Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

ABD’de koronavirüse yakalanan lise öğrencisi komada: ‘Bana bir şey olmaz’ demeyin

ABD’de yaşayan lise son sınıf öğrencisi Halene O’Connell iki hafta yakalandığı koronavirüs yüzünden komada. Ailesi, ‘bana bir şey olmaz’ diyen gençleri uyarmak için kampanya başlattı.

BOLD – Washington’da yaşayan Halene O’Connell’ın teyzesi Carmen Barlianto, yeğeninin herhangi bir kronik rahatsızlığı bulunmadığını belirterek, yaşadıkları 2 haftalık süreci anlattı.

Yeğeninin iki hafta önce mide bulantısı ve ateş şikayetleriyle uyandığını söyleyen Barlianto ”Doktora gittiklerinde nefes darlığı semptomu olmadığı için başta Kovid-19’dan şüphelenmediler. Ancak birkaç gün sonra durumu kötüleşip banyoya kadar yürürken bile nefes almakta zorlanınca Halene tekrar hastaneye götürüldü. Bu kez test yapıldı ve sonuç pozitifti” dedi.

Yaklaşık 12 önce Studer Family Children hastanesinde yoğun bakım servisine yatırılan Halene solunum cihazına bağlandı ve ilaç yoluyla kontrollü komaya sokuldu. Durumu şu anda stabil olmakla birlikte hala solunum cihazına bağlı komada yatıyor.

HASTALANMADAN ÖNCE MASKE TAKMIYORLARDI

Ailesi Halene’ın virüsü nasıl kaptığını bilmiyor. Ancak teyzesi hastalık öncesi Halene ve ailesinin maske takmadığının altını çizerek yine çok fazla dışarı çıkan, çok sosyalleşen bir çocuk olmadığını söyledi. O’Connell ailesi, gençleri yaşayabilecekleri sıkıntılar konusunda uyarmak için, sosyal medyada MaskForYou kampanyasıyla kızları Halene’ın hikayesini paylaşıyor.

Dünya

Af Örgütü: Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek yerine tam olarak uygulamalı

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), Türk yöneticilerin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek yerine sözleşmeyi tümüyle uygulaması gerektiğini belirtti.

BOLD – AKP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), önümüzdeki günlerde yapacağı toplantıda Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan İstanbul Sözleşmesi’ni masaya yatıracak. Toplantı öncesi bir çağrıda bulunan Uluslararası Af Örgütü, Türk yöneticileri İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek yerine sözleşmeyi tümüyle uygulaması çağrısında bulundu.

Af Örgütü Kadın Hakları Araştırmacısı Anna Blus, “Acı bir ironi var ki Türk makamları, ülkenin en bilinen kentinin adını taşıyan bir Sözleşmeden çekilmeyi düşünüyorlar” dedi.

“FECİ SONUÇLAR DOĞURACAKTIR”

Blus sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu tartışma, Kovid-19 önlemleri çerçevesinde insanların evlerine kapandığı endişe verici bir durumda yaşanıyor ki kadınlar ve kızlara yönelik şiddet olaylarında artışlar yaşanıyor. Şiddete maruz kalan kadınlar ve kızlar, evlerinde kendilerine suistimalde bulunan kişilerle aynı evde sıkışıp kalmış durumdalar, güvenlik ve destek hizmetlerine kolayca ulaşamıyorlar… Türkiye’nin Sözleşmeden çekilmesi, ülkedeki milyonlarca kadın ve kız çocuğu ve cinsel saldırı ve aile içi şiddet mağdurlarına hayati destek sağlayan kuruluşlar için feci sonuçlar doğuracaktır. Olası bir geri çekilme tartışmasının bile kadınların ve kızların güvenliği üzerinde büyük bir olumsuz etkisi var.”

Af Örgütü Kadın Hakları Araştırmacısı Blus, Türkiye’deki yöneticilere bir çağrıda bulunarak, “Türkiye, Sözleşmeden ayrılan ilk Avrupa Konseyi Üye Devleti olmak yerine, anlaşmanın tam olarak uygulanmasını sağlamalı ve kadın ve kız çocuklarının haklarını daha iyi korumak ve teşvik etmek için derhal harekete geçmelidir” ifadelerini kullandı.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ

“Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”, Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açıldı. 2014 yılı Ağustos ayında yürürlüğe girdi.

İstanbul’da imzaya açılması için büyük çaba gösteren Türkiye, belgeyi ilk imzalayan ve ilk onaylayan devlet oldu. Ancak son dönemde İstanbul Sözleşmesi hükümete yakın medya tarafından tartışmaya açıldı. Sözleşme, “Türk aile yapısını bozduğu”, “eşcinselliğe yasal zemin hazırladığı” gerekçesiyle eleştiriliyor.

Avrupa Konseyi 45 ülkeden 34’ü sözleşmeyi imzaladı ve onayladı. Hiçbir ülke sözleşmeden çekilmedi. Ancak Polonya sözleşmeden çekilmeyi planladığını açıkladı.

Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi Türkiye Raporunu yayınladı

Okumaya devam et

Dünya

Hindistan Başbakanı yıkılan Babür Camisi’nin yerine yapılacak tapınağa ilk tuğlayı koydu

Hindistan Başbakanı Nerandra Modi, 1992 yılında fanatik Hindular tarafından yıkılan tarihi Babür Camisi’nin (Babri Masjid) yerine inşa edilecek Hindu tapınağının temel atma törenine katıldı.

BOLD – Hindistan’da aşırı sağcı, popülist politikalarıyla öne çıkan Başbakan Narendra Modi, seçim vaatlerinden biri olan caminin tapınağa çevrilmesi içi taraftarlarına verdiği sözü tuttu ve tapınak inşaatı sürecini resmen başlattı.

Cammu Keşmir’in özel (özerk) statüsünün kaldırılışının birinci yıl dönümüne denk getirilen tapınağın inşasının başladığını sembolize etmek için de Modi, mabedin içerisine 40 kilo ağırlığında gümüş bir tuğla koydu.

Ayrıca Ganj Nehri’nden getirilen kutsal su ve dört ana Hindu türbesinden alınan kutsal toprak da ritüellerde kullanıldı.

Programa farklı din ve toplumların temsilcilerinden oluşan 175 kişi davet edildi. Caminin tapınağa çevrilmesi töreni koronavirüs tedbirleri kapsamında sosyal mesafe kurallarına uyularak yapıldı.

Tören öncesi güvenlik önlemleri arttırıldı ve kentte ilave binlerce güvenlik görevlisi konuşlandırıldı.

İnşaatın 3 buçuk yıl sürmesi öngörülüyor.

ALAN TARTIŞMASI YILLARDIR SÜRÜYOR

Hindistan’ın Uttar Pradeş eyaletine bağlı Fezyabad şehri yakınlarında Ayodhya antik kenti içinde, geçmişte Babür İmparatorluğu döneminde inşa edilen Babür Camisi’nin bulunduğu alan, uzun yıllardır radikal Hindular ile Müslümanlar arasında tartışma konusuydu.

Radikal Hindular, Müslümanların 16’ıncı yüzyılda (1527 yılında) Hindu Kral Rama adına yapılan tapınağı yıktıklarını ve yerine cami inşa ettiklerini öne sürüyor.

“Babri Camisi’nin bulunduğu alanda, Ram Tapınağı olduğu” iddiası, ilk kez 1853’te mahkemeye taşınmış, dönemin İngiliz sömürge hakimince reddedilmişti.

CAMİ, RADİKAL HİNDULAR TARAFINDAN 1992’DE YIKILDI

Aşırılıkçı Hindular, Aralık 1992’de, Babür İmparatorluğu döneminde inşa edilen camiyi yıktı.

Caminin yıkılması, ülke çapında 2 bin civarında kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan çatışmalara neden oldu.

Hindistan’da Müslümanlar, söz konusu alana yeniden bir cami, Hindular ise tanrı kabul ettikleri Kral Rama’nın burada doğduğunu savunarak, tapınak inşa edilmesini istiyordu.

Başbakan Modi’nin lideri olduğu Hindu milliyetçisi Hindistan Halk Partisi (BJP) geçen yıl Babür Camii’ne ait fazla arazinin bir bölümünün, arazinin ilk sahibi olduğu iddia edilen Hindulara verilmesi için Yüksek Mahkemeye başvuruda bulundu.

Yüksek Mahkeme, 9 Kasım 2019’da verdiği kararda, yaklaşık 1,1 hektarlık arazinin tamamının tapınak inşa etmek üzere kurulacak Hindu vakfına tahsis edilmesini, bunun karşılığında arazinin hak sahibi Müslüman vakfa başka bir yerden yaklaşık 2 hektar arazi verilmesine hükmetti.

Almanya Türkiye’ye seyahat uyarısını kısmen kaldırdı

Okumaya devam et

Dünya

Çavuşoğlu: Lübnan’da 6 Türk vatandaşı yaralandı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Lübnan’daki patlamada yaralanan Türk vatandaş sayısının 6’ya yükseldiğini açıkladı.

BOLD – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Beyrut’taki patlamada yaralanan Türk vatandaşlarının sayısının 6’ya çıktığını söyledi. Çavuşoğlu Twitter mesajında, yaralıların durumunun iyiye gittiğini ifade etti.

Bakan Çavuşoğlu, sosyal paylaşım sitesi Twitter’daki hesabından yaptığı açıklamada, “Lübnan’daki patlamada yaralanan vatandaş sayımız 6’ya yükseldi. 5’i hafif yaralı, ameliyat olan bir vatandaşımızın da durumu iyiye gidiyor. Aileleriyle de iletişim halindeyiz” dedi.

Faciaya ayin sırasında yakalanan papaz canını böyle kurtardı

Okumaya devam et

Popular