Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Beyrut’taki patlamadan siyasileri sorumlu tutan halk sokaklarda…

Beyrut Limanı’nda 6 yıldır tutulan amonyum nitratın patlamasından siyasileri sorumlu tutan Lübnan halkı, sokaklara çıktı. “Öfke Günü” adı verilen protestolarda sorumluların cezalandırılması isteniyor.

BOLD – Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta 160 kişinin öldüğü patlamadan dört gün sonra halk “Öfke Günü” protestoları için Şehitler Meydanı’nda toplandı. Güvenlik güçleri protestocuları dağıtmak için göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su kullandı. Siyasi liderlere karşı düzenlenen protestolara çok sayıda Lübnanlı katıldı.

SİYASİLERE YOLSUZLUK SUÇLAMASI

BBC Türkçe’nin aktardığına göre, Beyrut Limanı’nda depolanan amonyum nitratın salı günü patlaması sonucu 5 bine yakın kişi de yaralandı. 300 bin kişi evsiz kaldı. Yaşananlarda hükumetin ihmali olduğunu düşünen halk, siyasileri “yolsuzluk yapmakla” suçluyor. İnfilak eden amonyum nitrat, kargo gemisinden 6 yıl önce çıkarılıp depoya konmuştu. Hükümet olayın sorumlularının bulunacağı sözü verdi ama halkın çoğunluğunun iktidara güveni yok. Patlamadan zarar gören mahalleleri ziyaret etmek isteyen iki Lübnanlı bakan halk tarafından bölgeden kovulmuştu.

SIRA ONLARI CEZALANDIRMAYA GELDİ

AFP’ye konuşan 29 yaşındaki Fares Halabi, “Öfke Günü” protestoları öncesi “Üç gün temizlik yaptıktan, molozları taşıdıktan ve yaralarımızı sardıktan sonra şimdi sıra öfke patlamasına ve onları cezalandırmaya geldi” dedi. Lübnan Cumhurbaşkanı Michel Aoun patlamayla ilgili uluslararası soruşturma açılması çağrılarını reddetti ve patlamaya “dış müdahale” olup olmadığını yerel yetkililerin inceleyeceğini söyledi.

PATLAYICI YAPIMINDA KULLANILIYOR

Lübnan Cumhurbaşkanı ve Başbakanı, 2 bin 750 ton amonyum nitratın patladığını söyledi. Amonyum nitrat gübre olarak da kullanılıyor ama bu malzemeden patlayıcı da yapılabiliyor. Amonyum nitrat, 2014’ten bu yana herhangi bir güvenlik önlemi bulunmaksızın limandaki depoda tutuluyordu. Malzemeler MV Rhosus kargo gemisinden çıkarılmıştı. Bu kadar büyük bir patlayıcı maddenin şehrin merkezine yakın bir depoda bu kadar zaman tutulması tepkileri artırıyor. Lübnan Cumhurbaşkanı Aoun, çarşamba günkü açıklamasında Lübnanlı yetkililerin şeffaf bir soruşturma yürütecekleri sözünü verdi ve ihmali tespit edilen sorumlulardan hesap sorulacağını ve en ağır cezaya çarptırılacaklarını söyledi.

İHMAL, KAZA YA DA ROKET…

Aoun, hükumetin yürüttüğü soruşturmanın üç ihtimale baktığını söyledi: İhmal, kaza veya roket, bomba ya da herhangi başka bir yolla dış müdahale…

Yetkililer patlamanın “malzemelerin alev alması” sonucu çıktığı ihtimali üzerinde duruyor ama Aoun’un bahsettiği “dış müdahaleye” ilişkin henüz bir kanıt bulunmuyor.

Aoun’un siyasi müttefiki Hizbullah’ın lideri Hasan Nasrallah da patlamayla bir ilgileri olmadığını söyledi ve limanı Hizbullah’ın kontrol etmediğini, limanda herhangi bir silah veya mühimmat depolamadığını söyledi.

Nasrallah, “Açık ve net olarak bu depodaki patlama olayıyla hiçbir ilgimiz olmadığını ilan ediyorum. Füze, amonyum nitrat, mermi, yok böyle şeyler. Şimdi de yok, geçmişte de yoktu. Soruşturmayla açığa çıkacak. Eğer askeri bir eylemse soruşturma bunu ortaya koyar” dedi.

Dünya

AB Komisyonu’ndan üye ülkelere yeni göç anlaşması: Kişi başı 10 bin avro

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun, üye ülkelere daha önce uygulanmayan kota sisteminin yerine yeni bir göç ve iltica anlaşması önerisinde bulunduğu açıklandı.

BOLD – Avrupa Komisyonu uzun zamandır beklenen ve daha önce birçok kez ertelenen ‘Avrupa Birliği Göç ve iltica Paktını’ açıkladı. Söz konusu reform, üye ülkeler arasında ‘zorunlu dayanışma mekanizması’ oluşturulmasını hedefliyor.

Avrupa Komisyonu’nun İç İşlerinden sorumlu üyesi Ylva Johansson, AB’nin yasa dışı göçmenlerin ülkelerine geri dönüşleri konusunda daha etkili olmayı amaçladığını söyledi.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, 2015’teki göç akınından beri sığınmacıların nasıl dağıtılacağı ve iltica başvuruları reddedilenlerin nasıl geri gönderileceğine çözüm bulunamaması nedeniyle yeni bir tasarı hazırladı.

Tasarıyla, göçmenleri kabul etmeyen üyelerin, bu kişilerin AB’ye ilk giriş yaptığı ülkeye destek olması ve göçmenleri ülkelerine göndermesi bekleniyor.

AB Komisyonunun Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyine yasal düzenlemeler hakkında gönderdiği belgeye göre, iltica başvurusu yapanlar, düzensiz göçmenler ve uluslararası korumadan yararlananların yerleştirildiği ülkeye, yerleştirilen kişi başı 10 bin avro ödenecek. Bu ödeme AB bütçesinden yapılacak.

Yerleştirilen kişinin yanında refakatçisi bulunmayan çocuk olması halinde bu kişiler için de 12 bin avro ödeme yapılacak. Durumu karmaşık olan kişiler için daha fazla ödeme yapılabilecek. Ayrıca yerleştirme yapılacak ülkeye transfer için 500 avro ödenecek.

“SORUMLULUK PAYLAŞIMI VE DAYANIŞMA”

Anlaşmanın bir diğer unsurunu üyeler arasındaki adil sorumluluk paylaşımı ve dayanışma oluşturuyor. Buna göre, üye ülkelerin tamamının sorumluluk alması ve dayanışma sergilemesi isteniyor.

Göç baskısı altında olan üyelere, diğer ülkelerin esnek biçimde katkıda bulunması talep ediliyor. Bu katkılar arasında iltica başvurusu yapanların ilk geldikleri ülkelerden başka üye ülkelere götürülmesi, AB içinde kalmasına mümkün olmayan kişilerin geri gönderilmesi veya diğer operasyonel destekler gibi konular bulunuyor.

Yeni sistemin “gönüllü iş birliği ve esnek destek” temelinde başlaması planlanıyor ancak üye ülkelerin birine veya birkaçına yönelik göç baskısının artması halinde daha sıkı katkıların yapılması istenecek.

SÜREÇLER HIZLANDIRILACAK

Önerilen yeni sistemde işlemlerin hızlandırılması ve daha verimli hale getirilmesi, entegre sınır işlemlerine geçilmesi, AB sınırlarına girmeden önce veya bir kurtarma operasyonunun hemen sonrasında kimlik tespit, sağlık, güvenlik ve parmak izi taraması, bu bilgilerin ortak veri sisteminde toplanması hedefleniyor.

Taramadan sonra gelen kişilerin başvuru kategorilerine göre veya normal bir iltica işlemine yönlendirilmesi, ardından iltica başvurusunun kabulü veya reddedilmesi hızlıca sağlanacak. Bu süreçte AB’nin ilgili kurumları işlemleri daha sıkı takip edecek ve operasyonel destek verecek.

ÜÇÜNCÜ ÜLKELERLE ORTAKLIKLAR

Yeni sistemde AB’nin üçüncü ülkelerle duruma özel ve her iki tarafın çıkarını gözetecek ortaklıklar kurması amaçlanıyor. Bu yolla insan kaçakçılığı gibi ortak zorlukların giderilmesi, geri kabul anlaşmalarının ve düzenlemelerinin etkin uygulaması için yasal yolların geliştirilmesi hedefleniyor. AB üyelerinin geri kabul konusunda üçüncü ülkelerle iş birliğinin desteklenmesi konusunda tam bir birlik içinde hareket etmesinin altı çiziliyor.

Yeni sistemin işlerliğini artırmak için “AB Geri Dönüş Koordinatörü” makamı oluşturulacak ve her ülke bu yapı içinde çalışmak üzere kendi ulusal temsilcisini atayacak.

Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi, Komisyonun önerisini inceleyecek ve uzlaşma sağlanırsa gerekli yasal düzenlemeleri çıkaracak. AB Komisyonu, bu sürecin yıl sonuna kadar tamamlanmasını istiyor.

Avrupa Birliği’ne sığınma başvuruları yüzde 69 azaldı

Okumaya devam et

Dünya

En geniş katılımlı koronavirüs aşı çalışması başladı

Merkezi ABD’de bulunan Johnson&Johnson şirketi, Kovid-19’a karşı geliştirdiği tek doz aşının koruyuculuğunu test etmek için geniş katılımlı nihai çalışmalara başladı.

BOLD – Şirketin geliştirildiği aşı adayı bugünden itibaren ABD, Güney Afrika, Arjantin, Brezilya, Şili, Kolombiya, Meksika ve Peru’da 60 bin gönüllüye yapılacak.

Çalışma, dünyada bugüne kadarki en geniş katılımlı Kovid-19 aşı araştırmalarından biri olacak.

Johnson&Johnson’ın Kovid-19 aşı adayının, şirketin Ebola aşısını model aldığı ve geç aşama için diğerlerinden biraz faklı bir teknolojiyle üretildiği ifade ediliyor.

ABD’de geç aşama testlerine başlanan 3 aşının aksine Johnson&Johnson’ın aşısının 2 değil bir doz vurulması planlanıyor.

Şirket yetkilisi Dr. Paul Stoffels, araştırmanın, aşı adayının etkisi hakkında gelecek yıl başına kadar cevaplar alınmasını sağlayacak kadar geniş kapsamlı olduğunu söyledi.

ABD’de son aşamadaki Kovid-19 aşıları arasında Moderna ve Pfizer’ın geliştirdikleri de bulunuyor.

Grip ve Kovid-19’a aynı anda yakalananlarda ölüm riski iki katına çıkıyor

Okumaya devam et

Dünya

Stoltenberg: Türkiye ile Yunanistan teknik görüşmelerinde ilerleme kaydedildi

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Türkiye ile Yunanistan arasındaki teknik görüşmelerde “iyi bir ilerleme” kaydedildiğini bildirdi. Almanya da Atina-Ankara diyaloğundan memnun olduğunu açıkladı. 

BOLD – NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile NATO karargahındaki görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, Türkiye ile Yunanistan’ın, Doğu Akdeniz’de ayrıştırma usulleri oluşturulması, havada ve denizde istenmeyen olayların ve kazaların önlenmesi için bugüne kadar birkaç toplantı yaptığını hatırlattı.

Stoltenberg, “Bu toplantılar devam ediyor. İyi bir ilerleme kaydedildi.” diye konuştu.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Madrid’deki Moncloa Başbakanlık Sarayı’nda biraraya geldi

Toplantıların askeri teknik görüşmeler olduğunu vurgulayan Stoltenberg, bunların Almanya’nın anlaşmazlıkların çözümü konusunda yürüttüğü diplomatik çabalara tamamlayıcı nitelikte olduğunu ifade etti.

Stoltenberg, Almanya’nın çabalarının dün Türkiye ile Yunanistan’ın istikşafi görüşmeleri yeniden başlatma konusunda anlaşmasını sağladığını belirterek, bundan memnuniyet duyduğunu, Türk ve Yunanlı liderlerle yakın temas içinde olmayı sürdüreceğini söyledi.

BERLİN: DİYALOGDAN MEMNUNUZ

Alman Hükumet Sözcüsü Steffen Seibert, bugün Berlin’de yaptığı açıklamada, Almanya’nın Türkiye ile Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki doğal gaz tartışmasını diyalog yoluyla çözmek için masaya oturacak olmasını memnuniyetle karşıladığını duyurdu.

Seibert, “Görüşmelerin kabul edilmesi, iki NATO ortağı arasındaki ilişkiler açısından, ama aynı zamanda tüm bölgenin istikrarı ve Avrupa-Türkiye ilişkileri açısından da önemli bir adım” diye konuştu. Seibert, ancak şu anda Atina ile Ankara arasında dört yıl önce kesintiye uğrayan görüşmelerin yeniden başlamasının öncelikli olduğunu da sözlerine ekledi.

ICG: YAPTIRIM YERİNE DİYALOĞU TERCİH EDİN

Merkezi Belçika’da bulunan Uluslararası Kriz Grubu (ICG) tarafından hazırlanan, Doğu Akdeniz’de yaşanan gerilimle ilgili raporda, Avrupa Birliği’ne, Türkiye konusunda yaptırım yerine diyalog yollarını tercih etmesi tavsiye edildi. Raporda olası bir çatışmanın bedelinin ağır olacağına dikkat çekildi.

“Doğu Akdeniz’de Gerilim Nasıl Azaltılır?” başlığıyla hazırlanan raporda, taraflara bazı uyarılar yapıldı.

“ANKARA’DAKİ RADİKALLERİ GÜÇLENDİRECEKTİR”

Raporda, “Avrupa Konseyi toplantısında, Avrupalı liderler yaptırımları tercih etmek yerine diyalog için daha fazla zaman ayırmalıdır. Diğer cezai tedbirlerin Ankara’yı müzakerelere itmesi olası görünmüyor. Türk firmalarının AB limanlarından yasaklanması, sektörel yaptırımlar, Türkiye’nin AB üyeliğini kolaylaştırmak için ayrılan fonların kesilmesi veya Türkiye’nin AB adaylığının tamamen sonlandırılması gibi daha sert seçenekler, Ankara’daki radikalleri  kesinlikle güçlendirecektir” görüşlerine yer verildi.

“ÇATIŞMANIN BEDELİ AĞIR OLUR”

Doğu Akdeniz’deki olası bir çatışmanın bedelinin ağır olacağına vurgu yapılan rapor şu uyarılarla son buldu: ”Doğu Akdeniz’deki herhangi bir ihtilafın maliyeti yüksek olacaktır. Enerji yatırımını bozacak, Transatlantik güvenliği zayıflatacak ve Türkiye ile AB arasındaki hayati bağlara zarar verecektir. Taraflar bunları yönetmenin bir yolunu bulamazlarsa, deniz sınırlarıyla ilgili anlaşmazlıklar herkes için zararlı sonuçlar doğurabilir.”

Koronalı güvenlik görevlisi nedeniyle AB Zirvesi ertelendi

Okumaya devam et

Popular