Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Müyesser Yıldız’ın cezaevinden 4 yıl sonra 15 Temmuz tanımı

“Gördüklerim ve yaşadıklarımdan anladığım şu; hem gerçeklerin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması istenmiyor hem de mağduriyet çuvalı alabildiğine büyütülerek, gerçek suçlu ve sorumluların kurtarılması hedefleniyor.”

BOLD – 12 Haziran 2020’de “Devletin güvenliğine ve siyasal yararına ilişkin bilgileri açıklama” iddiasıyla tutuklanan Oda TV Haber Müdürü Yıldız, 15 Temmuz darbesiyle ilgili ise, “15 Temmuz büyük bir muamma ve görünen o ki birileri bunun daha uzun süre muamma olarak kalmasını istiyor” ifadesini kullandı.

Tutuklu bulunduğu Sincan Kadın Kapalı Cezevinde Cumhuriyet’in sorularını yanıtlayan Müyesser Yıldız, evine yapılan polis baskını ve tutuklanma süreciyle ilgili konuştu. Basın özgürlüğünün olmadığı bir dönemde gazetecilik yaptıkları için hedefte olduğunu kaydeden Yıldız, “Çoğunluğu biat kültüründen geldiği için bizlerin biat etmemesini anlayamadılar. Biat etmiyorsan ya teröristsin ya da casus” ifadesini kullandı.

Dijital arşivinin ele geçirilmek istendiğini belirten Yıldız, şunları söyledi: “Evimi terör örgütünün hücre eviymiş gibi sabahın 06.15’inde basıp, neyim var neyim yok imajını almadan el koydular. Evet, amaçlarından birisi, arşivimin ele geçirilmesiydi. Bunları yeniden toparlamam zaman alacak. Ancak benden daha öncelikli olarak birilerinin kitap çalışmam olup olmadığını çok merak ettiğini sanıyorum. Çünkü AKP’liler dahil her kesimden insan 15 Temmuz’un kitabını ne zaman yazacağımı soruyordu. Galiba yazılmamış kitabı ele geçirmek istediler. Ama üzgünüm, düş kırıklığı yaşayacaklar. Aradıklarını bulamayacaklar.”

15 Temmuz davalarıyla ilgili ise Yıldız, “Gördüm ki çok şey kamuoyuna anlatıldığı ve sunulduğu gibi değil. Müthiş bir algı yaratıldı ve bunlara olduğu gibi inanmamız istendi. Bizzat devletin belgeleriyle aksini ortaya koyduğumda ise “FETÖ’cülükle, FETÖ’ye hizmet etmekle” suçlandım” ifadesini kullandı.

Yıldız, Cumhuriyet’in sorularına şu cevapları verdi:

Cezaevinde günleriniz nasıl geçti, geçiyor?

“İlk 17 gün karantina cezaevinde kaldım. 7 adımlık bir koğuşta gün boyu yürüdüm. Kitap, gazete TV hiçbir şey yoktu. Sadece merkezden yayın yapan bir radyo, o da sadece müzik kanalı. Elimdeki tek şey, avukatımın ilk gün getirdiği ifademdi. Noktasına, virgülüne ezberledim adeta… 1 gün gecikmeli verilen gazetelerden gündemi takip edip, yine yazılarımı sürdürüyorum. Yatıyoruz, madem değsin değil mi? Onun dışında voltaya devam. Bir de her fırsatta bize bu tezgahı kuranlara bolca “iyi dileklerimi” gönderiyorum.

Buradan kamuoyuna vermek istediğiniz mesaj var mı?

Tehditlere, şantajlara, korkuya teslim olanlara seslenmek istiyorum. Buna hakkınız yok. Hiçbirinizin makamı, eşi veya çocuğu bu ülkeden değerli değil. Bir tane vatanımız var. Öncelikle şehitlerimiz, gazilerimiz ve çocuklarımız için bu vatana sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur. Bu kadar zulüm, adaletsizlik, haksızlık yapma, yetim hakkı, kul hakkı tanımama… Demek ki birilerinin Allah korkusu da kalmamış. Ama bakın, herkesi titretip, susturduğunu zannedenlerin, kaleminden başka hiçbir şeyi olmayan bizlerden korktuğu ortaya çıktığına göre, elbirliğiyle korku duvarını aşmanın zamanı değil midir? Ve kucak dolusu sevgiler. Önce Cumhuriyet okurları ile açık cezaevindeki tüm dostlara. Sonra Silivri’deki Barış, Hülya ve Murat’a..

BİRİLERİ 15 TEMMUZ’UN MUAMMA KALMASINI İSTİYOR

15 Temmuz’un 4. yılı. Müyesser Yıldız bu darbe girişimini nasıl tanımlıyor? Sebepleri, sonuçları…

15 Temmuz büyük bir muamma ve görünen o ki birileri bunun daha uzun süre muamma olarak kalmasını istiyor. 15 Temmuz Balyoz-Ergenekon kumpaslarıyla başlayan/başlatılan sürecin devamıdır. Hedef önce TSK, sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Bu coğrafyadaki en büyük güvencemiz TSK’nin milli ordu olmaktan çıkarılıp, emperyalizmin uç karakolu yapılması ve “ihraç” ürünü haline getirilmesidir. Balyoz-Ergenekon’la TSK’nin beli kırıldı, 15 Temmuz’la da kafası koparıldı. Bu büyük operasyonu sadece FETÖ’ye nakletmek ülkemiz ve milletimiz üzerinde yapılan ameliyata ve gerçeklere gözümüzü kapatmak olur. Maalesef BOP ve “Ilımlı İslam” projesi, hız kesmeden devam ettirildi. Bu projelerin gerçek sahiplerinin tam adı konulup, işbirlikçilerin tamamı ortaya çıkarılmaz ve bunlarla ciddi şekilde mücadele edilmezse, ülke ve millet olarak daha çok bedeller ödemeyeceğimizi düşünüyorum.

15 TEMMUZ ALGISINA İNANMAMIZ İSTENDİ

15 Temmuz darbe girişimine ilişkin davaları izlediniz, binlerce evrak okudunuz, perde arkasında bugüne kadar neler gördünüz?

Gördüm ki çok şey kamuoyuna anlatıldığı ve sunulduğu gibi değil. Müthiş bir algı yaratıldı ve bunlara olduğu gibi inanmamız istendi. Bizzat devletin belgeleriyle aksini ortaya koyduğumda ise “FETÖ’cülükle, FETÖ’ye hizmet etmekle” suçlandım. Bu davalar, ciddi davalar. Türkiye’nin geleceğini ilgilendiriyor. Gördüklerim ve yaşadıklarımdan anladığım şu; hem gerçeklerin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması istenmiyor hem de mağduriyet çuvalı alabildiğine büyütülerek, gerçek suçlu ve sorumluların kurtarılması hedefleniyor. AKP’li Şamil Tayyar’ın dahi yargılamalar başladıktan kısa bir süre sonra, “Bugün kahraman bildiklerimiz hain, hain bildiklerimiz kahraman çıkabilir” demesi çok şeyi anlatmıyor mu?

ERLER BİLE HESAP VERDİ, O VERMEDİ

Hulusi Akar ile davalıksınız. Sizi neden özellikle hedefe koydu?

Ona “husumetim” olduğu iddiasında. Niye husumetim olsun ki? Bir gazeteci olarak sadece fikri takip yaptım. Balyoz-Ergenekon kumpaslarından alın, 15 Temmuz’a gelin. En önemli aktörlerden biri değil mi? Böylesine kilit bir aktörün aldığı nefesin bile haber değeri vardır. Beni sadece devletin gizli tanığının kendisi hakkında anlattıklarını haberleştirdiğim için hedef almadı. Daha 2015’te Genelkurmay Başkanı olmadan önce yazdığım “yeni Genelkurmay Başkanımızı tanıyalım” başlıklı yazımdan beri hedefteydim  Şimdi Genelkurmay Başkanının bir önemi kalmadı ama Türkiye’nin birçok döneminde görev yapmış, kadrosunun tamamına yakının “FETÖ ve darbe” suçlamasıyla tutuklanmış birisini görmezden gelip Uganda Genelkurmay Başkanı’nı mı yazacaktım? Yıllarca birlikte çalıştığı sanıkların savunmalarını aktardım. Eğer bunlar yanlıştı ve rahatsızlık veriyor idiyse, mahkemeye gider, eski silah arkadaşlarının yüzüne “yalan söylüyorsun” derdi. Ancak aynen TBMM’de kurulan komisyona gitmediği gibi mahkemelerde de sorulan 5-10 soruya bir özel celsede cevap vermeyi tercih etti. Gerçeklerin ve gerçek suçluların ortaya çıkarılması en önce onun görevi değil midir? Görevlerini yapmak yerine, görevini yapmaya çalışan gazeteciyi, mahkemelere gidip, ifade vermek yerine Meclis’e soru soran milletvekillerine dava açmak tek kelimeyle sorumluluktan kaçmaktır. Erden, uzman çavuştan hesap sorulacak, ama Genelkurmay Başkanı muaf tutulacak. İş mi? Bakın, Erdoğan, hatta Necdet Özel “Rabbim, milletim affetsin, aldatıldık” dedi. Hatta Necdet Özel, Balyoz’da yargılananlar için vicdanının sızladığını söyledi. Peki, Sayın Hulusi Akar’ın en azından böyle bir beyanı oldu mu?”

‘Mağdur çığlık atmadı’ diyen hakim tecavüz sanığını serbest bıraktı

Gündem

Tutuklanan avukatlara yöneltilen suçlama: İşkence nedeniyle şikayetçi olmak

12 gündür gözaltında tutulan 39 avukattan 6’sı tutuklandı. Avukatların, işkence nedeniyle suç duyurusunda bulunmaları, insan hakları savunucularıyla temasları suç sayıldı.

BOLD – 11 Eylül’de Ankara Merkezli 7 ilde yapılan operasyonlarda 48’i avukat olmak üzere 60 hukukçu gözaltına alındı. 12 gün gözaltında kalan avukatlardan 39’u dün tutuklanma talebiyle mahkemeye çıkarıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla gözaltına alınan 39 avukattan 6’sı tutuklandı. Diğerleri ev hapsi ve adli kontrol şartıyla bırakıldı.

Tanık ifadeleri ve teknik takip yapılarak alınan avukatların gözaltı gerekçesi, 15 Temmuz’dan sonra Cemaat operasyonları kapsamında tutuklananlara avukatlık yapmalarıydı. Avukatlar, gözaltı süresinin uzatılması için 14 Eylül’de Ankara Adliyesi’ne plastik kelepçeli getirilmişti. Avukatlara yapılan bu gözaltılara İstanbul ve Ankara başta olmak üzere 10 baro tepki göstermişti.

İzmir’de dün sabah yapılan operasyonlarda da gözaltına alınan 55 avukatın sorgusu ise devam ediyor. Avukatlara yapılan bu operasyonların devam edeceği iddia ediliyor.

İŞKENCE BAŞVURULARI SUÇ SAYILDI

Avukatlara yönelik operasyondan önce avukatların iki yıl boyunca teknik ve fiziki takibe alındığı da ortaya çıktı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı ile soruşturmanın 2018’de başladığı ve avukatların 24 saat izlemeye alındıkları savcılıktaki belgelere yansıdı.

Avukatların müvekkillerinin yaşadıkları hak ihlalleriyle ilgili başta tanınmış hukukçular olmak üzere, insan hakları savunucuları ve  uluslararası hukuk mekanizmalarını harekete geçirmiş olmaları da savcılık tarafından suç kapsamına sokuldu. Özellikle avukatların işkence konusunda yaptıkları başvurular, örgütsel faaliyet sayıldı.

Avukatların; KHK ile ihraç edilenler, Bylock davaları, Anayasa Mahkemesine itiraz dosyalarına bakmaları, mahkeme ve savcılık kararlarına sürekli itiraz etmeleri örgüt talimatı ile işlenmiş bir suç olarak sunuldu.

Ayrıca avukatların bazı tutuklu sanıklardan ücret almadıkları, etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen kişileri vazgeçirmeye çalıştıkları öne sürüldü ve tüm bu avukatlık çabaları suç olarak savcılık tarafından nitelendi.

AİLE ÜYELERİYLE İLGİLİ VURGU

Avukatların gözaltında işkence iddialarında bulunup defalarca suç duyurusunda bulunmaları da “Fethullah Gülen grubuyla etkin mücadele eden emniyet personelini hedef almak” olarak nitelendi. Avukatların bazılarının aile üyelerinin tutuklu olması, avukatların örgüt üyesi olduğuna ilişkin bir veri olarak savcılık tarafından mahkemeye sunuldu.

Mahkeme 6 avukatı tutuklarken diğer avukatlara ev hapsi cezası getirdi. Ev hapsi nedeniyle adliyeye gidemeyecek avukatların fiilen mesleklerini yapmaları imkansız hale geldi.

Avrupa Konseyi: Avukatların durumundan endişeliyiz

Savunmaya operasyon sürüyor: 55 avukat daha gözaltına alındı

Okumaya devam et

Gündem

“En büyük insan Erdoğan” diyen gurbetçi ekonomiden dert yananlara terörist dedi

Türkiye’de ekonomik kriz olmadığını iddia eden gurbetçinin, “Türkiye’de yaşayanlar nankörlük etmeyin! Erdoğan’dan büyük insan yok, insanların en büyüğü o.” ifadeleri gerginliğe neden oldu.

BOLD- İstanbul’da yapılan bir sokak röportajında mikrofon uzatılan gurbetçi çift, Türkiye’de ekonomik kriz olmadığını, “açız” diyerek ağlayanların restoranları dolduğunu söyleyerek AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a övgüler düzdü.

EN BÜYÜK O

Almanya’da yaşadıklarını söyleyen gurbetçiler, Türkiye’deki insan haklarına saygının Almanya’da olmadığını iddia etti. Erdoğan’a övgüler dizen gurbetçi kadın: “Türkiye’de yaşayanlar nankörlük etmeyin! Erdoğan’dan büyük insan yok, insanların en büyüğü o” diye konuştu.

GERGİNLİĞE NEDEN OLDU

Gurbetçilerin, Erdoğan ve AKP konusunda Türk vatandaşlarını suçlayıcı ifadelerine çevredekilerden müdahale geldi. Yaşadıkları sıkıntıları anlatan vatandaşlar, gurbetçi çiftten hiç beklemedikleri bir tepkiyle karşılaştı. Yaşanan tartışma sırasında Almanya’da yaşayan çift Erdoğan’ı eleştiren İstanbulluları “terörist” ilan etti. Gerginlik çiftin ayrılmasıyla son buldu. Sosyal medyada da gündem olan olayla ilgili, Almanya’da yaşamayı seçen ve sadece tatil için Türkiye’ye gelen gurbetçi çifte tepkiler vardı.

Sağlıkçılara saldıran 5 kişi gözaltına alındı

 

Okumaya devam et

Gündem

Acil serviste doktor ve hemşirelere saldıran 5 şüpheliden 2’si tutuklandı

Ankara Keçiören’de bir hastanede 5 doktor ile 5 hemşireye saldıranlara yönelik soruşturmada gözaltına alınan 5 şüpheliden 2’si çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

BOLD- Ankara Keçiören’de bir hastanede sağlık çalışanlarına saldıran 5 kişi bugün gözaltına alındı. Saldırıya uğrayan ve barikat kurarak kendilerini korumaya çalışan doktor ve hemşireler şüphelilerden şikayetçi olmazken, hastane başhekiminin şikayetçi olduğu öğrenildi. İfadelerinin ardından adliyeye sevk edilen 5 şüpheliden 2’si çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Öte yandan saldırıya ilişkin basında yeni fotoğraflar yer aldı. Hastanenin güvenlik kamerası görüntülerinden elde edilen fotoğraflarda, husumetli olduğu kişi tarafından vurulan A.Ö, hastaneye getirildikten kısa bir süre sonra yakınları da yoğun bakım servisi önünde toplanıyor.

Bir süre sonra maktulün eşi G.Ö, kayıt masasındaki bilgisayarı düşürmeye çalışıyor.

Ardından maktulün yakınlarından B.O ile olayda yaralanan F.Ö de canlandırma bölümünün kapı ve camlarını yumrukluyor.

Polisin müdahalesi üzerine maktul yakınlarından Y.Ö yoğun bakım girişindeki masaya vururken, M.D.Ö ise polis ve güvenlik görevlilerine mukavemet ediyor.

Bu esnada bazı maktul yakınlarının yoğun bakım kapısını zorlayarak içeri girmeye çalışması üzerine sağlık çalışanları, polisin oluşturduğu koridordan olay yerinden tahliye ediliyor.

Sağlıkçılara saldıran 5 kişi gözaltına alındı

Okumaya devam et

Popular