Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

“Eşim iki kez zatürre geçirdi, hapiste makineye bağlı uyuyor”

Hasta tutuklu Sadi Şakacı’nın eşi Havva Şakacı, salgın nedeniyle eşinin risk altında olduğunu söyledi. Daha önce zatürre geçiren, uyku apnesi ve astım hastası olan Sadi Şakacı, cezaevinde makineyle yaşıyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Korona salgını nedeniyle hasta tutukluların ve ailelerinin endişeleri bir kat daha arttı. Özellikle solunum yolu rahatsızlığı olanlar büyük risk altında. 45 aydır tutuklu olan eczacı Sadi Şakacı’nın eşi Havva Şakacı, eşinin hapse girmeden önce iki kere zatürre geçirdiğini, bu yüzden ciğerlerinin sıkıntılı olduğunu söyledi. 2013’ten beri uyku apnesi ve astım hastası olan eşinin geceleri bir makineye bağlı uyumak zorunda olduğunu vurguladı.

NEFESİ DURMA NOKTASINA GELİYOR

Havva Şakacı, “Eşimin Sürekli nefesi tıkanıyor, durma noktasına geliyor. Raporlarını dilekçelerle birlikte cezaevine de verdim. İstinaf Mahkemesine de bayağı bir dilekçe sunduk” dedi. Eşinin ciğerlerinin geçirdiği zatürre nedeniyle hassas olduğunu belirten Şakacı, “2014’te zatürre geçirdi ama ufacık bir şeyde rahatsızlanıyor. Cezaevi ortamı zaten sıkıntılı. Hemen sarsılıyor. Kovid-19 biliyorsunuz ciğerlere nüksediyor. Oradan yayılıyor. O yüzden eşim risk altında. Salgın başladığından beri çok tedirginiz. Hem ben hem avukatım tekrar dilekçeler yazdık. Uzun tutukluluktan dolayı Anayasa Mahkemesine (AYM) dilekçe yazmıştık. İnfaz erteleme ile ilgili de başvurduk. Her yolu denedik” ifadelerini kullandı.

İLK ÜÇ AY MAKİNESİNİ VERMEDİLER

Temmuz 2016’dan bu yana tutuklu olan Sadi Şakacı, bugüne kadar 3 kez cezaevi değiştirdi. İlk üç aynı geçirdiği Nevşehir Cezaevinde uyku apnesi için kullandığı, eski teyplerin büyüklüğündeki, Continious Positive Airway Pressure (CPAP ) adı verilen elektrik aksamlı makinesini vermediler. Havva Şakacı: “İlk başta çok sıkıntılı bir süreç geçirdik. Kıyafetlerini, mektuplarını, hiçbir şeyini vermediler. Hastaneye çıkarmadılar. Raporlarını teslim ettiğimiz halde eline ulaşmadı. Sonra Yozgat’a gönderdiler eşimi. Orada verdiler. Şimdi Konya Akşehir Cezaevinde” diye konuştu.

8 YIL 1 AY HAPİS CEZASI VERDİLER

Cemaat soruşturmaları kapsamında 25 Temmuz 2016’da gözaltına alınıp 31 Temmuz 2016’da tutuklanan Sadi Şakacı 8 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası 8 aydır Yargıtay’da bulunuyor.

ECZANESİ KAPATILDI, RUHSATI ELİNDEN ALINDI

Nevşehir’in Gülşehir ilçesinde 22 yıl eczacılık yapan Sadi Şakacı’nın kendisi hapiste hastalıkla mücadele ederken ailesi de dışarıda birçok sorunla uğraşmak zorunda kalmış. 15 Temmuz’dan sonra başlayan Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan eczacıların SGK anlaşmaları iptal edildi, ruhsatları ellerinden alındı, eczaneleri de kapatıldı. Havva Şakacı, eşi tutuklandıktan sonra bir hafta içinde kendileri de aynı süreci yaşadıklarını ve bir anda ortada kaldıklarını söylüyor:

“SGK ekranımızı kapattı. Yani anlaşmamızı feshetti. Hiçbir şekilde reçete giremedik. Zaten eşim gözaltına alındıktan sonra bir hafta kimse de dükkana gelmedi. Eczanede duracak bir mesul müdür araştırırken eczaneyi de kapattılar. Hatta ruhsatı da elimizden alındı. Eşim çıktıktan sonra burada bir daha eczane açamayacak. Dolu olduğu için. Tekrar veriyorlarmış ruhsatı ama burada eczane açtırmıyorlar. Devir alabiliyoruz, direkt açamıyoruz. O hakkımız elimizden alındı.”

KAYYIMLARIN ÖDEMEDİĞİ BORÇLAR BİZİM ÜSTÜMÜZE KALDI

Şakacı ailesinin yaşadıkları bununla da bitmemiş. Gülşehir Lara Koleji’nin Yönetim Kurulu Üyesi olan Sadi Şakacı’nın ailesi, okula kayyım atandığı halde okulun borçlarını ödemek zorunda kalıyor:

“15 Temmuz’dan önce Mayıs 2016’da Lara Koleji’ne de kayyım atanmıştı. Kayyımlar şirketin mal varlığı olduğu halde borçları ödememişler. Sigortasını, Bağkur’unu, vergi borçları, çalışanların borçları… İcralar bize geldi. Evimize, arabamıza el konuldu. Sonra ben maliye ile görüştüm, şirketin mal varlığı var ama el konulmuş, Ankara’ya yazı yazdık cevabını bekliyoruz dediler. Şu an biz bir miktarını ödedik. Geri kalanlar için Ankara’dan haber bekliyoruz.”

Tutuklu kanser hastası Ümit Gökhasan’ın eşi: Geceleri kusmaya başladı, sesimizi duyan yok mu?

Tutuklu anne Elif Şahin: Gözaltında psikolojik baskı yaşadım, böbreklerimde kanama oldu

BOLD ÖZEL

Meriç’in taşan sularında 12 saat yürümek zorunda kalan çocukların hikayesi…

Bu fotoğraf, yaklaşık 5 ay önce Meriç Nehri kıyısındaki Yunanistan topraklarında çekildi. Anneleri arkalarından gelen iki kardeş, tanımadıkları mültecilerin omuzlarında özgürlüğe gidiyorlar.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Bu fotoğraf, dünyada ünlü Yunanistanlı yönetmen Theodoros Angelopoulos’un Ağlayan Çayır filminden değil, başka bir film karesi de değil. Gerçeğin ta kendisi.

5 Şubat 2021’de Meriç’in hemen kıyısındaki Yunanistan topraklarında çekildi.

Anneleriyle birlikte Meriç Nehri’ni geçen iki kardeş, hasbelkader aynı yolda tanıştıkları iki mültecinin omuzlarında yolculuklarını tamamlamaya çalışıyor.

Babaları yanında yok, çünkü kendilerinden önce yola çıkmış, Yunanistan’a varmıştı. Bu zorlu yolculuğu anneleriyle göze almışlardı. Tek motivasyonları babalarına kavuşmak ve sonsuz bir özgürlüğe ulaşmaktı.

Ancak yolda beklemedikleri bir şey oldu. Bir gün önce çok yağmur yağmış ve Meriç Nehri Yunanistan tarafına doğru taşmıştı.

Tarlalar su altındaydı. Bir köye varmak oldukça zor görünüyor.

Tam 12 saat Meriç’in sularında yürümek zorunda kaldılar.

Bu iki güzel insan, bir başkasının çocuğunu omuzlarında taşıyor. Hem de saatlerce. Bir baba, bir anne çocuğu için bunu yapabilir ama bir başkası…

Ve nihayetinde başardılar.

Bir ay sonra 5 Mart 2021’de, 9 yaşındaki Nurefşan Teke de annesiyle birlikte aynı yolculuğa çıktı. Ama olmadı… Bindikleri botta yaşanan panik sonucunda Nurefşan Meriç’in sularına düştü ve gitti.

Çocuklar, anneleri ve onları omuzlarında taşıyanlar, yaşadıkları şoku henüz atlamasalar da şimdi iyi durumdalar. Yolculuklarına bir süre daha kimliklerini açıklamadan devam edecekler.

Bugün 20 Haziran Dünya Mülteci Günü. Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü’nün (UNHCR) açıkladığı en güncel verilere göre 2020 yılı sonu dünyada toplam sayısı 82,4 milyon var. Ülkelerindeki savaştan, şiddetten, zulümden ve insan hakları ihlallerinden kaçmak zorunda kalan insanlar yurtlarını böyle zorlu şartlarda terk ediyor. Kimi sağ salim hedefine ulaşıyor kimi yollarda yitip gidiyor.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

15 Temmuz gecesi ihraç edilen 2 bin 740 hakim ve savcıyı 2013’te fişlediler

15 Temmuz gecesi 2 bin 740 hakim ve savcının ihracının faillerinden biri daha ortaya çıktı. Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü, HSYK üyesi ve Müsteşarlık görevlerinde bulunan Birol Erdem, Yargıtay’da yargılandığı davada ‘itiraflarda’ bulundu. Erdem, 2013 yaz aylarından itibaren Gülen Hareketine yakın olduğu gerekçesiyle hakim-savcıları fişlediklerini itiraf etti. Erdem, fişleme toplantılarını Yargıtay üyesi Harun Kodalak, HSK üyesi Halil Koç, Cumhurbaşkanlığından Metin Kıratlı ve AYM üyesi Basri Bağcı’yla yaptıklarını itiraf etti.

BOLD ÖZEL – Eski HSK Başkanvekili Mehmet Yılmaz’ın 15 Temmuz gecesi 2 bin 700 hakim ve savcının ihracıyla ilgili “Elimizdeki liste bir gecede yapılmadı, 3 yıldır çalışıyorduk” sözleriyle anlattığı fişlemeyi doğrulayan bir itiraf daha gündeme geldi.

Söz konusu itirafları Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü, HSK üyeliği ve Müsteşarlık görevlerinde bulunan Birol Erdem, Yargıtay 9. Ceza Dairesinde silahlı terör örgütü yöneticisi olduğu iddiasıyla yargılandığı davada yaptı. Erdem, 2013 yazından itibaren Yargıda Birlik Platformu toplantılarında Gülen Hareketine yakın hakim ve savcıları fişlediklerini söyledi.

ERDEM NASIL BERAAT ETTİRİLDİ?

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Gülen Hareketi yöneticisi olduğu iddiasıyla 22,5 yıla kadar hapis talebiyle yargılanan Birol Erdem’i itirafları sonrası beraat ettirdi. Daire kararında, Erdem’in eyleminin örgüt üyeliği kapsamında olduğu ve nihai amacı bilmediği belirtilerek şu gerekçeyle beraat kararı verdi: “…sanığın örgütün hiyerarşisi içinde bulunduğu zaman dilimi itibariyle örgütün nihai amacını bilmediği gibi, bu amacın kamuoyu tarafından da bilinmediği, TCK’nin 30/1 maddesinde düzenlenen, “Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kişi kasten hareket etmiş olmaz.” hükmü gereğince sanığın CMK’nun 223/2-c maddesi uyarınca atılı suçtan beraatine karar vermek gerekmiştir.”

BİNLERCE  KİŞİYE AĞIR CEZALAR VERİLDİ

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 1996 yılından itibaren Gülen Hareketi’nin içinde olduğunu, sohbetlere katıldığını, Personel Genel Müdürlüğünde hakim-savcı alımlarını yaptığını söyleyen Erdem’i cemaatin nihai amacını bilmediği ve kasten hareket etmediği gerekçesiyle beraat ettirdi. Yargıtay, on binlerce Gülen Hareketi mensubu için suç delili sayılan bu eylemleri Birol Erdem için suç teşkil etmediğini belirterek, beraatine gerekçe yaptı. Halbuki binlerce Gülen Hareketi mensubuna Erdem’e göre daha hafif iddialarla -Bylock kullanma, Bank Asya’ya para yatırma, sohbetlere katılma ve sendikaya üye olma gibi- ağır cezalar veriliyor. Yargıtay da bu cezaları onuyor.

YARGITAY VE DANIŞTAY ÜYELERİNİN İSİMLERİNİ HAKAN FİDAN’A VERDİM

Birol Erdem ise 9. Ceza Dairesindeki davada, 2013 yazından itibaren hakim ve savcıları fişledikleri itirafında bulundu. Erdem, 2014 HSYK seçimleri öncesi bakanlığın ve idari yargının listelerini hem arkadaşlarına hem de HSYK’ya gönderdiğini, idari yargının listesinin bir örneğini de Yargıtay Danıştay üyelerinin isimleri ile birlikte MİT müsteşarı Hakan FİDAN’ a verdiğini söyledi. Erdem, ifadesinde şunları kaydetti: “MİT müsteşarı Hakan FİDAN’a idari yargının tam listesiyle beraber elden verdiğini, Hakan FİDAN’ın bunu internet ortamında yayınlamasını söylemesi üzerine kendisinin de “Benim böyle bir imkânım yok, sosyal medya kullanmıyorum.” dediğini, arkasından bir iki gün içinde verdiği bu isimlerin tamamını kendisinin verdiğim sırayla ve sayıyla internette yayınlandığını ve tüm Türkiye’nin paralel yapı mensubu Yargıtay ve Danıştay üyelerini 2014 yılının başlarında öğrenmiş olduğunu…”

Birol Erdem’in Yargıtay’da verdiği ifade.

PARALEL YAPI MENSUPLARININ LİSTESİNİ ÇIKARDIK

Erdem ifadesinde hakim ve savcıları fişlemeye 2013 yazında başladıklarını, fişlemeye Ankara Adliyesinden Harun Kodalak , HSYK’dan Halil Koç, Rasim Aytin, bakanlıktan ise Metin Kıratlı Aytekin Sakarya, Serdar Mutta, Bilgin Başaran ve Basri Bağcı’nın da destek verdiğini söyledi. Erdem hazırladıkları listeleri, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Şeref Malkoç, Mustafa Şentop ile Adalet Bakanları Sadullah Ergin ve Bekir Bozdağ’a verdiğini belirtti.
Erdem, şunları kaydetti: “Örgütle mücadele konusunda yaptığı önemli çalışmalardan bir tanesinin de Yargıda Birlik Grubu fikrini gündeme getirmek olduğunu, 2013 yaz aylarında – 2014 HSYK seçimlerine yönelik çalışma yapmak üzere- bakanlıktaki arkadaşları ile birlikte bu grubun çekirdeğini oluşturduğunu, daha sonraki toplantılarda Ankara Adliyesinden Harun KODALAK, HSYK’ dan Halil KOÇ, İsmail AYDIN ve Rasim AYTİN’in de katıldıklarını, Bakanlıkta ise bu faaliyetlerde Metin KIRATLI, Aytekin SAKARYA, Feyzullah TAŞKIN, Muharrem ÜRGÜP, Veysel BEKTAŞ, Serdar MUTTA, Bilgin BAŞARAN ve Basri BAĞCI”nın yer aldıklarını, adı geçenlerle birlikte yaptıkları toplantılarda öncelikle teşkilattaki paralel yapı mensuplarını tanımak üzere bir çalışma başlattıklarını, Bakanlıktaki arkadaşlarının bakanlıktakilerin listesini, idari yargıdan iki arkadaşın idari yargının listesini çıkardıklarını, Adli yargının listesi ile ilgili çalışmalar devam ederken kendisinin görevden ayrıldığını… Yargıtay ve Danıştay’da FETÖ mensuplarının tespitine dönük yürüttüğü çalışmalar sonucu hazırladığı FETÖ’cü Yargıtay ve Danıştay üyelerinin listesinin birer örneğini MİT müsteşarı Hakan FİDAN, Şeref MALKOÇ, Mustafa ŞENTOP, Adalet Bakanı Sadullah ERGİN, o görevden alındıktan sonra da Adalet Bakanı olan Bekir BOZDAĞ ile siyaset dünyasında ve kamu bürokrasisinde etkin üst düzey bazı kamu görevlilerine teslim ettiği…”

MEHMET YILMAZ: 3 YILDIR ÜZERİNDE ÇALIŞIYORDUK

Dönemin HSYK Başkanvekili Mehmet Yılmaz, 15 Temmuz gecesi 2740 hakim ve savcının görevden “alınmasıyla ilgili listeleri 3 yıldır hazırladıklarını açıklamıştı. Karar yazarı Elif Çakır’a konuşan Yılmaz, 15 Temmuz darbe gecesinin sabahında HSYK 2. Daire olarak 2740 hakim ve savcıyı açığa aldık. Ancak o liste bir gecede hazırlanmış bir liste değil. Üç yıldır üzerinde çalışıyorduk” dedi.

Alman hükümetinin Orhan İnandı’nın akıbetini sorduğu ortaya çıktı

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

8 aylık hamile Büşra Erdoğan gözaltına alındı

Bir ay sonra bir kız bebek dünyaya getirecek olan Büşra Erdoğan dün akşam Ayvalık Kaçakçılık Organize Şube Müdürlüğü tarafından gözaltına alındı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

Hamile kadınlar gözaltına alınmaya devam ediyor. Gülen Hareketi soruşturmalarında yargılanan Büşra Erdoğan ve eşi Halit Erdoğan dün akşam Ayvalık’a gözaltına alındı. Ayvalık Kaçakçılık ve Organize Şube’de tutulan 25 yaşındaki Büşra Erdoğan’ın 8 aylık hamile olduğu öğrenildi. Erdoğan’ın ne zaman mahkemeye çıkarılacağı belli değil.

Uludağ Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunu olan Büşra Erdoğan Bursa’da özel bir kız yurdunda idarecilik yaptığı için Ekim 2016’da tutuklandı. 14 ay Bursa Yenişehir Cezaevinde kalan Büşra Erdoğan’ın mahkemesi 4 yıldır devam ediyordu. Karar mahkemesi ekimde görülecek. Eşiyle aynı gün tutuklanan Halit Erdoğan ise Bandırma Cezaevinde 8 ay kaldı. 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Erdoğan’ın dosyası İstinaf Mahkemesinde bulunuyor.

5 aylık hamile kadın 5 gündür gözaltında

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0