ MİLYON KİŞİ İNDİRDİ

Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç, 6 Mayıs’ta ‘Dijital Gündem’ adlı internet sitesinin düzenlediği video konferansında Türkiye’de geliştirilen Hayat Eve Sığar uygulamasını 6 Mayıs itibariyle yaklaşık 5 milyon kişinin indirdiğini söylemiş, veri toplanmasının ‘halkın faydasına olacağını’ şu sözlerle dile getirmişti:

“Kamu olarak ne kadar fazla veri toplanırsa risk analizini daha doğru yapabileceğimizi söyleyebilirim (…) Her gün yeni özellikler ekliyoruz. Yakında bir barkod uygulaması getireceğiz. Bu sayede Covid-198 pozitif tanısı olduğunda bu özellik sayesinde girilen yerler ve zamanları takip edilecek. Salgının yayılmasını önleme açısından kişi bazlı takip çok önemli.”

Ama yalnızca bireylerin mesafeleri ve fiziksel temasları üzerinden ölçüm yapılan risk hesaplamalarında bölgesel haritaların çıkarılmasının ne kadar faydalı olacağına dair de soru işaretleri var. Dolayısıyla fazla veri toplanmasının da bireysel hakları ihlal edebileceği eleştirisi yapılıyor.

Alternatif Bilişim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Faruk Çayır’a göre “merkezi sistemde toplanan verilerin güvenliğinin sağlanması zor” dolayısıyla “Ne kadar çok veri kaydederseniz, o kadar çok risk almış olursunuz” diyor.

Verilerin anonimliği konusunda da endişeleri dile getiriyor:

“Diğer veriler bir yana, konum verilerinin tamamen anonim hale dönüştürülmesi bile çok zor. Konum verileriyle birlikte 3 ya da 4 veriyi birleştirdiğinizde rahatlıkla kişileri tanımlanabilir hale getirebilirsiniz. Tek bir konum verisinin bile kaydedilmesi tehlikeliyken, ‘Biz ne kadar çok veri toplarsak o kadar iyidir’ anlayışı yanlıştır ve güvenliğinin ne kadar sağlanabileceğini de tartışmalı hale getirir.”

Konum verilerini kullanan özel uygulamalar da son yıllarda güvenlik açısından tartışma yaratmıştı. Her ne kadar bazı uygulamalarda bireyin kendi onayıyla bu özellik erişime açılsa da, gizlilik sözleşmesine rağmen kimlerin eline geçebileceği belirsiz.

Strava adlı cep telefonunda kullanılan spor uygulamasının, 2018’de Suriye’deki ABD askerlerinin konumlarının ‘ısı haritasında’ gösterdiği ortaya çıkmıştı. Askerlerin üslerinin açığa çıkmasıyla Beyaz Saray ve Pentagon akıllı cep telefonu ile akıllı saatlerin kullanımını yasakladı.

Okumaya devam et

Teknoloji

Twitter evden çalışmayı kalıcı hale getiriyor

Sosyal paylaşım sitesi Twitter da, yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle evden çalışma izni verdiği personeline, gerekli gördükleri takdirde bunu süresiz devam ettirebileceklerini bildirdi.

BOLD – Salgın patlak verdiğinde evden çalışma kararı alan ilk şirketlerden biri olan Twitter’ın CEO’su Jack Dorsey, çalışanlara attığı bir e-postada ‘sonsuza dek’ evden çalışabileceklerini belirtti.

Bu karar, şirketin sözcüsü tarafından da doğrulandı.

Şirketten yapılan açıklamada, “Son birkaç ay, bu işi yürütebileceğimizi kanıtladı. Eğer çalışanlarımız, evden çalışmalarına olanak tanıyan bir rol ve durumdaysa ve sonsuza dek bunu yapmaya devam etmek istiyorlarsa, bunu gerçekleştireceğiz” ifadeleri kullanıldı.

İŞE GELİP GELMEMEK ÇALIŞANLARIN KARARI

Bir noktada ofislerin açılacağını belirten şirket, bu durumda bile kararın çalışanlara ait olacağını vurguladı. Açıklamada, “Ofisleri açmaya karar verdiğimizde, bu yine de eskisi gibi olmayacak. Dikkatli, kademeli bir süreç olacak. Ofisleri açmak bizim kararımız olacak, gelip gelmemek ya da ne zaman gelecekleri ise çalışanlarımızın kararı” denildi.

Merkezi ABD’nin San Francisco kentinde bulunan Twitter’da mart ayı başında evden çalışma kararı alındı. Bu süreçte evden çalışmayı desteklemek adına çalışanlara ek ödenek de verildi. Şirket, ayrıca tüm iş gezilerini ve toplu etkinliklerini iptal etti.

Twitter’ın yanı sıra Google ve Facebook gibi teknoloji devleri de salgın sonrası evden çalışma politikalarını gözden geçiriyor.

EVDEN ÇALIŞMA SİSTEMİNE GEÇEN İLK ŞİRKETLERDENDİ

Twitter, Covid-19 salgının yayılmasının ardından 12 Mart’ta dünya genelindeki personeline gönderdiği açıklamada, yeni bir uyarıya kadar evden çalışma usulüne geçileceğini bildirmişti.

Açıklamada, çalışanların evlerinde ofis düzeni kurmak için yaptıkları masrafların şirket tarafından karşılanacağı, evden çalışamayacak durumdaki sözleşmeli, yarı zamanlı ve taşeron işçilere ise olağan saat başına çalışma ücretlerinin ödeneceği kaydedilmişti.

Apple, Amazon, Microsoft ve Google gibi internet ve teknoloji şirketleri, Covid-19 salgını nedeniyle dünya genelindeki ofislerinde personele evden çalışmaları tavsiyesinde bulunmuştu.

Twitter, “Silikon Vadisi’nde tüm çalışanlarına evden çalışma zorunluluğu getiren ilk şirket” olmuştu.

Merkezi ABD’nin California eyaletinin San Francisco şehrinde bulunan şirketin dünya genelinde 4 bin 900 çalışanı bulunuyor.

Okumaya devam et

Teknoloji

Filtre kahve ömrü uzatıyor Türk kahvesi kalp krizini tetikliyor

20 yıldan uzun süren ve 508 bin kişinin dahil edildiği kahve araştırmasının sonuçları açıklandı. Filtre kahve açısından durum iyi, Türk ve Yunan kahvesi açısından ise pek parlak değil.

BOLD – İsveç Gothenburg Üniversitesi, 508 bin kişiyle 20 yıldan uzun bir sürede yapılan kahve araştırmasının sonuçlarını European Journal of Preventive Cardiology adlı bilim dergisinde yayımladı.

Araştırma heyetinin başkanı, kamu sağlığı ve toplum hekimliği uzmanı Prof. Dag Thelle, “Filtre edilmemiş kahve, kolesterolü artıran maddeler içeriyor. Kahve, filtre kullanılarak bunlardan arındırılabilir. Filtre kullanımında kalp krizi ve erken ölüm olasılığı daha az” dedi.

KAHVE YAPMA YÖNTEMİYLE KALP KRİZİ ARASINDAKİ İLİŞKİ

Prof. Thelle, “Çalışmamız, kahve yapma yöntemleriyle kalp krizi ve uzun ömür arasında bir bağ olduğunu gösteren güçlü ve ikna edici bulgular içeriyor” diye konuştu.

“CNN, araştırma sonuçlarını, dünya genelinde giderek daha popüler hale gelen “French Press” kahve ile Türk kahvesi sevenler için “kötü haber” diye yorumladı.

KAYNATILARAK YAPILAN KAHVELER

CNN’in beslenme uzmanlarından Lisa Drayer, “Kaynatılarak yapılan Yunan ya da Türk kahvesi veya “French press” yöntemiyle yapılan kahve, yüksek miktarda cafestol ve kahveol içeriyor. Bunlar kahvede ve tortusundaki (telvesinde) yağ damlacıklarında bulunan kimyasallar” dedi.

Drayer, “Çalışmalar, bu maddelerin trigliserid ve LDL kolesterol seviyesini artırabildiğini gösteriyor. Bu yüzden filtre kahve için. Kağıt filtre, bu kimyasalları tutabilir” diye konuştu. LDL ‘kötü kolesterol’ olarak da biliniyor.

Araştırma 20 ile 79 yaş arasındaki Norveçli kadın ve erkeklerle yapıldı.

FİLTRE KAHVE KALBE İYİ GELİYOR

Buna göre filtre edilmemiş ya da kaynatılmış kahve 60 yaş üzerindeki erkeklerde ölüm riskini artırıyor. Ancak kağıt filtre kullanılarak yapılmış filtre kahve içmek, hiç kahve içmemeye oranlara daha sağlıklı.

Araştırmada, filtre edilmiş kahvenin hiç kahve içmeyenlere kıyasla herhangi bir nedenden ölüm riskini yüzde 15 oranında azalttığı belirtiliyor.

Aynı şekilde filtre kahve, erkeklerde kalp-damar hastalıklardan ölüm riskini yüzde 12, kadınlarda da kalp hastalıklardan ölme riskini yüzde 20 oranında düşürüyor. En düşük ölüm oranı günde 1-4 fincan filtre kahve içenler arasında.

Prof. Thelle, “Filtre kahve içenlerin sonuçlarının hiç içmeyenlerinkinden daha iyi çıkması, yaş, cinsiyet ve yaşam tarzı alışkanlıkları gibi başka hiçbir faktörle açıklanamaz. Bu nedenle gözlemlerimizin doğru olduğuna inanıyoruz” dedi.

Okumaya devam et

Popular