Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Serkan Kurtuluş ‘FETÖBORSASI’nda iş adamı listesini veren savcı ve istihbarat müdürünü açıkladı

Arjantin’de tutuklu bulunan silahlı çete lideri cihatçı Serkan Kurtuluş, FETÖBORSASI’nda iş adamları listesini kendisine veren savcı ve istihbarat müdürünün adını açıkladı.

CEVHERİ GÜVEN

BOLD ÖZEL – Suriye’de düşürülen Rus uçağının pilotunun öldürülmesi, organize suç örgütü faaliyetleri, zorla alıkoyma, yaralama, cinayet ve silah ticareti nedeniyle Interpol’ün listesinde bulunan Serkan Kurtulmuş, FETÖBORSASI ile ilgili de önemli bilgiler verdi.

Gürcistan’da yakalandıktan sonra önce Gürcistan polisine bildiklerini anlatan, ardından gizemli biçimde serbest bırakıldıktan sonra Arjantin’e geçen Serkan Kurtuluş, Interpol tarafından yakalandıktan sonra tekrar sorgulandı. Halen Arjantin’de tutuklu bulunan Kurtuluş, iş adamlarının Gülen Cemaati’ne yakın oldukları gerekçesiyle kaçırılıp, şantajla para kopartılması olayıyla ilgili çarpıcı bilgiler verdi.

Kaçırdıkları iş adamlarından bazılarına işkence de yaptıklarını anlatan Kurtuluş, iş adamları listesini dönemin İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Okan Batu ve İzmir Emniyeti İstihbarat Müdürü Kudret Dikmen’in verdiğini açıkladı. Serkan Kurtuluş, organizasyonun başında ise bir AKP Genel Başkan Yardımcısı olduğunu söyledi.

İŞ ADAMLARINI KAÇIRIP İŞKENCE YAPTIK

Kurtuluş, FETÖBORSASI olarak anılan kaçırma ve şantaj organizasyonunu şöyle anlattı:

“2016 yılında bana AKP’li genel başkan yardımcısının başında olduğu grubun içindeki Okan Batu ve Kudret Dikmen bir isim listesi verdiler. O listede çok kısa bir süre içerisinde tutuklanacak olan Cemaat mensubu iş adamlarının isimleri yazılıydı. Listede ismi yazılı olan iş adamlarını kaçırıp sorgulamamı istediler. Bazı iş adamları kaçırılıp sorgulandı. Bazılarına işkence yapıldı. Başsavcı Okan Batu’nun ve İstihbarat müdürünün istediği sorular sorulup videoya çekildi ve bu video görüntüleri kendilerine teslim edildi. Bir çok cemaat bağlantılı iş adamlarından yüklü miktarda paralar talep edilip alındı. Bazıları para ödediler ve ayrıca onların istediği şekilde ifade verip itirafçı oldular ve tutuklanmadılar. Bazı Cemaatçi iş adamlarının da iş yerlerine yönelik silahlı saldırılar düzenletip onların korkmasını sağlayıp para ödettiler.”

İŞ ADAMLARINDAN BİRİ ŞİKAYETÇİ OLMUŞTU

Yazar Can Özçelik’in FETÖBORSASI kitabında, Serkan Kurtuluş’un anlattıklarını teyit eden bilgiler var. İş adamı Tamer K’nın şikayetçi olmasıyla bir kısmı açığa çıkan İzmir’deki çetenin, İzmir İstihbarat Müdürlüğü organizasyonuyla iş adamlarına nasıl çöktüğünü savcılık ifadesinde Tamer K. anlatmıştı.

Konun üzerine gidip iddianame hazırlayan Cumhuriyet Savcısı Ferhat Deniz, tayin talebi olmadan Diyarbakır Bölge Adliyesi’ne tayin edilerek üye yapılmıştı.

Serkan Kurtuluş

100 BİN DOLARA TEMİZ KAĞIDI

Tarih: 17 Ağustos 2016

Yer: İzmir Ayakkabıcılar Sitesi

Serkan Kurtuluş, iş adamı Tamer K’yı cep telefonundan arayarak, “Ben Serkan Kurtuluş, iş yerinde misin. Seninle önemli bir şey konuşmak istiyorum. Ama telefonla olmaz” dedi.

Tamer K, biraz şaşırdı. Serkan Kurtuluş ismini daha önce duymuştu. “Mafya beni niye arar” diye düşündü. Biraz da tedirgin oldu ama “çok önemli” dediği şeyi de merak etmişti.

“İş yerindeyim” diyebildi sadece. Telefonu kapattıktan sonra da tedirginliği devam etti. Serkan Kurtuluş yanına gelmiş hal hatır sorma faslı geçtikten sonra sıra esas konuya gelmişti.

Hiç bekletmeden direkt konuya giren Serkan Kurtuluş, Tamer K’ya “FETÖ kapsamında gözaltı listesindesin” dedi. İş adamı şaşırmıştı. Aklına dört ay önce başka bir iş adamı olan Yüksel P’nin söyledikleri geldi. Nisan ayında Yüksel P. adındaki iş adamı da Tamer K’ya gelmiş ve “100 bin dolar verirsen seni FETÖ’den aklarız” demişti. 100 bin dolar isteyen Yüksel P’nin ise 2011 ve 2012’de FETÖ’nün iş adamları derneğinde yönetici olduğu, kendisini dernek toplantılarına davet edenlerin başında da Yüksel’in olması aklına gelmişti. “Bu nasıl bir ilişki ağı” diye düşündü.

Tamer K., bunları düşünürken Serkan Kurtuluş, devam etti: “Senin bu işini ben çözerim. Emniyet İstihbarat Dairesi müdürü benim arkadaşım. İstersen seni onunla görüştürebilirim” dedi.

Bu işin bir ekip tarafından yapıldığını ve adliye ile bağlantısının olduğunu anlattıktan sonra “Seni bu listeden çıkarabilirim. Seni aklayabilirim” diye konuştu.

Serkan Kurtuluş bu arada elinde telefonla bir yerlere mesaj atmıştı. Mesaj attığı kişi Emniyetteydi. “Bir saat sonra bekliyorum” dedi.

İş adamı bunun üzerine Serkan Kurtuluş’a güvenmişti. Serkan Kurtuluş’un arabasına binerek Emniyete doğru yola çıktılar. Tamer K’nın tedirginliği devam ediyordu. Hakkında gözaltı kararı vardı ve bu yüzden bir kaç gündür arabasında yatıyordu.

Serkan Kurtuluş, iş adamını sakinleştirmek için konuşuyor, “Merak etme, çay, kahve içip çıkacağız” diye garanti veriyor, Emniyete gitme amaçlarının kendisini ispatlamak olduğunu anlatıyordu. Emniyete vardıklarında hemen müdürün yanına çıktılar. Sekreteri müdür beye gelen kişileri haber vermiş bekletilmeden odaya alınmışlardı.

İstihbarat müdürü buyur etti, sekreterine çay söylemesi talimatını verdi. Çaylar içilirken Serkan Kurtuluş konuya girdi.

“Müdürüm, Tamer Bey, gözaltı listesine girmiş” dedi. Müdür hemen araya girerek, “Tamam Serkan. Sen bize bir müsaade et. Dışarıda biraz bekle Tamer’le bizi yalnız bırak” dedi.

Serkan Kurtuluş dışarıya çıkmıştı. Bilgisayarını açan müdür, hemen bir sorgu yapmıştı. “Yusuf ve Zuhal senin neyin oluyor” dedi. Tamer K., “biri kardeşim diğeri eşim” dedi.

Söyledikleri isimlerin FETÖ’ye ait derneklerde üyeliklerinin gözüküyordu. Tamer K., “Bu mümkün değil. Onların dernekle işi olmaz” dedi. Ama kendisi de aynı derneğe üye olmuştu. “İsteğim dışında üye yapmışlar öğrendiğim zaman hemen sildirdim” diyebildi.

Müdür bey daha sonra Tamer K., ile gözaltı listesini konuştu ve kendinden emin bir şekilde: “Bir şey olmaz. Rahat ol. Git evine yat” dedi. Ardından da odaya üç polis memuru çağırdı. “Çocuklar, Tamer beye soracağınız bir şey var mı” diye seslendi.

Polisler yanlarında getirdikleri liste ve fotoğrafları sırayla Tamer K’ya sormaya başladı ve teşhis işlemi bittikten sonra “Başka bir sorumuz yok” diyerek odadan ayrıldı. Ardından da müdür bey Tamer K’ya “Sen de gidebilirsin” dedi.

Tamer K, “Telefon numaramı vereyim mi” dese de “Biz seni buluruz” diyerek iş adamını yolcu etti.

Hakkında yakalama kararı olan Tamer K., elini, kolunu sallayarak girdiği Emniyetten yine elini kolunu sallayarak çıkmıştı. Serkan Kurtuluş’un dediği gibi olmuştu çay içip çıkmışlardı.

Tekrar Serkan Kurtuluş’un aracına binip hareket ettiler.

Serkan, Tamer K’ya kendisini ispatlamasının rahatlığıyla “Bak, dediğim gibi oldu değil mi?” diyerek seslendi. hakkında gözaltı kararı bulunurken hiçbir engelle karşılaşmadan girdiği emniyetten aynı rahatlıkla çakmanın şaşkınlığını üzerinden hala atamayan Tamer K ise şaşkın bir ifade ile “Evet. Haklı çıktın” yanıtını verebildi.

Şimdi sıra esas meseleye gelmişti.

Serkan Kurtuluş, “Emniyetteki arkadaşlar sana düzgün ifade verdirecekler. Bunun karşılığında 500 bin TL vermen gerekiyor” diyerek ağzındaki baklayı çıkardı. İş adamının gözleri büyüdü, kısık bir sesle “500 bin çok değil mi?” diyebildi.

Tüm mal varlığına tedbir konulmuştu. “Arabamı bile satamam” diye ekledi. Aklına bir çözüm geldi. Hakkında gözaltı kararı olmasına rağmen emniyete girip çıkarttıklarına göre bu işi de çözebilirlerdi.

Hemen o fikri söyledi: “Mallarımın üzerindeki tedbiri kaldırın 500 bin lira vereyim.”

Serkan, sinirlenmişti: “O iş öyle hemen olmaz. Sen parayı bul” dedi.

Ama Tamer’den olumsuz yanıt gelmişti. Serkan daha çok sinirlendi: “Millet istihbarat müdüründen randevu alamıyor. Milletin karısını, kızını gözaltına alıyorlar. Ben akşama kadar boşuna mı uğraştım. O zaman 250 bin TL vereceksin” diye bağırmaya başladı.

Tehdit etmeye başlayan Serkan, “Cezaevinde adamlarım var. ‘Beni Tamer azmettirdi’ diye söyletirim. Bunu FETÖ davasıyla da birleştirirler işin içinden çıkamazsın” dedi. Benden aldığı parayı da müdüre vereceğini söyledi ve yarın müdürle beraber yemek yiyelim. Müdür sana, “Serkan’a güven” derse yeterli olur mu? diye sordu.

İş adamı korkmuştu. Serkan’dan ayrıldıktan sonra hemen arkadaşını aradı. Onun da Emniyette tanıdığı İstihbarat müdür yardımcısı vardı. Tamer’in o müdüre gitmesini sağladı. Ertesi gün tekrar Emniyete giden Tamer, bu müdür yardımcısı tarafından Organize Şubeye yönlendirildi. Müdür yardımcısı ise Tamer K’ya “Emniyetten, sağdan soldan sizden para isterler. Sakın vermeyin” diye de uyardı.

Organize şubede gözaltına alınan iş adamı bir hafta sonra da mahkemeye çıkarılarak tutuklandı.

Ancak iş adamı yaşadıklarını aklından çıkaramıyordu. Önce avukatı ile konuşan Tamer K, ardından da şikayetçi olmaya karar verdi.

Çete lideri Serkan Kurtuluş: Rahip Brunson’u öldürmem istendi suçu Gülen Cemaatine yükleyeceklerdi

BOLD ÖZEL

Cezaevinde bayıldıktan sonra beyin ölümü gerçekleşen KHK’lı öğretmen hayatını kaybetti

Bir KHK’lı öğretmen daha hayatını kaybetti. 30 aydır Siirt Cezaevinde tutuklu olan fizik öğretmeni Cengiz Karakurt geçen hafta karantina hücresinde bayılmıştı.

BOLD ÖZEL – Bir hafta önce cezaevinde bayılıp hastaneye kaldırılan KHK’lı öğretmen Cengiz Karakurt hayatını kaybetti. Aort yetmezliği olduğu için 10 yıl önce açık kalp ameliyatı olan Cengiz Karakurt, 15 Eylül sabahı tek kişilik karantina hücresinde baygın bir şekilde bulundu. Siirt Devlet Hastanesi’ne kaldırılan 41 yaşındaki öğretmen, hastanenin yoğun bakımında korona nedeniyle yer olmadığı için Siirt Özel Hayat Hastanesi’ne götürüldü. Bir haftadır yoğun bakımda yatan ve beyin ölümü gerçekleşen Karakurt, bu akşam üzeri öldü.

Bold Medya’ya konuşan eşi Hatice Karakurt, eşinin bir aydır hasta olduğunu, hastaneye götürüldüğünü ve her seferinde ‘üşütmüşsün’ deyip antibiyotik verilip gönderildiğini söylemişti. Karakurt, eşinin son kez 14 Eylül’de hastaneye götürüldüğünü ve cezaevinde kalmasında mahsur yoktur diye geri gönderildiğini de belirtmişti. Cengiz Karakurt, beyin ölümü gerçekleştikten bir gün sonra ise hemen tahliye edilmişti.

GERGERLİOĞLU: “MAHPUSLARIN HAYATI BÖYLE UCUZ OLMAMALI”

Cengiz Karakurt’un hastane sürecini takip eden HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, “Siirt Cezaevinde riskli hasta grubunda olan ve günlerdir yoğun bakımda yatan KHKlı mahpus Cengiz Karakurt Covid 19 nedeniyle bugün vefat etti. Yine önemli ihmaller ve ihlaller var! Mahpusların hayatı böyle ucuz olmamalı. Tek kişilik koğuştaydı!” dedi.

KHK İLE İHRAÇ EDİLDİ

Cemaat soruşturmaları kapsamında 16 Nisan 2018’de tutuklanan fizik öğretmeni Cengiz Karakurt, 10 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Dosyası İstinaf Mahkemesinde bulunuyordu. En son Batman’da bir ortaokulda görev yapan Karakurt ikinci KHK ile ihraç edilmişti.

Tutuklu KHK’lı öğretmen hücrede beyin kanaması geçirdi

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Savcı cezaevindeki o gecenin tutanaklarını neden paylaşmıyor?

Tahliyesine 3 ay vardı. Hücrede ölü bulundu ancak ölüm nedeni hala sır… Komiser Yardımcısı Mustafa Kabakçıoğlu’nun ailesi, sorumluların bulunmasını ve cezalandırılmasını istiyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

24 gün önce Gümüşhane E Tipi Kapalı Cezaevinde hayatını kaybeden Mustafa Kabakçıoğlu’nun ölümünün arkasındaki şüpheler hala giderilmedi. Suç duyurusunda bulunan ailesi, “Savcı o gece tutulan tutanakları kamuoyuyla neden paylaşmıyor” diye soruyor.

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu da Adalet Bakanlığına bir soru önergesi vererek açıklama yapılmasını istedi.

YÜKSEK TANSİYON, ASTIM VE PANİK ATAK HASTASIYDI

Mustafa Kabakçıoğlu, Giresun Emniyet Müdürlüğünde komiser yardımcısıyken Ağustos 2016’da ihraç edildi. Aynı ay Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanıp Gümüşhane E Tipi Cezaevine gönderildi. Yüksek tansiyon ve astım hastası olan Kabakçıoğlu, bu süreçte aşırı kilo kaybetti. Panik atak hastalığı ortaya çıktı. Kanser ve Alzheimer hastalıkları olan annesinin durumunu defalarca mahkemeye sunarak tahliyesini talep eden Mustafa Kabakçıoğlu’nun dilekçeleri dikkate alınmadı. Dört yıldır cezaevinde olan Kabakçıoğlu’nun tahliye olmasına 3 ay kalmıştı.

Astım ve yüksek tansiyon hastası Kabakçıoğlu 20 Ağustos 2020’de koğuşta fenalaşınca hastaneye kaldırıldı. Çok öksürdüğü için dönüşte korona şüphesi nedeniyle karantina hücresine konuldu. 14 ve 16 yaşında iki çocuğu bulunan, 44 yaşındaki Kabakçıoğlu, karantinanın 9. gününde, 29 Ağustos 2020 sabahı hücresinde ölü bulundu. İddiaya göre sabaha kadar öksüre öksüre can verdi. Cenazesi, Trabzon Adli Tıp’a götürülen Kabakçıoğlu’na yapılan test sonucunda korona olmadığı ortaya çıktı. Samsun’dan Trabzon’a cenazeyi almaya giden ailesi Mustafa Kabakçıoğlu’nu Samsun’da defnetti.

Olayın şokunu üzerinden ancak atabilen aile bir hafta sonra Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı’na giderek suç duyurusunda bulundu. Mustafa Kabakçıoğlu’nun ölüm nedeninin araştırılmasını ve varsa sorumluların cezalandırılmasını istedi. Ancak henüz bir sonuç elde edilmiş değil.

SAVCI “AÇIKLAMA YAPACAĞIM” DEDİ

“Gelin cenazenizi alın” diye cezaevinden arandıklarında şok yaşadıklarını ve apar topar yola düştüklerini söyleyen Mustafa Kabakçıoğlu’nun amca oğlu Kaya Kabakçıoğlu, “Son zamanlarda astım bronşiti biraz artmıştı. 20 Ağustos 2020 tarihinde son telefon görüşmesi yaptığı günün gecesi saat 23.00 gibi acil servise kaldırılmış olduğunu sonradan öğrendik ve sonraki hakkı olan telefon görüşme günü olan 27 Ağustos Perşembe günü biz ailesini aramadı. Acile kaldırıldığı o geceden 9 gün sonra vefat haberini verdiler bize.” dedi.

Gümüşhane Cumhuriyet Savcısı Ahmet Tozluyurt ile 15 Eylül 2020’de görüştüklerini belirten Kaya Kabakçıoğlu, “Kendisi 16 Eylül Çarşamba günü basın toplantısı yoluyla açıklama yapacağım dedi ama hala herhangi resmi bir açıklama yapmadı. Bize 21 Eylül’de hastaneye götürdük dedi. Ama e-Nabız’da hastaneye götürüldüğüne dair herhangi bir belge yok. Savcı, ben ambulans çağırdım, ambulansın içinde oksijen verdik. Bunlar onların iddiaları. Her şey şüpheli.” diye konuştu.

“BİR HAFTA ÖNCE SAĞLIKLIYDI, BİZDEN KİTAP İSTEDİ”

Genç komiserin hastaneye götürülmediğini iddia eden Kabakçıoğlu, “Benim düşünceme göre ambulansın içinde tedavi yaptılar ve sonra tekrar cezaevine koydular. Çok öksürdüğü için de karantinaya aldılar ve 9. gün gece yarısı saat 2.30’da vefat ediyor. 5.45’te kapıyı açtıklarında ölü bulunuyorlar. Oturur vaziyetteymiş. Butona basmamış. Ya da bastı ise duyulmadı mı? Bilmiyoruz tabi, bunların hepsi soru işareti. Bir hafta öncesi telefon konuşmalarında sağlıklı konuşan, okumak için bizlerden kitap isteyen, bu dört yılda açık öğretim lisans programını yüksek puanlarla bitirip diplomasını alan, dört ay sonra bitecek ceza sonrası yapmak istediği hayallerden bahsederken ani vefat etmesi bizlerde büyük şüpheler uyandırmıştır.” ifadelerini kullandı.

“CESEDİNİ PİS BİR BATTANİYEYE SARMIŞLARDI”

Kaya Kabakçıoğlu

Bold Medya’ya konuşan Kaya Kabakçıoğlu, amca oğlunun vefatından sonra Trabzon Adli Tıp’ta yaşadıklarını ise şöyle anlattı:

“Sabahleyin bizi aradılar, Mustafa Kabakçıoğlu vefat etti, gelin cenazesini alın diye. Biz de apar topar Samsun’dan Gümühane’ye yola çıktık. Yarı yolda aradılar. Trabzon Adli Tıp’a götürdük, oraya gelin dediler. Gittik. Biz vardığımızda cenaze arabası yeni gelmişti. Bir tek beni aldılar içeri. Cesedini pis bir battaniyenin içine sarmışlardı. Adli tıpa cenazesi getirmişlerdi, ellerinde herhangi bir belge de yoktu. Oradaki görevli de cenazeyi getiren görevlilere bağırdı. ‘Bütün pis işlerinizi biz mi temizleyeceğiz. Ölümü için herhangi bir yazı yazılmamış, bir şey yapılmamış.’ dedi. Orada korona testi yapıldı. Sonuç negatif çıktı. Ölmeden önce kendisine ne tür bir tedavi uygulandı, ne yapıldı bilmiyoruz. Otopsi yapıldı. Sonucu henüz belli olmadı. Korona çıkmayınca defin için bana yazı verdiler. Cenazemizi alıp Samsun’da defnettik.”

“KAMUOYUNDAN SAKLANAN BİR ŞEY Mİ VAR?”

Bir hafta sonra Samsun Cumhuriyet Başsavcılığına gidip suç duyurusunda bulunan Kabakçıoğlu ailesi şu sorulara cevap verilmesini istiyor:

1. Mustafa Kabakçıoğlu’nun Gümüşhane cezaevinde, kapatıldığı tek kişilik karantina hücresinde öksüre öksüre ölümünden haberdar mısınız? Eğer haberdarsanız biz ailesine neden 24 gündür açıklama yapılmıyor?

2. Kamuoyundan saklanan bir şey mi var? Ağır hasta olduğuna Tanık olabilecek dahil hiçbir koğuş arkadaşlarının ve cezaevi personelinin bugüne kadar neden ifadesine başvurulmadı?

SAVCI “TEK KİŞİLİK HÜCRE” LAFINDAN RAHATSIZ OLDU

3. Mustafa Kabakçıoğlu rahatsızlığını bildirmesi üzerine ne gibi önlemler alındı? Yüksek tansiyon hastası olduğu bilinmesine rağmen Mustafa Kabakçıoğlı, neden tek kişilik hücreye alındı? Koğuştan sorumlu ceza infaz memurları tarafından nöbetçi cezaevi doktoruna götürüldü mü? Revirdeki doktor gördü ise ne teşhis koydu, ne gibi ilaçlar verdi? Bu süreçteki tıbbi müdahaleleri neden paylaşılmıyor, şüpheleri üzerinize çekiyorsunuz?

4. Olayla ilgili sosyal medyada haber sitelerinde kullanılan “tek kişilik hücre” lafından rahatsız olan Cumhuriyet savcısı Ahmet Tozluyurt, neden hücre olmadığını ispatlayacak kamera görüntü ve diğer belgeleri paylaşmıyorsunuz? Neden şüpheler bırakıyorsunuz?

5. En basit tıp bilgisine vakıf olanların da bildiği üzere tıpta durup dururken ölüm yoktur, peki Mustafa Kabakçıoğlu neden öldü? 20 Ağustos’ta fenalaşıp acile kaldırıldığı ve doktor gözetiminde tutulması gerektiği halde neden cezaevine gönderilmiştir? Hastaneden tekrar cezaevine gönderilen Mustafa Kabakçıoğlu’nun vefatından kim sorumludur? İlk başta Kovid-19 tedavisine başlanılmadı, daha sonra Kovid-19 olmadığı anlaşıldığında neden kendi koğuşunda götürülmedi? Hasta tutukluyu tek başına hücrede bırakmak, yakın gözetim altında tutmamak ölüme terk etmek değil midir?

“İDARİ SORUŞTURMA BAŞLATILDI MI?”

6. Adalet Bakanlığı ve Ceza Tevkifevleri bu skandal olay sonrası Gümüşhane E Tipi Ceza ve İnfaz Kurumu görevlileri hakkında idari soruşturma başlattı mı? Sorumlular hakkında yaptırım uygulanacak mı? Soruşturma başlattıysa kimler sorgulandı? O geceki nöbetçi savcı tutulan tutanakları kamuoyuyla neden paylaşmıyor?

7. Bizler Kabakçıoğlu ailesi ve yakınları defalarca sorup hiç cevap alamadığımız soruları tekrar tekrar soracağız ta ki vicdanları rahatlatacak, karanlıkta kalan soruları aydınlatacak açıklamalar ilgili ve sorumlu yetkililerden gelene kadar.”

CEZAEVİNDE HAYATINI KAYBEDEN MAHPUS SAYISI KAÇ?

Genç komiserin ölümünü kamuoyuna duyuran ve olayın ilk günden beri takipçisi olan HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün cevaplaması için bir soru önergesi verdi. Kabakçıoğlu ailesinin iddialarının doğru olup olmadığının araştırılmasını isteyen Gergerlioğlu önergesinde şu sordu:

“Mustafa Kabakçıoğlu isimli yurttaşın ölüm nedeni nedir? Ölümüyle ilgili açılmış bir soruşturma var mıdır? Neden tek kişilik koğuşa alınmıştır? Neden hastaneye sevk edilmemiştir? Halen cezaevinde kalan ve Mustafa Kabakçıoğlu’nun rahatsızlığına benzer şikayetleri olan mahpus sayısı kaçtır? Bu kişilerin aynı şekilde cezaevinde ölmemesi için ne yapılması gerekmektedir? Son 5 yılda cezaevinde hayatını kaybeden mahpus sayısı kaçtır? Cezaevlerine güveni sarsan bu ve benzeri olayların tekrarlanmaması güvenin tekrar tesisi için hükumetinizin alacağı önlemler nelerdir?”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Dünya Enes Kanter’e uygulanan sansüre inanamadı!

Boston Celtics’in Miami Heat ile oynadığı Doğu Konferansı finalinin 2. maçında Türk spikerlerin uyguladığı sansür dünya basınına konu oldu. Arap ve Polonya basını skandal sansürü bakın nasıl haber yaptı…

MUHAMMET ALİ TOKSOY – BOLD MEDYA

3 senedir Enes Kanter’in maçlarını yayınlanmayan S Sport kanalı, Boston-Miami arasında oynanan Doğu Konferansı Final Serisi’ni yayınlamaya karar verdi. Maçı ESPN kanalı için anlatan ABD’li spiker başarılı Türk yıldıza övgüler yağdırırken S Sport sunucuları Uğur Ozan Sulak ve Kaan Kural, maçta 9 sayı, 6 ribaundla oynayan Enes Kanter’e sansür uygulayarak adını ağızlarına bile alamadı.

S Sport kanalının uygulamış olduğu bu sansür dünya çapında haber olmaya devam ediyor. Polonya’nın en büyük ve en prestijli spor gazetesi Przegląd Sportowy’nin başarılı muhabiri Jakub Wojczyński olayı Polonyalı basketbolseverler için haberleştirdi.

NBA ve Avrupa Basketbolunu yakından takip eden tecrübeli gazeteci, geniş kapsamlı bir yazı kaleme alarak, Enes Kanter’e uygulanan komik sansürü görmek için Türkçe bilmenize gerek yok ifadelerini kullandı. Avrupa Kupası maçları için Türkiye’ye de gelen ve Enes Kanter’in son yıllarda yaşadıklarını haberinde anlatan Jakub Wojczyński, yazısını NBA yıldızının düşüncelerini aktararak bitirdi:

“Türkiye diktatörün eline bırakılmamalı. Eğer Türk hükumetini eleştirirsen kötü birisin. Ben sadece özgürlük, demokrasi ve insan hakları için savaşıyorum. İnsanlar benim hikayemi NBA’de oynadığım için biliyor ama Türkiye’de hikayeleri benimkinden çok daha kötü olan binlerce aile var. Pek çok insan bana basketbola odaklanmamı ve siyaseti bırakmamı söyledi, ancak söylediklerim kesinlikle siyaset değil.”

ARAPÇA NBA TWITTER HESABI ŞAŞIRDI

Twitter üzerinden Arapça yayın yapan ve yaklaşık 100 bin takipçisi olan NBA hesabı Enes Kanter’e uygulanan sansürü şaşkınlıkla karşıladı. Doğu Finalinde Enes Kanter’in ribaund aldığını, sayılar attığını ancak Türk spikerlerin Boston Celtics maçı 4 kişi oynuyormuş gibi davrandığını ifade etti ve görüntüleri takipçileriyle paylaştı. İşte o tweet:

Enes Kanter’in Miami Heat karşısındaki ribaund ve sayılarını, ABD’li spikerler ile Türk spikerlerin karşılaştırmalı anlatımıyla, aşağıdaki YouTube linkinden izleyebilirsiniz.

 

 

Okumaya devam et

Popular