Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

AİHM’in yeni Başkanı Spano’dan 15 Temmuz davalarına ilişkin Anayasa Mahkemesi açıklaması

AİHM’in yeni Başkanı Robert Spano, Türkiye’deki Anayasa Mahkemesini ‘etkili bir hukuki çözüm yolu’ olarak gördüklerini açıkladı. Ancak bu içtihadın mahkemenin önüne gelen dosyalara bakarken yeniden değerlendirileceğini vurguladı.

BOLD – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) yeni başkanı Robert Ragnar Spano, Danimarka’daki Kopenhag Hukuk Fakültesi’nin bir programına katılarak video konferans yöntemiyle ilk kez açıklamalarda bulundu. Gelen soruları da cevaplandıran Spano, AİHM’in Türkiye’deki Anayasa Mahkemesini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 5. madde (tutukluluklar) konusunda hala etkili bir çözüm yolu olarak gördüğünü vurguladı. Bu içtihadın 15 Temmuz öncesine gittiğini belirtti. Devlet memurlarının memuriyetten atılması ile ilgili Türkiye’de ulusal düzeydeki çözümleri de etkin bir hukuki çözüm yolu olarak gördüklerini belirten AİHM Başkanı, “Mevcut içtihat budur. Ancak bu şartlara bağlı bir değerlendirmedir ve bugün veya önümüzdeki birkaç ay içinde bunu sorgulayan başvurular geldiğinde mahkeme uygun görürse bu içtihadı yeniden değerlendirecektir” ifadelerini kullandı.

HAKİM VE SAVCILARLA İLGİLİ 5 BİNDEN FAZLA BAŞVURU YAPILDI

AİHM Başkanı Robert Spano, 15 Temmuz 2016 sonrası Türkiye’den çok sayıda başvuru aldıklarını söyledi. Hakim ve savcıların tutuklulukları ile ilgili bin 279 ve memuriyetten atılmaları ile ilgili 3 bin 973 başvuru yapıldığını belirten Spano, hakim ve savcılarla ilgili toplam 5 bin 252 başvuru olduğunu açıkladı.

“ÖNDE GELEN VE EMSAL DAVALAR ÜZERİNDEN MESAJ”

Davaların çokluğu nedeniyle ‘önde gelen’ (leading case) ve ’emsal’ (test case) niteliğindeki davalara öncelik verdiklerini ve bu davalar üzerinden vermek istedikleri mesajı verdiklerini belirten AİHM Başkanı, bu bağlamda Anayasa Mahkemesi eski Üyesi Alparslan Altan davasında 2019 yılı Mayıs ayında karar verdiklerini ve tutukluluk konusunda ihlal tespit ettiklerini belirtti. Spano, Alparslan Altan kararı üzerinden buna benzer, hakim ve savcı tutukluluklarına ilişkin 546 davada istedikleri mesajı verdiklerini ifade etti. Daha alt düzeydeki bir hakime ilişkin Hakan Baş davasında da benzer yönde bir sonuca vardıklarını ifade eden Spano, ancak bu kararın kesinleşmediğini belirterek daha fazla ayrıntıya girmedi. Spano, davaların çokluğu nedeniyle önceliklerinin “önde gelen” ve “emsal” niteliğindeki davaları belirleyerek bulunacak bu davalar ve mahkeme tarafından verilecek kararla elden geldiğince çok davanın kapsanmış olmasının öncelikleri olduğunu kaydetti.

“PROSEDÜRLERİ YERİNE GETİRMEK ZORUNDAYIZ”

Davalara nasıl baktıkları ile ilgili açıklamalarda bulunan AİHM Başkanı Spano, mahkemenin başvuruların kabulü noktasında katı kuralları olduğunu belirtti. Spano, “AİHM bir mahkeme. Bir izleme organı değil. Bir siyaset organı değil. Bir sivil toplum kuruluşu değil. Kararlarının siyasi sonuçları olabilir. Doğru ancak AİHM bir mahkeme. Ve bir mahkeme olarak AİHM, konvansiyondaki (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) prosedürle ilgili kurallara uymak zorunda” dedi.

“ULUSAL PROSEDÜRLERİN YERİNE GETİRİLMESİ”

Başvuruların kabulü noktasında baktıkları ilk kuralın ve hareket noktasının ulusal prosedürlerin yerine getirilmesi  (exhaustion of domestic remedies) olduğunu belirten AİHM Başkanı, başvurulara bakışta bunun temel bir esas olduğunu söyledi.

“15 TEMMUZ SONRASI AİHM’E 38 BİNDEN FAZLA BAŞVURU YAPILDI”

Türkiye’den 15 Temmuz sonrası yaklaşık 38 bin 500 civarında başvuru aldıklarını açıklayan Spano, bunların yüzde 30’dan fazlasının memuriyetten atılmalar ilgili olduğunu belirtti. OHAL kararnameleri ile atılan kişilerin başvurması için kurulan OHAL Komisyonuna başvuranların ardından İdare Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesine gittiklerini söyledi. AİHM’in Köksal davasında verdiği kararı hatırlatan Spano, Strasbourg Mahkemesi’nin bu mekanizmayı “ulaşılabilir” ve “etkili bir çözüm” olarak gördüğünü söyledi.

“ELEŞTİRİLERİ ANLIYORUM VE TAMAMEN TAKDİR EDİYORUM”

Memuriyetten atılan kişilerin başvurularında temel şikayet konusunun OHAL kararnameleri ile atılma nedeniyle ulusal düzeyde mahkemelere erişimin olmaması olduğunu aktaran AİHM Başkanı Spano, “Bu grup davalara ilişkin dile getirilen eleştirileri anlıyorum ve tamamen takdir ediyorum” diye konuştu. AİHM’in önüne konan çerçeveye göre fonksiyonlarını yerine getirdiğini belirten Robert Spano, ancak mahkemenin gelecekte ulusal düzeyde belirecek duruma göre bu çerçevenin sorgulanabileceğini söyledi. Spano, “(Ulusal düzeydeki) çözüm yolunun etkinliğinin korunup korunmadığı saptanacak ve elbette aynı grup için gelecekte mahkemeye başvurular eğer yapılırsa, yapıldığında bu durum göz önünde bulundurulacaktır” dedi.

1 Kasım 2013’ten beri AİHM’de yargıç olarak görev yapan İzlanda-İtalya asıllı Robert Spano, 18 Mayıs’ta AİHM Başkanlığı’nı Yunan yargıç Linos-Alexandre Sicilianos’tan devraldı.

“TUTUKLAMALAR KONUSUNDA AZAMİ SÜRATLE ÇALIŞIYORUZ”

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne Türkiye’den 15 Temmuz sonrası yapılan başvurular konusunda tutuklulukla ilgili başvurular ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin diğer maddeleri bağlamında yapılan başvurular arasında net bir ayrım yaptıklarını belirten Robert Spano, “Bu davalarla (tutukluluk) ilgili başvurular mahkemede mümkün olan en hızlı şekilde ilerlemektedir. Mahkeme bu davalarla ilgili mümkün olduğunca çok davayı kapsayan çözümler ve sonuçlar geliştirmek için uğraşmaktadır” diye konuştu. AİHM’de 47 yargıç ve 200’den az sayıda avukat bulunduğunu hatırlatan Spano, 60 binden fazla dosyanın bulunduğu ve tek ülkeden 7 bin civarında dosyanın geldiği bir durumda kısa bir süre içinde bu davalarla ilgilenmenin zor olduğunu kaydetti.

Bu davalara ulusal düzeydeki etkili hukuk yolları ile çözüm bulunması gerektiğini ifade eden Spano, ancak Türkiye’deki mahkemelerin etkili bir çözüm olup olmadığı konusunda anlaşmazlık bulunduğunu ve anlayışla karşıladığını söyledi. Spano şöyle devam etti: “Mahkemenin mevcut içtihadı şudur. Bu içtihat hükmü elbette yeniden bir değerlendirmeye açıktır çünkü hukuk yollarının etkinliği mahkeme huzurunda deliller ortaya konulunca tekrar gözden geçirilebilen ve devam eden değişken bir konudur. Bu deliller bize hükümlerimizi geri çekmemize imkan verecektir.” 

Dünya

Sezgin Baran Korkmaz’ın tutukluluğu devam edecek

Avusturya’da mahkeme, Türkiye ve ABD tarafından kara para aklama soruşturması kapsamında iadesi istenen Sezgin Baran Korkmaz’ın tutukluluk halinin kaldırılmasına ilişkin yapılan itirazı kabul etmedi.

BOLD – Avusturya’daki Wels Bölge Yüksek Mahkemesi, Türkiye ve ABD tarafından kara para aklama soruşturması kapsamında iadesi istenen Sezgin Baran Korkmaz’ın tutukluluk halinin kaldırılmasına ilişkin yapılan itirazı reddetti. Korkmaz’ın tutukluluk hâli 22 Eylül’e kadar uzatıldı

Wels Savcılığı Basın Biriminden Savcı Christoph Weber, Korkmaz’ın Wels Bölge Mahkemesinin 5 Temmuz’da aldığı tutukluluk halinin devam etmesine yönelik karara yapılan itirazın, Yüksek Mahkemece kabul edilmediğini aktardı.

Firar etme tehlikesi gerekçesiyle tutuklanmasına hükmedilen şahsın tutukluluk halinin devam etmesine karar verildiğini belirten Weber, Korkmaz’ın tutukluluk halinin 22 Eylül’e kadar devam edeceği bilgisini paylaştı.

Weber, 5 Ağustos’ta yapılması öngörülen Korkmaz’ın 3’üncü duruşmasının da başka bir tarihe ertelendiğini kaydetti.

ABD VE TÜRKİYE İADESİNİ İSTİYOR

SBK Holding’in sahibi Sezgin Baran Korkmaz, ABD’nin talebi üzerine 19 Haziran’da Avusturya’nın başkenti Viyana’ya yaklaşık 250 kilometre uzaklıkta bir kasabada emniyet güçlerince gözaltına alınmıştı.

Korkmaz’ın 5 Temmuz’da görülen 2. davasında tutukluluk halinin devam etmesine hükmedilmiş, Korkmaz da bu karara itiraz etmişti.

Korkmaz’ı hem ABD hem de Türkiye ‘kara para aklama’ suçlarından yargılamak için Avusturya’dan istiyor.  Korkmaz’ın tutukluluk hali konusunda kararı Wels Bölge Yüksek Mahkemesi verecek. Ancak Korkmaz’ın iade talebi bu mahkemeden farklı olarak başka bir üst mahkeme tarafından değerlendirilecek.

Uluslararası yargılama usulüne göre mahkeme, ABD ve Türkiye’den gönderilecek dava dosyalarını inceledikten sonra Korkmaz’ın iki ülkeden birine iade kararı verecek.

Korkmaz ile ilgili ABD’de 2 ayrı dava bulunuyor. Bunlar birinde Korkmaz için 225 yıl, diğerinden de 25 yıl olmak üzere her 2 davada Korkmaz için istenen en fazla ceza 250 yıl.

Türkiye’de Korkmaz için istenen toplam ceza ise 10 yıl.

AB Ankara’ya yine sopa gösterdi: Kapalı Maraş meselesinde ‘yaptırım’ tehdidi

Okumaya devam et

Dünya

Mülteciler ölüyor dünya seyrediyor

Birleşmiş Milletler, bu yıl içinde Akdeniz’de hayatını kaybeden göçmen sayısının 970’e yükseldiğini açıkladı. Ülkelerini terk etmek zorunda kalanların çıktığı tehlikeli yolculukta ölenlerin sayısına Akdeniz, Ege ve Meriç sularında kaybolup cesedi bulunamayanlar dahil edilmiyor.

BOLD – Türkiye’de Afgan ve Suriyeli göçmenler üzerinden yaşanan tartışma alevleniyor. Muhalefet, mültecileri ülkelerine geri gönderme açıklamaları yapıyor. AKP iktidarı ise göçmenlerin ucuz iş gücü olarak çalıştırılmasını savunuyor. Avrupa Birliği de göçmenlerin Türkiye’de tutulması için AKP Hükumetine 3 milyar Euro para aktarıyor.

Mültecilerin insanlık dramını görmezden gelen dünya ülkelerini terk etmek zorunda kalanların yollarda ölmesini de izliyor. BM’ye bağlı Uluslararası Göç Örgütü (IOM) Akdeniz’den Avrupa’ya sığınmacı taşıyan tekne ve botların batması sonucu sadece bu yıl içinde en az 970 kişi hayatını kaybettiğini açıkladı.

DAHA İYİ GÖÇ YÖNETİMİ ŞART

IOM’in verilerine göre, Akdeniz rotası üzerinden geçişlerde bu yıl, hem durdurulan tekne ve botların sayısında hem de Avrupa’ya ulaşan sığınmacıların sayısında artış kaydedildi. Daha iyi göç yönetimi uygulamalarının yanı sıra, Avrupa Birliği (AB) üyesi devletlerden daha fazla dayanışma beklendiğini söyleyen IOM Sözcüsü Paul Dillon, ancak bu şekilde göçmen krizine “güvenli ve insani bir yaklaşım getirilebileceğini” ifade etti.

İtalya’ya gitmeye çalışan 200’den fazla Afgan göçmen yakalandı

Okumaya devam et

Dünya

İtalya’ya gitmeye çalışan 200’den fazla Afgan göçmen yakalandı

Ege Denizi’nde tekneyle İtalya’ya gitmeye çalışan çoğu Afgan 231 sığınmacı Türk Sahil Güvenlik ekipleri tarafından durduruldu. Operasyonda botu kullanan iki Türk vatandaşı da gözaltına alındı.

BOLD – Ege Denizi’nde 200’den fazla Afgan sığınmacının olduğu tekne Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından durduruldu ve teknede bulunanlar gözaltına alındı.

Sahil Güvenlik’ten yapılan açıklamada teknenin İtalya’ya gitmeye çalıştığı ve teknede bulunan 231 sığınmacının çoğunun Afgan vatandaşı olduğu belirtildi. Diğer sığınmacıların Suriye, İran, Eritre ve Pakistan uyruklu olduğu kaydedildi.

Tekneyi kullanan iki Türk vatandaşının da gözaltına alınanlar arasında olduğu ifade edildi.

Sığınmacıların Çanakkale’nin Ayvacık ilçesindeki Yabancılar Geri Gönderme Merkezi’ne götürüldüğü öğrenildi.

Türkiye, son haftalarda Afganistan’da artan şiddet sonrasında yeni bir göçmen akınıyla karşı karşıya.

Bu arada Van Valisi Mehmet Emin Bilmez, Türkiye-İran sınır güvenliğinin sağlanması, yasa dışı geçişler ile kaçakçılık faaliyetlerinin önlenmesi ve teröristlerin sızmasının engellenmesi amacıyla 295 kilometrelik sınır hattının tamamına duvar örüleceğini açıkladı.

Mültecilere suyu çok gören Bolu Belediye Başkanı Özcan’a soruşturma

Okumaya devam et

Popular

Shares